KÜTÜPHANE | ZHDANOV

Marksizmin Zaferi


Savaşın küllerinden, yeni demokrasiler ve sömürge halklarının ulusal kurtuluş hareketi doğmuş bulunuyor. Halkların hayatında, sosyalizm gündemdedir. Sınırlarımızın ötesindeki dostlarımızın ve kardeşlerimizin yeni bir toplum uğrundaki mücadelelerinin bilimsel sosyalist kavrayışın ışığıyla aydınlatılmasına biz—Marksizmin zafer kazandığı ülke ve filozofları—yardım etmezsek kim edecektir? Biz onları Marksizmin ideolojik silahıyla aydınlatmazsak bu görevi kim yerine getirecektir?

Ülkemizde sosyalist ekonominin ve kültürün muazzam gelişmesi sürmektedir. Kitlelerin sosyalist kavrayışının durmaksızın gelişmesi, ideolojik çalışmamıza daha da büyük sorumluluklar yüklüyor. Bugün meydana gelen şey, kapitalizmin halkın bilincindeki kalıntılarına karşı geniş bir saldırıdır. İdeolojik cephedeki işçilerimizin saflarına, sosyalist inşanın engin tecrübesini genelleştirmede ve sosyalizmin yeni görevlerini çözmede Marksist bilgi teorisini tam olarak uygulayan filozoflarımız önderlik etmezse, kim edecektir?

Bu büyük görevler karşısında, akla şu sorular gelebilir: Filozoflarımız bu yeni yükümlülüklerin üstesinden gelebilecek durumda mıdırlar? Felsefe cephaneliğimizdeki barut yeterli midir? Felsefi gücümüz zayıflamış mıdır? Felsefe kadrolarımız kendi iç güçlerine dayanarak gelişmelerindeki hataları alt edebilecek ve çalışmalarını yeniden inşa edebilecekler midir?

Bu sorunun bir tek cevabı olabilir. Buradaki felsefe tartışması, gerekli güce sahip olduğumuzu, bu güçlerin hiç de küçük olmadıklarını, kendi hatalarını açığa çıkararak onların üstesinden gelebileceklerini göstermiştir. İhtiyaç duyduğumuz şey, yalnızca gücümüze daha fazla güvenmek, güçlerimizi etkin çarpışmalarda, günümüzün can alıcı sorunlarının ortaya atılmasında ve çözümünde daha fazla sınamaktır. Çalışmamızın hiç de militanca olmayan yavaşlığına son vermenin, eski hatalarımızdan arınmanın, Marx, Engels ve Lenin'in çalıştıkları ve bugün Stalin'in çalıştığı gibi çalışmaya başlamanın zamanıdır.

Yoldaşlar, hatırlayacağınız gibi geçmişte Engels, Marksist bir broşürün 2000 ya da 3000 nüsha basılmasını hararetle selamlıyor ve bunu çok önemli, büyük bir siyasi olay olarak niteliyordu. Bizim ölçülerimize göre önemsiz sayılabilecek böyle bir olgudan Engels, Marksist felsefenin işçi sınıfı içinde derin bir şekilde kök salmış olduğu sonucunu çıkartıyordu. Öyleyse Marksist felsefenin halkımızın geniş tabakalarına yayılması hakkında biz ne demeliyiz; Marx ve Engels, ülkemizde felsefe eserlerinin on milyonlarca basılarak halka yayıldığını bilselerdi, ne derlerdi acaba? Bu, Marksizmin gerçek bir zaferidir ve Marx, Engels, Lenin ve Stalin'in büyük öğretilerinin bizim ülkemizde bütün halkın öğretisi haline geldiğinin canlı bir kanıtıdır. Felsefemiz, dünyada eşi bulunmayan bu temel üzerinde canlı bir şekilde gelişebilmelidir. Sizler çağımıza, Lenin ve Stalin çağına, halkımızın muzaffer çağına layık olmalısınız.