ULUS ve ULUS DEVLET ÜZERİNE kısaca
Var olan ULUS (lar)
işbirlikci burjuva ulusu diye ULUS u reddetmek, ve böylece de Burjuva
ulusalcılığının zıttı olan Emekci Halkın Ulus unu reddetmek, bu red
le ve küresel lik ideolojileriyle de DEVLET kavramını kökten reddetmek
bir Marksistin yaklaşımı olamaz.
Mali Tekelci sermayenin
tekellerini globalleştirmesinde hızlı adımlar atması , kapitalist
ülkelerdeki milli burjuvaziyle ve ezilen ülkelerdeki bağımsızlık
anlayışıyla uzlaşmaz çelişkiler ide beraberinde getirdi. Bir taraftan
demokrasi ve özgürlük adına küçük ulusların direk işgal pratikleri,
diğer yandan milyonlarca dolar harcayarak teorik kargaşalık yaratma
çabaları sürecinde Ulus , Ulusallık ve Ulusal Devlet üzerine tartışmalar
ve çarpıtmalar da hızını arttırdı.
Marksist Leninist bir
anlayışda Ulus Ulusalcılık ve ulusal devlet anlayışı da kaçınılmaz
olarak en önemli hedefleri oldu. Her zaman hizmetlerinde olan Troçkist
teorilerle ML teori çarpıtılarak, ulus , ulusalcılk ve ulusal Devlet in
reddedilmesi nin ML bir teori olduğu öne sürüldü.
Enternasyonalizm ve
Ulusalcılık yazımda daha geniş olarak yaklaştığım bu konuya, bu defa sadece
ULUS-Devlet temelinde, mümkün olduğu kadar kısa ve değişik bir açıdan
yaklaşarak ulus, ulusalcılık ve ulus devlet in değil, Ulusal nihilizmin,
ulusu ve ulusalcılığı, Ulusal Devleti reddetmenin, kökten anti
Marksist-Leninist bir teori olduğunu göstermeye çalışacağım. .
Yazı Marksist
lenininstlere yönelik olduğu için ve konunun özünde ML istlik yattığı
için Leninin bir Marksisti burjuva dan temel den ayıran anlayış ve
pratiğin ..yalnızca sınıflar savaşımını kabul eden biri,
bundan ötürü bir Marksist değildir; henüz burjuva düşüncesinin,
burjuva politikasının çerçevesinden çıkmamış biri olabilir. Marksizmi
sınıflar savaşımı öğretisine indirgemek, onun kolunu kanadını kırpmak,
bozmak, onu burjuvazi için
kabul
edilebilir bir şeye indirgemek demektir.
Sınıflar savaşımının kabulünü, proletarya
diktatorasının kabulüne dek genişleten kişi bir Marksistir
sözlerinde netleştiğini
vurgulayarak başlıyacağım.
Marksist , diyor Lenin,
Sınıflar savaşımının kabulünü, proletarya diktatorasının kabulüne
dek genişleten kişidir
Peki Proleterya
Diktatörlüğü nedir? Soyut, ne olduğu bilinmeyen, uluslarası bir
diktatörlük müdür, yoksa bir ULUS yada bir kaç ULUS u
içine alabilen bir DEVLET biçimimidir?
Engels e dönelim ve
soralım ne demek istemiş Proletarya Diktatörlüğü demekle
"proletarya
diktatoryası" düşünü, diğer DEVLET tanımıdır. "Devlet,
yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş
proletarya."
Marx , "Kapitalist
toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrim yoluyla
geçiş dönemi yer alır. Buna, bir siyasal geçiş dönemi de tekabül eder
ki, burada, devlet, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir
şey olamaz
Yani
Proletarya diktatörlüğü ULUS ve DEVLET in
varlığını gerektiren bir kavramdır. Bu iki
kavramın ve somut olgu nun reddi proleterya diktatörlüğünün
de reddidir.
Demogojiye yer bırakmamak
için birden fazla ULUS un (ki gene ULUS) ayni anda devrim yaptığını
varsayalım
MListler ULUS u ve ULUS DEVLET ini red mi edecekler hemen???
Burda iki sorun var ,
birincis ML istlerin ULUSların kendi kaderini Tayin Hakkı ilkesi.
Lenin ulusların
siyasal kaderlerini kendilerinin tayin etmesi sorununun,
yani bunların tamamen özgür ve demokratik yoldan ayrılmaları ve
bağımsız devlet kurmaları
sorununun çözüme bağlanması
ulusal sorunda işçi demokrasisinin programı içinde olması
gerekir diyor.
Şimdi Bağımsız Devlet
derken , hem belirli bir sınırları olan ULUS dan hem de o (ikinci
sorun u oluşturan) ULUS un Devletinden başka bir şeyden mi
bahsediliyor ? Hayır
Yani devrim bir ULUS da mı olmuş birden fazla ULUS da
mı olmuş farketmiyor.. Her birinin ayrılma ve kendi ULUSAL emekci DEVLET
ini kurma hakkı tanınıyor.
Marksist ustaların
yazılarında (gerek burjuva anlamında gerekse proleter anlamda) ULUS, ULUSAL
ve DEVLET kavramları teorilerin temel taşlarında yatan kavramlardır.
Bir yazımda Türkiye de
olumlu bir gelişim olarak (belkide başka hiç bir ülkede
olmayan), aslında başlangıçta aynı anlamı taşıyan ULUS ve
Millet kavramı nın zamanla tamamıyle farklılaştığı Millet derken
siyasi anlamda sınırlar tanımayan etnik özelliğe ve karaktere sahip olduğu,
ULUS ise coğrafi sınırlar içindeki Türkiye yi ve onun içinde yaşayan
tüm etnik grupları kapsayan bir kavram ve özelliğe sahip oldu..
yorumunu yapmış ve bu anlamda ULUS sınırları içinde yaşanılan VATANın ta
kendisidir demistim ve hızlı bir Marksist! den dolaylı ve alaylı
eleştiri almıştım.
Gerçek şu ki ULUS coğrafi bir sınırı
gerektiren bir kavramdır. Gerek devrim öncesi gerek devrim
sonrası süreçlerde önem verilen ve üzerine düşülen ULUS al sorun da SINIR
önemli yer tutmaktadır. Ve ULUS her zaman SINIR ları olduğu
sürece
VATAN olmuştur. Yani iki kavram iç içe geçmiş
ve birbirine bütünüyle bağımlı , özdeşleşen kavramlar
haline gelmiştir.
Bugün,
diyor Engels, bu demokratik biçimde saptanmış olan sınırlar,
gün geçtikçe daha çok gerici, emperyalist kapitalizm tarafından
yıkılmaktadır. Bütün belirtiler şunu gösteriyor ki,
emperyalizm,
mirasçısı olan sosyalizme, miras olarak,
Avrupa'da ve dünyanın öteki bölgelerinde daha az demokratik sınırlar ve
bir dizi ilhaklar bırakacaktır.
Muzaffer sosyalizmin, bütün alanlarda tam demokrasiyi kurup
uygularken, devlet sınırlarını demokratik biçimde saptamaktan
çekineceği ve halkların "sempatilerini" görmezlikten geleceği
düşünülebilir mi?
Yeni "ekonomistler", ya
muzaffer sosyalizmin demokratik
devletinin sınırsız olarak
varlığını sürdürebileceğini düşünüyorlar, ya da
sınırların "yalnızca" üretimin gerekleri sonucu çizileceğine
inanıyorlar. Gerçekte bu sınırlar, demokratik bir biçimde, yani
nüfusun istek ve "sempatilerine" uygun olarak saptanacaktır. Kapitalizm,
bu sempatileri, ayaklar altında çiğniyor ve böylelikle
ulusların birbirine yaklaşması önünde yeni
güçlükler yaratıyor
Marksist Ustaların hiç bir
teorilerinde ULUSAL NİHİLİZM in izleri varmı? Hayır tam tersine ULUS
Marksist teorilerin ve en önemlisi Marksistlik için temel olan
Proletarya Diktatörlüğünün gerçekleşmesi için gerekli bir şarttır. Ulus
olmadan Proleterya diktatürlüğü olamaz. Bunun aksini iddia etmek bir
ülkede sosyalizmin gerçekleşemiyeceği Troçkist teoriyi savunmak demektir..
Günümüzde de ULUSU u reddedip AB vb Emperyalist Burjuva ULUS larına yamanma
teorilerinin ortaya atılmasının temelinde yatan, sosyalizme karşı nihai
hedef ve alternative olarak batı Demokrasisini satma teorileridir.
Emperyalistlerin kendi üslendikleri ulusların dışındaki uluslarda,
ULUSALcılığa karşı olmaları ile gizli açık Troçkistlerin karşı çıkmasındaki
pratik sonuç aynıdir.
Ustalar her zaman daha net
açıklıyor,
Onlar, diyor
Lenin sınıf savaşını ve bu savaşın giderek yoğunlaştığını
göremedikleri için, ve "barışçı" kapitalizme inandıkları için, bu
noktaları hala birer ütopik özlem gibi ileri sürüyorlar. Kautsky
yandaşlarının savunduğu, halkı aldatan emperyalizm altında eşit
ulusların barışçı birliği ütopyasının tam niteliği işte budur.
Soşyal-demokrasinin programı, bu küçük-burjuva oportünist ütopya
karşısında ağırlığını koyarken, ulusların ezen ve ezilen
uluslar olarak ikiye bölünmesini, emperyalist düzende temel,
önemli ve kaçınılmaz bir gerçek olarak
kabul etmelidir
.
Küresellik ve AB cilik
bayrağı altında
Ulusal nihilizmi savunmanın hiç bir Marksist kılıfı olamaz.
Kooperatif örgütlenme
biçiminin burjuva tarafından kullanılması nedeniyle Kooperatif in kökten
reddedilmesi, bir kurum olarak ORDU nun DEVLET in bir parçası olarak
kökten reddedilmesi ne benzer saçma bir anlayış ve pratik Marksist bir
yaklaşım olamaz. (Ordu nun emekci halkın Devlet inde ki yurt
savunması fonksiyonu nu gerekirse ayrıca tartışabiliriz)
ULUS , DEVLET in"sönüp
yok olduğu zaman" kendiliğnden ortadan kalkacaktır. DEVLET in sönüp
yok olabilmesi için bir ULUS ve ULUS ların ayrı ayrı yada
gruplar halinde emekcinin DEVLET (ler) i ile , kapitalizme karşı
verilen amansız mücadele, ve kitlelerin emekci lerin kültürüyle
eğitilmeleri gerekir. Bu bir süreçtir, ve bu süreçte DEVLET kaçınılmaz bir
araçtır.
Sonuç olarak Burjuva ulus
unu reddedelim diye bununla beraber emekci halkın da ULUS unu reddetmek,
Burjuva Ulusalcılığını reddedelim diye emekci halkın ulusalcılığı olan
Yurtseverliği reddetmek, burjuva DEVLET i reddedelim diye emekci devleti de
beraberinde reddetmek , Marksist olmak için gerekli olan Proleterya
Diktatörlüğünün mücadele alanını ve Baskı aracını,
yani kendisini reddetmekle sonuçlanır.
Öz anlamda, bir
baskı aracı olarak ortadan kaybolmayan,
burjuvazinin elinde bir
"mekanizma
"'
olarak yıkılan
Devlet in Proletaryanın
Devlet ine dönüştürme anlamındaki , 'işbirlikci burjuva Devleti
ortadan kaldırmak la Devlet in ortadan kalkması
birbirine bağlı, birbirini takib
eden farklı şeylerdir.
İşbirlikci
burjuva DEVLET i bir
BASKI ARACI
olarak ortadan KALDIRMAK ve yerine Emekci halkın DEVLET
ini yerleştirmekle, , DEVLET in bir BASKI ARACI OLARAK ortadan KALKMASI
bir slogan olarak ne kadar
birbirine bağlı olsada, somut ve siyasi gerçek olarak birbirinden çok farklı
iki siyasi döneme ve siyasi içeriğe sahiptir. Bir baskı aracı olarak
DEVLET i ortadan kaldırmayı
iddia etmek Proleterya
diktatörlüğünü ve buna bağımlı olarak da Sosyalizmi reddetmekdir.
Lenin Engelsin
"Devlet, yani egemen sınıf olarak
örgütlenmiş proletarya." Sözünü
Proletaryanın, sömürücülerin direncini bastırmak için olduğu kadar,
nüfusun büyük yığınını köylülük, küçük-burjuvazi, yarı-proleterler
sosyalist ekonominin "kurulması" işinde yönetmek için de devlet iktidarına,
merkezi bir güç örgütüne, bir zor örgütüne gereksinimi vardır.
sözleriyle neden sonuç ilişkisini ortaya koymuştur.
Birisi emekci
halkın
mücadelesi sonucu burjuva DEVLET in baskı aracını ortadan
kaldırıp , egemen güç olarak kendi DEVLET ini sosyalizm
yolunda kullanması, diğeri , süreç içrisinde
DEVLET in bir baskı aracı olarak
kendiliğinden ve gönüllü
olarak kaybolması, erimesi, sönmesi, yok olması.. Engels bu
kaybolma erime "sönme", "uykuya dalma"yı, "devlet tarafından,
toplumun tümü adına üretim araçlarına elkoma"dan
sonraki, yani sosyalist devrimden sonraki döneme erteliyor
Hala emperyalistlerin ve
onların sol içindeki uşaklarının kavram karışıklığı nedeniyle ,
anlaşılmada zorluk çekilen bu farkı Engels Burjuva devleti ancak
devrim "ortadan kaldırabilir". Genel olarak devlet, yani en tam
demokrasi ise, ancak "sönebilir". diyerek açıklıyor.
Benim anladığıma
göre Kapitalizm var olduğu sürece Burjuva ve
ya da emekci DEVLET
var olmak zorundadır.
Kapitalizmin tamamen yok oluşu
"DEVLET" in de bu süreç içerisinde kendiliğinden yok oluşunu getirecektir.
Bu anlamda,
Nihai hedefe doğru uzanan yolda amaç burjuva işbirlikci ULUS u ortadan
kaldırmak değil , onu emekci Halkın ULUS u haline getirmektir.
Amaç burjuva işbirlikci "DEVLET" i ortadan kaldırmak değil, onu
emekci halkın Demokratik Devleti ne dönüştürmektir. İki kavramı da
reddetmek bugün Tekelci mali Sermayenin ve Troçkizmin teori ve pratikte
birleştiği tek bir Emperyalist Devlet altında ULUS suz Küresel bir Dünya
anlayışını kabullenmekle eşdeğerdir. Bu bir Marksist in savunacağı teori
olamaz.
Erdoğan Ahmet
5 Haziran 2007
DEVLET İN BİR OTORİTE OLARAK ORTADAN
KALDIRILMASI TEORİSİ ÜZERİNE