KÜTÜPHANE | STALIN

PRATİK ÇALIŞMA ÜZERİNE
 

Partinin Siyasal Çalışması Nasıl Güçlendirilmelidir?
Parti- Siyasal sorunlarını küçümseyerek ve
unutarak iktisadi kampanya ve iktisadi başarilara
aşırı derecede gömülmenin çıkmaza götüreceğının
şimdi herkes tarafından anlaşıldığını. ve kavrandığını
varsaymalı yız. Sonuç olarak, ışçılenmızin
dikkatini parti-siyasal sorunlara çe:-ırmek gereklidir,
böylece iktisadi başarı ~artı-sıyasal alışmasıyla
birleştirilebilecek ve Parti-sıyasal çalışmasındaki
başanlara eşlik edecektir.
Parti-siyasal çalışmasını güçlendirme görevi,
Parti örgütlerini iktisadi ayrınhlardan kurtarma
görevi pratikte nasıl yürütülmelidir?

Tarhşmalardan görülebileceği gibi, bazı yoldaşlar,
bunlardan, şimdi iktisadi çalışmadan bütünüyle
uzaklaşmamız gerektiği gibi bir yanlış sonucunu
çıkarma eğilimindedirler. Her nasılsa şu
sözleri söyleyenler var: Neyse, Tann'ya şükürler
olsun ki şimdi kendimizi Parti-siyasal çalışmasına
verebiliriz. Bu sonuç doğru mudur? Hayır, doğru
değildir. Partili ' yoldaşlarımız iktisadi başanlara
kapılıp gittiklerinde siyasetten uzaklaştılar, bu
bize çok pahalıya malolan bir aşınlıktı. Eğer bazı
yoldaşlanmız Parti-siyasal çalışmasını güçlendirme
görevini ele alırken şimdi iktisattan uzaklaşmayı
düşünürlerse bu, ,bize hiç de daha ucuza
malolmayacak diğer bir aşınlıktır. Bir aşınııktan
diğerine atlamamalısınız. Siyaseti iktisattan
ayırmamalısınız. Tıpkı siyasetten U2aklaşamaya
cağı mız gibi iktisattan da uzaklaşamayız. İnceleme
kolaylığı için, insanlar sık sık iktisatın
yöntem-bilimsel sorunlannı, siyaset sorunlarından
ayınrlar. Ama bu ayırım yapayolarak sadece
yöntem açısından, yalnızca inceleme kolaylığı için
yapılır. Ama hayatta, tersine olarak, siyaset ve iktisat
pratikte bir bütündür. Birlikte vardırlar ve
birlikte hareket ederler. Pratik siyasetimizde iktisatı
siyasetten ayırmayı, siyasal çalışmayı
küçümseme pahasına iktisadi çalışmayı güçlendirmeyi ya da tersine, iktisadi çalışmayı küçümseme
pahasına siyasal çalışmayı güçlendir-meyi
düşünen kendini çıkmaz içinde bulacaktır ...
İşçiler Nasıl Seçilmelidirler?
İşçileri doğru olarak seçmek ve onları,
çalışmaya, doğru olarak dağıtmak - bu ne demektir?
Bu, işçileri ilk önce, siyasal bir 'ölçüye, yani siyasal
görevlere layık olup olmadıklarına ve ikinci
olarak, pratik bir ölçüye, yani şu ya da bu somut
çalışmaya uygun olup olmadıklarına göre seçmek
demektir.
Bu, işbi1ir bir yaklaşımı kişilerin, işçilerin pratik
nitelikleriyle ilgilenmeyip siyasal görünümleriyle
ilgilendikleri tek ve her şeyi kapsayan yaklaşıma
dönüştürmek dernek değildir.
Bu Bolşevik kura1ın Partili yoldaşlarımız
tarafından yerine getirildiğini söylenebilir mi?
Maalesef söylenemez. Toplantıda bu konudan söz
edilmiş bulunuyor. Ama herşey söylenmedi.
Gerçek şudur ki, bu iyi denenmiş kural, pratiğimizde
sağda ve solda bozuluyor, hem de en kötü
biçimde. Çok sık olarak, işçiler objektif ölçüye
göre değil de tesadüfi, öznel, dar ve sınırlı ölçüleregöre seçiliyor. Çok sık olarak siyasal ve işbilir bir
bakış açısından uygun olup olmadıkları gözönüne
alınmadan, tanıdık denen kişiler, kişisel dostlar,
hemşeriler, kişisel bağlılık gösterenler, çanak
yalayıcılar seçiliyor.
Doğalolarak, sorumlu işçilerin yönetici bir organlar
yerine, üyeleri barış içinde yaşamaya, birbirini
kırmamaya, kirli çamaşırlarını ortaya
dökmemeye, birbirlerini övmeye ve zaman zaman
merkeze, başarıları hakkında bomboş ve tiksinti
verici raporlar yollamaya çalışan bir aile organı,
bir şirket kurulur.
Bu gibi akrabalık koşullarında, ne çalışmanın
eksikliklerinin eleş tirisine ne de çalışma önderlerinin
öz-eleştirisine yer olacağını anlamak zor
değildir ...
Yoldaşların çalışması Nasıl Denetlenir?
İşçileri denetlernek, görevlerin uygulanmasını
denetlernek - bu ne demektir?
İşçileri denetlernek, onları, sözleri ve açıklarnalarıyla
değil de çalışmalarının sonuçlarıyla sınamak
demektir.
Görevlerin yapılıp yapılmadığını sınamak, bunları
sadece yazıhanede ve sadece resmi raporlara göre değil de, ilkin ve herşeyden önce pratiğin
gerçek sonuçlarına göre çalışma yerinde sınamak
demektir.
Genelolarak böyle bir denetime ihtiyacımız var
mıdır? Kesinlikle evet. Herşeyden önce böyle bir
denetime, bir işçiyi tanımak, onun gerçek niteliklerini
belirlemek için ihtiyacımız var. İkincisi,
yürütme aygıtının iyi nitelikleriyle eksikliklerini
belirlemeyi ancak böylesi bir denetim sağlar.
Üçüncüsü, bizzat görevlerin iyi nitelikleriyle eksikliklerini
belirlemeyi ancak böylesi bir denetim
sağlar.
Bazı yoldaşlar, insanların yalnızca yukarıdan,
önderler astlarını çalışmalarının sonuçlarına göre
incelediklerinde sınanabileceğini düşünürler. Bu
gerçek değildir. Kişileri ve ·görevlerin pratiğinin·
sınamanın etkili tedbirlerinden biri olarak yukardan
inceleme, tabii ki gereklidir.
Ama yukarıdan sınama, denetleme çalışmasının
bütününü tamamlamaktan çok uzaktır. Denetlemenin
bir başka türü daha vardır. Bu denetleme,
yığınların, astların önderleri inceledikleri,
hatalarını belirttikleri ve onlara bu hataları
düzeitme yollarını gösterdikleri aşağıdan denetleme
türüdür. İncelemenin bu türü, kişilerin
sınanmasının en etkili yöntemlerinden biridir.

Partinin Ast üyeleri önderlerini, onların raporlarını
dinleyerek, eksikliklerini eleştirerek ve
son olarak şu ya da bu yönetici yoldaşları yönetici
Parti organlarına seçerek ya da seçmeyerek aktif
Parti işçilerinin toplantılarında ve konferans ve
kurultaylarda denetlerler. Partimiz tüzüğünde istenildiği
gibi Parti'de demokratik merkezi yetçiliğin
kesin işleyişi, Parti organlarının seçime
kayıtsız ve şartsız itaati, aday önerme ve geri
çekme hakkı, gizli oy, eleştiri ve öz-eleştiri özgürlüğü,
bütün bunlar ve benzeri tedbirler sıradan
Parti üyeleri tarafından Parti önderleri üzerinde
inceleme ve denetimi gerçekten kolaylaşhrma~
için hayata geçirilmelidir.
Parti1i-olmayan yığınlar, iktisat, sendika ve
diğer kurumların önderlerinin, raporlarını dinledikleri,
hatalarını eleştirdikleri ve bunları
düzeltmenin yollarına işaret ettikleri Partiliolmayan
aktif işçi toplantılarında, her türlü yığın
toplanhlarında d enetlerler ...
Kadroları Kendi Hatalarının
Temeli Üzerinde Çelikleştirmek
Kadroları kendi hatalarının temeli üzerinde
eğitmek - bu ne demektir?

Lenin, Parti kadrolarını, işçi sınıfını ve üretıcı
halk yığınlarını doğru olarak eğitmenin ve öğretmenin
en emin yollarından birinin bilinçli olarak
Parti'nin hatalarını açığa çıkarmak, bu hatalara
yolaçan nedenleri incelemek ve bu hataların
üstesinden gelmek için gerekli olan yolları belirtmek
olduğunu öğretti.
'if.> Lenin der ki:
"Si yasal bir Parti 'nin kendi yanlışlarına karşı tutumu,
Parti'nin ciddiyetinin ve kendi sınıfına ve
çalışan halk yığınlarına karşı . sorumluluğunu pratikte
yerine getirmesinin en önemli ve en kesin
ölçülerinden biridir. Açıkça yanlışı kabul etmek,
nedenlerini açıklamak, bu yanlışı doğuran durumu
tahlil etmek ve yanlışı dikkatle düzeltme
yollarını tartışmak - işte bu, bolşevik Parti'nin
işaretidir. Bu, Parti'nin yükümlülüklerini yerine getirmesidir,
bu, işçi sınıfını ve sonrada yığınları
eğitmek ve öğretmektir."
Bu, biz bolşeviklerde sık sık olduğu gibi,
yanlışlarını gözardı etmemek, kendi yanlışları sorunundan
kaçınmamak zorundadırlar anlamına
gelmektedir. Dürüstçe ve açıkça yanlışlarını kabul
etmek, bu yanlışları düzeltn, yolunu belirtmek ve
yanlışlarını düzeltmek zorunuadırlar demektir.

YoldaşlarımlZın çoğunun bu işi memnuniyetle
üzerlerine aldıklarını söyleyernem. Ama Bolşevikler,
gerçekten Bolşevik olmak istiyorlarsa, kendilerinde
açıkça yanlışlarını kabul etme, yanlışlarının
nedenlerini açıklama, bu yanlışlan düzeltme
yollarını belirtmeye yeterli yürekliliği bulmak ve
böylece Parti kadrolarına doğru eğitim ve doğru
siyasal öğrenim vermek zorundadırlar. Çünkü
yalnız bu yoldan, yalnızca açık ve dürüst özeleştiri
koşullarında Bolşevik kadrolar gerçekten
eğitilebilir, gerçek Bolşevik önderler yaratılabilir.
Bazı yoldaşlarımız, düşmanlarımız tarafından
zayıflığımız olarak yorumlanabileceği ve yine
düşmanlarımız tarafından kullanılabileceği için,
kişinin yanlışlarından açıkça söz etmesinin uygun
olmadığını söylerler.


Bu saçmadır, yoldaşlar. Hem de baştan sona
kadar saçma. Tam tersine, yanlışlarımızın açıkça
kabul edilmesi ve bu yanlışların dürüstçe
düzeltilmesi sadece Partimizi güçlendirir, işçilerin,
köylülerin ve çalışan aydınların gözlerinde Partimizin
otoritesini yükseltir ve Devletimizin
gücünü ve iktidarını artırır. Ve bu esas sorundur.
Işçiler, köylüler ve çalışan aydınlar bizimle beraber
oldukları sürece, gerisi kendiliğinden çözümlenecektir.

Diğer yoldaşlar ise yanlışlarımızın açıkça kabul
edilmesinin, kadroların eğitilmesini ve sağlamlaştırılmasını
değiL, kadrolarımızı zayıfla'tma ve
düzenlerini bozma sonucunu vereceğini, ka drolarımızı
esirgememiz ve korumamız gerektiğini,
onların kendi özlerine olan ' saygılarını ve huzurlarını
korumamız gerektiğini söylerler. Bu
amaçla da yoldaşlarımızın yanlışlarını gözardı etmeyi,
eleştiri mekanizmasını zayıflatmayı ve daha
iyisi bu hatalara aldırmamayı teklif ederler. Böyle
bir çizgi yalnız temelden yanlış değil, aynı zamanda
son derece tehlikelidir. Birinci ve en fazla
olarak bu, onlann "esirgemek" ve "dikkat etmek"
istedikleri kadrolar için tehlikelidir. Yanlışlarını
örtbas ederek kadroları esirgemek ve korumak, bu
kadroların ta kendisini kesinlikle mahvetmek demektir.


Yığınlara Öğretme ve Yığınlardan Öğrenme

Lenin, bize sadece yığınlara öğretmeyi değil,
aynı zamanda onlaıdan öğrenmeyi öğretti.

Bu ne demektir?
İlk olarak, biz önderler kibirli olmamalıyız ve
Merkez Kurulu üyeleri ya da Halk komiserleriysek
bu, doğru önderlik yapmak için gerekli
bütün bilgiye sahibiz anlamına gelmez demektir. Resmi bir makam kendiliğinden bilgi ve
deney sağlamaz.
İkinci olarak, sadece bizim deneyimiz, önderlerin
deneyi doğru önderlik yapm~ . için y~tersizdir
ve bu nedenle kişinin deneyı, onderlerıı:
deneyi, yığınların deneyiyle, sıradan ~artı
üyelerinin deneyiyle, işçi sınıfının de:ıeyıyle,
halkın deneyiyle tamamlanmalıdır demektır.
Üçüncü olarak, bir an için bile kitlelerle
bağlarımızı zayıflatmamalıyız, h~le hele koparmamalıyız
anlamına gelir. Dör?~ncü .ol.arak .da,
yığınların sesine, sıradan Parh uyelerının sesıne,
"küçük insanlar" denenlerin sesine, ~alkın sesıne
çok dikkat etmemiz gerekiyor demektir.


Doğru Olarak Önderlik Etmek -
Bu Ne Demektir?
Bu, asla yazıhanede oturup, direktifler sunmak
demek değildir.
Doğru olarak önderlik etmek demek:
İlk olarak, sorunun doğru bir çözümünü ortay~
koymaktır. Ama önderliğimizin sonuçlarını kendı
sırtlarında deneyen yığınların deneyi hesaba
katılmadığı sürece, doğru bir çözüme varılamaz İkincisi, doğru çözümün uygulamasını örgütlemektir
ki bu, yığınların doğrudan yardımı olmadan
gerçekleş tirilemez.
Üçüncüsü, bu kararın yerine getirilmesi
üzerinde bir denetim örgütlemektir ki bu da gene,
yığınların doğrudan yardımı olmadan gerçekleştirilemez.
Biz önderler, yığınları olayları ve insanları sadece
biryandan, denebilir ki yukardan görürüz;
bunun sonucunda görüş 'alanımız az çok sınırlıdır.
Yığınlar ise, tersine, şeyleri, olayları ve insanları
diğer yandan, denebilir ki aşağıdan görürler;
bunun sonucunda yığınları görüş alanları da belli
bir ölçüde sınırlıdır. Sonuna doğru bir çözüm bulmak
için, bu iki deney birleştirilmelidir. Ancak
böyle bir durumda doğru önderlik yaratılmış olacaktır.
Hem yığınlara öğretmek, hem de onlardan
öğrenmek işte budur.

Böylece sadece bizim deneyimimiz, önderlerin
deneyimleri işlerimize kılavuzlu~ etmek için yeterli
olmaktan çok uzak olduğu ortaya çıkar.
Doğru olarak yol göstermek için önderlerin deneyimi,
Partili yığınların deneyimi işçi sınıfının deneyimiyle, emekçilerin deneyle "küçük insanlar"
denenlerin deneyimiyle tamamlanmalıdır.
Bu ne zaman olanaklıdır?
Bu ancak, önderler yığınlara sıkı sıkıya
bağlıysa, Partili yığınlarla, işçi sınıfıyla, köylülükle,
çalışan aydınlarla bağlantılıysa mümkün olur.
Yığınlarla bağlantı, bu bağlantılara güçlendirme,
yığınların sesini dinlemeye hazır olmadır.
Bolşevik önderliğin gücü ve yenilmezliği burda
yatar. Geniş halk yığınlarıyla bağlarını sürdürdükleri
sürece. Bolşeviklerin yenilmez olacağı bir yasa
olarak kabul edilebilir. Ve tersine, Bolşeviklerin
tüm güçlerini yitirmeleri ve bir _ hiç haline gelmeleri
için, bolşeviklerin yığınlardan kopmaları ve
onlarla bağlarını kaybetmeleri yeter, bürokratik
pasla kaplanmalan yeterlidir.
Eski Yunan Mitoloji düşünüşünde, deniz tanrısı
Poseidon ile · toprak tanrıçası Gaea'nın oğlu olan
Anteus adlı ünlü kahramanı vardı. Anteus kendisini
doğuran, besleyen ve büyüten annesine
özellikle bağlıydı. Bu Anteus'un yenemediği kahraman
yoktu. Yenilmez bir kahraman sayılıyordu .
Anteus'un gücü ne de gizliydi? Bir düşmanla her
kavgaya giriştiğinde toprağa', kendisini doğuran ve besleyen anasına dokunur ve yeni bir güç
kazanırdı. İşte Anteus'un gücünün kaynağı. Ama
gene de bir zayıf noktası vardı - topraktan herhangi
bir biçimde ayrılma tehlikesi. Düşmanları
Anteus'un bu zayıflığını hesaba ka tıp onu
gözlemeye başladılar. Ve bu zayıflığından yararlanıp
Anteus'u yenen bir düşman bulundular.
Bu Herküldü. Herkül Anteus'u nasıl yendi? Anteus'u
topraktan ayırıp havaya kaldırdı. Anteus'un
toprağa dokunma olanağını ortadan kaldırıp
boğuverdi.
Sanırım Bolşevikler bize Yunan mitolojisi kahramanı
Anteus'u hatırlatıyorlar. Tıpkı Anteus gibi,
kendilerini doğuran, besleyen ve eğitem analarıyla,
yığınlar ile bağlarını sürdürerek güçlüdürler.
Ve analarıyla, halkla bağlarını sürdürdükleri
sürece Bolşevikler yenilmez olarak kalmanın her
olanağına sahiptirler.
Bolşevik önderliğin yenilmezliğinin sırrı budur