ANA SAYFA | KÜTÜPHANE | STALİN | BOLŞEVİK PARTİ TARİHİ

J. V. STALİN

SOVYETLER BİRLİĞİ KOMÜNİST PARTİSİ (BOLŞEVİK) TARİHİ
 

BARIŞÇIL EKONOMİK RESTORASYON ÇALIŞMASINA GEÇİŞ DÖNEMİNDE BOLŞEVİK PARTİSİ (1921 – 1925)

1 - DIŞ MÜDAHALENİN VE İÇSAVAŞIN TASFİYESİNDEN SONRA SOVYET CUMHURİYETİ. RESTORASYON DÖNEMİNİN GÜÇLÜKLERİ.

Sovyet Cumhuriyeti, savaşa son verdikten sonra, barışçıl iktisadi inşa çalışmasına girişti. Savaşın açtığı yaraları sarmak gerekiyordu. Ülkenin yıkılan iktisadi hayatını restore etmek, sanayii, demiryollarını ve tarımı düzene sokmak gerekiyordu.

Ne var ki, barışçıl inşaya geçiş olağanüstü güç şartlar altında gerçekleştirilmek zorunda kalındı. İçsavaşta zafer kolay elde edilmemişti. Ülke, dört yıl süren emperyalist savaş ve üç yıl süren dış müdahaleye karşı savaşla harabeye dönmüştü.

1920 yılında toplam tarım üretimi, savaş öncesi üretimin ancak yarısı kadardı. Ve bu savaş öncesi seviye, çarlık Rusya'sının zavallı kırının seviyesiydi. Daha da kötüsü, 1920'de birçok ilde iyi ürün elde edilemedi. Tarım çok kötü bir durumdaydı.

 Tamamen bozulan sanayiin durumu daha da kötüydü. Büyük sanayi üretimi 1920 yılında, savaş öncesi üretimin yedide birininbiraz üzerindeydi. Fabrika ve işletmelerin çoğu çalışmaz durumdaydı; madenler ve kömür ocakları yıkılmış ve su baskınına uğramıştı. En içler açısı olan, demir ve çelik sanayiinin durumuydu. 1921 yılının tümünde toplam pik demir üretimi sadece 116,300 ton, yani savaş öncesi üretimin aşağı yukarı yüzde 3'ü kadardı. Yakıt kıtlığı vardı. Ulaşım tamamen bozulmuştu. Ülkenin metal ve tekstil stokları hemen hemen tükenmişti. Ekmek, yağ, et, ayakkabı, giyecek, kibrit, tuz, gazyağı ve sabun gibi temel ihtiyaç maddelerinde müthiş bir kıtlık vardı.


Savaş sürdüğü müddetçe, halk tüm bu yokluk ve kıtlığa dayanıyor, hatta bütün bunların farkında bile olmuyordu. Ama savaş sona erdikten sonra halk birden bu yokluk ve kıtlığın katlanılmazlığını hissetti ve derhal giderilmesini istemeye başladı.


Köylüler arasında hoşnutsuzluk başgösterdi. İçsavaşın ateşi içinde, işçi sınıfı ile köylülük arasında bir askeri, siyasi ittifak ortaya çıkmış ve sağlamlaşmıştı. Bu ittifak belirli bir temele dayanıyordu: Köylü Sovyet iktidarından toprak ve çiftlik sahiplerine ve Kulaklara karşı korunma elde ediyordu, işçiler ise teslim yükümlülüğü sayesinde köylülükten besin maddeleri elde ediyordu. Ama bu temel şimdi artık yeterli değildi.


Sovyet devleti, teslim yükümlülüğü sayesinde köylülerin tüm ürün fazlasını ülke savunmasının ihtiyaçları için toplamak zorunda kalmıştı. Teslim yükümlülüğü olmasaydı, Savaş Komünizmi siyaseti olmasaydı, içsavaşta zafer elde etmek imkansız olurdu. Savaş Komünizmi siyaseti, savaş tarafından, dış müdahale tarafından dayatılmıştı. Savaş yapıldığı sürece, köylüler teslim yükümlülüğünü kabullenmiş ve mal yetersizliğine aldırmamışlardı; ama savaş sona erdiği ve çiftlik sahiplerinin geri dönmesi tehlikesi ortadan kalktığı zaman, köylüler, bütün ürün fazlalarının ellerinden alınması, teslim yükümlülüğü sisteminden yakınmaya ve yeterli miktarda mal talep etmeye başladılar.


Tüm Savaş Komünizmi sistemi, Lenin'in belirttiği gibi, köylülerin çıkarlarıyla çatışmaya başlamıştı.


Hoşnutsuzluk havası işçi sınıfını da etkiledi. Proletarya, içsavaşın ana yükünü taşımış, Beyaz Muhafızların ve yabancı ordulara karşı, iktisadi bozukluğun ve kıtlığın felaketlerine karşı kahramanca ve fedakarca savaşmıştı. En iyi, en sınıf bilinçli, en fedakar ve en disiplinli işçiler sosyalist coşkuyla esinlenmişlerdi. Ama büyük iktisadi bozukluk, işçi sınıfı üzerinde de etkisini göstermişti. İşler durumda olan birkaç fabrika ve işletme bile sürekli çalışamıyordu. İşçiler geçimlerini sağlamak için gelip geçici işlerle uğraşmak çakmak yapmak ve yiyecek için köylerde küçük mübadelelere girişmek zorunda kalıyorlardı (“çanta ticareti”). Proletarya diktatörlüğünün sınıf temeli zayıflamaya başlıyordu; işçi sınıfı parçalanıyor, bir kısmı köylere gidiyor, işçi olmaktan çıkıyor, deklase hale geliyordu. Açlık ve yorgunluk yüzünden, işçilerin bir kısmında hoşnutsuzluk belirtileri görülmeye başlıyordu.


Parti, ülkenin iktisadi hayatını etkileyen bütün problemlere ilişkin yeni bir siyaset, yeni duruma uygun bir çizgi saptama sorunuyla karşı karşıyaydı.


Parti, iktisadi inşa problemlerine ilişkin böyle bir siyasi çizgi saptama çalışmasına girişti.


Ama sınıf düşmanları uyumuyordu. Güç iktisadi durumdan, köylülerin hoşnutsuzluğundan yararlanmaya çalışıyordu. Sibirya'da, Ukrayna'da ve Tambov ilinde (Antonov isyanı), Beyaz Muhafızların ve Sosyal-Devrimcilerin tertiplediği Kulak isyanları başgösterdi. Her türden karşı-devrimci unsurların -Menşevikler, Sosyal-Devrimciler, Anarşistler, Beyaz Muhafızlar, burjuva milliyetçileri- faaliyeti canlandı. Düşman, Sovyet iktidarına karşı yeni mücadele taktikleri benimsedi. Sovyetleri destekleme kılığına bürünerek, eski iflas etmiş “Kahrolsun Sovyetler!” şiarını bir kenara bırakıp yeni bir şiar kullanmaya başladı: “Komünistlerin olmadığı Sovyetler için!”


Sınıf düşmanının yeni taktiğinin çarpıcı bir örneği, Kronstadt'taki karşı-devrimci ayaklanmaydı. Bu ayaklanma 1921 Martında, X. Parti Kongresinden bir hafta önce başladı. Ayaklanmanın başında, Sosyal-Devrimcilerle, Menşeviklerle ve yabancı devletlerin temsilcileriyle işbirliği halinde olan Beyaz Muhafızlar bulunuyordu. Kapitalistlerin ve çiftlik sahiplerinin iktidarını ve mülkiyetini restore etme çabalarını asiler ilk başta bir “Sovyet” yaftası ardına saklamaya çalıştılar. “Komünistlerin olmadığı Sovyetler!” şiarını attılar. Karşı-devrimciler, sözümona Sovyetik şiarlarla küçük-burjuva kitlelerin hoşnutsuzluğundan yararlanarak Sovyet iktidarını devirmeye çalıştılar.


Kronstadt ayaklanmasının patlak vermesini kolaylaştıran iki neden vardı: savaş gemilerinin mürettebatının bileşiminin kötüleşmesi ve Kronstadt’taki Bolşevik örgütün güçsüzlüğü. Ekim Devrimine katılan eski bahriyelilerin neredeyse tümü, cephede, Kızıl Ordu saflarında kahramanca çarpışmaktaydı. Bunların yerine donanmaya yeni, devrim içinde çelikleşmemiş ikmal erleri gelmişti. Bunlar, köylülerin teslim yükümlülüğüne karşı hoşnutsuzluğunu dile getiren tamamen bilinçsiz bir köylü kitlesiydiler. O dönemdeki Kronstadt Bolşevik örgüt ise, cepheye gidenler yüzünden bir hayli zayıflamıştı. Bütün bunlar, Sosyal-Devrimcilerin, Menşeviklerin ve Beyaz Muhafızların Kronstadt'a sızıp kenti ele geçirmelerini mümkün kıldı.


Asiler çok önemli bir kaleyi, filoyu ve çok miktarda silah ve cephaneyi ele geçirdiler. Uluslararası karşı-devrim bir zafer kazandı. Ama düşman vaktinden evvel sevindi. Ayaklanma Sovyet birlikleri tarafından çabucak bastırıldı. Parti, Kronstadt asilerinin üstüne en seçkin evlatlarını, Voroşilov yoldaşın önderliğinde X. Parti Kongresi delegelerini gönderdi. Kızıl Ordu erleri ince bir buz tabakası üzerinde Kronstadt'a yürüdüler; buz tabakası birçok yerde kırıldı ve birçok Kızıl Ordu eri boğularak öldü. Kronstadt'ın güç zaptedilir kalelerinin cepheden taarruzla alınması gerekiyordu. Zaferi kazanan taraf devrime bağlılık, yiğitlik ve Sovyet iktidarı uğruna ölmeye hazır olanlardı. Kronstadt kalesi, Kızıl birliklerin cepheden taarruzuyla alındı. Kronstadt ayaklanması tasfiye edildi.

2 - PARTİDE SENDİKALAR ÜZERİNE TARTIŞMA. X. PARTİ KONGRESİ. MUHALEFETİN YENİLGİSİ. YENİ EKONOMİK POLİTİKA'YA (NEP) GEÇİŞ
Parti Merkez Komitesi, onun Leninist çoğunluğu, savaş sona erdikten ve ülke barışçıl iktisadi inşaya geçtikten sonra, savaşın ve ablukanın ürünü olan katı Savaş Komünizmi rejimini sürdürmek için bir neden kalmadığı konusunda açıktı.


Merkez Komitesi, artık teslim yükümlülüğü sistemine ihtiyaç kalmadığını, bu sistem yerine köylülere ürün fazlasının büyük kısmını istedikleri gibi kullanma imkanı vermek için bir ayni vergi sisteminin geçirilmesi gerektiğini görüyordu. Merkez Komitesi, böyle bir tedbirini tarımı canlandırma, sanayiin gelişmesi için gerekli olan tahıl üretimini ve sanayi bitkileri üretimini artırma, meta dolaşımını canlandırma, şehirlere yiyecek ikmalini düzenleme ve işçi-köylü ittifakı için yeni bir temel, iktisadi bir temel yaratma imkanı sağlayacağını görüyordu.


Merkez Komitesi, birinci ve en önemli görevin sanayii canlandırmak olduğu konusunda da açıktı; ama Merkez Komitesi, işçi sınıfı ve onun sendikalarını işin içine çekmeksizin sanayiin canlandırılamayacağını, işçi sınıfının ise bu işin içine, iktisadi bozukluğun, halk için, tıpkı dış müdahale ve abluka kadar tehlikeli bir düşman olduğuna ikna edildiğinde çekilebileceğini; Parti ve sendikaların işçi sınıfı ile ilişkilerde, cephede gerçekten gerekli olduğu gibi askeri emirler değil, ikna araçları ve yöntemleri uyguladığında bu görevi yerine getirebilecek durumda olacağını düşünüyordu.


Ama bütün Parti üyeleri Merkez Komitesi gibi düşünmüyordu. Muhalif grupçuklar -Troçkistler, “İşçi Muhalefeti”, “Sol Komünistler”, “Demokratik Merkeziyetçiler” vb.- tam bir şaşkınlık içinde bulunuyor ve barışçıl iktisadi inşaya geçişe ilişkin güçlükler karşısında yalpalıyorlardı. Parti içinde eski Menşevik, eski Sosyal-Devrimci, eski Bund’cu, eski Borotbistk ve Rusya'nın kenar bölgelerinden gelen her türlü yarımilliyetçi az değildi. Bunların büyük çoğunluğu, şu ya da bu muhalefet grubuna mensuptu. Bunlar gerçek Marksist olmadıklarından, iktisadi gelişme yasalarını bilmediklerinden ve Leninist bir Parti eğitiminden geçmediklerinden, muhalif grupçukların şaşkınlığını ve yalpalamalarını şiddetlendirmekten başka birşey yapmadılar. Bazıları bu Savaş Komünizmi rejimini gevşetmeye gerek olmadığını, tam tersine, “vidaların daha da sıkıştırılması” gerektiğini düşünüyordu. Bazılarıysa Parti ve devletin ekonominin restorasyonuna karışmaması, bu işin tamamen sendikalara bırakılması gerektiği kanısındaydı.

Partideki bazı gruplar arasında böyle bir kargaşa ortamında, Partiyi bir tartışma açmaya zorlamak isteyen anlaşmazlık çıkartmaktan hoşlanan kişilerin, şu ya da bu muhalif “önder”lerin çıkacağı açıktı.

Nitekim öyle de oldu.

Tartışma, sendikalar o sırada parti politikasının baş sorunu olmamasına rağmen, sendikaların roIü sorununda başladı.

Lenin'e karşı, Merkez Komitesinin Leninist çoğunluğuna karşı tartışmayı ve mücadeleyi başlatan, Troçki oldu. Durumu daha da ağırlaştırmak amacıyla o, 1920 Kasımının başlarında toplanan V. Tüm-Rusya Sendikalar Konferansı Komünist fraksiyonunun oturumunda, “vidaları sıkıştırma” ve “sendikaları sarsma” gibi sakıncalı bir şiarla ortaya çıktı. Troçki, sendikaların bir an önce “devletleştirilmesi” talebini yükseltti. İşçi sınıfıyla ilişkilerde ikna yöntemine karşıydı; sendikalara askeri yöntemin getirilmesinden yanaydı. Troçki, sendikalarda demokrasinin yaygınlaştırılmasına ve sendika organlarının seçimle gelmesi ilkesine karşıydı.

Troçkistler, işçi sınıfı örgütlerinin faaliyetinin onsuz düşünülemeyeceği ikna yönteminin yerine, çıplak cebir yöntemini, kumanda etme yöntemini öneriyorlardı. Sendikaların yönetimine geldikleri her yerde Troçkistler bu politikalarıyla, sendikaların içine çatışma, bölünme ve çözülmeyi taşıdılar. Troçkistler politikalarıyla, Partisiz işçi kitlesini Partiye karşı kışkırtmaya, işçi sınıfını bölmeye çalıştılar.


Sendikalar üzerine Parti tartışması aslında, sendika sorununu çok çok aşan bir anlama sahipti. Sonraları Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi Plenumunun (17 Ocak 1925 tarihli) kararında belirtildiği üzere, çatışma konusu aslında, “Savaş Komünizmine karşı çıkan köylülüğe karşı tavır, Partisiz işçi kitlesine karşı tavır, genel olarak, içsavaşın sona ermek üzere olduğu bir dönemde Partinin kitlelere yaklaşımının ne olacağıydı.” (“SBKP [B] Kararları”, Bölüm I, s. 651, Rusça.)


Troçki’nin peşinden diğer Parti düşmanı gruplar sahneye çıktı: “İşçi Muhalefeti” (Şlyapnikov, Medvedyev, Kollontai ve diğerleri), “Demokratik Merkeziyetçiler” (Sapronov, Drobnis, Boguslavski, Ossinski, V.Smirnov ve diğerleri), “Sol Komünistler” (Buharln, Preobrajenski).


“İşçi Muhalefeti”, tüm ulusal ekonomini yönetiminin bir “Tüm-Rusya Üreticileri Kongresi”ne verilmesini öneren bir şiar attı. Bunlar Partinin rolünü sıfıra indirgemek istiyor ve iktisadi inşada proletarya diktatörlüğünün önemini inkar ediyordu. “İşçi Muhalefeti”, sendikalarla Sovyet devletini ve Komünist Partisini karşı karşıya koyuyordu. İşçi sınıfının en üst örgütlenme biçiminin, Parti değil sendikalar olduğunu iddia ediyordu. “İşçi Muhalefeti” aslında anarko-sendikalist, parti düşmanı bir gruptu.


“Demokratik Merkeziyetçilik.” grubu (DeMeciler), hizipler ve gruplaşmalar için tam özgürlük: talep ediyorlardı. Tıpkı Troçkistler gibi, “Demokratik Merkeziyetçiler” de Partinin Sovyetlerdeki ve sendikalardaki önder rolünü ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı. Lenin, “Demokratik Merkeziyetçiler”den “gürültücü çığırtkanlar” hizibi olarak sözediyor, platformlarının ise Sosyal-Devrimci-Menşevik bir platform olduğunu söylüyordu.


Troçki, Lenin'e ve Partiye karşı mücadelesinde Buharin’den destek buldu. Buharin, Preobrajenski, Serebryakov ve Sokolnikov'la birlikte bir “tampon grup” kurdu. Bu grup, bütün hizipçilerin en kötüsü olan Troçkistleri savunuyor ve onların önünde bir kalkan vazifesi görüyordu. Lenin, Buharin'in davranışını, “ideolojik sefilliğin zirvesi” olarak adlandırdı. Kısa süre sonra Buharin'ciler Lenin'e karşı açıkça Troçkistlerle birleştiler.

 Lenin ve Leninistler, ana darbelerini, Parti düşmanı gruplaşmaların ana gücü olarak Troçkistler üzerinde yoğunlaştırdılar. Sendikaları askeri örgütlerle karıştırdıklarından dolayı Troçkistleri mahkum ettiler, ve askeri örgütlerin yöntemlerinin sendikalar içine taşınamayacağını onlara kanıtladılar. Muhalif grupların platformlarına bir karşı-ağırlık olarak Lenin ve Leninistler, kendi platformlarını ortaya koydular. Bu platformda sendikalar bir yönetim okulu, bir “Management” okulu, bir komünizm okulu olduğuna işaret ediliyordu. Sendikalar tüm çalışmalarını ikna yöntemi üzerine inşa etmeliydi. Sendikalar ancak bu koşulla bütün işçileri iktisadi bozukluğa karşı mücadele için harekete geçirecek, onları sosyalist inşa işi içine çekecek durumda olacaklardı.


Muhalif gruplaşmalarla mücadele içinde Parti örgütleri Lenin'in etrafında toplandılar. Mücadele, Moskova'da özellikle keskin bir karaktere büründü. Muhalefet, esas güçlerini burada toplamış ve önüne başkent örgütünü ele geçirme hedefini koymuştu. Ne var ki, Moskova Bolşevikleri, hizipçilerin bu tertiplerini kararlılıkla geri çevirdi. Ukrayna Parti örgütlerinde de şiddetli bir mücadele patlak verdi. O sıralar Ukrayna Komünist Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi Sekreteri olan Molotov yoldaşın önderliğindeki Ukraynalı Bolşevikler, Troçkistleri ve Şlyapnikov'cuları yenilgiye uğrattılar. Ukrayna Komünist Partisi, Lenin'in Partisinin sadık bir desteği olarak kaldı. Baku'de muhalefeti bozguna uğratan ise, Orkonikidze yoldaştı. Orta Asya'da Parti düşmanı gruplaşmalara karşı mücadeleye, L. Kaganoviç yoldaş önderlik ediyordu.


Partinin bütün önemli yerel örgütleri, Lenin'in platformunu onayladı.


8 Mart 1921'de X. Parti Kongresi açıldı. Kongrede, 732,521 Parti üyesini temsilen, karar oyuna sahip 694 delege hazır bulundu. İstişari oya sahip delege sayısı 296 idi.


Parti Kongresi, sendikalar üzerine tartışmanın sonuçlarını toparladı ve Lenin'in platformunu ezici bir çoğunlukla onayladı.


Kongreyi açış konuşmasında Lenin, bu tartışmanın izin verilemeyecek bir lüks olduğunu söyledi. Düşmanların Parti içi mücadele ve Komünist Partisi saflarında bir bölünme üzerine spekülasyon yaptıklarına işaret etti.


Hizipçi grupların varlığının Bolşevik Partisi ve proletarya diktatörlüğü için ne kadar büyük bir tehlike oluşturduğunu kavrayan X. Parti Kongresi, Partinin birliği sorununa özel bir dikkat gösterdi. Bu soruna ilişkin raporu Lenin sundu. Parti Kongresi, bütün muhalif gruplaşmaları mahkum etti ve bunların “aslında proleter devrimin sınıf düşmanlarına yardım ettiğini” vurguladı. Parti Kongresi, bütün hizipçi grupların derhal dağıtılması direktifini verdi ve bütün parti örgütlerine, hiçbir hizipçi davranışa izin verilmemesine sımsıkı uyma görevi verdi, Parti Kongresi kararının yerine getirilmemesi ise kayıtsız-şartsız ve derhal Partiden ihracı gerektiriyordu. Parti Kongresi, merkez Komitesine, Merkez Komitesi üyeleri tarafından disiplin ihlali halinde ya da hizipçiliği yeniden canlandırması veya hoş görmesi halinde, onlara, Merkez Komitesinden ve Partiden ihraç da dahil bütün disiplin cezalarını uygulama yetkisi verdi.


Bütün bu kararlar, Lenin tarafından hazırlanan ve Parti Kongresi tarafından onaylanan “Partinin Birliği Üzerine” özel bir kararda biraraya getirildi.


Bu kararda Parti Kongresi, bütün Parti Üyelerinin dikkatini, bir dizi nedenle ülkenin küçük-burjuva nüfusu içindeki yalpalamanın arttığı
X. Parti Kongresi dönemi gibi bir zamanda, parti saflarının birlik ve dayanışmasının, proletaryanın öncüsünün irade birliğinin özellikle gerekli olduğu çekti.
“Oysa”, deniyordu kararda, “daha sendikalar üzerine genel Parti tartışmasından önce bile, Parti içinde fraksiyonculuğun, yani kendi platformuna sahip ve belli bir dereceye kadar kendi içine kapanmaya ve kendi grup disiplinini yaratmaya çalışan grupların ortaya çıkmasının bazı işaretlerine rastlanıyordu. Bütün sınıf bilinçli işçiler, her türlü hizipçiliğin kötülüğünü ve izin verilemezliğini açıkça kavramalıdır, çünkü pratikte hizipçilik kaçınılmaz olarak ekip çalışmasını zayıflatır ve hükümet partisine çengel atan Parti düşmanlarının, (Parti içindeki) ihtilâfı derinleştirmek ve ondan karşı-devrimin amaçları için yararlanmak üzere yeniden güçlü çabalara girişmelerine yol açar.”
Parti Kongresi kararda devamla şunları söylüyordu:
“Tutarlı komünist çizgiden her tür sapmadan proletaryanın düşmanlarının yararlanması, kendini en açık şekilde, burjuva karşı-devrimin ve dünyanın bütün ülkelerindeki Beyaz Muhafızların, sırf Rusya'daki proletarya diktatörlüğünü yıkmak uğruna bir Sovyet düzeni şiarını bile kabul etmeye hazır olduklarını ilan ettikleri, Sosyal-devrimcilerin ve genel olarak bütün burjuva karşı-devrimin, Kronstadt'ta, Rusya'daki Sovyet Hükümetine karşı bir ayaklanma için güya bir Sovyet iktidarı adına ayaklanma şiarını başvurduğu Kronstadt ayaklanması örneğinde göstermiştir. Böylesi olgular, Beyaz Muhafızların, sırf Rusya'da proleter devrimin kalesini zayıflatmak ve devirmek amacıyla, kolayca Komünist kılığına, hatta Komünistlerden “daha sol” kimseler kılığına bürünebileceğini tamamen kanıtlamaktadır. Kronstadt ayaklanması arifesinde Petrograd'da dağıtılan Menşevik bildirileri de, aynı şekilde, Menşeviklerin bir yandan ayaklanmaya karşı olduklarını ve Sovyet iktidarını -ne ki güya küçük düzeltmeleri olan bir Sovyet iktidarını- desteklediklerini söylerken, aslında Kronstadt asilerini, Sosyal-Devrimcileri ve Beyaz Muhafızları fiilen kışkırtmak ve desteklemek için Rusya
Komünist Partisi içindeki anlaşmazlıklardan nasıl yararlandıklarını göstermiştir. “
Karar, Partinin propaganda çalışmasında, proletarya
diktatörlüğünün başarısının temel şartı olan Parti birliği ve proletaryanın öncüsünün irade birliği bakımından hizipçiliğin zararlarını ve tehlikesini bütün ayrıntılarıyla açıklaması gerektiğine işaret etti.
Öte yandan, deniyordu Parti Kongresi kararında, Parti, propaganda çalışmasında Sovyet iktidarının düşmanlarının en son taktik yöntemlerinin özelliğini de açıklamalıdır.


“Bu düşmanlar”, deniyordu kararda, “açık Beyaz Muhafız bayrağı altında bir karşı-devrimin umutsuzluğunu kavradıktan sonra, şimdi tüm çabalarını Rusya Komünist Partisi içindeki anlaşmazlıklardan yararlanarak ve iktidarı, Sovyet iktidarını görünüşte en yakından onaylayan siyasi gruplaşmalara teslim ederek karşı-devrimi şu ya da bu şekilde geliştirmeye harcamaktadırlar.” “SBKP(B) Kararları”, Bölüm I,
s. 373/74, Rusça.)
Karar devamla, Partinin, propagandasında “karşı-devrimin, devrimci diktatörlüğü zayıflatmak ve yıkmak ve böylece karşı-devrimin, kapitalistlerin ve çiftlik sahiplerinin tam zaferine giden yolu açmak için, en devrimci Partiye en yakın duran küçük-burjuva gruplaşmalarını desteklemiş olduğu geçmiş devrimlerin deneyimlerini de yorumlaması gerektiğini” belirtiyordu.


“Partinin Birliği Üzerine” karara yakından bağlı bir başka karar da yine Lenin tarafından hazırlanan ve Parti Kongresi tarafından onaylanan “Partimizdeki Sendikalist ve Anarşist Sapma” üzerine karardı. Bu kararda X. Parti Kongresi “İşçi Muhalefeti”ni mahkum ediyordu. Parti Kongresi, anarko-sendikalist sapmanın fikirlerinin propagandasının Komünist Partisi üyeliğiyle bağdaşmadığını açıklıyor ve Partiyi bu
sapmaya karşı kararlı mücadeleye çağırıyordu.
X. Parti Kongresi, teslim yükümlülüğü sisteminden ayni vergiye geçişe ilişkin, Yeni Ekonomik Politika'ya(NEP) geçişe ilişkin son derece önemli bir karar aldı.


Savaş Komünizminden NEP'e bu dönüşte, Lenin'in politikasının akıllılığı ve ileri görüşlülüğü tüm büyüklüğüyle ortaya çıktı.


Parti Kongresi kararında, teslim yükümlülüğü yerine ayni verginin geçirilmesinden söz ediliyordu. Besin maddelerindeki ayni vergi, teslim yükümlülüğü temelindeki vergiden daha azdı. Vergi tutarı her yıl ilkbahar ekiminden önce açıklanacaktı. Vergi ödeme süresi kesin olarak tespit ediliyordu. Vergi tutarı çıktıktan sonra geriye kalan bütün ürün köylünün özgür tasarrufuna bırakılıyor, bu ürün fazlasıyla özgür ticaret yapması garantileniyordu. Lenin, raporunda, ticaret özgürlüğünün ilk başta ülkede kapitalizmin belli ölçüde canlanmasına yol açacağını söyledi. Özel ticareti serbest bırakmak ve özel müteşebbislerin küçük işletmeler açmasına izin vermek gerekecekti. Ama bunda endişe edilecek birşey yoktu. Lenin, belli bir ticaret özgürlüğünün köylüler için iktisadi bir dürtü olacağını, onların emek üretkenliğini yükselteceğini ve tarımın hızla kalkınmasına yol açacağını; bu temel üzerinde devlet sanayiin restore edilip özel sermayenin yerinden edileceğini, güç topladıktan ve kaynak biriktirdikten sonra güçlü bir sanayi -sosyalizmin iktisadi temeli- yaratılabileceği ve ondan sonra nihai taarruza geçip ülkede kapitalizmin kalıntılarının ortadan kaldırılabileceğini düşünüyordu.


Savaş Komünizmi, şehir ve kırdaki kapitalist unsurların kalesini baskınla, cepheden saldırıyla ele geçirme teşebbüsüydü. Parti, bu taarruzda gereğinden fazla ileri gitmiş ve üssüyle bağlarının kopması tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Şimdi Lenin, biraz geri gitmeyi, bir süre için kendi cephe gerisi içine doğru geri çekilmeyi, kuvvet topladıktan sonra yeniden saldırıya geçmek üzere kaleye cepheden saldırıdan, daha yavaş olan kalenin kuşatılmasına geçmeyi öneriyordu.


Troçkistler ve diğer muhalifler, NEP'in ricattan başka birşey olmadığınıiddia ediyorlardı. Bu yorum kendi amaçlarına uygundu, çünkü onların çizgisi kapitalizmi restore etme çizgisiydi. Bu, NEPin son derece zararlı, anti-Leninist bir yorumuydu. Gerçekten de, NEP'in yürürlüğe konmasından topu topu bir yıl sonra Lenin, XI. Parti Kongresinde, geri çekilmenin sona erdiğiniaçıklayıp, “Özel sermayeye karşı taarruza hazırlanın” şiarını attı. (Lenin,Tüm Eserler, cilt XXVII, s. 213, Rusça.)
Kötü Marksistler ve Bolşevik politikasının sorunlarında tam bir kara cahil olan muhalifler, ne NEP'in özünü ne de NEP'in başlangıcında girişilen geri çekilmenin karakterini anlayamıyorlardı. NEP'in özü üzerine daha yukarıda söz edilmişti. Geri çekilmenin karakterine gelince, geri çekilmeden geri çekilmeye fark vardır. Partilerin ya da orduların, bir yenilgiye uğradığı için geri çekilmesi gereken zamanlar olabilir. Böyle durumlarda, ordu ya da parti, kendi varlığını ve kadrolarını yeni savaşlar için korumak amacıyla geri çekilir. NEP'in yürürlüğe konduğu sırada Lenin'in önerdiği geri çekilme, böyle bir geri çekilme değildi, çünkü Parti, yenilgiye ve bozguna uğramak şöyle dursun, bilakis tam tersine bizzat kendisi, içsavaş sırasında müdahalecileri ve Beyaz Muhafızları bozguna uğratmıştı. Ne var ki, muzaffer bir parti ya da ordunun, gerisinde yeterince güçlü bir üs kurmadan taarruzunda çok ileri gittiği zamanlar da olur. Bu, ciddi bir tehlike yaratır. Böyle durumlarda, üssüyle bağını koparmamak için, tecrübeli bir parti ya da ordu, bütün ihtiyaçlarını sağlamak ve sonra daha kararlı ve başarıdan emin bir şekilde saldırıya geçmek üzere biraz geri çekilmeyi, üssüne daha fazla yaklaşmayı ve üssüyle daha sağlam bağlar kurmayı gerekli bulur. Lenin'in Yeni Ekonomik Politika ile gerçekleştirdiği geri çekilme, bu türden geçici bir geri çekilmeydi. NEP'in yürürlüğe konmasını gerektiren nedenler hakkında Komünist Enternasyonal IV. Kongresine sunduğu raporda Lenin açıkça, “İktisadi taarruzumuzda çok ileri gittik, ardımızda yeterince güçlü bir üs bırakmadık” diyordu; bu yüzden, geçici olarak emin cephe gerisine geri çekilmek zorunlu olmuştu.


Muhalefetin talihsizliği, NEP alandaki geri çekilişin bu özelliğini, bilgisizliği yüzünden ne o zaman ne de ömrünün son günlerine kadar kavramamış olmasıydı.


X. Parti Kongresinin Yeni Ekonomik Politika üzerine kararı, sosyalizmin inşası için işçi sınıfı ile köylülüğün sosyalizmin inşası için sağlam iktisadi ittifakını güvenceledi.


Parti Kongresinin aldığı bir başka karar, milli mesele üzerine karar da bu temel göreve hizmet ediyordu. Ulusal soruna ilişkin raporu Stalin yoldaş verdi. Ulusal boyunduruğu ortadan kaldırdık dedi Stalin yoldaş, ama bu yeterli değildir. Görev, geçmişin kötü mirasını, eskiden ezilen halkların iktisadi, siyasi, kültürel geriliğini ortadan kaldırmaktı. Bu bakımdan Merkezi Rusya'ya yetişebilmeleri için bu halklara yardım etmek gerekiyordu.


Stalin yoldaş devamla ulusal sorunda Parti düşmanı iki sapmaya değindi: Büyük güç şovenizmi (Büyük-Rus şovenizmi) ve yerel milliyetçilik. Parti Kongresi, bu iki sapmayı da Komünizme ve proleter enternasyonalizmine zararlı ve tehlikeli olarak mahkum etti. Ama burada Parti Kongresi, ana darbeyi, baş tehlike olarak büyük güç zihniyetine, yani milliyetler karşısında Büyük Rus şovenlerinin Çarlık yönetimi altında Rus olmayan halklara karşı takındığı türden bir tavrın artıklarına, kalıntılarına yöneltti.
3 - NEP'İN İLK SONUÇLARI. XI. PARTİ KONGRESİ. SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ’NİN KURULUŞU. LENIN'İN HASTALIĞI. LENİN'İN KOOPERATİF PLANI. XII. PARTİ KONGRESİ.
Yeni Ekonomik Politika'nın uygulanması, Parti içindeki fırdöndü unsurların direnişiyle karşılaştı. Direniş iki taraftan gelmekteydi. Bir tarafta, NEP'in Ekim Devriminin kazanımlarından vazgeçme, kapitalizme geri dönüş ve Sovyet iktidarının sonu olduğunu “kanıtlamaya” çalışan “sol” çığırtkanlar, Lominadze, Şatskin ve diğerleri gibi siyasi ucubeler faaliyet gösteriyordu. Siyasi bilgisizliklerinden ve iktisadi gelişme yasaları konusundaki cahilliklerinden dolayı bu kişiler Partinin politikasını anlamıyor, panikliyor ve dört bir yana umutsuzluk, hayal kırıklığı yayıyorlardı. Diğer tarafta, Troçki, Radek, Zinovyev, Sokolnikov, Kamenev, Şlyapnikov, Buharin, Rykov ve diğerleri ayarındaki açıktan teslimiyetçiler faaliyet gösteriyordu. Bunlar ülkemizde sosyalist gelişmenin mümkün olduğuna inanmıyor, kapitalizmin “herşeye kadir gücü”ne tapıyorlardı: Sovyet ülkesinde kapitalizmin pozisyonlarını sağlamlaştırma çabası içinde, gerek yerli, gerekse yabancı özel sermayeye geniş ayrıcalıklar verilmesini, Sovyet iktidarının iktisadi alandaki birçok kumanda tepesinin -imtiyazlar temelinde ya da özel sermayenin de katılacağı karma anonim şirketler temelinde- özel sermayeye devredilmesini talep ediyorlardı.


Her iki grup da Marksizme, Leninizme yabancıydı.


Ödlekleri ve teslimiyetçileri şiddetle kınayan Parti, her iki grubu da teşhir ve tecrit etti.


Parti politikasına karşı böyle bir direnişin varlığı, Partinin istikrarsız unsurlardan temizlenmesi zorunluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu bağıntıda Merkez Komitesi, 1921 yılında bir Parti temizliğini örgütleyerek Partinin sağlamlaşması doğrultusunda büyük bir iş başardı. Temizlik, Partisizlerin de katıldığı, açık toplantılarda yapıldı. Lenin, Partinin “... düzenbazlardan, bürokratlaşmışlardan, dürüst olmayanlardan, istikrarsız komünistlerden ve dış görünüşlerini değiştiren, ama kalben Menşevik kalan Menşeviklerden” temelli temizlenmesini öğütledi. (Lenin, Seçme Eserler, cilt 9, s. 271.)


Bu temizlik sonunda, toplam yaklaşık 170,000 kişi ya da tüm Parti üyelerinin aşağı-yukarı yüzde 25'i Partiden ihraç edildi.


Temizlik, Partiyi büyük ölçüde sağlamlaştırdı, sosyal bileşimini iyileştirdi, kitlelerin Partiye güvenini pekiştirdi ve partinin otoritesini artırdı. Parti çok daha kaynaşmış ve çok daha disiplinli bir hale geldi.


Yeni Ekonomik, Politika'nın doğruluğu daha ilk yılında kanıtlandı. Yeni Ekonomik Politika'ya geçiş, işçilerin ve köylülerin yeni bir temel üzerinde ittifakını önemli ölçüde sağlamlaştırdı. Proletarya diktatörlüğünün iktidarı ve gücü daha da arttı. Kulak eşkiyalığı neredeyse tamamen tasfiye edildi. Teslim yükümlülüğü kaldırıldıktan sonra, orta köylüler Kulak çetelerine karşı mücadelede Sovyet Hükümetine yardım ettiler. Sovyet Hükümeti iktisadi alandaki bütün kumanda tepelerini elinde tuttu: alır sanayi, ulaşım araçları, bankalar, toprak, iç ticaret, dış ticaret. Parti, iktisadi cephede iyileşme yönünde kesin bir dönüş sağladı. Tarım hemen gelişmeye başladı. Sanayi ve demiryolları ilk başarılarını elde ettiler. İktisadi alanda, hala çok yavaş, ama emin adımlarla ilerleyen bir canlanma görüldü. İşçiler ve köylüler Partinin doğru yolda olduğunu hissettiler ve gördüler.


1922 Martında XI. Parti Kongresi toplandı. Bu kongrede, 532,000 Parti üyesini temsilen karar oyuna sahip 522 delege hazır bulundu. Bu sayı bir önceki kongredekinden azdı. İstişari oya sahip delege sayısı 165 idi. Üye sayısındaki azalmanın açıklaması, başlamış olan Parti saflarının temizliğiydi.


Kongrede Parti, Yeni Ekonomik Politika'nın ilk yılının sonuçlarını toparladı. Bu sonuçlar Lenin'e Parti Kongresinde şu açıklamayı yapma izni verdi:


“Bir yıldır geri çekilmekteyiz. Şimdi Parti adına buna bir dur demeliyiz. Geri çekilmeden umulan gaye elde edilmiştir. Bu dönem artık sona ermek üzeredir ya da sona ermiştir. Şimdi önümüze başka bir gaye koyuyoruz: güçlerimizi yeniden gruplandırmak.” (Lenin,Seçme Eserler, cilt 9, s. 336.)
Lenin, Yeni Ekonomik Politika'nın kapitalizm ile sosyalizm arasında çılgınca bir mücadele, bir ölüm-kalım mücadelesi anlamına geldiğini söyledi. “Kim -kimi?”, sorun buydu. Zafer kazanmak için, işçi sınıfı ile köylülük arasındaki, sosyalist sanayi ile köylü tarımı arasındaki bağı, kentle köy arasındaki meta değişimi çok yönlü geliştirilerek sağlamlaştırılmalıydı. Bu amaçla yöneticilik ve ticaret yapabilme sanatının öğrenilmesi gerekiyordu.


Bu dönemde ticaret, Partinin önünde duran görevler zincirinin ana halkasıydı. Bu görevi çözmeden, kentle köy arasındaki meta değişimini geliştirmek, işçilerin ve köylülerin iktisadi ittifakını güçlendirmek, tarımı kalkındırmak ve sanayii içinde bulunduğu bozuk durumdan çıkarmak imkansızdı.


Sovyet ticareti o sırada hala bir hayli geriydi. Ticaret aygıtı çok yetersizdi; Komünistler henüz ticaret sanatını öğrenmemişlerdi; düşmanın, yani Nepçileriniçyüzünü anlamamış, ona karşı nasıl mücadele edeceklerini öğrenmemişlerdi. Özel tüccarlar, Nepçiler, Sovyet ticaretinin gelişmemişliğinden yararlanarak, tekstil ürünlerinin ve geniş ölçüde talep edilen diğer malların ticaretini ele geçirmişlerdi. Devlet ve kooperatif ticaretinin örgütlenmesi muazzam önem kazandı.


XI. Parti Kongresinden sonra. iktisadi alandaki çalışma çok daha büyük bir çabayla sürdürüldü. Son hasadın kötü sonuçlarının etkileri başarıyla giderildi. Köylü tarımının restorasyonu hızlı ilerlemeler kaydetti. Demiryolları daha iyi çalışmaya başladı. Yeniden çalışmaya başlayan fabrika ve işletmelerin sayısı gittikçe arttı.


Ekim 1922'de, Sovyet Cumhuriyeti büyük bir zaferi kutladı: Müdahalecilerin elinde kalan son Sovyet toprağı olan Vladivostok, Kızıl Ordu ve Uzak DoğuIu partizanlar tarafından Japon müdahalecilerinden kurtarıldı.


Sovyet ülkesinin tüm topraklarının müdahalecilerden temizlenmiş olduğu ve sosyalizmin inşası ve ülke savunmasının görevlerinin, Sovyet ülkesi halklarının birliğinin daha da pekiştirilmesini gerektirdiği bu durumda, Sovyet cumhuriyetlerini yekpare bir devlet birliği içinde birleştirme sorunu gündeme geldi. Sosyalizmi inşa çalışması için, bütün halk güçlerini birleştirmek gerekiyordu. Güçlü bir ülke savunması örgütlemek gerekiyordu. Ülkemizdeki bütün milliyetlerin çok-yönlü gelişmesini sağlama almak gerekiyordu. Bu amaçla, bütün Sovyet ülkesi halklarının birbirine daha da yakınlaştırılması zorunluydu.


Aralık 1922'de I. Tüm-Birlik Sovyet kongresi yapıldı. Bu Kongrede, Lenin ve Stalin'in önerisi üzerine, Sovyet halklarının gönüllü bir devlet birliği, yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) kuruldu. SSCB, ilk başta Rusya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti (RSFSC), Trans-Kafkasya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti (TSPSC) Ukrayna Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti (USSC) ve Byelo-Rusya Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti'nden (BSSC) oluşuyordu. Kısa süre sonra orta Asya'da üç bağımsız Birlik Sovyet Cumhuriyeti –Özbek, Türkmen ve Tacik Cumhuriyetleri oluşturuldu. Şimdi bütün bu cumhuriyetler gönüllülük ve eşitlik temelinde bir Sovyet devletleri birliğinde, SSCB'de birleşiyor ve bütün cumhuriyetlerin Sovyetler Birliği'nden serbestçe ayrılabilme hakları korunuyordu.


Sosyalist Sovyet Cumhuriyetleri Birliği'nin kurulması, Sovyet iktidarının sağlamlaştırılması ve Bolşevik Partinin milli mesele konusundaki Lenin-Stalin'ci politikasının büyük bir zafer kazanması demekti.


Kasım 1922'de Lenin, Moskova Sovyeti plenumunda yaptığı konuşmada, Sovyet iktidarının beş yıllık varlığını gözden geçirdi ve “NEP Rusyası'nın Sosyalist Rusya olacağına” dair kesin inancını belirtti. Bu, Lenin'in ülkeye yaptığı son konuşmasıydı. Aynı yılın sonbaharında Parti büyük bir talihsizliğe uğradı: Lenin ağır şekilde hastalandı. Tüm Parti ve bütün emekçiler, Lenin'in hastalığını sanki kendi hastalıklarıymış gibi yaşadılar. Herkes sevgili Lenin'in hayatı üzerine titredi. Lenin ise hastalığı sırasında bile çalışmalarından geri kalmadı. Hastalığı bir hayli ilerlediği bir zamanda bile, bir dizi çok önemli makale yazdı. Lenin, bu son makalelerinde, yapılan çalışmayı gözden geçirdi ve köylülerin sosyalist inşa davasına kazanılması yoluyla ülkemizde sosyalizmin inşa edilmesi planını tasarladı. Bu planda Lenin, sosyalizmi inşa ortak çalışmasına köylülüğün çekilmesine ilişkin kooperatif planını geliştirdi.


Genelde kooperatiflerde, özelde de tarım kooperatiflerinde Lenin, milyonlarca köylü için, küçük bireysel tarımdan büyük çaplı kooperatifsel üretim birliklerine -kollektif çiftliklere- geçişin erişilebilir ve kavranabilir yolunu görüyordu. Lenin, ülkemizde tarımın gelişmesinin, köylülerin kooperatifler yoluyla sosyalist inşaya çekilmesi, tarıma kollektivizm ilkelerinin, önce sürüm alanında, daha sonra da tarımsal ürünlerin üretimi alanında yavaş yavaş sokulması yolunu izlemesi gerektiğine işaret etti. Lenin, proletarya diktatörlüğü alanında, işçi sınıfının köylülükle ittifakı temeli üzerinde, proletaryanın köylülük karşısındaki önder rolünün güvenceye alınması şartlarında, sosyalist bir sanayiin varlığı şartlarında, doğru dürüst örgütlenmiş, milyonlarca köylüyü kapsayan bir üretim kooperatifleri sisteminin, ülkemizde onun yardımıyla tam sosyalist toplumun kurulabileceği araç olduğunu söylüyordu.


1923 Nisanında, XII. Parti Kongresi yapıldı. Bu Kongre, Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesinden sonra Lenin'in katılamadığı ilk. kongreydi. Kongrede 386,000 Parti üyesini temsilen karar oyuna sahip 408 delege hazır bulundu. Bu sayı bir önceki kongredekinden daha azdı.
Burada, önemli oranda Parti üyesinin Partiden ihracına yolaçan Parti saflarının süregiden temizlenmesinin etkileri görülüyordu. İstişari oya sahip delegelerin sayısı 417 idi.
XII. Parti Kongresi, kararlarında, Lenin'in son makale ve mektuplarında yaptığı tavsiyeleri kendine kılavuz edindi.


Parti Kongresi, Yeni Ekonomik Politika'yı sosyalist pozisyonlardan geri çekilme, bu pozisyonları kapitalizme teslim etme olarak anlayanları, ülkenin kapitalist köleliğe geri dönmesini önerenleri şiddetle kınadı. Parti Kongresinde bu türden öneriler, Troçki'nin yandaşları Radek ve Krassin tarafından getirilmişti. Bu kişiler, kendimizi yabancı kapitalistlerin merhametine teslim etmemizi, Sovyet devleti açısından hayati önem taşıyan sanayi kollarını onlara kapitülasyonla vermemizi önerdiler. Çarlık hükümetinin Ekim Devrimi tarafından feshedilen borçlarını ödememizi teklif ettiler. Parti, bu teslimiyetçi önerileri ihanet olarak damgaladı. İmtiyaz tanıma politikasından yararlanmaktan vazgeçmedi, ama ancak Sovyet devletinin yararına olduğu sanayi kollarında ve yine Sovyet devletinin yararına olduğu ölçüde.


Buharin ve Sokolnikov, daha Kongreden önce, dış ticaret tekelinin tasfiye edilmesini önermişlerdi. Bu öneri de, Yeni Ekonomik Politika’nın, Sovyet iktidarının pozisyonlarının kapitalizme teslim edilmesi anlamına geldiği düşüncesinin sonucuydu. Lenin, Buharin'i, vurguncuların, Nepçilerin ve Kulakların savunucusu olarak niteledi. XII. Parti Kongresi, dış ticaret tekelinin dokunulmazlığına indirilen darbelere şiddetle karşı koydu.


Parti Kongresi aynı zamanda Troçki'nin çok kötü sonuçlara yol açabilecek bir köylü politikasını Partiye kabul ettirme teşebbüslerini geri püskürttü ve ülkede küçük köylü tarımının hakimiyetinin görmezlikten gelinemeyecek bir husus olduğunu belirtti. Parti Kongresi, ağır sanayi dahil olmak üzere sanayiin gelişmesinin, köylü kitlelerinin çıkarlarına aykırı şekilde değil, bilakis onlarla sımsıkı bağ içinde, tüm emekçi nüfusun çıkarları doğrultusunda yürümesi gerektiğini açıkladı. Bu kararlar, sanayii köylü ekonomisini sömürme yoluyla inşa etmeyi öneren ve aslında proletarya ile köylülüğün ittifakı politikasını kabul etmeyen Troçki'ye bir cevaptı.


Troçki aynı zamanda, Putilov İşletmeleri, Bryansk İşletmeleri ve diğerleri gibi ülke savunması bakımından önem taşıyan büyük işletmelerin, güya kâr getirmediği gerekçesiyle kapatılmaların önerdi. Parti Kongresi, Troçki'nin önerilerini şiddetle reddetti.
XII. Parti Kongresi, Lenin'in yazılı olarak gönderdiği öneri üzerine, Parti Merkez Kontrol Komisyonu ile İşçi-Köylü Müfettişliğini birleştirdi. Bu birleşik organa, Partimizin birliğini koruma, Parti ve devlet disiplinini güçlendirme ve Sovyet devlet aygıtını her bakımdan mükemmelleştirme önemli görevleri verildi.


Parti Kongresi, ulusal soruna büyük dikkat gösterdi. Bu konuda raportör, Stalin yoldaştı. Stalin yoldaş, ulusal sorundaki politikamızın uluslararası önemini vurguladı. Batıdaki ve Doğudaki ezilen halklar, Sovyetler Birliği'nde, milli meselenin çözülüşü ve milli baskının tasfiye edilişinin imtisal örneğini görüyorlardı. Stalin yoldaş, Sovyetler Birliği halkları arasındaki iktisadi ve kültürel eşitsizliği tasfiye etmek için enerjik tedbirler alınması gerektiğine işaret etti. Partiyi, milli meseledeki sapmalara: Büyük-Rus şovenizmine ve yerel burjuva milliyetçiliğine karşı kararlı bir mücadeleye çağırdı.


Milliyetçi sapmaların taşıyıcıları ve onların ulusal azınlıklar karşısındaki büyük güç politikası, kongrede teşhir edildi. O sıralar. Milliyetçi sapmanın Gürcü temsilcileri, Mdivani ve diğerleri, Partiye karşı çıkıyorlardı. Bu kişiler, Trans-Kafkasya Federasyonu'nun kurulmasına, Trans-Kafkasya halkları arasındaki dostluğun geliştirilmesine karşıydılar. Bu sapmaların taşıyıcıları, Gürcistan'da yaşayan diğer milliyetlere karşı tam anlamıyla büyük güç şovenistleri gibi davranıyorlardı. Gürcü olmayan herkesi, özellikle Ermenileri Tiflis'ten kitle halinde sürdüler; Gürcü olmayanlarla evlenen Gürcü kadınların Gürcistan vatandaşlığını kaybedeceğine dair bir yasa çıkardılar. Milliyetçi sapmanın Gürcü temsilcileri, Troçki, Radek, Buharin, Skripnik ve Rakovski tarafından destekleniyordu.


Parti Kongresinden kısa süre sonra, ulusal sorun üzerine ulusal cumhuriyetlerden fonksiyonerlerin katıldığı özel bir konferans toplandı. Bu konferansta, bir grup Tatar burjuva milliyetçisi -Sultan Galiyev ve diğerleri- ve bir grup Özbek milliyetçi sapmacısı -Feyzullah Hocayev ve diğerleri teşhir edildi.


XII. Parti Kongresi, Yeni Ekonomik Politika'nın iki yılının sonuçlarını gözden geçirdi. Bunlar, çok ümit verici sonuçlardı ve nihai zafere olan güveni artıyorlardı.


“Partimiz sağlamlığını ve birliğini korumuştur, en büyük dönemeçlerden birinde sınavı başarıyla vermiştir ve zaferle ilerlemektedir”, dedi Stalin yoldaş Parti Kongresinde.
4 -EKONOMİK RESTORASYONDA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLERE KARŞI MÜCADELE. TROÇKİSTLER LENİNİN HASTALIĞINDAN YARARLANARAK FAALİYETLERİNİ ARTIRIYORLAR. YENİ PARTİ TARTIŞMASI. TROÇKİSTLERİN YENİLGİSİ. LENİN’İN ÖLÜMÜ. LENİN SEFERBERLİĞİ. XIII. PARTİ KONGRESİ.
Ulusal ekonomiyi restore etme mücadelesinin daha ilk yıllarında önemli başarılar elde edildi. 1924 yılı başlangıcında bütün alanlarda bir ilerleme gözlemleniyordu. Ekili alanlar 1921'den bu yana bir hayli artmıştı ve köylü tarımı durmadan gelişiyordu. Sosyalist sanayi büyüyüp genişlemekteydi. İşçi sınıfı sayıca bir hayli artmıştı. Ücretler artmıştı. İşçiler ve köylüler için hayat, 1920 ve 1921 yıllarına oranla kolaylaşmış ve düzelmişti.


Ne var ki, henüz aşılmamış olan iktisadi bozukluğun etkileri hala hissediliyordu. Sanayi hala savaş öncesi seviyenin altındaydı ve sanayideki büyüme, ülkenin talebini karşılamaktan çok uzaktı. 1923 sonuna doğru aşağı yukarı bir milyon işsiz vardı; çünkü ulusal ekonominin yavaş büyümesi, henüz işsizliği emme imkanı sunmuyordu. Ticaretin gelişmesi duraklamadaydı, bu Nepçilerin ve ticaret örgütlerimizdeki Nepçi unsurların ülkeye zorla dayattığı mamul madde fiyatlarının aşırı yüksek olmasının bir sonucuydu. Bundan dolayı Sovyet rublesi şiddetle dalgalanmaya ve değeri düşmeye başladı. Tüm bunlar, işçi ve köylülerin durumunun düzelmesini engelliyordu.


1923 sonbaharında, Sovyet iktidarı tarafından güdülen fiyat politikasının sanayi ve ticaret örgütlerimiz tarafından ihlal edilmesi yüzünden, iktisadi güçlükler biraz daha ağırlaştı. Mamul maddelerin fiyatlarıyla tarım ürünlerinin fiyatları arasında büyük bir uçurum vardı. Tahıl fiyatları düşüktü, buna karşılık mamul maddelerin fiyatları haddinden fazla yüksekti. Sanayiin yönetim masrafları çok yüksekti, ve bu, malları pahalılandırıyordu. Köylülüğün sattığı tahıl karşılığı elde ettiği paranın değeri hızla düşüyordu. O sıralar Yüksek Ekonomi Konseyi'nde bulunan Troçkist Pyatakov'un, sözümona sanayii geliştirmek amacıyla, bütün idarecilere, mamul maddelerin satışından mümkün olan en yüksek kârı elde etmeleri ve fiyatları azamiye yükseltmeleri yolunda caniyane talimatlar vermesi, işleri daha da kötüleştirdi. Aslında bu Nepçi şiar ancak sanayiin temelinin daralmasına ve sanayiin altını oymaya yolaçabilirdi. Bu koşullar altında mamul madde satın almak, köylüler için avantajsızdı, ve köylüler bu tür maddeleri satın almayı bıraktılar. Bunun sonucunda, sanayiin zarar gördüğü bir satış krizi doğdu. Ücretlerin ödenmesinde güçlükler ortaya çıktı. Bu da işçiler arasında hoşnutsuzluk yarattı. Bazı fabrikalardaki en geri işçiler işyerlerini terkettiler.


Parti Merkez Komitesi, bütün bu güçlükleri ve eksiklikleri bertaraf etmenin yollarını gösterdi. Satış krizini aşmak için tedbirler alındı. Kitle tüketim mallarının fiyatlarında indirim yapıldı. Bir para reformu yapılmasına ve sağlam, istikrarlı bir para birimine, çernovets'e geçilmesi kararlaştırıldı. Ücretlerin düzenli bir şekilde ödenmesi sağlandı. Ticaretin Sovyet ve kooperatif organları vasıtasıyla geliştirilmesi ve özel tüccar ve vurguncuların ticarette devreden çıkarılması için tedbirler saptandı.


Herkesin kolları sıvayıp işe koyulması gerekiyordu. Partiye sadık herkes böyle düşünüyor ve böyle davranıyordu. Ama Troçkistler böyle davranmadılar. Ağır hastalığı yüzünden çalışmalara katılamaz durumda olan Lenin'in yokluğundan yararlanarak, Partiye ve Parti önderliğine karşı yeni bir saldırı başlattılar. Partiyi parçalamak ve Parti önderliğini yoketmek için uygun zamanın gelmiş olduğu zannına kapıldılar. Partiye karşı mücadelelerinde, mümkün olan herşeyi bir silah olarak kullandılar: gerek 1923 sonbaharında devrimin Almanya ve Bulgaristan'daki yenilgisi, gerek ülke içindeki iktisadi güçlükler, gerekse de Lenin'in hastalığı, Troçki, Bolşevik Partiye karşı saldırısını, Partinin önderinin hasta yatağına bağlandığı bir sırada, Sovyet devletinin tam da bu güç anında başlattı. Parti içindeki bütün anti-Leninist unsurları etrafında topladı ve Partiye, parti önderliğine ve Parti politikasına karşı yönelen, muhalif bir platform çızıktırdı. Platforma 46 Muhalifin Açıklaması adı verildi. Leninist Partiye karşı mücadelede tüm muhalif gruplaşmalar -Troçkistler, Demokratik Merkeziyetçiler, “Sol Komünistler”in ve “İşçi Muhalefeti”nin kalıntıları- birleştiler. Açıklamalarında, ciddi bir iktisadi kriz doğacağı ve Sovyet iktidarının yıkılacağı kehanetinde bulundular ve bu durumdan tek çıkış yolu olarak hiziplere ve gruplaşmalara özgürlük talep ettiler.


Bu, X. Parti Kongresinin Lenin'in önerisi üzerine yasakladığı hiziplerin restore edilmesi uğruna mücadeleydi.


Troçkistler, tarımın veya sanayiin geliştirilmesi, meta dolaşımının geliştirilmesi ya da emekçilerin durumunun iyileştirilmesi için bir tek somut öneride bulunmadılar. Bu, onları ilgilendirmiyordu bile. 0nları ilgilendiren tek şey, Lenin'in yokluğundan yararlanarak Parti içindeki hizipleri restore etmek ve Partiyi temellerinden silkelemek, Merkez Komitesini sarsmaktı.


46'lar Platformunun hemen ardından, Troçki'nin, Parti kadrolarına çamur atan ve Partiye bir dizi yeni, iftira niteliğindeki suçlamalarda bulunan bir mektubu devreye sokuldu. Bu mektupta Troçki, Partinin daha önce ondan defalarca dinlediği eski Menşevik teraneleri yineliyordu.


Troçkistler, herşeyden önce Parti aygıtına çullanıyorlardı. Partinin güçlü bir aygıta sahip olmadan yaşayamayacağını ve çalışamayacağını biliyorlardı. Muhalefet, bu aygıtı sarsmaya ve yıkmaya, Parti üyelerini Parti aygıtına ve gençliği eski Parti kadrolarına karşı çıkarmaya çalıştı. Troçki'nin mektubu, öğrenci gençliğe, Partinin Troçkizme karşı verdiği mücadelenin geçmişini bilmeyen genç Parti üyelerine yaranmaya çalışıyordu. Öğrenci gençliği kazanmak için Troçki, onlardan “Partinin en emin barometresi” olarak sözederek ve aynı solukta eski Leninist kuşağın yozlaştığını iddia ederek onları pohpohluyordu. II. Enternasyonal'in yozlaşmış önderlerini anıştırarak, eski Bolşevik kuşağın da aynı yolda olduğunu iğrenç bir şekilde ima ediyordu. Troçki, Partinin yozlaşması hakkındaki bu yaygarasıyla, aslında kendi yozlaşmasını ve Parti düşmanı tertiplerini örtbas etmeye çalışıyordu.


Muhaliflerin iki belgesi de, yani gerek 46'lar Platformu gerek Troçki'nin mektubu, Troçkistler tarafından reyonlara, hücrelere gönderilip Parti üyelerinin tartışmasına sunuldu.


Partiyi bir tartışma açmaya meydan okudular.


Böylece Troçkistler, tıpkı X. Parti Kongresinden önce sendikalar tartışması sırasında olduğu gibi, Partiyi şimdi de genel bir Parti tartışması açmaya zorladılar.


Parti, ülkenin iktisadi hayatına ilişkin çok daha önemli meselelerle meşgul bulunmasına rağmen, bu meydan okumayı kabullendi ve tartışma açtı.


Tartışma tüm Partiyi sardı. Mücadele son derece sert bir biçime büründü. Moskova'daki mücadele özellikle sert bir biçim aldı. Troçkistlerin gözü herşeyden önce başkent örgütünü ele geçirmekteydi. Ama tartışmanın Troçkistlere hiçbir yararı olmadı. Onlara sadece yüzkarası ve aşağılama getirdi. Troçkistler gerek Moskova'da, gerekse Sovyetler Birliği'nin her yerinde hezimete uğratıldılar. Sadece üniversite ve devlet dairelerindeki hücrelerin küçük bir kısmı, Troçkistler lehinde oy kullandı.


Ocak 1924'te XII. Parti Konferansı toplandı. Konferans, Stalin yoldaşın, tartışmanın sonuçlarını toparlayan raporunu dinledi. Troçkist muhalefeti mahkum etti ve Partinin burada Marksizm’den bir küçükburjuva sapmasıile karşı karşıya olduğunu açıkladı. Konferansın kararları daha sonra XIII. Parti Kongresi ve Komintern V. Kongresi tarafından onaylandı. Uluslararası komünist proletarya, Troçkizme karşı mücadelesinde Bolşevik Partiyi destekledi.


Ne var ki Troçkistler yıkıcı faaliyetlerini durdurmadılar. 1924 sonbaharında Troçki, “Ekim Dersleri” makalesini yayınladı. Bu makalede Leninizm’in yerine Troçkizm’i geçirmeye kalkıştı. Bu makale baştan sona, Partimize ve onun önderi Lenin'e karşı açıkça iftiradan başka birşey değildi. Komünizmin ve Sovyet iktidarının bütün düşmanları bu iftiranameye sarıldılar. Bolşevizmin kahramanlıklarla dolu tarihine bu iftirayı Parti öfkeyle karşıladı, Stalin yoldaş, Troçki'nin Leninizmin yerine Troçkizm’i geçirme çabasını red ve mahkum etti. Konuşmalarında. “ideolojik akım olarak Troçkizm’i mezara gömmenin, Partinin görevi olduğunu” belirtti.


Troçkizmin ideolojik olarak yenilmesinde ve Leninizm’in savunulmasında, Stalin yoldaşın 1924 yılında yayınlanan teorik eseri “Leninizm’in Temelleri Üzerine” önemli bir rol oynadı. Bu yazı, Leninizm’in ustaca bir açıklaması ve güçlü bir teorik gerekçelendirilmesidir. Bu eser, o zaman olduğu gibi bugün de, bütün dünyadaki Bolşevikleri Marksist-Leninist teorinin keskin silahıyla silahlandırmaktadır.


Troçkizme karşı mücadelelerde Stalin yoldaş, Partiyi Merkez Komitesi etrafında birleştirdi ve ülkemizde sosyalizmin zaferi uğruna mücadeleyi sürdürmek üzere seferber etti. Stalin yoldaş, sosyalizme doğru muzaffer bir şekilde ilerlemenin sağlanması için, Troçkizmin ideolojik bakımından mutlaka ezilmesi gerektiğini kanıtladı.


Troçkizme karşı mücadelenin bu döneminin sonuçlarını toparlarken Stalin yoldaşşöyle diyordu:


“Troçkizm yenilgiye uğratılmadıkça, NEP şartları altında zafere ulaşmak, bugünün Rusya'sını sosyalist bir Rusya'ya dönüştürmek imkansızdır.“


Ne var ki, Partinin Leninist politikasının başarıları, Partinin ve işçi sınıfının üzerine çöken büyük bir felaketle gölgelendi. 21 Ocak 1924'te Moskova yakınlarındaki Gorki'de, önderimiz ve öğretmenimiz, Bolşevik Partinin yaratıcısı Lenin öldü. Bütün dünyada işçi sınıfı, Lenin'in ölümünü en acı bir kayıp olarak karşıladı. Lenin'in cenaze töreninin yapıldığı gün, uluslararası proletarya beş dakika iş bıraktı. Demiryolları, işletmeler, fabrikalar tamamen durdu. Lenin toprağa verilirken, bütün dünyanın emekçileri, babaları ve öğretmenleri, en iyi dostları ve savunucuları için duydukları büyük üzüntü içinde ona saygılarını sundular.


Lenin'in ölümünü, Sovyetler Birliği işçi sınıfı, Leninist Parti etrafında daha da sağlam bir şekilde birleşerek yanıtladı. O yaslı günlerde, her sınıf bilinçli işçi, Lenin'in vasiyetinin uygulayıcısı olan Komünist Partisi karşısındaki tavrını anımsadı. Parti Merkez Komitesine Partisiz işçilerden, Partiye alınmalarını rica eden binlerce ve onbinlerce açıklama geldi. Merkez Komitesi, ileri işçilerin bu hareketini benimsedi ve ileri işçilerin kitle halinde Parti saflarına alınacağını açıkladı, Lenin Seferberliği ilan etti. Onbinlerce işçi Partiye girdi; bunlar, Partinin davası, Lenin'in davası uğruna canlarını vermeye hazır kimselerdi. Kısa zamanda 240,000'i aşkın işçi Bolşevik Parti saflarına katıldı. İşçi sınıfının en ileri, en sınıf bilinçli ve en devrimci, en yiğit ve en disiplinli kesimi Partiye girdi. Buna Lenin Seferberliğiadı verildi.


Lenin'in ölümü, Partimizin işçi sınıfı kitlelerine ne kadar yakın olduğunu ve işçilerin Leninist Partiyi ne kadar sevdiklerini gösterdi.


Stalin yoldaş, Lenin için yas tutulan günlerde, SSCB II. Sovyet Kongresi'nde, Parti adına şu andı içti:


“Biz komünistler özel türden insanlarız. Biz özel bir maddeden biçimlendirilmişiz. Biz, büyük proleter stratejisyenin, Lenin yoldaşın ordusunu oluşturanlarız. Bu orduya mensup olmaktan daha büyük bir onur yoktur. Lenin yoldaşın kurucusu olduğu ve önderi olduğu Partinin üyesi olmaktan daha büyük bir ad yoktur...
Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, bize Parti üyesi olma yüce adını yüksekte tutmayı ve onun arılığını korumayı vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, senin bu buyruğunu onurla yerine getireceğiz!...
Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, Partinin birliğini gözbebeğimiz gibi korumamızı vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, bu buyruğunu da onurla yerine getireceğiz!...
Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, bize proletarya diktatörlüğünü korumayı ve pekiştirmeyi vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, senin bu buyruğunu da onurla yerine getirmek için hiçbir çabadan sakınmayacağız!...
Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, bize bütün gücümüzle işçi köylü ittifakını pekiştirmemizi vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, senin bu buyruğunu da onurla yerine getireceğiz!...
Lenin yoldaş yorulmadan ülkemizin halkları arasındaki gönüllü ittifakın gerekliliğinden, onların Cumhuriyetler Birliği çerçevesi içinde kardeşçe elele hareket etmelerinden sözetti. Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, bize Cumhuriyetler Birliği'ni pekiştirmeyi ve genişletmeyi vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, senin bu buyruğunu da onurla yerine getireceğiz!...
Lenin yoldaş, Kızıl Ordunun güçlendirilmesi ve yetkinleştirilmesinin, Partimizin en önemli görevlerinden biri olduğuna tekrar tekrar dikkat çekti... O halde, Kızıl Ordumuzu ve Kızıl Donanmamızı güçlendirmek için hiçbir çabadan kaçınmayacağımıza yemin edelim yoldaşlar!...
Lenin yoldaş bizlerden ayrıldığında, bize Komünist Enternasyonal’in ilkelerine bağlı kalmayı vasiyet etti. Sana yemin ederiz ki Lenin yoldaş, tüm dünya emekçilerinin birliğini, Komünist Enternasyonal'i pekiştirmek ve geliştirmek için canımızı sakınmayacağız!”
Bu, Bolşevik Partinin, anısı yüzyıllar boyu yaşayacak olan önderi Lenin'e verdiği sözdü.


Mayıs 1924'te XIII. Parti Kongresi yapıldı. Parti Kongresinde, 735,881 Parti üyesini temsilen, karar oyuna sahip 748 delege hazır bulundu. Bir önceki Parti Kongresine kıyasla Parti üyelerinin sayısındaki güçlü artışın açıklaması, Lenin Seferberliği sırasında yaklaşık olarak 250,000 yeni üyenin Partiye kabul edilmiş olmasıydı. İstişari oya sahip delegelerin sayısı 416 idi.


Parti Kongresi, Marksizm’den bir küçük-burjuva sapması, Leninizm’in bir revizyonu olarak nitelediği Troçkist muhalefetin platformunu oybirliğiyle mahkum etti ve XIII. Parti Konferansının “Parti İnşası Üzerine” ve “Tartışmanın Sonuçları Üzerine” kararlarını onayladı.


Kentle köy arasındaki bağı güçlendirme görevinden yola çıkarak Parti Kongresi, sanayiin, ilk planda da hafif sanayiin daha da genişletilmesi talimatını verdi, ama aynı zamanda da demir-çelik sanayiinin hızla geliştirilmesi zorunluluğunu vurguladı.


Parti Kongresi, İç Ticaret Halk Komiserliğinin kurulmasını onayladı ve ticaret kuruluşlarına, pazarı denetimleri altına alma ve ticaret alanından özel sermayeyi koyma görevi verdi.
Parti Kongresi, köylülere verilen ucuz devlet kredisini genişletme ve tefecileri köyden koymayı görev olarak saptadı.


Kırda çalışmanın baş görevini Parti Kongresi, köylüler arasındaki kooperatifleşme hareketini azami ölçüde geliştirme şiarıyla tespit etti.


Son olarak Parti Kongresi, Lenin Seferberliği'nin muazzam önemine işaret etti ve Partinin dikkatini, genç parti üyelerini, özellikle Lenin Seferberliği sırasında Partiye girenleri, Leninizm’in temelleri konusunda eğitmek için daha fazla çaba harcama zorunluluğuna çekti.
5 -RESTORASYON DÖNEMİNİN SONUNA DOĞRU SOVYETLER BİRLİĞİ. ÜLKEMİZDE SOSYALİST İNŞA VE SOSYALİZMİN ZAFERİ SORUNU. ZINOVYEV-KAMENEV’İN “YENİ MUHALEFET”İ. XİV. PARTİ KONGRESİ. ÜLKENIN SOSYALİST SANAYİLEŞME POLİTİKASI.
Dört yılı aşkın bit süredir Bolşevik parti ve işçi sınıfı, Yeni Ekonomik Politika çizgisinde büyük bir gayretle çalışmaktaydı. Ekonominin restorasyonu doğrultusundaki kahramanca çalışma tamamlanmak üzereydi. Sovyetler Birliği'nin iktisadi ve siyasi gücü gittikçe artıyordu.


Bu arada uluslararası durumda bir değişiklik olmuştu. Kapitalizm, kitlelerin emperyalist savaştan sonraki ilk devrimci atılımlarına dayanabilmişti. Almanya,. İtalya, Bulgaristan, Polonya ve bir dizi diğer ülkede devrimci hareket bastırılmıştı. Bunda burjuvaziye, uzlaşıcı sosyal-demokrat partilerin önderleri yardım etmişti. Devrim dalgasında geçici bir gerileme meydana gelmişti. Batı Avrupa'da kapitalizm geçici, kısmi bit istikrara kavuşmuş, onun pozisyonlarında kısmi bir sağlamlaşma görülmüştü. Ama kapitalizmin istikrara kavuşması, kapitalist toplumu yiyip bitiren temel çelişmeleri ortadan kaldırmamıştı. Tam tersine: kapitalizmin kısmi istikrara kavuşması, işçilerle kapitalistler, emperyalizm ile sömürge uluslar arasındaki, ve çeşitli ülkelerin emperyalist grupları arasındaki çelişmeleri daha da şiddetlendirdi. Kapitalizmin istikrara kavuşması, kapitalist ülkelerdeki çelişmelerde yeni bir patlamayı, yeni krizleri hazırlıyordu.


Kapitalizmin istikrara kavuşmasına paralel olarak, Sovyetler Birliği de istikrara kavuştu. Ama bu iki istikrara kavuşma, birbirinden temelden farklıydı. Kapitalist istikrar, kapitalizmin yeni bir krizinin habercisiydi. Sovyetler Birliği'ndeki istikrar ise sosyalizm ülkesinin iktisadi ve siyasi gücünün daha da artması anlamına geliyordu.


Devrimin Batı'daki yenilgisine rağmen Sovyetler Birliği'nin uluslararası durumu -daha yavaş bir tempoyla da olsa- gittikçe sağlamlaşıyordu.


Sovyetler Birliği, 1922 yılında, İtalya'nın Cenova kentindeki uluslararası iktisat konferansına davet edilmişti. Bu konferansta, kapitalist ülkelerdeki devrimin yenilgisinden cesaret alan emperyalist hükümetler, Sovyet Cumhuriyetine, bu kez diplomatik yoldan yeni bir baskı yapmak istediler. Emperyalistler, Sovyet Cumhuriyeti'nden küstahça taleplerde bulundular. Ekim Devrimi tarafından millileştirilen fabrika ve işletmelerin yabancı kapitalistlere geri verilmesini ve Çarlık hükümetinin tüm borçlarının ödenmesini talep ettiler. Bu koşullar altında emperyalist devletler, Sovyet devletine bazı önemsiz krediler vermeyi vaat ettiler.


Sovyetler Birliği bu talepleri reddetti.


Cenova Konferansı hiçbir sonuç vermedi.


İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'ın, yeni bir müdahale tehdidi taşıyan 1923'teki ültimatomu da layık olduğu şekilde geri çevrildi.


Sovyet Hükümetinin gücünü iskandil edip onun sağlamlığına kanaat getiren kapitalist devletler, ülkemizle birbiri ardına yeniden diplomatik ilişkiler kurmaya başladılar. 1924 yılı içinde İngiltere, Fransa, Japonya ve İtalya ile diplomatik ilişkiler yeniden kuruldu.


Sovyetler Birliği'nin uzun bir soluklanma molası, bir barış dönemi elde etmeyi başardığı açıktı.


Ülke içinde de durum değişmişti. Bolşevik Parti önderliğindeki işçilerin ve köylülerin fedakarca çabaları, meyvesini veriyordu. Ulusal ekonomide hızlı bir büyüme gözlemleniyordu. 1924/1925 mali yılında tarımsal üretim, savaş öncesi seviyeye yaklaştı, savaş öncesi düzeyin yüzde 87'sine ulaştı. 1925'te SSCB'nin büyük sanayi üretimi, savaş öncesi üretimin dörtte üçüneulaştı. 1924-1925 mali yılında Sovyetler Birliği, yeni inşaatlara 385 milyon ruble yatırabiliyordu. Ülkenin elektrifikasyonu planı başarıyla ilerliyordu. Sosyalizmin ulusal ekonomideki kumanda mevkileri sağlamlaşıyordu. Sanayi ve ticaret alanlarında özel sermayeye karşı mücadelede önemli başarılar kazanılmıştı.


İktisadi ilerleme, işçilerin ve köylülerin durumunun daha da iyileşmesini beraberinde getiriyordu. İşçi sınıfı hızla büyüyordu. Ücretler arttı. Emek üretkenliği yükseldi. Köylülerin maddi durumu bir hayli düzeldi. 1924-1925 yılında işçi-köylü devleti, iktisadi bakımdan zayıf köylülüğe yardım için yaklaşık 290 milyon ruble ayırabiliyordu. İşçilerin ve köylülerin durumunun iyileşmesi nedeniyle kitlelerin siyasi faaliyeti büyük oranda arttı. Proletarya diktatörlüğü sağlamlaştı. Bolşevik Partinin otoritesi ve nüfuzu arttı.


Ulusal ekonominin restorasyonu tamamlanmak üzereydi. Ne var ki, Sovyetler ülkesi için, sosyalizmin inşası ülkesi için, ekonominin basit bir restorasyonu, savaş öncesi seviyeye sadece ulaşılması yeterli de~ildi. Savaş öncesi seviye, geri kalmış bir ülkenin seviyesiydi. İlerleme, bu seviyenin çok daha ötesine geçmeliydi. Sovyet devletinin elde ettiği uzun soluklanma süresi, bu gelişme imkanını güvence allına alıyordu.


Ama burada amirane bir şekilde perspektifler sorunu, gelişmemizin, inşamızın karakteri sorunu, Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin kaderi sorunu önümüze çıkıyordu. Sovyetler Birliği'nde iktisadi gelişme hangi yönde sürdürülmeliydi, sosyalizm yönünde mi, yoksa başka bir yönde mi? Sosyalist iktisadı kurmalı mıydık ve kurabilirmiydik, yoksa nasibimiz, başka, kapitalist bir iktisat için zemin hazırlamak mıydı? Sovyetler Birliği'nde sosyalist bir iktisat kurmak genelde mümkün müydü, ve eğer mümkünse, kapitalist ülkelerdeki devrimin gecikmesi halinde kapitalizmin istikrara kavuşması halinde onu kurmak mümkün müydü? Ülkede sosyalizmin güçlerini her bakımdan güçlendirdiği ve artırdığı halde, geçici bir süre aynı zamanda kapitalizmin belli bir gelişmesini de beraberinde getiren Yeni Ekonomik Politika çizgisiyle sosyalist iktisadı kurmak mümkün müydü? Sosyalist iktisat nasıl inşa edilecekti, inşaya nereden başlanacaktı?


Restorasyon döneminin sonuna doğru bütün bu sorunlar Partinin karşısına artık teorik sorunlar olarak değil, bilakis pratiğin sorunları, günbegünlük iktisadi inşa çalışmasının sorunları olarak çıktı.


Sanayi ve tarımın inşasında çalışan Parti fonksiyonerlerimizin yanısıra bütün halkın da eseri ne yöne çevireceğini, sosyalizm yönüne mi, kapitalizm yönüne mi çevireceğini bilmesi için, bütün bu sorulara açık ve berrak cevaplar verilmesi gerekiyordu.


Bu sorulara berrak cevap verilmedikçe, tüm pratik inşa çalışmamız, perspektifsiz bir çalışma, kör bir çalışma olacak, boşuna bir çalışma olacaktı.


Tüm bu sorulara Parti berrak ve kesin cevaplar verdi.
Evet, diye cevap verdi Parti, ülkemizde sosyalist iktisat kurulabilir ve kurulmalıdır, çünkü sosyalist iktisadı, tam sosyalist toplumu kurmak için gerekli herşeye sahibiz. Ekim 1917'de işçi sınıfı kapitalizmi siyasi bakımdanyendi, kendi siyasi diktatörlüğünü kurdu. O zamandan bu yana Sovyet Hükümeti, kapitalizmin iktisadi gücünü kırmak ve sosyalist iktisadın kurulması için gerekli şartları yaratmak üzere bütün tedbirleri aldı. Bu tedbirler şunlardı: Kapitalistlerin ve çiftlik sahiplerinin mülksüzleştirilmesi; toprağın, fabrikaların, işletmelerin, demiryollarının ve bankaların halkın ortak mülkiyetine geçirilmesi; Yeni Ekonomik Politika'nın uygulanması; sosyalist devlet sanayiin inşası; Lenin'in kooperatif planının gerçekleştirilmesi. Şimdi baş görev, tüm ülkede yeni, sosyalist bir iktisadın inşası yolunda ilerlemek ve böylece kapitalizme iktisadi bakımdanda öldürücü darbeyi indirmekti. Tüm pratik çalışmamız, bütün eylemlerimiz bu baş görevin yerine getirilmesinin ihtiyaçlarına tabi kılınmalıydı. İşçi sınıfı bunu yapabilirdi ve yapacaktı. Bu muhteşem görevin yerine getirilmesine ülkenin sanayileştirilmesiyle başlanmalıydı. Ülkenin sosyalist sanayileştirilmesi -bu, sosyalist iktisadın inşasını tam yol harekete geçirmek için kavranması gereken esas halkaydı. Ne Batıda devrimin gecikmesi ve ne de diğer ülkelerde kapitalizmin kısmi istikrarı, sosyalizme doğru ilerleyişimizi durduramazdı. Yeni Ekonomik Politika bu görevi ancak kolaylaştırabilirdi, çünkü o Parti tarafından tam da iktisadımızın sosyalist temelinin inşasını kolaylaştırmak için yürürlüğe konmuştu.


Ülkemizde sosyalist inşanın zaferine ilişkin soruya Partinin verdiği cevap buydu.


Ama Parti, tekülkede sosyalizmin zaferi probleminin bununla bitmediğini biliyordu. Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin kuruluşu, insanlık tarihindeki, en büyük dönüm noktası, SSCB işçi sınıfı ve köylülerinin dünya çapında tarihi öneme sahip bir zaferi olacaktı. Ama bu yine de SSCB'nin bir iç işiydi ve sosyalizmin zaferi probleminin sadece bir kısmını oluşturuyordu. Problemin öbür kısmını, sorunun uluslararası yanı oluşturuyordu. Tekülkede sosyalizmin zaferi önermesini gerekçelendirirken, Stalin yoldaş tekrar tekrar, bu sorunun iki yönünün, iç yönünün ve uluslararası yönünün birbirinden ayırdedilmesi gerektiğine işaret etti. Sorunun iç yönü bakımından, yani ülke içindeki sınıfların karşılıklı ilişkileri bakımından, Sovyetler Birliği'nin işçi sınıfı ve köylülüğü, kendi burjuvazisini iktisadi bakımdantamamen yenilgiye uğratılabilir ve tam sosyalist toplumu kurabilirdi. Ama sorunun bir de uluslararası yönü, yani dış ilişkiler alanı; Sovyetler Birliği ile kapitalist ülkeler arasındaki, Sovyet halkı ile, Sovyet sisteminden nefret eden ve Sovyetler Birliği'ne yeniden silahlı müdahalede bulunmak, SSCB'nde kapitalizmi restore etme çabalarına yeniden girişmek için fırsat kollayan uluslararası burjuvazi arasındaki ilişkiler alanı vardı. Ve SSCB şimdilik tek sosyalizm ülkesi olduğu, ama diğer ülkeler hala kapitalist kaldığı için, Sovyetler Birliği'nin kapitalist kuşatması sürmekte ve bu da kapitalist müdahale tehlikesini ortaya çıkarmaktaydı. Bu kapitalist kuşatma varolduğu sürece, kapitalist müdahale tehlikesinin ortadan kalkmayacağı açıktı. Sovyet halkı tek başına, kendi gücüyle bu dış tehlikeyi, SSCB'ne kapitalist müdahale tehlikesini ortadan kaldırabilir miydi? Hayır, kaldıramazdı, çünkü kapitalist müdahale tehlikesini ortadan kaldırmak için, kapitalist kuşatmayı ortadan kaldırmak gerekirdi, ve kapitalist kuşatmayı ortadan kaldırmak ise ancak en azından bir ülkede muzaffer proleter devrimin bir sonucu olarak mümkündü. Bundan çıkan sonuç şuydu: Kapitalist iktisat sisteminin ortadan kaldırılması ve sosyalist iktisat sisteminin kurulmasında ifadesini bulan SSCB'nde sosyalizmin zaferi, buna rağmen, yabancı silahlı müdahale tehlikesi, kapitalizmi restore etme teşebbüsleri tehlikesi ortadan kaldırmak ise ancak en azından birkaç ülkede muzaffer proleter devrimin bir sonucu olarak mümkündü. Bundan çıkan sonuç şuydu: Kapitalist iktisat sisteminin ortadan kaldırılması ve sosyalist iktisat sisteminin kurulmasında ifadesini bulan SSCB'nde sosyalizmin zaferi, buna rağmen, yabancı silahlı müdahale tehlikesi, kapitalizmi restore etme teşebbüsleri tehlikesi ortadan kalkmadıkça, sosyalizm ülkesi bu tehlikeye karşı bir garantiye hala sahip olmadıkça, nihaizafer olarak görülemezdi. Yabancı kapitalist müdahale tehlikesini ortadan kaldırmak için, kapitalist kuşatmayı kaldırmak gerekiyordu.


Elbette Sovyet halkı ve onun Kızıl Ordusu, Sovyet iktidarı doğru bir politika izlediği sürece, 1918-1920'deki kapitalist müdahaleyi nasıl geri püskürttüyse, yeni bir yabancı kapitalist müdahaleyi de öyle geri püskürtmeyi bilecekti. Ama bu, yeni kapitalist müdahaleler tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu. İlk müdahalenin yenilgisi, yeni bir müdahale tehlikesini ortadan kaldırmıyordu, çünkü müdahale tehlikesinin kaynağı olan kapitalist kuşatma varolmaya devam ediyordu. Yeni bir müdahalenin yenilgisi de, kapitalist kuşatma varolmaya devam ettikçe, müdahale tehlikesini ortadan kaldırmayacaktı.


Bundan şu sonuç çıkıyordu ki, kapitalist ülkelerde proleter devrimin zaferi, SSCB emekçileri için canalıcı bir sorundu.


Ülkemizde sosyalizmin zaferi sorununda partinin takındığı tavır buydu.


Merkez Komitesi, bu tavrın yaklaşan XIV. Parti Konferansında tartışılmasını, Partinin tavrı olarak, bütün Parti üyeleri için bağlayıcıbir Parti yasası olarak onaylanmasını ve kabul edilmesini istedi.


Partinin bu tavrı, muhalifleri bir yıldırım gibi çarptı, çünkü herşeyden önce, Parti bu çizgiye somut-pratik bir karakter veriyor, onu ülkenin sosyalist sanayileştirilmesi pratik planıyla birleştiriyor ve onun bir Parti yasası biçimine, XIV. Parti Konferansının bütün Parti üyeleri için bağlayıcı bir kararı biçimine büründürülmesini talep ediyordu.


Troçkistler Partinin takındığı tavra karşı çıktılar ve onun karşısına, Marksizmle sadece alay etmek için Marksist bir teori denebilecek olan, ve Sovyetler Birliği'nde sosyalist inşanın zaferinin mümkün olduğunu yadsıyan Menşevik “sürekli devrim teorisi “ni çıkardılar.


Buharin'ciler Partinin takındığı tavra doğrudan karşı çıkmaya cesaret edemediler. Fakat buna rağmen onun karşısına sinsice kendi burjuvazisinin barış içinde sosyalizme geçişi “teori”sini, “yeni” “Zenginleşin!” şiarıyla tamamladıkları bu “teori”ciği çıkarmaya başladılar. Buharincilerin iddiaları, sosyalizmin zaferinin burjuvazinin tasfiye edilmesi değil, bilakis beslenip zenginleştirilmesi anlamına geldiğine çıkıyordu.


Zinovyev ve Kamenev gerçi bir kez, Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin zaferinin, ülkenin teknik-ekonomik geriliği yüzünden imkansız olduğu açıklamasıyla ortaya çıkma cüretini gösterdiler, fakat sonra hemen ortalıktan sıvışmak zorunda kaldılar.


XIV.
Parti Konferansı (Nisan 1925), açık ve gizli muhaliflerin bütün bu teslimiyetçi “teori“lerini mahkum etti, Partinin SSCB'nde sosyalizmin zaferi uğruna çalışmak doğrultusundaki tavrını onayladı ve buna uygun bir karar aldı. Köşeye sıkışan Zinovyev ve Kamenev, bu karar lehine oy vermeyi tercih ettiler. Ama Parti, onların mücadeleyi sadece ertelediğini,
XIV.
Parti Kongresinde “Partiyle muharebe etmeye” karar verdiklerini biliyordu. Leningrad'da taraftar topluyor ve sözde “Yeni Muhalefet”i kuruyorlardı.
Aralık 1925'te XIV. Parti Kongresi açıldı.


Parti Kongresi, gergin bir Parti içi ortamda yapıldı. Partinin kuruluşundan beri, Leningrad gibi en büyük Parti merkezlerinden birinin tüm delegasyonunun, Merkez Komitesine karşı çıkmaya koyulması görülmemişti.
Parti Kongresinde, 634,000 Parti üyesini ve 445,000 aday üyeyi temsilen, karar oyuna sahip 665 delege ve istişari oya sahip 641 delege hazır bulundu. Bu bir önceki Parti Kongresinden biraz azdı. Burada, Parti düşmanı unsurların sızdığı üniversite ve devlet dairelerindeki P hücrelerinde yapılan kısmi temizliğin sonuçları etkili oluyordu.


Merkez Komitesinin siyasi raporunu Stalin yoldaş sundu. Sovyetler Birliği'nin siyasi ve iktisadi gücünün büyümesinin berrak bir resmini çizdi. Gerek sanayi gerekse tarım, Sovyet iktisat sisteminin üstünlüğü sayesinde, oldukça kısa bir sürede restore edilmişti ve savaş öncesi seviyeye yaklaşmaktaydı. Bu başarılara rağmen Stalin yoldaş, bu başarılar ülkemizin hala geri bir ülke, bir tarım ülkesi olarak kaldığı gerçeğini ortadan kaldırmadığından, bunlarla yetinilmemesini talep etti. Toplam üretimin üçte ikisini tarım sağlıyordu, sanayi ise sadece üçte birini. Partinin önünde, dedi Stalin yoldaş, tüm kapsamıyla, ülkemizi kapitalist ülkelerden iktisaden bağımsız bir sanayi ülkesine dönüştürme sorunu duruyor. Bu yapılabilir ve yapılmalıdır. Partinin merkezi görevi, ülkenin sosyalist sanayileştirilmesi, sosyalizmin zaferi uğruna mücadele olacaktı.


“Ülkemiz bir tarım ülkesinden, ihtiyaç duyduğu makineleri kendi çabalarıyla üretebilecek durumda olan bir sanayi ülkesine dönüştürmek -genel çizgimizin özü, temeli budur”, dedi Stalin yoldaş.
Ülkenin sanayileşmesi. ülkenin iktisadi bağımsızlığını güvence altına alacak, savunma gücünü artıracak ve SSCB 'nde sosyalizmin zaferi için gerekli önkoşulları yaratacaktı.


Partinin genel çizgisine Zinovyevciler karşı çıktılar. Stalin'in sosyalist sanayileştirme planına karşı Zinovyev'ci Sokolnikov. o sırada emperyalist canavarlar arasında revaçta olan bir burjuva planını çıkardı. Bu plana göre, SSCB esas olarak hammadde ve gıda maddesi üretip bunları dışarıya ihraç eden, kendisinin üretmediği ve üretmemesi gereken makineleri dışarıdan ithal eden bir tarım ülkesi olarak kalmalıydı. 1925'teki şartlarda bu, SSCB'nin sanayii bakımdan gelişmiş yabancı ülkeler tarafından iktisaden köleleştirilmesi için, kapitalist ülkelerin emperyalist canavarları yararına SSCB'nin sanayiinin geriliğini ebedileştirmek için bir plandan başka birşey değildi.


Bu planı kabul etmek, ülkemizi kapitalist dünyanın zavallı bir tarım uzantısına çevirmek, bizi kuşatan kapitalist dünya karşısında ülkemizi savunmasızlığa ve çaresizliğe mahkum etmek ve, sonunda, Sovyetler Birliği'nde sosyalizm davasını mezara gömmek anlamına gelecekti.
Parti Kongresi, Zinovyev'cilerin iktisadi “plan”ını, Sovyetler Birliği’ni köleleştirme planı olarak mahkum etti.


“Yeni Muhalefet”e, devlet sanayimizin güya sosyalist sanayi olmadığı iddiası (Lenin'e rağmen!), ya da orta köylünün sosyalist inşada işçi sınıfının güya müttefiki olamayacağı iddiası (yine Lenin'e rağmen!) gibi çıkışların da bir yardımı dokunmadı.


Parti Kongresi, “Yeni Muhalefet”in bu çıkışlarını anti-Leninist olarak mahkum etti.


Stalin yoldaş, “Yeni Muhalefet”in Troçkist-Menşevik özünü teşhir etti. Zinovyev ve Kamenev'in, Lenin'in amansızca mücadele ettiği Parti düşmanlarıyla aynı eski teraneyi çağırdıklarını gösterdi.


Zinovyevcilerin, sadece kötü bir şekilde maskelenmiş Troçkistler oldukları açıktı. Stalin yoldaş, Partinin en önemli görevinin, sosyalizmin inşası çalışmasında işçi sınıfının orta köylülerle sağlam ittifakı olduğunu vurguladı. Köylü sorununda o sıralar Partide mevcut olan ve bu ittifak için bir tehlike oluşturan iki sapmaya işaret etti. Birinci sapma, Kulak tehlikesini olduğundan az görmek ve küçümsemek, ikincisi ise Kulak önünde paniğe, korkuya kapılmak ve orta köylülerin rolünü küçümsemekti. Hangi sapmanın daha kötü olduğu sorusuna Stalin yoldaşşu yanıtı verdi: “Her ikisi de, gerek birinci gerekse ikinci sapma, 'birbirinden kötü’dür, ve eğer bu sapmalar etrafa yayılırsa, bunlar Partiyi dağıtabilir ve yokedebilir. Ne mutlu ki, Partimiz içinde hem birinci hem de ikinci sapmayı bertaraf edebilecek güçler vardır.”


Gerçekten de Parti, hem” sol”, hem sağ sapmayı parçalayıp bertaraf etti.


İktisadi inşa üzerine tartışmanın sonuçlarını toparlayan XIV. Parti Kongresi, muhaliflerin teslimiyet planlarını oybirliğiyle reddederek şu ünlü kararı aldı:


“İktisadi inşa alanında Parti Kongresi, ülkemizin, proletarya diktatörlüğü ülkesinin 'tam sosyalist toplumun kuruluşu için gerekli herşeye' sahip olduğundan (Lenin) hareket etmektedir. Parti Kongresi, SSCB'nde sosyalist inşanın zaferi için mücadelenin, Partimizin temel görevi olduğu görüşündedir.”
XIV. Parti Kongresi, yeni Parti Tüzüğünü kabul etti.
XIV. Parti Kongresinden bu yana Partimiz kendisine, Sovyetler Birliği Komünist Partisi (Bolşevik)-SBKP (B) demektedir.
 
Parti Kongresinde yenilen Zinovyevciler, Partiye boyun eğmediler. XIV. Parti Kongresinin kararlarına karşı bir mücadele başlattılar. Parti Kongresinden hemen soma Zinovyev, yönetici grubu Zinovyev, Zalutski, Bakayev, Yevdokimov, Kuklin, Safaroy ve diğer ikiyüzlüler tarafından Partinin Leninist Merkez Komitesine karşı nefret ruhuyla eğitilmiş olan Genç Komünistler Birliği Leningrad İl Komitesinin bir toplantısını yaptı. Bu toplantıda Leningrad İl Komitesi, Genç Komünistler Birliği Leningrad İl Komitesi, Sovyetler Birliği Leninist Genç Komünistler Birliği'nin tarihinde görülmemiş bir karar aldı: XIV. Parti Kongresinin kararlarına uymayı reddetti.


Ama Leningrad Genç Komünistler Birliği'nin Zinovyev'ci yönetici grubu, Leningrad Genç Komünistler Birliği kitlesinin düşüncelerini kesinlikle yansıtmıyordu. Bu yüzden kolayca yenilgiye uğratıldılar, ve kısa süre sonra Leningrad komünist gençlik örgütü, Genç Komünistler Birliği'nde layık olduğu yerini yeniden aldı.


XIV.
Parti Kongresinin sonuna doğru, Kongre delegelerinden bir grup -Molotov, Kirov, Voroşilov, Kalinin, Andreyev ve diğer yoldaşlar- Leningrad'a gönderildiler. Leningrad Parti örgütü üyelerine, temsilciliklerini sahtekarca yöntemlerle elde etmiş olan Leningrad delegasyonunun Parti Kongresinde takındığı tutumunun caniyane, antiBolşevik karakterini kavratmak gerekiyordu. Parti Kongresi üzerine raporların sunulduğu toplantılar bir hayli fırtınalı geçti. Leningrad Parti örgütü bir olağanüstü konferansa çağrıldı. Leningrad Parti üyelerinin ezici kütlesi (yüzde 97'den fazlası) XIV. Parti Kongresinin kararlarını tamamen ve bütünüyle onayladı ve Parti düşmanı Zinovyev'ci “Yeni Muhalefet”i mahkum etti. Zinovyev'ciler daha o zamanlardan ordusuz generallere benziyorlardı. Leningrad Bolşevikleri, Lenin-Stalin'in Partisinin ön saflarında kaldılar.
XIV.
Parti Kongresinin çalışmalarının sonuçlarını toparlarken Stalin yoldaşşöyle yazıyordu:
“SBKP XIV. Parti Kongresinin tarihi önemi, Yeni Muhalefet'in hatalarını ta köküne kadar açığa çıkarmayı bilmesi, onun inançsızlığını ve sulu gözlülüğü tamamen hakir görüp, sosyalizm uğruna mücadelenin yolunu açık-seçik çizmesi, Partiye zafer perspektifi vermesi ve böylece proletaryayı sosyalist inşanın zaferine sarsılmaz inançla silahlandırmasında yatar.” (Stalin, Leninizmin Sorunları, Moskova 1945, s. 168.)
KISA ÖZET
Barışçıl ekonomik restorasyon çalışmasına geçiş yılları, Bolşevik Parti tarihindeki en önemli dönemlerden biri oldu. Parti, gergin bir durumda, Savaş Komünizmi politikasından Yeni Ekonomik Politika'ya çok güç olan geçişi gerçekleştirmeyi bildi. Parti, yeni iktisadi temel üzerinde işçi-köylü ittifakını kuvvetlendirdi. Sosyalist Sovyet Cumhuriyetleri Birliği kuruldu.


Yeni Ekonomik Politika yoluyla ülke ekonomisinin restorasyonunda tayin edici başarılar elde edildi. Sovyetler Birliği, ulusal ekonominin gelişmesinde ekonomik restorasyon döneminden başarıyla çıktı ve yeni bir döneme, ülkenin sanayileştirilmesi dönemine girdi.


İçsavaştan barışçıl sosyalist inşaya geçiş, özellikle ilk başlarda, beraberinde büyük güçlükler getirdi. Bolşevizm düşmanları, SBKP (B) saflarındaki Parti düşmanı unsurlar, bütün bu dönem boyunca Leninist Partiye karşı çılgınca bir mücadele verdiler. Bu Parti düşmanı unsurların başında Troçki duruyordu. Bu mücadelede onun yardakçıları, Kamenev, Zinovyev, Buharin'di. Lenin'in ölümünden sonra muhalifler, Bolşevik Parti safları içine fesat sokmaya, Partiyi bölmeye, ona Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin zaferine inançsızlık bulaştırmaya niyetlendiler. Aslında Troçkistler, Sovyetler Birliği’nde yeni burjuvazinin bir siyasi örgütünü, başka bir partiyi -kapitalist restorasyonun partisini- kurmaya çalışıyorlardı.


Parti, Lenin'in bayrağı altında, Leninist Merkez Komitesinin, Stalin yoldaşın etrafında birleşti ve hem Troçkistleri, hem de onların Leningrad'daki yeni dostlarını -Zinovyev-Kamenev'in Yeni Muhalefet'ini- bozguna uğrattı.

Güçlenen Bolşevik Parti, ülkeyi tarihinde yeni bir aşamaya, sosyalist sanayileşme aşamasına getirdi.
 

ONUNCU BÖLÜM

ONBİRİNCİ BÖLÜM

ONİKİNCİ BÖLÜM