ANA SAYFA KÜTÜPHANE Muhalefet Üzerine Stalin

V PROLETARYA DİKTATÖRLÜ⁄Ü'NÜN DÜŞMANLARI MUHALEFETİ NE İÇİN ÖVÜYORLAR

Sosyal-demokratlar ve Kadetler muhalefeti ne için övüyorlar?

Ya da başka kelimelerle: Muhalefet kimin hissiyatını yansıtıyor?

Son zamanlarda Batı'nın sosyal-demokrat basınında ve burjuva basınında "Rus sorunu" denilen şeyin yakıcı bir güncel sorun haline geldiği dikkatinizden kaçmış olamaz. Bu bir rastlantı mıdır? Elbette bir rastlantı değildir. SSCB'de sosyalizmin gelişmesi ve Batı'da komünist hareketin büyümesi, burjuvazinin ve onun işçi sınıfı içindeki ajanları sosyal-demokrat liderlerin saflarında elbette büyük bir huzursuzluğa yol açmak zorundadır. Bugün devrim ile karşı-devrim arasındaki ayrım çizgisi, SSCB'nin proletarya partisine karşı bir tarafın şiddetli nefreti ve öteki tarafın sıcak dostluğu şeklini almaktadır. "Rus sorunu"nun muazzam uluslararası önemi, şimdi artık komünizm düşmanlarının mutlaka hesaba katmaları gereken bir olgudur.

"Rus sorunu" etrafında iki cephe oluştu: Sovyet Cumhuriyeti'nin hasımlarının cephesi ve onun fedakâr dostlarının cephesi. Sovyet Cumhuriyeti'nin hasımları ne istiyorlar? Geniş halk kitleleri arasında proletarya diktatörlüğüne karşı mücadele için ideolojik ve ahlâki önkoşulları yaratmaya çalışıyorlar. Sovyet Cumhuriyeti'nin dostları ne istiyorlar? Proletaryanın geniş katmanları içinde Sovyet Cumhuriyeti'nin desteklenmesi için, savunulması için ideolojik ve ahlâki önkoşulları yaratmaya çaba gösteriyorlar.

Şimdi de, sosyal-demokratların ve Rus burjuva mültecileri arasında bulunan Kadetlerin muhalefetimizi ne için övdüklerini görelim. Almanya'da ünlü bir sosyal-demokrat lider olan Paul Levi örneğin şöyle demektedir:

"İşçilerin özel çıkarlarının, son tahlilde sosyalizmin çıkarlarının, köylü mülkiyetinin varlığıyla çeliştiğini, köylü ve işçi çıkarları arasındaki özdeşliğin hayali olduğunu, ve Rus devriminin daha sonraki gelişmesinin bu karşıtlığı keskinleştireceğini ve anlaşılır kılacağını düşünüyorduk. Çıkar dayanışması fikrini, sadece biçim olarak başka bir koalisyon fikri olarak almıştık. Eğer Marksizm hiç olmazsa bir parçacık haklıysa, tarih diyalektik biçimde işliyorsa, bu karşıtlık, Rusya'da koalisyon fikrini, Almanya'da şimdiden parçalanmış olduğu gibi parçalayacaktı... Olaylara daha çok dışarıdan bakan Batı Avrupa'daki bizler için bir şey açıktır: Muhalefetin yanındayız. ... Rusya'da yeniden bağımsız, antikapitalist, sınıf mücadeleci bir işçi hareketinin başladığı gerçeği ortadadır." (Leipziger Volkszeitung", 30 Temmuz 1926.)

Bu alıntıda, işçilerin ve köylülerin çıkarlarının "özdeşliği" sorununda bir kafa karışıklığı olduğu açık. Fakat yine de Paul Levi'nin burada muhalefetimizi, işçi-köylü bloku düşüncesine karşı, işçi-köylü ittifakı düşüncesine karşı mücadelesi yüzünden övdüğüne kuşku yoktur.

"Rus" sosyal-demokrasisinin, SSCB'de kapitalizmin restorasyonundan yana olan "Rus" Menşeviklerinin herkesçe bilinen lideri Dan, muhalefetimiz hakkında şunları söylemektedir:

"Bolşevik muhalefet, sosyal-demokrasinin yönelttiği eleştirileri neredeyse kelimesi kelimesine tekrar ederek mevcut düzeni eleştirmekle, sosyal-demokrasinin pozitif platformunun kabulü için zihinleri hazırlamaktadır."

Ve devamla:

"Muhalefet sadece işçi kitleleri arasında değil, aynı zamanda komünist

KEYK VII. Genişletilmiş Plenumu

işçiler arasında da, ustaca bakıldığı takdirde kolayca sosyal-demokrat meyveler verebilecek olan düşünce ve hissiyat tohumları yetiştirmektedir." ("Sotsialistiçeski Vyestnik" No. 17-18.)

Gayet açık sanıyorum.

Milyukov'un karşı-devrimci burjuva partisinin merkez yayın organı "Posledniye Novosti[129], muhalefetimiz hakkında şunları yazıyor:

"Bugün muhalefet diktatörlüğü sarsmaktadır, muhalefetin her yeni yayınında gittikçe daha 'korkunç' sözcükler kullanılmaktadır, bizzat muhalefetin kendisi, egemen sisteme karşı gittikçe daha sertleşen hücumlar yapma yönünde bir evrim geçirmektedir, ve bu onu politik bakımdan hoşnutsuz geniş halk kesimlerinin sözcüsü olarak şükranla selamlamamız için şimdilik yeterlidir." ("Posledniye Novosti", No. 1990.)

Ve devamla:

"Sovyet iktidarının en büyük düşmanı, şimdi, ona farkettirmeden yaklaşan, onu duyargalarıyla çepeçevre kuşatarak, o bunun ayırdına varmadan onu tasfiye edendir. Hâlâ süren hazırlık döneminde bu kaçınılmaz ve zorunlu rolü Sovyet muhalefeti oynamaktadır." ("Posledniye Novosti" No. 1983, bu yılın 27 Ağustosu.)

Burada her türlü yorumun fuzuli olduğunu düşünüyorum.

Böyle düzinelerce ve yüzlerce alıntı örneği verebileceğim halde, zaman darlığı nedeniyle kendimi bu alıntılarla sınırlıyorum.

Sosyal-demokratların ve Kadetlerin muhalefetimizi övmeleri işte bunun içindir.

Bu bir rastlantı mıdır? Hayır, bir rastlantı değildir.

Buradan da görülebilir ki, muhalefet ülkemiz proletaryasının hissiyatını değil, proletarya diktatörlüğünden hoşnut olmayan, ona kin duyan ve sabırsızlıkla onun parçalanmasını, devrilmesini bekleyen proleter olmayan unsurların hissiyatını yansıtmaktadır.

Böylece, muhalefetimizin fraksiyon mücadelesinin mantığı, fiiliyatta, muhalefetimizin cephesinin nesnel olarak proletarya diktatörlüğünün hasımlarının ve düşmanlarının cephesiyle kaynaşmasına götürmüştür.

Muhalefetin istediği bu muydu? Muhtemelen bu değildi. Ama burada önemli olan muhalefetin ne istediği değil, yürüttüğü fraksiyon mücadelesinin nesnel olarak nereye götürdüğüdür. Fraksiyon mücadelesinin mantığı, şu ya da bu kişinin isteklerinden daha güçlüdür. Ve tam da bu yüzden olaylar o şekilde gelişmiştir ki, muhalefet cephesi gerçekte proletarya diktatörlüğünün hasımlarının ve düşmanlarının cephesiyle kaynaşmıştır.

Lenin bize, komünistlerin baş görevinin, proletarya diktatörlüğünü savunmak ve güçlendirmek olduğunu öğretti. Ama olaylar öyle bir yön almıştır ki, muhalefet, fraksiyon politikası sayesinde, proletarya diktatörlüğünün hasımlarının kampında bulmuştur kendisini.

O nedenle, muhalefetin, sadece teoride değil, aynı zamanda pratikte de Leninizmden koptuğunu söylüyoruz.

Ve başka türlü de olamazdı zaten. Kapitalizmle sosyalizm arasındaki mücadele cephesinde güçler dengesi öyledir ki, şimdi işçi sınıfı saflarında şu iki politik çizgiden yalnızca biri varolabilir: Ya komünizm politikası ya da sosyal-demokrasinin politikası. Muhalefetin üçüncü bir tavır takınma çabası, SBKP(B)'ye karşı mücadelenin keskinleştiği koşullarda, kaçınılmaz olarak, muhalefetin, fraksiyon mücadelesinin seyriyle Leninizmin hasımları kampına savrulmasıyla sonuçlanmak zorundaydı.

Nitekim, sayılan olgulardan da görülebileceği gibi, böyle de oldu.

Sosyal-demokratların ve Kadetlerin muhalefeti övmeleri işte bunun içindir.