KÜTÜPHANE | STALIN | RAPOR

SBKP(B)'DEKİ SAĞ SAPMA ÜZERİNE*

BÜYÜK DÖNÜŞÜM YILI

Ekim'in 12. Yıldönümü Dolayısıyla

Geride bıraktığımız yıl, sosyalist inşanın bütün cephelerinde büyük bir dönüşüm yılı oldu. Bu dönüşüm, sosyalizmin kırda ve kentte kapitalist unsurlara karşı kararlı saldırısının işareti altında cereyan etti ve ediyor. Bu saldırının karakteristik özelliği, ekonomimizin sosyalist reorganizasyonunun (rekonstrüksiyon) temel alanlarında daha şimdiden bize bir dizi tayin edici başarılar getirmiş olmasıdır.

Buradan şu sonuç çıkar ki, Parti, Yeni Ekonomik Politika'nın ilk aşamalarındaki geri çekilişimizden, daha sonra, bunları izleyen aşamalarda dönüşümü sağlamak ve kapitalist unsurlara karşı başarılı bir saldırı başlatmak için amaca uygun biçimde yararlanmayı bilmiştir.

NEP uygulamaya koyulurken Lenin şöyle diyordu:

"Şimdi geri gidiyoruz, adeta ricat ediyoruz; fakat bunu, ilkönce geri gitmek, fakat sonra hız almak ve bir o kadar daha büyük bir sıçrayışla ileriye gitmek için yapıyoruz. Yeni Ekonomik Politika'mızı uygularken sadece ve sadece bu tek koşulla geri çekildik… ricattan sonra en inatlı bir ilerleyişe geçmek için." (4. baskı, cilt XXXIII, s. 399, Rusça)

Geçen yılın sonuçları, Partinin Çalışmasında Lenin'in bu tayin edici talimatını başarıyla hayata geçirdiğini kuşkuya yer kalmayacak şekilde göstermektedir.

* Geçen yılın, bizim için tayin edici öneme sahibolan ekonomik inşa alanındaki sonuçlarına baktığımızda bu cephedeki saldırımızın başarıları, geçen yıldaki kazanımlarımız üç ana başlık atında toparlanabilir.

I EMEK ÜRETKENLİĞİ ALANINDA

İnşa eserimizin geçen yılki en önemli olgularından birinin, emek üretkenliği alanında kesin bir dönüşüm elde etmeyi başarmış olmamız olduğuna hemen hiç kuşku olamaz. Bu dönüşüm ifadesini, sosyalist inşa cephesinde işçi sınıfının milyonlarca kitlesinin yaratıcı inisiyatifinin ve güçlü emek coşkunluğunun gelişmesinde buldu. Geçen yıldaki ilk önemli kazanımımız budur.

Kitlelerin yaratıcı inisiyatifi ve emek coşkusunun gelişmesi üç ana doğrultuda teşvik edildi:

a) Kitlelerin çalışma inisiyatifine ve çalışma faaliyetine ket vuran bürokratizme karşı — özeleştiri aracılığıyla mücadele doğrultusunda;

b) Tembellere ve proleter çalışma disiplinini baltalayanlara karşı — sosyalist yarışma aracılığıyla mücadele doğrultusunda;

c) Üretimde rutine ve atalete karşı — kesintisiz çalışma haftasının örgütlenmesi aracılığıyla mücadele doğrultusunda.

Sonuç, uçsuz bucaksız ülkemizin her bir köşesinde işçi sınıfının milyonlarca kitlesinin emek coşkunluğunda ve emek yarışmasında ifadesini bulan, emek cephesinde muazzam bir kazanımdır. Bu kazanımın önemi gerçekten paha biçilmezdir, çünkü emek üretkenliğinin ilerleyen büyümesini ancak milyonlarca kitlenin emek coşkusu ve emek coşkunluğu güvence altına alabilir, ve bu olmadan ülkemizde sosyalizmin kapitalizm üzerinde nihai zaferi düşünülemezdir.

"Emek üretkenliği", diyor Lenin, "son tahlilde yeni toplum düzeninin zaferi için en önemli tayin edici şeydir. Kapitalizm, feodalizm altında bilinmeyen bir emek üretkenliği yarattı. Kapitalizm, sosyalizmin yeni, çok daha yüksek bir emek üretkenliği yaratmasıyla nihai olarak yenilebilir, ve nihai olarak yenilecektir." (4. baskı, cilt XXIX, s. 394, Rusça.)

112 J. V. Stalin

Buradan yola çıkarak, Lenin şunları söyler:

"Şimdi işçilerin ve köylülerin kurtuluşunun, ekonomimizin

kurtuluşunun ona bağlı olduğu emek coşkunluğunun, çalışma

isteğinin, inatlılığın içimize işlemesini sağlamalıyız." (4. baskı,

cilt XXXI, s. 374, Rusça.)

Lenin'in, Partinin önüne koyduğu görev budur.

Geçen yıl, Partinin bu görevi başarıyla yerine getirdiğini ve yol üstündeki bütün zorlukları kararlılıkla aştığını göstermiştir.

Partinin geçen yılki ilk önemli kazanımı konusunda durum budur.

II SANAYİİN İNŞASI ALANINDA

Partinin ikinci kazanımı, bu ilk kazanımıyla ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. Partinin bu ikinci kazanımı, geçen yıl ağır sanayiin büyük yeni yapıları için birikim sorununu esas itibariyle başarıyla çözmüş olmamız, üretim araçları üretiminin geliştirilmesinde hızlı bir tempo tutturmamız ve ülkemizin bir metal ülkesine dönüşmesi için önkoşulları yaratmış olmamızda yatmaktadır.

Geçtiğimiz yıldaki ikinci önemli kazanımımız budur.

Hafif sanayi sorunu önümüze özel zorluklar çıkarmıyor. Bunu zaten birkaç yıl önce çözmüş bulunuyoruz. Daha zor ve daha önemli olan ağır sanayi sorunudur.

Daha zor, çünkü ağır sanayi muazzam yatırımlar gerektirmektedir, ve endüstri bakımından geri kalmış ülkelerin tarihinin gösterdiği gibi, uzun vadeli muazzam borçlanmalar olmadan yapamaz.

Daha önemli, çünkü ağır sanayii geliştirmeden sanayii inşa edemez, sanayileşmeyi sağlayamayız.

Fakat biz ne geçmişte ne de şimdi ne uzun vadeli borçlar ve ne de azbuçuk uzun vadeli krediler almadığımız için, sorunun aciliyeti bizim için aşikârın da ötesindedir.

Tüm ülkelerin kapitalistleri, birikim sorununu kendi gücümüzle halledemeyeceğimiz, ağır sanayii yeniden kurma sorununda şapa oturacağımız ve önlerinde kuyruğumuzu kısıp onların borç kölesi haline geleceğimiz varsayımıyla bize borç ve kredi vermeyi reddettiklerinde tam da bundan hareket ediyorlar.

Fakat geçen yılın sonuçları bu bakımdan bize neyi göstermektedir? Geçen yılın sonuçlarının anlamı, kapitalist bayların hesabını alt-üst etmiş olmasıdır.

Geçen yıl, SSCB'ye karşı uygulanan açık ve gizli mali ablukaya rağmen, bizim, kapitalistlerin borç kölesi haline gelmediğimizi, bilakis birikim sorununu kendi gücümüzle başarıyla çözdüğümüzü ve ağır sanayiin temelini attığımızı göstermiştir. Bunu şimdi işçi sınıfının yeminli düşmanları bile inkâr edemiyor.

Gerçekten de: Eğer, birincisi, geçen yıl büyük sanayideki yatırımlar 1.600 milyon rublenin üstünde tutmuşsa ve bunun aşağı yukarı 1300 milyonu ağır sanayiin payına düşmüşse, bu yıl ise büyük sanayideki yatırımlar 3400 milyon rubleden fazla tutuyorsa ve bunun 2500 milyondan fazlası ağır sanayiin payına düşüyorsa; ikincisi, geçen yıl büyük sanayiin toplam üretimi yüzde 23 ve ağır sanayiinki yüzde 30 artmışsa, cari yılda ise büyük sanayiin toplam üretimi yüzde 32 ve ağır sanayiinki yüzde 46 artıyorsa — ağır sanayiin inşası için birikim sorununun bizim için artık aşılamaz zorluklar teşkil etmediği açık değil midir?

Ağır sanayimizi geliştirmede hızlı adımlarla ilerlediğimizden, eski tempoyu aştığımızdan ve "geleneksel" geriliğimizi arkada bıraktığımızdan nasıl kuşku duyulabilir?

Tüm söylenenlerden sonra, Beş Yıllık Plânın tahminlerinin geçen yıl aşılmasına, Beş Yıllık Plânın —burjuva kalemşörlerin "erişilemez fantezi" dedikleri ve sağ oportünistlerimizi (Buharin grubu) dehşete düşüren— optimal varyantının ise gerçekte Beş Yıllık Plânın minimal varyantına dönüşmesine şaşılabilir mi?

"Rusya için kurtuluş", diyor Lenin, "yalnızca köylü iktisadında iyi bir hasat değildir —bu çok azdır— ve yalnızca, köylülüğe ihtiyaç maddeleri temin eden hafif sanayiin iyi durumda olması değildir —bu da keza çok azdır—, bir ağır sanayie de ihtiyacımız var … Ağır sanayii kurtarmadan, onu restore etmeden hiçbir sanayi inşa edemeyiz, ama bu olmadan genelde bağımsız bir ülke olarak yıkılırız… Ağır sanayiin devlet sübvansiyonlarına ihtiyacı var. Bunları bulmadığımız takdirde, —sosyalisti bir yana bırakalım— uygar bir devlet olarak yıkılırız." (4. baskı, cilt XXXIII, s. 388-389, Rusça.)

Birikim sorununu ve ağır sanayiin inşasında Partinin görevini Lenin böyle keskin formüle ediyor.

Geçen yıl, Partinin bu görevin üstesinden başarıyla geldiğini ve bu yol üzerindeki tüm zorlukları kararlılıkla aştığını göstermiştir.

Bu elbette, sanayiin artık hiçbir ciddi güçlükle karşılaşmayacağı anlamına gelmez. Ağır sanayii kurma görevi yalnızca birikim sorunuyla karşılaşmaz. Ayrıca kadro sorunuyla, şu sorunla karşılaşır:

a) Sovyetik kafalı onbinlerce teknisyen ve uzmanı sosyalist inşaya katma ve b) işçi sınıfının saflarından yeni kızıl teknisyenler ve kızıl uzmanlar yetiştirme.

Birikim sorunu özü itibariyle çözülmüş olarak görülebilecekken, kadro sorunu hâlâ çözüm bekliyor. Kadro sorunu ise, sanayiin teknik rekonstrüksiyonunun sözkonusu olduğu şu anda, sosyalist inşanın tayin edici sorunudur.

"Bizde eksik olan en önemli şey", diyor Lenin, "kültürlülüktür, yönetme sanatıdır… İktisadi ve siyasi bakımdan NEP bize, sosyalist ekonominin temelini kurma imkanını tamamen güvencelemektedir. Sorun 'yalnızca' proletaryanın ve onun öncü müfrezesinin kültürel güçleri sorunudur." (4. baskı, cilt XXXIII, s. 223-224, Rusça.)

Apaçık ki burada herşeyden önce "kültürel güçler" sorunundan, genelde iktisadi inşa için kadro sorunundan, özelde de

Büyük Dönüşüm Yılı 115

sanayiin inşası ve yönetimi sorunundan söz edilmektedir.

Ama buradan şu sonuç çıkar ki, ağır sanayii kurma sorunu, ağır sanayi için özsel öneme sahip olan birikim alanındaki önemli kazanımlara rağmen, kadro sorunu çözülmediği sürece, tamamen çözülmüş olarak görülemez.

Buradan Partinin görevi çıkar — kadro sorununun çözümünü dolaysız ele almak ve bu kaleyi her ne pahasına olursa olsun fethetmek.

Partinin geçen yıldaki ikinci kazanımı konusunda durum budur.

III TARIMIN İNŞASI ALANINDA

Son olarak, ilk iki kazanımla organik olarak bağlı olan, Partinin geçen yıldaki üçüncü kazanımı hakkında. Sözkonusu olan, tarımımızın gelişmesindeki radikal dönüşümdür, küçük ve geri kalmış bireysel iktisattan, ilerici kollektif tarımsal büyük işletmeye, toprağın ortaklaşa işlenmesine, Makine ve Traktör İstasyonları'na, artellere, modern tekniğe dayanan kollektif çiftliklere, ve son olarak, yüzlerce traktör ve biçerdöverle donatılmış muazzam Sovyet çiftliklerine geçiştir.

Partinin bu alandaki kazanımı, tam bir dizi alanda köylülüğün ana kitlelerini, köylülüğün çok büyük çoğunluğu mahvolur ve yoksulluk içinde bir yaşam sürdürmek zorunda kalırken, ancak bir avuç köy zengininin, kapitalistlerin kazançlı olduğu eski, kapitalist gelişme yolundan; köy zenginlerini, kapitalistleri yerlerinden eden ve fakat orta köylüleri ve yoksul köylülüğü yeni tarzda donatarak, yeni araçlarla, traktör ve tarımsal makinelerle donatarak onlara yoksulluktan ve Kulak boyunduruğundan çıkma ve toprağın kooperatif, kollektif işlenmesi anayoluna kavuşma imkanı veren yeni, sosyalist gelişme yoluna geçirmeyi başarmış olmamızdır.

Partinin kazanımı, bizzat köylülük içindeki bu temel dönüşümü örgütlemeyi ve inanılmaz güçlüklere, Kulaklardan

116 J. V. Stalin

ve papazlardan, darkafalılara ve sağ oportünistlere kadar tüm ve her türlü karanlık güçlerin gözü dönmüş direnişine rağmen köy yoksullarının ve orta köylülerin geniş kitlelerini peşimizden sürüklemeyi başarmış olmamızdır.

İşte bazı rakamlar.

1928 yılında Sovyet çiftliklerinin ekim alanı 1 425 000 hektar ve tahıl üretiminin satılık kısmı 6 milyon kentaldan fazla tutuyordu (36 milyon puddan fazla), kollektif çiftliklerin ekim alanı 1 390 000 hektar ve tahıl üretiminin satılık kısmı ise 3,5 milyon kental civarındaydı (20 milyon puddan fazla).

1929 yılında Sovyet çiftliklerinin ekim alanı 1.816.000 hektar ve tahıl üretiminin satılık kısmı 8 milyon kental civarındaydı (47 milyon pud civarında), kollektif çiftliklerin ekim alanı 4 262 000 hektar ve tahıl üretiminin satılık kısmı ise 13 milyon kental civarındaydı (78 milyon pud civarında).

Gelecek yıl, 1930'da, Sovyet çiftliklerinin ekim alanı kontrol rakamlarına göre muhtemelen 3 280 000 hektar tutacak ve tahıl üretiminin satılık kısmı 18 milyon kental (110 milyon pud civarında) tutulacaktır, ama kollektif çiftliklerin ekim alanı ise hiç kuşkusuz 15 milyon hektar ve tahıl üretiminin satılık kısmı 49 milyon kental civarında (300 milyon pud civarında) tutacaktır.

Başka bir deyişle, gelecek yıl, 1930'da, Sovyet çiftliklerinde ve kollektif çiftliklerde tahıl üretiminin satılık kısmı 400 mil-yon puddan fazla tutacaktır, yani tüm tarımın tahıl üretiminin satılık kısmının (kırsal alanlar dışında satılan tahılın) yüzde 50'sinden fazla.

Böylesine fırtınalı bir gelişme temposunu —gelişme temposu genelde özellikle büyük olan bizzat bizim sosyalize büyük sanayimizin dahi tanımadığını— kabul etmek gerekir.

Genç sosyalist tarımsal büyük işletmemizin (kollektif çiftlikler ve Sovyet çiftlikleri) büyük bir geleceğe sahip olduğu, gelişmesinde harikalar yaratacağı açıktır.

Kollektif çiftliklerin inşası alanındaki bu eşi görülmedik başarı, en azından aşağıdakileri öne çıkarmak gereken tam bir dizi nedenle açıklanır.

Bu eşi görülmedik başarı her şeyden önce, Partinin Le-nin'in kitleleri eğitme politikasını izlemesi ve köylü kitlelerini; kooperatif hareketini yaratarak ve teşvik ederek, adım adım kollektif çiftliklere yaklaştırmasıyla açıklanır. Partinin, gerek hareketin çok önünden gitmek ve kollektif çiftliklerin geliştirilmesini emirle yönetmek isteyenlere ("sol" lafazanlara) karşı, gerekse de Partiyi geri çekmek ve hareketin peşinde kuyruk olmak isteyenlere (sağcı ahmaklara) karşı başarılı bir mücadele yürütmüş olmasıyla açıklanır. Bu politika olmadan Parti kollektif çiftlik hareketini bizzat köylülerin gerçek bir kitle hareketi haline getiremezdi.

"Petrograd proletaryası ve Petrograd Garnizonu'nun askerleri", diyor Lenin, "iktidarı ele geçirdiklerinde, köydeki inşa sürecinde büyük zorluklarla karşılaşılacağını, burada daha tedrici davranmak gerektiğini, burada toprağın toplumsal işlenmesini emirlerle, yasalarla başlatmaya çalışmanın en büyük saçmalık olacağını, buna ancak yok denecek kadar az sayıda siyasi bilinçli köylünün yanaşacağını, köylülerin ezici çoğunluğunun ise önüne bunu görev olarak koymadığını çok iyi biliyorlardı. Ve bu nedenle kendimizi, devrimin gelişmesinin çıkarları açısından mutlak zorunlu olanla sınırladık: kesinlikle kitlelerin gelişmesinin önünde başını alıp gitmemek, bilakis, ilerleme hareketi bu kitlelerin kendi deneyiminden, kendi mücadelesinden doğup büyüyünceye kadar beklemek." (4. baskı, cilt XXVIII, s. 121, Rusça)

Eğer Parti kollektif çiftliklerin inşası cephesinde muazzam bir zafer kazandıysa, bunun nedeni, Lenin'in bu taktik talimatını tamı tamına izlemesidir.

Tarımsal inşa alanındaki bu eşi görülmedik başarı ikinci olarak, Sovyet iktidarının, köylülüğün yeni aletlere, modern teknik donatıma duyduğu artan ihtiyacı doğru bir şekilde gözönüne almış, toprağı işlemenin eski biçimlerinin sürmesi halinde köylülüğün durumunun içinden çıkılmazlığını doğru bir şekilde gözönüne almış ve, bütün bu hususları gözönünde bulundurarak, onlar için tam zamanında makine kiralama istasyonları, traktör kolonları ve Makine-Traktör İstasyonları biçiminde, toprağın toplumsal işlenmesini örgütleme, kollektif çiftlikler yaratma ve teşvik etme ve son olarak köylü çiftliklerinin Sovyet çiftlikleri tarafından her bakımdan desteklenmesini sağlama biçiminde yardım örgütlemiştir.

İnsanlık tarihinde ilk kez, köylülüğün emekçi kitlelerine üretim alanında sistematik ve sürekli yardım etme hazırlığını ve yeteneğini fiilen ispatlayan bir iktidar, Sovyet iktidarı ortaya çıkmıştır.

Ezelden beri iş aletleri yoksunluğu çeken köylülüğün emekçi kitlelerinin, bu yardıma dört elle sarılarak kollektif çiftlik hareketine girdikleri açık değil midir?

Ve şu andan itibaren işçilerin eski şiarı: "Yüzünü köye dön"ün, kollektif köylülerin yeni şiarı: "Yüzünü şehre dön"le tamamlanacağına şaşılabilir mi?

Kollektif çiftliklerin inşası alanında bu eşi görülmedik başarı son olarak, ülkemizin ileri işçilerinin meseleyi kendi ellerine almış olmasıyla açıklanır. Ülkemizin en önemli bölgelerine dağılmış düzinelerce ve yüzlerce İşçi Tugayını kastediyorum. Kollektif çiftlik hareketinin var olan ve olası tüm propagandistleri arasında işçi propagandistlerin, köylü kitleleri arasındaki en iyi propagandistler olduğunu kabul etmek gerekir. Bireysel küçük iktisat karşısında kollektif büyük iktisadın sahip olduğu üstünlükler konusunda —mevcut kollektif çiftlikler ve Sovyet çiftlikleri bu üstünlükleri haydi haydi ispatlayan çarpıcı örnekler olduğu için—, işçilerin köylüleri ikna etmeyi başarmış olmalarında şaşılacak ne olabilir?

Kollektif çiftliklerin inşası alanındaki kazanımımızın —görüşümce son yılın tüm kazanımları arasında en önemli ve tayin edici olan bir kazanım— temelini bu teşkil ediyordu.

Her biri 40 000 - 50 000 hektarlık büyük tahıl fabrikaları örgütlemenin mümkün ve amaca uygun oluşuna karşı "bilim"in itirazları çökmüş ve toz duman olmuştur. Pratik, "bilim"in itirazlarını çürütmüş ve sadece pratiğin "bilim"den öğrenmesi gerektiğini değil, ayrıca "bilim"in de pratikten öğrenmesinin fena olmayacağını bir kez daha göstermiştir.

Kapitalist ülkelerde dev tahıl fabrikaları tutunamaz. Bizim ülkemiz ise sosyalist bir ülkedir. Bu "küçük" farkı unutmamak gerekir.

Kapitalist ülkelerde, bir dizi araziyi satın almadan ya da mutlak toprak rantı ödemeden —böylelikle üretim çarnaçar fevkalade büyük harcamalara boğulur— büyük tahıl fabrikaları örgütlemek imkansızdır, çünkü oralarda toprak ve arazi üzerinde özel mülkiyet vardır. Oysa bizde ne mutlak toprak rantı ne de toprak ve arazinin alım ve satımı yoktur, bu durum büyük tahıl çiftliklerinin gelişmesi için elverişli koşullar yaratır, çünkü biz-de toprak ve arazi üzerinde özel mülkiyet yoktur.

Kapitalist ülkelerde büyük tahıl çiftlikleri, amacı azami kâr ya da her halükârda ortalama kâr haddi denilen şeye eşit bir kâr sağlamakta görürler, çünkü aksi takdirde sermaye, tahıl üretimini örgütlemekle uğraşmakta genelde hiçbir çıkar görmez. Buna karşılık bizde, aynı zamanda devlet girişimleri olan tahıl çiftlikleri, gelişimleri için ne azami kâra ne de ortalama kâr haddine gereksinim duyarlar, bilakis asgari bir kazançla yetinebilirler ve bazen hiç kazanç elde etmeden de yapabilirler ki, bununla da yine büyük tahıl çiftliklerinin gelişmesi için elverişli koşullar yaratılır.

Son olarak, kapitalizm altında büyük tahıl çiftlikleri için ne özel kredi ayrıcalıkları ne de özel vergi ayrıcalıkları vardır, buna karşılık, sosyalist sektörü desteklemek üzere hazırlanmış Sovyet sistemi altında böylesi ayrıcalıklar vardır ve var olacaktır.

Saygıdeğer "bilim" bütün bunları unutmuştur.

Sağ oportünistlerin (Buharin'in grubu)

a) köylülerin kollektif çiftliklere girmeyeceği,

b) kollektif çiftliklerin gelişme temposunun hızlandırılmasının sadece kitlesel hoşnutsuzluğa ve köylülüğün işçi sınıfından kopmasına yol açacağı,

c) kırda sosyalist gelişmenin "anayolu"nu kollektif çiftliklerin değil, bilakis kooperatiflerin oluşturduğu,

d) kollektif çiftliklerin gelişmesinin ve kırdaki kapitalist unsurlara karşı saldırının ülkenin tahılsız kalmasına yol açabileceği iddiaları çökmüş ve toz duman olmuştur.

Bütün bunlar, eski burjuva-liberal pılıpırtı olarak çökmüş ve rüzgâra savrulmuştur.

Birincisi, köylüler kollektif çiftliklere girmişlerdir, tekmil köyler, kaza daireleri ve reyonlar girmişlerdir.

İkincisi, kitlesel kollektif çiftlik hareketi işçilerle köylülerin birliğini zayıflatmıyor, onun için yeni bir temel, bir üretim temeli yarattığı için onu bilakis güçlendiriyor. Şimdi hatta körler bile görüyor: Eğer köylülüğün temel kitleleri arasında herhangi bir ciddi hoşnutsuzluk varsa, bu Sovyet iktidarının kollektif çiftlik politikasıyla ilgili değil, Sovyet iktidarının köylülere makine ve traktör sağlamakta kollektif çiftlik hareketinin gelişmesine ayak uyduramamasından kaynaklanmaktadır.

Üçüncüsü, kırda sosyalist gelişmenin "anayolu" hakkındaki tartışma, Eichenwald ve Slepkov ayarındaki genç küçük-burjuva liberallerine yakışan skolastik bir tartışmadır. Şu açıktır: Bir kollektif çiftlik hareketi olmadığı sürece, kırın sosyalist gelişmesinin "anayolu" kooperatifçiliğin alt biçimlerinden, alım ve satım kooperatiflerinden ibaretti, fakat kooperatifin daha üst biçimi, kollektif çiftçilik biçimi ortaya çıkınca, bu, gelişmenin "anayolu" haline geldi.

Tırnak işareti konmadan söylendiğinde: Kırın sosyalist gelişmesinin baş biçimi, Lenin'in kooperatif plânıdır; bu plân, alt biçimlerinden (alım-satım kooperatifleri) üst biçimlere (kollektif çiftlik üretim kooperatifleri) kadar tarımsal kooperatiflerin bütün biçimlerini kapsar. Kollektif çiftlikleri kooperatiflerin karşısına koymak, Leninizmle alay etmek ve kendi cahilliğini belgelemek demektir.

Dördüncüsü, bugün kırın kapitalist unsurlarına karşı saldırıya geçmeden ve kollektif çiftlik ve Sovyet çiftlikleri hareketini geliştirmeden, bu yıl, ne tahıl alımı alanında kaydettiğimiz tayin edici başarılarımızı, ne de devletin elinde şimdiden birikmiş olan, düzinelerce milyon pud dokunulmaz tahıl stokunu sağlayamayacağımızı bugün körler bile görmektedir.

Bunun da ötesinde, kollektif çiftlik ve Sovyet çiftlikleri hareketinin gelişmesi sayesinde tahıl krizinden nihayet kurtulmaya başladığımız ya da şimdiden kurtulmuş olduğumuz kesinlikle söylenebilir. Eğer kollektif çiftliklerin ve Sovyet çiftliklerinin gelişmesi artan bir hızla devam ederse, ülkemizin, diyelim ki üç yıl içinde, dünyanın en zengin tahıl ülkelerinden biri, hatta en zengin tahıl ülkesi haline gelmesinden kuşku duymak için hiçbir neden yoktur.

Şimdiki kollektif çiftlik hareketinde yeni olan nedir? Şimdiki kollektif çiftlik hareketinde yeni ve tayin edici olan, kollektif çiftliklere eskisi gibi tek tek köylü gruplarının değil, köyler, kazalar, reyonlar, hatta vilayetlerin katılmasıdır.

Peki bunun anlamı nedir? Bunun anlamı, orta köylünün kollektif çiftliklere girmiş olmasıdır. Geçtiğimiz yıl Sovyet iktidarının en önemli kazanımını oluşturan tarımın gelişmesindeki bu köklü dönüşümün temeli budur.

Troçkizmin, işçi sınıfının sosyalist inşada köylü sınıfının ana kitlelerine önderlik edemeyeceği Menşevik "düşüncesi" yıkılıp enkaz ha-line geliyor. Şimdi artık körler bile orta köylünün kollektif çiftliklere yöneldiğini görüyor. Sanayi ve tarım için Beş Yıllık Plân'ın sosyalist toplumun kurulmasının beş yıllık plânı olduğu, ülkemizde sosyalizmin kurulması olanağına inanmayanların Beş Yıllık Plân'ımızı alkışlamaya hakları olmadığı artık herkes için açıklık kazanmıştır.

"Kutsal özel mülkiyet ilkesi", Sovyetler Birliği'nde kapitalizmin restorasyonunu düşleyen bütün ülkelerin kapitalistlerinin bu son umudu yıkılıp enkaz haline geliyor. Bunların, toprağı kapitalizm için gübreleme malzemesi olarak gördükleri köylüler, çok övülen "özel mülkiyet" bayrağını kitleler halinde terkedip kollektivizm yoluna, sosyalizm yoluna geçiyorlar. Kapitalizmin restorasyonu için son umut yıkılıyor.

Ülkemizin kapitalist unsurlarının, hücuma geçen sosyalizme karşı eski dünyanın bütün güçlerini çıkarmak yönündeki umutsuz girişimleri, sınıfların mücadelesinin şiddetlenmesine yol açan bu girişimler de bununla açıklanır. Sermaye sosyalizme "intibak etmek" istemiyor.

Struve ve Hessen, Milyukov ve Kerenski, Dan ve Abramoviç gibi sermayenin tüm bu bekçi köpeklerinin son zamanlarda Bolşevizme karşı öfkeli ulumalarını yükseltmeleri de bununla açıklanır. Ufak tefek bir şey değil: Kapitalizmin restorasyonu için son umut ortadan kayboluyor.

Sınıf düşmanlarının bu kudurmuş öfkeleri ve sermayenin uşaklarının bu vahşi ulumaları — Partinin sosyalist inşanın en zor cephesinde gerçekten tayin edici bir zafer kazandığından başka neyi kanıtlayabilir?

"Ancak", diyor Lenin, "köylülere, toprağı toplumsal, kollektif, kooperatifsel ve artel biçiminde işlemenin üstünlüğü pratikte gösterilebilirse, köylülere ortaklaşa, artel çiftçilik yoluyla yardım edilebilirse, ancak bu koşullarda, iktidarı elinde tutan işçi sınıfı, haklı olduğunu köylülere gerçekten kanıtlayabilir ve milyonlarca köylü kitlesini gerçekten ve sağlam bir şekilde yanına çekebilir." (4. baskı, cilt XXX, s. 173-174, Rusça.)

Lenin, köylülüğün milyonlarca kitlesinin işçi sınıfı için kazanılmasının yolları, köylülüğün kollektif çiftliklerin inşası yönüne sevkedilmesinin yolları sorununu böyle koyuyordu.

Geçtiğimiz yıl, Partinin bu görevi başarıyla yerine getirdiğini ve bu yolda önüne çıkan bütün ve her türlü zorlukların kararlılıkla üstesinden gelmekte olduğunu göstermiştir.

"Orta köylülük", diyor Lenin, "komünist toplumda ancak onun iktisadi yaşam koşullarını kolaylaştırıp iyileştirirsek bizim yanımızda olacaktır. Eğer yarın onlar için 100 000 adet birinci sınıf traktörü sağlayabilsek, benzin ve makinist ihtiyaçlarını karşılayabilsek (şimdilik bunun bir hayal olduğunu biliyorsunuz), bu koşullarda orta köylü şöyle derdi mutlaka: 'Ben komünden yanayım' (yani komünizmden). Fakat bunu başarabilmek için önce uluslararası burjuvaziyi yenmek, bu traktörleri bize vermek zorunda bırakmak, ya da

üretkenliğimizi bunları kendimiz sağlayabilecek kadar yükseltmek zorundayız. Bu sorun ancak bu şekilde doğru konulmuş olur." (4. baskı, cilt XXIX, s. 190, Rusça.)

Lenin, orta köylüyü teknik olarak yeniden donatma yolları, onu komünizme kazanma yolları sorununu böyle koymaktadır.

Geçtiğimiz yıl, Partinin bu görevi de başarıyla yerine getirmekte olduğunu göstemiştir. Gelecek yılın, 1930 yılının ilkbaharında tarlalarda 60 000'den fazla traktöre, bir yıl sonra 100 000'den fazla, ve iki yıl daha geçtikten sonra ise 250 000'in üstünde traktöre sahip olacağımız biliniyor. Şimdi artık, birkaç yıl önce "fantezi" sayılan şeyleri pratiğe geçirme olanağımız var, hatta daha da fazlasını.

Orta köylünün yüzünü "komün"e çevirmiş olmasının nedeni budur.

Partinin üçüncü kazanımıyla ilgili durum böyledir.

Partinin geçen yılda elde ettiği başlıca kazanımlar bunlardır.

ÖZET

Son hızla sanayileşme yolunda ilerliyoruz — kadim, "Rus" geriliğimizi arkamızda bırakarak sosyalizme ilerliyoruz.

Bir metal ülkesi, otomobilleşmiş bir ülke, traktörleşmiş bir ülke olacağız.

Ve SSCB'yi otomobile köylüleri ise traktöre oturttuğumuzda, "uygarlıkları" ile övünen "saygıdeğer" kapitalistler bize yetişmeye çalışsınlar da görelim. O zaman hangi ülkelerin geri kalmış, hangi ülkelerin ilerlemiş ülkeler arasında "sıralanacağını" göreceğiz.

3 Kasım 1929.

"Pravda" No. 259, 7 Kasım 1929. İmza: J. Stalin