TROÇKİZM  | KUTUPHANE | SOVYETLERE KARŞI BÜYÜK KOMPLO

 BİRİNCİ KİTAP
Devrim ve Karşı Devrim


BİRİNCİ BÖLÜM
SOVYET İKTİDARININ DOĞUŞU
1. Petrograd Görevi

 

Kader yılı 1917'nin yaz ortasında">

TROÇKİZM  | KUTUPHANE | SOVYETLERE KARŞI BÜYÜK KOMPLO

 BİRİNCİ KİTAP
Devrim ve Karşı Devrim


BİRİNCİ BÖLÜM
SOVYET İKTİDARININ DOĞUŞU
1. Petrograd Görevi

 

Kader yılı 1917'nin yaz ortasında, Rus devrimci volkanı kabarıp gümbürdedikten sonra, Binbaşı Raymond Robins adlı bir Amerikalı son derece önemli gizli bir görevle Petrograd'a1 geldi. Robins resmi olarak Amerikan Kızılhaç'ı Şef Yardımcısı sıfatıyla seyahat ediyor¬du. Gayri resmi olarak ise, Birleşik Devletler Ordusu İstihbarat Bölü-mü'nün hizmetlisiydi. Gizli görevi, Rusya'nın Almanya'ya karşı sa¬vaşta tutulmasına yardımcı olmaktı.

Doğu Cephesinde durum ümitsizdi. Kötü yönetilen, donanım açısından sefil bir durumda bulunan Rus Ordusu, Almanlar tarafından darmadağın edilmişti. Savaşın etkisiyle sarsılan içten çürümüş feodal Çarlık rejimi sallanıp çökmüştü. Mart ayında Çar, II. Nikola çekil¬meye zorlanmış ve Geçici Hükümet kurulmuştu. Devrimci Barış, Ekmek ve Toprakl çığlığı kırları sararak, savaştan usanmış, açlıklan kınlan ve mülksüzleştirilmiş milyonlarca Rusun hem acil taleplerini hem de eskiden beri varolan özlemlerini ifade ediyordu.

Rusya'nın müttefikleri -Britanya, Fransa ve Birleşik Devletler-Rus Ordusu'nun yakında çökmesinden korkuyorlardı. Her an Doğu Cephesi'nde bir milyon Alman askeri birdenbire serbest kalabilir ve batıdaki yorgun Müttefik Kuvvetlerine saldırabilirdi. Ukrayna buğdayının, Donets kömürünün, Kafkas petrolünün ve Rus toprağının bütün öteki sınırsız kaynaklarının Alman İmparatorluğu'nun doymak bilmeyen kursağına inmesi olasılığı da bir o kadar dehşet vericiydi.

1 Petrograd, Çarlık Rusya'sının başkentiydi. Adını Büyük Petro'dan alan şehrin ilk ismi St. Petersburg'du. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, bu isim, daha bir Rusça olan Petrograd'a çevrilmişti. Bolşevik Devriminden sonra yeni başkent Moskova oldu ve 1924'de Lenin'in ölümünden sonra da eski başkentin adı Leningrad olarak değiştirildi.

Müttefikler, ümitsizce Rusya'yı savaşta tutmaya çabalıyorlardı. Hiç olmazsa Amerikan takviyeleri Batı Cephesi'ne ulaşana dek Rus¬ya'yı savaşta tutmak için ellerinden geleni yapmak üzere alelacele Pet¬rograd'a gönderilen sayısız diplomat, ordu mensubu ve özel istihbarat subayından biri de Binbaşı Robins'ti.

Kırk üç yaşında bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiye, ola¬ğanüstü bir hitabet gücüne ve büyük bir kişisel çekiciliğe sahip olan Raymond Robins koyu siyah saçları ve çarpıcı kartalsı yüz hatları ile Birleşik Devletler kamuoyunun yakından tanıdığı bir şahsiyetti. Chica¬go'daki başarılı iş hayatından vazgeçip kendini hayırseverliğe ve sosyal çalışmalara adamıştı. Politikada "Rooseveltçi"ydi. 1912 yılında, kahra¬manı Théodore Roosevelt'in büyük servet sahipleri ya da siyaset çarklarının yardımını almaksızın Beyaz Saray'a ulaşmaya çalıştığı meşhur "Bull Mouse" kampanyasında önde gelen bir rol oynamıştı. Robins, militan bir liberal, gericiliğin karşısına dikilen her davanın yorulmak bilmez ve renkli bir taraftarıydı.

"Ne? Raymond Robins mi? Şu çıkıntı mı? Şu Roosevelt çığırtkanı mı? Onun bu görevde ne işi var?" Robins'in kendisine başyardımcı olarak atandığını duyduğunda Rusya'daki Amerikan Kızılhaçmın başkanı Albay William Boyce Thompson böyle ifade etti hayretini. Albay Thompson Cumhuriyetçiydi ve mıymıntının tekiydi. Rusya'daki işlerde -Rus manganez ve bakır madenlerinden- kişisel çıkarı vardı. Fakat Albay Thompson aynı zamanda gerçekleri açık fi¬kirlilikle gözlemleyen, realist bir insandı. A.B.D. Dışişleri Bakan¬lığının çalkantılarla dolu Rus arenasına karşı takındığı tutucu tavırla hiçbir yere varılamayacağı kararma kişi olarak çoktan varmıştı.

O yıl Rusya'daki Amerikan Büyükelçisi David Francis ise ih¬tiyar, dikkafalı, pokerci bir St. Louis bankeri ve eski Missouri Vah¬şiydi. Savaştan harap olmuş, devrimci Petrograd'ın hummalı or¬tamında, kır saçları eski moda dik yakası ve siyah cakettatayıyla pek tuhaf bir tip çiziyordu.

Bir İngiliz diplomatı "İhtiyar Francis" diyordu, "Sosyalist Dev¬rimci ile patates arasındaki farkı dahi bilmez."

Fakat Büyükelçi Francis Rus politikasına ilişkin bilgisizliğini, kanılarının güçlülüğü ile kapatıyordu. Bunları esas olarak Petro-grad'daki Amerikan Büyükelçiliğine üşüşen Çarcı generallerle milyo¬nerlerin korkunç dedikodularından ediniyordu. Francis, Rus ayaklan¬masının tamamıyla bir Alman komplosunun sonucu ve bütün Rus devrimcilerinin de yabancı ajanı olduğundan emindi. Bütün bunların her nasılsa yakında yatışacağı düşüncesindeydi.

21 Nisan 1917'de Büyükelçi Francis, Birleşik Devletler Dışişleri Bakanı Robert Lansing'e gizli bir telgraf çekti:

LENİN ADLI BİR AŞIRI SOSYALİST YA DA ANAR¬ŞİST SERT KONUŞMALAR YAPMAK SURETİYLE HÜKܬMETİ GÜÇLENDİRİYOR, KENDİSİNE YER YAPIYOR, UY¬GUN BİR ZAMANDA ONU SINIRDIŞI EDECEKLER.


Fakat Rus Devrimi, Çarın devrilmesinden sonra yatışmak şöyle dursun, daha yeni başlıyordu. Rus Ordusu darmadağındı ve Rusya'da hiç kimse de bunu durduracak güçteymiş gibi görünmüyordu. Geçici Hükümetin hırslı Başbakanı Aleksandr Kerenski, Doğu Cephesi'ni gezerek askerlere dokunaklı konuşmalar yapıyor, onlara "Zafer, demok¬rasi ve barış"ın çok yakın olduğuna dair söz veriyordu. Bu sözlere kanmayan, açlıktan kırılmış, asi onbinlerce Rus askeri cepheyi terket-meye devam ediyordu. Yırtık pırtık, kirli üniformalarıyla kırlardan, yağmurdan göl olmuş tarlalardan ve üzeri tekerlek izleriyle dolu yollar¬dan ardarda akarcasına geçerek köy, kasaba ve şehirlere gidiyorlardı.2

En geride, evlerine dönen Rus askerleri devrimci işçi ve köylüler¬le karşılaşıyorlardı. Her tarafta askerler, işçi ve köylüler, kendiliğinden devrimci komitelerini ya da kendi deyimleriyle "Sovyetleri" kuruyor ve Petrograd'daki hükümet merkezinde Barış, Ekmek ve Toprak! talepleri¬ni duyurmak için temsilcilerini seçiyorlardı...

2 Üç yıl boyunca Rus askerleri ezici eşitsizliğe rağmen büyük bir cesaret ve us¬talıkla savaşmışlardı. Savaşın ilk aylarında, Alman saldırganlığı zirvesin-deyken Ruslar Doğu Prusya'yı istila ederek iki Alman Kolordusunu ve bir süvari birliğini püskürtmüş ve Joffre'a Marne'daki gediği kapatma ve Paris'i kurtarma fırsatı vermişlerdi. Arkada ise Rus Ordusu ihanet ve beceriksizlikle uğraşmak zorundaydı. Savaş Bakanı Suhoumlinov Almanlara hizmet eden bir haindi. Çarın sarayında, Alman ajanları, Çariçe ve onun danışmanı, uğursuz Papaz Ras-putin'in başını çektiği Alman yanlıları kaynıyordu. Rus askerlerinin donanımı sefil bir durumda idi. 1917'de Rus Ordusu'nun can kaybı Büyük Britanya, Fransa ve italya'nıkinin toplamından fazlaydı. Kayıplar toplam 2.762.064 ölü ve 4.950.000 yaralı ve 2.5 milyon kayıptır.


Binbaşı Robins Petrograd'a geldiğinde, aç, ümitsiz halk kitleleri ülkede büyük kara bir dalga gibi yayılmış durumdaydı. Başkent cephe önünün çamurlu siperlerinden kopup gelerek savaşa son verilmesini ta¬lep eden asker heyetleriyle dolup taşıyordu. Hemen her gün ekmek is¬yanları çıkıyordu. Lenin'in Bolşevik Partisi'nin -Rus komünistlerinin Kerenski tarafından yasadışı ilan edilip yeraltına itilen örgütü- gücü ve prestiji hızla artıyordu.


Raymond Robins, Büyükelçi Francis'le onun Çarcı dostlarının düşüncelerini, Rusya'nın gerçeği olarak kabul etmiyordu... Petrograd salonlarında pek vakit kaybetmedi, Rus arenasını kendi gözleriyle görmek için, kendi deyimiyle "savaş mahalline" gitti. Robins, "Dışa dönük bir anlayışa - Amerika'da başarılı işadamları arasında yaygın olan şey; gevezeliği dikkate almayıp sürekli gerçekleri arayan bir anlayış-" tutkuyla inanıyordu. Ülkeyi gezerek, fabrikalarda, sendikalarda, kışlalarda, Doğu Cephesi'nde bitlerin sardığı siperlerde bile inceleme¬lerde bulundu, Rusya'da ne olup bittiğini keşfetmek için Robins Rus halkının arasına karıştı.

O yıl bütün Rusya geniş çalkantılı, tartışmalı bir dernek gibiydi. Yüzyıllar süren zorunlu sessizliğin ardından, halk sonunda sesini bul¬muştu. Her yerde mitingler yapılıyordu. Herkesin söyleyecek bir sözü vardı. -Hükümet memurları, müttefik yanlısı propagandacılar, Bolşe¬vikler, Anarşistler, Sosyalist Devrimciler, Menşevikler- hepsi bir ağız¬dan konuşuyordu. En popüler konuşmacılarsa Bolşeviklerdi. Askerler, köylüler ve işçiler sürekli onların söylediklerini tekrarlıyorlardı.

Bu ateşli kitle mitinglerinden birinde bir Rus askeri, "Ne için savaştığımı gösterin bana" diye soruyordu. "Kostantinapolis için mi yoksa Rusya'yı kurtarmak için mi? Demokrasi için mi yoksa kapita¬list yağmacılar için mi? Bana devrimi savunduğumu kanıtlarsanız ölüm cezası tehdidine gerek kalmaksızın çıkıp savaşırım. Ne zaman ki toprak köylülere, fabrikalar işçilere ve iktidar Sovyetlere ait olur, o za¬man bilirim ki savaşacağımız bir şeyler var ve onun için savaşırız!"

Robins bu tartışma ortamında aradığını bulmuştu. Ülkesinde, Birleşik Devletler'de, kürsülere aşina bir kişi olarak Amerikan Mark-sistleriyle sık sık tartışmıştı. Rus Bolşevikleriyle neden tartışmasındı? Robins Bolşevik konuşmacılara yanıt vermek için sık sık izin isterdi. Kalabalık fabrikalarda ve siperlede, geniş omuzlu, kara gözlü Ameri¬kalı çıkıp konuşurdu. Robins kendi çevirmeni aracılığıyla Rus dinleyi¬cilere Amerikan demokrasisinden ve Prusya militarizminin tehdidinden söz ederdi. Sözleri, istisnasız her seferinde hararetli alkışlarla selam-lanırdı.

Robins aynı zamanda Kızılhaç'la ilgili görevlerini de ihmal et¬miyordu. Görevi, açlık çeken şehirlere yiyecek sağlamaktı. Robins Volga'nın aşağı kısımlarında, ambarlarda çürüyen dev tahıl stokları bulunduğunu keşfetti. Nakil sistemi işlemediğinden tahıl taşınamı
yordu. İflah olmaz Çarlık rejiminde, taşımacılık sistemi tamamen dar¬madağın olmuş ve Kerenski de duruma çare bulmak için hiçbir şey yapmamıştı. Robins tahılı taşımak için aşağı Volga'da bir mavna filo¬su oluş-turmayı önerdi. Kerenski'nin memurları bunun mümkün ol¬madığını söylediler. Robins'e bir köylü çıkageldi ve kendini tanıttı. Yerel Köylü Sovyeti'nin başkanıydı bu adam. Robins'e mavnaların sağlana-bileceğini bildirdi. Ertesi sabah tahıl nehrin yukarısına, Mos¬kova ve Petrograd'a doğru taşınmaya başladı...

Robins her tarafta Kerenski Hükümeti'nin kargaşa ve ümitsiz¬liğine karşılık, devrimci Sovyetlerin örgütlülük ve kararlılığına ilişkin kanıtlarla karşılaşıyordu. Bir Sovyetin başkanı bir şeyin yapılacağını söylediğinde, o yapılırdı...

Robins bir Rus köyüne ilk gidişinde yerel hükümet görevlisini görmek istediğini söyleyince, köylü kendisine gülüp geçmişti. "Sov¬yet başkanını görseniz daha iyi olur" demişlerdi.

"Bu Sovyet de neyin nesi? " dedi Robins.
"İşçi, asker ve köylü temsilcileri."
"Fakat bu bir tür devrimci örgüt, "diye itiraz etti Robins. "Ben si¬vil örgütü istiyorum-düzenli sivil iktidarı."

Köylüler kahkahalarla güldüler, "Ha, şu mu! Onun hiçbir değeri yok. İyisi mi siz Sovyetin başkanını görün!"

İnceleme gezisinden sonra Petrograd'a döndüğünde, Robins, Albay Thompson'a önraporunu sundu. Robins, Kerenski'nin Geçici Hüküme¬ti'nin, "yukarıdan empoze edilen, Petrograd, Moskova ve diğer bazı yerlerdeki süngüler sayesinde ayakta duran kağıt üzerinde kalmış bir şey" olduğunu söylüyordu. Ülke gerçekte Sovyetler tarafından yönetil¬mekteydi. Fakat Kerenski, Almanya'ya karşı savaşın sürdürülmesinden yanaydı ve bu nedenle Robins onun iktidarda tutulması gerektiğine inanıyordu. Eğer Müttefikler Rusya'nın tam bir kaos içerisine ve böylelikle de Alman egemenliği altına düşmesini engellemekle ilgile¬niyorlarsa, Kerenski'nin Sovyetleri tanımasını ve onlarla uzlaşmasını sağlamak için tüm nüfuzlarını kullanmak zorundaydılar. Birleşik Dev¬letler Hükümeti'ni çok geç olmadan gerçeklerin tam anlamıyla bilin¬cine vardırmak gerekiyordu.

Robins cüretli bir işe girişmeyi öneriyordu: Rus halkını, Devrim¬leri için gerçek tehdidi Almanların oluşturduğuna ikna etmek amacıyla muazzam, çok etkili bir kampanyanın başlatılması.

Albay Thompson, Robins'in beklediğinin aksine, raporu ve öne¬risi ile kesinlikle hemfikir olduğunu ifade etti. Robins'e, Washington'a propaganda tasarısının taslağını çizen ve bunun yürütülmesi için yetki ve para isteyen bir telgraf çekeceğini bildirdi. Bu arada, zaman değerli olduğundan Robins işe girişecek ve hazırlanacaktı.

"Peki parayı nerden bulacağız?" diye sordu Robins.
"Ben kendi paramdan bir milyon koyuyorum" dedi Albay Thomp¬son.
Robins bu meblağı Albay'ın Petrograd'daki banka hesabından çekmekte serbestti.
Albay, aynı zamanda, Rusya'nın meselelerine bu kadar aktif ve kişisel bir tarzda müdahaleye girişmenin ne gibi riskleri olduğunun da farkındaydı.

"Bunun ne demek olduğunu biliyor musun Robins?" dedi.
"Bu, durumu kurtarmak için tek fırsat diye düşünüyorum, Al¬bayım" diye karşılık verdi Robins.
"Hayır, demek istiyorum ki, senin için ne anlama geldiğini bili¬yor musun?"
"Ne anlama geliyor?"
"Anlamı şu: Başaramazsak, kurşuna dizilirsin,"
Robins omuz silkti. "Her gün Batı Cephesi'nde daha iyi, daha genç insanlar kurşunlanıyor." Biraz durup ekledi, "Albayım, ben kur¬şuna dizilirsem, siz de asılırsınız."
"Haklı çıkarsan şaşmam kahrolası," dedi Albay Thompson.3
3. Karşı Devrim
Baltık Denizi'nden, soğuk, nemli güz rüzgarları eser ve alçak, yağmur yüklü bulutlar şehrin üzerinde uğursuzca asılı dururken, Pet¬rograd'daki olaylar tarihsel zirvelerine doğru hızla tırmanıyorlardı.

Solgun ve asabi, alışılagelmiş, sıkı sıkıya düğmelenmiş, sade kahverengi üniformasının içindeki, patlak gözlü, sağ kolu Napolyon-vari bir biçimde dirsekten kırılmış duran Geçici Hükümet Başbakanı Aleksandr Kerenski Kışlık Saray'daki odasını arşınlayıp duruyordu.

3 Binbaşı Robins'le Albay Thompson arasındaki bu konuşma, kitaptaki diğer tüm konuşmalar gibi doğrudan Bibliyografik Notlar'da sıralanan belgesel kaynaklar¬dan almıştır.

"Ne bekliyorlar benden?" diye bağırdı Raymond Robins'e. "Za¬manimin yarısında Müttefikleri tatmin etmek için Batı Avrupa liber¬alizminden, geri kalanında ise, sağ kalabilmek için Rus Slav sosyaliz¬minden söz etmek zorundayım!"
Kerenski huzursuz olmakta haklıydı. Baş destekçileri olan Rus milyonerleri ve İngiliz-Fransız müttefikleri, onu iktidardan düşürmek için daha şimdiden komplolar hazırlıyorlardı.

Rus milyonerleri, İngiltere ve Fransa, Devrimi durdurmak için eyleme girişmeyi reddettiği takdirde açıkça Almanları çağırma tehdi¬dinde bulunuyorlardı.

"Rus Rockefeller'ı" Stepan Georgeviç Lianozov, Amerikalı mu¬habir John Reed'e "Devrim bir hastalıktır," diyordu. "Dış güçlerin bu¬raya er geç müdahele etmesi gerekiyor-tıpkı insanın hasta bir çocuğa müdahele etmesi ve ona yürümeyi öğretmesi gibi."

Bir diğer Rus milyoneri Riabuşunski tek çözümün "...kıtlığın, halkın yoksulluğunun kuru elinin, halkın sahte dostlarının -demok¬ratik Sovyetler ve Komitelerinin- boğazını sıkması" olduğunu söylü¬yordu!

Rusya'daki İngiliz diplomatik İstihbarat Servisi şefi Sir Samuel Hoare, bu Rus milyonerleriyle görüşmüş ve Londra'ya dönerek Rusya meselesi için en iyi çözümün askeri diktatörlük olduğunu bildirmişti. Hoare'a göre, Rusya'da diktatörlük görevi için en uygun adaylar Amiral Kolçak -Hoare, onun Rusya'da bir "İngiliz centilmeni"ne en fazla ben¬zeyen şey olduğunu söylüyordu- ve Rus Ordusu'nun dinç, siyah keçi sakallı Kazak Başkumandanı General Lavr Kornilov'du.

İngiliz ve Fransız Hükümetleri General Kornilov'u destekleme karan aldılar. Rusya'yı savaşta tutacak, Devrimi ezecek ve İngilizlerle Fransızların Rusya'daki mali çıkarlannı koruyacak güçlü adam, o ola¬caktı.

Raymond Robins bu karan duyunca Müttefiklerin vahim bir hata yaptıklarını sezdi. Onlar Rus halkının mizacını kavrayamıyorlardı. Başlangıçtan beri, Kerenski rejiminin, karşı devrimin arkasından giz¬lice hazırlandığı bir maske olduğunun ortaya çıkacağı kehanetinde bu¬lunan Bolşeviklerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe ya¬ramıyorlardı. Petrograd'daki İngiliz Askeri Ataşesi ve İngiliz Askeri Misyonu başkanı Tümgeneral Alfred Knox, Robins'e sertçe çenesini tutmasını söyledi.

Putsch* girişimi 8 Eylül 1917 sabahı gerçekleşti. Ordu Başku-mandanmıp yayınladığı Geçici Hükümetin devrilmesi ve "disiplin ve düzenin" sağlanması çağrısıyla başladı. Moskova ve Petrograd sokak¬larında, aniden, Rus Kahramanı Kornilov başlıklı binlerce broşür be¬lirdi.

Kerenski yıllar sonra Felaket adlı kitabında, "bu broşürlerin İngiliz Askeri Misyonu'nun parasıyla basıldığını ve Petrograd'daki İngiliz Büyükelçiliğinden Moskova'ya İngiliz askeri ataşesi General Knox'un vagonuyla getirildiğini" açıklıyordu. Kornilov yirmibin aske¬rin Petrograd'a yürümesini emretti. Rus üniforması giymiş Fransız ve İngiliz subayları da Kornilov'un askerleriyle birlikte yürüdüler.

Kerenski ihanet karşısında donmuş kalmıştı. Londra ve Paris'te hâlâ "büyük demokrat" ve Rus kitlelerinin "kahramanı" olarak selam-lanmaktaydı. Oysa burada, Rusya'da Müttefik temsilcileri onu devir¬meye çalışıyorlardı. Kerenski ümitsizce ne yapacağını düşünüp durdu ve hiçbir şey yapmadı.

Bolşeviklerin denetiminde bulunan Petrograd Sovyeti kendi ini¬siyatifiyle, acil seferberlik emri verdi. Silahlı işçilere, Baltık Filo-su'nun devrimci denizcileri ve cepheden gelen askerler katıldılar. Şehrin caddelerinde barikatlar ve dikenli telden bariyerler kuruldu. Mevzilere ağır silahlar ve makineli tüfekler yerleştirildi. Çamurlu, parke taşlı caddelerde Kızıl Muhafızlar-kasketli ve deri ceketli, tüfek ve el bomba¬larıyla silahlanmış işçiler-devriye geziyordu.

Kornilov'un ordusu dört günde darmadağın oldu. General ise, ken¬di ordusu içinde gizlice örgütlenen Asker Komitesince tutuklandı. Kor¬nilov'un komplosuna karışan, eski rejimin kırk generali, Kornilov'un basan haberini bekledikleri Petrograd Astoria Otelin'den daha ilk gün öğleden sonra alındılar. Kerenski'nin Savaş Bakanı Boris Savinkov komploya katıldığı için halk tarafından yuhalanarak görevden alındı. Geçici Hükümet sallanıyordu.
Putsch tam da önlemeye çalıştığı şeyle sonuçlanmıştı: Bolşe¬viklerin zaferi ve Sovyetlerin gücünün sergilenmesi.

Petrograd'da gerçek iktidarı elde tutan Kerenski değil Sovyetler'di.

"Sovyetler'in doğuşu", diyordu Raymond Robins "işi kuvvete başvurmaksızın halletti... Komilov'u bozguna uğratan güç buydu."

* Darbe- ç.n.
Öte yandan Büyükelçi Francis A.B.D. Dışişleri Bakanlığı'na şu telgrafı çekiyordu:


KORNİLOV'UN BAŞARISIZLIĞI KÖTÜ TAVSİYELERE, YANLIŞ İSTİHBARATA, UYGUN OLMAYAN YÖNTEM¬LERE, ŞANSSIZLIĞA BAĞLANABİLİR. İYİ ASKER, YURT¬SEVER, FAKAT TECRÜBESİZ. HÜKÜMET ÇOK KORKU¬TULDU VE KENDİ DENEYİNDEN YARARLANABİLİR.


3. Devrim
Artık olaylar şimşek hızıyla cereyan ediyordu. Hâlâ yeraltında bu¬lunan Lenin, devrime yeni bir slogan kazandırmıştı: Bütün İktidar Sovyetlere! Kahrolsun Geçici Hükümet!


7 Ekim günü Albay Thompson, Washington'a endişeyle şu telg¬rafı çekti:

AŞIRI SOLCULAR (BOLŞEVİKLER) BURADA BU AYKİ BÜTÜN RUSYA İŞÇİ VE ASKER VEKİLLERİ KON¬GRESİNİ DENETİMLERİ ALTINA ALMAK İÇİN ETKİN BİR BİÇİMDE ÇALIŞIYORLAR. BAŞARDIKLARI TAKDİRDE KURACAKLARI YENİ HÜKÜMET FECİ SONUÇLARA, MUHTEMELEN AYRI BİR BARIŞA YOL AÇACAKTIR. BİZ HER KAYNAKTAN YARARLANIYORUZ FAKAT ACİLEN DESTEK GEREKLİ. YOKSA HER TÜRLÜ ÇABA İÇİN ÇOK GEÇ OLACAKTIR.

3 Kasım günü, Albay Thompson'ın bürosunda, Rusya'daki Müttefikler askeri yöneticiler gizli bir konferans yaptılar. Bolşevikleri durdurmak için ne yapmak gerekirdi? Fransız Askeri Misyonu Başkanı General Niessel, Geçici Hükümeti yeteneksizliğinden dolayı öfkeyle suçladı ve Rus askerleri için "aşağılık herifler" dedi. Bunu üzerine bir Rus generali, yüzü öfkeden kıpkırmızı, hızla odadan çıktı.
General Knox, Kornilov'u dekteklemedikleri için Amerikalıları azarladı.

Knox, Robins'e "benim Kerenski ve hükümetine istikrar ka¬zandırmak diye bir derdim yok," diye bağırdı. "Bunlar yetersiz ve etki¬siz. Kornilov'un yanında olmanız gerekirdi."
"İyi ya general," diye karşılık verdi Robins, "siz Kornilov'un yanındaydınız."

İngiliz general, kıpkırmızı kesildi. "Bugün Rusya'ya gereken tek şey askeri diktatörlüktür," dedi. "Bu insanların tepesinde kamçılı bir el lazım!"
"General," dedi Robins, "çok farklı nitelikte bir diktatörlükle de karşılaşabilirsiniz."

"Bu Troçki-Lenin-Bolşevik tayfasını mı kastediyorsun? Limon kasalarının üstüne çıkıp nutuk çekenleri mi?"
"Evet kastettiğim bu."
"Robins," dedi General Knox, "sen asker değilsin; askeri mesele¬lerle ilgili hiçbir şey bilmiyorsun. Askerler böylelerine ne yapacak¬larını iyi bilirler. Biz onları karşımıza dizer vururuz."
"Evet, yakalarsanız yaparsınız," diye karşılık verdi Robins. "İtiraf ediyorum general ben askeri meselelerle ilgili hiçbir şey bilmem, ama halkı biraz tanırım, hayatım onların arasında geçti. Rusya'nın içindeydim ve sanırım siz halkla karşı karşıyasınız."

7 Kasım 1917'de, Albay Thompson'un bürosundaki bu konferanstan dört gün sorara Bolşevikler Rusya'da iktidarı ele geçirdiler.

Dünyayı sarsan Bolşevik İhtilalinin gelişi garip, başlangıçta nere¬deyse hissedilmez bir biçimde oldu. Bu, dünyadaki en barışçıl devrim¬di. Başkentin içinde küçük asker ve denizci grupları rastgele yürü¬yorlardı. Tek tek bir kaç silah sesi geldi. Soğuk caddelerde toplanan kadınlar ve erkekler hararetle tartışıyor, son çağrı ve bildirileri okuyor¬lardı. Her zaman olduğu gibi etrafa çelişkili söylentiler yayılıyordu. Tramvaylar Nevski'den bir aşağı bir yukarı gürültüyle geçiyorlardı. Ev kadınları dükkanlara girip çıkıyorlardı. O gün her zamanki gibi çıkan tutucu Petrograd gazeteleri bir devrimin olduğu haberini bile yaz¬mamışlardı.


Bolşevikler telefon santralını, telgraf bürosunu, devlet bankasını ve Bakanlıkları hemen hiçbir direnişle karşılaşmaksızın iptal ettiler. Kerenski'nin Geçici Hükümet binası Kışlık Saray'ın çevresi kuşatıldı.
Kerenski o öğleden sonra Amerikan Büyükelçiliği'nden ödünç alınan ve Amerikan bayrağı taşıyan süratli bir arabayla kaçü. Gider¬ken, Büyükelçi Francis'e acele bir haber göndererek cepheden gelecek askerlerle birlikte geri döneceğini ve "durumun beş gün içinde halledi¬leceğini" bildirdi. Akşam saat 6'da Büyükelçi Francis Dışişleri Bakanı Lansing'e şu telgrafı çekti:

BOLŞEVİKLER HER ŞEYİN DENETİMİNİ ELE GEÇİR¬MİŞ GİBİ GÖRÜNÜYORLAR, HİÇBİR BAKANIN YERİNİ ÖĞRENEMİYORUZ...
0 soğuk, yağmurlu geceyarısına doğru, çamurlu caddelerden ağır ağır geçen kamyonlar, gözcülerin durduğu belirli aralıklarla yayılmış şenlik ateşlerinin yanında yavaşladılar. Kamyonlardan beyaz pakeüer pırlatıldı. İçlerinde şu bildiri vardı:

RUSYA'NIN VATANDAŞLARINA!
Geçici Hükümet düşürülmüştür. Devlet iktidarı Petrograd işçi ve asker vekilleri Sovyetin'in organı, Petrograd proletaryası ve garnizonunun başındaki Askeri Devrimci Komite'nin eline geçmiş bulunmaktadır.
Halkın uğruna savaştığı dava: Acilen demokratik bir barış önerisi, toprak sahiplerinin toprak üzerindeki mülkiyet haklarının kaldırılması, üretimin işçi tarafından denetimi, Sovyet Hüküme¬tinin kurulması- Bu dava, güvenlik içinde başarıyla kazanılmıştır.


YAŞASIN İŞÇİ, ASKER VE KÖYLÜLERİN DEVRİMİ! Petrograd İşçi ve Asker Vekilleri Sovyeti Askeri Devrimci Komitesi


Şimdiden varlığı ortadan kalkmış bulunan Geçici Hükümet üyelerinin son kalesi ışıl ışıl Kışlık Sarayın çevresinde, yüzlerce Kızıl Muhafız ve asker karanlık bir yığın halinde toplanmışlardı. Birden yığın ileriye doğru kımıldadı, iç bahçeden akıp geçti ve barikatları aşıp Kışlık Saraya doluştu. Kerenski'nin eski bakanları, gün boyu uzun bir masanın etrafında oturdukları büyük, özenle dekore edilmiş odada tu¬tuklandılar. Masanın üzeri buruşuk kağıtlar, bitirilmemiş bildiri kalıntılarıyla darmadağınıktı. Bildirilerden biri şöyleydi: "Geçici Hükü¬met, tüm sınıfları Geçici Hükümeti desteklemeye çağırır..."

1 Kasım gecesi saat 10'45'de, Bütün Rusya İşçi ve Asker vekille¬ri, evvelce Çarlık aristokrasisinin kızları için gözde bir akademi olan Smolni Enstitüsü'nün balo salonunda açılış oturumu yaptı. Mermer sütunları, beyaz avizeleri, işlemeyle süslü zeminiyle, dev sigara du¬manı dolu balo salonu, şimdi Rus asker ve işçilerinin temsilcilerine ev sahipliği yapıyordu. Kirli, traşsız, yorgun Sovyet vekilleri -Siperlerin çamuru hâlâ üstlerinde olan askerler, kasketleri ve siyah buruşuk giysi¬leri ile işçiler, çizgili süveterleri ve küçük, yuvarlak ponponlu şapkala-rıyla denizciler, kürsüden konuşmak için birbiri ardına ayağa kalkan Merkez Yürütme Komitesi üyelerini dikkatle dinliyorlardı.
2
Kongre iki gün sürdü. İkinci günün akşamı, ütüsüz takım elbiseli kısa boylu tıknaz, saçları dökülmüş, elinde bir deste kağıt bulunan bir adam, kürsüye çıktığında büyük bir gürültü patlak verdi.
Gürültü dakikalarca sürdü. Sonra konuşmacı, hafifçe öne eğilerek dedi ki: "Şimdi sosyalist düzeni inşa etmek üzere yolumuza devam edeceğiz!"
Konuşmacı Lenin'di.

Kongre, devamla ilk Sovyet Hükümetini -Lenin'in başkanlığın¬daki Halk Komiserleri Konseyi'ni- kurdu.

4. Tanınmama
Sovyet Hükümetin'nin kurulduğunun ertesi günü, sabahleyin, Büyükelçi Francis, Amerikan'ın Moskova Başkonsolosu olan dostu Maddin Summers'a bir not gönderdi.

Büyükelçi Francis, Summers'a "Petrograd İşçi ve Asker Sovye-ti'nin, Başbakanlığını Lenin'in, Dışişleri Bakanlığını Troçki'nin ve Eğitim Bakanlığını madam ya da matmazel Kollantai'ın yaptığı bir ka¬bine kurduğu haber alındı. İğrenç-fakat ümidim o ki, durum ne denli gülünç olursa çözümün de o denli çabuk bulunması için gerekli çaba gösterilecektir." diye yazıyordu.

Büyükelçi, Washigton'a çektiği telgrafta da yeni Sovyet rejiminin yaşamasının gün meselesi olduğu şeklindeki düşüncesini belirtti. Dışişleri Bakanlığı'ndan Bolşevikler devrilene ve yerlerine "yurtsever Ruslar" geçene dek Rus hükümetini tanımalarını istedi.

Aynı günün sabahı, Raymond Robins Albay Thompson'ın, Pet-.rograd'daki Amerikan Kızılhaç karargamndaki ofisine daldı.

"Şef,"dedi Robins, "elimizi çabuk tutmalıyız! Kerenski'nin bir yerlerde ordu kuracağı, Kazakların Don'un yukarısına çıktıkları ve bey¬az muhafızların Finlandiya'dan geleceği fikri tamamen saçmalık! Onlar buraya asla ulaşamayacaklar. Arada çok fazla silahlı köylü var! Hayır, Simolni'deki gösteriyi sürdüren bu grup bu işi epey uzun zaman götürecek!

"Robins, derhal Smolni'ye gitmek ve Lenin'le bir görüşme yap¬mak için şefinden izin istedi. "Bu adamlar genellikle nazik, değerli in¬sanlar," dedi Robins Bolşevikleri kastederek. "Bazılarımız politikanın içinde bulundu ve Amerikan siyaset kodamanlarıyla iş yaptı ve Smolni de bizim dalaverecilerden daha yozlaşmış ve kötü biri varsa, o zaman onlar da biraz dalavereci demektir, hepsi bu!"

Albay Thompson karşılık olarak Robins'e Washington'dan yeni aldığı emirleri gösterdi. Danışmak amacıyla hemen karşılık vermek zo¬rundaydı. Şahsen» Bolşeviklerin Rus halk yığınlarını temsil ettiği ko¬nusunda Robins'le aynı görüşte idi ve Amerika'ya döndüğünde, Dışiş¬leri Bakanlığını bu konuda ikna etmeye çalışacaktı. Bu arada da, Albay rütbesinden terfi eden Robins, Rusya'daki Amerikan Kızılhaç Misyonu başkanlığını devralacaktı. Albay Thomson eski yardımcısıyla el sıkıştı ve ona iyi şanslar diledi...

Robins hiç vakit kaybetmedi. Simolni'ye gitti ve Lenin'i görmek istedi.

"Kerenski'yi tutuyordum," dedi Robins açık yüreklilikle, "fakat bir ceset görünce tanırım ve Geçici Hükümeti ölü sayıyorum. Ameri¬kan Kızılhaçının Rus halkına ulusal çıkarlarımıza zarar vermeyecek tarzda hizmet edip edemeyeceğini öğrenmek istiyorum. İç programınıza karşıyım, Fakat Rusya'nın içinde ne olup bittiği beni ilgilendirmiyor. Kornilov, Çar ya da bir başkası iktidarı elinde bulundursaydı, onunla konuşuyor olacaktım!"
Lenin, bu dinamik açıksözlü Amerikalıdan hemen hoşlanmıştı. Robins'e yeni rejimin niteliğini açıklamaya çalıştı.

"Benim diktatör olduğumu söylüyorlar." dedi Lenin, "Şu anda öyleyim. Ben diktatörüm çünkü arkamda işçi ve köylü yığınlarının ira¬desi var. Onların isteklerini yapmamaya başladığım an, benden iktidarı alırlar ve ben de Çar kadar çaresiz olurum."

Lenin sözlerine Sovyet yönetiminin ekonomik yönelimi ile de¬vam etti: "Dünyaya bir üreticiler cumhuriyeti ile meydan okuyacağız. Sovyet'e, stoku olan ve mülk sahibi kimseyi almıyoruz. Üreticileri alıyoruz. Donets kömür havzasını kömür üreticileri; demiryolunu ulaştırma işçileri; posta sistemini o iletişim aracının emekçileri vs. temsil edecek."

Lenin, Robins'e Bolşevik programının bir diğer önemli aşamasını; "ulusal sorun"un çözümünü de açıkladı. Rusya'daki pek çok ulusal grup, Çar yönetiminde insafsızca ezilmiş ve bağımlı halklara dönüştürülmüştü. Lenin, bütün bunları değiştirmek gerek, diyordu. Anti-semitizm ve Çar tarafından kullanılan bu türden öteki önyar¬gıların silinmesi zorunluydu. Rusya'daki her milliyete ve her ulusal azınlığa eşit haklar, bölgesel ve kültürel özerklik tanınmalı, bunlar tam anlamıyla kurtarılmalıydı. Lenin, Robins'e bu karmaşık ve çok önemli sorunla uğraşacak kişinin ulusal sorun üzerine önde gelen Bolşevik otoritesi Josef Stalin olduğunu söyledi.4

Robins, Lenin'e Rusyanın Almanya'ya karşı savaşı sürdürme şansı olup olmadığını sordu.

Lenin'in yanıtı tamamıyla samimiydi. Rusya çoktandır savaşın zaten dışında bulunmaktaydı. Yeni bir ordu -bir Kızıl Ordu- kurul¬madıkça Rusya Almanya'ya karşı koyamazdı bu ise zaman alacaktı. Rus sanayi ve ulaştırma sisteminini tamamen çözülmüş yapısını baştan sona yeniden örgütlemek gerekecekti.

Lenin sözlerini, Sovyet Hükümeti'nin Birleşik Devletlerden tanınma ve dostluk beklediğini söyleyerek sürdürdü. Robins'e bir asga¬ri işbirliği programı önerisi getirdi. Amerikan teknik yardımı karşısında, Sovyet Hükümeti Doğu Cephesi'ndeki tüm savaş araçlarını tahliye etme taahhüdünde bulunarak bunların Almanların eline geçmesini önleyecekti.

Robins, Lenin'in önerisini Amerikan'ın Rusyadaki Askeri Ataşesi ve Amerikan askeri Misyon Şefi General Judson'a götürdü; Judson'un bunlara ek olarak bir isteği daha vardı: Rusya'nın elindeki yüzbinlerce Alman savaş esirinin savaşın sonuna kadar ülkelerine yollanmaması. Lenin bunu kabul etti.

General Judson, derhal Büyükelçi Francis'e Sovyet Hükümeti'ni tanımanın Birleşik Devletlerin çıkarına uygun olacağını bildirdi.

4 "Stalin'in adını ilk defa," diye yazıyordu Albay Raymond Robins Kasım 1943'de bu kitabın yazarlarına, "Lenin, bana onun bir Federe Sovyet Sosyalist Cumhu¬riyeti planından söz ettiğinde duydum... Bana kendisinin ve Stalin'in Sovyet Rusya'daki bütün o ayrı ayrı grupları ortaklaşa işbirliği yapmaları için birleştirme planından bahsetti ve Stalin'in Milliyetler Komiserliğine seçildiğini bildirdi... Stalin'in Sovyet halkının birlik ve iktidan konusunda belki de en büyük tarihsel başarısı Milliyetler Komiseri olarak eşsiz çalışmasıdır. Onun politikaları ile ırksal, dinsel, ulusal ve sınıfsal düşmanlıklar büyük ölçüde gide¬rilmiş ve ayrı ayn Sovyet grupları Leningrad, Stalingrad ve Rus toprağını sa¬vunmak uğruna savaşacak ve ölecek bir birlik ve uyum havasına kavuşturulmuş¬lardır." Son cümlede, Albay Robins, tabii ki, Sovyet .halkının İkinci Dünya Savaşı sırasmda Nazı işgalcilerinim püskürtülmesi ve ezilmesinde oynadığı ta¬rihsel rolden söz etmektedir.
* Fiili, yürürlükte olan- ç.n.
"De Facto"* hükümet Sovyet'tir ve onunla ilişki kurulmalıdır." diyordu General Judson.
Fakat Amerikan Büyükelçisinin farklı düşünceleri vardı ve onları açıktan Washington'a iletmişti.
Birkaç gün sonra Dışişleri Bakanı Lansing'den gelen bir telgraf, Büyükelçi Francis'e Amerikan temsilcilerinin "Bolşevik Hükümetle bütün doğrudan ilişkileri kesmesi" gerektiği bildiriyordu. Telgrafta an¬lamlı bir tarzda şunlar da yazılıydı: " Judson'a böyle bildirin."

Kısa bir süre sonra gönderilen bir diğer telgrafta General Judson, Birleşik Devletler'e çağrıldı.

Robins, Dışişleri Bakanlığı'nın politikasını protesto için isti¬fasını vermeyi düşündü. Fakat aksine, Büyükelçi Francis, ondan görevinde kalmasını ve Smolni'yle temaslarını sürdürmesini istedi.
"Bence ilişkilerini aniden ve kesin bir biçimde kesmen -yani de¬mek istiyorum ki oraya yaptığın ziyaretlere son vermen- senin adına pek makul bir tavır olmaz," dedi Büyükelçi Francis, Robins'e. "Üstelik de ben onların ne yaptığını bilmek istiyorum ve sana zarar gelmesine engel olacağım."

Robins bilmiyordu, ama Büyükelçi Francis'in kendine özgü ne¬denlerle Sovyet Hükümeti'yle ilgili mümkün olduğunca fazla bilgi edinmesi gerekiyordu.
5. Gizli Diplomasi

2 Aralık 1917 günü Büyükelçi Francis, Washington'a, Don Ka¬zakları Atamanı General Aleksey Kaledin'in faaliyetleriyle ilgili ilk gizli raporunu gönderdi. Francis, Generali "Kaledin, .200.000 Kazağın başkomutanı" diye tanımlıyordu. General Kaledin, Güney Rusya'daki Kazaklar içinden karşı-devrimci bir beyaz ordu toplamış "Don'un ba¬ğımsızlığını" ilan etmişti ve Sovyet Hükümeti'ni devirmek için Mos¬kova üzerine yürümeye hazırlanıyordu. Petrograd ve Moskava"daki Çarcı subaylardan oluşan gizli gruplar Sovyetler aleyhine Kaledin için çalışıyor ve Büyükelçi Francis'le teması sürdürüyorlardı.

Francis'in isteği üzerine birkaç gün sonra Moskova'daki Ameri¬kan Başkonsolosu Maddin Summers, Dışişleri Bakanlığına General Kaledin'in gücüne ilişkin daha detaylı bir rapor gönderdi. Zengin bir Çarcı soylunun kızıyla evlenmiş olan Summers, Sovyet rejimine karşı Büyükelçiden daha da yoğun bir biçimde önyargılıydı. Sum-mers'in Dışişleri Bakanlığı'na yazdığı rapora göre, Kaledin, Güney Rusya'daki tüm "sadık" ve "dürüst" unsurları etrafında toplamıştı.


, Dışişleri Bakam Lansing Londra'daki Amerikan Büyükelçiliği'ne bir telgraf çekerek Kaledin'in davasını finanse etmek için ona gizlice borç verilmesini tavsiye etti. Bakan, bu borcun İngiliz ya da Fransa Hükümeti vasıtasıyla verilmesi gerektiğini söylüyordu.

Bakan Lansing, "Süratle hareket etmek ve Birleşik Devletler'in Kaledin hareketine daha fazla mali yardım sağlamaktan çok ona yakınlık göstermeyi düşündüğü bilinmediği için bunun önemini görüştüğünüz kişilerin kafasına sokma zorunluluğu konusunda size telkinde bulunmama gerek yok" diye ekledi.

Büyükelçi Francis'e, Bolşeviklerde kuşku uyandırmamak için, Kaledin'in Petrograd'daki ajanları ile ilişkilerini çok dikkatli bir şekilde yürütmesi bildirildi.

Titizlikle alınan önlemlere rağmen, komplo, Rusya'ya Müttefik müdahalesi olasılığının bilincinde olan Sovyet Hükümeti'nce açığa çıkartıldı. Aralık ayı ortasında Sovyet basını, Amerikan Büyükelçisini Kaledin'le birlikte gizlice komplo hazırlamakla suçladı. Francis kibarca Kazak Komutanıyla hiçbir tanışıklığı olmadığını söyledi...

Francis 22 Aralık'ta Bakan Lansing'e çektiği telgrafta "Bir basın açıklamasıyla Kaledin hareketi ile ilgili her türlü bağlantı ve bilgiyi en dair* reddedeceğim ve içişlerine karışmama talimatlarınızın kesin ve kati olduğunu ve bunları titizlikle izlediğimi dile getireceğim," diyor¬du.

Müttefiklerin düşmanlığı nedeniyle tecrit olmuş durumda bulunan ve muazzam Alman savaş makinesi ile tek başına uğraşamayacak kadar zayıf olan Sovyet Hükümeti'nin kendini elinden geldiğince iyi koru¬ması gerekiyordu. En yakın tehdit de Almanya'ydı.
Yeni Rusya'yı korumak ve gerekli yeniden örgütlenmeyi hayata geçirecek ve Kızıl Ordu'yu yaratacak zamanı kazanmak için Lenin Doğu Cephesi'nde acilen barış imzalanması önerisinde bulundu.
* en dair: açıkça, açık olarak, ç.n.
30
Lenin, Rusya'nın ulaştırma, sanayi ve ordusundaki korkunç koşullan enine boyuna gözden geçirdikten sonra taraftarlarına, "Ne pa¬hasına olursa olsun barış yapmalıyız, "dedi. "Güçlenmemiz gerekiyor ve bunun için de zaman gerekli... Alnanlar ilerlemeye başladığı tak¬dirde, her tür banşı, imzalamak zorunda kalacağız, barış ancak o zaman daha kötü olur."

Lenin'in ısrarı üzerine, bir Sovyet barış delegasyonu, Alman¬ya'nın barış şartlarını öğrenmek üzere Alman Doğu Ordusu karargahı Brest-Litovsk'a doğru alelacele yola koyuldu.
23 Aralık 1917'de Brest-Litovsk Barış Konferansı'nm ilk hazırlık oturumunun ertesi günü, Büyük Britanya ve Fransa'nın temsilcileri Paris'te bir araya gelerek Sovyet Rusya'yı parçalamak üzere gizlice bir anlaşma imzaladılar.
Anlaşmanın başlığı L'Accort Français-Anglais du 23 Décembre, 1917, définissant les zones dâction françaises et anglaises idi.* An¬laşmanın maddeleri uyarınca İngiltere'ye, Kafkasya'nın petrolü ile Balük eyaletlerinin denetimini, Fransa'ya ise Donetz Havzası'nın demir ve kömürü ile Kırım'ın denetimini sağlayacak "nüfuz alanları" verile¬cekti.

* L'Accord Français-Anglais du 23 Décembre, 1917, définissant les zones d'action françaises et anglaises. Fransız ve İngiliz etkinlik bölgelerim belirleyen 23 Aralık 1917 Fransız-Ingiliz anlaşması, ç.n.

İmzalanan gizli İngiliz-Fransız anlaşması, bu iki ulusun gelecek yıllar boyunca Rusya'ya karşı izleyecekleri politikayı kaçınılmaz bir biçimde şekillendiriyordu.
 

SOVYETLER'E KARŞI BÜYÜK KOMPLO Bolum 2>>