KÜTÜPHANE | ROBERT FISK

AFGANİSTAN'DA MÜTTEFİKİMİZ KİM?
Robert Fisk
"İttifak, ABD'de, 7 bin masum sivili öldürmedi.
Onlar, katliamlarını, Afganistan'da kendilerine ait olan topraklarda yaptılar."

Bir terörist gruptan kendimizi kurtarmak için başka bir terörist grubu kiralamaya hazırız. Merak ediyorum, New York ve Washington'un kurbanları bunun hakkında ne düşünürlerdi?

CNN'de, "Amerika's New War" --Amerika'nın Yeni Savaşı-- diye adlandırıyorlar. Ve tabii, her zamanki gibi yanlış anlıyorlar. Çünkü, geçen ay New York ve Washington'da insanlığa karşı suç işleyen kötü adamları "adaletin önüne getirmek" --gelecek günlerde bu sözü hatırlayalım-- arzumuz adına, tanınmış tecavüzcü ve katilleri bizimle çalışmaları için kiralıyoruz. Evet, bu eski bir savaş... Dünyada, son 30 yıldır sıkıcı bir rutin içinde başkaları için çalıştırılanlara şahit olduk. Vietnam'da, Amerikalılar daha fazla kayıp vermeyi önlemek istediler; Güney Vietnam ordusunu kendi taşeron askerleri olmaları için yeniden silahlandırdılar ve eğittiler.

Güney Lübnan'da, İsrailliler, Lübnanlı milis katillerini Filistinliler'le ve Hizbullah'la savaşmaları için kullandılar. Falanjistler ve sözde "Güney Lübnan Ordusu", İsrail'in taşeron askerleri olacaktı. Başaramadılar, ama bu vekaleten savaşların doğasında var. Kosova'da, UÇK bizim taşeron askerliğimizi yaparken, iyi silahlanmış NATO birliklerimizi tehlikeden uzak tuttuk.

Ve şimdi, yüzümüz kızarmadan ya da utanç duymadan, Afganistan'daki sözde "Kuzey İttifakı"nı yükümlülük altına sokmak üzereyiz. Amerikan gazeteleri, Usame bin Ladin'i ve Taliban'ı ele geçirmek / adaletin önüne getirmek / açığa çıkarmak / defetmek / tasfiye etmek için "Kuzey İttifakı"nın taşeron askerlerimiz olacağını --ciddi ciddi-- söylüyorlar. "İttifak"taki katillerin tüm kanlı ve zorba eylemlerini gayet iyi bilen Amerikan yetkilileri, Taliban'ı ve teröristleri ülke dışına sürecek, Afganistan'a demokrasi getirecek adamların bunlar olacağını iyi niyetle öne sürüyorlar. Aslında, bir terörist gruptan kendimizi kurtarmak için başka bir terörist grubu kiralamaya hazırız. Merak ediyorum, New York ve Washington'un kurbanları bunun hakkında ne düşünürlerdi?

Ama, ilk olarak, hafızamızı bulandırmayalım. 11 Eylül saldırıları, insanlığa karşı işlenen bir suçtu. Bu toplu cinayeti planlayanlar, adaletin önüne getirilmelidir (tekrar: -melidir). Eğer bu, Taliban'ın baskıcı ve gerici Suudi tarzı "adaleti"nin sonu demekse de yeterince adil. Kuzey İttifakı --savaşçıların, yurtseverlerin, tecavüzcülerin ve işkencecilerin birliği-- ABD'de 7 bin sivili katletmedi (tekrar: -medi). Evet, onların arasındaki katiller, katliamlarını Afganistan'ın kendilerine ait olan topraklarında gerçekleştirdiler. Aynı, Taliban gibi. Dünya, Dünya Ticaret Merkezi kan ve toz içinde çökerken bile, Taliban'ın gücüne tek engel olarak kalan Kuzey İttifakı lideri Penşir Aslani, yürekli ve yurtsever Ahmed Şah Mesud'un öldürülmesinin yasını tuttu. Şah Mesud, belki Amerika'daki katliam düşünülerek, ABD'nin misillemesindeki olası müttefiklerini güçsüzleştirmek için öldürüldü. Her şekilde, birleştirici kişiliği, liderlik ettiği gangsterleri unutmamıza yol açtı.

Örnek olarak; 90'larda Kabil'in varoşlarından geçen yollar boyunca, yağmacıların ve tecavüzcülerin lideri olan İttifak'ın en güçlü gangsterlerinden Abdulraşid Dostum'u gözardı etmemize izin verdi. Mesud'un gözleri önünde, zorunlu evlilikler için kızlar alıkondu, aileleri öldürüldü. Dostum'un, rüşvet için Taliban'a katılmak ve Afganistan hükümetini oluşturan Vahabi çetelerinin katliamlarına eşlik etmek, sonra da İttifak'a dönmek gibi taraf değiştirme alışkanlığı da vardı.

Sonra bir Peştun olan ve "Afganistan'ın Özgürlüğü için İslami Birlik Partisi"ni yürüten, ama silahlı askerleri Şii ailelere işkence eden, 1992-1996 yılları arasında insan hakları ihlalleri serilerinde birçok kadını seks köleleleri gibi kullanan Resul Sayaf var. Sayaf, İttifak'taki 15 liderden sadece biri; ancak Kabil'in ürkmüş insanları, bu suçluların Amerika'nın yeni taşeron askerleri arasında olacağı düşüncesiyle iliklerine kadar dondu bile.

Amerikalıların ısrarı üzerine Kuzey İttifaki, monarşiyi tekrar kurma iddiasında olmadığını söyleyen ama hırslı torununun Afganistan için başka planlar yapması muhtemel olan yaşlı ve hasta eski kral Muhammed Zahir Şah'la görüşmeler yaptı. "Afganistan'ın Ulusal Bütünlüğü için Yüksek Şura" kurulmasından sonra, 'âkıl adamlar'ın geçiş hükümeti seçmek için bütün aşiretleri biraraya getireceği söylendi. Ve yaşlı krala da ulusal birliğin sembolü, demokrasinin çöküp komünizmin ülkeyi yok etmesinden önceki, eski güzel günleri hatırlatan bir simge rolü veriliyor. Ve biz de Zahir Şah'ın --kişisel olarak iyi biri olmasına ve Taliban'ın yanında bir aziz gibi kalmasına rağmen-- büyük bir demokrat olmadığını unutmak zorunda kalacağız.

Afganistan'ın bir tür düzeni tekrar kurmak için ihtiyacı olan şey, kana bulanmış bir grup etnik gangster yerine uluslararası güçtür. Bu, Birleşmiş Milletler gücü olmak zorunda değil, ama Batılı birlikleri kapsayan ve çevre Müslüman ülkeler tarafından desteklenen --inşallah Suudiler değil-- ve yolları, gıda depolarını ve telekomünikasyonu onarabilecek bir güç olmalıdır. Afganistan'da, hükümetin altyapısını tekrar kurmasını sağlamaya yardım edebilecek, iyi eğitimli akademisyen ve kamu görevlileri hâlâ var. Bu çerçevede, eski kral, etnik olarak karışık bir hükümet kurulmadan önce, birliğin sadece geçici bir sembolü olabilir.

Ama bizim planladığımız bu değil. ABD'de 7 binden fazla masum insan öldürüldü ama 1980'den bu yana öldürülen iki milyona yakın Afgan'ın bunların yanında esamesi okunmadı. İnsani yardım göndersek de göndermesek de, açlık çeken bu topraklara, Taliban'ı yokedecekleri ve bin Ladin'i bedel ödemeden ele geçirecekleri umuduyla bir grup çeteyi silahlandırmak için daha çok silah akıtıyoruz.

Benim bütün bunlar hakkındaki önsezim karanlık. "Kuzey İttifaki" bizim için çalışacak. Bizim için ölecekler. Ve onlar bizim için ölürken; biz Taliban'ı bölmeye ve kurulacak hükümette, düşmanları olan İttifak'ın yanında koltuk vaat ederek daha az katil olan kafadarlarıyla anlaşmaya varmayı deneyeceğiz. Kraliçe'nin şilinini ya da Bush'un dolarını almayacak olan öteki Taliban ise, bin Ladin'le ya da onsuz, dağ eteklerinden adamlarımıza ateş edecek, jetlerimizi vuracak ve Batı'yı daha fazla saldırıyla tehdit edecek.
Ve bir noktada, --hala Kabil'de bir kukla hükümet kurduğumuz düşüncesine dayanarak-- İttifak dağılacak ve etnik düşmanlarına ya da --eğer hala ortalarda olursak-- bize karşı dönecek.

Çünkü İttifak biliyor ki; biz onlara para ve silah yardımını, Afganistan'ı sevdiğimiz, ya da bölgeye barış getirmek istediğimiz, ya da Güney Batı Asya'da demokrasiyi yerleştirmekle özel olarak ilgilendiğimiz için yapmıyoruz. Batı cömertliğini sergiliyor; çünkü tek amacı Amerika'nın düşmanlarını yok etmek.

1980'de Sovyetler Birliği'ne karşı cesur, zalim ve acımasız mücahitleri desteklediğimizde ne olduğunu bir hatırlayın. Onlara para ve silah sağladık ve Ruslar ülkeden çıkartıldıktan sonra politik destek sözü verdik. 'âkıl adamlar'dan çok bahsedildiğini hatırlıyorum ve o dönem daha az yaşlı olan kralın Afganistan'a geri gönderilmesi bile gündeme gelmişti. Bugün önerdiğimiz şey de bunun aynısı.
Ve şunu sorma cüretini göstermeme izin verin: yeni ve istekli taşeron askerlerimizin arasında kaç tane Bin Ladin var?

Amerika'nın gerçekten 'yeni savaşı'.