KÜTÜPHANE | EKONOMI-POLITIK

3- TİCARİ KÂR
     

Sanayi Sermayesi ve Ticari Sermaye

     
      Artı-değer">

KÜTÜPHANE | EKONOMI-POLITIK

3- TİCARİ KÂR
     

Sanayi Sermayesi ve Ticari Sermaye

     
      Artı-değer, üretim süreci içinde, işçi sınıfının emeği ile yaratılmıştır. Artı-değere, ilkin işletme sahibi olan sanayi kapitalisti sahip çıkar. Artı-değer, ticaret kapitalistleri dahil, sömürücü sınıfın bütün öteki gruplarına, sanayici kapitalistten geçerek gider. Sanayi kapitalisti, artı-değerin bir bölümünü neden tüccara bırakır? Kapitalist ekonomide, üretilen metalar, satışa çıkarılır. Bundan dolayı, metaların yalnızca üretilmiş olması yeterli değildir. Onların bir de satılma işi vardır. Sanayici kapitalist, genel kural olarak metaını, tüketiciye ulaştıracak olan tüccara satar.
      Tüccar kapitalistin görevi, meta-sermayeyi para-sermayeye çevirmekten ibarettir. Eğer ticaret kapitalisti olmasaydı, sanayici kapitalist, yerel ticarethaneler açmak ve onları işletmek için tezgahtar vb. tutmak amacıyla ek bir sermayeye gereksinme duyacaktı. Ama sanayici kapitalist bunu tüccara bıraktı. Toplumsal planda, ticari sermaye, tamıtamına sanayi sermayesinden ayrılan ek sermayeyi oluşturur; bu sermaye, kârın bir bölümünden yararlanan tüccar kapitalistlerin sermayesi şeklinde, sanayi sermayesinin karşısına çıkar. Tüccarların aldığı kâra, ticari kâr denir. [sayfa 129]
     

Ticari Kârın Kaynağı

     
      Ticari kâr,
artı-değerin bir bölümünü oluşturur. Bu artı-değer bölümünü, sanayici, metalarını satmayı üzerine alan tüccara bırakır. Sanayici kapitalistler metalarını tüccarlara, üretim fiyatlarının altında bir fiyata satar. Tüccar da, bu metaları, üretim fiyatları üzerinden satar. Kapitalist tüccarlar, bu farka sahip olurken, bütün sanayiciler gibi, sermayelerinden ortalama bir kâr elde ederler. Kapitalist tüccarın karı, ortalama kârın altına düşerse, ticaret, zararına olur ve tüccar, sermayesiyle birlikte sanayiye geçer. Sanayici ve tüccar ortalama bir kâr gerçekleştirirler. Bununla birlikte bu, onların eşit bir kâr quantum'u elde edecekleri anlamına gelmez. Pek doğaldır ki, sanayici kapitalistler, tüccarların meta satışına ayırdıkları sermayeden çok daha fazlasını üretime yatırarak, daha yüksek bir kâr quantum'u elde edeceklerdir. Ama yatırılan sermaye payı eşitse, onların kârları da eşit olur.
      Ticari kâr şekline dönmekle, artı-değer, tanınmayacak bir kılığa girer. Ticari sermaye üretime katılmaz, ve kârın bizzat ticari işlem sonucunda, yani dolaşım sırasında ortaya çıktığı sanılır.
     

Dolaşım Harcamaları

     
      Metaların satışa çıkması, dolaşım harcamaları adı verilen bazı giderleri gerektirir.
      Kapitalist dolaşım harcamaları ikiye ayrılır. Gerçek anlamda harcamalar, metaların alımına ve satımına doğrudan doğruya bağlı bulunan giderlerdir. Bunlar, metaın paraya ve paranın metaya dönmesi bakımından zorunlu giderlerdir. Büyük kısmı personele ödenen giderler, ticari büroların yönetim, ilan giderleriyle, spekülasyon ve rekabetin rasgele ortaya çıkardığı giderler, buraya girer. Gerçek dolaşım harcamaları, metaya hiçbir değer katmazlar ve sanayici kapitalistlerden alınan artı-değerin bir bölümü ile kapitalistler tarafından [sayfa 130] karşılanmıştır. Sözkonusu giderlerin büyük bir bölümünü, kapitalist ticaretin dolaşım harcamaları oluşturur.
      Dolaşım alanında üretim sürecinin devamını kapsayan giderler
, toplum için zorunlu olan ve kapitalist ekonominin özel niteliklerine bağlı bulunmayan harcamaları içerirler: metaların muhafaza ve depolanması, tamamlanması, taşınması, ambalajı vb.. Her ürün, ancak tüketime hazır bir duruma getirildiği zaman tüketiciye teslim edilir. Metaların tamamlanması, taşınması, ambalajı, metaların değerine yeni bir değer katar; ve bundan dolayıdır ki, dolaşım harcamaları üretim harcamalarından ayrılmaz.
      Kapitalist rejimde dolaşım harcamaları, en başta da özellikle reklamın yolaçtığı harcamalar durmadan artar. Dolaşım harcamalarının çoğalması, burjuva toplumu içinde asalaklığın yaygınlık kazandığını gösterir. Kapitalist ülkelerde dolaşım harcamaları, perakende ticaret tutarının hemen hemen üçte-birini oluşturur ve emekçilerin sırtında ağır bir yüktür.
     

Kapitalist Ticaret Şekilleri
Dış Ticaret

     
      Bugünkü kapitalist ekonomide iç ticaret, başlıca iki şekle girer: toptan ticaret ve perakende ticaret. Toptan ticaret (sanayici ve tüccar) kapitalistler arasında yapılır. Perakende ticaret, metaların doğrudan doğruya halka satılmasıdır.
      Toptan ticaretin bir büyük önemi meta borsalarına bağlanmış olmasıdır. Ticaretin örnek parçalar (eşantiyonlar) üzerinden yapıldığı, metaların arz ve talebinin ülke çapında, ve çok kez de bütün kapitalist dünya çapında yansıtıldığı borsa, pazarın özel bir şeklidir.
      Dış ticaret
, yani ülkeler arasında yapılan ticaret, ihracat ve ithalat şeklindedir. İhracat ve ithalat arasında (fiyatlar üzerine kurulan) oran, ticari dengeyi belirler. Ticari denge, aktif ya da pasif olabilir. İhracat ithalattan fazla olursa, ticari denge aktiftir. İthalat ihracattan fazla olursa, ticari denge [sayfa 131] pasiftir.
      Metaların dış pazarlarda satılması, kapitalistlere, üretim hacmini büyütme ve böylece de kazançlarını artırma olanağı verir. Sanayi bakımından ileri ülkelerin kapitalistleri, azgelişmiş ülkeler ile ticaret yapmaktan, özellikle kârlı çıkarlar. Bu durum, sınai maddelerin, geri kalmış ülkelere, nispeten daha yüksek fiyatlarla akıtılmasına karşılık, hammaddelerin oralardan daha düşük fiyatlarla satın alınmasına dayanır. Dış ticaret, gelişmiş ülkeler için, geri kalmış ülkeleri, ekonomik bakımdan köleleştirme yollarından biridir.