KÜTÜPHANE |  ERDOĞAN

ULUS ve ULUS DEVLET ÜZERİNE kısaca

Var olan ULUS (lar)  işbirlikci burjuva ulusu diye ULUS u reddetmek, ve böylece de Burjuva ulusalcılığının zıttı olan Emekci Halkın Ulus unu reddetmek, bu red le ve küresel lik ideolojileriyle de DEVLET kavramını kökten reddetmek  bir Marksistin yaklaşımı olamaz.

 

Mali Tekelci sermayenin tekellerini globalleştirmesinde hızlı adımlar atması ,  kapitalist ülkelerdeki “milli burjuvaziyle“ ve ezilen ülkelerdeki “bağımsızlık” anlayışıyla uzlaşmaz çelişkiler ide beraberinde getirdi. Bir taraftan “demokrasi” ve özgürlük” adına küçük ulusların direk işgal pratikleri,  diğer yandan milyonlarca dolar harcayarak  teorik kargaşalık yaratma çabaları sürecinde  Ulus , Ulusallık ve Ulusal Devlet üzerine tartışmalar  ve çarpıtmalar da hızını arttırdı.

 

Marksist Leninist bir anlayışda Ulus  Ulusalcılık ve ulusal devlet anlayışı da kaçınılmaz olarak en önemli hedefleri oldu. Her zaman hizmetlerinde olan Troçkist teorilerle ML teori çarpıtılarak,  ulus , ulusalcılk ve ulusal Devlet in reddedilmesi nin ML bir teori olduğu öne sürüldü

 

Enternasyonalizm ve Ulusalcılık yazımda  daha geniş olarak yaklaştığım bu konuya, bu defa sadece ULUS-Devlet  temelinde, mümkün olduğu kadar kısa ve değişik bir açıdan yaklaşarak ulus, ulusalcılık ve ulus devlet in değil, Ulusal nihilizmin, ulusu ve ulusalcılığı, Ulusal Devleti reddetmenin, kökten anti Marksist-Leninist bir teori olduğunu göstermeye çalışacağım.  .

 

Yazı Marksist lenininstlere yönelik olduğu için  ve konunun özünde ML istlik yattığı için Leninin bir Marksisti burjuva dan temel den ayıran anlayış ve pratiğin “  “..yalnızca sınıflar savaşımını kabul eden biri, bundan ötürü bir Marksist değildir; henüz burjuva düşüncesinin, burjuva politikasının çerçevesinden çıkmamış biri olabilir. Marksizmi sınıflar savaşımı öğretisine indirgemek, onun kolunu kanadını kırpmak, bozmak, onu burjuvazi için kabul edilebilir bir şeye indirgemek demektir. Sınıflar savaşımının kabulünü, proletarya diktatorasının kabulüne dek genişleten kişi bir Marksistir” sözlerinde netleştiğini vurgulayarak başlıyacağım.

 

Marksist , diyor Lenin, Sınıflar savaşımının kabulünü, proletarya diktatorasının kabulüne dek genişleten kişidir…

 

Peki Proleterya Diktatörlüğü nedir?  Soyut, ne olduğu bilinmeyen, uluslarası bir diktatörlük müdür,  yoksa bir ULUS yada bir kaç ULUS u içine alabilen  bir DEVLET biçimimidir?

 

Engels e dönelim ve soralım ne demek istemiş “Proletarya Diktatörlüğü” demekle… "proletarya diktatoryası" düşünü, diğer DEVLET tanımıdır.  "Devlet, yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletarya."

 

Marx , "Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrim yoluyla geçiş dönemi yer alır. Buna, bir siyasal geçiş dönemi de tekabül eder ki, burada, devlet, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz””

 

Yani Proletarya diktatörlüğü  ULUS ve DEVLET in varlığını   gerektiren bir kavramdır.  Bu iki kavramın ve somut  olgu nun reddi “proleterya diktatörlüğünün de reddidir.

 

 

Demogojiye yer bırakmamak için  birden fazla “ULUS” un (ki gene ULUS) ayni anda devrim yaptığını varsayalım…MListler ULUS u ve ULUS DEVLET ini red mi edecekler hemen???

 

Burda iki sorun var , birincis ML istlerin ULUSların kendi kaderini Tayin Hakkı ilkesi.  Lenin  ulusların siyasal kaderlerini kendilerinin tayin etmesi sorununun, yani bunların tamamen özgür ve demokratik yoldan ayrılmaları ve bağımsız devlet kurmaları sorununun çözüme bağlanması ulusal sorunda işçi demokrasisinin programı içinde olması gerekir diyor.

 

Şimdi “Bağımsız Devlet” derken , hem belirli bir sınırları olan ULUS dan hem de o (ikinci sorun u oluşturan) ULUS un Devletinden başka bir şeyden mi bahsediliyor ? Hayır… Yani devrim bir ULUS da mı olmuş birden fazla ULUS da mı olmuş farketmiyor.. Her birinin ayrılma ve kendi ULUSAL emekci  DEVLET ini kurma hakkı tanınıyor.

 

Marksist ustaların yazılarında (gerek burjuva anlamında gerekse proleter anlamda) ULUS, ULUSAL ve DEVLET kavramları teorilerin temel taşlarında yatan kavramlardır.  

 

Bir yazımda Türkiye de olumlu bir gelişim  olarak  (belkide başka  hiç bir ülkede olmayan), aslında “”başlangıçta aynı anlamı taşıyan   ULUS ve Millet kavramı nın zamanla tamamıyle farklılaştığı “Millet”  derken siyasi anlamda sınırlar tanımayan etnik özelliğe ve karaktere sahip olduğu, ULUS ise coğrafi sınırlar içindeki  Türkiye yi ve onun içinde yaşayan tüm etnik grupları kapsayan bir kavram ve özelliğe sahip oldu.””. yorumunu yapmış ve bu anlamda ULUS sınırları içinde yaşanılan VATANın ta kendisidir demistim ve “hızlı bir Marksist! den dolaylı ve alaylı eleştiri almıştım.

Gerçek şu ki ULUS coğrafi bir sınırı gerektiren bir kavramdır. Gerek devrim öncesi gerek devrim sonrası süreçlerde önem verilen ve üzerine düşülen ULUS al sorun da SINIR önemli yer tutmaktadır. Ve ULUS her zaman SINIR ları olduğu sürece VATAN olmuştur.  Yani iki kavram iç içe geçmiş ve birbirine bütünüyle bağımlı , özdeşleşen kavramlar haline gelmiştir.

 

 

 “”Bugün, diyor Engels, bu demokratik biçimde saptanmış olan sınırlar, gün geçtikçe daha çok gerici, emperyalist kapitalizm tarafından yıkılmaktadır.  Bütün belirtiler şunu gösteriyor ki, emperyalizm, mirasçısı olan sosyalizme, miras olarak, Avrupa'da ve dünyanın öteki bölgelerinde daha az demokratik sınırlar ve bir dizi ilhaklar bırakacaktır. Muzaffer sosyalizmin, bütün alanlarda tam demokrasiyi kurup uygularken, devlet sınırlarını demokratik biçimde saptamaktan çekineceği ve halkların "sempatilerini" görmezlikten geleceği düşünülebilir mi?

 

 

Yeni "ekonomistler", ya muzaffer sosyalizmin demokratik devletinin sınırsız olarak varlığını sürdürebileceğini düşünüyorlar, ya da sınırların "yalnızca" üretimin gerekleri sonucu çizileceğine inanıyorlar. Gerçekte bu sınırlar, demokratik bir biçimde, yani nüfusun istek ve "sempatilerine" uygun olarak saptanacaktır. Kapitalizm, bu sempatileri, ayaklar altında çiğniyor ve böylelikle ulusların birbirine yaklaşması önünde yeni güçlükler yaratıyor…

 

Marksist Ustaların hiç bir teorilerinde ULUSAL NİHİLİZM in izleri varmı? Hayır tam tersine ULUS Marksist teorilerin ve en önemlisi Marksistlik  için  temel olan Proletarya Diktatörlüğünün gerçekleşmesi için gerekli bir şarttır. Ulus olmadan Proleterya diktatürlüğü olamaz.  Bunun aksini iddia etmek bir ülkede sosyalizmin gerçekleşemiyeceği Troçkist teoriyi savunmak demektir..  Günümüzde de ULUSU u reddedip AB vb  Emperyalist Burjuva ULUS larına yamanma teorilerinin ortaya atılmasının temelinde yatan, sosyalizme karşı nihai hedef ve alternative olarak batı Demokrasisini satma  teorileridir. Emperyalistlerin kendi üslendikleri ulusların dışındaki uluslarda,  ULUSALcılığa karşı olmaları ile gizli açık Troçkistlerin karşı çıkmasındaki pratik sonuç aynıdir.

Ustalar her zaman daha net açıklıyor, Onlar, diyor Lenin  sınıf savaşını ve bu savaşın giderek yoğunlaştığını göremedikleri için, ve "barışçı" kapitalizme inandıkları için, bu noktaları hala birer ütopik özlem gibi ileri sürüyorlar. Kautsky yandaşlarının savunduğu, halkı aldatan emperyalizm altında eşit ulusların barışçı birliği ütopyasının tam niteliği işte budur. Soşyal-demokrasinin programı, bu küçük-burjuva oportünist ütopya karşısında ağırlığını koyarken, ulusların ezen ve ezilen uluslar olarak ikiye bölünmesini, emperyalist düzende temel, önemli ve kaçınılmaz bir gerçek olarak kabul etmelidir….

 

Küresellik ve AB cilik bayrağı altında Ulusal nihilizmi savunmanın hiç bir Marksist kılıfı olamaz.

 

Kooperatif örgütlenme biçiminin burjuva tarafından kullanılması nedeniyle Kooperatif in kökten  reddedilmesi, bir kurum olarak ORDU nun DEVLET in bir parçası olarak  kökten reddedilmesi ne benzer  saçma bir anlayış ve pratik Marksist bir yaklaşım olamaz. (Ordu nun emekci halkın Devlet inde ki yurt savunması fonksiyonu nu gerekirse ayrıca tartışabiliriz)

 

ULUS , DEVLET in"sönüp yok olduğu zaman"  kendiliğnden ortadan kalkacaktır. DEVLET in sönüp yok olabilmesi için bir ULUS  ve  ULUS ların ayrı ayrı yada gruplar halinde emekcinin DEVLET (ler)  i ile , kapitalizme karşı verilen amansız mücadele,  ve kitlelerin emekci lerin kültürüyle eğitilmeleri gerekir. Bu bir süreçtir, ve bu süreçte DEVLET kaçınılmaz bir araçtır.

 

Sonuç olarak Burjuva ulus unu reddedelim diye bununla beraber emekci halkın da ULUS unu reddetmek,  Burjuva Ulusalcılığını reddedelim diye emekci halkın ulusalcılığı olan Yurtseverliği reddetmek, burjuva DEVLET i reddedelim diye emekci devleti de beraberinde reddetmek , Marksist olmak için gerekli olan Proleterya Diktatörlüğünün mücadele alanını ve  Baskı aracını, yani kendisini reddetmekle sonuçlanır.

 

Öz anlamda,  bir baskı aracı olarak ortadan kaybolmayan, burjuvazinin elinde bir "mekanizma "' olarak yıkılan Devlet in  Proletaryanın Devlet ine dönüştürme anlamındaki , “'işbirlikci burjuva Devleti ortadan kaldırmak” la “Devlet” in ortadan kalkması birbirine bağlı, birbirini takib eden  farklı şeylerdir.

İşbirlikci burjuva DEVLET i  bir BASKI  ARACI  olarak ortadan KALDIRMAK ve yerine Emekci halkın DEVLET ini yerleştirmekle, , DEVLET “ in bir BASKI ARACI OLARAK ortadan KALKMASI bir slogan olarak ne kadar birbirine bağlı olsada, somut ve siyasi gerçek olarak birbirinden çok farklı iki siyasi döneme ve siyasi içeriğe sahiptir. Bir baskı aracı olarak “DEVLET”  i ortadan kaldırmayı iddia etmek Proleterya diktatörlüğünü ve buna bağımlı olarak da Sosyalizmi reddetmekdir.

   
Lenin Engelsin 
"Devlet, yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletarya." Sözünü    “”” Proletaryanın, sömürücülerin direncini bastırmak için olduğu kadar, nüfusun büyük yığınını —köylülük, küçük-burjuvazi, yarı-proleterler— sosyalist ekonominin "kurulması" işinde yönetmek için de devlet iktidarına, merkezi bir güç örgütüne, bir zor örgütüne gereksinimi vardır.”””  sözleriyle  neden sonuç ilişkisini ortaya koymuştur.  

 

Birisi emekci halkın mücadelesi sonucu burjuva DEVLET in  baskı aracını ortadan kaldırıp , egemen güç olarak kendi DEVLET ini  sosyalizm yolunda kullanması, diğeri , süreç içrisinde DEVLET in bir baskı aracı olarak kendiliğinden ve gönüllü olarak kaybolması, erimesi, sönmesi, yok olması.. Engels bu “kaybolma” erime”  "sönme", "uykuya dalma"yı,  "devlet tarafından, toplumun tümü adına üretim araçlarına elkoma"dan sonraki, yani sosyalist devrimden sonraki döneme erteliyor…

 

Hala emperyalistlerin ve onların sol içindeki uşaklarının kavram karışıklığı nedeniyle ,  anlaşılmada zorluk çekilen bu farkı Engels “””Burjuva devleti ancak devrim "ortadan kaldırabilir". Genel olarak devlet, yani en tam demokrasi ise, ancak "sönebilir". diyerek açıklıyor.

 

Benim anladığıma göre Kapitalizm var olduğu sürece Burjuva ve ya da emekci DEVLET  var olmak zorundadır. Kapitalizmin tamamen yok oluşu "DEVLET"  in de bu süreç içerisinde kendiliğinden yok oluşunu getirecektir. 

 

Bu anlamda, Nihai hedefe doğru uzanan yolda amaç burjuva işbirlikci ULUS u ortadan kaldırmak değil , onu emekci Halkın ULUS u haline getirmektir. Amaç burjuva işbirlikci  "DEVLET" i ortadan kaldırmak değil, onu emekci halkın Demokratik Devleti ne dönüştürmektir. İki kavramı da reddetmek bugün Tekelci mali Sermayenin ve Troçkizmin teori ve pratikte birleştiği tek bir Emperyalist Devlet altında ULUS suz Küresel bir Dünya anlayışını kabullenmekle eşdeğerdir. Bu bir Marksist in savunacağı teori olamaz.

 

Erdoğan Ahmet

5 Haziran 2007


DEVLET ‘İN BİR OTORİTE OLARAK ORTADAN KALDIRILMASI TEORİSİ ÜZERİNE