ANA SAYFAKÜTÜPHANE Muhalefet Üzerine Stalin

II SBKP(B) İÇİNDEKİ MUHALEFETİN ÖZELLİKLERİ

Şimdi izninizle, ön mütalâalardan, SBKP(B) içindeki muhalefet sorununa geçmek istiyorum.

Her şeyden önce, Partimiz içindeki muhalefetin bazı özelliklerinden söz etmek istiyorum. İlk önce görüş ayrılıklarının özüne geçmeksizin, onun dışsal, göze çarpan özelliklerini kastediyorum. Bu özelliklerin üç ana özelliğe indirgenebileceğini sanıyorum. İlk olarak, SBKP(B) içindeki muhalefetin, "basitçe" herhangi bir muhalefet değil, bir birleşik muhalefet olması olgusu var. İkinci olarak, muhalefetin oportünizmini "sol" laflarla örtmeye çabalaması, ve "devrimci" şiarlarla caka satması olgusu var. Üçüncü olarak, muhalefetin ilkesel şekilsizliği yüzünden, durmaksızın anlaşılamadığından yakınması, muhalefet liderlerinin aslında bir "anlaşılamayanlar" fraksiyonu oluşturduğu olgusu var. (Gülüşmeler.)

İlk özellikle başlayalım. Muhalefetin, bir birleşik muhalefet olarak, Parti tarafından mahkûm edilmiş bulunan her türlü akımın oluşturduğu bir blok olarak ortaya çıkması ve üstelik "basit" bir biçimde değil, Troçkizmin önderliğinde ortaya çıkması nasıl açıklanmalı?

Bu şu hususlarla açıklanır.

Birincisi; blokta birleşmiş bulunan bütün akımların —gerek Troçkistler gerekse "Yeni Muhalefet", gerek "Demokratik Merkeziyetçilik"[116] kalıntıları gerekse de "İşçi Muhalefeti"[117] kalıntıları—, bunların hepsinin, ya, ta ortaya çıktıkları andan beri Leninizme karşı mücadele eden ya da son zamanlarda bu mücadeleye girişmiş bulunan azçok oportünist akımlar olmasıyla. Söylemeye gerek yok ki, bu ortak özellik, onların Parti'ye karşı mücadele etmek üzere bir blok halinde birleşmelerini kolaylaştırmak zorundaydı.

İkinci olarak; içinde bulunulan dönemin, karakteri itibariyle, bir dönemeç dönemi olmasıyla, andaki dönemeç döneminin, devrimimizin temel sorunlarını bütün keskinliğiyle yeniden ortaya atmış olmasıyla, ve tüm bu akımlar devrimin şu ya da bu sorununda Partimizin görüşlerinden saptıklarından ve sapmalarını bugün de devam ettirdiklerinden, içinde bulunulan dönemin genel karakteri, tüm görüş ayrılıklarımızın neticesi çıkarılacağından, elbette tüm bu akımları bir blok halinde, Partimizin temel çizgisine karşı bir blok halinde bir yere sıkıştırmak zorundaydı. Söylemeye gerek yok ki, bu husus, heterojen muhalefet akımlarının ortak bir kampta birleşmesine elverişli bir zemin yaratmak zorundaydı.

Üçüncü olarak; bir yandan Partimizin muazzam gücünün ve birlikteliğinin, öte yandan istisnasız tüm muhalefet akımlarının güçsüzlüğünün ve kitlelerden kopukluğunun, bu akımların Parti'ye karşı dağınık bir mücadelesini apaçık umutsuz kılmak zorunda olmasıyla, ki bu nedenle muhalefet akımları, tek tek grupları bir araya getirerek onların güçsüzlüğünü telafi etmek ve böylece, en azından dıştan bakıldığında muhalefetin şansını artırmak için mutlaka güçlerini birleştirmek yolunu tutmak zorundaydı.

Fakat tam da Troçkizmin Muhalefet Bloku'nun başında yürüyor olması olgusu neyle açıklanmalı?

Birincisi; Troçkizmin, var olan bütün muhalefet akımları arasında en gelişkin oportünist akım olmasıyla (Komintern V. Kongresi, Troçkizmi bir küçük-burjuva sapma olarak değerlendirdiğinde haklıydı[118]).

İkincisi; Partimiz içinde hiçbir muhalefet akımının, oportünizmini "sol" ve devrimci lâflarla Troçkizm kadar maharetli ve hünerli maskelemeyi becerememesiyle. (Gülüşmeler.)

Troçkizmin, muhalif akımların başında, Partimize karşı çıkması Partimizin tarihinde ilk kez olmuyor. Partimiz tarihindeki, 1910-1914 yıllarından ünlü bir emsale, Troçki'nin önderliği altında Parti düşmanı muhalif akımlarca oluşturulan bloka, Ağustos Bloku denilen bloka atıfta bulunmak istiyorum. Bu emsale atıfta bulunmak istiyorum, çünkü o belli bir anlamda bugünkü blokun prototipidir. O günlerde Troçki, Tasfiyecileri (Potressov, Martov vd.), Otzovistleri ("Vperyod"cuları) ve kendi öz grubunu Parti'ye karşı birleştirmişti. Şimdi ise "İşçi Muhalefeti"ni, "Yeni Muhalefet"i ve kendi öz grubunu bir Muhalefet Bloku'nda birleştirmeye çalışıyor.

Lenin'in o zaman üç yıl boyunca Ağustos Bloku'na karşı mücadele ettiği bilinmektedir. Lenin, o sıralarda Ağustos Bloku hakkında, onun nihai olarak kurulmasından kısa süre önce şunları yazıyordu:

"O nedenle, tüm Parti adına, Troçki'nin Parti düşmanı bir politika güttüğünü; Parti yasallığını paramparça ettiğini, maceracılık ve bölünme yolunu tuttuğunu açıklıyoruz... Troçki bu tartışılmaz doğruyu sessizlikle geçiştiriyor, çünkü politikasının gerçek amaçları için bu doğru katlanılmaz bir şeydir. Ama gerçek amaçlar giderek daha açıklıkla çıkıyor gün yüzüne ve hatta en az uzgörüşlü Parti üyeleri için bile görülebilir oluyor. Bu gerçek hedefler, Potressov'un Vperyodçularla birlikte Parti düşmanı blokudur. Troçki tarafından desteklenen ve örgütlenen bir blok... Bu blok elbette Troçki'nin 'fonu'nu ve onun tarafından çağrılan Parti düşmanı konferansı destekleyecektir, çünkü hem Bay Potressov hem de Vperyodçular burada istedikleri şeyi elde edecekler: Fraksiyonları için özgürlük, fraksiyonlarının onaylanması, faaliyetlerinin maskelenmesi ve bu faaliyetlerin işçiler karşısında avukatça savunulması.

Ve tam da 'ilkesel temeller' bakış açısından, bu bloku, sözcüğün tam anlamıyla maceracılık olarak adlandırmaktan kendimizi alamıyoruz. Potressov'un şahsında, Otzovistlerin şahsında gerçek Marksistleri, sosyal-demokrasinin ilkesel temellerinin savunucularını gördüğünü söylemeye cesaret edemiyor Troçki. Bir maceracının tavrında özsel olan da zaten, sürekli işin içinden sıyrılmak zorunda olmasıdır... Troçki'nin Potressov ve Vperyodçularla bloku tam da 'ilkesel temeller' bakış açısından bir maceradır. Aynı şey Parti politikasıyla ilgili görevler açısından da daha az doğru değildir... Plenumdan sonra geçen bir yıllık deneyim, pratikte, tam da Potressov grubunun, tam da Vperyodçular fraksiyonunun, proletarya üzerindeki bu burjuva etkinin cisimleşmesi olduğunu göstermiştir... Nihayet üçüncü olarak, Troçki'nin politikası örgütsel anlamda da bir maceradır, çünkü, göstermiş olduğumuz gibi, Parti yasallığını paramparça etmekte ve bir yurtdışı grubu adına (ya da iki Parti düşmanı fraksiyonun bloku adına) bir konferans örgütleyerek doğrudan bölünme yoluna adım atmaktadır." (Bkz. 4. baskı, cilt XVII, s. 13, 15, 17-18, Rusça.)

Başında Troçki'nin bulunduğu Parti düşmanı akımların ilk bloku hakkında Lenin bunları söylemektedir.

Başında yine Troçki'nin bulunduğu bugünkü Parti düşmanı akımların bloku için de, öz olarak aynı şey, yalnız daha sert biçimde, söylenmek zorundadır.

Muhalefetimizin şimdi birleşik bir muhalefet biçiminde, ve bu da "basit" bir biçimde değil, Troçkizmin önderliği altında ortaya çıkmasının nedenleri bunlardır.

Muhalefetin ilk özelliği konusunda durum budur.

İkinci özelliğine geçelim. Muhalefetin ikinci özelliğinin, oportünist faaliyetlerini "sol", "devrimci" laflarla örtmek için özel bir çaba göstermesi olduğunu daha önce söylemiştim. Burada, muhalefetimizin pratiğindeki "devrimci" sözlerle, oportünist eylemleri arasındaki sürekli uçurumu ispat eden olgulara ayrıntılı bir şekilde girmeyi imkansız görüyorum. Bu maskelemenin mekaniğini kavramak için, SBKP(B) XV. Konferansı'nda kabul edilen Muhalefet üzerine tezle

ri[119]

sadece okumak bile yeter. Partimizin tarihinden sadece bazı örnekler vererek, Partimizde bütün muhalefet akımlarının, iktidarın ele geçirilmesinden sonraki dönemde, devrimci olmayan eylemlerini "devrimci" sözlerle örtmek için Parti'yi ve onun politikasını sürekli "soldan" eleştirdiklerini göstermek istiyorum.

Örneğin, Brest Barışı (1918) döneminde Parti'ye karşı çıkan "Sol" komünistleri alalım. Bilindiği gibi onlar Brest Barışı'na karşı çıkıp, Parti'nin politikasını oportünist, gayri-proleter ve emperyalistlere karşı uzlaşmacı olarak nitelerken, Parti'yi "sol"dan eleştirmişlerdi. Ama gerçekte görüldü ki, "Sol" komünistler, Brest Barışı'na karşı çıkarak, Parti'nin Sovyet iktidarını örgütlemek ve sağlamlaştırmak üzere bir "nefes molası" elde etmesini engellemişler, o sıralar Brest Barışı'na karşı olan Sosyal-Devrimcilere ve Menşeviklere yardım etmişler ve Sovyet iktidarını daha başlangıcında boğmaya gayret eden emperyalizmin işini kolaylaştırmışlardır.

"İşçi Muhalefeti"ni (1921) alalım. Bilindiği gibi o da NEP politikasına karşı her biçimde "sövüp sayarak" ve Lenin'in, sanayiin yeniden tesisine, hammadde ve gıda maddeleri ile sanayinin önkoşullarını yaratan tarımın kalkındırılmasıyla başlanması gerektiği tezini "evire çevire" "yerin dibine batırdığında", Lenin'in bu tezini proletaryanın çıkarlarının önemsenmemesi ve köylü sapması olarak "yerin dibine batırdığında", Parti'yi "sol"dan eleştirmişti. Ama gerçekte görüldü ki, NEP politikası olmadan, hammaddeleri ve gıda maddeleri ile sanayinin önkoşullarını yaratan tarımın kalkındırılması olmadan sanayie sahip olamazdık ve proletarya deklase olma durumunda kalmaya devam ederdi. Ayrıca, "İşçi Muhalefeti"nin tüm bu olup bitenlerden sonra nereye doğru, sağa doğru mu sola doğru mu geliştiği herkesçe bilinmektedir.

Son olarak, Partimizi yıllardan beri "soldan" eleştiren ve aynı zamanda, Komintern V. Kongresi'nin doğru bir şekilde ifade ettiği gibi, küçük-burjuva bir sapma olan Troçkizmi alalım. Bir küçükburjuva sapma ile gerçek devrimci ruh arasında ortak olan ne olabilir ki? "Devrimci" lafzın burada küçük-burjuva sapma için sadece bir maske olduğu açık değil mi acaba?

Tamamen Troçkizmin etkisi altında bulunduğunu yaptığı "sol" yaygarayla gizlemeyi amaçlayan "Yeni Muhalefet"in sözünü bile etmiyorum.

Tüm bu olgular neyi gösteriyor?

Oportünist davanın "sol" maskeyle gizlenmesinin, iktidarın ele geçirilmesinden sonraki dönemde Partimiz içindeki tüm ve her türlü muhalefet akımının en karakteristik çizgilerinden biri olduğunu gösteriyor.

Bu görüngü neyle açıklanır?

Bu, açıklamasını, SSCB proletaryasının devrimci ruhunda, proletaryamızın ta kanına işlemiş muazzam devrimci geleneklerde bulur. SSCB işçilerinin anti-devrimci unsurlara, oportünist unsurlara karşı duyduğu açık nefrette bulur. İşçilerimizin açıktan oportünist birini durup dinlemeyecek bile oluşlarında bulur; bu nedenle, "devrimci" maske gayet yüzeysel biçimde olsa da, işçilerin dikkatini çekmek ve muhalefete güvenmelerini sağlamak için yem oluyor. İşçilerimiz, örneğin İngiliz işçilerinin Thomas gibi hainleri suda boğmayı, onları bir kör kuyuya atmayı neden akıl edemediklerini bir türlü anlayamıyor. (Gülüşmeler.) İşçilerimizi tanıyan herkes, Thomas gibi heriflerin, onun gibi oportünistlerin, Sovyet işçileri arasında varlık sürdüremeyeceğini hemen kavrar. Oysa İngiliz işçilerinin, Thomas gibi bayları, suda boğmak şöyle dursun, hatta Genel Konsey'e yeniden seçtikleri[120], evet, basitçe değil, bilakis doğrudan bir gösteriyle yeniden seçtikleri bilinmektedir. Böylesi işçiler karşısında, oportünizmin kendisini devrimci maskeyle gizlemesine gerek olmadığı açıktır, çünkü onlar oportünistleri aralarına almaya zaten isteksiz değiller.

Ama bu neyle açıklanır? Bu, İngiliz işçilerinde devrimci geleneklerin yokluğuyla açıklanır. Bu devrimci gelenekler şu an oluşma halindedir. Bunlar oluşuyor ve gelişiyor, ve İngiliz işçilerinin devrimci mücadeleler içinde çelikleşeceğinden kuşku duymak için hiçbir neden yok. Fakat bu henüz olmadığı sürece, İngiliz işçileriyle Sovyet işçileri arasındaki fark duracaktır. Aslında, Partimizde oportünistlerin belli bir "devrimci" maskeye başvurmaksızın SSCB işçilerinin önüne çıkmalarının rizikolu bir iş olması olgusu da bununla açıklanır.

Muhalefet Bloku'nun "devrimci" maskeye başvurmasının nedenleri işte burada yatmaktadır.

Son olarak muhalefetin üçüncü özelliği. Bu özelliğin, muhalefetin ilkesel şekilsizliği, ilkesizliği, amip gibiliği ve buradan kaynaklanan, muhalefet liderlerinin sürekli "anlaşılmadıkları", "çarpıtıldıkları", "söylemedikleri" şeylerin kendilerine atfedildiği vb. yolundaki yakınmaları olduğunu daha önce söylemiştim. Hakikaten bir "anlaşılmayanlar" fraksiyonu. Proletarya partilerinin tarihi, bu özelliğin ("bizi anlamadılar!"), genelde oportünizmin en mutat ve en yaygın özelliği olduğunu göstermiştir. Alman Sosyal-Demokrasisinin devrimci bir parti olduğu 90'lı yılların sonuyla 20. yüzyılın başlarında, Alman Sosyal-Demokrasisinin saflarından ünlü oportünistler Bernstein, Vollmar, Auer ve ötekilerin başına da tamı tamına aynı şey gelmiş ve bu mahut oportünistler yıllarca kendilerinin "anlaşılmadığından", söylediklerinin "çarpıtıldığından" yakınmışlardır. Bilindiği gibi, o sıralar devrimci Alman sosyaldemokratları, Bernstein'in fraksiyonunu "anlaşılmayanlar" fraksiyonu olarak adlandırmışlardı. O halde, Muhalefet Bloku'nun "anlaşılmayanlar" fraksiyonu kategorisi içine dahil edilmek gerektiği asla bir rastlantı olarak görülemez.

Muhalefet Bloku'nun en önemli özellikleri bunlardır.