Dünya halklarını köleleştiren, işçileri sömüren, köylüleri
topraksızlaştıran, milyonlarca insanı katleden sınıfın ahlaki prensip ve
kuralları olduğunu , onların böylesine kurallar oluştursa bile bu kurallara
uymaları olasılığına inanmak, onlardan bu kurallara uymasını beklemek, ve
mücadele bu kurallara uyulması gerektiğini savunmak bir anlamda varolan
sistemi savunmakla yada mucadeleyi onların kurallarını belirlediği sınırlar
içinde yürütmeyi savunmakla eşdeğerdir.
İşçi sınıfına bir söylev yazdım
.yalnız
birkaç sözcük ilave etmek
zorunda kaldım
.gerçek, ahlak ve adalet, ancak bunlar zarar veremeyecek
şekilde söylevin içerisine yerleştirildi.. Marx
Etiğe, yaklaşım yaparken bunu; her türlü üretim araçlarına sahip olanlarla
olmayanlar arasındaki ilişkilerde etik, sahip olanların kendi aralarındaki
ilşkilerde etik, sahip olmayanların kendi aralarındaki ilişkilerde etik
çerçevesi içinde incelememiz gerek. Yani bahsetiğimiz Burjuva tarafından
Burjuvaların çıkarları doğrultusunda yaratılmış Burjuva etiğimi yoksa İşçi
sınıfının etiğimi..
Kısacası hakim
sınıfların kendi aralarındaki ilişkilerindeki etik anlayışı ve pratiği
ile, onların işçi ve köylü sınıfı ile aralarında olan ilişkilerindeki etik
anlayışı ve pratiği farklıdır. Çünki onlar sınıf mücadelesinin varliğinin
ve bunun sadece parlemento sorunu değil bir savaş olduğunun
bilincindeler. Savaş döneminde etik içe dönük uyulması, dışa dönük
çiğnenmesi gereken kurallardır.
bir
çok kahramanlar gerçek ahlak ağız kavgası yaparken
.
sadece bilinci
başlangıç noktası olarak aldığı için, ahlaki filozofiyle sonuçlandı, Marx
Engels
Etik, yada kurumsal Ahlaki
Prensip ve Kurallari oluşturan, bunları evrenselleştirenler kimlerdir
sorusuna cevap verdikten sonra bu etikleri oluşturanların emperyalistler ve
ezilen halklar genelinde, sınıf mücadelesi özelinde tarih boyu nasıl ve
kimlerin çıkarına kullandıklarına da cevap vermemiz gerekir.
Kendi oluşturdukları etikleri hemen her zaman çiğnediklerini gazete okuyan,
haberleri dinliyen, düşünebilen ve yorum yapabilen her birey rahatca
görebilir. Irak savaşının kılıflarından, Lübnana saldırı ve işgale, işlenen
savaş suçlarına kadar güncel olan olaylar bunun en güzel örnekleridir.
Doğru ve yanlışın zıtlığı, yani neyin yanlış neyin doğru olduğu olduğu, Marx
a göre iyi ve kötünün zıtlığı diyalektik değil sadece Burjuva etiğin
bir esrarıdır.
Bu kapitalist sistem
içinde evrenselleşmiş kurumsal etikler, işçi sınıfının ve köylünün, ezilen
halkların etikleri değil, emperyalistlerin düşünce ve tavır üretiminde
uyguladıkları her türlü sahtekarlıkları adil ve gerçek olarak satma
kılıfıdır.Emperyalizme karşı mücadele sadece politik alanda değil,
emperyalizmin dünya halklarınıi köleleştirme yolunda pratik içine girdigi
HER ALANDA olmasi gerekir. Emperyalizme karşı "Melek gibi " , `saf ve temiz`
, `hilesiz hurdasiz,` bir mücadele peşindeysek yanmışız.
..ilerleme doğrultusunda yardımcı olacak herşeyi desteklemelidir., ve
(sırtında) bezdirici ahlaki vicdan vagonu olmamalıdır Marx Engels
Emperyalizme karşı mucadeleyi ve saflari, kontrol altında olduğu sürece,
güçlendirecek her taktik,

uygulanması gereken bir taktiktir. Bu bir sinif mücadelesi. Nasılki bizler
Emperyalistlerin demogoji ve hipokratliklarini, dezenfarmosyonlarini bulup
çıkarmak ve deşifre etmeyi, onlara karşı mücadelede kaçınılmaz bir görev
olarak göruyorsak, yada görmemiz gerekirse, ayni şekilde onlarında doğruyu
bile saptırmaları , yanlış ve etiklere uygunsuz göstermeleri kaçınılmazdır..
Bu anlamda Eger `Evrensel` bunu düşünerek ve bilerek yaptıysa (ki buna evet
demesini bekleyemeyiz) Sendika org un yapmış olduğu (bana göre) yanlış. Ama
Evrensel bunu araştırmadan ve bilmeden yaptıysa, ve sonuçta gerçekten bu
`dezenfarmosyon` ise, emperyalistlerin ve onların uşaklarının ellerine malzeme
vermiş oldugu icin yaptığı yanlış... Belirleyici olan , pratik sonuçta üretilen
düşüncenin ve tavrın, yani ÇIKARın kimlerin yararına olduğudur. Emperyalistlerin
mi yoksa Anti emperyalistlerinmi.
Olaylara
`takımsal` anlayışları aşarak, sınıfsal ve sınıf müucadelesi açısından
yaklaşmamız gerek.
Eğer bu yazı sonucunda sol dan nefret eden
1000 averaj dindar işçi yada köylü den 100 tanesi bu yazıyı okuyup Deniz
Gezmişlere sempati duymaya başladıysa, arasına girip aylarca ve hatta
senelerce kazanma çabası bile verilse kazanılma imkani olmayan insanlari bir
makale ile bes dakikada en azından saflara ilk adimi attırmıs oldu...
Şimdi böyle bir SONUÇ KİMİN , hangi safların ÇIKARINA bir SONUÇ?
Bunun
`Dezenfarmosyon` olduğunu (olsun yada olmasin) belirtmek kimlerin , hangi
saflarin ÇIKARINA bir SONUÇ yaratır?
"""Emperyalistlerle
ezilen dünya halkları arasındaki politik ve askeri alanda devam eden
mücadelenin sosyal ve psikolojik alanı olan düşünce , görüş ve tavır
oluşturma, değiştirme ve belirleme, günümüzde Emperyalistlerin üzerinde
araştırmalar yaptığı ve yoğun bir şekilde pratiğe döktüğü ve bu alanı
politik ve askeri savaşın hayati ve vazgeçilmez bir parçası haline
getirdiğini görüyoruz....................uzun yıllar süren psikolojik
savaş ın etkisi; " belirleyici olan sonucu yaratan HAREKET değil, sonucu
yaratan ARAÇ tir" anlayışı, hemen hepimizde, bu yeni düşünce, görüş ve
tavır yaratma provokasyon ve propogandalarina temel i oluşturmuş
durumda..""" Psikolojik savaş, düşünce görüş ve tavır belirleme, yazısından.
Bu anlamda, Emperyalizmin bu psikolojik savaşına seyirci kalmakla,
Emperyalizmin askeri savaşına seyirci kalmak arasında "savaş" anlaminda pek
fazla fark yok. Emperyalizme karşı mücadele, onun yarattığı bütün `silahları
ve yöntemleri`ona karşı kullanmadan başarıya ulaşamaz. Filistinde
Filistinlilerin sadece elindeki sapanla, elinde Kaleshnikof olan Israilli
askere karşı savasması ve bu savaşdan olumlu sonuç beklemesine benzer.
Mucadelenin `serefli` ve "onurlu" olması mücadelenin 'içeriği' ve ulaşılmak
istenen "sonuç" la ilgilidir, bu amaca ulaşmak için kullanılan araç ve
yöntemleri bu terimlerle ifade etmek, burjuva anlayışın pratikte
yansımasıdır.