(1942-1975)
GENÇLİK VE GELECEĞİ
Gençliği ülke sorunları ile ilgilenmeyen bir ulusun sonu gelmiş
demektir.
Gençlik olarak biz, ülke sorunları ile ilgilenmeyi görev
biliyoruz ve ülke sorunlarıyla ilgilenip etken olduğumuz ölçüde
görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Çünkü ülkenin geleceği,
gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. Biz ülke sorunları ile
ilgilenmekle, gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz.
Yaşlı kuşağın bize devredeceği Türkiye’yi, Amerikan üslerini,
bizi Amerika’ya bağlayan ikili anlaşmaları, yıldan yıla artan
dış borçları ve Türk halkının nasıl sömürüldüğünü görüp de ülke
sorunlarıyla ilgilenmemek en yumuşak söyleyişle ihanettir. Türk
ulusuna ihanettir. Türk devletinin geleceğine ihanettir.
Gençliğin ülke sorunlarıyla ilgilenmesi ve sömürülen Türk
halkından yana eylemler yapması, sömürgen çevreleri tedirgin
etmekte ve bu çevreler “Gençlik siyaset yapıyor” diye feryadı
basmaktadır.
Egemen sınıfın isteğine kalırsa, onlar bizi yönetecekler,
ömrümüz boyunca acısını çekeceğimiz ikili anlaşmalarla bizi bir
yabancı devlete bağlayacaklardır. Fakat biz kadere boyun
eğeceğiz, bu ikili anlaşmalara karşı çıkmayacağız.
Bir doğu-batı savaşında onlar Türkiye’yi bir nükleer hedef
haline getirecekler. Fakat biz NATO’ya karşı çıkmayacağız.
Bütün yer altı kaynaklarımızı Amerika’ya peşkeş çekecekler,
fakat biz bu sömürünün hesabını sormayacağız.
Köylünün ürününü ucuza kapatarak köyle kardeşlerimizi
sömürecekler, fakat biz köylüyü sömürüyorsunuz dahi demeyeceğiz.
Kıbrıs’ta yolumuzu kesen 6. filo İstanbul Limanı’na demirleyecek,
fakat biz 6. filoyu protesto etmeyeceğiz.
Meslek bilgimizi kullanarak lüks binalar inşaa edeceğiz, fakat
bu binalarda kimlerin yatıp kalktığını sormayacağız.
Mühendis olarak silahlar yapacağız, fakat bu silahlar küçük
ücretlerine zam isteyen işçi kardeşlerimize çevrildiği zaman ses
çıkarmayacağız.
Bugünün öğrencileri yarının meslek adamları olarak ülkemizin
bütün sorunları ile ilgilenmek zorundayız.
Öğrenciliği bitirip meslek hayatına atılacak olan biz
mühendisler için iki yol vardır. Bu yollardan biri, kim için ve
ne için üretim yaptığını düşünmeksizin egemen sınıfların
yararına üretim yapmaktır. Kısaca neden ve niçinini
düşünmeksizin bir miktar karşılığında üretim yapmak yani
robotlaşmak.
İkinci yol ise kim için ve ne için çalıştığını bilerek emekçi
halkın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır. Bir başka
deyişle, ikinci yol küçük bir azınlığın yararına robotlaşmak
değil, büyük çoğunluğun, yani toplumun yararına çalışarak
insanlaşmak yoludur.
1967-1968 İ.T.Ü. ARI YILLIĞI
Harun KARADENİZ
Öğrenci Birliği Başkanı