KÜTÜPHANE

19 Aralık 1978: Kahramanmaraş Katliamı

19 Aralık 1978 ve onu izleyen günlerde Maraş‘ta insanlığı utandıran dehşet çığlıkları yükseldi. Alevilere ait ev ve işyerleri kundaklandı, insanlar diri diri yakılıp kurşuna dizildi. Güvenlik güçleri, katliama seyirci kaldı

Yaklaşık 500 insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin yaralandığı olaylara sahne olan kentin emniyet müdürü, 3 milyon Kürdü yerinden yurdundan eden bugünün İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’ydu Katliama giden olaylar serisi, 19 Aralık 1978 günü ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ filminin gösterildiği Çiçek Sineması’nın, bir grup Ülkücü tarafından bombalanmasıyla start aldı. Olayların meydana geldiği sırada Celal Beşiktepe, kentte genç bir harita mühendisiydi. Aynı zamanda Harita Mühendisleri Odası Başkanı’ydı. Sol ve idealist düşünce sahibi Beşiktepe, köylere elektrik projesinde çalışıyordu. Çiçek Sineması’nın bombalanması olayından hemen sonra, bombaya ‘misilleme’ olarak 21 Aralık günü TÖBDER üyesi iki öğretmen katledildi. Celal Beşiktepe de cenazaye katılan binlerce kişiden biriydi. Celal Beşiktepe, anlatıyor:

Cenaze törenine saldırdılar

‘Kent çok büyük bir faşist baskı altındaydı ve gerilim giderek tırmanıyordu. Ben o sırada her köye elektrik projesi için Pazarcık’ta çalışıyordum. İki öğretmenin katledildiği haberini aldıktan sonra yoğun katılım olacağı düşüncesiyle Maraş’a hareket ettik. Kent merkezine ulaştığımızda cenaze töreni kortejine saldırıldığını, törende yer alan çok sayıda kişinin yaralandığını, yaralıların da hastaneye kaldırıldığını öğrendik. Cenaze töreni bir gün sonraya, cumartesi gününe ertelendi. Biz 3 arkadaş bir otel odasına yerleştik. Aynı saatlerde CHP Maraş eski senatörü Hilmi Soydan’ın öldürüldüğü haberini aldık.’

Alevi işyerleri tahrip edildi

19 Aralık’ta başlayan olaylar 20 ve 21 Aralık tarihlerinde de devam etmişti. Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere, ‘Allah adına savaş’ için dışardan getirilen Ülkücü gruplar tarafından saldırılar gerçekleştiriliyor, her saldırıda pek çok Alevi yurttaşı yaşamını yitiriyordu. 22 Aralık Cuma akşamı saldırılar Alevi evlerinden işyerlerine sıçramış, tespit edilen tüm Alevi işyerleri tahrip ve talan edilmişti. Celal Beşiktepe, 22 Aralık Cuma akşamı yaşanan olayları şöyle anlatıyor: ‘İlk kıyamet cuma akşamı koptu. Kentteki Alevi işyerleri yakıldı, yıkıldı ve tahrip edildi. Arkadaşlarla otelden ayrılıp kısa bir kent turu yaptık. Onlarca işyeri parçalanıp dağıtılmıştı. Kent adeta savaş alanına dönüşmüştü. Tabloyu görünce cumartesi günü büyük saldırı olacağı kuşkusuna kapıldım.’

Anonsla katliam daveti

Celal Beşiktepe, 23 Aralık Cumartesi günü arkadaşlarıyla birlikte öldürülen iki öğretmenin cenaze törenine katılmak üzere sabah saat 06.00′da kaldığı otelden ayrıldı. Cenazeleri almak üzere kitle ile birlikte hastaneye yürürken belediye binası önünde duyduğu anonsla irkildi. Belediye hoparlörlerinden sık sık ‘Tüm milliyetçi ve Müslüman kardeşlerimiz hat boyuna’ anonsları yapılıyordu. Beşiktepe, aktarıyor: ‘Anons irkiticiydi. Daha sonra hat boyuna tabirinin, herkes Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelere anlamına geldiğini öğrendim. Hızla otele döndüm. Duyduğum anonsu seher vaktinde çok az yere iletebildim. Gazetelerin santrallerine anonsu ve olaylar olacağı notunu bıraktım. Birkaç gün sonra Milliyet gazetesi köşe yazarı Güngör Gönültaş anonsu köşesinde yazdı.’

İnsanlık utansın!

Celal Beşiktepe otelden çıktığında koca bir kentin silah seslerine boğulduğunu duydu. Manzara irkiticiydi. Eli silahlı, sopalı, demir çubuklu, baltalı 300-400 kişilik gruplar, ellerindeki malzemelerle sağa sola saldırırken ortada tek bir güvenlik görevlisi dahi yoktu. Devlet ve Ülkücülerin organize ettiği katliam, 23 Aralık Cumartesi günü korkunç bir hal aldı. Yörükselim, Magarali, Serintepe mahallelerinde evlerinden çıkarılan Aleviler, tek sıra haline getirildikten sonra silahlarla taranıyor, içinde insanlar olduğu halde evler ateşe veriliyor, Serintepe Mahallesi’nde yaşlı bir kadının gözleri şişle çıkarılıyor, küçük yaştaki bir çocuk diri diri sıcak su dolu kazana atılıyor, koca bir kentten insanlığı utantıracak dehşet çığlıkları yükseliyordu. Olaylar sona erdiğinde resmi verilere göre 111 kişi yaşamını yitirmiş, bin kişi de yaralanmıştı. Ancak gayri resmi verilere göre olaylar sırasında 500 insan yaşamını yitirmiş, 5 bin kişi de yaralanmıştı.

Bakan da halkla mahsur kaldı

Kentteki katliamdan kaçanlar ildeki vilayet binasına sığınmışlardı. Celal Beşiktepe, vilayet binasındaki durumu anlatıyor: ‘Vilayet binasına ulaştığımızda binanın tıka basa dolu olduğunu gördüm. Katliamdan kaçanlar, canını kurtaranlar vilayet binasına sığınmışlardı. Bir süre sonra İçişleri Bakanı İrfan Özaydın da geldi binaya. Özaydın halkla birlikte içerde mahsur kaldı. Dehşet verici durumlar yaşanıyordu. Düşünün bir kere güvenliği sağlamakla yükümlü bir bakan halkla birlikte içerde mahsur kalıyor. Durum bu kadar vahimdi yani.’

Belge çekmeceden çıktı

Maraş Katliamı ile ilgili olarak Bülent Ecevit’in arşivinden çıkan belgeler, katliamın asıl sorumlularının kimler olduğuna dair açık adresler gösterdi. Ecevit’in 1979′dan beri çekmecesinde sakladığı belgeye göre, katliamı MİT ve Alpaslan Türkeş planladı. Belgede şu ibareler yer aldı: Kahramanmaraş olayı MİT’in müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır. Türkeş Maraş olayını rahatlıkla tertip ettirmiştir. MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.’

Yargıtay bozmuştu

Katliamdan sonra sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürdü. Aralarında sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açıldı. Sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1 - 24 yıl arasında hapis cezalarıyla cezalandırıldı. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1-6 oranında cezai indirim uygulandı. Sıkıyönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozuldu.

Yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmadı. 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle, cezası ertelenenler de serbest bırakıldı. Olaylardan sonra Alevi kökenli yurttaşların yüzde 80′i Maraş’ı terk etti.

Maraş’la yüzleşelim

Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren süreç ve sonrasının sorgulanması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu kurulmasını isteyen 78′liler Girişimi, Kızıldere, Erdal Eren, 1 Mayıs 1977 katliamı, Atilla Ermutlu, İbrahim Kalpakkaya dosyalarından sonra ‘Maraş Katliamı’ dosyasını da açıyor. Celalettin Can’ın sözcülüğünü yaptığı 78′liler Girişimi adına hazırlanan dosyalar, Meclis’te bir komisyon oluşturulması halinde teslim edilecek. Girişim, bugün de Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde saat 14.00′te katliamı konu alan bir panel düzenleyecek. Girişim üyesi Hasan Erkul, ‘Maraş Katliamı’nın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen Maraş olaylarına ilişkin adalet sağlanamamıştır’ dedi.

Güvenlik güçleri seyretti

Celal Beşiktepe (Mühendis - yazar): Kentte korkunç, aklın almayacağı katliamlar yapılıyordu, ancak güvenlik görevlileri ortalıkta görünmüyordu. Sanki yer yarılmış içine girmişlerdi. Şu bilgiyi kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum. Bugünün İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, olaylar sırasında Maraş Emniyet Müdürü’ydü. Nokta. Daha ne söyleyebilirim ki. Geçmişle yüzleşmek bir uygarlık kriteridir. Bir toplum özgürleşmek ve demokratikleşmek istiyorsa geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. Maraş Katliamı 12 Eylül’e giden en önemli kilometre taşıdır. O yüzden Maraş Katliamı ile yüzleşilmesi, olayların kamuoyu vicdanına taşınması çok önemlidir.’

KİM NE DEMİŞTİ?

AP Genel Başkanı Süleyman Demirel: Solculuk Halk Partisi’nin himayesine girdikten sonra Türkiye bu duruma geldi. Bunun aksini söyleyecek kimse yoktur.

Başbakan Bülent Ecevit: Kendi milletine kıyanlar milliyetçi değildir, olamazlar da. Bazı gençler kamplarda soykırım ve katliam için yetiştirilmiştir.

MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş: MHP’yi suçlamaya kalkışmak son derece gülünçtür. Ecevit’i uyarıyoruz. Kin ve düşmanlık saçan konuşmalardan derhal vazgeçiniz. Aksi takdirde ülkeye huzur değil, barış değil savaş getirmeye devam edeceksiniz.

TİP Genel Başkanı Behice Boran: Faşist terör istediği yerde istediği gibi kol gezmektedir. Hükümet terör olayları ve arkasındaki güçlerin üzerine cesaretle gitmeli ve sonuç almayı başarmalıdır.

MSP Genel Başkanı Recai Kutan: Maraş’taki kanlı olaylara partimiz katılmadı. Müslüman Türkiye bizim sloganımız değildir. Olaylara katılmadığımız için bazı çevreler bize kızıyorlar.