BULGAR İŞÇİ PARTİSİ (KOMÜNİST) BEŞİNCİ KONGRESİNDE MERKEZ KOMİTESİNİN SUNDUĞU SİYASİ RAPOR

KÜTÜPHANE |  DİMİTROV | Fasizme karsi Birlesik Cephe

BULGAR İŞÇİ PARTİSİ (KOMÜNİST) BEŞİNCİ KONGRESİNDE MERKEZ KOMİTESİNİN SUNDUĞU SİYASİ RAPOR

19 Aralık 1948

Yoldaşlar ve Delegeler">

KÜTÜPHANE |  DİMİTROV | Fasizme karsi Birlesik Cephe

BULGAR İŞÇİ PARTİSİ (KOMÜNİST) BEŞİNCİ KONGRESİNDE MERKEZ KOMİTESİNİN SUNDUĞU SİYASİ RAPOR

19 Aralık 1948

Yoldaşlar ve Delegeler,
Kongrenin bugün oybirliğiyle Bulgar Komünist Partisi olarak yeniden adlandıracağına kuşku duymadığım Bulgar İşçi Partisi (Komünist)`in kökleri geçmişin çok derinlerine uzanır. Bu parti, 1891`de Buzluca Dağında [1] yapılan kongrede Sosyal Demokrat Parti olarak kuruldu. Ama ancak 1903`te `serbest` sosyalistlerden uzaklaştıktan, yani sosyal reformist, oportünist kanattan arındıktan sonra, Parti Dimiter Blagoev ve silah arkadaşları Georgi Kirkov ile Gavril Georglev`in liderliğinde Marksist işçi partisi niteliğine kavuştu.


Partimiz gelişimi boyunca, küçük burjuva ve burjuva etkilerine karşı mücadele etti, kendine özgü ideolojisi ve örgütü olan bağımsız bir işçi sınıfının oluşması için çaba gösterdi. Yüzyılın başlarışda, parti isçilere sınıf bilinci aşılamaya, onları örgütlemeye, hayati çıkarlarını savunmaya çalışan, kısacası sosyalizmi yayma çabasında olan ufak, ama giderek gelişen bir çesit propaganda örgütüydü. Partimiz, bu gösterişsiz durumundan giderek gelişerek özellikle I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında işçi sınıfının siyasi bir kitle partisine dönüştü.


Bulgar emekçi halkının çoşkuyla karşıladıkları ve yüce ilkeleri partimiz tarafından benimsenen Rus Devriminin etkisi altında, Parti 1919 yılında Bulgar Komünist Partisi olduğunu açıkladı ve Bolşevik Partisini izleyerek Komünist Enternasyonal`in kuruluşunda yer aldı. Kendi kendini feshettiği 1943`e kadar Komünist Enternasyonal`in faal üyesi olarak kaldı.


Otuz yıl boyunca, özellikle 1923 Eylül Ayaklanması`ndan sonra, Partimiz kendini Bolşevik olmayan, ortodoks `dar görüşlü` sosyalistlerden arındırdı, çeşitli sağ ve sol-kanat sapmalarla mücadele etti, Bolşevik partisinden öğrendi, giderek artan miktarda deneyim kazandi, gelişti, dönüştü, ve kendini ideolojik olarak Marksizm-Leninizm ruhuyla donattı. Yeni tipte bir parti, işçi sınıfının örgütlü ve bilinçli öncüsü, gerçek bir Marksist-Leninist parti oldu; isçi sınıfını bir ölüm kalım savaşında seferber edebilecek ve yönetebilecek güçte, işçi sınıfı ile şehir ve kırdaki öteki çalışan halk arasında militan bir ittifak kuracak, zalim faşist diktatörlüğü yıkacak, ülkemizin kaderini kendi ellerine alacak yetenekte ve ülkeyi, sosyalizmin zaferine, komünizmin tam zaferine ulaştırmaya kesin kararlı bir parti oldu.


Parti gelişim süresinde çetin, zikzaklarla ve dikenlerle dolu bir yolu, bir kahramanlık ve işçi sınıfı ile emekçilere sarsşlmaz güven yolunu takip etti. Partimiz uzun süreli yeraltı çalışmaları boyunca ciddi engellerle karşılaşmasına ve büyük fedakarlıklarda bulunmasına rağmen mücadeleden bir an bile yılmadı.


Parti işçi sınıfının kurtuluşu misyonuna hep bağlı kaldı. Kuruluşundan beri yapılan birtakım yanlışlara, güçsüzlüklere ve bocalamalara rağmen, hep kitlelerin arasında bulunmaya, onlarla birlikte, ilerlemeye, onlara tavizsiz sınıf mücadelesini ve proleter enternasyonalizmini öğretmeye, onların çıkarlarını dürüstçe ve bencillikten uzak olarak savunmaya ve kitleleri düşmanlarıyla yiğitçe savaşa yöneltmeye çalıştığ Monarko-fasist diktatörlügün ve Alman işgalinin en zor yıllarında, parti faşizme ve yabancı istilacılara karşı savaş bayrağını korkusuzca açtı. Partizan hareketini örgütledi ve yönetti. Anavatan Cephesini kurdu ve doğru, bencil olmayan yöneticiliğiyle ulusu 9 Eylül zaferine ulaştırmayı, geniş halk kitlelerinin güven ve sevgisini kazanmayı başardı.
Sosyal Demokrat Partinin, yakın geçmişte, Marksizm-Leninizmin temeline ve partimiz disiplini ile kurallarına bağlı olarak Anavatan Cephesine katılması, bugün bir tek siyasi partide bütünleşen işçi sınıfı içindeki bölünmüşlüğün son unsurlarını da ortadan kaldırdı.


Partimizin devlet yönetiminde ve ülkemizin tüm kamusal yaşamında öncü güç olarak tanınması doğal ve mantıkıdır.
Partimizin büyük prestiji, Kongremizin uyandırdığı geniı ilgi ve halkımızın partiye bağladığı umutlar kesinlikle göstermektedir ki, sosyalist toplumun, yani insanın insanı sömürmedigi bir toplumun temelini atarak ülkemizin ilerlemesini sağlamak görevi partimize verilmiştir.


İşçi sınıfının başında olan, emekçi halkın güven ve desteğini kazanan ve daima fetheden Marksizm-Leninizm doktrinine daima bağlı kalan Bulgar Komünistlerinin Partisinin tarihi görevini başarıyla yerine getireceği kuşkusuzdur. Bu Kongremizin alacağı kararlar bunun ek bir güvencesi olacaktır.

II-
9 EYLÜL AYAKLANMASI BULGARİSTAN`DA SOSYALİZMİN KURULUŞ YOLUNU AÇTI

I. 9 EYLÜL 1944`TEN BÜYÜK ULUSAL MECLIS SEÇIMLERINE
Yoldaslar,
9 Eylül silahli halk ayaklanmasi, tarihimizde bir dönüm noktasidir.


9 Eylül 1944`te, ülkemizdeki siyasi iktidar kapitalist burjuvazi ve monarko-fasist sömürücü azinligin elinden alinarak, isçi sinifi ve onun öncüsü Komünist Partisinin liderligindeki sehir ve köylü emekçilerden olusan halkin çogunluguna devredildi. Sovyet ordusunun yardimlariyla zafere ulasan 9 Eylül ayaklanmasi, ülkemizde sosyalizmin kurulmasi yolunu açti.


9 Eylül 1944`deki anti-fasist halk ayaklanmasinin Sovyet ordusunun Balkanlardaki ilerleyisi ile birlesmesi, sadece ayaklanmanin zaferini saglamakla kalmadi, ayni zamanda ona büyük bir kapsam ve hiz da kazandirmistir. Yirmi yil boyunca fasizme karsi birikmis nefret ve emekçi halkin bunu yikmaktaki kararliliklari, baski altina alinamaz biçimde patladi ve fasist-rejimi bir darbede yikti. Emekçi halka baski yapan burjuva-fasist polis örgütü dagildi ve fasist unsurlarin direnisini ezmek, halk ayaklanmasini savunmak için bir halk milis örgütü kuruldu. Iktidar, monarsinin çevresinde toplanmis olan ve Alman emperyalizmiyle yakin ittifak içinde bulunan kapitalist sinifin elinden alindi ve Partimizin liderligindeki Anavatan Cephesinde birlesen isçiler, köylüler, zanaatkarlar ve aydinlardan olusan militan kesimin eline geçti. Devlet gücünün yapisi tamamen degisti; kitlelerin karsisinda kapitalistlerin çikari için bir baski ve sömürü mekanizmasi olmaktan çikti, kapitalizmin ortadan kaldirilmasi, emekçi halkin giderek her türlü sömürüden kurtarilmasi için bir halk hükümeti kuruldu.


Dogru, eski burjuva devlet mekanizmasi 9 Eylül`de tamamen yikilamadi. Komünistler yeni kurulan hükümette azinliktaydilar. Önemli mevkilerin birçogu, sonradan halk rejimine ayak uyduramadiklari, hatla düsman olduklari anlasilan birtakim kisilerin elindeydi. Ne var ki, yerel yönetim merkezlerinin çogunda, iktidar Anavatan Cephesi komitelerinin elindeydi. Içisleri Bakanligi ile yeni kurulan ordu Kumandan Yardimciliklari Partimizin elindeydi. Bu durum halkin çikarinaydi, çünkü devrilen monarko-fasist kligin direnisini bastirmayi, iç düzeni saglamayi ve yeniden örgütlenen ordunun anti-Nazi savasina katilmasini ancak Partimiz basarabilirdi. Partinin Anavatan Cephesi komitelerinde oldugu kadar halk arasindaki gücü ve etkisi, onun hükümette önemli rol oynamasini, fasist gerici unsurlarla ve onlarin Anavatan Cephesi saflarindaki yardakçilariyla bas etmesini sagladi.
Isçi sinifi ve halk içinden yeni insanlar ön plana çiktilar. Uzun yillar fasist diktatörlügün çizmeleri altinda ezilmis genis halk tabakalari, etkin siyasi yasama girdiler ve Partimizin liderliginde, çesitli yönetim kadrolarinda yer aldilar. Demokratik halk türünde yeni bir tip hükümet kuruldu ve gelistirildi.
Güncel görevi demokratik yapida olmasina ragmen, 9 Eylül ayaklanmasi dogal olarak ülkemizdeki kapitalist sistemin temelini sarsti ve böylelikle burjuva demokrasi sinirlarini zorladi.


Iste 9 Eylül ayaklanmasinin belirgin özelligi buydu.


Kapitalist yönetime meydan okumadan fasizmi ortadan kaldiramazsiniz, emekçi kitlelerine demokratik haklarini veremezsiniz, bu haklari güven altina alip gelistiremezsiniz; çünkü fasizm, büyük is çevrelerinin gaddar, terörist diktatörlügünden baska birsey degildir. Büyük is çevreleri politik ve ekonomik güce sahip olduklari sürece, emekçi halka demokratik haklar verilemez. Nazizmin kesin yenilgisi için halkimizin savasa katilmasi gibi bir büyük ulusal sorunun yani sira demokratik nitelikteki sorunlari da ele alan 9 Eylül ayaklanmasi, iste bu nedenle büyük is çevrelerinin egemenligine karsi koymadan, ona ciddi darbeler indirmeden ve büyük is çevrelerinin, bütün kapitalist sistemin ortadan kaldirilmasi, sosyalizme geçisin hazirlanmasi için gerekli ortami yaratmadan yapilamazdi.


Ne var ki, Partimiz bu olasiliklari gerçege dönüstürmek için çetin mücadele vermek zorunda kaldi.


En önemli is, 9 Eylül zaferini korumak ve pekistirmekti. Ayaklanmanin hangi kosullar altinda yapildigi, hangi zorunlu tedbirlerin alinacagi ve ilk anda hangi islerin yapilacagi konusunda Parti açik davranmaliydi.


9 Eylül ayaklanmasi, Nazi Almanya`sina karsi savas henüz sürdürülmekteyken yapildi. Kuskusuz, yapilacak görevlerin en önünde savasin zaferle sonuçlandirilmasi geliyordu ve zaferi geciktirecek hiçbir ise girisilemezdi. Bu önemli gerçegi görmezden gelmemeliyiz. Ülke gelisiminin bu döneminde -yani 9 Eylül`den savasin sonuna ve baris anlasmasinin imzalanmasina kadar olan dönemde- Partimizin faaliyetini degerlendirirken, Bulgaristan`in Nazi Almanya`sinin eski bir uydusu olmasi nedeniyle, Ingiliz ve Amerikan temsilcilerinin yer aldigi bir Müttefik Denetim Komisyonunun gözetimi altinda bulundugunu ve bu temsilcilerin halk rejimine karsi oldugunu da unutmamak gerekir. Öte yandan, Bulgaristan ulusal varliginin çikan ve özgürlügünü korumak açisindan da Sovyetler Birliginin yaninda ve kumandasinda Nazi Almanya`sina karsi savasa katilmak zorundaydi.


Bu kosullar altinda, ulusal ve uluslararasi durumun saglikli bir degerlendirmesini yapmak gerekiyordu. Sehirli ve köylü emekçiler ile isçi sinifinin kapitalizme karsi mücadelesindeki gelisim evrelerini kaçirmamak için ancak en acil ve olgunlasmis sorunlara çözüm aranabilirdi. Partimiz bu yönden isçi sinifinin ve bütün emekçi halkin önünde tarihi sorumlulugunun bilincindeydi.


9 Eylül`de ve onu izleyen günlerde, Partimiz Monarko-fasist kligin amansizca ve kesinlikle ortadan kaldirilmasi, bütün özgürlük sever halklarin, Sovyetler Birligi kumandasindaki ortak savasma katilmak üzere ülkenin maddi, manevi güçlerinin seferber edilmesi için ulusun bütün demokratik ve vatansever güçlerini bir araya toplamaya giristi. Partimiz bu temel görevi basariyla yerine getirdi. Bulgaristan, Balkanlarin Nazi isgalcilerinden kurtarilmasi ve Nazilerin kesinlikle yenilmesi için bütün imkanlariyla katkida bulundu. `Herkes cepheye, Anavatan Savasinin Zaferi Için Hersey Cepheye.` Bu dönemde bu sözler Partinin, Anavatan Cephesinin ve bütün ulusun bas sloganiydi. Bütün öteki sorunlar bundan sonra geliyordu. Parti, bu slogandan her türlü uzaklasmaya karsi mücadele ediyordu. Kendi saflarindaki sol sapmalarla, derhal sosyalist degisimlere gidilmesini isteyen sabirsiz yoldaslarla mücadele ediyordu.


Fasist kligin ortadan kaldirilmasi, anti-Nazi savasina zaferle katilinmasi ulusal bagimsizligimizin, toprak bütünlügümüzün ve devlet egemenligimizin korunmasi ve savunulmasi için tek dogru politika, bütün anti-fasist, demokratik ve vatansever güçleri siki sikiya kenetlemek ve bunlarin içine burjuvazi çevresindeki Alman karsiti unsurlari katmakti. Bunun gerçeklesmesi, 9 Eylül ayaklanmasindaki tarihi basarilarin korunmasi ve daha da gelistirilmesi için bir ön kosul ve güvenceydi. Bu, Partinin kitlelerle yakinlasmasini, durumunu güçlendirmesini, ayaklanmanin ve halkin düsmanlarini tecrit etmesini sagliyordu. Partimiz Merkez Komitesi bu politikayi dirençle sürdürdü.


O dönemde fasist unsurlara ezici darbe indirildi. Alman emperyalizmiyle ittifakimizdan ve ulusun üçüncü bir ulusal felaketin esigine getirilmesinden sorumlu Alman ajanlarina ve fasizmin bas temsilcilerine çok sert cezalar uygulandi. Fasist örgütler dagitildi. Emekçilerin politik, ekonomik ve kültürel örgütleri büyük siçramalarla ilerledi. Demokratik reformlarin çogu yapildi. Kadinlara mutlak esitlik saglandi ve kamu yasaminda etken bir biçimde yer almalari imkani verildi. Gençlik için genis ufuklar açildi. Azinliklara da esitlik tanindi ve okullarina devlet yardimi saglandi. Toprak mülkiyetini 20 hektarla sinirlayan (sadece Dobruca`da, 30 hektarlik mülkiyet hakki tanindi) Toprak Yasasi [6] kabul edildi. Bir baska yasa ile gayri mesru servetlere el konulmasi gerçeklestirildi. Orduyu bir halk ordusu yapisina sokmak için tedbirler alindi. Sinanmis halk çocuklarindan ve fasizme karsi savasçilardan olusan Kumandan yardimciliklari kuruldu.


Bütün devlet mekanizmasi degistirildi ve yeni, halka dönük bir temele oturtuldu. Genis halk kitlelerinin demokratik hak ve özgürlükleri güven altina alindi. Bunlar ve benzeri degisiklikler, anlatimlarini ve kanitlarini, monarsinin kaldirilmasinda ve yerine Halk Cumhuriyetinin ilaninda buldular.
Ekonomik alanda bütün çabalar, Almanlar tarafindan amansizca talan edilen, sonra da pes pese iki yil çekilen kitlikla büsbütün zarar gören, savasin olumsuz etkileriyle çöken ulusal ekonominin yeniden canlandirilmasi noktasinda yogunlastirildi. O sirada, büyük ekonomik degisiklikler sorunu henüz gündemde degildi ve olamazdi. Savas daha sürüyordu, Bulgaristan`in istikrarsiz iç durumu ve Sofya`daki Müttefik Denetim Komisyonunun varligi, kapitalist reaksiyonunun ekonomik temeline köklü bir yaklasimi engelliyordu. Büyük endüstri, bankacilik ve ticaret kuruluslari, kapitalistlerin özel girisimleri elinde kalmis durumdaydi.


Kapitalistlerin, girisimlerine ve sermayelerine eskisi gibi sahip olamadiklari dogruydu. Halk denetimi kurulmustu. Sendikalarin rolü büyümüstü. Ancak, kapitalistlerin gücü her ne kadar sinirlandiysa da, islerinin sahibi olarak kaldilar ve bu durumu, üretimin gelismesini ve hükümet tedbirlerini engellemek için kötüye kullandilar. Ekonomik bir temele oturduklari için halk rejimi üzerinde belirli baski kurabiliyorlardi. Kapitalist unsurlari, siyasi ve ekonomik yerlerinden çekip atmak için bir mücadele daha verilmesi gerekiyordu.


Fasist kligin temsil ettigi halk düsmanlarina indirilen 9 Eylül darbesi, öylesine güçlüydü ki, kapitalist burjuvazi bir süre su yüzüne çikamadi. Ancak, bu kapitalist burjuvazinin, tarih saatini geri çevirme niyetinden vazgeçmesi demek degildi.


Ekonomik temeline dayanan ve gerici Ingiliz ve Amerikan çevrelerince desteklenen kapitalist burjuvazimiz, kisa zaman içinde bu niyet ve umutlarini gerçeklestirmeye giristi. Anavatan Cephesi içinde, cepheyi olusturan taraflarda kendilerini gizlemis, sagci-gerici unsurlardan burjuvazi ajanlari vardi. Kapitalist burjuvazi, halk rejimine açikça meydan okumaya henüz hazir olmadigi için, 9 Eylül`den sonra Komünist Partisine karsi savas açan, Partinin egemen rolüne karsi koyan, bir yandan da ekonomimizi çökertmeye, hükümet tedbirlerinin uygulanmasini engellemeye, Partiyi gözden düsürmeye, Anavatan Cephesini zayiflatmaya ve eski düzeni getirmek için ortam yaratmaya çalisan bu gerici unsurlardan yararlandi.


9 Eylül`de kazanilanlari yok etmek amaciyla iç ve dis gerici çevrelerin giristigi çabalara karsi Partimiz emekçilerin direnisini örgütlemek zorundaydi. Partimiz bu çetin mücadelede zafere ulasmak için son derece uyanik bulunmak, büyük manevralar uygulamak, kararlilik göstermek durumundaydi. Merkez Komitesinin yönetiminde Partimiz bu görevi basariyla gerçeklestirdi. Bu dönemde Parti Anavatan Cephesinin, emekçi halkin ve bütün ulusun lideri olarak sivrildi.


Anavatan Cephesi hükümeti içindeki gerici unsurlarin, ordu içinde gizlenen kasaplarini halkin gazabindan kurtarmak ve bunlari tasarladiklari tertiplerde kullanmak amaciyla çikarttiklari Damyan Velçev`in [7] Dört Numarali Kararnamesine [8] karsi Partinin halki nasil bir enerji ve kararlilikla sokaga çagirdigini Bulgar emekçi halki hatirlarlar. Anglo-Amerikan çevrelerinin halk rejimimize karsi mücadelelerinde üstüne oynadiklari liderligin kendinden menkul Tarim Birligi lideri ve ünlü yabanci ajani Gemeto`nun [9] (G.M. Dimitrov) maskesini Partimiz siyirdi. Gemeto, Anavatan Cephesi içindeki sag-kanat gerici unsurlari anti-komünist bir blok içinde örgütlemeye giristi. Bu unsurlar, Anavatan Cephesi komitelerini, devirlerini doldurduklari gerekçesiyle feshetmeye, Anavatan Cephesini siradan bir parti arasi koalisyona dönüstürmeye ve Bulgaristan`in anti-fasist savasta Sovyet ordusuyla birlikte ve onun önderliginde yeralmasina karsi koymaya çalistilar. Halk Milisine ve Halk Mahkemelerine karsi yikici propagandaya giristiler, cephede ve cephe gerisinde bozgunculugu yaymaya çalistilar ve bozguncu faaliyetlerde bulundular.


Partimiz, Gemeto`yu ve onun siyasal benzerlerini genis halk kitleleri önünde düsman ajanlari olarak açiga çikarmayi basardi, Anavatan Cephesi içinde ve özellikle Tarim Birligindeki zinde güçlerle daha saglam ittifaklar kurarak onlari tecrit etti ve ezdi. Asagilik Dr. G.M. Dimitrov çok geçmeden ordusuz bir general durumuna düstü, asagilandi, Sofya`daki Amerikan elçiligine sigindi, sonra da gizlice Birlesik Devletlere kaçti.


Gemeto`nun Bulgaristan`daki Anglo-Amerikan emperyalizminin bas ajani olarak basarisiz çikisi ve yenilgisi, Anglo-Amerikan emperyalizmini baska masalar aramak zorunda birakti. Düsmanliklarin kesilmesi üzerine Ingiliz ve Amerikan gerici çevrelerinin ülkemiz üstündeki baskisi artti. Onlarin emriyle Nikola Petkov [10] ve Grigor Çesmeciyev [11] ile onlarin pesindekiler Anavatan cephesinden koptular, halka karsi ve Amerikan emperyalizminin belirgin ajani niteliginde bir muhalefet olusturdular.


Ülkemizin henüz istikrara kavusmamis uluslararasi durumu, Amerikan emperyalistlerinin iç islerimize açikça karismalari (26 Agustos 1945`te yapilacak seçimlerin ertelenmesi), Almanlarin talani ve savas zararlari yüzünden ugranilan ekonomi, donanim ve öteki konulardaki sikintilar, muhalefet liderlerinin Anavatan Cephesine, halk iktidarina ve Partimize karsi yikici ve bölücü faaliyete geçmeleri için elverisli bir ortam yaratti.


Böyle oldugu halde, halka karsi muhalefet fiyaskoya ugradi. 26. Olagan Ulusal Meclis seçimlerinin boykotu basarisizlikla sonuçlandi. Bunu izleyen Büyük Ulusal Meclis seçimlerinde, muhalefetin kampanya boyunca yaptigi santajlara, yabanci müdahalesi tehditlerine, demagojiye, anti-Komünist iftiralara, Anavatan Cephesi programinin yanlis tanitilmasina ragmen, Anavatan Cephesi oylarin yüzde yetmisten çogunu alarak büyük zafer kazandi. Sadece Partimiz oylarin yüzde ellisinden çogunu ve Büyük Ulusal Mecliste açik farkla çogunlugu aldi.


Bu seçim sonuçlari gösterdi ki, emekçi halk ülkenin yönetiminde ve sosyalist kurulusta egemen güç olarak Partimize mutlak güven duymaktadir. Gizli oyla esit ve genel seçim kanununa dayanilarak yapilan normal ve özgür bir seçimde Partimiz Anavatan Cephesindeki ve ülkedeki liderlik rolü parlamenter yoldan da kanitlanmis oldu. Artik Parti 9 Eylül Halk Ayaklanmasinin açtigi yolda daha saglam ve güvenli adimlarla ilerleyebilirdi.
Muhalefetin etkin direnisine ragmen baris anlasmasi imzalandi ve ABD ile Ingiltere`yle diplomatik iliskiler yeniden kuruldu. Partinin ve Anavatan Cephesinin, muhalefet tarafindan geçici olarak yanlis yöne sürüklenen köylü ve sehirliler arasinda yürüttügü yaygin egitsel çalismalar, muhalefeti kitlelerden kesinlikle kopardi. Halkin reddettigi muhalefet liderleri, yabanci müdahalesi yardimiyla halk egemenligini yikmak için tertiplere giristiler. Bu tutum, daha sonra Nikola Petkov`un uydurma Tarim Birligi`nin yikilmasina yol açti.


Birtakim gerici tertipler, Partimiz liderliginde açiga çikarildi ve tasfiye edildi. Damyan Velçev grubunun tertibi de ayni akibete ugradi. Ordu gerici subaylardan temizlendi.


Partimiz, bütün zinde demokratik ve vatansever güçlerin Anavatan Cephesi bayragi altinda en genis biçimde birlesmesi için çalisarak gerici muhalefete karsi mücadelesini son asamaya getirdi. Birer yabanci ajani olan muhalefet liderlerinin vatana ihanetini ortaya çikardi. Bu sert bir sinif çatismasiydi. Isçi sinifinin düsmanlari ayni zamanda ulusumuzun da düsmanlariydi. Bu arada Parti isçi sinifinin durumunu güçlendirmek, isçilerle köylüler arasindaki ittifaki pekistirmek ve Anavatan Cephesi saflarini siklastirmak için elinden geleni yapti. Partimiz bütün çalismalarini, bundan böyle Anavatan Cephesinin giderek büyüyen demokratik siyasi ordusunu, bütün kesimlerinden ve unsurlarindan en genis oranda yararlanarak, ülkenin demokratik gelisiminde yönetmesi gerektigi görüsüne dayandirdi. Parti, üstlenilecek görevlerin yapisi nedeniyle belirli gruplarin ve unsurlarin, Anavatan Cephesi içindeki kararsizlarin bu ordudan kopup ayrilacaklarini anladi. Bu ordu içindeki fasizmin ve kapitalist gericiligin ajanlarina karsi da çetin mücadele vermek gerektigini kavradi. Ancak Parti, ayni zamanda Komünist Partinin liderliginde yürütülecek ortak çalisma ve mücadelede Anavatan Cephesinin daha da güçlenecegini, Cephe içinde Partimizin rolünün ve yetkinliginin büyüyecegini de biliyordu.


Partimizin, bütün demokratik ve vatansever güçleri Anavatan Cephesi bayragi altinda toplamak politikasi, isçi sinifinin durumunu hiç kuskusuz güçlendirdi, halkimizin gericilige karsi kesin zaferine yol açti ve Anavatan Cephesi programinin uygulanmasini sagladi.


Büyük Ulusal Meclis seçimlerinden sonra kurulan yeni Anavatan Cephesi hükümetinin olusumunda, isçi sinifinin agir bastigi açikça ortadaydi. Kilit noktalarina Komünistler ile güvenilir Anavatan Cephesi liderleri geldiler.


Anavatan Cephesi de güçlendi. Anavatan Cephesindeki (Damyan Velçev, Yurukov [12] ve benzerleri gibi) sagci unsurlar ayiklandilar. Bas müttefikimiz olan ve Anavatan Cephesinden sinanmis liderlerin yönetiminde bulunan Tarim Birligi de kendi saflarindaki iki yüzlü ve iki yanli oynayan unsurlari temizledi: isçi sinifi liderliginde köylülerle isçilerin militan ittifakindan sosyalist kurulustan, kooperatif çiftlikler esasina dayanan tarim sosyalizasyonundan ve köylerdeki sömürücü agalari kisitlama ve tasfiye politikasindan yana oldugunu açikça ortaya koydu. Anavatan Cephesi partileri arasindaki karsilikli güven ve anlayis artti.


Iç ve dis gericiligin saldirisi böylelikle bozguna ugratildi. Mücadele isçi sinifinin ve halkin zaferiyle sonuçlandi. 9 Eylül Ayaklanmasinda elde edilenlerin savunusu için Partimizin ve Anavatan Cephesinin verdigi çetin mücadelenin son derece önemli bir dönemi sona erdi.


Bu noktada önemle belirtilmesi gerekir ki, o dönemde iç ve dis gericiligin saldirisi silahli eyleme dönüsmemisse, bunun nedenleri halk hükümetinin aldigi kesin tedbirler, Partimizin uyanikligi ve enerjisi ve en az onlar kadar önemli olarak da gericiligi tam anlamiyla felce ugratan Sovyet kurtulus birliklerinin topraklarimizda bulunusuydu.

2. BULGARISTAN`DA SOSYALIZMIN TEMELLERININ ATILMASI
Kapitalist gericiligin tarih saatini geriye döndürme girisimine karsi, Partimizin liderliginde halkin kazandigi zafer ülkemizin siyasi ve ekonomik gelisimini hizlandirmak, temel degisimleri uygulamak ve halk rejimimizin kurulus görevlerini yerine getirmek için gerekli kosullari yaratti.
Büyük Ulusal Meclis seçimlerinin ve Partimiz liderliginde bir hükümet kurulmasinin olusturdugu kosullar altinda, kapitalist sinifin ekonomik temeline radikal bir atak yapilmadan üretici güçlerin ulusal ekonominin ve emekçilerin refah düzeyinin daha gelismesi olanaksizdi. Bulgaristan`in deneyi, çürümekte olan kapitalist düzende, burjuva demokrasisinin bu düzenin dogal sonucu olarak içine düsecegi çözümsüz bunalim fasizme yol açtiginda kapitalizmin temellerini yikmadan, sosyalizme yönelmeden hiçbir ciddi ve uzun ömürlü demokratik degisim yapilamaz, hiçbir gelisme olamaz yolundaki Lenin`in savini kanitladi. Bunun gerçeklestirilmesinde ülkemizin isi güçlü bir sosyalist devletin -SSCB-kardesçe yardimlariyla büyük ölçüde kolaylasti.
Kapitalist unsurlara karsi tavizsiz bir sinif savasi vermeden yapilamayacak olan halk hükümetinin kurucu görevleri, ulusal ekonomimizde devrimci degisimiler, kapitalizmin ekonomik temelinin ortadan kaldirilmasi, kapitalizmden sosyalizme geçis için yol açilmisti.
Bu durumda, Parti, kendi kadrolarini, Anavatan Cephesini ve emekçi halki kesin bir görüsle aydinlatmak ve donatmak için yeni görevlerini belirlemek zorundaydi. Ne var ki, ortada belirli bir gecikme, bir geride kalma durumu vardi. Bir önceki dönemin baslica isleri çözümlendikten sonra Parti yine eski sloganlarinin isigi altinda ilerlemeyi sürdürmekteydi. Gerici muhalefetin ortadan kaldirilmasi isinde gecikilmesine göz yumduk. Ortamin ulusal ekonomideki büyük is çevreleri egemenligini ortadan kaldirmak için köklü tedbirler almaya uygun oldugu ve ülkemizde sosyalizmin temellerini atmamiz için olanak saglayan etmenlerin ortaya çiktigi bir sirada, biz henüz is adamlarinin özel çikarlari ile devletin genel çikarlarini bagdastirma olasiligindan söz ediyorduk.


Sosyalizme yönelik gelisimimiz dogrultusundaki genel bakis açimizdan asla ayrilmadik. Fasizmin yikilmasinin ve 17 Temmuz 1942 tarihli Anavatan Cephesi programinda yer alan reformlarin gerçeklestirilmesinin, son hedefimizle, yani sosyalizm ve komünizmle siki sikiya baglantili oldugunun her zaman bilincindeydik. Isçi sinifinin öncüsü olarak Partimiz açisindan, Anavatan Cephesi programinin tamamen gerçeklestirilmesinin halkimizin sosyalizme geçisi için gerekli kosullarinin yaratilmasi demek oldugunu sik sik tekrarladik. Bir yandan bu programin uygulanmasi, öte yandan sosyalizm mücadelesi adina Anavatan Cephesi politikamiz ile bütün demokratik ve ilerici güçleri Anavatan Cephesinde bütünleme mücadelemiz arasinda hiçbir çeliski olmadigini vurguladik. Ne var ki, o siralarda sosyalizme geçis bize henüz izafi uzakligi olan bir sorun gibi geliyor ve iç ve dis durum böylesi köklü girisimler için henüz uygun görünmüyordu.


Bu arada, 1942`de açiklanan ve 9 Eylül 1944`te birinci Anavatan Cephesi hükümetinin açiklanmasindan sonra kesinlikle belirlenen Anavatan Cephesi programinin baslica maddeleri 1946 sonunda hali hazirda uygulanmis bulunuyordu. Dahasi, Halk Cumhuriyetinin ilani ve Iki Yillik Planin yapilmasi üzerine birinci Anavatan Cephesi programindan da ileriye gitmistik. 9 Eylül`de baslayan devrimci ilerlemenin gelisimi, büyük kapitalist özel mülkiyetin ortadan kaldirilmasi, kirsal kesimdeki zengin köylü unsurlarin (kulaklarin) susturulmasina yönelik bir tutum izlenmesi, devlet cihazinin bastan sona köklü bir degisime sokulmasi, sosyalizme yönelik tutumu belirleyen yeni bir Anavatan Cephesi programinin hazirlanmasi, Anavatan Cephesinin bu bakis açisina uygun olarak yeniden biçimlenmesi ve Partinin egemen rolünün pekistirilmesi konularinda kesin tedbirler alinilmasini zorunlu kiliyordu.
Ülkemizin ekonomik ve siyasi kalkinma hizindaki bu gerilik, Partimizin geçici bir süre kendisinin ve isçi sinifi ile emekçi halkin gücünü oldugundan az, gericileri ise oldugundan güçlü sandigini gösterir. Merkez Komitesinin Onaltinci Genel Kurul toplantisinda belirtildigi gibi, Partimiz `sosyalizme dogru ilerlememizdeki hiz ve görüs konusunda gerekli açikliktan ve kesinlikten yoksundu.` Partimiz, 9 Eylül dönüm noktasinin ve bunun getirdigi olanaklarin tutarli bir Marksist-Leninist çözümünü yapmamis ve gelisimimizin degisik evrelerini zamaninda kavrayamamis durumdaydi. Yine de Parti, belirli bir gecikme ve yetersiz kuramsal açiklama ile de olsa, ilerlemeyi ve degisen kosullarindan dogan yeni görevlerin çözümünü saglamayi basardi.
Marksizm-Leninizm ilkelerini ögrenmenin, bu ilkeleri toplumsal gelisimin her evresinde dogru ve zamaninda uygulamaktan daha kolay oldugu gerçegi, bizim deneyimimizde bir kez daha kanitlandi. Partinin geriye düsüp, gerekli müdahalelerde geç kalmamasi ve gereginden fazla da acele etmemesini saglayabilmek için, büyüklü küçüklü bütün Parti liderlerinin bu sanati ögrenmek üzere yilmadan çalismalari gerekir.
Büyük Bolsevik Partisinden ve özellikle sahsen Stalin`den, halk demokrasisinin öncü bir gücü olarak Partimizin politikasi konularinda, bizim yanlislarimizi hizla düzeltmemizi saglayan, zamaninda aldigimiz nasihat ve açiklamalar seklindeki degeri biçilmez ve anindaki yardimi hiçbir zaman unutmayacagiz.


Geçen bir buçuk yil içinde, halk demokrasisini tamamen güçlendiren ve Bulgaristan`da sosyalizmin ekonomik temellerini olan atacak ortami hazirlayan bir dizi temel tedbir Partimizin liderliginde alindi.
9 Eylül ayaklanmasinda elde edilenleri ve demokratik halk hükümeti biçimini yasallastiran, ülkenin daha ilerlemesi için ufuklar açan yeni Cumhuriyet Anayasasi kabul edildi.


Partimizin insiyatifi ve yönetimiyle, endüstri, özel bankalar, dis ticaret, toptanci iç ticaret, kirsal kesimdeki büyük tasinmaz mallar ve ormanlar toplumsallastirildi, tarim makineleri çiftçilerden satin alindi. Böylelikle üretim ve mübadele araçlarinin tümü kamu mülkiyetine geçti.
Endüstrinin ulusallastirilmasi, ekonomimizdeki en önemli devrimci atilim oldu. Bu atilim, sosyalizm yolundaki planli ilerlememizi sagladi. Endüstri, kredi ve ulasim dallarinda kamu sektörü hemen hemen tekelci bir görünüm kazanmis durumdadir, dis ticaret ve toptanci iç ticaret konularinda da durum aynidir. Perakendeci iç ticaretimizde de, kamu sektörü daha simdiden özel sektöre agir basmaktadir. Tarimda ve el sanatlari endüstrisinde, kamu sektörü, 70 makine-traktör istasyonunun, 300,000 hektarlik islenebilir topragi bulunan 1,000`i askin kooperatif çiftligin, 100,000 hektara yakin topragi olan devlet çiftliklerinin, yeni el sanatlari kooperatiflerinin kurulmasi ve sehirde, köyde kooperatifçiligin gelisimiyle giderek güçlenen saglam kökler salmis durumdadir.


Bu radikal degisimlerle elele ve Anayasamiza uygun olarak, devlet cihazi bastan sona degistirildi ve birtakim eksikliklere ragmen Halk Demokrasisinin devlet mekanizmasi olarak gelismesini sürdürdü. Bildiginiz gibi, Anavatan Cephesinin yeniden örgütlenmesinde Partimiz insiyatifi ele aldi ve kendi önderliginde Anavatan Cephesinin, sosyalizm yolunda ilerleme açisindan ülkede yapilacak degisimlerle ilgili yeni görevleri belirleyen özgün kurallari ve yeni bir programi olan bütünlesmis bir siyasi örgüt durumuna gelmesine çalisti. Böylelikle, Partinin uzun ve dirençli çabalarinin sonucu olarak, Anavatan Cephesindeki koalisyon unsurlari tamamen saf disi birakildi. Bugün Anavatan Cephesi, basinda Partimizin bulundugu isçi sinifinin benimsenmis liderligindeki bir militan sehirli köylü, emekçiler ittifaki örgütü olmus bulunmaktadir. Anavatan cephesini olusturan bütün partiler ve kamu örgütleri, bugün sosyalizmi kurmak gerekliligini kabul etmektedirler.


Anavatan Cephesinin Ikinci Kongresi, gelisiminde çok önemli bir evreyi belirledi. Anavatan Cephesini bölmek ve içten yikmak amaciyla Cephe saflarina sizmis olan düsman, bocalayan ve tutarsiz unsurlar ya kendiliklerinden ayiklandilar ya da ihraç edildiler. Anavatan Cephesi bu durumdan kazançli çikmaktan baska bir sonuçla karsilasmadi. Anavatan Cephesinden bu kopanlarin yerine, Ikinci Kongreden sonra emekçi halkin saflarindan ve onlarin kitle örgütlerinden yeni güçler geldi. Proletaryanin liderliginde sehirli, köylü emekçilerin militan ittifakinin örgütü olarak Anavatan Cephesi, bugün her zamankinden daha güçlü ve dayaniklidir. Anavatan Cephesi Partileri arasinda daha yakin bir isbirligini saglayacak elverisli kosullar vardir. Anavatan Cephesi partilerinin her biri kendi çalisma çevrelerinin özelliklerine bagli olarak degisik inandirma, uyarma ve propaganda yöntemleri uygulayarak, ortak amaç, yani Halk Demokrasisi yoluyla sosyalizmin temellerini kurmak amaci adina olabildigince çok kisinin bir araya gelmesine katkida bulundular.
Kapitalist unsurlara karsi savasi basarili bir sonuca ulastirmak ve sosyalizmin temellerini atmak için temel kosul olan, ülkemiz emekçilerinin giderek gelisen siyasi ve ruhi bütünlügünü bugün Anavatan Cephesi somutlamaktadir.


Anavatan Cephesinin, sosyalist özü olan bir ortak programi, siki disiplini bulunan ve Komünist Partisinin liderligini kabul eden bütünlesmis bir siyasi örgüt niteligine dönüsmesi, hiç kuskusuz büyük bir basaridir. Iste bu nedenle, Anavatan Cephesinin öneminin ve rolünün küçümsenmesine karsiyiz. Anavatan Cephesi, ülkemiz için hayati bir gereklilik olmustur ve olmaya devam etmektedir. Anavatan Cephesini küçümseyen tavirlariyla, onu gözden düsürmeye çalisan sinifsal düsmanlarimizin ekmegine yag süren Komünistleri ancak kinariz.
Anavatan Cephesini olusturan partilerin, zamani geldigine ve yararli olduguna inandiklarinda birbirleriyle birlesmelerinin ya da bagimsiz birer örgüt olarak varliklarini sürdürmelerinin kendi istemlerine bagli oldugunu, ayrica belirtmek gerekmez. Bu onlarin kendi sorunudur.
Bu köklü degisimler, ülkemizdeki sinifsal ve siyasi güçlerin iliskilerindeki degisiklikler Sovyetler Birliginin de yardimlariyla birlikte, sosyalizmin temellerini atmak isini acil, hayati ve güncel görev durumuna getirdi. Bugün Partimizin genel politikasi budur. Partimiz, isçi sinifinin basinda, sehirli ve köylü emekçilerle yakin baglantili olarak bu dogru genel politikayi, yilmadan, bütün iç ve özellikle dis zorluklara ve engellere ragmen zafere sarsilmaz inançla uygulayacaktir.

BULGAR İŞÇİ PARTİSİ (KOMÜNİST) BEŞİNCİ KONGRESİNDE MERKEZ KOMİTESİNİN SUNDUĞU SİYASİ RAPOR