KÜTÜPHANE | ZHDANOV

SOVYET YAZARLARI BİRİNCİ KONGRESİNDE KONUŞMA

17 Ağustos 1934


Sovyetler Birliği Komünist Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi ve SSCB Halk Komiserleri Konseyi adına, Sovyet Yazarları Birinci Kongresine ve onun aracılığıyla, başta büyük proleter yazar A. M. Gorki olmak üzere bütün Sovyet yazarlarına en içten Bolşevik selamlarımı yollamama izin verin.

Yoldaşlar, Kongreniz, sosyalizmin inşası yolunda karşınıza çıkan önemli engellerin aşılmaya başlandığı, sanayileşme siyasetinde ve sovhoz ve kolhozların inşasında kazanılan zafere bağlı olarak ülkemizde sosyalist ekonominin temellerinin atıldığı bir dönemde toplanmış bulunuyor.

Kongreniz, ülkemizde Komünist Partisinin önderliğinde ve büyük yöneticimiz ve ustamız Stalin yoldaşın bilge yönetiminde, sosyalist üretim biçiminin kesin olarak ve bir daha geri dönmemecesine zafer kazandığı bir dönemde toplanmış bulunuyor. Partimiz adım adım, zaferden zafere ilerleyerek iç savaşın ateşlerinden kuruluş dönemine, kuruluş döneminden de bütün milli ekonomide sosyalist inşaya geçerek, kapitalist unsurları milli ekonominin bütün kesimlerinden uzaklaştırarak ülkemizin kapitalist unsurlara karşı zafer kazanmasını sağlamıştır.

SSCB bugün ileri bir sanayi ülkesi ve dünyanın en büyük sosyalist tarım ülkesi haline gelmiştir. SSCB, öncü sosyalist kültür ülkesi ve Sovyet kültürünün gür bir şekilde boyattığı bir ülke haline gelmiştir.

Sosyalist düzenin zafer kazanması sonucunda, sömürücü sınıflar ortadan kalkmış, işsizliğe ve köylük bölgelerdeki yoksulluğa son verilmiş, kentlerdeki yoksul mahalleleri ortadan kaldırılmıştır. Sovyet ülkesinin çehresi bütünüyle değişmiştir. İnsanların bilinçleri de aynı şekilde köklü bir değişikliğe uğramıştır. Bizim “büyük adamlarımız”, artık, sosyalizmi inşa edenler, yani işçiler ve kolhozcu köylülerdir.

Sovyetler Birliği’nin iç ve dış durumunun güçlenmesi, ülkemizde sosyalizmin kazandığı zaferlerle el ele gitmektedir. Sovyetler Birliği’nin uluslararası saygınlığı ve etkisi artmaktadır. Aynı şekilde uluslararası proletaryanın öncü müfrezesi ve yaklaşan dünya proleter devriminin güçlü kalesi olarak oynadığı rol de artmaktadır.

Stalin yoldaş, Partinin 17, Kongresinde, kazandığımız zaferlerin, onları yaratan koşulların ve bugünkü durumumuzun ustalıklı bir tahlilini yapmış, sınıfsız sosyalist toplumun inşasının gerçekleştirilmesi için uzun vadeli çalışma programını ortaya koymuştur. Stalin yoldaş, çalışmamızdaki aksayan yönlerin ve Partimizin ve onun önderliği altındaki milyonlarca işçi ve kolhozcu köylünün, bir an bile durup dinlenmeden üstesinden gelmek için mücadele ettikleri güçlüklerin de derin bir tahlilini yapmıştır.

Ne pahasına olursa olsun, deniz ve demiryolu ulaşımı, meta dolaşımı, demirsiz metaller gibi ulusal ekonominin çok önemli kesimlerindeki geriliğin üstesinden gelmeliyiz. Sosyalist tarımımızın en önemli kesimlerinden olan hayvancılığı yaygınlaştırma çalışmasını geliştirmeliyiz.

Stalin yoldaş, karşılaştığımız güçlüklerin ve eksiklerimizin nedenlerini ortaya koydu. Bunlar, Partinin siyasi çizgisinin ve ikinci beş yıllık planın gereklerine oranla pratik örgütlenme çalışmasındaki geriliğin bir sonucudur. İşte bu yüzden, Partimizin 17. Kongresi, en geniş biçimde, örgütlenme çalışmamızı önümüzde duran büyük siyasi görevlere uygun bir düzeye çıkarmamız gerektiğine işaret etti. Stalin yoldaşın önderliğinde Parti, kapitalist unsurların kesin olarak tasfiye edilmesi, kapitalizmin ekonomide ve insanların bilincinde varlığını sürdüren kalıntılarının yok edilmesi ve ulusal ekonominin teknik inşasının gerçekleştirilmesi uğrunda verilen mücadelede kitleleri örgütlemektedir. Kapitalizmin insanların bilincindeki kalıntılarını yok etmek, burjuvazinin proletarya üzerindeki her türlü etkisine, gevşekliğe, aylaklığa, tembelliğe, küçük burjuva disiplinsizliğine ve bireyciliğine, açgözlülüğe ve kolektif mülkiyet konusundaki sorunsuzluğa karşı mücadele etmek demektir.

Elimizde, yolumuz üzerindeki bütün zorlukların üstesinden gelmemizi sağlayacak sağlam bir silah var. Bu silah Marx, Engels, Lenin ve Stalin’in, Partimizin ve Sovyetlerin varlığında cisimleşen yüce ve yenilmez öğretisidir.

Marx, Engels, Lenin ve Stalin’in yüce davası zafer kazanmıştır. Ve işte bu zafer sayesindedir ki, şu anda Sovyet Yazarları Birinci Kongresi toplanmış bulunuyor. Bu zafer olmasaydı, Kongreniz yapılamazdı. Böyle bir kongreyi bizlerden, Bolşeviklerden başka hiç kimse gerçekleştiremezdi.

Sovyet edebiyatının başarısı, sosyalist inşanın başarısına bağlıdır. Onun gelişmesi, sosyalist rejimimizin yerleşmesinin ve başarı kazanmasının ifadesidir. Edebiyatımız, bütün ülkelerin edebiyatından daha gençtir. Aynı zamanda, içerik bakımından en zengin, en ileri ve en devrimci edebiyattır. Sovyet edebiyatı dışında, işçileri ve ezilenleri her türlü sömürünün ve ücretli kölelik boyunduruğunun ortadan kaldırılması için mücadeleye seferber eden ikinci bir edebiyat yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. İşçi sınıfının ve köylülüğün hayatını ve onların sosyalizm uğruna verilen mücadeleyi konu alan bir edebiyat yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Başka hiçbir yerde, başka hiçbir ülkede bütün ulusların emekçilerinin eşit haklara sahip olmasını, kadınların eşit haklara sahip olmasını savunan bir edebiyat yoktur. Hiçbir burjuva ülkesinde, bizim edebiyatımız gibi, her türlü bilgisizliğe, her türlü gizemciliğe, her türlü yobazlığa ve şarlatanlığa kesin bir biçimde karşı çıkan bir edebiyat yoktur.

Yalnızca, sosyalist inşamızın eti ve kanı olan Sovyet edebiyatı gerçekten en ileri, içerik bakımından zengin ve devrimci bir edebiyat olabilirdi ve öyle de olmuştur.

Sovyet yazarları daha şimdiden Sovyet ülkesindeki yaşamı titizlikle ve gerçeğe bağlı kalarak yansıtan iyi eserler vermişlerdir. Daha şimdiden göğsümüzü kabartacak bir dizi yazarımız vardır. Partinin önderliğinde, Merkez Komitesinin dikkatli ve titiz yönetimi altında ve Stalin yoldaşın büyük destek ve yardımı ile, Sovyet yazarları, Sovyet iktidarı ve Parti çevresinde birleşmişlerdir. Ve işte Sovyet edebiyatımızın yaydığı ışık, bizim rejimimiz, muzaffer sosyalizm rejimi ile can çekişen ve çürüyen kapitalizm arasındaki karşıtlığı daha da açık ve kesin bir biçimde ortaya koymaktadır.

Kapitalist ülkelerdeki işçi geleceğe güvenle bakamazken ve bir gün sonra iş bulup bulamayacağını bilmezken, köylü elindeki toprak parçası üzerinde ertesi gün de çalışabilecek mi yoksa kapitalist bunalım sonucu onu terk etmek zorunda mı kalacak bilmezken, kafa emekçisi bugün işsizken ve yarın da iş bulup bulamayacağını bilmezken burjuva yazarı yazacak ne bulabilir, neyi düşleyebilir, düşünceleri hangi coşkuda akıp gidebilir ve o coşkuyu nerede bulabilir?

Dünyanın, bugün yarın, yeni bir emperyalist savaşın girdabına çekilmesi olasılığı varken burjuva yazarı ne yazabilir, hangi coşkuyu duyabilir?

Burjuva edebiyatı bugün artık büyük eserler yaratacak durumda değildir. Kapitalist rejimin çöküşünün ve yozlaşmasının ifadesi olarak burjuva edebiyatının çöküşü ve yozlaşması, burjuva edebiyatının ve burjuva kültürünün bugünkü durumunun belirleyici eğilimi, belirleyici özelliğidir. Burjuva toplumunun feodaliteye karşı zaferini yansıtan burjuva edebiyatının, kapitalizmin ilerlediği dönemde yarattığı büyük eserleri verme zamanı bir daha geri gelmemecesine geçmiştir. Bu edebiyatın işlediği konular, yazarları ve kahramanları bugün genel bir yozlaşma içindedir.

Proletarya devriminden ölümüne korkan faşizm kültüre saldırmakta, insanlığı tarihin en barbar ve en karanlık çağlarına geri döndürmeye çalışmakta, en büyük dehaların yarattığı eserleri vahşice yok etmekte, yakmaktadır.

Gizemciliğin ve softalığın alıp yürümesi, pornografi merakı burjuva kültürünün çöküşünün ve yozlaşmasının belirleyici özellikleridir. Kalemini sermayeye satmış olan burjuva edebiyatının “ünlü kişileri”, artık, hırsızlar, ajanlar, orospular ve serserilerdir.

Bütün bunlar, burjuva toplumunun soysuzlaşmasının örtbas etme çabasında olan, “Danimarka Krallığında” hiçbir şeyin değişmediğini, her şeyin iyiye gittiğini ve kapitalist toplumda hiçbir şeyin çürüme yolunda olmadığını boş yere kanıtlamaya uğraşan, burjuva edebiyatının özellikleridir. Bu durumu en şiddetli biçimde hisseden burjuva edebiyatının temsilcileri karamsarlığa, yarından kuşku duymaya ve karanlık korkusuna kapılmaktadırlar. Onlar karamsarlığı, sanatın teori ve pratiği olarak yüceltmektedirler. Yalnızca en dürüst ve en ileri görüşlü çok az sayıda yazar, başka yönlerde bir çıkış yolu aramakta ve proletaryanın ve onun devrimci mücadelesinin yanında saf tutmaktadır.

Kapitalist ülkelerin proletaryası daha şimdiden yazarlarından, sanatçılarından oluşan bir ordu yaratmıştır. Bu devrimci yazarların temsilcilerini bugün burada, Sovyet Yazarlarının Birinci Kongresinde selamlamaktan sevinç duyuyoruz. Kapitalist ülkelerdeki devrimci yazarlar ordusu henüz pek büyük değildir; ne var ki, bu ordu genişlemektedir ve sınıf mücadelesine önem vermek ve dünya proleter devriminin güçleriyle aynı yolda yürümek koşuluyla günden güne genişlemeye, devam edecektir.

Bugün burada hazır bulunan otuz kadar yabancı yoldaşın, cephelerimizin ötesinde dünya proleter devriminin yaratacağı güçlü proleter yazarlar ordusunun çekirdeğini ve tohumunu oluşturduğuna kuvvetle inanıyoruz.

Kapitalist ülkelerde durum budur ama bizdeki durum farklıdır. Sovyet yazarları sanat ürünlerinin malzemelerini, konularını, imgelerini, dillerini ve üsluplarını Dinyeprostroy’daki, Magnitogorsk’taki insanların hayatından ve deneylerinden alırlar. Yazarlarımız malzemelerini yiğit Çeliyuskin döneminden, kolhozlarımızın deneylerinden, ülkemizin dört bir yanında sürmekte olan yaratıcı faaliyetten alırlar.

Ülkemizde, edebiyat eserlerinin baş kahramanları, canla başla yeni hayatı inşa edenlerdir; yani, erkek ve kadın işçiler, erkek ve kadın kolhozcular, Parti üyeleri, yöneticiler, mühendisler, genç komünistler, genç öncülerdir. Sovyet edebiyatının başlıca tipleri ve esas kahramanları işte bunlardır. Coşkunluk ve kahramanlık tutkusu edebiyatımızı sarmıştır. Edebiyatımız iyimserdir ama bu iyimserlik bilinçsiz bir içgüdü biçiminde değildir. Edebiyatımız özünde iyimserdir, çünkü ilerleyen sınıfın, biricik ilerici ve öncü sınıfın, proletaryanın edebiyatıdır. Sovyet edebiyatının gücü, yeni bir davaya, sosyalist inşa davasına hizmet etmesinden gelmektedir.

Stalin yoldaş yazarlarımıza, “insan ruhunun mimarları” adını vermiştir. Bu ne demektir? Bu ad, size ne gibi yükümlülükler getirmektedir?

Bu, her şeyden önce sanat eserlerinde hayatı gerçeğe uygun bir biçimde yansıtabilmek; durağan ve cansız bir biçimde ya da yalnızca “nesnel gerçeklik” biçiminde değil de, devrimci gelişmesi içinde yansıtabilmek amacıyla hayatı tanımak demektir.

İşte burada, gerçeği ve somut tarihsel nitelikteki sanatsal yansıtmayı, emekçilerin sosyalizm ruhuyla eğitilmeleri ve ideolojik dönüşümlerinin sağlanması göreviyle birleştirmek gerekir. Sosyalist gerçekçilik adını verdiğimiz edebiyat ve edebiyat eleştirisi yöntemi budur.

Sovyet edebiyatı taraflılık suçlamasından korkmamaktadır. Evet, Sovyet edebiyatı taraflı bir edebiyattır; çünkü sınıf mücadelesinin var olduğu bir çağda, sınıf edebiyatı olmayan, taraflı olmayan, siyaset dışı bir edebiyat olamaz.

Bence, edebiyatımızın taraf tutma özelliğinden söz eden her kalın kafalı burjuvaya, her dar kafalıya, her burjuva yazarına Sovyet yazarı şöyle cevap vermelidir: “Evet, Sovyet edebiyatı taraflıdır ve biz bundan gurur duyuyoruz. Çünkü biz emekçilerin ve bütün insanların kapitalist kölelik zincirinden kurtarılmasından yanayız.”

İnsan ruhunun mimarı olmak demek, her iki ayağını da gerçek hayatın toprağına basmak demektir. Bu, eski tür romantizmden; var olmayan bir dünyayı ve kahramanları yansıtan, okuyucuya temelsiz ve düşsel bir dünya sunarak hayatın çelişmelerinden ve boyunduruğundan kaçmasını sağlayan romantizmden bağlarını koparmak demektir. Ayağını sağlam materyalist temele basan edebiyatımızda da romantizm vardır, ama bu yeni tür bir romantizm, devrimci romantizmdir. Sosyalist gerçekçiliğin, Sovyet edebiyatının ve edebiyat eleştirisinin temel yöntemi olduğunu söylüyoruz. Bunun anlamı ise, devrimci romantizmin, edebi yaratıcılığın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğidir. Çünkü, Partimizin bütün hayatı, işçi sınıfının bütün hayatı ve mücadelesi, en sıkı, en akılcı pratik çalışmayla kahramanlığı ve en yüce hedefleri birleştirmeye adanmıştır. Partimiz, en çetin pratik anlayışını en geniş yönelimlerle, geleceğe doğru sürekli ilerlemeyle, komünist toplumun inşası mücadelesiyle birleştirebildiği için daima güçlü olmuştur.

Sovyet edebiyatı kahramanlarımızı yansıtmayı bilmelidir, yarınlarımıza bakmayı bilmelidir. Bu, onun hayalci olmasını getirmez, çünkü yarınlarımız bilinçli ve yöntemli bir çalışmayla bugünden yaratılmaktadır.

Edebiyat tekniğini bilmezsek insan ruhunun mimarı olmayı başaramayız. Burada, yazarın tekniğinin, kendine özgü nitelikler taşıdığını da belirtmek gerekir.

Sayısız silaha sahipsiniz: Sovyet edebiyatı her türden silahı (anlatım, biçim ve edebi yaratıcılık yöntemleri) çeşitliliği ve bütünlüğü içinde ve bu alanda daha önceki çağlarda yaratılmış iyi olan ne varsa alıp kullanmak yönünde her türlü olanağa sahiptir. Bu açıdan, teknik ustalık kazanmak ve önceki çağların edebiyat mirasını eleştirici bir biçimde özümlemek, bir görevdir. Öyle ki bu görevi yerine getirmeden insan ruhunun mimarı olabilmek mümkün değildir.

Yoldaşlar, proletarya, maddi ve manevi kültürün diğer alanlarında olduğu gibi edebiyat alanında da, dünya edebiyat hazinesinde iyi olan her şeyin mirasçısıdır. Burjuvazi edebiyat mirasını har vurup harman savurmuştur; bize düşen bu mirası toparlamak, incelemek ve eleştirici bir biçimde özümleyerek daha ileri gitmektir.

İnsan ruhunun mimarı olmak demek, zengin bir dil ve niteliği yüksek eserler yaratmak için canla başla çalışmak demektir. Edebiyatımız henüz çağımızın ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde değildir. Onun zayıflığı, bilincin, iktisadi hayatın gerisinde kaldığını yansıtmaktadır, yazarlarımız da elbette bundan bağımsız değildir. İşte bu yüzden, Sovyet yazarları sosyalizm ruhuyla kendilerini eğitmek ve ideolojik bakımdan cihazlanmalarını sağlamak için yorulmak bilmeden çalışmalıdırlar. Bu çalışma, Sovyet yazarlarının okuyucularını eğitebilmelerinin ve böylece insan ruhunun mimarı olmayı başarabilmelerinin vazgeçilmez koşuludur.

Edebiyat, sanatında yetkin bir ustalığa ihtiyacımız vardır; bu açıdan A. M. Gorki’nin, niteliği yüksek bir edebiyat ve zengin bir dil yaratma mücadelesinde Partiye ve proletaryaya yaptığı hizmet büyüktür.

Sovyet yazarları çağa uygun, çağdaşlarının dersler çıkarabileceği ve gelecek kuşakların gurur duyacağı eserler yaratmanın bütün koşullarına sahiptirler.

Sovyet edebiyatının, kültür alanında kitlelerin geniş ihtiyaçlarına cevap verecek eserler yaratmasının bütün koşulları sağlanmıştır. Yalnızca Sovyet edebiyatı, okuyucularına, emekçilerin hayatına bu kadar yakın olma olanağına sahiptir. Bu kongre, bu açıdan özellikle önemlidir. Yalnızca yazarlar tarafından değil, onlarla birlikte bütün ülke tarafından hazırlanmıştır. Bu hazırlık sırasında Partinin, işçilerin ve kolhozcu köylülüğün Sovyet yazarlarına duydukları sevgi ve ilgi, aynı zamanda Sovyet yazarları konusunda gösterdikleri titizlik ve onlardan bekledikleri şeyler parlak bir biçimde ortaya konmuştur. Bizim yurdumuzdan başka hiçbir yerde edebiyata ve yazarlara bu kadar değer verildiği görülmemiştir.

Kongrenizin çalışmalarını ve Sovyet Yazarlar Birliğinin gelecekteki çalışmasını, yazarların yaratıcı faaliyetinin sosyalizmin kazandığı zaferlerle el ele gitmesini sağlayacak biçimde düzenleyin.

Yetkin ustalıkta, ideolojik ve sanatsal içeriği yüksek eserler ortaya koyun!

Halkın sosyalizm ruhuyla yeniden eğitilmesinin en etkin örgütleyicileri olun!

Sınıfsız sosyalist toplumun kurulması mücadelesinin en ön safında yer alın!