KÜTÜPHANE |  ERDOĞAN

Pazartesi, Ağustos 21, 2006

SINIF MUCADELESINDE ETIK

Response to a bragging critique on my essay “Ethics in Class Struggle”

Evrensel ve Hizbullahla Yapilan Roportaj ve eleştiriler üzerine

Anlamları birbirine karıştırılmış olan “Etik”, “Değer” ve “Ahlak” ne kadarda aynı gibi görünselerde ve birbirleri ile bağlantılı olsalarda, birbirinden farklı kavramlardır. Savaşa karşı olmak yada olmamak bir “değer” anlayışıdır, Savaşta yaralıyı öldürmek yada öldürmemek “etik” bir sorundur, savaşın yarattığı ortamdan yararlanıp çalmak, ırza geçmek vb “ahlak” sorunudur.

Devrimci Demokratların “etiği”, taktiksel alanda bile taviz verilmeyecek etiklerdir. Ama burjuva “etiği “mücadele çıkarları doğrultusunda her gerektiğinde çiğnenmesi ve tanınmaması gereken etiklerdir. Bu anlamda uygulanacak “taktikler” burjuva etiği sınırları içerisinde olamaz.

"Engels, ...... burjuvazinin yasaları çiğnemesinden sonra bizim de yasaları çiğnememiz gereğine değinerek, "İlk silahı patlatan siz olunuz bay burjuvalar!"diye yazıyordu. İçinde bulunduğumuz bunalımlar, burjuvazinin, bütün ülkelerde, en özgür ülkelerde bile, yasaları ayaklar altına aldığını göstermektedir;.. "" lenin Sosyalizm ve savas

Emperyalistlerin işine yarayan, onlara hizmet eden dezenfarmosyon` konularinda daha uyanık olunmalı... ve bu dezenfarmosyonları ortaya dökerek yada eğer bunu onlara karşı kullanma olasılığı varsa kullanarak, Anti emperyalist mücadeleye zararlı değil yararlı hale dönüştürmeli...


“” bizim etiğimiz tamamıyle işçi sınıfının sınıf mücadelesi çıkarları doğrultusundadır. Bizim etiğimiz işçi sınıfının sınıf mucadelesinin çıkarlarından kaynaklanır. Lenin

Globalleşen dünya ekonomisinde “etik “üretim araçlarına sahip olanların üretici güçler arasındaki ilişkilerdeki eşitsizliğin bir yan ürünü olması dışında, bu eşitsizliğin pekiştirilmesinde uygulanan pratiklerin kılıfının hazırlanmasında kullanılan hipokratlığın bir ürünüdür.

Dünya halklarını köleleştiren, işçileri sömüren, köylüleri topraksızlaştıran, milyonlarca insanı katleden sınıfın “ahlaki prensip ve kuralları” olduğunu , onların böylesine kurallar oluştursa bile bu kurallara uymaları olasılığına inanmak, onlardan bu kurallara uymasını beklemek, ve mücadele bu kurallara uyulması gerektiğini savunmak bir anlamda varolan sistemi savunmakla yada mucadeleyi onların kurallarını belirlediği sınırlar içinde yürütmeyi savunmakla eşdeğerdir.

“İşçi sınıfına bir söylev yazdım…….yalnız … birkaç sözcük ilave etmek zorunda kaldım….”gerçek, ahlak ve adalet”, ancak bunlar zarar veremeyecek şekilde söylevin içerisine yerleştirildi..” Marx

Etiğe, yaklaşım yaparken bunu; her türlü üretim araçlarına sahip olanlarla olmayanlar arasındaki ilişkilerde etik, sahip olanların kendi aralarındaki ilşkilerde etik, sahip olmayanların kendi aralarındaki ilişkilerde etik çerçevesi içinde incelememiz gerek. Yani bahsetiğimiz Burjuva tarafından Burjuvaların çıkarları doğrultusunda yaratılmış Burjuva etiğimi yoksa İşçi sınıfının etiğimi..

Kısacası hakim sınıfların kendi aralarındaki ilişkilerindeki “etik” anlayışı ve pratiği ile, onların işçi ve köylü sınıfı ile aralarında olan ilişkilerindeki “etik” anlayışı ve pratiği farklıdır. Çünki onlar “sınıf mücadelesinin” varliğinin ve bunun sadece “parlemento” sorunu değil bir “savaş” olduğunun bilincindeler. Savaş döneminde “etik” içe dönük uyulması, dışa dönük çiğnenmesi gereken kurallardır.

“…bir çok kahramanlar gerçek ahlak ağız kavgası yaparken …….…sadece bilinci başlangıç noktası olarak aldığı için, ahlaki filozofiyle sonuçlandı,”” Marx Engels

Etik, yada kurumsal “Ahlaki Prensip” ve Kurallari oluşturan, bunları evrenselleştirenler kimlerdir sorusuna cevap verdikten sonra bu etikleri oluşturanların emperyalistler ve ezilen halklar genelinde, sınıf mücadelesi özelinde tarih boyu nasıl ve kimlerin çıkarına kullandıklarına da cevap vermemiz gerekir.

Kendi oluşturdukları etikleri hemen her zaman çiğnediklerini gazete okuyan, haberleri dinliyen, düşünebilen ve yorum yapabilen her birey rahatca görebilir. Irak savaşının kılıflarından, Lübnana saldırı ve işgale, işlenen savaş suçlarına kadar güncel olan olaylar bunun en güzel örnekleridir.

Doğru ve yanlışın zıtlığı, yani neyin yanlış neyin doğru olduğu olduğu, Marx a göre “iyi ve kötünün zıtlığı” diyalektik değil sadece Burjuva etiğin bir esrarıdır.

Bu kapitalist sistem içinde evrenselleşmiş kurumsal etikler, işçi sınıfının ve köylünün, ezilen halkların etikleri değil, emperyalistlerin düşünce ve tavır üretiminde uyguladıkları her türlü sahtekarlıkları “adil ve gerçek” olarak satma kılıfıdır.Emperyalizme karşı mücadele sadece politik alanda değil, emperyalizmin dünya halklarınıi köleleştirme yolunda pratik içine girdigi HER ALANDA olmasi gerekir. Emperyalizme karşı "Melek gibi " , `saf ve temiz` , `hilesiz hurdasiz,` bir mücadele peşindeysek yanmışız.

“…..ilerleme doğrultusunda yardımcı olacak herşeyi desteklemelidir., ve (sırtında) bezdirici ahlaki vicdan vagonu olmamalıdır”” Marx Engels

Emperyalizme karşı mucadeleyi ve saflari, kontrol altında olduğu sürece, güçlendirecek her taktik, uygulanması gereken bir taktiktir. Bu bir sinif mücadelesi. Nasılki bizler Emperyalistlerin demogoji ve hipokratliklarini, dezenfarmosyonlarini bulup çıkarmak ve deşifre etmeyi, onlara karşı mücadelede kaçınılmaz bir görev olarak göruyorsak, yada görmemiz gerekirse, ayni şekilde onlarında doğruyu bile saptırmaları , yanlış ve etiklere uygunsuz göstermeleri kaçınılmazdır..
Bu anlamda Eger `Evrensel` bunu düşünerek ve bilerek yaptıysa (ki buna evet demesini bekleyemeyiz) Sendika org un yapmış olduğu (bana göre) yanlış. Ama Evrensel bunu araştırmadan ve bilmeden yaptıysa, ve sonuçta gerçekten bu `dezenfarmosyon` ise, emperyalistlerin ve onların uşaklarının ellerine malzeme vermiş oldugu icin yaptığı yanlış... Belirleyici olan , pratik sonuçta üretilen düşüncenin ve tavrın, yani ÇIKARın kimlerin yararına olduğudur. Emperyalistlerin mi yoksa Anti emperyalistlerinmi.

Olaylara `takımsal` anlayışları aşarak, sınıfsal ve sınıf müucadelesi açısından yaklaşmamız gerek.

Eğer bu yazı sonucunda sol dan nefret eden 1000 averaj dindar işçi yada köylü den 100 tanesi bu yazıyı okuyup Deniz Gezmişlere sempati duymaya başladıysa, arasına girip aylarca ve hatta senelerce kazanma çabası bile verilse kazanılma imkani olmayan insanlari bir makale ile bes dakikada en azından saflara ilk adimi attırmıs oldu...

Şimdi böyle bir SONUÇ KİMİN , hangi safların ÇIKARINA bir SONUÇ?
Bunun `Dezenfarmosyon` olduğunu (olsun yada olmasin) belirtmek kimlerin , hangi saflarin ÇIKARINA bir SONUÇ yaratır?


"""Emperyalistlerle ezilen dünya halkları arasındaki politik ve askeri alanda devam eden mücadelenin sosyal ve psikolojik alanı olan “düşünce , görüş ve tavır” oluşturma, değiştirme ve belirleme, günümüzde Emperyalistlerin üzerinde araştırmalar yaptığı ve yoğun bir şekilde pratiğe döktüğü ve bu “alanı” politik ve askeri savaşın hayati ve vazgeçilmez bir parçası haline getirdiğini görüyoruz....................uzun yıllar süren “psikolojik savaş” ın etkisi; " belirleyici olan sonucu yaratan “HAREKET” değil, sonucu yaratan “ARAǔ tir" anlayışı, hemen hepimizde, bu yeni “düşünce, görüş ve tavır “ yaratma provokasyon ve propogandalarina “temel” i oluşturmuş durumda..""" Psikolojik savaş, düşünce görüş ve tavır belirleme, yazısından.

Bu anlamda, Emperyalizmin bu psikolojik savaşına seyirci kalmakla, Emperyalizmin askeri savaşına seyirci kalmak arasında "savaş" anlaminda pek fazla fark yok. Emperyalizme karşı mücadele, onun yarattığı bütün `silahları ve yöntemleri`ona karşı kullanmadan başarıya ulaşamaz. Filistinde Filistinlilerin sadece elindeki sapanla, elinde Kaleshnikof olan Israilli askere karşı savasması ve bu savaşdan olumlu sonuç beklemesine benzer. Mucadelenin `serefli` ve "onurlu" olması mücadelenin 'içeriği' ve ulaşılmak istenen "sonuç" la ilgilidir, bu amaca ulaşmak için kullanılan araç ve yöntemleri bu terimlerle ifade etmek, burjuva anlayışın pratikte yansımasıdır.