KÜTÜPHANE | ZHDANOV

Felsefe Cephemizi ilerletmek


Felsefe çalışmalarımızın ne militan bir ruhu ne de Bolşevikçe bir hızı vardır. Bu açıdan bakıldığında, Aleksandrov’un ders kitabındaki hatalı tezlerden bazıları bütün felsefe cephemizdeki geriliği yansıtmakta ve dolayısıyla tek başına ve rastlantısal bir olayı değil, bütün bir süreci oluşturmaktadır.

Tartışmamızda sık sık “felsefe cephesi” terimini kullandık. Peki ama bu cephe nereden geçmektedir? Felsefe cephesinden söz ettiğimizde aklımıza derhal, Marksist teoriye tamamen hakim militan filozoflardan oluşan örgütlü bir müfrezenin, bilimimizi sürekli olarak ilerleten, sosyalist toplumuzun emekçi halkını yolumuzun doğru olduğu bilinciyle ve davamızın zaferine bilimsel bir güvenle donatan bir müfrezenin, yurtdışındaki düşman ideolojiye ve burjuva ideolojisinin Sovyet halkının bilincindeki kalıntılarına karşı kararlı bir şekilde hücuma geçmesi geliyor.

Ama felsefe cephemiz, böyle gerçek bir cepheye benziyor mu? Hayır, o daha çok durgun bir dereyi ya da savaş alanının çok gerilerindeki bir konak yerini andırmaktadır. Henüz savaş alanına girişilmemiş, çoğu durumda düşmanla temas kurulmamıştır; keşif yapılmamaktadır; silahlar paslanmakta, erler kendi inisiyatifleriyle çarpışmaktadırlar; komutanlar ise ya geçmiş zaferlerle sarhoş durumdadırlar ya da hücuma geçmeye yetecek güçlerinin olup olmadığını, dışarıdan yardım istemenin gerekip gerekmediğini tartışmakta ya da bilincin günlük hayatın ne kadar gerisinde kalıp da çok geri kalmış gibi gözükmeyeceği konusunda sohbet etmektedirler.

Öte yandan Partimiz, felsefi çalışmamızın bir atılım yapmasına adı olarak ihtiyaç duymaktadır. Her geçen günün sosyalist hayatımıza getirdiği hızlı değişiklikler filozoflarımız tarafından genelleştirilmemekte, Marksist diyalektik açısından aydınlatılmamaktadır. Bu, felsefe biliminin gelişmeye devam etmesinin koşullarını daha da güçleştirmektedir. Dolayısıyla felsefi düşüncenin gelişmesi, büyük ölçüde profesyonel filozoflarımızın dışında meydana gelmektedir. Buna kesinlikle izin yerilemez.

Felsefe cephemizdeki geriliğin herhangi bir şekilde nesnel koşullara bağlı olmadığı açıktır. Nesnel koşullar her zamankinden elverişlidir. Bilimsel tahlil ve genelleme bekleyen malzeme sonsuzdur. Felsefe cephesindeki geriliğin nedenleri öznel alanda aranmalıdır. Bu nedenler, Merkez Komitesinin ideolojik cephenin diğer kesimlerindeki geriliği tahlil eder”ken ortaya koyduğu nedenlerin esas olarak aynısıdır.

Hatırlayacağınız gibi, Merkez Komitesinin ideolojik sorunlara ilişkin kararları edebiyat ve sanattaki biçimci ve siyaset dışı tutumları hedef almakta, yabancı etkilere boyun eğmeye karşı çıkmakta ve edebiyat ve sanatta militan Bolşevik taraflılığını savunmaktadır. İdeolojik cephemizde çalışan çeşitli işçi gruplarının daha şimdiden Merkez Komitesinin kararlarından doğru sonuçlar çıkardıkları ve bu doğrultuda önemli başarılar elde ettikleri bilinmektedir.

Ne var ki, filozoflarımız geride kalmışlardır. Felsefi çalışmadaki ilke, fikir ve içerik yokluğunun, çağdaş temaların ihmalinin, burjuva felsefesi önünde hayranlıkla eğilme tutumlarının varlığının farkına varmadıkları anlaşılmaktadır. Herhalde onlar, ideolojik cephedeki dönüm noktasının kendilerini ilgilendirmediğini düşünüyorlar. Oysa şimdi bu dönüm noktasını aşmanın gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Felsefe cephesinin ideolojik çalışmamızın en ön saflarında yer almamasının sorumluluğunun önemli bir kısmı, maalesef Aleksandrov yoldaşa aittir. Onun, kendi çalışmasındaki zaafları keskin bir eleştiriyle açığa çıkarma yeteneğine sahip olmaması üzücüdür. Aleksandrov’un kendi yeteneklerini abarttığı ve bütün filozoflar topluluğunun kolektif tecrübe ve bilgisine dayanmadığı açıktır. Dahası, çalışmalarında yakın iş arkadaşı ve hayranlarının oluşturduğu dar bir çevreye çok fazla bel bağlamaktadır. Felsefi faaliyet her nasılsa küçük bir filozoflar grubunun tekeline girmiş, özellikle taşradaki çok sayıda filozof ise yönetim çalışmalarına dahil edilmemişlerdir.

Böylece filozoflar arasındaki doğru ilişkilerin zedelendiği ortaya çıkmaktadır.

Felsefe tarihi ders kitabı gibi bir eserin yaratılmasının tek bir kişinin gücünü aştığı ve Aleksandrov yoldaşın daha başından itibaren diyalektik materyalistlerden, tarihsel materyalistlerden, tarihçilerden, doğa bilimcilerinden ve iktisatçılardan oluşan geniş bir yazarlar çevresine başvurmuş olmasının gerektiği açıktır. Aleksandrov yoldaş çok sayıda yetenekli insandan oluşan böyle geniş bir gruba dayanmamakla, kitabının hazırlanmasında yanlış bir yöntem seçmiştir.

Bu hata düzeltilmelidir. Kuşkusuz felsefi bilgi, kolektif olarak bütün Sovyet filozoflarının malıdır. Çok sayıda yazarı işe katma yöntemi, şimdi yakın gelecekte hazır olması beklenen ekonomi-politik ders kitabının hazırlanmasına uygulanmaktadır. Bu çalışmaya yalnızca iktisatçılardan değil, aynı zamanda tarihçi ve filozoflardan oluşan geniş çevreler de dahil edilmiştir. En güvenilir yaratıcı çalışma yöntemi budur.

Bu, aynı zamanda başka bir fikri, genel bilimsel önem taşıyan geniş kapsamlı sorunların çözümü için, şu anda birbirleriyle yetersiz ilişkileri olan, çeşitli ideolojik alanlarda çalışan işçilerin çabalarının birleştirilmesi fikrini içermektedir. Bu, ideolojinin çeşitli dallarındaki işçilerin karşılıklı olarak birbirlerini etkileyen bir faaliyet göstermelerini sağlamakta ve keşmekeş içinde değil örgütlü ve birleşik bir şekilde ilerlememizi, dolayısıyla başarı kazanmak için en elverişli koşullara sahip olmamızı güvence altına almaktadır.