KÜTÜPHANE  | STALIN

J.V. Stalin'in Ekonomistlerle Görüşme Tutanaği

ikinci sayfadan devam

EKONOMİ POLİTİK SORUNLARI ÜZERİNE TARTIŞMA
15 Şubat 1952
(Saat: 22.00 - 23.10)
SORU: Ekonomik Sorunlar Üzerine Görüşler basında yayınlanabilir mi? Sizin Görüşler'inizi bilimsel, araştırma, pedagojik ve edebi çalışmalarda kullanabilir miyiz?
CEVAP: Görüşler'i basında yayınlamamalıyız. Ekonomi politiğin sorunları konulu tartışma kamerada yapıldı ve halk bu tartışmaları bilmiyor. Tartışmaya katılanların konuşmaları yayınlanmadı. Bu nedenle, Görüşlerimle basının karşısına çikarsam anlaşılmaz.

Görüşler'in basında çıkması sizin yararınıza olmaz. Kitaptaki herşey önceden Stalin tarafından tanımlanmış gibi yorumlanabilir. Kitabın otoritesi beni ilgilendiriyor. Kitap, kusursuz bir üne sahip olmalı. Halkın, Görüşler'in içeriğini kitap aracılığıyla öğrenmesi daha uygun olur.
Basında Görüşler'e gönderme yapılmamalı. Yayınlanmamış bir dökümana nasıl gönderme yapabilirsiniz? Görüşler'imi beğeniyorsanız kitapta kullanın.

Onları derslerinizde, fakültede ve politik çevrelerde yazara gönderme yapmadan kullanabilirsiniz.
Eğer yerterli sayıda basılmadıysa yenilerini çıkarabiliriz; ama basında yayınlanmamalı. Kitabın basılmasının üzerinden bir-iki yıl geçtikten sonra Görüşler basılabilir. Eserin herhangi bir bölümüne dahil edilebilir.

SORU: (K.V. Ostrovityanov) Ekonomik Sorunlar Üzerine Görüşler adlı eserinizde tüketici mallarından söz ediliyor; fakat bizim sistemimizde üretim araçları da mı metadır? Değilse, üretim araçları üreten sektörlerde maliyet hesaplamasının (khozrashyot) kullanılmasını nasıl açıklarız?
CEVAP: Serbestçe alınıp satılan herşey metadır; ekmek, et, vb. Bizim üretim araçlarımız, özünde meta olarak değerlendirilemez. Bunlar, piyasaya sürülen ve isteyen herkes tarafından satın alınabilen tüketici maddeleri değildir. Üretim araçlarını kendimiz dağıtıyoruz. Bunlar, genel kabul gören anlamıyla meta değillerdir, kapitalist koşullarda varolan türden meta değillerdir. Kapitlaizmde üretim araçları metadır. Bizde ise üretim araçlarına meta denemez.

Bizdeki maliyet hesaplaması, kapitalist işletmelerde kullanılanın aynısı değildir. Kapitalizmde maliyet hesaplaması öyle uygulanır ki karsız işletmeler kapatılır. Bizim işletmelerimiz çok karsız olabilir, hepsi karsız olabilir. Ama bizim sistemimizde bunlar kapatılmaz. Devlet bütçesinden sübvansiyon alırlar. Bizim sistemimizdeki maliyet hesaplaması, hesaplama ve dengeleme amacıyla vardır. İşletme yöneticilerini denetlemek için kullanılır. Bizim sistemimizde üretim araçları sadece biçimsel olarak meta şeklinde görülürler. Bizde yalnızca tüketim maddeleri meta dolaşımı alanına girer, üretim araçları değil.

SORU: (K.V. Ostrovityanov) Üretim araçlarını 'özel bir tür meta' olarak adlandırmak doğru olur mu?
CEVAP: Hayır. Eğer bir meta varsa, satın almak isteyen herkese satılmalıdır. 'Özel bir tür meta' gibi ifadeler iyi değil. Değer yasası, tüketici metalarının gerçekleşmesi yoluyla üretim araçlarının üretimine etkide bulunur. Burada değer yasası hesaplama, dengeleme ve faaliyetlerin fizibilitesini denetleme için gereklidir.

SORU: (K.V. Ostrovityanov) 'Kapitalizmin genel krizi' ve 'dünya kapitalist sisteminin krizleri' kavramları nasıl anlaşılmalı; bunlar aynı şey mi?

CEVAP: Bunlar aynı şeydir. Dünya kapitalist sisteminin krizinden bir bütün olarak söz edilmesi gerektiğinin altını çıziyorum. Bizde genelde belli bir ülke ele alınıyor, ki bu doğru değildir. Eskiden insanlar bir tek ülkenin koşüllarına dayanarak kapitalist sistemi inceliyordu: İngiltere. Bugün ise kapitalizmi değerlendirmek için bir tek ülke değil, bir bütün olarak kapitalist sistem ele alınmalı. Tüm kapitalist ülkelerin ekonomisi karmaşık bir biçimde iç içe geçmiştir. Belli ülkeler diğerleri pahasına ilerliyor. Çağdaş kapitalist pazarın sınırlamaları dikkate alınmalıdır. Örneğin ABD, ana rakipleri Almanya ve Japonya'nın rekabet gücünü ortadan kaldırarak iyi bir durauma geliyor. ABD, üretimi iki katına çıkararak tekelci gücünü arttırmayı umuyor. Ama üretimi iki katına çıkarma planı sonuç vermedi. Hesaplar çoktü. Tek ülke, ABD, ilerledi ve diğerleri geri kaldı. Fakat durum istikrarlı değil, ilerde değişecektir. Kapitalizmin koşullarını değerlendirmede bir tek ülke tipik olamaz. Tek ülkeyi ele almak doğru değildir; kapitalizm bir bütün olarak ele alınmalı. Tekrar vurguluyorum: Dünya sistemi bir bütün olarak incelenmeli; biz ise bir tek ülkeyi ele almaya alışmışız.
SORU: (D.T. Shepilov) Kitap taslağı Öneriler'inde verilen "Sosyalist üretim tarzı" bölümünün taslağını doğru kabul edebilir miyiz?

CEVAP: Öneriler'de sunulan taslak ile hemfikirim.

SORU: (A. Arakelyan) SSCB Milli Gelirinin "gerekli ürün" ve "artı-ürün" olarak adlandırılan bölümlerine ne diyelim?
CEVAP: "Gerekli ve artı emek" ile "gerekli ve artı ürün" kavramları bizim ekonomimiz için uygun değil. Sosyal yardım ve savunmaya giden şeyler gerekli emek değil mi? İşçi buna ilgi duymuyor mu? Sosyalist bir ekonomide aşağı yukarı şu şekilde bir ayrım koymalıyız: Kişinin kendisi için emeği ve toplum için emeği. Sosyalist ekonomi ile ilgili olarak daha önce gerekli emek olarak ifade edilen terim, kişinin kendisi için emeğe, daha önce artı emek olarak ifade edilen terim ise toplum için emeğe tekabül eder.
SORU: (A. Arakelyan) SSCB'de değer yasasının 'dönüşümü' kavramı yerine değer yasasının 'işleyişini sınırlama' kavramını kullanmak doğru olur mu?

CEVAP: Bilim yasaları yaratılamaz, ortadan kaldırılamaz, feshedilemez, değiştirilemez ve dönüştürülemez. Yasalar hesab aktılmalıdır. Onları ihlal edersek zarar görürüz. Bizde bu yasaların zamanının geçtiğine dair yaygın bir anlayış var. Bu anlayış sadece ekonomistler arasında değil, pratik çalışma içinde olanlarda ve politikacılarda da sık sık görülüyor. Bu, yasa konseptine uygun değildir. Yasaların dönüşümü ile ilgili önerme, bilmden sapmadır ve kültürsüzlükten kaynaklanır. Doğanın ve toplumun yasalarını dönüştürmek mümkün değildir. Eğer bir yasayı dönüştürmek mümkün ise onu ortadan kaldırmak da mümkündür. Eğer yasaları dönüştürmek ve kaldırmak mümkün ise bu "bizim için herşey mümkündür" anlamına gelir. Yasalar hesaba katılmalı, anlaşılmalı ve onlardan yararlanılmalıdır. Onların etki alanını sınırlamak mümkündür. Fizikte ve kimyada bu böyledir. Bütün bilimler için bu böyledir. Yasaların dönüşümünden değil, onların işleyiş alanının sınırlandırılmasından söz etmek gerekir. Bu daha doğru ve bilimsel olur. Kitapta doğru olmayan hiçbir şeye izin verilmemeli. Bütün dünyanın karşısına bir ekonomi politik kitabıyla çıkıyoruz. Bu kitap ülke içinde ve dışında kullanılacak.

Yasaları sınırlayan biz değil, maddi objektif koşüllardır. Yasanın işleyiş alanı sınırlandığında yasa farklı görünür. Bizde değer yasasının işleyiş alanı sınırlanmıştır. Değer yasası tam olarak kapitalizmde olduğu gibi değildir. Onu biz dönüştürmedik, objektif koşulların gücü onu sınırlandırdı. Esas olan şu ki, bizde özel mülkiyet ortadan kaldırıldı ve emek gücü de meta olmaktan çikarıldı. Değer yasasının işleyiş alanının sınırlanmasını belirleyen objektif koşullar bunlardır. Değer yasasının bu sınırlanışı, biz öyle istediğimiz için değil, öyle gerektiği için, böyle bir sınırlanışın koşulları olduğu için ortaya çıktı. Bu objektif koşullar, değer yasasının işleyiş alanını sınırlamaya zorladı bizi.
Yasa, objektif sürecin bir yansımasıdır. Yasa, objektif koşullar arasındaki karşılıklı bağlantıyı yansıtır. Neden ile sonuç arasındaki ilişkiyi gösterir. Eğer belli bir güçler dengesi ve belli objektif koşullar verili ise, kaçınılmaz olarak belli sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu objektif koşullar hesaba katılmalıdır. Eğer objektif koşullardan bazıları yoksa o zaman koşullar farklı olacaktır. Kapitalizm ile kıyaslandığında bizde objektif koşüllar değişti (özel mülkiyetin olmaması ve emek gücünün meta olmaktan çikması); bu nedenle sonuçlar da farklı. Değer yasası bizde dönüşmedi; fakat objektif koşullar nedeniyle işleyiş alanı sınırlandı.
SORU: SSCB'de kar kategorisi nasıl anlaşılmalıdır?

CEVAP: Belli bir miktar kara ihtiyacımız var. Kar olmadan rezerv yaratamaz, birikim yapamaz, savunma görevlerinin yerine getirilmesini destekleyemez, toplumsal ihtiyaçları karşılayamayız. Burada kendisi için emeği ve toplum içın emeği görüyoruz. Kar sözcüğünün kendisi çok kirli bir hale gelmiştir. Başka bir kavramın olması iyi olurdu. Ama hangi kavram? Belki net gelir? Kar kategorisi altında tamaiyle farklı bir içeriği sakladık. Bizde, ne kendiliğinden bir sermaye akışı, ne de rekabet yasası var. Ne kapitalist aşırı kar yasası, ne de ortalama kar yasası var bizde. Ancak kar olmadan da ekonomimizi geliştirmek mümkün değildir. Bizim işletmelerimiz için minimal kar bile yeterlidir ve bazen başka işletmelerin karları sayesinde karsız da çalışabilirler. Biz kaynakları kendimiz dağıtıyoruz. Kapitalizmde sadece kar yapan işletmeler ayakta kalabilir. Bizim sistemimizde ise çok karlı, bir şekilde karlı ve tamamiyle karsız işletmeler vardır. İlk yıllarda ağır sanayimiz hiç kar yaratmadı; fakat daha sonra kar yaptı. Genel olarak ağır sanayi işletmeleri ilk dönemlerde kendileri araç ihtiyacı duyarlar.
SORU: (A.I. Pashkov) Sovyet parası ile altın arasındaki bağlantı konusunda ekonomik tartışmalar yürütenlerin çoğunluğunun pozisyonu doğru mu? Bu bağlantıyı reddeden azınlığın bazı takipçileri, Kasım 1951 Tartışmaları ile İlgili Ekonomik SOrunlar Üzerine Görüşler'de bu soruna cevap verilmediğini ilei sürüyorlar.
CEVAP: Önermeler'i okudunuz mu? Bana kalırsa, Önermeler'e ilişkin diğer konularda görüşümün olmadığı bleirtiliyor. Bu, paranın altın ile bağlantısı konusunda Önermeler ile hemfikir olduğum anlamına gelir.

SORU: (A.I. Pashkov) Tartışmaya katılanların belli bir kesiminin belirttiği gibi, SSCB'de diferansiyel rant'ın devlet tarafından bütünüyle ayrılması gerektiği doğru mudur?
CEVAP: Diferansiyel rant sorununda çoğunluğun görüşüne katılıyorum.
SORU: (A.D. Gusakov) Sovyet parası ile altın arasındaki bağlantı, altının SSCB'de parasal (moneter) bir meta olduğu anlamına mı geliyor?
CEVAP: Altın parasal (moneter) bir metadır. Eskiden bizde altın çıkarılmasının, üretiminin maliyeti ile ilgili şeylerin biçimi iyi değildi. Daha sonra üretim maliyetini düşürmek için adımlar attık ve herşey daha iyi oldu. Altın standardına geçiş yaptık. Altının meta haline gelmesi pozisyonuna sahibiz ve bunu başaracağız. Elbette parayı altın ile değiştirmek gerekmiyior. Bu, kapitalist ülkelerde bile yaygın değildir.
SORU: (I.D. Laptev) Sovyet devlet finansmanı temel alana (altyapı, ç.n.) mı aittir yoksa devlet-politik üstyapıya mı?

CEVAP: Üstyapı mı yoksa temel mi? (güler). Genel olarak, temel ile üstyapı konusunda pekçok şey söylenmiştir. Sovyet iktidarını bile temele bağlayanlar var.

Bu konuda altyapı ile üstyapı ile ilgili genellemeleri bir tarafa bırakırsak o zaman sosyalist mülkiyetten yol tutmak zorundasınız. Bizim bütçemiz kapitalist bütçeden tamamiyle farklıdır. Kapitalizmde her işletmenin kendi bütçesi vardır ve devlet bütçesi, bizim devlet bütçemizden daha dar bir alanı kapsar. Bizim bütçemiz, halk ekonomisinin tüm gelir ve giderini kapsar. Sadece yönetim için harcamaları değil, halk ekonomisinin tüm statüsünü yansıtır. Halk ekonomisinin tümü için bir bütçedir. Bu yüzden bizim finansımızda temelin (altyapının) unsurları baskındır. Ancak aynı zamanda üstyapı unsurları da vardır; örneğin idari harcamalar üstyapıya aittir. Devletimiz halkın ekonomisini idare eder, bütçemiz ise sadece idari aygıtın harcamalarını değil, halk ekonomisinin tümünü kapsar. Bütçede üstyapı unsurları vardır, fakat ekonominin unsurları baskındır.

SORU: (A.V. Bolgov) Tarımsal komünden sadece komünizmin ikinci aşamasında söz edilirken, sosyalizmden komünizme kesintisiz geçiş süreci boyunca tarım artel'inin varolacağı doğru mudur?
CEVAP: Bu anlamsız bir soru. Artel'in komüne doğru gittiği açıktır. Köylülerin bireysel gereksinimlerine hizmet etmesi işlevi ortadan kalktığı zaman komün yaratılacaktır. Tarım komünü konusunda acele etmek yersizdir. Komüne geçiş bir yığın sorunun çözümünü, iyi kantinlerin, çamaşırhanelerin vb. kurulmasını gerektirir. Tarım komünleri, komünlere geçişin mümkün olduğu konusunda köylüler ikna edildikleri zaman oluşacaktır. Artel, komünizmin ikinci aşamasına tekabül etmez; komünün komünizme tekabül ettiğini söylemek daha doğrudur. Artel, meta dolaşımını gerektirir ve, en azından bugün için, ürün değişimine ve doğrudan dağıtıma izin vermez. Ürün değişimi de son tahlilde hala değişimdir; doğrudan dağıtım ise ihtiyaçlara göre dağıtımdır. Meta üretimi, satış ve alış varolduğu sürece bunları dikkate almalıyız. Doğrudan dağıtım ancak komünizmin ikinci aşamasında gelişecektir; artel ise satış ve alış ile bağlantılıdır. Tarım artel'inin ne zaman komüne dönüşeceğini söylemek zordur. Komün ortaya çıktığı zaman komünizmin ikinci aşamasının da halihazırda varolmuş olacağını söylemek mümkün değildir. Fakat komün olmadan komünizmin ikinci aşamasına geçişin mümkün olmayacağını söylemek de aynı şekilde risklidir.

Komünizmin ikinci aşamasına geçiş, ilim yabancısı terimler içinde tahyyül edilmemelidir. Komünizme belli bir 'kabul' olmayacaktır. Durmadan, biz farkına varmadan komünizme gireceğiz. Bu, 'bir şehre giriş' gibi değildir; 'kapı açıktır - girin'. Birçok kollektif çiftlikte kadınlar hala evişlerinin boyunduruğundan kurtulmak ya da et ve süt ürünleri elde etme amacıyla çiftlik hayvanlarını kolhoza devretmek istemiyor. Ama kümes hayvanları konusunda bunu yapmayı reddetmiyorlar. Bunlar, geleceğin sadece ilk filizleridir. Bugün tarım artel'i, ekonominin gelişmesine bir engel teşkil etmiyor. Komünizmin ilk aşamasında artel yavaş yavaş komüne dönüşecektir. Burada keskin bir hat çizilemez.

Kolhozdaki üretim seviyesini tüm toplumun seviyesine getirmek gerekir. Bu rada bir yığın karmaşık sorun vardır. Kolhozculara, toplumun bütün sorunlarına duyarlı olmaları öğretilmelidir. Bugün kolhozlar kendi ekonomileri dışında birşey bilmek istemiyor. Bugün, bölge ve eyalet çapında kolhozlar entegre olmuş değildir. Bu durumda, sanayinin ve kollektif çiftliklerin temsilcileinden oluşan ve hem sanayinin hem de kollektif çiftliklerin üretiminden sorumlu olacak bir Tüm-Birlik ekonomi organı oluşturma yönünde yukarıdan adım atmamalı mıyız? Devlet işletmelerinin ve kolhozların üretiminin hesaplanmasından başlanmalı ve sonra da, önce sadece artı ürünün dağıtılmasına bakılmalı. Dağıtım için olmayan, ve dağıtım için tahsis edilen fonlar oluşturulmalı. Bir an önce kolhozculara tüm halkın çıkarlarını gözetmeleri gerektiği öğretilmelidir. Ancak bu uzun bir süreçtir ve acele edilmemelidir. Acele edilecek bir yer yok. Bizde işler iyi gidiyor. Hedef doğru, yol açık ve bütün yönelimler belirlenmiş durumda.

SORU: (Z.V. Atlas) Kasım 1951 Tartışmaları ile İlgili Ekonomik Sorunlar Üzerine Görüşler'de 'para ekonomisi' terimi neden tırnak içinde kullanılmış?
CEVAP: Meta dolaşımının olduğu yerde para da olmalıdır. Kapitalist ülkelerde, bankalar da dahil olmak üzere para ekonomisi, işçilerin mahvolmasına, halkın yoksullaşmasına ve sömürenlerin zenginliklerinin artmasına yol açar. Kapitalizmde para ve bankalar sömürünün aracı olarak hizmet ederler. Bizim para ekonomimiz ise alışılmış olan değildir ve kapitalist para ekonomisinden farklıdır. Bizde para ve para ekonomisi sosyalist ekonomiyi güçlendirmeye hizmet eder. Bizde para ekonomisi, sosyalizmin çıkarları için kullandığımız bir araçtır. Tırnak işareti de bizim para ekonomimizi kapitalizmdeki para ekonomisi ile karıştırmamak için kullanılmıştır. "Değer" ve "değerin biçimleri" kelimelerini tırnak içine almadan kullanırım. Burada para da dahil edilmiştir. Bizde değer yasasını belirleyen birçok faktör vardır; değer yasası, üretimi dolaylı olarak, dolaşımı ise doğrudan etkiler. Ancak bizde değer yasasının etki alanı sınırlıdır; yıkıma neden olmaz. Kapitalistlerin en büyük zorluğu toplumsal ürünün gerçekleşmesi, metanın paraya dönüşmesidir. Bizde ise bu gerçekleşme kolaydır, yumuşaktır.

SORU: (G.A. Kozlov) Milli ekonominin planlı ve oranlı kalkınması yasasının içeriği nedir?
CEVAP: Milli ekonominin planlı kalkınması yasası ile planlama arasında bir fark vardır. Planlar, bu yasasya ve onun gereklerine göre dikkate alınması gereken herşeyi hesaba katmayabilir. Örneğin, belli sayıda otomobil üretimi planlanmış, ama (bu üretim için) gereken tabaka metal miktarı planlanmamışsa, yıl ortasında otomobil fabrikaları duracaktır. Belli bir miktar otomobil planlanmış, ama gerekli petrol miktarı planlanmamışsa, bu sektörler arasındaki bağ ihlal edilmiş demektir. Bu durumda, milli ekonominin planlı ve oranlı kalkınması yasası kendisini ciddi bir biçimde hissettirir. Bu yasa ihlal edilmediğinde sakince durur ve adresi belli değildir; hem heryerdedir hem de hiçbir yerde. Genel olarak, tüm yasalar ihlal edildiği zaman hissedilir ve bu cezasız kalmaz. Milli ekonominin planlı kalkınması yasası, sektörler arasındaki uyum eksikliğini gösterir. Milli ekonominin tüm unsurlarının karşılıklı uyumunu ve birbiriyle uyum halinde, orantılı gelişmesini gerektirir. Planlama hataları, milli ekonominin planlı kalkınması yasası ile düzeltilir.

SORU: (M.I. Rubinstein) Yaşadığımız dönemde SSCB'nin temel görevi nasıl anlaşılmalıdır? Bu görevi belirlemede, başlangıç noktası olarak 1929 nüfusuna göre kişi başına kapitalist üretim miktarını mı yoksa kıyaslama amacıyla, kapitalist üretim seviyesine ilişkin son verileri mi esas alalım? Örneğin ABD'de, ekonominin askerileştirilmesi nedeniyle son veriler 1929'dakinden daha yüksektir. Yayınlarda ve derslerde sık sık belirtildiği gibi, sizin de 9 Şubat 1946'da yaptığınız konuşmada belirttiğiniz üretim miktarındaki başarının, SSCB'nin belirleyici ekonomik görevi olarak komünizmin ikinci aşamasına geçişi ifade ettiğini düşünmek doğru olur mu?

CEVAP: Kişi başına üretim ile yapılan hesaplama yöntemi gücünü koruyor. Kişi başına üretim, ülkelerin gücünün temel göstergesidir. Bunun yerini alan başka bir ölçü yoktur. 1929 seviyesinden değil, günümüz üretim seviyesinden hareket etmek gerekir. Yeni hesaplara ihtiyacımız var. Bizdeki kişi başına üretimi, kapitalist ülkelerdeki son rakamlarla karşılaştırmak gerekir.

1946'da verdiğim rakamlar, belirleyici ekonomik görev olarak ikinci aşamaya geçişe işaret etmiyor. Bu rakamlara ulaşamayı başararak daha da güçlü hale geldik. Bu durum bizi, düşmanın saldırı tehlikesinden, kapitalimin saldırısından koruyor. Fakat 1946'daki konuşmada ifade edilen belirleyici görev henüz komünizmin ikinci aşamasına geçişe işaret etmiyor. Bazı yoldaşlar, komünizmin ikinci aşamasına geçişi etkilemek için çok acele ediyor. Yasalar yaratılamayacağı için, bu geçişte aşırı hızlı olunmamalı. Hatta bazıları komünizmin üçüncü aşamasını düşünüyor. Kıstas, denektaşı eski. Daha zengin olan ülkelerle kıyaslama yapmak için son verileri kullanmamız gerekir. Bu da ilerleme anlamına gelir.

(L.M. Gatovsky, I.I. Kuzminov, I.D. Laptyev, L.A. Leontyev, K.V. Ostrovityanov, V.I. Pereslegin, A.I. Pashkov, D.T. Shepilov ve P.F. Yudin'in notlarına göre düzenlenmiştir. Ayrıca Atlas, Arakelyan, Bolgov, Vasilieva, Gusakov, Kozlov, Lyubimov ve Rubinstein'ın notları da dikkate alınmıştır
.)

J.V. Stalin'in Ekonomistlerle Görüþme Tutanaði ONCEKI