KÜTÜPHANE | STALIN | RAPOR

SBKP(B)'DEKİ SAĞ SAPMA ÜZERİNE*

V PARTİ ÖNDERLİĞİ SORUNLARI

Böylece, gerek teorik alanda, gerekse de Komintern ve Partimizin iç politikası alanlarında görüş ayrılıklarımızın tüm ana sorunlarını açıklığa kavuşturduk. Söylenenlerden, Rikov'un Parti içinde tek çizgiye sahip olduğumuz iddiasının gerçeğe uygun olmadığı çıkıyor. Söylenenlerden, Parti içinde iki çizgi bulunduğu çıkıyor. Bunlardan biri, Partinin genel çizgisi, Partimizin devrimci Leninist çizgisidir. Öteki ise, Buharin grubunun çizgisidir. İkinci çizgi henüz, kısmen Buharin grubu içinde anlatılmaz bir düşünce kargaşası egemen olduğu, kısmen de Parti içinde görece önemi son derece az olan bu çizgi kendisini şu ya da bu biçimde maskelemeye çalıştığı için, tam olarak şekillenmemiştir. Ama her şeye rağmen, gördüğünüz gibi, bu çizgi var, Parti çizgisinden farklı, politikamızın hemen hemen bütün sorunlarında, Partinin genel çizgisine karşı çıkan bir çizgi olarak varlığını sürdürüyor. Bu ikinci çizgi sağ sapmanın çizgisidir.

Şimdi Parti önderliği sorunlarına geçelim.

a) Buharin Grubunun Fraksiyonel Karakteri Üzerine

Buharin, Partimizde muhalefet olmadığını, Buharin grubunun bir muhalefet oluşturmadığını söyledi. Bu doğru değil, yoldaşlar. Plenumda yapılan tartışmadan, Buharin grubunun şahsında yeni bir muhalefetle karşı karşıya olduğumuz bütün açıklığıyla ortaya çıkıyor. Bu grubun muhalif faaliyetleri, Parti çizgisini revize etmeye, Parti çizgisini değiştirmeye çalışmasında ve Parti çizgisinin yerine, sağ sapmadan başka birşey olmayan oportünist çizgiyi geçirmek için zemin hazırlamasında ifadesini buluyor.

Buharin, üçlerin fraksiyoncu bir grup oluşturmadığını söyledi. Bu doğru değil, yoldaşlar. Buharin grubu bir fraksiyonun bütün unsurlarını içermektedir. Orada hem platform hem de fraksiyoncu içe kapanıklık [gizlilik —ÇN] var, hem istifa politikası hem de MK'ya karşı örgütlü mücadele var. Eksik olan ne? Zaten apaçık ortadayken, Buharin grubunun fraksiyoncu karakteri gerçeğini neden gizlemeli? MK ve MKK Plenumu tam da burada, görüş ayrılıklarımız hakkındaki tüm gerçeği açıkça dile getirmek için toplandı. Gerçek, Buharin grubunun fraksiyoncu bir grup olduğudur. Hem de sıradan bir fraksiyoncu grup değil, —söylemek isterim— Parti içinde şimdiye kadar karşılaştığımız fraksiyoncu grupların en kötü ve en aşağılık olanıdır.

Acaristan'da meydana gelen son derece önemsiz huzursuzlukları, fraksiyoncu çıkarları için kullanmaya çalışmasından bile, bunu anlamak mümkün. Gerçekten de Acaristan'daki sözümona "ayaklanma"nın, Kronstadt ayaklanması gibi ayaklanmalarla kıyaslandığında kıymet-i harbiyesi nedir? Kronstadt ayaklanmasıyla kıyaslandığında, Acaristan'daki "ayaklanma"nın, denizde bir damla kadar bile anlamı olmadığını sanıyorum. Troçkistlerin ya da Zinovyevcilerin, Kronstadt'taki bu ciddi ayaklanmayı MK'ya karşı, Partiye karşı kullandıkları durumlar olmuş muydu? Böyle durumların olmadığını itiraf etmek gerekir, yoldaşlar. Tam tersine, bu ciddi ayaklanma döneminde Parti içinde var olan muhalif gruplar, ayaklanmayı bastırmak için Partiye yardım etmişler, onu Parti-ye karşı kullanmaya kalkışmamışlardı.

Peki ya şimdi Buharin grubunun tavrı ne? Acaristan'da meydana gelen bu mikroskobik "ayaklanma"yı en kötü, en aşağılık biçimde Partiye karşı kullanmaya kalktığına kanaat getirme fırsatı buldunuz. Bu en üst boyutta fraksiyoncu körlükten ve fraksiyoncu alçaklıktan başka nedir?

Herhalde bizden, kapitalist devletlerle sınırı olan kenar bölgelerimizde hiçbir zaman huzursuzluk meydana gelmemesi isteniyor. Herhalde bizden, toplumumuzun bütün sınıflarını, hem

varlıklıları, hem yoksulları, işçi sınıfını olduğu kadar kapitalistleri de hoşnut edecek bir politika uygulamamız isteniyor. Herhalde bizden, hiç kimseyi hoşnutsuz etmememiz isteniyor. Buharin grubundan bu yoldaşlar, sizce de akıllarını kaçırmamışlar mı?

Bizlerden, gerek ülke içinde, gerekse de dışında, kapitalist dünyaya karşı savaş yürüten proletarya diktatörlüğünün insanlarından, ülkemizde hoşnutsuzluğun olmamasını sağlamamız, bize düşman kapitalist devletlere sınır olan bazı kenar bölgelerimizde bazen huzursuzlukların meydana gelmemesi nasıl istenebilir? Kapitalist kuşatma, uluslararası sermayenin, ülkemizin sınır bölgelerinde, Sovyet iktidarına karşı hoşnutsuz unsurların eylemlerini örgütlemek amacıyla her türlü çabayı harcaması için değilse, ya neden var? Boş kafalı liberallerden başka, kim bizden böyle taleplerde bulunabilir? Fraksiyoncu alçaklığın, insanları bazen liberal körlüğe ve darkafalılığa götürebileceği açık değil mi?

b) Sadakât ve Kollektif Önderlik Üzerine

Rikov burada, Partimiz MK'sına karşı tavır konusunda, Buharin'in "en kusursuz" ve "en sadık" Parti üyelerinden biri olduğunu iddia etti.

Bundan kuşku duymama izin verin. Rikov'un sözüne inanamayız. Olgular talep ediyoruz. Ama Rikov tam da olgular sunamıyor bize.

Örneğin Buharin'in, Troçkistlerle ilişkide olan Kamenev grubuyla, fraksiyoncu bir blokun örgütlenmesi, MK politikasının değiştirilmesi, Politbüro bileşiminin değiştirilmesi, tahıl alımında ortaya çıkan krizin MK'ya karşı saldırıya geçmek için kullanılması üzerine gizlice yürüttüğü görüşmeler gibi bir olguyu alalım. MK'ya karşı tavrında Buharin'in "sadakat"i, "kusursuzluğu" bunun neresinde?

Bu tam tersine, bir Politbüro üyesinin, kendi Merkez Komitesi'ne karşı, Partisine karşı her türlü sadakati ihlal etmesi değil midir? Eğer bu MK'ya sadakatse, MK'ya ihanet neye denir?

Durmadan sadakatten, dürüstlükten söz eden Buharin, kendisine bir göz atmayı, MK'ya karşı Troçkistlerle gizlice görüşmeler yapıp bu yolla kendi Merkez Komitesi'ne ihanet ederek, sadakatin en temel gereklerini alçakça ihlal edip etmediğini düşünmeyi neden denemiyor?

Buharin burada, Parti MK'sında kollektif önderlik olmadığından söz etti ve bizi MK Politbürosu çoğunluğunun, kollektif önderliğin gereklerini ihlal ettiğine ikna etmeye çalıştı.

Elbette, Plenumumuz çok şeye katlanıyor. Buharin'in bu utanmazca ve ikiyüzlü açıklamasına da katlanabilir. Ne var ki, Plenumda, MK çoğunluğuna karşı bu biçimde ortaya çıkmaya kalkışmak için, insanın her türlü ar duygusunu yitirmiş olması gerekir.

Gerçekten de, devlet arabasına koşulmuş olan ve bütün gücünü toplayarak arabayı ileri götüren MK çoğunluğu, Buharin grubuna, kendisine bu zorlu işte yardım etmesini rica ediyorsa, ama, Merkez Komitesi'ne sadece yardım etmemekle kalmayan Buharin grubu, MK'yı her biçimde engelliyor, ayağını kaydırmaya çalışıyorsa, istifayla tehdit edip, Partimiz, MK'sına karşı, Parti düşmanlarıyla, Troçkistlerle anlaşmalar yapıyorsa, burada hangi kollektif önderlikten söz edilebilir?

Partiye karşı Troçkistlerle bir blok oluşturan ve Merkez Komitesi'ne ihanet eden Buharin'in, ne Partimiz Merkez Komitesi'nde kollektif yönetim istediği, ne de bunu hayata geçireceğini, iki yüzlülerden başka kim inkâr edebilir?

MK içinde kollektif yönetimden söz edip duran, ama bu arada MK çoğunluğuna karşı tavır alan Buharin'in, bu sözleri sadece ihanet tavrını gizleyebilmek için sarfettiğini körlerden başka kim görmez?

Buharin'in, Parti MK'sına sadakatin ve MK'da kollektif yönetimin en temel gereklerini ilk kez ihlal etmediği vurgulanmalıdır. Parti tarihimizde, Buharin'in, henüz Lenin

yaşarken, Brest Barışı döneminde, barış sorununda azınlıkta kaldığında, Partimizin düşmanı olan Sosyal-Devrimcilere koşmuş, onlarla gizlice görüşmeler yapmış ve onlarla Lenin'e ve MK'ya karşı blok oluşturmuş olduğu bir örnek var. Buharin'in o günlerde, Sosyal-Devrimcilerle ne tür bir anlaşma yaptığını henüz bilmiyoruz.[10] Ama, o günlerde sol Sosyal-Devrimcilerin, Lenin'i tutuklamak ve anti-Sovyet bir darbe gerçekleştirmek istediklerini biliyoruz… En şaşırtıcı olan ise, sol Sosyal-Devrimcilere yanaşıp MK'ya karşı komplo kurarken, Buharin'in, o zaman da aynı bugünkü gibi, kollektif bir yönetimin gerekliliği üzerine feryad etmeyi sürdürdüğüdür.

Bundan başka Parti tarihimizde, henüz Lenin yaşarken, Buharin'in Partimizin Moskova Bölge Bürosu'nda çoğunluğa ve "Sol" Komünistler grubunun desteğine sahipken bütün Parti üyelerini, Parti MK'sına karşı güvensizliklerini ifade etmeye, MK'ya tabi olmayı reddetmeye ve Partimiz içinde ayrılma sorununu ortaya atmaya çağırdığı bir örnek var. Bu, MK'nın Brest Barışı koşullarını kabul etmenin zorunluluğuna ilişkin karar aldıktan sonra, Brest Barışı döneminde olmuştu.

Buharin'in sadakati ve kollektif yönetimi budur işte.

Rikov burada, kollektif çalışmanın zorunluluğundan söz et-ti. Bu arada Politbüro çoğunluğunu ima ederek, kendisi ve yakın arkadaşlarının kollektif çalışmadan yana, Politbüro çoğunluğunun ise kollektif çalışmaya karşı olduğunu iddia etti. Ama iddialarını doğrulayacak tek bir olgu ileri sürmedi.

Rikov'un uydurduğu masalın yüzünü açığa çıkarmak için, Rikov'un kollektif çalışmadan ne anladığını gösteren bazı olgular, bazı örnekler vermeme izin verin.

Birinci örnek. Amerika'ya altın ihraç edilmesi meselesini biliyorsunuz. Belki de bir çoğunuz, bu altının Halk Komiserleri Konseyi ya da MK kararıyla, veya MK'nın onayıyla ya da bilgisi dahilinde Amerika'ya ihraç edildiğine inanıyordur. Fakat bu doğru değil, yoldaşlar. MK ve Halk Komiserleri Konseyi'nin bununla hiçbir ilgisi yok. Bizde, altının, MK'nın onayı olmaksızın ihraç edilemeyeceği yönünde bir karar var. Ne var ki bu karar ihlal edilmiştir. Peki, altın ihraç etme iznini kim vermiştir? Ortaya çıkıyor ki, altın ihracı, Rikov'un vekillerinden birinin izniyle, Rikov'un bilgisi dahilinde, onun onayıyla yapılmıştır.

Kollektif çalışma bu mu acaba?

İkinci örnek. Ekim Devrimi'nden sonra serveti ulusallaştırılan ve şimdi tazminat talebinde bulunan Amerika'nın büyük özel bankalarından biriyle yapılan görüşmelerden söz ediyorum. Devlet bankamızın bir temsilcisinin, bu bankayla, tazminat koşulları üzerine görüşmeler yaptığı MK'mızca öğrenilmiştir.

Özel tazminat taleplerinin yerine getirilmesi, bildiğiniz gibi, doğrudan dış politikamızla ilgili olan, en ciddi sorunlardan biridir. Bu görüşmelerin, Halk Komiserleri Konseyi, ya da MK'nın onayıyla yapıldığı düşünülebilir. Ama bu doğru değil, yoldaşlar. MK ve Halk Komiserleri Konseyi'nin bununla hiç bir ilgisi yoktur. MK, görüşmeler yapıldığını öğrendikten sonra, hemen kesilmesi yönünde karar almıştır. Ancak soru şu: Bu görüşmelere kim izin verdi? Ortaya çıkıyor ki, görüşmeler Rikov'un bir vekilinin izniyle, Rikov'un bilgisi ve onayıyla yapılmıştır.

Kollektif çalışma bu mu acaba?

Üçüncü örnek. Bu örnek Kulaklara ve orta köylülere tarımsal makineler temin edilmesiyle ilgilidir. Rikov'un bir temsilcisinin RSFSC adına başkanlığı yürüttüğü, RSFSC Ekonomi Konseyi[11], orta köylülere tarımsal makine sağlanmasını sınırlandırma, köyün üst tabakalarına, yani Kulaklara tarımsal makine sağlanmasını ise yükseltme kararı aldı. RSFSC Ekonomi Konseyi'nin, Parti Düşmanı ve anti-Sovyet kararının metni aşağıdadır:

“Kazak ve Başkır ASSR, Sibirya Bölgesi, Aşağı Volga Böl-

gesi, Orta Volga Bölgesi ve Ural Bölgesi için tarımsal makine ve aletlerin bu maddede saptanmış yüzdeleri, köyün üst tabakaları için yüzde 20'ye kadar yükseltilmiş, orta köylü kesimleri için yüzde 30'a kadar düşürülmüştür!”

Hoşunuza gitti mi? Partinin Kulaklara karşı saldırısını güçlendirdiği, Kulaklara karşı yoksul ve orta köylü kesimlerin örgütlenmesine ağırlık verdiği bir dönemde, RSFSC Ekonomi Konseyi, orta köylülere makine temin etmenin normunu düşürürken, köyün üst tabakalarına makine temin etme normunu yükseltme kararı alıyor.

Ve buna da Leninist, komünist politika deniyor!

MK, bu olaydan haberdar olur olmaz, Ekonomi Konseyi'nin kararını kaldırmıştır. Peki ama bu anti-Sovyet kararı kim onayladı? Rikov'un temsilcilerinden biri, Rikov'un bilgisi ve onayıyla elbette.

Kollektif çalışma bu mu acaba?

Bu örnekler, Rikov ve vekillerinin kollektif çalışmadan ne anladıklarını göstermek için yeterlidir sanırım.

c) Sağ Sapmaya Karşı Mücadele Üzerine

Buharin, kendi deyimiyle, Parti örgütlerimiz tarafından "dayak atılan" üç Politbüro üyesinin "sivil infaz"ından söz etti. Partinin, hatalarını basında ve toplantılarda eleştirerek üç Politbüro üyesi Buharin, Rikov ve Tomski'yi bir "sivil infaz"ın kurbanı kıldığını söyledi. Dediğine göre, üç Politbüro üyesi bu esnada susmaya "zorlanmıştı".

Hepsi saçmalık, yoldaşlar. Bunlar, Partiyi, sağ sapmaya karşı mücadelede dezorganize etmeye çalışan liberalleşmiş bir komünistin sözleridir. Buharin'e göre şöyle olmalıdır: O ve arkadaşları, derin sağ oportünist hatalara düştüklerinde, Partinin, bu hataları teşhir etmeye hakkı yoktur, böylece Parti sağ sapmaya karşı mücadeleyi durdurmak, Buharin ve arkadaşlarının hatalarından vazgeçecekleri anı beklemek zorundadır.

Buharin'in bizden bekledikleri biraz fazla değil mi? Yoksa, kendisinin Parti için değil, Partinin kendisi için var olduğunu mu düşünüyor? Fakat, bütün Partinin, sağ sapmaya karşı seferber olduğu ve zorluklara karşı kararlılıkla mücadele ettiği bir anda, onu kim susması için, suskunluğunu sürdürmesi için zorluyor? Buharin ve yakın dostları, neden şimdi ortaya çıkıp, sağ sapmaya ve onunla uzlaşmacılığa karşı kararlı bir mücadele yürütmesinler? Buharin ve yakın dostlarının hiç de zor olmayan bu adımı atma kararı vermelerini, Partinin sevinçle karşılayacağından herhangi bir kimse şüphe edebilir mi? Eninde sonunda, nihayet yükümlü oldukları ve bu adımı atmaya ne-den karar veremiyorlar? Grup çıkarlarını Partinin ve genel çizgisinin çıkarının üstünde gördükleri için olmasın sakın? Sağ sapmaya karşı mücadelede Buharin, Rikov ve Tomski'nin hazır bulunmamalarının suçu kimde? Üç Politbüro üyesinin "sivil infazı" üzerine boş lafların üç Politbüro üyesinin Partiyi susmaya ve sağ sapmaya karşı mücadeleyi durdurmaya zorlamak için kötü maskelenmiş bir girişimi olduğu açık değil mi?

Sağ sapmaya karşı mücadele Partimizin tali görevi olarak görülmemelidir. Sağ sapmaya karşı mücadele Partimizin tayin edici görevlerinden birisidir. Aramızda, kendi Partimizin içinde, hareketi yöneten ve proletaryayı ileriye götüren proletaryanın siyasi kurmayının içinde Partiyi demobilize etmeye, işçi sınıfını dağıtmaya, politikamızı "Sovyet" burjuvazisinin isteğine uydurmaya ve böylece sosyalist inşamızın zorlukları karşısında yelkenleri suya indirmeye çalışan sağ sapmacıların, bu kurmayın içinde serbestçe varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürmelerine izin verirsek bu ne anlama gelecektir? Bu, devrime sırt çevirmeye, sosyalist inşamızı dezorganize etmeye, zorluklardan kaçmaya, mevzileri kapitalist unsurlara teslim etmeye hazır olduğumuz anlamına gelmez mi?

Buharin grubu, sağ sapmaya karşı mücadeleden vazgeçmenin, işçi sınıfına ihanet, devrime ihanet olduğunu anlamıyor mu?

Buharin grubu, sağ sapma ve onunla uzlaşmacılığın üstesinden gelmeden, önümüzdeki zorluklarla başa çıkabilmemizin, ve bu zorluklarla başa çıkmadan sosyalist inşada tayin edici zaferler kazanmamızın olanaksız olduğunu anlamıyor mu?

Bütün bunlardan sonra, üç Politbüro üyesinin acınaklı "sivil infazı" sözlerinin ne değeri var?

Hayır, yoldaşlar, Buharinciler, "sivil infaz" gibi liberal saçmalıklarla Partiyi korkutamayacaklar. Parti onlardan, sağ sapma ve onunla uzlaşmacılığa karşı, Partimiz MK'sının bütün üyeleriyle birlikte kararlılıkla mücadele etmelerini talep ediyor. Buharin grubundan bunu, işçi sınıfının seferber edilmesini kolaylaştırmak, sınıf düşmanlarının direnişini kırmak, sosyalist inşamızın önündeki zorlukların kararlılıkla üstesinden gelmeyi örgütlemek için talep ediyor.

Buharinciler ya Partinin bu talebini yerine getireceklerdir

— o zaman Parti bunu sevinçle karşılayacaktır, ya da bunu yapmayacaklardır — o zaman da sonuçtan kendileri sorumlu olacaklardır.

SONUÇLAR