KÜTÜPHANE |  GARBİS ALTINOĞLU

Suriye Neden Çökmeyecek: “Özgür Suriye Ordusu”nun Ezici Yenilgisi
Galip Kandil
Global Research, 25 Ağustos 2012

New Orient Center for Strategic Policies

(Arapçadan İngilizceye çeviren vijayvaani.com)

Suriye’de yakın geçmişte yaşanan gelişmeler, bu ülkeyi yıkmak için ABD önderliğinde sürdürülen küresel savaşın gidişatı üzerinde belirleyici etkiler yapacak bir dizi önemli belirtiyi açığa çıkardı. Amerikan stratejistlerinin ve onların Avrupalı ve Arap suçortaklarının, savaşın içinde yer alan medya araçlarının aktardığı enformasyon ve izlenimlerinin tersine, dünyanın dörtbir yanından getirilen ölüm mangaları, paralı askerler ve Tekfiri gruplar savaş alanında ezici bir yenilgiye uğratıldılar. Buna rağmen, Türk yetkilileri ve onların Katar’lı ve Suudi bağlaşıkları, -tıpkı geçen yıl aynı dönemde yaptıkları gibi- Ramazan ayının, Suriye’deki direniş rejiminin yıkılışına tanık olacağını ileri sürmüşlerdi. Bu yanılsamalar, binlerce üyeleri öldürülen, yaralanan ve tutuklanan silahlı çetelerin savaş alanında yenilgisiyle bir kez daha çökmüş bulunuyor.
Aşırılıkçıların Şam’a karşı giriştikleri kapsamlı saldırı, Batılı medya kuruluşlarının bile kabul ettiği gibi, büyük kayıplarla sonuçlandı. Nitekim Suriye ordusu, kalıntılarını başkentin varoşlarında kovalamakta olduğu ve yerel paralı askerler ile dünyanın dörtbir yanından gelen cihadilerden oluşan kuvveti bütünüyle yoketmiş bulunuyor. Buna bağlı olarak Suriye ordusu; tonlarca silaha el koymuş ve silahlı grupların, yeniden inşa edilmesi olanaklı olsa bile aylar gerektirecek olan ağır altyapısını etkisiz hale getirmiş ve çökertmiştir.
Öte yandan, Türkiye’deki CIA kamplarında eğitilen paralı askerlerin ikmal hatlarını tümüyle kesen ordunun metodik ilerlemesi karşısında aşırılıkçıların binlerce kayıp verdiği koşullarda, Halep çarpışmasının sonucu şimdiden bellidir. Buna bağlı olarak silahlı çeteler artık, ağır bedeller ödemeksizin takviye güçleri bir yerden bir yere gönderememektedirler. Bu çetelerin, bölgesel sponsorları tarafından sağlanan ağır toplarla donatılmış 4×4 konvoylarına gelince, bunlar ancak ordunun helikopter ve uçaklarının ateşi altında ilerleyebilmekte ve düşman hatlarının gerisine sızmış olan elit kuvvetler tarafından kurulan pusularda yok edilmektedirler.
Uzmanlara göre, aşırılıkçı grupların üçte biri, Arap Magrebi, Libya, Körfez, Afganistan, Pakistan ve Çeçenistan’dan gelen cihadilerden oluşmaktadır. Gelinen evrede, Fransız kökenli Avrupa Birliği İstihbarat Şefi Patrice Bergamini, Lübnan’da yayınlanan El Ahbar gazetesine 17 Ağustos’ta verdiği mülakatta, Suriye’deki çatışmalarda cihadilerin önemli bir rol oynadığını kabul etmiş ve Batı kamuoyunun artık bu grupların oluşturduğu tehdidin farkında olduğunun altını çizmiştir. Suriye ordusunun Halep kentini ve onun taşrasını arındırması, artık sadece bir zaman işidir.
Silahlı çetelerin Suriye’nin her yanında uğradığı ezici yenilgi, sağlam ideolojik temeller üzerine kurulu olan Suriye ordusunun savaştan gerekli dersleri hızla öğrendiğini ve kentsel ve kırsal karşı-gerilla stratejilerini hızla geliştirdiğini gösteriyor. Bu onun, düzinelerce ülkeden oluşan koalisyonun sunduğu devasa askeri, maddi, mali ve iletişimsel olanaklara ve Suriye halkına ve devletine karşı BM bağlamı dışında uygulanan -gözardı edilmemesi gereken- yaptırımlara rağmen aşırılıkçılara ağır darbeler indirmesini olanaklı kılmıştır.
Duruma ilişkin gelişmeleri anlayabilmek için, Suriye devletinin ruh halini çözümlemek önem taşır. Gerçek bir halk desteği olmaksızın, -ki, Batılı medya araçları bu hususu doğal olarak dikkate almamaktadırlar- Başkan Beşar El-Esad ve onun ordusunun bu saldırıya karşı direnmesi ve onu püskürtmesi olanaklı değildi. Bu halk desteği üç faktöre bağlıdır. Birincisi; Suriyelilerin çoğunluğu ülkelerinin, Suriye’yi teslim alma ve onu Batı emperyalist kampının bir parçası haline getirerek tüm bölgesel denklemlerden dışlamayı amaçlayan bir komplonun hedefi olduğu, son 40 yıldır Suriye’nin bölgesel güç dengesinin merkezinde bulunduğu ve Ortadoğu’da onun bilgisi ve katılımı olmaksızın hiçbir şey yapılamayacağı gerçeğinin bilincindedir. Binlerce gencin orduya katılmak için gönüllü olmasından da anlaşılabileceği gibi, ülkelerinin siyasal bağımsızlığına tutkun olan bu geniş halk katmanları, onun uğruna savaşmaya hazırdırlar.
Öte yandan uzmanlar halkın, -şu ya da bu evrede muhalefete sempati duyan- yüzde 20′sinin, denetimleri altında bulunan bölgelerde hızla artan vahşetlerinin (ırza geçme, infazlar, kıyımlar, yağmalama…), aşırılıkçıların gerçek yüzünü keşfetmelerine yardımcı olduğu kanısındalar. Özellikle kırsal bölgelerde (muhalefetten- G. A.) bıkıp usanan halkın ruh halinin bir dönüşüm geçirdiği bu koşullarda Suriye devleti yurttaşlara sessizce, teröristlerin varlığını orduya bildirmelerini sağlayacak iletişim araçları dağıttı; bu da son haftalarda, özel kuvvetlerin ve hava kuvvetlerinin silahlı çetelerin üslerine iyi tasarlanmış darbeler indirmelerini olanaklı kıldı.
Ülkedeki bu gelişmelere paralel olarak, Şam’ın bölgesel ve uluslararası bağlaşıkları, titiz davranmakta ve (uluslararası- G. A.) arenayı Batılılara terketmekten kaçınmayı öngören siyasal ve diplomatik inisiyatifler geliştirmektedirler. Bu bağlamda, Tahran’da (9 Ağustos’ta- G. A.), aralarında Çin, Hindistan, Rusya, dokuz Arap ülkesi ve Latin Amerika ve Güney Afrika ülkelerinin de bulunduğu 30 ülkenin katılımıyla yapılan toplantının başarısı, bu yeni güç dengesine işaret etmektedir. Bu grubun oluşumu Batılılara güçlü bir mesaj göndermiş ve onların -BM bağlamı dışında- Kuzey Suriye’de uçuşa yasak bir bölge kurma projelerini ciddi ölçüde tehlikeye sokmuştur. 2012′nin son birkaç ayı, yeni bölgesel ve uluslararası dengelerin ortaya çıkması ve Suriye ulusal devletinin kendisine karşı yürütülen küresel savaşta kazandığı zafer sayesinde Şam’dan başlayarak yeni bir imaj çizmesi bakımından belirleyici bir nitelik taşıyacaktır.
Hızlı gelişmeler
Kasım ayının başında yapılacak olan ABD başkanlık seçimlerine kadar, Suriye içi, bölgesel ve uluslararası gelişmeler, her zamankinden daha hızlı bir tempoda ilerleyecek. Güvenlik Konseyi çerçevesinde ya da onun dışında bir yabancı askeri müdahalenin gündemde olmadığı açık; yaptırımların ise Yedinci Maddeye kadar uzanan en yüksek düzeyine varması, veto hakkı tarafından engellenmektedir. (Yazar burada, BM Temel Yasasının, bazı istisnai durumlarda başka ülkelere askeri müdahaleye izin veren Yedinci Bölümündeki maddelerine göndermede bulunuyor- G. A.). ABD başkanlık seçimlerinin ardından, sınır ötesinden ve Suriye topraklarının içinde askeri mekanizmanın kullanılmasının etkilerine paralel olarak Amerikan ve özellikle NATO, Türk ve Körfez siyasal aktörlerinin (tutumlarının- G. A.) belirginleşmesine tanık olacağız.
Bu noktadan sonra, ya Suriye’nin jeografisi ve rolü düzeyinde bir değişiklik yapmanın olanaksızlığı kabul edilecek, bu da, -Rusya’nın toplantı yapma çağrısını reddeden Amerikalıların kabul etmediği- ciddi müzakereler ve siyasal bir çözüm için hazırlık yapmanın yolunu açacaktır. Ya da -(İslami İşbirliği Örgütü’nün 13 Ağustos’ta yapılan- G. A.) Mekke konferansından, olabildiği kadar koz toplamaya çalışan Fransız dışişleri bakanının Suriye’ye komşu devletleri ziyaretine kadar- savaş bağlaşmasının canlı tutulması ve topyekun çatışma konumunun seferber edilmesinin yolunu.
Ne tampon bölgeler olacak, ne de hava ambargosu; daha ziyade -Saad Haddad ile Antoine Lahd’ın Güney Lübnan’da İsrail’in vesayeti altında kurduğuna benzeyen mini-devletler oluşturma şansını denemek amacıyla- bazı sınır bölgelerini devletin denetiminden tümüyle koparma yönünde çabalar görülecek. Bu evrede; Suriye’yi bölme projesine meşruiyet kazandırma amacıyla Doha, Riyad ve Amman’da yapılacak hazırlıkların ardından, kendi onurlarını satılığa çıkarmış muhaliflerin Halep’in taşrasına taşınması kumarı oynanacak.
Öte yandan, siyasal çözüme aracılık etmesi için Lakhdar Brahimi özel temsilci olarak atanmış ve gözlemci kurulunun misyonu, alanı her türden olasılıklara açmak için sona erdirilmiştir. Brahimi, bir karar alınana kadar ülkeyi gezmek için değerlendirirken Suriye, ordusu ve halkıyla kararlı bir duruş sergilemekte ve -Halep’ten ve onun taşrasından başlayarak- yaklaşan değişimin rotasını çizmekte.