Lenin ve Türkiye'deki ulusal
kurtuluş savaşının tarihsel önemi
Giriş
"Biz her zaman açık milliyetçilikle ile başa çıkabiliriz, çünkü o kolayca
ayırt edilebilir. Maskelenmiş ve maskeli haliyle tanınmaz olan bir
milliyetçilikle mücadele etmek çok daha zordur. Çünkü koruma yeleği olarak
sosyalizmi kullandığından, o saldırıya daha az açık ve daha fazla
dayanıklıdır. Bu, işçiler arasında nerede görülürse orada karşılıklı
güvensizlik düşüncesini ve çeşitli milliyetlerden işçilerin ayrılması
yolunda zararlı düşünceleri yayarak havayı zehirler. "Stalin
Yıllardır Türkiye ulusal kurtuluş savaşına sol yaklaşım ya şoven duygular la
veya onun anti emperyalist bır savaş olarak reddi ile karışık olmuştur.
Türkiye'de her etnik, dinsel ve mezhepsel gruplar içinde açıkça görünür bir
şekilde milliyetçi ve şöven duyguların yükselişi ile, bu karışık yaklaşım
giderek iki karşıt görüş haline dönüşmüştür; birisi ulusal Kurtuluş savaşını
bütün gerici ideolojilerini ve uygulamalarını, bağımsızlık sonrası dönem
dahil, birlikte kucaklayan, diğeri ulusal kurtuluş savaşını bir anti
emperyalist savaş olarak bütünüyle reddeden ve onu diğer bir emperyalist
ülke tarafından diğerlerine karşı desteklenen bir savaş olarak açıklayan
görüş ..
Bu sol gruplardan sorumlu yoldaşların Marksist Leninist oldukarı temelinden
yola çıkarak, ben yazımı, giriş ve kronolojik tarihi, bu sürec boyu yaşayan
ve Sovyet Hükümetinin Ulusal Kurtuluş savaşı ve Lozan barış Konferansı ile
ilgili politika ve pratiği nin oluşturulmasında kişisel olarak direk olarak
ilgilenen Lenin den alıntılarla başlayacak ve bitireceğim.
Birincisi , doğuda ilk ulusal kurtuluş savaşı olduğu için, ikincisi bu
savaşın başarısının emperyalistlere karşı savaş veren Sovyetlerin emniyeti
ve ayakta kalabilmesi için hayati önem taşıdığıdından , bu savaş tarihsel
öneme sahip bir ulusal kurtuluş savaşıdır.
Lenin, Bir Marksistin tarihi tahlil ve tavrı üzerine Kautskyi eleştirisinde
şöyle der; "Bütün safsatacılar her zaman ana öğelerinde birbirlerine
benzemeyen durumlarla ilgili örnekleri gösterme alışkanığında olmuşlardır.
Feodalite ile mutlakıyete karşı savaşım politikasının, kurtuluş yolundaki
burjuvazi politikasının "uzantısı"nı, feodallerle bağlaşma içinde,
proletaryayı ezen günü geçmiş -yani emperyalist, yani tüm dünyayı soymuş
bulunan- ve gerici bir burjuvazi "politikasının uzantısı" ile bir tutmak,
peynirle tebeşiri bir tutmak demektir
Bir insan/birey, burjuva
"anavatan"ları adına tarihi konuşma hakkı olan ve, feodal sisteme karşı
savaşım içinde, yeni ulusların milyonlarca insanını uygar yaşama yükselten
büyük burjuva devrimciler için en büyük saygıyı duymadıkça Marksist olamaz.
"" (Lenin, İkinci Enternasyonel in çöküşü )
Lenin "Devlet ve devrim" de ulusal kurtuluş savaşının karakteri üzerine ; ""
Eğer biz yirminci yüzyılın devrimlerini örnek olarak alırsak, Şüphesizki,
Portekizce ve Türk devrimleri ni burjuva devrimleri olarak Kabul etmek
zorundayız. " der.
Bir savaşın ilerici ya da gerici olma sorununa gelince, Lenin, "savaşlara
karşı sosyalistlerin tutumu" der; "Biz Marksistler, Marxın diyalektik
materialism temelinde her savaşı tarihi olarak ayrı incelememizi
gerektirmesi nedeniyle , pacifist ve Anarşistlerin her ikisinden de
farklılaşırız.
Lenin emperyalist dönemdeki Ulusların Kendi Kaderini Tayini hakkında ; ""
Rusya, İran, Türkiye ve Çin deki devrimler, Balkan savaşları - bu bizim
"Oryent" imizin, bizim dönemimize ait dünya olaylar zinciri dir. Ve sadece
kör bir adam bu olaylar zincirinin bağımsız ulusal devletler ve ulusal
birlik oluşturmak için çaba gösteren bir dizi burjuva -demokratik ulusal
hareketlerinin uyanışı olduğunu göremez.. der.
Milliyetciliğin batağına düşmemiş bir marksist için Lenin in yukardaki
tahlil ve yorumları aslında bu konuya net bir açıklama getirmesi gerekir.
Marksist tahlil ve tesbitler gerçekci olmalıdır, duygusal değil, özellikle
milliyetçi ya da ters-milliyetçi (milliyetciliğe-karşı-milliyetci)
duygularla olmamalıdır. Türkiye deki ulusal Kurtuluş Savaşına, Lenin'in
bizzat önderliğinde ki Sovyet Rusya dan başka yardım eden kayda değer hiç
bir ülke yoktur. Bu savaşın, Bir yada bir kaç emperyalistlerin desteği ile
diğer emperyalistlere karşı bir savaş olduğunu iddia etmek, sadece bir
asılsız iddia olmakla kalmaz, bu Lenin in önderliğindeki Sovyetler in
emperyalist bir kategoriye koyan tarihi bir olayın çarpıtması olur.
"Jön Türklerin "devrimini, sadece Türkiyeyi parçalamayı değil, Sovyetlere
saldırılarında yeni bir cephe açma arzuları olan emperyalistlerin işgaline
karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı nı birbirine karıştırmamak gerekir.
Günümüze Kadar ulaşan devrim sonrası döneminin sağlıklı ve objektif
değerlendirilebilinmesi için, geçmişteki ulusal kurtuluş savaşının karakter
ve tarihsel önemini doğru değerlendirmesi gerekir.
Birinci Dünya Savaşı dönemi
Nisan 1915 de, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya İstanbul ve Boğazlar
üzerinde gizli bir antlaşma imzaladılar.
Ağustos 1915 de Lenin; " Belçikanın özgürlüğü için savaştığını iddia eden
İngiltere ve Fransa yalan söylemektedirler. Gerçekte nnlar çok uzun zamandan
beri savaşa hazırlanıyorlardı, ve bu savaşı Almanya yı soymak ve onu
kolonilerinden sıyırmak amacı ile yürütmekteler, onlar İtalya ve Rusya ile
Türkiye ve Avusturya yı parçalamak için bir anlaşma imzaladılar. Rusyadaki
Çarlık monarşi, Galiçya yı ele geçirmeyi, Türkiye'den toprak almayı, İran,
Moğolistan vb ülkeleri köleleştirmeyi amaçlıyan yırtıcı bir savaş
yürütmekte. (CW v 21, p 367)
Şubat 1916 da, İngiltere ve Fransa, Türkiyeyi bölmeyi, paylaşmayı amaçlayan
gizli bir anlaşma imzaladı, daha sonra Çarlık Rusya, takip eden yılda da
İtalya anlaşmaya katıldı.
Lenin, Rusya ve İngiltere arasında, İstanbul üzerine gizli bir anlaşmanın
varlığına inanıyordu;
" Rusya ve İngiltere arasında diğer şeyler arasında İstanbul u ilgilendiren
gizli bir anlaşma nın varlığı şüphe götürmez. Rusya İstanbulu alma
umudunda, ve İngilterenin İstanbulu ona vermek istemediği iyi biliniyor.
Eğer İngiltere İstanbulu Rusya ya verirse, onu, daha sonra geri almak
isteyecek, ya da Rusya ya yönelik şartlar altında bu imtiyazı yapacak ..
Gizli anlaşma metni bilinmiyor, ancak İngiltere ve Rusya arasındaki mücadele
tam da bu soru etrafında merkezileşmekte, ediyor ufak bir şüphe götürmeyen ,
ancak bilinmeyen bu mücadele şimdi bile devam "(CW V23, p 128)
Benzer şekilde Lenin zaten Almanya nın yayılmacı amaçlarını ortaya dökmüştü
Almanya Türkiye yi zaten mali ve askeri vassal ı (uyruk, hizmetci) haline
dönüştürdü"(CW V23 p 182) '
Şubat 1917 de Rusya'da Çarlık otokrasi devrildiğinde, Lenin bu yeni Burjuva
Geçici Hükümetin bir "savaş hükümeti oduğunu, emperyalist katliam ve
yağmalama için bir hükümet olduğunu, Ermenistan, Galiçya ve Türkiye yi
yağmalama, ve İstanbul u alma hükümeti olduğun "a (CW V 23 p 306) işaret
etmişti..burjuva hükümet, Türkiye yi bölme ve parçalama yı hedefleyen
Çarlık politikasını izledi " (CW v 24 p 116)
Ekim Devrimi, Türkiye nin ve dünyanın tarihi gelişiminde çok önemli etken
olmuştur..
3 Aralık 1917 de, Lenin tarafından imzalanan Rusyanın emekci Müslümanlarına
hitabında Sovyetlrin politikasını çöyle açıklıyordu;
"Biz ediyoruz ki, İstanbulun ele geçirilmesi üzerine tahttan indirilen çar,
ve görevden alınan Kerenski tarafından yapılan gizli anlaşmalar yırtılmış ve
imha edilmiştir. Rusya cumhuriyeti ve onun hükümeti, Halk Komiserleri
konseyi, herhangi bie şekilde yabancı toprakların ele geşirilmesine
karşıdır: Müslümanlar İstanbul u tutmalıdır "(SSCB dış politika belgeleri V1
p 35)
Emperyalist , özellikle Alman emperyalist planları ve çalışma çerçevesi
içinde genç Türk hükümeti Sovyet Rusya saldırıya geçti
Haziran 1918 günü Lenin; İngiltere Bağdatı ele geçirmek ve Türkiye yi
boğazlayarak öldürmek istiyor (CW v 27 p 484) demişti. Lenin in bu tahlilin
doğruluğu hemen ardından gelişen olaylarla kanıtlanmış oldu .
Dikkatle tasarlanmış emperyalist bir plan ve tahriklerin parçası olarak Genç
Türk hükümeti Ekim 1918 de Bakü ve Dağıstan a saldırttırılarak, Türk
ordusunun Irak, Filistin ve Makedonya'da Anglo- Fransız kuvvetlerinin
karşısında zayıflaması sağlandı.
20 Eylül 1918 günü, Sovyet Hükümeti Türk hükümeti tarafından da sistematik
ihlali nedeniyle Türkiye ile Brest-Litovsk Barış Antlaşmasını iptal etmek
zorunda kaldı.
30 Ekim 1918 tarihinde, Türkiye koşulsuz teslim teslim oldu.
Mondros Ateşkes Antlaşması ile İngiltere Irak, Filistin, Mısır ve Arap
Yarımadası, Karadeniz, Boğazlar ve İstanbul üzerinde kesin bir hakimiyet
istedi. İngiliz emperyalistleri Sovyet Cumhuriyeti ne karşı Rusya'nın
güneyinde silahlı bir kampanya planlarının hayata geçirilebilmesi için,
boğaza ve İstanbula özel önem veriyorlardı.
Kasım 1918 de Altıncı Bütün Sovyet Kongresinde, Lenin bu planı şöyle
vurgulamıştı;
"Şimdi İngiltere Türkiyeye Bakü yü vererek bizi hammadde den mahrum bırakıp
boğmayı hedefleyen bir antlaşması var." (CW v 28, p 160)
Emperyalistlerin Boğazları ve İstanbulu işgali ile birlikte onların
anti-Sovyet müdahaleleri de yoğunlaştı.
Lenin Kasım 8, 1918 de altıncı kongre de uluslararası durum hakkında ki
konuşmasında ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikenin üzerinde durdu. Ancak,
cesaretin kırılması için hiçbir neden yok. Bu düşman uçuruma tepetaklak
düşecek ... biz biliyoruz ki, Türkiyeyi kapana kıstırmış olan düşman, kendi
yok oluşuna doğru yol alıyor ". (v 28 p 163)
, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra-Ulusal Kurtuluş Savaşı
Savaştan sonra, Leninin , önceden görebildiği gibi, galipler arasındaki
çelişki artmaya gebeydi. "savaş kendini gerek Almanya ve gerekse İngiltere,
Fransa, İtalya ve Amerika kapitalistleri yönünden tamamen bir emperyalist,
gerici, savaş kendini gösterdi. Sonrakiler (İngiltere, Fransa, İtalya ve
Amerika) şimdi ganimetler üzerinde, Türkiye'nin bölünmesi üzerinde kavgaya
başlıyorlar.... "(CW V 28 p 430)
Paris Barış Konferansı'nda emperyalistler Osmanlı İmparatorluğu'nun bir
parçası olan topraklarda manda kurma konusunda anlaştılar.
ABD Emperyalistleri Türkiye ve Transkafkasya nın tamamı için tek bir manda
istiyorlardı.
Türkiye ile Barış Antlaşması taslağı altında , İngilizler Filistin ve
Mezopotamya yı mandası altına alcak, ve Fransızlar Suriye ve Kilikya;
güneybatı Anadolu İtalyanın etki alanına girecek; İngiltere Güney Doğu
Anadolu da Kürt alanı üzerinde himaye kuracak, Anadolu'nun altı doğu illeri,
Taşnak parti tarafından yönetilen Ermenistan dahil olmak üzere, ABD manda
bölgesi olacak; İzmir ili ve Doğu Trakya Yunanistan'a gidecek; Boğazlar
uluslararası bir bölge ye çevrilecek, Orta Anadolu'da emperyalist ler
tarafından korunan Sultan tarafından yönetilen küçük bir Türk devleti
olacaktı.
Türkiye'nin Ulusal Kurtuluş Savaşı, doğu halklarının, yabancı işgalcilere,
yerli gericilere ve emperyalizmin ajanlarına karşı iyi organize edilmiş ilk
silahlı mücadelesi olma özelliğini taşıyordu.
Mustafa Kemal'in liderliği altında Türkiye'nin ulusal Kurtuluş savaşının
başlamasıyla , Sovyet ve Türkiye halkı bir ve aynı düşmana: emperyalist
İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD ye karşı savaşıyorlardı. Türkiye ulusal
Kurtuluş savaşının zaferi, Sovyetlerin güneyden emperyalist saldırılara
karşı savunması için hayati bir önem taşıyordu..
Kızıl ordunun Anglo -Fransız kuvvetleri ve karşı devrimci Çarlık orduları
üzerindeki zaferi, Türkiye'de ulusal kurtuluş hareketine moral vermişti. Bu
zaferler üzerine, Mustafa Kemal, "Yüce amaçlar için çabalayan Bolşevizm, ,
ortak düşmana karşı bir zafer kazandı, bizim varlığımıza da saldıran bir
düşman, ve bu minnettar olmak için bir nedendir " "(Nutuk 1.945, part 1 p
92)
Ekim 1919 günü, Sivas Kongresi Moskova ya bir temsilci kurulu gönderdi.
Komite başkanı Halil Paşa, Sovyet hükümetinden işgalcilere karşı mücadelede
Türkiye'ye yardım etmesini istedi.
Sultan işgal kuvvetlerinin elinde bir kukla olduğu için BMM devrimci ulusal
hükümeti kurdu.
23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara'da açıldı ve Türk
halkının iradesini temsil eden tek yasal güç olarak kendini ilan etti.
BMM kurulduktan Üç gün sonra , Mustafa Kemal, diplomatik ilişkilerin
kurulması ve Türkiye ye bazı mali, askeri yardım için Lenine resmi bir
mektup gönderdi.
"Biz tüm çabalarımızı ve askeri operasyonlarımızı amacı emperyalist
hükümetlere karşı savaşmak ezilen halkları kurtarmak olan Rus Bolşeviklerin
ki ile aynı yönde tutacağımızı taahhüt ederiz. halkımızın yaşadığı
bölgelerdeki emperyalist güçleri bu topraklardan sürmek ve emperyalizme
karşı birlikte devam ettirebimek için iç gücümüzü geliştirmek için Sovyet
Rusya dan yardım olarak milyon Türk Lirası ve (miktarı müzakere yoluyla
belirlenecek olan) bazı silah ve mühimmat ve ayrıca bazı askeri ve teknik
araçları, ve askerlerimiz için tıbbi malzeme ve gıda malzemesi ... ... ...
.. Lütfen en saygın selamlarımızı ve en samimi duygularımızı kabul
edin"(Mezhdunaradnaya zhizn, no 11 regards 1.963 p 147-148)
Lenin'in talimatıyla Chicherin bir cevap mesajı hazırladı. 14 Haziran 1920
tarihinde bu mesaj Ankaraya ulaştı Mesaj Sovyetlerin BMM nin emperyalist
hükümetlere karşı çalışmalarını ve askeri operasyonlarını ezilen halkların
kurtuluşu " yüksek ideali ile uyum içinde yürüteceği kararını idrak
ettiğini, "Sovyet hükümetinin dünyanın bütün uluslarına dostluk elini
uzattığını ve her zaman her ülkenin hakkı tanıma ilkesine sadık kalacağını
vurguluyordu. Sovyet hükümeti, Türk halkının ülkenin egemenliği ve
bağımsızlığı için kahramanca mücadelesine büyük ilgi göstermektedir, ve
şimdi madem Türkiye'zor bir dönem yaşıyor, Türk ve Rus halklarını
birleştiren bir dostluk için kalıcı bir zemin hazırlamaktan mutluluk
duyacaktır. "(Foreign Policy Doc Cilt II p 555)
Türkiye ve Rusya arasında dostane ilişkiler ve kalıcı dostluk kurmak için,
Sovyet Hükümeti , BMM yönetiminin tanınması anlamına gelen diplomatik ve
konsolosluk temsilciler değişimini önerdi. Böylece, Lenin'in hükümeti
Türkiye halkları nın bağımsızlık için verdiği adil mücadeleyi tanıyan
dünyanın tek hükümeti oldu.
8 Temmuz 1920 günü, Sovyet Hükümeti resmi olarak Rus Cumhuriyetinin tüm
kapitülasyon hakları nı tanımadığını ilan etti ve Türk halkının emperyalist
işgalcilere karşı mücadelesinde başarılar diledi
2 Temmuz 1920 de 200,6 kilogram altın külçe taşıyan Sovyet diplomatik
misyonu için Moskova dan Ankara' ya yola çıktı.
13 Ağustos günü, Lenin, Chicherin in Türkiyeve Ermenistan üzerine
önerilerini görüştü
Ağustos 14 de, Türk delegesi ile toplantı yapan Lenin "Sovyet Hükümetleri
politikasının doğunun ezilen halklarına destek vermek olduğunu vurguladı ".
Haziran dan 24 Ağustos 1920 ye kadar süren Sovyet-Türk görüşmeleri sürecinde
bir dostluk antlaşması taslağı hazırlandı. Anlaşmazlık Türkiye ve Ermenistan
arasında bir sınır hattı kurulması konusunda kendini göstedi. İngiltere ile
daha yakın ilişkileri tercih edenTürkiye Dışişleri Bakanı Bekir Sami,
bilinçli olarak Ankara hükümetini ve liderleri Sovyet Cumhuriyetine karşı
yönlendirmeye çalışıyordu.
Beklenildiği ve Lenin'in de dikkati çektiği gibi; "İtilaf diplomatları
Ermenistan Taşnak ların Türkiye ye saldırısını provoke etti. O anda
Ermenistan da (1918-20), başta olan Taşnak milliyetçi parti, Türkiye ye
karşı saldırgan bir politika izledi ve neredeyse Anadolu'nun yarısını içeren
bir " Büyük Ermenistan kurulmasını amaçladı. 24 Eylül 1920 de Taşnak
hükümeti Türkiye'ye karşı saldırıya başladı, ancak beş gün sonra Türk
askerleri Taşnak saldırılarını kontrol altına aldı ,ve eylül den kasıma
kadar süren bir karşı saldırıyla Sarykamış Kars ve Gümrü yü işgal etti. Türk
Hükümeti, maceracı Taşnak politikasından yararlanmayı ve Ermenistan'ın
tamamını işgaline karar verdi. "" (Lenin, iç ve dış politika durumu)
4 Ekim 1920 de, altın taşıyan Sovyet diplomatik misyonu Ankara'ya geldi ve
Chicherin in "Biz inanıyoruzki misyonumuzun Ankaraya ulaşması ... Rusya ve
Türkiye halklarının çıkarı ve avantajı için, iki ülke ve iki hükümet
arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin önemli ölçüde yardımcı olacağına
eminiz ". (SSCB dış politika Belgeler Cilt III, s. 11) içeriğini taşıyan
kişisel mesajını Mustafa Kemal e verdi;
Bu arada, 24 Eylül 1920 de başlamışolan askeri operasyon Türk kuvvetleri nin
30 Ekim de Karsı işgali ile devam etti. Türk askerleri Ermenistanın içlerine
kadar girerken Lenin durumu şöyle açıklıyordu; , Kafkasya'da içinde
yaşadığımız şu anlarda koşullar son derece karmaşık ve analiz etmesi zor
hale geliyor, savaşa katılmaya zorlanmamızın olasılığıyla birlikte ".. (CW V
31, p 415)
"" Kasım 11 de Dışişleri Halk Komiserliği savaşan taraflara arabuluculuk
teklif etti. Türkiye arabuluculuğu reddetti ve Sovyet Taşnak hükümeti,
Ermenistan'ı Türk hükümeti himayesine bağlayan antlaşmayı kabul etdi Ancak,
anlaşma, imzalanacağı tarih olan 29 Kasım da ı Taşnak hükümeti Ermenistan
Sovyet iktidarı tarafından alaşağı edildi . Bu antlaşmanın hala geçerli
olduğunu savunan Türk Hükümeti Gümrü bölgesinin boşaltılmasını ta ki Sovyet
Hükümeti nin, Mayıs 1921 ortasında Türk kuvvetlerinin bölgeden tahliye
edilmesi ni talep edene kadar geciktirdi. "" (Lenin, iç ve dışta durum)
Ekim devriminin üçüncü yıldönümünde Ankara da zamanında Türkiye'de ki tek
yabancı diplomatik misyonu olacak olan Sovyet elçiliği açıldı,
Ermenistan'dakiIşçiler ve köylülerin ayaklanması, 29 Kasım 1920 tarihinde
Taşnak hükümetini devirdi ve, Sovyet iktidarını kurdu.
Lenin Ermeni devrimci hükümet için yazdığı telgrafta "Benim, sizlerin,
Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan emekçi halkları arasında kardeşlik
dayanışmasını kurmak için her türlü çabayı harcayacağınızdan hiç şüphem
yoktur" (CW V 31, p 437)
İlginçtir ki, Türk hükümeti devrilen Taşnak hükümetine Ermenistanı bir Türk
himayesi haline getiren Aleksandrapol Antlaşması nı kabulettirmek için
bastırıyordu. Devrimci Ermeni hükümeti anlaşmayı reddetti ve Ermeni
topraklarından Türk askerlerinin çekilmesini istedi.
enin, sekizinci Tüm Rusya Sovyetleri Kongresinde emperyalist planların geri
teptiğini "Türk saldırısı bize karşı planlandı. Müttefikler, bizim için bir
tuzak hazırlıyorlardı, ancak tuzağa kendileri düştüler, çünkü biz Sovyet
Ermenistan ı aldık sözleriyle kısa ve öz açıklamıştı. Türkiye'nin
başındakiler bizi müttefikleresatmaya hazır askerler, Octobrists ler,
milliyetçilerdir, Ama bu yapılması son derece zor bir şey, çünkü Türk
halkının Müttefiklerin vahşi baskısına karşı olan duygusu yüksek ve Sovyet
Rusya ya karşı sempatileri büyümekte "..
Türk hükümeti Kafkasya'da bir anti Sovyet bloku kurulması için
emperyalistlerle işbirliği yapıldığı hakkında söylentileri resmi olarak
yalanlandı. "
bizim İtilaf güçleri ile (İngiltere-Fransa ve İtalya) doğrudan
ya da dolaylı herhangi bir barış görüşmemiz yok ve hiç bir zaman böyle bir
girişimimiz de olmadı " (SI Kuznetsova Sovyet Türk ilişkileri s.39)
Mustafa Kemal, Lenin e bir telgraf göndererek, "Ben istenen hedeflere
ulaşmanın tek yolunun bizim işbirliğimizle sağlanacağına inanıyorum, ve
gelecektede aramızdaki dostça ilişkilerle ilgili düşüncelere sıcak bakıyorum
. (SSCB Dış politika Belgeler Cilt III, p 451)
Chicherin Mustafa Kemal'e Lenin'in imzası ile bir cevap hazırladı, ...
ülkelerinin bağımsızlığı ve refahı için boyun eğmez enerji ile mücadele eden
Türk halkı ve hükümeti için en samimi dileklerimizi
bir kez daha ifade
edebilirmiyim ". (Lenin CW V52 s. 301-02)
Lenin Sovyet Türk konferansını en önemli olaylardan birisi olarak
yorumladığı, 28 Şubat 1921 genel kurul toplantısında yaptığı açıklamada;
"... gerçek şu ki son birkaç yıldır her iki ülke de emperyalist güçlerin
elinde tarifsiz acılara katlanmak zorunda kaldı.
, Türkiye, emperyalist
hükümetler tarafından yağmaya karşı , onların en güçlü olanlarının bile
ellerini çekmek zorunda bırakan bir canlılıkla direndi. İşte bu bizi Türkiye
ile şimdiki müzakerelere çok büyük bir başarı olarak baktırmak için bir
nedendir ". ((CW, V 32, pp147, 148)
Her ne kadar Sovyet Türk müzakereleri üretken ve dostça idiyse de, Gürcistan
ve Ermenistan ile sınırların yeniden çizilmesi zorluklar yarattı. Bütün Türk
liderleri müzakere lehine değildi, bazıları buna karşı, ve bazıları hala
emperyalistlerle bir anlaşma umudu içindeydi.Bir çok hükümet
milletvekilleri, özellikle Doğu illerinden olanlar, Londra Konferansı'nda
bir Anti-Bolşevik konfederasyon kurulması çağrısında bulunan Bekir Sami Beye
destek veriyorlardı.
16 Mart 1921de Sovyet Rusya ve Türkiye Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması
imzaladı. Lenin bu anlaşma nın önemini şöyle vurgulamıştı; " Türkler ile
olan barış anlaşması ,tek başına, bizi Kafkasya'da bitmez tükenmez
savaşlardan kurtaracaktır" (CW V 32 p 290)
1922 yılı sürecince, Sovyet Hükümeti nin Türkiye ye silah ve mühimmat
tedariki devam etti. Yunan askerlerine karşı Türk ordusunun genel saldırı
arifesinde, Sovyet ler Türkiye 22 askeri uçak vermişti. (SI Aralov p 18)
Ocak1922 de Sovyetlerin Türkiye temsilcisi olarak atanan S.I Aralov a Lenin
sözleri "Türkler, ulusal kurtuluşları için savaşıyorlar ve Merkez Komitesi
seni oraya gönderiyor, çünki sen askeri konuları biliyorsun." ' (S.I.Aralov
p 35) olmuştu.
Lenin, Sovyet -Türk ilişkilerinin gelişimini ve Türkiye'ye silah ve mühimmat
yardımını yakından takipe devam etti. (AN Heifets. Sovyet Diplomasi ve doğu
halkları p.187)
1 Şubat 1922 de, Merkez komitesi Türkiye'ye havacılık ve otomobil benzin
dağıtımını onayladı.
Mayıs 1922 yılında, Sovyetler in mali zorluklarına ve Sokolnikov un
Türkiye'ye söz verilen 10 milyon ruble altın geri kalanının verilmesinin
önerisine rağmen, , Chicherin in itirazına Lenin in yanıtı şuydu; "Ben
Chicherin in kesinlikle haklı olduğuna inanıyorum ... hiç beklemeden söz
verileni ödeyin ".. (CW V 45 p 18) Bunu üzerine geri kalan 3,5 milyon ruble
altın Türkiye'ye verildi ..
30 Ağustos 1922de, Türk ordusu emperyalistlerin üzerinde kesin bir zafer
kazandı ve bütün Anadolu kurtarıldı. Sovyet diplomatların güçlü desteği ile,
Lozan Barış Konferansı'nda İstanbul ve Doğu Trakya emperyalist
bağlantılardan kurtarıldı.
Lozan Barış Konferansı Türkiye ulusal Kurtuluş Hareketi'nin son aşaması
oldu.
Emperyalist güçler Sovyet heyetini diğer katılımcılar ile özellikle Orta
Doğu ve Boğazları ile ilgili sorunlarda eşit olarak kabul etmeyi reddeti.
Lenin formüle Boğazlar için formüle edilen Sovyet programını şöyle
özetliyordu; "her şeyden once Türkiye'nin ulusal özlemlerinin tatmin edici
bir şekilde karşılanması. Biz, bunun temel olduğufikrindeyiz, ve sadece
ulusal bağımsızlığın çıkarları açısından değil. ... İkinci olarak,
programımız Boğazların savaş ve barış zamanlarında bütün savaş gemilerine
kapanmasını içnde taşır "(CW V33 s. 385-86)
Lenin Türkiye'nin ulusal çıkarlarının Sovyet Cumhuriyetlerinin ki ile
birlikte korunması gerekliliğini vurguluyordu. .
Lenin, ulusal kurtuluş savaşının sonuca ulaşmasının, "bu savaşı uluslararası
politikanın en önüne koyan çatışma ve farklılıkların da sonu " (CW V 33 p
384) olabileceğini vurgulamıştı , ancak, Fransa ve İngiltere arasında
çatışma tüm konferans boyunca keskin bir biçimde ortadaydı. Lenin "..
Türkiye ile antlaşma nın bazı noktaları üzerine İngiltere ve Fransa arasında
bir anlaşmazlık sonucu savaşın her an patlak verebileceği (p 385)
olasılığını ve bu nun Önemine dikkat çeken, Lenin, "Bizim Ortadoğu
politikamız Rusya'nın ve onunla birlikte bir dizi federe devletlerin en
gerçek, acil ve hayati çıkarı meselesi dir." diyordu.
Lenin'in rolü üzerine ,Chicherin in kendi sözleriyle, " 1922 yılı
sonbaharında yurt dışından döndüğümde , Moskova da altı hafta geçirdim. Ana
sorun Türkiye'nin ki idi; Lozan Konferansı için hazırlıklar yapılıyordu.
Lozan'a götüreceğimiz program ve Lenin'in büyük katılımı ile tartışıldı ve
kabul edildi. Bu Lenin in dış politika mıza yaptığı son büyük katkısı oldu.
Boğazlar Lenin ile tartıştığımız en son sorun olmuştu. Onu bir daha da
görmedim "(Chicherin makaleleri ve uluslararası politika p 284 konuşmalar)
Sonuç
Bu kronolojik olaylar ve Lenin'den ilgili alıntılardan da görüleceği gibi,
Lenin'in önderliğinde ki Sovyetlerin Türkiye'nin ulusal kurtuluş savaşına
doğrudan katkısı olduğu ve önemli bir rol oynadığı tartışma götürmez bir
gerçektir. Bu sadece anti emperyalist bir savaşı destekleyen sosyalist
politika değil, ama Lenin'in dediği gibi; "Sovyetlerin en gerçek, acil ve
hayati çıkar" "larıyla da ilgili idi.
Ulusal Kurtuluş savaşı Bolşevik Sovyetler tarafından desteklenen anti
emperyalist, ilerici bir burjuva devrimi idi. Marksizm Leninizm adına bu
devrimin bunun aksi olarak tanımlanması sadece ters-milliyetçi duyguların
varlığının bir göstergesi olabilir. Ayni şekilde, Ulusal kurtuluş savaşı
sonrası yapılan reformları burjuva demokratik anlamda "tamamlanmış",
takibindeki yıllarda yeni hükümetin politika ve uygulamaları nı ilerici
olark tanımlamak, milliyetçi duyguların bir göstergesidir.
Lenin'in sözlerini gündem için yenilersek; bu zor zamanda milliyetçiliğe
karşı direnmek ve kitleleri bu genel salgın dan korumak için Devrimciler
önemli bir görevle yüklenmişlerdir... etnik milliyetçiliğin dalgaları ne
kadar yükselirse, devrimcilerin tüm etnik grupların emekci halkları arasında
birlik ve kardeşlik çağrıları da o kadar yükselmelidir.
Devrimcilerin, etnik milliyetcilik batağına karşı, hangi köşeden geldiğine,
hangi maske altında kendini sunduğuna bakmadan, kararlı ve yılmayan bir
şekilde mücadele etmeleri gerekir.
Erdoğan Ahmet
9 Subat 2010