KÜTÜPHANE | EKONOMI-POLITIK

4. FEODALİZMİN DAĞILMASI VE ORTADAN KALKMASI FEODAL DÜZENİN BAĞRINDA KAPİTALİST  İLİŞKİLERİN DOĞUŞU

     
      Feodal düzen">

KÜTÜPHANE | EKONOMI-POLITIK

4. FEODALİZMİN DAĞILMASI VE ORTADAN KALKMASI FEODAL DÜZENİN BAĞRINDA KAPİTALİST  İLİŞKİLERİN DOĞUŞU

     
      Feodal düzen, köleci düzenin üretici güçlerinin daha üstün bir gelişme düzeyine tanık oldu. Bu dönemde, tarım tekniği ilerlemiş, tarım saban ve diğer demir aletler geniş ölçüde yayılmıştı. Tarımın yeni dalları ortaya çıktı. Bağcılık, ve buna bağlı olarak şarapçılık, ve bahçecilik gelişti; yağ ve peynir gibi hayvancılıkla ilgili dallar da yaygın bir hal aldı. Çayır ve otlaklar genişletildi, toprağın ıslahında yeni usüller uygulandı.
      Kentlerde, aletler ve hammaddelerin işlenme usüllerinde yetkinleşme; zanaat kollarında uzmanlaşma başladı. Yeni üretim dalları ortaya çıktı: silah yapımı, çinicilik, bıçakçılık, kilitçilik, kunduracılık, saraçlık vb.. Döküm ve demir işlenmesi islah edildi. İlk yüksek fırınlar, 15. yüzyılda kuruldu. Pusula ve büyük coğrafi buluşlar da aynı döneme raslar.
      Bununla birlikte, başlangıçta bünyesinde yeni üretici güçlerin geliştiği feodal düzen, artık gelişmeyi dizginlemeye başlıyordu. Üretici güçler, feodal üretim ilişkilerinin dar kalıplarıyla çatıştı. Feodal sömürü boyunduruğu altındaki köylülük, zoraki çalışmadan dolayı, üretkenlik çok düşük olduğundan, tarımsal üretimi artıramıyordu. Kentlerde de zanaatçıların emek üretkenliğinin artması, lonca tüzükleriyle dizginlenmişti. Bütün bunlar, eski üretim ilişkilerinin tasfiyesini, feodalizmin kösteklerinden arınmış yeni ilişkilerin kurulmasını gerektiriyordu. Kapitalist üretim ilişkileri, feodal düzenin bağrında doğuyordu.
      Feodalizm döneminde, basit meta üretimi, gittikçe açılıp serpiliyordu. Yani açılma, değişim bakımından olmuştu. Bu üretim de, kişisel çalışma ve üretim araçlarının özel mülkiyeti üzerine kurulmuştu. Sonunda, meta üreticileri, köyde olduğu gibi kentte de zengin ve yoksul olarak farkIılaşmalara varan azgın bir rekabete giriştiler. Pazarın gelişmesiyle, durumu [sayfa 39] azçok iyi olan üretici, gittikçe artan bir biçimde, durumu bozulan zanaatçı ve köylüleri işçi olarak tutmaya başladı. Kapitalist ilişkilerin feodal düzenin bağrında, yavaş yavaş şekillenmesi işte böyle olmuştur.
      Kapitalizmin doğusu, bir başka yol daha izler. Burada köylü ve zanaatçılar, ticari sermayenin bağımlılığı altına girerler. Ticari sermaye, önce meta değişiminde aracı rolündeydi. Daha sonra, lonca tüzüklerine uygun olarak, küçük üreticiler katında metalar biriktirmeye, onlara hammaddeler sağlamaya, uygun şekilde borçlandırmak suretiyle yardımlarda bulunmaya koyuldu. İşte, küçük üreticilerin, tüccarların ekonomik bağımlılıkları altına girmeleri böyle olmuştur. Ticari sermayenin bunu izleyen faaliyeti, zanaatçıları, ücretli işçiler olarak çalıştıkları bir yerde toplamaktan ibaret oldu. Tüccar, sanayici bir kapitalist olurken, ticari sermaye de sanayi sermayesine dönüşüyordu.
      Kapitalizmin kurulma süreci, aynı zamanda, kıra kadar uzanmıştı. Ticari üretimin gelişmesi, paranın gücünü de artırmıştı. Bu nedenle feodaller de rantı, para-rant şeklinde istemeye başladılar. Para ile yapılan işlemlerin artması, köylülüğü, tarım burjuvazisi ve yoksul köylü olarak farklılaşmaya götürdü.
      Kapitalist üretimin, köyde olduğu gibi, kentte de feodal düzenin bağrında yeşermesi böyle oldu. Artık feodalizmin ortadan kaldırılması, tarihi bir zorunluluk haline gelmişti.
      Feodal düzenin bütün tarihi, köylüler ile senyörler arasında sürüp giden sınıf mücadelesinin tarihidir. Bu mücadele, özellikle, feodal dönemin sonlarında toprak kölelerinin sömürülmesinin dayanılmaz bir dereceye varmasıyla şiddetli bir şekil almıştır. Köylü ayaklanmaları, feodal düzeni sarsar ve onu yokolmaya doğru götürür. Burjuvazi, feodalizme karşı mücadelenin başına geçer ve serflerin ayaklanmasından, feodal beylere karşı, politik iktidarı ele geçirmek ve egemen sınıf haline gelmek için yararlanır. [sayfa 40]