KÜTÜPHANE |  DİMİTROV | Fasizme karsi Birlesik Cephe

BÖLÜM: II
BİRLEŞİK CEPHE VE BURJUVA GERİCİLİĞİ
 

Genellikle bilindiği gibi Bulgaristan'da kapita¬listler çok küçük bir azınlıktır. Bu azınlığa, sermaye ideologlarını, kapitalist politika izlemede ve kapita¬lizmin varlığında doğrudan çıkarı olanları katsak bi¬le, ülkenin toplam nüfusunun dörtte birini aşamazlar.
Bununla beraber egemen olmak insanların ve ülkenin kaderlerini tayin etmek ve kendi sınıf ege-menliğini emekçi halkın büyük çoğunluğu üstünde pekiştirmek isteyen yine bu kapitalist azınlıktır.

Savaşlar ve felâketlerden, burjuva partilerine in-dirilen ağır darbelerden ve bu partilerin geçmişteki if-laslarından sonra kapitalist azınlık, ulusal bir prog¬ram adına kitleler üzerindeki egemenliğini sürdürme şansını kaybetmiş bulunmaktadır. Bu kapitalist azınlık artık gücünü şiddet ve teröre başvurmaktan, emperyalizme ve yabancı saldırganlara körü körüne uşaklık etmekten almaktadır.

Bazı eski burjuva partilerinin Demokratik Birlik adı altındaki gülünç birleşmesi, meseleleri zerre ka¬dar değiştirmemiştir. Aksine bu durum kapitalist azınlığın gerici niyetlerini halkın gözü önüne apaçık sermiştir.
Bu şartlar altında parlamenter rejim, kapitalistler için epeyce mahzurlu görünmekte, sermaye saldı-rısına, sömürü politikasına, halkın çoğunluğunun soyulup soğana çevrilmesine karşı bir engel teşkil et¬mektedir. Yasal olmak onlar için boğucu ve öldürü¬cüdür. Onlar yıllarca önce, büyük Fransız Burjuva Devrimi tarafından gerçekleştirilen demokratik hü¬kümet ilkelerinin karşısındadırlar. Onlar, parla-mentarizmin, anayasal özgürlüklerin ve yasallığın karşısında yerlerini alıyorlar. Onlar, sermayenin burjuva diktatörlüğünü isterler. Kinizme(*)' ilgi duyan Kilisenin gazetesi Pravda(8) "kayıtsız halk çoğunlu¬ğunun", "güruhunun" değil, "akıllı" kapitalist azın¬lığın ülkeyi yönetmesi gerektiğini açıkça ilân etmek¬tedir.

Diğer ülkelerin örneklerini izleyen Bulgar kapi-talistleri ve onların partileri şimdi de sınıf egemen¬liklerini koruyacak, devlet gücünü ellerinde tutacak son yola, demokrasiyi ve kitlelerin siyasi hak ve öz¬gürlüklerini tamamen inkâr eden faşizme sığınıyorlar.

Serbest seçimlerin emekçi temsilcilerinin büyük bir kısmının parlamentoya girmelerini sağlaya¬cağını iyi bilen Bulgar kapitalistlerinin "yeni hükü¬meti" faşist kadrolar örgütlemeye hız vermiş ve emekçi halk üzerinde baskı yapmaya başlamıştır. Turnova, Berkovitsa, Bratsigovo, Peroushtitsa ve diğer yerlerdeki vahşet örnekleri, 9 Haziran olayları ile ilişkin olarak devrimcilere yapılan insanlık dışı muameleler ve verilen cezalar, şüphesiz ki, Bulgar ka¬pitalistlerinin faşist saldırısının sadece başlan-gıcıdır. Faşizmin sadece "Komünist tehlikeye" karşı yöneldiğini düşünenler kendilerini acı bir şekide al-datıyorlar. Bunlar ileride hatalarının ve siyasi dar görüşlülüklerinin karşılığını epeyce pahalı ödemek zorunda kalacaklardır.

(*) Sokrates'ten esinlenen Antisthenes, Diogenes, Krates, gibi, in¬san için en büyük mutluluğun, yalnız her türlü tutku ve ih¬tiyaçlardan uzak bulunma olarak saymakla kalmayıp, topluluk törelerini de hor gören eski Yunan filozoflarının bağlı oldukları çığır.

(8) Pravda. 1923-24 yıllarında Gorna Oryahovitsa'da basılan haf¬talık karşı-devrimci gazete.
 

Faşizm sadece anti-komünist olmakla kalmayıp, aynı zamanda özünde halka da karşıdır. Faşizmin görevi sermaye saldırısını, kitlelerin kapitalist bir azınlık tarafından sömürülmesinin siyasi anlamda başarı kazanmasını ve bu azınlığın halk çoğunluğu üzerindeki egemenliğini sağlamlaştırmaktır.
Eğer faşizm komünizm tehlikesiyle mücadele için sağlam bir şekilde Bulgaristan'a yerleşecek olursa, onun canavarca saldırıları, şu veya bu biçimde, emekçi halkın çıkar ve haklarını savunmaya hazır siyasi parti ve ekonomik örgütler tarafından da en acı şekilde hissedilecektir. Sosyal Demokratlar ve Radi¬kaller, Bulgar kapitalistlerini gözleri kapalı izleme¬dikleri sürece bu darbelerden kurtulabileceklerdir.
Faşizmin klâsik ülkesi İtalya örneği, bunun en iyi ispatıdır. Bugün İtalyan faşizminin sosyalistlere ve diğer radikal örgütlere indirdiği darbeler komü¬nistlere indirdiklerinden daha hafif değildir.
Bununla beraber, bugün kitleler ve emekçi aydın¬lar ile onların siyasi parti ve ekonomik örgütlerinin hayati önem taşıyan bir tek ortak çıkarı var: Ortak çabalarla, başkaldıran burjuva gericiliğine ve onun tipik siyasi görüntüsü olan faşizme başından engel ol¬arak kendi özgürlüklerini, haklarını, şeref ve hayat¬larını korumak.
Bulgaristan'daki bugünkü partilerin programları ve aralarındaki diğer ayrılıklar bu önemli görevin uy-gulanması için bir engel teşkil eder mi? Bu partiler sa-dece, örneğin sosyalizasyon ve kamu mülkiyeti veya gelecekte halkın kendisini yönetme biçimleri üzerin¬de aralarında ayrılıklar ve kavgalar var diye emekçi halkın kapitalist azınlığın faşizmi tarafından ezil¬mesine, hem manen hem maddeten aşağılanmasına ya da gözlerini kâr hırsı bürümüş kapitalistlerle on¬ların destekleyicileri ve ideologları uğruna, ana yur¬dun anarşi içine düşerek yabancı saldırganların kölesi durumuna düşmesine izin verecekler mi?
Hangi Çiftçi, Sosyal Demokrat(9) veya Radikal
(9) Bulgar Sosyal Demokrat Partisi - 1903 ve 1948 yıllan arasında çalıştı.

önder, eğer halkla bağlarını tamamen koparmamışsa böyle temelsiz ve akıldışı bir tezi savunmak yüzsüzlüğünü gösterebilir?
Bugün kapitalist partilerle birleşerek burjuva ge-riciliğini güçlendirmeye ve faşizmi örgütlemeye yardımcı olan emekçi halkın diğer partileri ve özellikle Sosyal Demokratlar ve Radikaller acaba Komünist Partisi tarafından savunulan, Birleşik Emek Cephesinin önemini kavrayacaklar mı?

Emekçi halkın hayati çıkarlarının, bu örgüt¬lerden kapitalistlerin partileri olan Demokratik Bir¬lik ve Ulusal Liberallerle halka karşı koalisyona git¬mekten vazgeçmelerini, burjuva gericiliği ve faşizmin yüzsüz çıplaklığını örten incir yaprakları rolünü oy¬namayı durdurmalarını ve Komünist Partisi ta¬rafından önerilen Birleşik Cepheyi kabul etmelerini istediğini anlayacaklar mı?

Bu soruların cevabı bize yakın gelecekte verile¬cektir.

Fakat siyasi hayatımızı yakından izleyen her¬hangi biri; işçiler, köylüler, zanaatkarlar, küçük tica¬ret erbabı ve küçük memurlardan tutun, doktorlar, avukatlar, profesörler, emekli subay ve hatta general¬lere kadar geçimini kendi emeği ile sağlayan bütün çalışan kitlelerin, içgüdüsel olarak kendilerini ve ül¬keyi tehdit eden tehlikeyi sezdiklerini ve ortak düş¬mana karşı ortak bir savunma yapmak için ortak bir mücadelede kurtuluşu aradıklarını apaçık görebilir.

Birleşik Emek Cephesini kaçınılmaz bir gerekli¬lik yapan sadece sermayenin saldırısı değildir. Yu¬karıda sayılan bu önemli nedenler de cephenin kurul¬masını kesin olarak gerektirmektedir. Buna karşı olan her kişi emekçi halkın çıkarlarının, haklarının ve can güvenliğinin, Bulgaristan'ın özgürlük ve bağımsızlığının karşısında olup, gericiliğin ve faşizmin, kapitalist azınlığın acınacak bir aleti duru¬mundadır.
23 Ağustos 1923