KÜTÜPHANE | STALIN | RAPOR

MERKEZ KOMİTESİ'NİN SBKP(B) XVI. PARTİ KONGRESİ'NE SİYASİ FAALİYET RAPORU [36]

II SOSYALİST İNŞANIN BÜYÜYEN KABARIŞI VE SSCB'NİN İÇ DURUMU

4— Tarım ve Tahıl Sorunu

Biraz önce, tarımın başlıca dallarına tek tek değinmeden, ormancılık, balıkçılık vs. dahil tarımın durumundan bir bütün olarak sözetmiştim. Bir bütün olarak tarımın içinden, tahıl üretimi, hayvancılık, sanayi bitkileri üretimi gibi en önemli dalları tek tek ele alındığında, Devlet Plânlama Komisyonu ve SSCB Tarım Halk Komiserliği'nin verilerine göre, durum şöyledir:

a—1913 yılında tahıl kültürleri için ekim alanları 100'le gösterilecek olursa, rapor döneminde tahıl ekim alanlarının gelişimi şu tabloyu sunmaktadır: 1926/27 yüzde 96,9; 1927/28 yüzde 94,7; 1928/29 yüzde 98,2; içinde bulunduğumuz 1929/30 yılında ise, bütün verilere göre, ekim alanları savaş öncesi alanların yüzde 105,1'ine ulaşacaktır.

Burada dikkat çekici olan, 1927/28 yılında tahıl ekim alanlarında gerileme görülmesidir. Bu gerileme, sağ oportünist kamptaki cahillerin söyledikleri gibi tahıl üreticiliğinin çöküşüyle değil, 7 700 000 hektarlık bir alanda sonbaharda ekilen ürünün yokolmasıyla açıklanır (SSCB'de yapılan sonbahar ekiminin yüzde 20'si).

Devamla, 1913 yılında, brüt üretimi 100'le gösterilecek olursa, şu tablo elde edililir: 1927 yüzde 91,9; 1928 yüzde 90,8; 1929 yüzde 94,4. Fakat 1930 yılında, tüm verilere göre, savaş öncesi hacmin yüzde 110'una ulaşılacaktır.

Burada da, 1928 yılında brüt tahıl üretiminin gerilemiş olduğu dikkat çekmektedir. Bu durum Ukrayna ve Kuzey Kafkasya'da sonbaharda ekilen ürünün yokolmasından kaynaklanmıştır.

Üretilen toplam tahılın pazara ulaşan bölümüne gelince (köyün dışında satış), tablo daha da öğreticidir. 1913 yılında pazara ulaşan tahıl 100'le gösterilecek olursa, 1927'de yüzde 37; 1928'de yüzde 36,8; 1929'da yüzde 58'dir; 1930'da ise, tüm verilere göre, savaş öncesi seviyenin en azından yüzde 73'üne ulaşılacaktır.

Buradan, ekim alanları konusunda ve brüt tahıl üretimi alanında, savaş öncesi seviyeyi ancak bu yıl 1930'da yakalayıp, bir miktar geçeceğimiz sonucu çıkmaktadır.

Buradan ayrıca, pazar için tahıl üretimi konusunda, savaş öncesi seviyeye ulaşmaktan uzak olduğumuz ve bu yıl da bu seviyenin yaklaşık yüzde 25 altında kalacağımız sonucu çıkmaktadır.

1928 yılında özellikle şiddetlenmiş olan tahıl zorluklarımızın nedenleri burada aranmak zorundadır.

Tahıl sorununun özü de burada yatmaktadır.

b— Daha kaygı verici rakamlarla, yaklaşık aynı tabloyu havyancılık alanında da görüyoruz.

1916 yılında, bütün havyan türleri dahil, hayvan mevcudu 100'le gösterilirse, yıllar itibariyle ortaya çıkan tablo şudur: 1916 verileriyle kıyaslandığında 1927'de atlar yüzde 88,9; sığırlar yüzde 114,3; koyun ve keçiler yüzde 119,3; domuzlar yüzde 111,3; 1928 yılında atlar yüzde 94,6; sığırlar yüzde 118,5; koyun ve keçiler yüzde 126; domuzlar yüzde 126,4; 1929 yılında, atlar yüzde 96,9; sığırlar yüzde 115,6; koyun ve keçiler yüzde 127,8; domuzlar yüzde 103; 1930 yılında, atlar yüzde 88,6; sığırlar yüzde 89,1; koyun ve keçiler yüzde 87,1; domuzlar yüzde 60,1.

Gördüğünüz gibi, son yıla ait verileri gözönüne alırsak, hayvancılıkta bir gerileme döneminin başladığının belirgin işaretleri vardır.

Hayvancılık ürünlerinin pazara ulaşan miktarı açısından daha da az tatminkâr bir tabloyla karşılaşıyoruz, özellikle et ve yağ konusunda. Her yıl için et ve yağ brüt üretimini 100'le gösterecek olursak, pazara ulaşan oran 1926'da yüzde 33,4; 1927'de yüzde 32,9; 1928 yılında yüzde 30,4; 1929 yılında ise yüzde 29,2'dir.

Buna göre, hayvancılıkta küçük ve pazar için pek az üretim yapan işletmelerin istikrarsız olduğu ve ekonomik olarak güvenilir olmadığının açık işaretleri vardır.

1916 yılının seviyesini aşacağımız yerde, son yılda hayvancılık alanında bu seviyenin altına düştüğümüzün belirgin işaretlerini saptamak zorundayız.

Böylece, esas itibariyle başarıyla çözmekte olduğumuz tahıl sorununun arkasından, şimdiden şiddetle hissedilen ve çözüm gerektiren et sorunu karşımıza çıkmaktadır.

c— Hafif endüstrimiz için hammadde sağlayan sanayi bitkileri ekiminin gelişimi farklı bir tablo sunmaktadır. 1913'te sanayi bitkilerinin ekim alanı 100'le gösterilirse, pamuk için 1927 yılında savaş öncesi seviyenin yüzde 107,1; 1928 yılında yüzde 131,4; 1929 yılında yüzde 151,4; 1930 yılında yüzde 217'sine; keten için 1927 yılında savaş öncesi seviyenin yüzde 86,6; 1928 yılında yüzde 95,7; 1929 yılında yüzde 112,9; 1930 yılında yüzde 125'ine; şeker pancarı için 1927 yılında savaş öncesi seviyenin yüzde 106,6; 1928 yılında yüzde 124,2; 1929 yılında yüzde 125,8; 1930 yılında yüzde 169'una; yağ bitkileri için 1927 yılında savaş öncesi seviyenin yüzde 179,4; 1928 yılında yüzde 230,9; 1929 yılında yüzde 219,7; 1930 yılında en azından yüzde 260'ına ulaşılacaktır.

Esas itibariyle olumlu aynı tablo, sanayi bitkileri brüt üretiminde de görülmektedir. 1913 yılı brüt üretimi 100'le gösterilecek olursa, pamukta brüt üretim 1928 yılında yüzde 110,5; 1929 yılında yüzde 119 olmuştur — 1930 yılında ise, tüm verilere göre, savaş öncesi miktarın yüzde 182,8'i olacaktır; ketende 1928 yılında yüzde 71,6; 1929 yılında yüzde 81,5 olmuştur — 1930 yılında ise, tüm verilere göre, savaş öncesi seviyenin yüzde 101,3'ü olacaktır; şekerpancarında 1928 yılında yüzde 93; 1929 yılında yüzde 58 olmuştur — 1930 yılında ise tüm verilere

XVI. Parti Kongresi'ne, Siyasi Faaliyet Raporu 239 240 J. V. Stalin

göre, savaş öncesi hacmin yüzde 139,4'üne ulaşacaktır; yağ bitkilerinde 1928 yılında yüzde 161,8; 1929 yılında yüzde 149,8 olmuştur — 1930 yılında ise, tüm verilere göre, savaş öncesi seviyenin yüzde 220'sini oluşturacaktır.

Yani sanayi bitkileri, 1929 yılında haşerat tarafından mahvedilen şekerpancarı ürünü bir yana bırakılırsa, daha olumluca bir tablo sunmaktadır.

Ayrıca burada, sanayi bitkileri alanında da, küçük işletmelerin ağırlığı yüzünden, gelecekte de, kollektif çiftlikler ve Sovyet çiftliklerinin etkisi altına en az giren keten ve yağ bitkileri üretiminde yukarıda verdiğimiz rakamlarda görülen sallantı ve istikrasızlık belirtilerinin benzerlerine rastlanması mümkün ve muhtemeldir.

Buna göre şu tarım sorunlarıyla karşı karşıyayız:

1) İlgili bölgeleri yeterli miktarda, ucuz tahıl ürünleri temin etmek suretiyle sanayi bitkileri ekim alanlarını istikrara kavuşturma sorunu;

2) İlgili bölgelere yeterli ve ucuz tahıl ürünü ve hayvan ye-mi sağlamak suretiyle hayvancılığı kalkındırma ve et sorununu çözme sorunu;

3) Şu an tarımın esas sorunu olarak tahıl çiftçiliği sorununu kesin olarak çözme sorunu.

Buradan çıkan sonuç, tahıl sorununun tarım sistemi içinde en önemli halka olduğu ve bütün öteki tarımsal sorunların çözümü için anahtar işlevi gördüğüdür.

Buradan çıkan sonuç, tahıl sorununun çözülmesinin, tarımın sorunları dizisi içinde ilk görev olduğudur.

Ne var ki tahıl sorununu çözmek ve böylece tarımı ciddi bir kalkınmaya yöneltmek; tarımın geriliğini ta kökünden tasfiye etmek, tarımı traktör ve tarımsal makinelerle donatmak, ona yeni bilimsel uzman kadrolar temin etmek, emek üretkenliğini yükseltmek, pazar için yapılan üretimi artırmak demektir. Bu önkoşullar olmadan tahıl sorununun çözümünü düşlemek bile olnaksızdır.

Bütün bu önkoşullar bireysel küçük köylü çiftçiliği temelinde gerçekleştirilebilir mi? Hayır bu olanaksızdır. Olanaksızdır, çünkü küçük köylü çiftliği yeni tekniği benimseyebilecek ve onda ustalaşabilecek durumda değildir; emek üretkenliğini yeterli ölçüde yükseltme, pazar için yapılan üretimi gerekli ölçüde artırabilme durumunda değildir. Geriye tek yol kalıyor; tarımsal işletmelerin büyütülmesi, modern teknik araçlarla donatılmış büyük işletmelerin oluşturulması yolu.

Fakat Sovyet ülkesi, kapitalist büyük işletmeler örgütleme yolunu tutamaz. İzleyebileceği ve izlemesi gereken tek yol, modern teknik araçlarla donatılmış sosyalist tipte büyük çiftlikler örgütlemektir. Ülkemizde kollektif çiftlikler ve sovyet çiftlikleri işte böyle işletmelerdir.

Genelde tarım sorununu, özelde de tahıl sorununu çözmenin biricik yolu olarak, Sovyet çiftlikleri kurma ve bireysel köylü çiftliklerini büyük kollektif çiftliklerde birleştirme görevi bundandır. Zaten Parti de XV. Parti Kongresi'nden sonra, özellikle de 1928 başlarında ciddi tahıl zorluklarının gün yüzüne çıkmasından sonra, günlük pratik çalışmasında bu yolu tutmuştur.

Bu temel sorunun, Partimiz tarafından daha XV. Parti Kongresi'nde, henüz ciddi tahıl zorluklarının yaşanmadığı bir dönemde pratik bir görev olarak gündeme alındığı belirtilmelidir. XV. Parti Kongresi'nin "Kırda Çalışma Üzerine" adlı ünlü kararında aynen şöyle denmektedir:

"Şu an, küçük köylü çiftliklerinin büyük kollektiflerde birleştirilmesi ve büyük kollektiflere dönüştürülmesi görevi, Partinin kırdaki başlıca görevi olarak görülmelidir." [45]

Bu arada, MK'nın XV. Parti Kongresi'ne sunduğu faaliyet raporunda tarımın geriliğinin, kollektifleştirme temelinde tasfiye edileceğinin aynı şekilde kesin ve kararlı biçimde anlatıldığı ilgili bölümü aktarmak gereksiz olmayacaktır belki. Bu bölümde şöyle denmektedir:

"Öyleyse çıkış yolu nerededir? Çıkış yolu, küçük, dağınık köylü işletmelerinden, toprağın toplumsal olarak işlenmesi temelinde büyük, birleştirilmiş işletmelere geçişte, çağdaş, daha yüksek teknik temelinde toprağın kollektif olarak işlenmesine geçişte yatmaktadır.

Çıkış yolu, küçük ve cüce köylü işletmelerinin yavaş yavaş ama kesintisiz olarak, toprağın toplumsal, ortaklaşa, kollektif işlenmesi temelinde, tarımsal makinelerin ve traktörlerin kullanılmasıyla, tarımın yoğunlaştırılması amacıyla bilimsel yöntemlerin kullanılmasıyla, zor yoluyla değil, tam tersine, örnekler ve ikna yoluyla büyük işletmeler halinde birleştirilmesinde yatmaktadır.

Başka çıkış yolları yoktur." [46]

5— Köylülüğün Sosyalizme Yönelmesi ve Sovyet Çiftlikleriyle Kollektif Çiftliklerin İnşasında Gelişme Temposu

Köylülüğün kollektifleşmeye yönelmesi aniden olmadı. Bu yönelme zaten birdenbire olamazdı da. Gerçi kollektifleştirme şiarı, Parti tarafından daha XV. Kongre'de ilan edilmişti. Fakat köylü kitlelerinin sosyalizme yönelmesi için, bir şiarın ilan edilmesi henüz yeterli değildir. Bu yönelme için, en azından bir koşul daha gereklidir, ve bu da bizzat köylülerin, ilan edilmiş şiarın doğruluğuna ikna olmaları ve şiarı benimsemeleridir. O ne denle bu yönelim uzun zamandan beri hazırlanmaktaydı.

Bu yönelim, gelişimimizin tüm gidişatıyla, bir bütün olarak endüstrimizin, ama özellikle de tarıma makine ve traktör sağlayan endüstrilerimizin gelişimiyle hazırlanmıştı. Kulaklara karşı yürüttüğümüz kararlı mücadele politikasıyla, 1928 ve 1929 yılları içinde tahıl alımında geliştirdiğimiz, Kulak ekonomisinin yoksul ve orta köylü kitlelerinin denetimine verildiği yeni biçimlerle hazırlanmıştı. Bireysel iktisat yapan köylüleri, kollektif çiftlik işletmesine alıştıran tarımsal kooperatiflerin geliştirilmesiyle hazırlanmıştı. Köylünün, kollektif iktisat biçimlerinin, bireysel iktisat karşısındaki üstünlüğünü sınadığı kollektif çiftlikler ağının geliştirilmesiyle hazırlanmıştı. Nihayet bu yönelim, bütün SSCB'ye yayılmış ve modern teknik araçlarla donatılmış ve köylülere, yeni tekniğin gücü ve üstünlüğü konusunda ikna olma olanağı veren Sovyet çiftlikleri ağıyla hazırlanmıştı.

Sovyet çiftliklerimizi sadece tahıl stokları kaynağı olarak görmek yanlış olurdu. Gerçekte Sovyet çiftlikleri, yeni teknikleri, çevrede yaşayan köylülere yaptıkları yardımlar, kaydettikleri büyük ekonomik hamleyle, köylülerdeki bu dönüşümü kolaylaştıran ve kollektifleşme yoluna sokan önder güç olmuştur.

1929 yılının ikinci yarısında başlayan ve ülkemizin hayatında büyük dönemeç dönemini başlatmış olan, milyonlarca yoksul ve orta köylünün kitlesel kollektif çiftlik hareketinin kaynaklandığı temel budur.

Bu hareketi tam donanımla karşılamak ve hareketin başına geçmek için MK hangi önlemleri almıştır?

MK'nın önlemleri üç hat izlemekteydi: Sovyet çiftliklerin örgütlenmesi ve finase edilmesi hattı, kollektif çiftliklerin örgütlenmesi ve finanse edilmesi hattı ve son olarak, traktör ve tarım makineleri üretiminin örgütlenmesi ve köylülerin, makine ve traktör istasyonları, traktör konvoyları tarafından bu makinelerden yararlandırılması.

a— Daha 1928 Nisan'ında, MK Politbürosu, önümüzdeki 3 ila 4 yıl içinde, bu sürenin sonunda en az 100 milyon pud satılık tahıl temin edecek yeni Sovyet çiftlikleri örgütleme kararı aldı. Bu karar daha sonra MK Plenumu tarafından onaylandı. Bu kararı uygulamakla görevlendirilen bir tahıl tröstü kuruldu. Aynı zamanda, eski Sovyet çiftliklerini sağlamlaştırma ve ekim alanlarını genişletme kararı alındı. Bu kararı gerçekleştirmekle görevli bir Sovyet Çiftlikleri Merkezi oluşturuldu.

Bu kararların, Partimizin oportünist kanadını hiddetlendirdiğini söylemeden geçmemek gerekir. Sovyet çiftliklerine yatırılan paranın "sokağa atılmış" para olduğunu söyledikleri duyuluyordu. Bu arada, Partimizin oportünist unsurları tarafından desteklenen "bilim" adamlarından da eleştiri geliyor, büyük sovyet çiftliklerinin örgütlenmesinin olanaksız ve anlamsız olduğu söyleniyordu. Ne var ki MK çizgisini sürdürdü ve herşeye rağmen tüm tutarlılığıyla uyguladı.

1927/28 yılında Sovyet çiftliklerinin finanse edilmesi için (kısa vadeli satış kredileri hariç) 65,7 milyon ruble ayrılmıştı; 1928/29 yılında ayrılan miktar 185,8 milyon ruble ve nihayet bu yıl 856,2 milyon rubledir. Rapor döneminde toplam 350 000 beygirlik 18 000 traktör Sovyet çiftliklerinin hizmetine verilmiştir.

Bu önlemler hangi sonuçlara yol açtı?

Tahıl tröstünün ekim alanları, 1928/29 yılında 150 000 hektar, 1929/30 yılında 1 060 000 hektardır. 1930/31 yılında 4,5 milyon hektar, 1931/32 yılında 9 milyon hektar, ve 1932/33 yılında, yani Beş Yıllık Plân'ın sonunda, 14 milyon hektara ulaşacaktır. Sovyet Çiftlikleri Merkezi'nin ekim alanları 1928/ 29 yılında 430 000 hektar, 1929/30 yılında 860 000 hektardı. 1930/31 yılında 1 800 000 hektar, 1931/32 yılında 2 milyon hektar ve 1932/33 yılında 2,5 milyon hektar olacaktır. Ukrayna Sovyet Çiftlikleri Birliği'nin ekim alanları, 1928/29 yılında 170 000 hektar, 1929/30 yılında 280 000 hektardı. 1930/ 31 yılında 500 000 hektar, 1932/33 yılında 720 000 hektar olacaktır. Şeker Birliği'nin ekim alanları 1928/29 yılında 780 000 hektar, 1929/30 yılında 820 000 hektardı. 1930/31 yılında 860 000 hektar, 1931/32 yılında 980 000 hektar ve 1932/33 yılında ise 990 000 hektar olacaktır.

Bu, birinci olarak, tekbaşına, tahıl tröstünün Beş Yıllık Plân'ın sonuna kadar; şimdi tüm Arjantin'in sahip olduğu kadar bir ekim alanına sahip olacağı anlamına gelir. (Alkışlar.)

Bu, ikinci olarak, Sovyet çiftliklerinin tümünün, Beş Yıllık Plân'ın sonuna doğru, bugün bütün Kanada'da bulunan ekim alanlarından 1 milyon hektar daha fazla ekim alanına sahip olacağı anlamına gelir. (Alkışlar.)

Sovyet çiftliklerinin payına düşen brüt tahıl üretimi ve pazar için tahıl üretimine gelince, yıllar itibariyle şöyle bir gelişme sözkonusudur: 1927/28 yılında, bütün Sovyet çiftliklerinin brüt üretimi 9,5 milyon kentaldi, bunun 6,4 milyon kentali pazar içindi; 1928/29 yılında brüt üretim 12,8 milyon kental, bunun 7,9 milyon kentali pazar için; 1929/30 yılında, brüt üretim muhtemelen 28,2 milyon kental olacak, bunun 18 milyon kentali (108 milyon pud) pazara sunulacaktır; 1930/31 yılında brüt üretimimiz 71,7 milyon kental olacak, bunun 61 milyon kentali (370 milyon pud) pazara sunulacaktır vs. vs.

Sovyet çiftlikleri alanında Partimizin izlediği politikanın mevcut ve beklenen sonuçları bunlardır.

MK Politbürosu'nun Nisan 1928 tarihli, Yeni Sovyet Çiftliklerinin Örgütlenmesi Üzerine Kararı'na göre, yeni Sovyet çiftliklerinden 1931/32 yılında asgari 100 milyon pud satılık tahıl sağlamamız gerekiyor. Gerçekte ise, 1931/32 yılında, sadece yeni kurulmuş Sovyet çiftliklerinden 200 milyon puddan fazla tahıl sağlamış olacağız. Programın yüzde 200 gerçekleştiğini görüyoruz.

Buradan çıkan sonuç MK Politbürosu'nun kararını alaya alanların, bizzat kendilerini komik duruma düşürmüş olduklarıdır.

Sovyet Kongresi tarafından onaylanan Beş Yıllık Plâna göre, Beş Yıllık Plân'ın sonuna doğru bütün sistemlerdeki tüm Sovyet çiftlikleri 5 milyon hektar ekim alanına sahip olacaktı. Gerçekte ise, Sovyet çiftliklerinin ekim alanları daha bu yıldan 3,8 milyon hektara ulaşmış bulunuyor ve gelecek yıl, yani Beş Yıllık Plân'ın üçüncü yılında, 8 milyon hektar ekim alanına sa-hip olacağız.

Bu, Sovyet çiftlikleri inşasının Beş Yıllık Programını üç yılda gerçekleştirdiğimiz ve aştığımız anlamına gelmektedir.

Beş Yıllık Plâna göre, Beş Yıllık Plân'ın sonuna doğru sovyet çiftliklerinin brüt tahıl üretimi 54,3 milyon kental civarında olacaktı. Gerçekte ise, daha bu yıldan Sovyet çiftliklerinin brüt tahıl üretimi 28,2 milyon kental olmuştur, gelecek yıl ise bu miktar 71,7 milyon kentale ulaşacaktır. Bu, brüt tahıl üretiminde Beş Yıllık Plânı üç yılda gerçekleştirdiğimiz ve aştığımız anlamına gelmektedir.

Beş Yıllık Plân üç yılda!

Burjuva kalemşörler ve onların oportünist hayranları, istedikleri kadar, Sovyet çiftlikleri inşasının Beş Yıllık Plân'ını üç yılda gerçekleştirmenin ve aşmanın imkânsız olduğunu söylesinler.

Kollektif çiftliklerin inşasına gelince, burada tablo daha da olumludur. Daha 1928 Temmuz'unda MK Plenumu kollektif çiftliklerin inşası üzerine şu kararı almıştı: "XV. Parti Kongresi tarafından saptanan, yeni teknik temelde kurulacak ve gerek tarımın sosyalist dönüştürülmesi anlamında, gerekse de üretkenliklerinin ve pazara dönük üretimlerinin radikal şekilde yükseltilmesinin garanti altına alınması anlamında, ‘küçük bireysel köylü çiftliklerini’ tahıl çiftçiliğinin daha yüksek bir biçimini oluşturan gönüllü birlikler olarak ‘büyük kollektif çiftlikler halinde birleştirme ve dönüştürme’ görevi yoldan şaşmaksızın uygulanmalıdır." (Bkz. "Genel Ekonomik Durumla Bağıntı İçinde Tahıl Alım Politikası Üzerine" MK Temmuz Plenumu'nun Kararı, 1928.) [47]

Bu karar daha sonra XVI. Parti Konferansı'nın kararlarıyla ve MK'nın 1929 yılı Kasım Plenumu'nda kabul edilen kollektif çiftlik hareketi üzerine özel bir kararla [48] onaylanmıştır. 1929'un ikinci yarısında, köylülüğün kollektif çiftliklere esaslı yönelimi başladığında ve orta köylülük kütlesi itibariyle kollektif çiftliklere girdiğinde, MK Politbürosu, 5 Ocak 1930 tarihli, "Kollektifleştirme Temposu ve Kollektif Çiftliklerin İnşası İçin Devletin Yardım Önlemleri Üzerine" kararı aldı.

Bu kararda MK: 1) Köylü kitlelerinin kollektif çiftliklere yöneldiğini saptamış ve kollektif çiftlik inşasının Beş Yıllık Plân'ını, 1930 ilkbaharında fazlasıyla gerçekleştirme olanağını kanıtlamıştır;

2) Kulak üretimini, kollektif çiftliklerin üretimiyle karşılamak için gerekli maddi ve diğer önkoşulların mevcudiyetini saptamış ve bununla bağıntı içinde, Kulakların kısıtlanması politikasından, sınıf olarak tasfiye edilmesi politikasına geçme gerekliliğini ilan etmiştir;

3) Daha 1930 yılının ilkbaharında, toplumsallaştırılmış temelde işlenen ekim alanının 30 milyon hektarı önemli ölçüde aşacağı perspektifini vermiştir;

4) SSCB'yi üç grup bölgeye ayırmış ve her biri için, bu sürelerin sonunda her bölgede kollektifleştirmenin esas itibariyle tamamlanmış olacağı oryantasyon süreleri saptamıştır;

5) Dağınık tarlaların kollektif çiftlikler lehine birleştirilmesi yöntemlerini ve tarımı finanse etme biçimlerini değiştirmiş ve 1929/30 yılında kollektif çiftlikler için asgari 500 milyon ruble tutarında kredi verilmesini öngörmüştür;

6) Kollektifleştirme hareketinin artel biçimini, bugün kollektif çiftlik sisteminin esas halkası olarak saptamıştır;

7) Makine ve traktör eksikliği nedeniyle kollektif çiftlik hareketini engellemeye çalışan, Parti içindeki oportünist unsurlara haddini bildirmiş;

8) Son olarak, Parti fonksiyonerlerini, kollektif çiftlik hareketindeki muhtemel aşırılıklara karşı uyarmış ve kollektif çiftlik inşasının tepeden emirle gerçekleştirilmeye çalışılması tehlikesine gerçek ve kitleler tarafından yürütülen bir kollektifleşme hareketi yerine, kollektifleşmeyle oyun oynanması tehlikesine karşı uyarmıştır.

Bu MK kararının Partimizin oportünist unsurları tarafından hiç de hoş karşılanmadığı söylenmelidir. MK'nın hayalperestlik tasladığı, halkın parasını "namevcut" kollektif çiftlikler için "havaya savurduğu" yolunda konuşmalar, fısıltılar duyuluyordu. Ellerini oğuşturan sağ unsurlar, "kesin" bir "yanılgı" hissi içinde mest oluyorlardı. Ne var ki MK, çizgisini büyük bir ısrarla sürdürdü ve herşeye rağmen, darkafalı sağcıların kıs kıs gülmelerine, "sol"cuların bütün aşırılıklarına, başlarının dönmesine rağmen çizgisini kararlılıkla uyguladı.

Kollektif çiftliklerin finansmanı için 1927/28 yılında 76 milyon ruble, 1928/29 yılında 170 milyon ruble, bu yıl için ise 473 milyon ayrılmıştır. Ayrıca kollektifleştirme fonuna 65 mil-yon ruble aktarılmıştır. Kollektif çiftlikler için kolaylıklar konulmuş, böylece kollektif çiftliklerin finansiyel yardım kaynakları 200 milyon ruble yükseltilmiştir. Mülksüzleştirilmiş Kulakların 400 milyon rubleden fazla değerde olan çiftlik envanteri kollektif çiftliklere temlik edilmiştir. Kollektif çiftlik tarlalarının işlenmesi için, 400 000 beygir gücünden fazla top-lam kapasiteye sahip 30 000 den az olmayan traktör hizmete sunulmuştur. Buna, traktör merkezlerinin, kollektif çiftlikler için çalışan 7000 traktörü ve Sovyet çiftlikleri sisteminin kollektif çiftliklere yaptığı traktör yardımı dahil değildir. Bu yıl kollektif çiftlikler tohumluk borç ve tohumluk yardımı olarak 10 milyon kental (61 milyon pud) tahıl almışlardır. Son olarak kollektif çiftlikler, makine ve at kiralama merkezleri oluşturulması suretiyle (bu merkezlerden toplam 1,3 milyondan az olmayan ata sahip 7000'den fazla vardır) örgütsel olarak doğrudan desteklenmiştir.

Bu önlemler hangi sonuçları vermiştir?

Kollektif çiftliklerin ekim alanları 1927'de 0,8 milyon hektar, 1928'de 1,4 milyon hektar, 1929'da 4,3 milyon hektar, 1930'da ise, yaz ve sonbahar ekimi birlikte, 36 milyon hektardır.

Bu, birinci olarak, kollektif çiftliklerin ekim alanının üç yıl içinde kırk kattan fazla arttığı anlamına gelmektedir. (Alkışlar.)

Bu, ikinci olarak, kollektif çiftliklerimizin bugün, Fransa ve İtalya'nın toplam ekim alanları kadar ekim alanına sahip olduğu anlamına gelmektedir. (Alkışlar.)

Brüt tahıl üretimi ve satılık tahıl üretimine gelince, elde ettiğimiz tablo şöyledir: 1927 yılında kollektif çiftliklerden 4,9 milyon kental tahıl aldık, bunun satılık bölümü 2 milyon kentaldi; 1928 yılında sağlanan tahıl 8,4 milyon kental, bunun 3,6

milyonu satılık; 1929 yılında alınan tahıl miktarı 29,1 milyon kentaldir, bunun 12,7 milyon kentali satılık tahıldı; 1930 yılında muhtemelen 256 milyon kental(1550 milyon pud) tahıl sağlayacağız, bunun 82 milyon kentali (500 milyon puddan fazla) ise satılık tahıl olacaktır.

Genel olarak yeterli bir hızla gelişen endüstrimizin hiçbir dalının, kollektif çiftlik inşasında görülen böylesine eşsiz bir yükselme temposu kaydetmediğini kabul etmek gerekir.

Bütün bu rakamlar neyi göstermektedir?

Bu rakamlar, herşeyden önce, kollektif çiftliklerin brüt tahıl üretiminin üç yıl içinde elli kattan fazla, satılık tahıl üretiminin ise kırk kattan fazla arttığını göstermektedir.

Bu rakamlar, ikinci olarak, bu yıl ülkede üretilen toplam satılık tahılın yarısından çoğunun kollektif çiftliklerce üretilme olanağına sahip olduğumuzu göstermektedir.

Bu rakamlar üçüncü olarak, şu andan itibaren, tarımın ve onun başlıca sorunlarının kaderinin, bireysel köylü çiftlikleri değil, kollektif çiftlikler ve Sovyet çiftlikleri tarafından karara bağlanacağını göstermektedir.

Bu rakamlar, dördüncü olarak, Kulakların sınıf olarak tasfiyesinin ülkemizde tam istim ilerlediğini göstermektedir.

Bu rakamlar, son olarak, köyü yeni bir yola, kollektifleşme yoluna sokmanın, böylece de sosyalizmin başarıyla inşasını sadece kentte değil, kırda da güvence altına almanın başarıldığını iddia etmemiz için, her türlü nedene sahip olduğumuzu göstermektedir.

5 Ocak 1930 tarihli kararında MK Politbüro'su, 1930 yılının ilkbaharı için, toplumsallaştırma temelinde işlenen kollektif çiftlik ekim alanlarının 30 milyon hektara ulaşmasını öngören bir program saptamıştır. Fakat gerçekte, şu an 36 milyon hektara ulaşılmıştır. MK'nın programının aşıldığı görülmektedir.

Buradan, MK'nın aldığı kararla alay edenlerin, bizzat kendilerini komik duruma düşürdükleri sonucu çıkmaktadır. Partimizdeki oportünist gevezelere, ne küçük-burjuva anarşizmi ne de kollektif çiftlik hareketindeki aşırılıklar kâr etmemiştir.

Beş Yıllık Plâna göre, plân süresinin bitiminde kollektif çiftliklerde 20,6 milyon hektar ekim alanına sahip olacaktık. Fa-kat gerçekte daha bu yıldan kollektif çiftliklerde 36 milyon hektar ekim alanına ulaşmış bulunuyoruz.

Bu, kollektif çiftlik inşasının beş yıllık programını, iki yıl içinde, yüzde 150 fazlasıyla yerine getirdiğimiz anlamına gelir. (Alkışlar.)

Beş Yıllık Plâna göre, plân süresinin sonunda, kollektif çiftliklerde 190,5 milyon kental brüt tahıl üretimine sahip olacaktık. Gerçekte ise, kollektif çiftliklerde daha bu yılda brüt tahıl üretimi miktarı 256 milyon kental olacak.

Bu, kollektif çiftliklerde tahıl üretimi beş yıllık programını, iki yıl içinde, yüzde 30'dan fazla aştığımız anlamına gelir.

Beş Yıllık Plân iki yılda! (Alkışlar.)

Oportünist lafebeleri şimdi istedikleri kadar, kollektif çiftlik inşasının Beş Yıllık Plân'ının iki yılda gerçekleştirilmesinin ve aşılmasının olanaksız olduğunu söylesinler.

İşçi ve Köylülerin Maddi ve Kültürel Durumlarının İyileştirilmesi