Ankara Siyasal
Bilgiler Fakültesi'ne kaydoldu. Bu arada Türkiye İşçi
Partisi(TİP)'ne ve Fikir Kulüpleri Federasyonu(FKF)'na bağlı SBF
Fikir Kulübü'ne de giren Çayan, 1965'de bu örgütün başkanlığını
yaptı. 1967'de kısa bir süre için Fransa'ya gitti. 1968'de İzmir'de
6.Filo'yu protesto gösterilerinde gözaltına alındı, sonra serbest
bırakıldı. Bu yıllarda TİP ve FKF içinde başlayan tartışmalarda
Milli Demokratik Devrim(MDD) görüşünü benimsedi. SBF içindeki
etkinliğinde bu görüş doğrultusunda davrandı. Yusuf Küpeli'nin FKF
genel başkanı olduğu bu dönemde, gerek SBF'de gerekse Ankara'daki
devrimci mücadele içinde aktif olan Çayan, TİP adına Zonguldak'da ve
Karadeniz Ereğlisi'nde çalışmalarda bulundu. Bu gezide Sadun Aren
ile TİP Senatörü Fatma İşmen'in tutumunu eleştirdi. Bu konudaki
görüşlerini "Aren Oportunizminin Niteliği" adı altında Türk Solu
adlı dergide yayınladı. Bu arada Milli Demokratik Devrim
doğrultusunda ideolojik çalışmalarını yoğunlaştıran Mahir Çayan,
Emek dergisinde Kenan Somer'in "Devlet Devrim ve Lenin" ve "Devrim
Nasıl Tanımlanmalı" başlıklı yazılarına Türk Solu'nda "Revizyonizmin
Keskin Kokusu" adlı iki yazıyla cevap verdi. 9-10 Ekim 1969'da
Ankara'da yapılan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu(Dev-Genç)
adını alan FKF kurultayında yapmış olduğu uzun konuşmayla dikkati
çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile davranan Mahir
Çayan, 1970'de Gülten Savaşçı ile evlendi. 17-18 Ekim 1970'te divan
başkanlığını Yusuf Küpeli'nin yaptığı son Dev-Genç genel kurulunda
da önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Mihri Belli ile olan
ayrılıkların üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savaş
stratejisi olduğunu ve bunun bir savaş örgütü yani bir parti ile
gerçekleşebileceğini savundu.
Bundan sonra 29-30
Ekim 1971'de Ankara'da TİP Genel Kurulu toplandığı sırada, bu
kongreye katılmamış MDD görüşünü benimseyen delegelerle ve delege
olmayan işçi ve öğrencilerle birlikte düzenlenen "Proleter
Devrimcilerin Sohbet Toplantısı"ndan sonra Mihri Belli ve grubu ile
olan anlaşmazlık kopma noktasına geldi. Mahir Çayan, Yusuf Küpeli,
Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasıyla yayınlanan 'Aydınlık
Sosyalist Dergi'ye Açık Mektup" ise bu süreci noktaladı. Bu sırada
birlikte hareket ettiği arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk
Partisi(THKP)'nin kuruluş çalışmalarını da yürüten Mahir Çayan,
örgütün genel komitesi tarafından Yusuf Küpeli, Münir Ramazan
Aktolga ile birlikte Merkez Komitesi'ne getirildi. Komite içinde
yapılan görev bölüşümü sonucunda, THKP'nin siyasal ve ideolojik
görüşlerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu. Bu konuda Kurtuluş
dergisinde yazılar yazdı. "Yayın Politikamız" ve "Devrimde
Sınıfların Mevzilenmesi" başlıklı yazılarda partinin devrim
anlayışını formüle etti. Daha sonra bu görüşlerini "Kesintisiz
Devrim I-II-III" adlı broşürde daha açıklayıcı biçime sokarak,
kesinleştirdi. Bu arada THKP'nin şehir gerillası eylemlerini de
planlayan Çayan, 12 Şubat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankası Küçükesat
Şubesi soygununa katıldı. Şubat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulaş
Bardakçı, Ziya Yılmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte
İstanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için
hazırlıklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankası Erenköy
Şubesi soygununa katıldı. Bunun ardından 4 Nisan 1971'de işadamları
Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçırılıp 400 bin liralık fidye alınması
eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi. Bu arada Türkiye
Halk Kurtuluş Partisi'nin tüzüğünü Münir Ramazan Aktolga'yla
birlikte hazırladı. Aynı günlerde "İhtilalin Yolu" adlı parti
bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 17 Mayıs 1971 günü İsrail'in
İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçırılması eylemini Ulaş
Bardakçı ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçekleştirdi. 29 Mayıs
1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldıkları evden kaçıp,
sığındıkları bir başka evde Sibel Erkan'ı alıkoydular. Burada
güvenlik kuvvetleri tarafından kuşatıldılar. 1 Haziran 1971'de
polisin açtığı ateş sonunda Hüseyin Cevahir öldü. İntihara teşebbüs
eden Mahir Çayan yaralı olarak ele geçti. Bir süre hastanede yatan
Çayan, daha sonra tutuklanarak hakkında TCK'nın 146. maddesini ihlal
etmekten dolayı dava açıldı.
Mahir Çayan
duruşmasının savunma aşamasında 29 Kasım 1971 günü Ziya Yılmaz,
Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı ve Ömer Ayna'yla birlikte
Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçtı. Bir süre İstanbul'da kalan
Çayan, bu süre zarfında örgüt içinde başgösteren anlaşmazlığı
tartışmak üzere 12 Aralık 1971'de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile
görüştü. Ancak bu görüşmede bir sonuç sağlanamadı ve Çayan içerde
oldukları süre içinde partinin çizilmiş olan stratejisini
terkettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesi'ndeki bu iki arkadaşını
suçladı. Daha sonra Genel Komite'deki diğer üyelerin de onayını ile
Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga'nın THKP'den ihraç
edilmelerini sağladı. Ocak 1972'de İstanbul'dan Ankara'ya gelen
Çayan, burada Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu(THKO)'yla birlikte bir
eylem yapılması konusunda Ertuğrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer
Ayna'yla görüş birliğine vardı. Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir
Çayan ve arkadaşları 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde
çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar. Bundan sonra İngilizlerle
birlikte Niksar'ın Kızıldere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaşları,
gizlendikleri evi kuşatan güvenlik güçlerinin açtığı ateşle 30 mart
1972'de öldürüldüler.
|
MAHİR ÇAYAN NÖBETTE |
|
1 Nisan 1966'da bir gerici
Atatürk heykelinin önünde namaz kılıyor sonra yanındaki
baltayla heykele saldırıyor. Buna tepki gösteren üniversite gençliği
İzmir, İstanbul ve Ankara'da Atatürk heykelinin
önünde "Atatürk'e bağlılık nöbeti" tutmaya
başlıyor. Mahir Çayan'ın başkanlığındaki
SBF Fikir Kulubü de bu nöbetlere katılıyor, İlk nöbette şu
bildiri okunuyor.
"(...) Biz, bu çirkin
saldırılara araç olan uyutulmuş zavallı kişilere değil, bu anlayışın
bilinçli, çıkarcı sözcülerine sesleniyoruz. Kuvvetini Atatürk
devrimlerinden alan bir gençlik örgütü olarak biz, SBF Fikir Kulubü,
tüm bu yurtsevmez hareketin karşısında sonuna dek direneceğiz ve
Ata'nın büstüne kadar uzanmaya cüret eden ellerinizi kıracağız."
|
|
|