Sahte Sol un kucakladığı
Kültürler arası savaş Teorisi!
Gericiliğe karsi savas emperyalizmi aklamayi, emperyalizmi ilerici
olarak lanse etmeyi , emperyalizme ve onun diktatörlüklerine karşı
savaş yerine, emperyalist işgalleri ve diktatörlükleri alkışlamayı
gerektirirmi?
Soğuk savaş
döneminin ilk zamanlarında 1947 de, Amerikanın en önde gelen dış
politika uzmanlarından olan George Kennan, “dış işleri” başlıklı
yazısında, Amerikanın artık sosyalizmi yenemeyeceği ama onu kendi
içinde ve dışında gelişmesini engelleyebileceği, muhafaza
edebileceğini vurguluyordu. Containment/ muhafaza teorisi olarak
isimlendirilen bu teori, savaşa karşı daha akıllı ve yaratıcı bir
alternatif olarak görüldü, ve uygulanmaya koyuldu. Bu politika ile
yeni-somurgeciler dünya çapında gelişmekte olan bağımsızlık ve
demokrasi mücadelelerinin yaygınlaşmasını engellemeyide başardılar.
Sovyetlerin parçalanması, ve dağılması üzerine artık gereği kalmayan
soğuk savaş ve muhafaza politikasının yerini yeni bir politika alma
gerekliliğinide beraberinde getirdi.
Bu yeni politikanın yeni-sömürgeci döneminde yaratılan ve kullanılan
“Özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakları koruyucusu”, “medeni batı”,
kılıflarına uygun olması gerekiyordu.
İşte burda yep
yeni bir dış politika uzmanı Samuel P. Huntıngton ortaya çıktı
Amerikada. 1993 de basılan "The Clash of Civilizations,"
“kültürlerin çatışması” başlıklı yazısı George Kennanın soğuk savaş
dönemindeki politikasının geçerliliğini kaybetmesi üzerine, yeni
dönemde politikanın ne olması gerektiğine cevap veren bir yazı oldu
Huntingtona göre
batılı olmayan hemen hemen bütün ülkeler, zaten bu doğmakta olan
yeni dünya düzeni içinde ya muhafaza edilmiş, ya onunla bütünleşmiş,
yada onun bir parçası haline gelmiş durumda idi . Sovyetlerin
dağılması ile ortaya çıkan ulkeler hariç bunların dışında kalan “Çin
ve müslüman ülkeler” bu yeni dünya düzeni dışında kalmışlardi. Ve
Huntington a göre bunlar hiç bir zaman bu düzene
katılmayacakları olasılığının büyük olduğu gibi, batı
medeniyetlerine karşı güçlerini birleştirme olasılığı da vardi. Bu
yüzden “medeni batı ve hristiyanlık” bir tarafta “İslam ve
tanrısızlar Çin’ ,diğer tarafta, Kültürlerin çatışması nı
oluşturmakta ydi!
Amaç
Emperyalistlerin Sovyetlerin daılmasıyla ortaya çıkan yeni pazarları
paylaşımında sömürü politikalarının bir devamı olan ve seçtikleri
işgal vb şiddet yolunu, yani ezilen ülkelerin halklarina karşı
verdikleri savaşlari `”medeniyet” ve “demokrasi” maskesi takarak
haklı çıkarmaktı.
Bu “kültürler
arası savaş” teori ışığinda, günümüzde olacak ve gelecek savaşlar,
özellikle emperyalistlerin Troçkist sol Teorisyenleri vasıtasıyla ,
gericilerle-gericiler, Medeni! (emperyalist) lerle- Islami Gerici
(emperyalis) tler! Arasinda savaşlar olarak nitelendirliecek. Bu
nitelendirme ışığında da” Marksistler emperyalistler arası
savaşları desteklemez, bu savaşlarda taraf olamaz” teorisiyle,
Büyük Emperyalist güç ülkelerin, dini islam olan küçük ezilen
uluslara saldırılarında tarafsızlık ve ezilen ulusların
teslimiyetciligi savunulmaya calışılacak
Her türlü
yarı-doğrularla ve demogojilerle satılmaya çalışılan bu teoriye
Marksist yaklaşımda temel alınacak üç kavramın incelenmesi gerekir.
Birincisi:
Marksist Devlet kavramı nedir? Şu veya bu Emperyalistlerin
uzantısı, yada Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan “ sahipsiz!”
hakim sınıfların `Devlet` lerinin özü birbirinden farklımıdır?
Marksist anlatımda, Müsluüman bir ülkeyse `gerici` , Hristiyan ya
da başka dindense `Ilerici` olabilirmi?
Ikincisi: Marksist
anlamda Emperyalizm ve emperyalistlik nedir? Burjuva Demokratik
devrimini tamamlamamiş, kendi sanayisini gelistirmemiş, Tekelci
Mali Sermayesi olmayan, hakim sınıfı başka ülkeleri sömüremeyen bir
ülke emperyalist olabilirmi?
Üçüncüsü:
`Gericiliğin` anlamı emperyalistlerin kendi çıkarları doğrultusunda
ırkcı temelde sunduğu doğu ya öz, ve özellikle “islam” da odaklaşan
bir anlam mi? Yoksa gericilik, gericiliği tanimlamaya çalışan tam da
kendilerine, yani emperyalizme mahsus bir içerik mi?
Devlet bir sınıfin
diğer sınıf üzerine hakimiyet ve baski aracidir. Devletin ÖZÜ budur.
Bir ülke içindeki çelişkilerin uzlaşmazlığına bağımlı olarak DEVLET
in BİÇİMİ de değişir. Çelişkiler uzlaşmazlık yönünde geliştikce
baskı artar , devletin “ biçimi “ değişir. Emperyalist ülkelerin
dünya halklarini somürülerinden kendi ülkelerinde dagittiklari
paylarla genis bir orta sinif yaratarak celiskileri uzlasir hale
getirmeleri, o ülkelerin hakim siniflarinin Devlet inin “Baski”
araci olmadigini gostermez. Kisacasi Devlet in ozu degismeden,
celiskilerin uzlasmazligi orantisina bagimli olarak bicimi degisir.
Bu anlamda emperyalist yada emperyalizmin uzantisi olan hakim
siniflarinin ve onlarin baski araci olan Devlet in Gerici yada
ilerici oldugunu onlarin din ine, irkina, kulturune bagimli olarak
tesbit etmeye kalkmanin Marksizmle uzaktan yakindan iliskisi
olamaz. Marksistlere gore emperyalizmin usagi olan sermaye ilerici
olamiyacagi gibi, emekcilere ait olmayan bir Devlet de oz anlamda
`ilerici` olamaz.
Bunun tersine bir
yaklasimda Devlet anlayisini devlete sahip olan hakim siniflarin
irk, din, ya da kültürüne bagimli olarak SINIFLAR ÜSTÜ bir
yaklasimdir. Kotünün arasindan iyi yi arama, pasifizmidir.
Emperyalizm
kapitalizmin tekelci asamasidir. Günümüzde Feodal yari feudal
ülkelerin emperyalistlik kavrami icine giremeyecegi cok asikar
oldugu aciktir. Kültürler arasi savas teorisi ile Emperyalizmin
artik kalmadigi imaj ve teorisinin satilmasina gizli acik Trockist
sol! Tarafindan kucak acilmasina kilif , “Gericilik` ve `Gerici
Sermaye` gibi ,
mali-tekelci-
sermayenin disinda,
ondan bagimsiz bir sermayenin varligi ve tehlikesi
sürülecektir.
Bu sekilde de, bir
anlamda , emperyalistlerin yeni pazarlara sahip olma ve Cini abluka
altina alma, gelisen Cin’in , gelistikce Enerji ye ihtiyaci
artacagi goz onüne alinarak Orta Dogu ya dolaysiz sahip olma
zorunlulugundan kaynaklanacak emperyalist savaslari “kültürler
arasi” savaslar olarak satacaklar. Ve bu ‘gerici lige karsi
savas” teorisiyle ilerici ve demokratlari saflarina cekmeye
calisacaklardir.
Gecmiste komunizme
karsi! “ulusal kurtulus” lari savunan! ve destekleyen emperyalizm
günümüz Globalizm geregi ”ulusal kurtulus” larin “gericilerin”
`Demokrasi`ye karsi direnisi “ olarak satmaya calisacak ve
bundada kacinilmaz olarak büyük olcude basarili olacaktir.
Trockistlerden cok
sey ogrenen emperyalistler sadece ‘azinliklar’i degil, ülke icinde
ve ülkeler arasindaki dinsel, etnik vb FARKliliklari somürüp
bu farkliliklari uzlasmaz celiskiler haline donustürerek
kendilerine ve kendi uzantilarina ‘taraf’ lar yaratarak isgallerini
kolaylastirma yolunu sececeklerdir.
Lenin in doneme
ozgün sozleri “Bugünkü emperyalistler arasi savaşta halkın
burjuvazi tarafından en yaygın aldatılma biçimi, yağmacı amaçlarını
"ulusal kurtuluş" ideolojisi maskesi arkasına gizlemeleridir.
İngilizler Belçikalılara, Almanlar Polonyalılara vb.
özgürlük vaad ediyorlar. Gördüğümüz gibi, bu savaş, aslında
dünyadaki ulusların çoğunluğunu ezen ülkelerin, bu zulüm ve sömürüyü
derinleştirmek ve genişletmek savaşıdır. ``
Günümüzde de
azinliklar konusunun CIA tarafindan hizla ele alindigi ve her
azinliga ya ‘kurtulus’ ya da “ekonomik politik guc” vaadettigi
haberlere sizmaktadir.
Marksitler
acisindan bir savaşın gerçek toplumsal niteliğinin kanıtları,
daha doğrusu gerçek sınıf niteliğinin kanıtları.. savaşın diplomatik
tarihinde değil, tüm savaşan ülkelerdeki yönetici sınıfların
nesnel durumunun tahlilindedir
Sovyetlerin
dagilmasiyla ortaya cikan ve Orta Dogu daki yonetici siniflari ele
aldigimizda ozellikle Orta Dogu daki yonetici siniflarin
emperyalizmin hizmetinde yada birer uzantilari oldugu gercegini
gorürüz.
Bir Saudi
Arabistanin “gerici” olmasi o ülkenin ezilen halklarinin degil,
emperyalizmin ve emperyalizmin uzantisi olan hakim siniflarinin
somürü politikalarinin birer sonucudur. Yani “gerici” olan ve
sosyal gericiligi koruyan ve bu gericiligi “politize “
eden , emperyalizm ve onlarin uzantilari hakim siniflardir.
Marksistler gericiligi sosyal degil Politik anlamda anlarlar.
Marksistler
“somürüldügü ve geri birakildigi icin Ezilen Halklari degil,
somürdügü ve geri biraktigi icin Ezen leri sorumlu gorürler.
``tarihsel ve
evrensel olayın ekonomik temeli kuşkusuz, kapitalizmin en yüksek
tarihsel aşamasını, yani emperyalizmi karakterize eden
asalaklık ve çürümededir``…………….Feodalizme
karşı verdiği savaşımla ulusların kurtarıcısı olan kapitalizm,
şimdi, emperyalist kapitalizme dönüştü ve uluslar için en büyük
ezici güç durumuna geldi. Eskiden ilerici bir niteliği olan
kapitalizm, gerici oldu”” ..
diyen Lenin
Özellikle hem
Avusturya'nın, hem Rusya'nın barışta da savaşta da politikası,
ulusları özgürlüğe kavuşturmak değil, köleleştirmektir.
Bunun tersine Çin'de, İran'da, Hindistan'da ve öteki bağımlı
ülkelerde son birkaç on yıldır, milyonlarca insanda bir ulusal
uyanmayı sağlayacak ve onları barbar, gerici "büyük"
devletlerin zulmünden kurtaracak bir politika uygulanmaktadır.
Böylesine bir tarihsel temel üzerinde yürütülen bir savaş,
bugün bile, bir burjuva-ilerici ve ulusal kurtuluş savaşı
olarak
kabul edilir.””
yorumuyla asil gericilerin emperyalistler oldugunu, Emperyalizme
karsi verilecek her kurtulus savasinin Burjuva-ilerici ve ulusal
kurtulus savasi oldugunu vurguluyor.
Bu anlamda
“kültürler arasi savas” teorisiyle gericiligi emperyalizm den alip,
ezilen ülkelere irkci temelde, ve Devlet kavramini hice sayan bir
yaklasimla, olacak savaslarin emperyalist “medeni” bati, ile
“gerici dogu” arasinda olan ve ilericileri emperyalist savaslarin
“taraftari” haline getirilmesini savunan teoriler
yayginlastirilacaktir.
Irkcilik, ve
gericilik Emperyalizmin yasam kaynagidir, maskesi ne olursa olsun
her zaman da somürü ve talaninin kilifi olmustur. Hipokratligin ve
demogojinin üstadi emperyalistler bir taraftan bütün Orta Dogu ve
Asya da `Gericiligi ` koruyup , “ islami fanatizm” olarak
“Politize” ederek desteklerken, “ demokrasi ve laikligin”
sampiyonu kesilmeleri, somürgecilik doneminden bu yana uyguladiklari
taktiklerdir.
Bir taraftan Latin
Amerikada ve Afrikada ezilen halklarin kurtulus mücadelelerini,
provokasyonlarla yarattigi “komunizm!” tehlikesine karsi, Asker”i
ve Askeri darbeleri “demokratik” bir hareket ve “kurtulus” olarak
satan Emperyalistler, Orta Doguda da bir taraftan “islami fanatizmi”
koruyacak, provokasyonlarla destekleyecek, ve gerektiginde
uzantisi olan hakim siniflarin Askeri gücünü “islami fanatizme”
karsi “kurtarici” olarak harekete gecirecektir. Bu uzantilari ve
“güc”ü olmadigi yerlerde ise , ne gariptirki , “askeri
diktatorlüge’, “islami fanatizme” karsi isgal provokasyonlari
hazirliyacaktir.
Sonuc olarak yakin
gelecekteki mücadeleler ve ic savaslar gene emperyalistlerin
provokasyonlari ve kotrolü altinda, savaslarin ise emperyalistler
in “zulüm ve sömürüyü derinleştirmek ve genişletmek savaşı”
oldugu gercegi yerine Bati `Demokrasi`si ile Dogu “gericiler” i
arasindaki savaslar olarak, ozellikle batili Marksistlerin büyük
olcüde kendilerini soyutladiklari, onlari “Bati Demokrasisi”
savunuculugu batagina daha da batiracak bir gelisim olacaktir.
Emperyalist lerin
odaklandigi ve (simdilik) aralarindaki celiskileri bir tarafa
birakip gerek Sovyetlerin dagilmasiyla ortaya cikan pazarlari ele
gecirme, gerekse gelisen Cin’i ve pazarini kontrol altina alma
planlari icinde olduklari, icinde yasadigimiz donem, askeri
diktatorlüklere ve emperyalist salidirlara gebe bir donemdir.
Ezilen ülkelerde
emperyalistlerin yaninda savaslara katilim, mücadelelerle
kazanilmis , hakim siniflarin ‘Cumhuriyet’ tipi parlementer yapisi
olan ülkelerde engellerle karsilasacaktir. Buna karsi , hakim
siniflarin tüm demokratik haklarin elinden alindigi “askeri
diktatorlük” , ya da “din’i “ bicimsel yapiya sahip oldugu ülkeler
de emperyalistlerin yaninda savaslara katilim engellerle
karsilasmiyacaktir.
Yani politik
anlamda “gericilik” emperyalistlerin ve onlarin uzantilari olan
hakim siniflarinin ozünü teskil eder ve cikarlari dogrultusunda bu
“gericilik” demokratik haklari elden
alma provokasyon
ve oyunlariyla pratige yansir.
Bu nedenle Marksistlerin gorevi emperyalizmin somürü politikasinin
bir devami olan “savas” plan ve provokasyonlarina karsi kendi
ülkelerinde “askeri diktatorlüklere” neden olan etnik
milliyetcilige ve kilif olan “ politize olmus islami fanatizme”
karsi uyanik olmaktir. Gelinen yerde bu bu ikilem,
emperyalistlerin ve uzantilarinin NEDEN YARATMA ve
istedikleri SONUCA GOTÜRME taktik ve provokasyonlarinin en tipik
pratikleri olacaktir.
Politize edilme,
destek ve provokasyonlari icinde olan Islami fanatizme cozüm
hakim siniflardan beklenemez. Hele emperyalistlerden hic
beklenemez.
Emperyalistlerin
amaci “askeri müdahele” lerine yandas ve kilif yaratacak ortam ve
sartlari yaratmaktir. Bu sekil de “kültürler arasi catismasi”
teorisini dogrulama ve kanitlama ile Orta Dogu ve Asya da yayilma
savaslarini da hakli gosterme ve onaylattirma plan ve
taktikleri uygulayacaklardir.
Emperyalistlerin
“Ulusları özgürlüğe kavuşturma değil, köleleştirme, ” “zulüm
ve sömürüyü derinleştirme ve genişletme” amacini güden
günümüz olasi savaslara Devrimciler tarafsiz kalamaz. Ezilen kücük
ülkelerin ezen emperyalist büyük uluslara karsi savasi Ilerici
savaslardir. Emperyalizme vurulacak olan her darbe ezilen halklarin
bir kazancidir, kaybi degil.
Ayni sekilde savas ortamini ve emperyalistler yaninda savasa
katilma sartlarini kolaylastiracak etnik-milliyetci
köken/neden ve “politize dini fanatizm” köken/neden
lerle, ve hangi maske altinda gelirse gelsin acik fasist
diktatörlüklere ` karsi
karsi uyanik
olmak gerekir
Erdogan Ahmet
Persembe, 1 Mayis
1997
Yukardaki yazi 1997
de yazdigim ""Theory of Clash of Civilization
and its implications"" yazisinin Trockizm dorugunda: Trockistler ve
Neo-kon lar bolumunden gundeme uygun olan kismindan alintilardan ..