KÜTÜPHANE | ZHDANOV

Sanatsal Ustalık


Biraz da sanatsal ustalığın yitirilmesi tehlikesine değinmek istiyorum. Biçimci akım müziğin yoksullaşmasını ve onunla birlikte sanatsal ustalığın yitirilmesi tehlikesini getirir. Buna bağlı olarak bir diğer yaygın hatayı incelemeliyiz. Bu hata, klasik müziğin daha basit, çağdaş müziğin ise daha karmaşık olduğu ya da çağdaş müziğin tekniğinin karmaşıklığının ileri bir adımı ifade ettiği inancıdır. Bütün gelişmenin basitten karmaşığa doğru ve özelden genele doğru olması, bu sonuncu görüşün gerekçesini oluşturmaktadır.

Her türden karmaşıklığın, ustalığın gelişmesi anlamına geldiği doğru değildir. Hangi türden olursa olsun, karmaşıklığın ilerlemeyi yansıttığını düşünen kimse büyük bir yanılgı içinde demektir. İşte size bir örnek: Rus yazı dilinin çok sayıda yabancı sözcük içerdiğini biliyoruz ve Lenin’in yabancı sözcüklerin yanlış kullanımıyla nasıl alay ettiğini ve anadilimizin yabancı etkilerden arındırılması gerektiğini kuvvetle savunduğunu da biliyoruz. Rus dilinde tam karşılığı olan bir sözcüğün yerine yabancı karşılığını geçirerek dili karmaşıklaştırmak, hiçbir zaman ileri bir adım olmamıştır. Örneğin, losung (“slogan” sözcüğünün Almancası) yerine artık Rusça Prizyv kullanılmaya başlanmıştır; bu tür bir değişiklik ileri bir adımı ifade etmez mi? Müzikte de aynı şey, geçerlidir. Bestecilik yöntemlerinin tümüyle yapay bir biçimde karmaşıklaştırılması, müziğin yoksullaştırılması yönündeki bir eğilimi gizler.

Müzik dilinin ifade yeteneği gitgide azalmaktadır. Müziğe o kadar kaba ve uyumsuz etkenler sokulmaya başlanmıştır ki, zevk duyurma görevini yerine getiremez olmuştur.

Yoksa müziğin estetik özelliği ortadan kaldırılmalı mıdır? Yeniliğin anlamı bu mudur? Müzik kendi kendine bir konuşmaysa, besteci kendisiyle mi konuşmaktadır? Eğer öyleyse halka neden aktarılıyor? Bu müzik halka karşı ve sapına kadar bireyci bir nitelik kazanmaktadır ve halkın onun yazgısına karşı kayıtsız olması son derece haklıdır. Eğer dinleyicilerin kaba, çirkin, atonaliteye ve sürekli uyumsuzluğa dayanan müziği beğenmeleri isteniyorsa, uyumsuz sesler ve uyumsuz ses bileşimleri kural, uyumluluk ise kuraldışı bir duruma gelmişse, işte o zaman müziğin temel ölçütleri terk edilmiş demektir.

Kübizmin ve fütürizmin, resmi yozlaştırmaktan başka bir amacı olmadığı gibi, bütün bunların da müziğin varlığına yönelmiş bir tehdit olduğu açıktır. Müziğin bütün çeşitliliğini göz ardı etmek doğru değildir. Bunun neye yol açtığı gene Muradeli’nin operasında görülebilir. Büyük sanat ustalarının bu konuda ne kadar esnek olduklarını hatırlayalım. Onlar halkın çeşitli türlerde müzik istediğini çok iyi anlıyorlardı. Sizler neden onlara hiç benzemiyorsunuz? Sizler bu konuda, sanatlarının doruğunda oldukları halde halk için şarkılar, solo olarak, koroyla ya da orkestra ile söylenen şarkılar yazan bestecilerden çok daha katısınız.

Ezgi ortadan kaybolmaya başlamıştır. Ezginin yok olması pahasına ritme büyük önem verilmesi çağdaş müziğin özelliklerinden biridir. Oysa müziğin ancak, belli bir uyumlu bileşim içinde temel unsurları barındırdığı takdirde zevk verebileceğini biliyoruz. Tek yanlı bir biçimde yalnızca birine önem vermek müziğin çeşitli unsurları arasındaki doğru etkilenmeyi bozar ve doğal olarak normal insan kulağı tarafından kabul edilemez.

Müzik araçlarının, işlevleri dışındaki amaçlar için kullanılmaları da çarpıtma anlamına gelir; örneğin piyanonun vurgulu çalgı olarak kullanılması. Çalgısal müziğin tek yanlı gelişmesi uğruna sözlü müziğin rolü azaltılmaktadır. Bizzat sözlü müzik de normal şarkı ölçütlerinin ihtiyaçlarına gitgide daha az cevap verir olmuştur. Burada Derjinskaya ve Katulskaya yoldaşlar tarafından dile getirilen, şarkıcıların eleştirileri tümüyle dikkate alınmalıdır.

Bütün bunlar ve müzik sanatının ölçütlerinden buna benzer uzaklaşmalar, yalnızca müziğin temellerinin çiğnenmesini değil, aynı zamanda normal insan kulağının temel fizyolojisine karşı bir saldırıyı da ifade eder. Ne yazık ki, müziğin insan organizması üzerindeki fizyolojik etkisini ele alan teori, henüz yeterince gelişmemiştir. Gene de kötü, uyumsuz müziğin hiç kuşkusuz ruhsal ve fizyolojik işlevlerin dengesini bozduğu, akılda tutulmalıdır.