TROÇKİZM  | KUTUPHANE | SOVYETLERE KARŞI BÜYÜK KOMPLO

 İKİNCİ BÖLÜM
KISASA KISAS /. İngiliz Ajanı


18 Ocak 1918'in dondurucu gece yansına doğru">

TROÇKİZM  | KUTUPHANE | SOVYETLERE KARŞI BÜYÜK KOMPLO

 İKİNCİ BÖLÜM
KISASA KISAS /. İngiliz Ajanı


18 Ocak 1918'in dondurucu gece yansına doğru, kürklere sanlı, yakışıklı, genç bir İskoç, Finlandiya ile Rusya arasındaki kısmen yıkılmış bir köprüden geçerken yolunu fener ışığı yardımıyla zar zor bulabiliyordu. Finlandiya'da iç savaş kızışmaktaydı ve köprüdeki de¬miryolu trafiği kesilmişti. Kızıl Fin Hükümeti genç İskoç'a onu ve eşyalarını Sovyet tarafına geçirecek bir muhafız takımı vermişti, orada onu Petrograd'a götürmek üzere bir tren bekliyordu; Yolcu, İngiliz Savaş Kabinesi'nin özel ajanı R.H. Bruce Lockhart'tı.

İngilizlerin ayrıcalıklı "özel okul" sisteminin ürünü olan Bruce Lockhart, diplomatik göreve yirmidört yaşında başlamıştı. Hem yakışıklı hem de zekiydi ve kısa zamanda İngiliz Dışişleri Bakan-lığı'ndaki en yetkili ve en gelecek vaat eden gençlerden biri olarak siv-rilmişti. Otuzunda Moskova'da İngiliz Konsolos yardımcısı oldu. Rusçası mükemmeldi ve Rus politikası ve entrikalarına ilişkin olarak da aynı ölçüde bilgi sahibiydi. Bolşevik Devriminden tam altı hafta önce Londra'ya çağnlmıştı.

Şimdi ise ülkesine dönmekte olan Albay Thompson'dan Rusya'ya ilişkin öğrendiklerinden iyiden iyiye etkilenmiş bulunan Başbakan Lloyd George'un kişisel isteği üzerine Rusya'ya geri gönderilmekteydi. Robins'in eski şefi Müttefiklerin Sovyet rejimini tanımayı reddetmele¬rini şiddetle kınamıştı. Albay Thompson'ın Lloyd George'la görüşmesinin ardından, Lockhart, Sovyet rejimi ile -gerçek anlamda tanımaktan uzak- bir tür iş ilişkisi kurmak için Rusya'ya gitmek üzere seçilmişti.

Fakat yakışıklı genç İskoç, aynı zamanda İngiliz diplomatik İstihbarat Servisi"nin de ajanıydı. Gayrıresmi görevi, Sovyet Hükü¬meti içinde ortaya çıkan muhalefet hareketlerinden İngilizler hesabına yararlanmaktı...
Lenin'e karşı muhalefetin başını kendini Lenin'in kaçınılmaz ha¬lefi olarak gören, muhteris Sovyet Dışişleri Komiseri Leon Troçki çekiyordu. Troçki on dört yıl boyunca Bolşeviklere şiddetle karşı dur¬muş, sonra 1917 Ağustos'unda, Bolşevik Devrimi'nden bir kaç ay önce Lenin'in partisine katılmış ve onunla birlikte iktidara gelmişti. Troçki, BolşevikPartisi içersindeLenin'ekarşı bir sol muhalefet örgütlemek¬teydi.

1918 yılı başında Lockhart Petrograd'a vardığında, Dışişleri Ko¬miseri Troçki Sovyet Barış Delegasyonu'nun başkanı olarak Brest-Litovsk'ta bulunuyordu.

Troçki Brest-Litovsk'a, Lenin'in kesin talimatıyla barış imzala¬mak üzere gönderilmişti. Troçki, Lenin'in talimatlarını izlemek şöyle dursun, Avrupa proletaryasına ayaklanmaları ve hükümetlerini devir¬meleri için ateşli çağrılar yapıyordu. Sovyet Hükümeti'nin kapitalist rejimlerle hiçbir şekilde barış yapmayacağını ilan ediyordu. "Ne barış ne savaş!" diye haykırıyordu. Troçki Almanlara Rus Ordusu'nun artık savaşmayacağını, askerlerini terhis etmeye devam edeceğini fakat barış yapmayacağını söylüyordu.

Lenin, Troçki'nin Brest-Litovsk'daki tavrını ve önerilerini -"sa¬vaşın sürdürülmemesi, barış imzalanmaması ve ordunun terhisi"-öfkeyle "ahmakça ya da daha 6etóri"toJniakla suçladı.
Lockhart'm daha sonraları İngiliz Ajanı adıyla yayınladığı anılarında yazdığı gibi, İngiliz Dışişleri Bakanlığı "Lenin'le Troçki arasındaki bu anlaşmazlıklarla - Hükümetimizin çok şey beklediği anlaşmazlıklar-" oldukça ilgiliydi.1

1 Brest-Litovsk'da Troçki, bir "dünya devrimcisi" olarak Almanya'yla banş imzala¬maya, Rus Ordusu'nun artık savaşamayacağmı kabul etmesine rağmen, böyle bir barışın uluslararası devrime ihanet etmek olacağı gerekçesiyle itiraz etti. Böylece Troçki, Lenin'in banş talimatlanna uymayı reddediyordu. Sonralan Troçki yanlış bir "yargıyla hareket etmiş olduğunu iddia etti. Almanlar Sovyet Rusya'ya saldırdıktan ve neredeyse Petrograd'ı ele geçirip Sovyet rejimim yıkmalanna ramak kaldıktan sonra, 3 Ekim 1918'de Bolşevik Partisinin bir to¬plantısında Troçki şu açıklamayı yaptı: "Bu yetkili mecliste, ben dahil çoğumuz, Brest'Litovsk barışını imzalamanın bizim için kabul edilebilir bir şey olduğundan kuşkulu iken, yalnızca Lenin Yoldaş'ın inaüa, şaşırtıcı bir öngörü ile ve bizim muhalefetimize rağmen onu kabul etmemizi savunduğunu söylemeyi görev sayıyorum... Ve artık itiraf etmeliyiz ki biz hatalıydık..." Troçki'nin Brest-Litovsk'daki tavn tek başına bir olay değildi. Troçki, Brest-Litovsk'da ajitasyon çekerken, Moskova'daki kişisel vekili Nikolay Krestinski Lenin'e açıkça saldırdı ve "Alman emperyalizmine, Rus burjuvazisine ve prole¬taryanın Lenin'in başını çektiği kesimine karşı devrimci savaş" açmaktan söz etti. Troçki'nin bu muhalefet hareketindeki yardımcısı Buharin, Moskova'da Sol Komünist denen grubun özel kongresinde kabul edilen şu çözümü destekledi: "Şimdi tamamen resmi bir hal almış bulunan Sovyet îktidan'nın kaybına razı ol¬mayı, uluslararası devrimin çıkanna uygun bulmaktayız." 1923'de Buharin, Brest-Litovsk krizi boyunca perde arkasında, muhalifler içerisinde, Bolşevik Par¬tiyi bölme, Lenin'i devirme ve yeni bir Rus Hükümeti Kurma planının yürürlükte olduğunu açıkladı.


Brest-Litovsk'daki banş görüşmeleri, Troçki'nin tavn yüzünden suya düştü. Alman Başkomutanlığı başlangıçta Bolşeviklerle temas kurmayı istememişti. Lenin'e göre Troçki, Almanların ekmeğine yağ sürdü ve "aslında Alman emperyalistlerine yardım etti." Troçki'nin Brest-Litovsk'daki nutuklarından birinin ortasında, Alman Generali Max Hoffmann çizmesini konferans masasına dayadı ve Sovyet dele¬gelerine kapıyı gösterdi.

Troçki Petrograd'a döndü ve Lenin'in sitemlerini şu sözlerle geçiştirdi: "Almanlar ilerlemeye cesaret edemezler!"

Brest-Litovsk banş görüşmelerinin kesilmesinden on gün sonra, Alman Başkomutanlığı Baltık'dan Karadeniz'e doğru bütün Doğu bo¬yunca yoğun bir saldırı başlattı. Güneyde Almanlar güruh halinde Uk¬rayna Ovası'na üşüştüler. Ortada, saldın, Polonya yoluyla Moskova'ya uzadı. Kuzeyde ise Narva düştü ve Petrograd aynı tehdit altındaydı. Eski Rus Ordusu'nun kalıntıları, cephe boyunca her yanda parçalandı ve darmadağın oldu.
Yeni Rusya üzerinde felaket kol geziyordu.

Bolşevik önderlerince derhal seferber edilerek şehirlerden akıp ge¬len silahlı işçiler ve Kızıl Muhafızlar, Almanların ilerlemesini durdur¬mak için alaylar oluşturdular. Yeni Kızıl Ordu'nun ilk birimleri hare¬kete geçti. 23 Şubat günü Almanlar Pskov'da durduruldu.2 Petrograd geçici olarak kurtarıldı.

Bu kez Troçki'siz ikinci bir Sovyet Banş Delegasyonu, acilen Brest-Litovsk'a gitti.

Almanlar artık barışın bedeli olarak Ukrayna, Finlandiya, Polon¬ya ve Kafkasya'nın egemenliği ve Ruslann tazminat olarak çok mik¬tarda altın, buğday, petrol, kömür ve maden vermesini istiyorlardı.

Bu banş koşullan açıklandığında "Alman emperyalist haydut-lanna" karşı bir öfke dalgası Sovyet Rusya'yı kasıp kavurdu. Lenin, Alman Başkomutanlığı'nın bu "haydutlar barışı" ile Sovyet Rusya'yı parçalamayı ve Sovyet rejimini ezmeyi umduğunu açıkladı.

2 Ruslann Almanları Pskov'da durdurduğu 23 Şubat 1918, Kızıl Ordunun doğduğu giu», olarak kutlanmaktadır.
Bruce Lockhart"ın düşüncesine göre, bu durumda Müttefiklerin yapacağı en akıllıca şey, Almanya'ya karşı Rusya'yı desteklemekti. Sovyet Hükümeti, Brest-Litovsk barışını onaylama konusundaki istek¬sizliğini gizlemek için hiçbir girişimde bulunmuyordu. Lockart"a göre, Bolşeviklerin sorunu şuydu: Müttefikler ne yapacaklardı? Sovyet Hükümeti'ni tanıyıp yardımına mı koşacaklardı, yoksa Almanların "haydutlar banşı"nı Rusya'ya dayatmasına göz mü yumacaklardı?

Başlangıçta Lockhart, ingilizlerin Rusya'daki çıkarlarının Lenin'e karşı Troçki'yle çalışmayı zorunlu kıldığına inanma eğilimindeydi. Şimdi Troçki ve taraftarları, Lenin'e onun barış politikasının "Devrime ihanete" götürmüş olduğu gerekçesiyle saldırıyorlardı. Troçki, Mütte¬fiklerinin desteğini kazanmak ve Lenin'i iktidardan inmeye zorlamak amacıyla Bolşevik Parti içerisinde Lockhart'm deyimiyle bir "kutsal savaş" bloku oluşturmaya çalışıyordu.
Lockhart, İngiliz Ajanı'nda anlattığı üzere, Dışişleri Komiseri Brest-Litovsk'dan döner dönmez Troçki'yle kişisel temas kurmuştu. Troçki, Smolni'deki özel ofisinde, onunla iki saatlik bir görüşme yaptı. Aynı gece, Lockhart günlüğüne Troçki'ye ilişkin kişisel izle¬nimlerini kaydediyordu: "Bana öyle geliyor ki bu adam Rusya için seve seve savaşarak ölür, yeter ki bunu yaparken onu görecek kadar çok sayıda seyirci olsun."

İngiliz ajanıyla Sovyet Dışişleri Komiseri, kısa zamanda sıkı fıkı olmuşlardı. Lockhart, Troçki'ye teklifsizce "Lev Davidoviç"diye hitap ediyor ve sonradan belirttiği gibi "Troçki'yle büyük bir darbe yapma" hayalleri kuruyordu. Fakat Lockhart, Troçki'nin hiç de Lenin'in yerini alacak güce sahip olmadığı sonucuna istemeye istemeye vardı. Lo-chart, İngiliz Ajanı'nda. bunu şöyle anlatır:

Troçki büyük bir örgütçü ve muazzam fiziksel cesarete sahip bir adamdı. Fakat, tıpkı bir pirenin bir filin karşısında dikileme-yeceği gibi o da Lenin'in karşısında duracak kapasitede değildi. Komiserler Konseyi'nde kendini Troçki'ye denk görmeyen bir kişi bile bulamazdınız. Ama Lenin'i kararları tartışmasız kabul edil¬mesi gereken bir yarı tanrı olarak görmeyen tek bir komiser bile yoktu.

Rusya'da bir şey yapılacaksa, Lenin'le yapılacaktı. Lockhart, bu yargısını Raymond Robins'in de paylaştığını keşfetti.

Robins, "Şahsen Troçki'ye ilişkin olarak kafamda her zaman bir soru işareti olmuştur -ne yapacağı sorusu, belirli zaman ve yerlerde ne¬rede bulunacağı sorusu- bunun nedeni ise onun aşın egosu ve müsaade ederseniz, egosunun haddini bilmezliğidir," diyordu.

Lockhart, Robins'le Petrograd'a geldikten kısa bir süre sonra tanışmıştı. Amerikalının Rus sorununa samimiyetle yaklaşmasından hemen etkilendi. Robins Müttefiklerin, tanımaya karşı çeşitli tezlerine hiçbir sempati beslemiyordu. Bolşeviklerin Almanların zafer kazan¬masını istediği şeklindeki Çarcı ajanlar tarafından yaratılan saçma teo¬riye küçümseyerek bakıyordu. Lockhart'a eski Rusya'daki korkunç koşulları ve ezilen milyonların Bolşevikler önderliğindeki muazzam ayaklanmasını çok dokunaklı bir dille tanımladı.

Robins tabloyu tamamlamak amacıyla Lockhart'ı Smolni'ye yeni rejimi iş başında görmeye götürdü. Ağır ağır yağan kar altında arabayla Petrograt'a dönerlerken, Robins, öfkeyle, Müttefik Büyükelçilikleri¬nin, Sovyet Hükümeti'ne karşı gizli komplolanyla, "Rusya'da yalnızca Almanların ekmeğine yağ sürdüklerini" söyledi.

Sovyet Hükümeti başta kalmak üzere gelmişti ve Müttefikler gerçeği ne kadar kısa zamanda görürlerse o kadar iyi ederlerdi.

Robins, açık yüreklilikle, Lockhart'ın diğer Müttefik temsilcile¬rinden ve Rusya'daki gizli servis ajanlarından çok farklı bir hikaye din¬leyeceğini ve bu adamların iddialarını desteklemek için her türden belgesel kanıt imal edebileceklerini de ekledi.

"Rusya'da insanlık tarihinde bundan önce olanlardan daha fazla şu ya da bu cinsten sahte evrak var!" dedi Robins. Hatta Robins'in Bolşevik olduğunu ve aynı zamanda da gizlice Wall Street adına Rus¬lardan ticari imtiyaz elde etmekle ilgilendiğini kanıtlayacak belgeler bile mevcuttu.

3 Lochart ve Robins, eskiden başarılı bir avukat ve Paris'te sosyalist milletvekili olan Fransız Subayı Yüzbaşı Jean Sadoul'un şahsında değerli bir müttefik ka¬zandılar. Yüzbaşı Sâdoul, Fransız ve Sovyet Hükümetleri arasında gaynresmi ir-
' tibat subayı olarak görev yapıyordu,. O da, Robins ve Lockhart'la tamı tamına aynı sonuçlara varmıştı. Sadoul Müttefiklerin Rusya'ya karşı tavrım sözünü sakınmadan eleştirmesi yüzünden Robins ve Lochart'ın toptan "Bolşevik" olduğu söylentisini yayan Frasız Büyükelçisi Noulens'in yoğun bir biçimde düşmanlığını kazanmıştı. Siyasi düşüncelerini Fransızların "200 ailesi"nderi ve

İki adam kısa zamanda yakın, neredeyse ayrılmaz iki dost oldular. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye ve o gün yapılacak şeylerle ilgili olarak birbirlerine danışmaya başladılar. Ortak amaçları, hükümet¬lerinin Sovyet Rusya'yı tanımaya ikna etmek ve böylelikle Alman¬ların Doğu Cephesi'nde zafer kazanmasını önlemekti.3
2. Saat Sıfır
1918 baharının başlarında, Sovyet Hükümeti şöyle bir durumla karşı karşıya bulunuyordu: Almanya, Ruslar Brest-Litovsk Banşı'nı onaylamayı reddettikleri takdirde Sovyet Hükümeti'in zor yoluyla de¬virmeye hazırlanıyor; İngiltere ve Fransa, Archengel, Murmansk ve Don'da toplanan karşı devrimci kuvvetleri gizlice destekliyordu; Japon¬lar Müttefiklerin onayıyla Vladivostok'u ele geçirmeyi ve Sibirya'yı işgal etmeyi planlıyorlardı...

Lenin, Lockhart'la yaptığı bir görüşmede, İngiliz ajanına, Alman¬ların Petrograd'a saldıracakları korkusuyla Sovyet Hükümeti'nin Mos¬kova'ya nakledileceğini söyledi. Bolşevikler, gerekirse savaşacaklardı. Volga'ya ve Urallar'a çekilmeleri gerekse bile. Fakat onlar kendilerinin belirleyeceği koşullarda savaşacaklardı. "Müttefiklerin oyuncağı ol¬mayacaklardı. Lenin , Lockhart'a Müttefikler bunu anladığı takdirde, işbirliği için mükemmel bir fırsat doğacağını söyledi. Sovyet Rus¬ya'nın Almanlara karşı direnebilmek için yardıma müthiş ihtiyacı vardı.

"Aynı zamanda," dedi Lenin öfkeyle, "kesinlikle eminim ki, hükümetiniz meseleleri bu açıdan görmeyecektir. Gerici bir hükümet, Rus karşı devrimcileriyle işbirliği yapacak."

Lochart, bu görüşmenin özetini İngiltere Dışişleri Bakanı'na telg¬rafla geçti. Bir kaç gün sonra Londra'dan şifreli bir mesaj aldı. Şifreyi alel acele çözüp okudu. Mesaj, bir "askeri uzman"ın, Rusya'da gerekli olan tek şeyin, önderliği kısa süre içinde Bolşevizmin varlığına son verecek olan "sadık Ruslar"a vermek üzere, "İngiliz subaylarından o-luşan küçük fakat kararlı bir çekirdek" olduğu şeklindeki görüşünü ile¬tiyordu.

Paris bankalarının tahvil sahiplerinden alan koyu gerici Noulens, Sovyet rejim¬inden nefret ediyordu. Sadoul'un Fransız hükümetiyle doğrudan haberleşme hakkını elinden aldı ve hatta Sadoul'un kişisel mektup ve mesajlarım büe kes¬tirdi.
Bruce Lockhaıt, İngiliz Ajanı'nia, Büyükelçi Noulens'in, Robins'in Amerikalı Büyükelçi David Francis'i etkilemesini önlemek için Robins'e karşı bir dedikodu kampanyası açtığını kaydeder. Noulens, Francis'in önünde sekreterlerinden bi¬rine kasten şu soruyu sordurdu: "Rusya'daki Amerikan Büyükelçisi kim? Francis mi Robins mi?" Bu türden manevralar bir ölçüde başarılı oldu. Büyükelçi Fran¬cis, Robins'e güvenmemeye ve Robins'in yerini almaya çalıştığından korkmaya başladı. Robins'in, kendisinin Kaledin'le olan gizli temaslarını Bolşeviklere bildirdiğinden bile kuşkulanıyordu.

Büyükelçi Francis, 23 Şubat günü oğluna yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

Planım Rusya'da elimden geldiğince uzun kalmak. Ayrı bir barış imzalandığı takdirde, ki böyle olacağına inanıyorum, Al¬manlar tarafından yakalanmam tehlikesi yok. Bununla birlikte ayrı bir barış, Müttefiklere ağır bir darbe olacak ve Rusya'nın her¬hangi bir bölümü Bolşevik Hükümetin böyle bir barış yapmak konusundaki yetkisini tanımayı reddettiği takdirde, oraya yerleşmeye ve isyanı desteklemeye çalışacağım.
Büyükelçi Francis, bu mektubu yazdıktan sonra, Moskova'yla Archangel arasında ufak bir kasaba olan Vologda'da, Fransız Büyük¬elçisi Noulens ve öteki Müttefik diplomatlarla bir araya gelmişti. Müttefik hükümetlerin Sovyet rejimiyle hiçbir biçimde işbirliği yap¬mamaya çoktan karar vermiş oldukları açıktı.

Robins, kriz konusunda, Brest-Litovsk'da Lenin'e karşı çıkma "hatasını" açıkça kabullenerek Lenin'in yine gözüne girmeye çalışan Troçki'yle tartıştı.
Troçki, Robins'e, "Brest anlaşmasının onaylanmasını önlemek mi istiyorsunuz?" diye sordu.

"Elbette!" diye yanıtladı Robins. Fakat Lenin onu savunuyor ve açık konuşmak gerekirse Komiser, bu gösteriyi götüren de Lenin."

"Yanlış düşünüyorsunuz," dedi Troçki. "Lenin, Almanların ilerle¬mesi tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu farkediyor ki, Müttefik¬lerden işbirliği ve destek gördüğü takdirde, Brest Barışı'nı reddedecek, gerekirse Moskova ve Petrograd'dan Ekaterinburg'a çekilecek, cepheyi Urallar'da yeniden kuracak ve Müttefiklerin desteğiyle Almanlara karşı savaşacaktır."

Robins'in acil isteği üzerine, Lenin, Birleşik Devletler Hüküme-ti'ne resmi bir nota vermeyi kabul etti. Olumlu bir yanıt alabileceğine ilişkin pek ümidi yoktu; fakat bir girişimde bulunmak istiyordu.
Nota, Birleşik Devletler Hükümeti'ne iletilmek üzere usulen Rob¬ins'e verildi. Notanın bir kısmı şöyleydi:
(a) Bütün Rusya Sovyetleri Kongresi Almanya'yla barış anlaşmasını onaylamayı reddettiği ya da (b) Alman Hükümeti, barış anlaşmasını bozarak haydutların akınını sürdürmek üzere ye¬niden saldırıya giriştiği takdirde...

(1) Sovyet Hükümeti, Almanya'ya karşı mücadelesinde Ku¬zey Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Fransa'nın desteğine güvenebilir mi?
(2) En yakın zamanda nasıl bir destek hangi koşullarda sağlanabilir-askeri teçhizat, ulaştırma araçları, yaşamak için ge¬rekli araçlar?
(3) Özel olarak ve özellikle Birleşik Devletler ne tür bir des¬tek verebilir?..
Bütün Rusya Sovyetleri Kongresi 12 Mart günü, Brest-Litovsk Banşı'nın onaylanması konusunu görüşmek üzere toplanacaktı.

Lenin4 Robins'in isteği üzerine, Bütün Rusya Kongresi'nin top¬lantısını 14 Mart'a ertelemeyi kabul ederek, Robins ve Lockhart'a hükümetlerini karar vermeleri konusunda etkileyebilmeleri için iki günlük süre daha tanıdı.
5 Mart 1918'de Lockhart, İngiliz Dışişleri Bakanlığına son çektiği telgrafta yalvaran bir dille Sovyet Hükümeti'nin tanıninası ri¬casında bulundu: "Müttefiklerin eline Devrim sonrasında Rusya'da bir fırsat geçmişse, bunu onlara, Ruslara dayattıkları ağır barış koşulları ile Almanlar sağlamıştır... Eğer Majestelerinin Hükümeti, Almanya'yı Rusya'nın hakimi olarak görmek istemiyorsa, bu fırsatı kaçırmamanız için size bütün kalbimle yalvarıyorum."

Londra'dan yanıt gelmedi, yalnızca Lockhart'm karısı mektubunda onu temkinli olması için zorluyor ve Dışişleri Bakanlığı'nda Lock¬hart'm "Kızıl" olduğu söylentisinin yayıldığı konusunda uyarıyordu.

14 Mart günü, Bütün Rusya Sovyetleri Kongresi Moskova'da başladı, iki gece boyunca delegeler Brest-Litovsk Banşı'nın onaylan¬ması sorununu tartıştılar. Troçki'Yıin muhalefeti son sürat devam edi¬yor, siyasetin başkentinin sevimsiz Barış Anlaşması'nı dışlaması için uğraşıyordu; fakat Troçki'nin kendisi Robins'in deyimiyle, "Petro-grad'da küsmüş oturuyordu ve gelmeyi reddetti."

Kongrenin ikinci gecesi, gece yansından bir saat önce Lenin, kürsünün altındaki basamakta oturan Robins'e işaret etti.
"Hükümetinizden ne haber geldi?"
"Hiçbir şey gelmedi!"
"Lockhart'mkinden?"
"Hiçbir şey!"

Lenin omuzunu silikti. "Ben kürsüye çıkıyorum," dedi Robins'e. Anlaşmanın onaylanması lehinde konuşacağım. Onaylanacak."

Lenin bir saat konuştu. Barışın, Rusya için felaketten başka bir anlama gelmediğini gizlemeye çalışmadı. Sabırlı bir mantıkla, tecrit edilmiş ve her taraftan kuşatılmış Sovyet Hükümeti'nin, ne pahasına olursa olsun "nefes almak" için zaman kazanmasının zorunluluğuna işaret etti.

Brest-Litovsk Anlaşması onaylandı.

Kongrenin yaptığı açıklamada şunlar belirtiliyordu:
Mevcut koşullar altında, Rusya Cumhuriyeti Sovyet Hükü¬meti, keni kuvvetleriyle sınırlı kaldığından, Alman emperyaliz¬minin silahlı saldırısına karşı koyamayacak durumdadır ve dev¬rimci Rusya'yı kurtarmak uğruna, öne sürülen koşulları kabul et¬mek zorunda kalmış bulunmaktadır.

3. Görevin Sonu
3 Mayıs 1918 günü Büyükelçi Francis, Dışişleri" Bakanhğı'na şu telgrafı çekti: "Robins ve muhtemelen de Lockhart Sovyet Hükümeti'nin tanınması taraftarıydılar fakat siz ve bütün Müttefikler her zaman tanımayıp karşı çıktınız ve ben de sürekli olarak böyle bir şeyi tavsiye etmeyi reddettim, bu konuda yanıldığımı da sanmıyorum."

Birkaç hafta sonra Robins, Dışişleri Bakanlığı'ndan, Lansing'den bir telgraf aldı: "Görüşmek için her halükârda yurda dönmenizi arzu ediyorum."

Robins, Vladivostok'ta bir gemiye binmek üzere, Trans-Sibirya demiryoluyla Rusya'yı geçerken, Dışişleri Bakanlığı'ndan üç mesaj aldı. Hepsinde aynı talimat vardı: Kamuoyuna hiçbir açıklama yap¬mayacaktı.
Washington D.C.'ye dönünce Robins, Bakan Lansing'e bir rapor vererek, Sovyet Rusya'ya karşı her türlü Müttefik müdahelesi düşüncesine şiddetle karşı çıkü. Robins raporuna Rus-Amerikan ticari ilişkilerinin geliştirilmesi için ayrıntılı bir yazılı program iliştirdi. Bu programı Robins'e, Moskova'yı terketmezden önce bizzat Lenin ver¬mişti. Devlet Başkanı Wilson'a verilecekti.

Lenin'in programı Wilson'a asla ulaşmadı.
Robins Başkanı bizzat görmeye çalıştı, ama boşuna. Her seferinde engellendi. Mesajı gazetelere vermeye çalıştı. Basın, onun söyledik¬lerini ya görmezden geldi ya da çarpıttı..
Robins, "Bolşevizm"i ve "Alman Propagandasını soruşturan bir senato komisyonu huzurunda kendini savunmak zorunda bırakıldı.

"Doğruyu söyledimse, yalan söylemedimse ve adamlara iftira et¬medimse, onların topunun Alman ajanı , hırsız, katil, cani olduğunu söylemedimjse, o halde ben bir Bolşeviğim!" dedi Robins. "Fakat ben Rusya'daki herhangi bir Müttefik temsilcisinden daha iyi bir gözlüğe ya da bakış açısına sahiptim ve gerçekleri kavramaya çalışıyordum. Bu insanlar ve hareketleri hakkında, onlardan farklı da olsam, gerçeği ihti¬ras ve gücenme duymaksızın dile getirmek isterim.. Rus halkının, bana uygun gelsin gelmesin ya da benim ilkelerime uysun uymasın, istediği türden bir hükümete sahip olmasına tamamen taraftarım. Bence şu anda bizim ve ülkemizin çıkarına olan, Rusya'da gerçekten ne olduğunu bilmek ve buna hırsla, ya da doğru olmayan bir ifade ile değil dürüstçe ve adil bir tarzda yaklaşmaktır.. Düşüncelerin süngülerle bastırılmasını asla istemem... İnsanların daha iyi bir yaşam isteği için yapılması gereken tek şey onları daha iyi yaşatmaktır."

Fakat Robins'in dürüst sesi, yayılan yanlış bilgi ve önyargı dal¬gasında boğulup gitti.

1918 yazında, Birleşik Devletler Rusya'yla değil Almanya'yla savaşta olmasına rağmen, New York Times, Bolşevikleri, çoktandır "en zararlı düşmanlarımız," "yırtıcı av hayvanları" diye tanımlıyordu. Sovyet liderleri, dünyanın her yanında, Amerikan basınınca Alman¬ların "paralı ajanları" olmakla suçlanıyordu. Amerikan gazetelerinin Lenin ve yardımcılarından söz ederken kullandıkları tipik terimlerden bazıları, "kasaplar", "katiller ve çılgınlar", "kan içici caniler" ve "in¬sanlığın baş belası" idi. Kongrede onlar için "o kahrolası hayvanlar" deniyordu...

Büyükelçi Francis, 1918 Temmuzuna kadar Rusya'da kaldı. Peri¬yodik olarak, Rus halkını Sovyet Hükümeti'ni devirmeye çağıran ilan ve açıklamalar yayınlıyordu. Francis, Birleşik Devletler'e gitmek üzere gemiye binmeden önce, yeni Sovyet Dışişleri Komiseri Çiçerin'den Amerikan halkına selamlarını yollayan bir telgraf aldı. Francis, Çiçerin'in mesajını ne yaptığını sonradan açıkladı. Eski Büyükelçi, Amerikan Elçiliği Penceresinden Rusya adlı kitabında, "Bu telgraf açıkça Amerikan pasifistlerince kullanılma amacını güdüyordu," diye yazıyordu, "ve Dışişleri Bakanlığı'nca Amerikan halkına açıklanır kor¬kusuyla onu iletmedim."

Bruce Lockhart, Rusya'da kalmaya devam etti. Sonraları "istifa edip ülkeme dönmem gerekirdi," diyordu. Bunun yerine İngiliz ajanı olarak görevinde kaldı.
Sonradan Lockhart, İngiliz Ajaninda, "Ne yaptığımı farketmez¬ den önce," diye itiraf etti, "artık kendimi, başlangıçtaki hedefi ne olur¬sa olsun, Almanya'yla değil Rusya'nın de Facto hükümetine yönelecek bir hareketle özdeşleştirmiş bulunuyordum."
 

SOVYETLER'E KARŞI BÜYÜK KOMPLO Bolum 3>>