KÜTÜPHANE | STALİN | BOLŞEVİK PARTİ TARİHİ

J. V. STALİN

SOVYETLER BİRLİĞİ KOMÜNİST PARTİSİ (BOLŞEVİK) TARİHİ
 

BİRİNCİ EMPERYALİST SAVAŞTAN ÖNCE İŞÇİ SINIFI HAREKETİNİN YENİDEN YÜKSELİŞİ DÖNEMİNDE BOLŞEVİK PARTİSİ

(1912 - 1914)

1- 1912-1914 DÖNEMİNDE DEVRİMCİ HAREKETİN YÜKSELİŞİ

Stolypin gericiliğinin zaferi kısa ömürlü oldu. Halka idam sehpası ve kamçıdan başka birşey vermek istemeyen bir hükümet, istikrarlı olamazdı. Baskı tedbirlerine o kadar alışıldı ki, bunlar artık halkta korku yaratmıyordu. Devrimin yenilgisinin ilk yıllarında işçilere egemen olan yorgunluk geçmeye başladı. İşçiler tekrar mücadeleye başladılar. Bolşeviklerin, yeni bir devrimci yükselişin kaçınılmaz olduğu öngörüsü doğru çıktı. Daha 1911'de, grevcilerin sayısı 100 000'i geçti, bundan önceki yıllarda ise bu sayı toplam 50 000-60 000'i aşmamıştı. Ocak 1912'de toplanan Prag Parti Konferansı bile, işçi sınıfı hareketinde başlayan canlanmayı tespit etmişti. Ama devrimci hareketin gerçek yükselişi 1912 yılının Nisan ve Mayıs aylarında, Lena kıyılarında işçilere ateş açılması ile bağıntılı olarak siyasi kitle grevlerinin alevlenmesiyle başladı.

4 (17) Nisan 1912'de Sibirya'daki Lena altın madenlerinde bir grev sırasında, bir Çarlık jandarma subayının emri üzerine, 500'den fazla işçi öldürüldü ya da yaralandı. Barışçıl bir şekilde idareyle görüşmeye gitmekte olan silahsız Lena madencilerinin üzerine ateş açılması, bütün ülkeyi galeyana getirdi. Çarlık otokrasisinin bu yeni kanlı eylemi, madencilerin iktisadi grevini kırmak ve böylece Lena altın madenlerinin sahibi İngiliz kapitalistlerini memnun etmek için işlendi. İngiliz kapitalistleri ve onların Rus hempaları, Lena altın madenlerinden muazzam karlar -yılda 7 milyon rubleden fazla elde ediyorlardı, hem de işçileri arsızca sömürerek. İşçilere çok düşük ücret ödüyor ve yenilemez haldeki, bozulmuş yiyecekler veriyorlardı. Bu eziyetlere ve şirretliklere daha fazla dayanamayan Lena madenlerinin 6000 işçisi greve başlamıştı.

Lena boyundaki katliamı proletarya, Petersburg, Moskova ve diğer sanayi merkezlerinde ve bölgelerinde kitle grevleri, gösteriler ve mitinglerle yanıtladı.

“O kadar sarsıldık ve şaşırdık ki, o anda duygularımızı ifade edecek kelime bulamadık. Göstereceğimiz her tepki, yüreğimizden taşan öfkenin soluk bir yansımasından başka birşey değildir. Bize ne gözyaşları, ne de protestolar değil, bilakis sadece örgütlü kitle mücadelesi yardım edebilir”, diye yazıyordu bir grup fabrikanın işçileri, karar tasarılarında.

Devlet Duması'ndaki sosyal-demokrat fraksiyon tarafından Lena katliamı konusunda verilen gensoru önergesini yanıtlarken Çarın bakanı Makarov'un küstahça, “Böyle gelmiş, böyle gider!” demesi, işçilerin öfkeli nefretini daha da şiddetlendirdi. Lena işçilerinin kanla bastırılmasına karşı siyasi protesto grevlerine katılanların sayısı 300 000'e ulaştı.

Lena olayları, Stolypin rejimi tarafından yaratılmış olan “huzur” havasını bıçak gibi yardı.

Stalin yoldaş bu konuda 1912'de Petersburg Bolşevik gazetesi “Zvezda” da (Yıldız) şöyle yazıyordu:

“Lena'da atılan kurşunlar suskunluğun buzlarını kırdı ve halk hareketinin akıntısı harekete geçti. Harekete geçti!.. Bugünkü rejimde ne kadar kötülük ve uğursuzluk varsa hepsi, çok çile çekmiş Rusya'nın hastalanmasına neden olan herşey -bütün bunlar bir tek olguda, Lena olaylarında toplandı. Lena'da atılan kurşunların grevler ve gösteriler için bir işaret olmasının nedeni tam da budur.”

Tasfiyeciler ve Troçkistler devrimi boşuna ölmüş ilan etmişlerdi. Lena olayları, devrimci güçlerin yaşadığını, işçi sınıfında muazzam miktarda devrimci enerji birikmiş olduğunu gösterdi. 1912'deki 1 Mayıs grevlerine 400,000 civarında işçi katıldı. Belgin siyasi karakter taşıyan bu grevler, Bolşeviklerin demokratik cumhuriyet, sekiz saatlik işgünü ve çiftlik sahiplerinin tüm topraklarına el konulması devrimci şiarları altında yürüdü. Bu temel şiarlar, sadece işçilerin değil, köylülerin ve askerlerin geniş kitlelerini de otokrasiye karşı devrimci taarruzda birleştirme hesabı üzerine kurulmuştu.

“Tüm Rusya proletaryasının katıldığı şanlı 1 Mayıs grevi, onunla bağıntılı sokak gösterileri, devrimci bildiriler ve işçi topluluklarına yapılan devrimci konuşmalar, Rusya'nın yeni bir devrimci yükseliş aşamasına girdiğini açıkça göstermiştir” diye yazıyordu Lenin, “Devrimci Yükseliş” başlıklı makalesinde. (Lenin, Tüm Eserler, cilt XV, s. 677.)

İşçilerin devrimci tavrından huzursuz olan Tasfiyeciler, “grev humması” akıntısı diye niteledikleri grev mücadelesine karşı çıktılar. Tasfiyeciler ve onların müttefiki Troçki, proletaryanın devrimci mücadelesi yerine bir “dilekçe kampanyası” geçirmek istediler. İşçileri, bir kağıt parçasından başka birşey olmayan bir dilekçe imzalamaya çağırdılar. Daha sonra Duma’ya verilecek olan bu dilekçede (dernekleşme özgürlüğünü kısıtlayıcı tedbirlerin kaldırılması, grev hakkı vb.) “haklar” isteniyordu. Bolşevikler tarafından ileri sürülen devrimci şiarlar etrafında yüzbinlerce işçinin toplandığı bu dönemde, Tasfiyeciler ancak 1300 imza toplayabildiler.

İşçi sınıfı, Bolşeviklerin gösterdiği yolu izledi.

Bu dönemde ülkenin ekonomik durumu şu tabloyu sunuyordu:

Sanayideki durgunluk daha 1910 yılında yerini bir canlanmaya terketmiş, sanayiin tayin edici kollarında üretim genişlemişti. 1910'da 186 milyon pud olan pik demir üretimi, 1912'de 256 milyon ve 1913'te 283 milyon puda çıkmıştı. Taşkömürü üretimi 1910 yılında 1 522 milyon pud iken, 1913'te 2214 milyon pudu buldu.

Kapitalist sanayiin büyümesi, proletaryanın hızla artmasını beraberinde getirdi. Sanayideki gelişmenin ayırt edici bir özelliği, üretimin büyük ve en büyük işletmelerde daha da yoğunlaşmasıydı. 1901 yılında 500 ve daha fazla işçinin çalıştığı büyük işletmelerde tüm işçilerin % 46,7'si çalışırken, 1910 yılında bu tip işletmelerde çalışan işçi oranı % 54 olmuştu; yani işçilerin yarısından fazlası büyük işletmelerde çalışmaktaydı. Bu, sanayide eşi görülmedik bir yoğunlaşmaydı. O dönemde ABD gibi sanayi bakımından çok gelişmiş bir ülkede bile işçilerin ancak üçte biri büyük işletmelerde çalışıyordu.

Proletaryanın gelişmesi ve büyük işletmelerde yoğunlaşması, Bolşevik Parti gibi bir devrimci partinin varlığı şartlarında, Rusya işçi sınıfını ülkenin siyasi hayatında en büyük güç kılıyordu. Fabrikalarda işçilerin barbarca sömürülme biçimleri ve Çarın küçük memurlarının dayanılmaz polis rejimi bütün önemli grevlere siyasi bir karakter veriyordu. Ama iktisadi ve siyasi mücadelenin içiçe geçmesi kitle grevlerine özellikle devrimci bir güç veriyordu.

Devrimci işçi sınıfı hareketinin en önünde kahraman Petersburg proletaryası yürüyor, Petersburg'u Baltık illeri, Moskova ve Moskova ili, Volga bölgesi ve güney Rusya izliyordu. 1913'te hareket Batı bölgesini, Polonya'yı ve Kafkasya'yı sardı. Bir bütün olarak 1912'deki grevlere, resmi rakamlara göre 725 000 daha geniş istatistiklere göre 1 000 000'dan fazla işçi katıldı. 1913'teki grevlere resmi rakamlara göre 861 000, daha geniş istatistiklere göre ise 1 272 000 işçi katıldı. 1914'ün ilk yarısında ise grevlere katılan işçi sayısı yaklaşık olarak 1,5 milyonu bulmuştu.

Böylece ülke, 1912-1914 yıllarının devrimci yükselişi ve grev hareketinin yayılmasıyla, 1905 Devriminin başındaki gibi bir durumun eşiğine geldi.

Proletaryanın devrimci kitle grevleri tüm halk için önemliydi. Bunlar otokrasiye karşı yönelikti. Grevler, emekçi nüfusun büyük çoğunluğunda sempati buldu. Fabrikatörler ve baca baronları ise işçilere lokavt ilan ederek grevler için misillemede bulundular. 1913 yılında Moskova ilinde kapitalistler 50 000 tekstil işçisini sokağa attı. Mart l914'te Petersburg'da bir günde 70 000 işçinin işine son verildi. Diğer fabrikaların ve sanayi kollarının işçileri, grev yapan ve lokavta uğrayan arkadaşlarına, geniş kitleleri kapsayan bağışlar toplayarak, bazen de dayanışma grevleriyle yardım ettiler.

İşçi sınıfı hareketinin hamlesi ve kitle grevleri, köylü kitlelerini de uyandırdı ve mücadelenin içine çekti. Köylüler çiftlik sahiplerine karşı yeniden mücadeleye atıldılar, çiftlik sahiplerinin malikanelerini ve münferit kulak çiftliklerini yerle bir ettiler. 1910-1914 yıllan arasında 13 000'den fazla köylü eylemi oldu.

Ordu ve donanmada da devrimci eylemler başladı. 1912 yılında, Türkistan'daki birlikler içinde silahlı bir eylem oldu. Baltık Donanmasında ve Sivastopol'da da ayaklanmalar olgunlaştı.

Bolşevik Parti önderliğindeki devrimci grev hareketi ve gösteriler, işçi sınıfının kısmi talepler ve “reformlar” için değil, halkın Çarlıktan kurtuluşu için mücadele ettiğini gösteriyordu. Ülke yeni bir devrime doğru ilerliyordu.

1912 yazında Lenin, Rusya'ya daha yakın olmak amacıyla, Paris'ten Galiçya'ya (eskiden Avusturya'nın parçası) taşındı. Burada onun başkanlığında, Merkez Komitesi üyeleri ve sorumlu Parti fonksiyonerlerinin katıldığı iki konferans oldu: biri 1912'nm sonunda Krakov'da, diğerleri de 1913 sonbaharında Krakov yakınlarındaki Poronio beldesinde. Bu konferanslarda, işçi sınıfı hareketinin en önemli sorunları üzerine kararlar alındı: devrimci hareketin yükselişi üzerine, grevler ve Partinin görevleri üzerine, illegal örgütlerin güçlendirilmesi üzerine, sosyal-demokrat Duma fraksiyonu üzerine, parti basını üzerine, işçi sigortası kampanyası üzerine.

2 - BOLŞEVİK GAZETESİ “PRAVDA“. IV. DEVLET DUMASI 'NDAKİ BOLŞEVİK FRAKSİYON.

Bolşevik Partinin elinde, örgütü güçlendirme ve kitleler üzerinde nüfuz kazanmanın güçlü bir aracı, Petersburg'da yayınlanan günlük Bolşevik gazete “Pravda” (Gerçek) idi. Bu gazete, Lenin'in talimatı uyarınca Stalin, Olminski ve Poletayev'in inisiyatifiyle kurulmuştu. Proleter kitle gazetesi “Pravda”, devrimci hareketin yeniden yükselişiyle aynı zamanda yayın hayatına girdi. 22 Nisan (yeni takvime göre 5 Mayıs) 1912'de ilk sayısı çıktı. Bu, işçiler için gerçek bir bayram günüydü. “Pravda”nın çıkışı şerefine, 5 Mayıs'ın işçi basını bayramı olması kararlaştırıldı.

“Pravda”dan önce Bolşevikler, ileri işçiler için “Zvezda” adlı haftalık bir gazete çıkarıyorlardı. Lena olayları sırasında “Zvezda” önemli bir rol oynadı. Onda Lenin ve Stalin'in, işçi sınıfını mücadeleye seferber eden bir dizi sert siyasi makalesi yayınlanmıştı. Ama devrimci hareketin yükselişi karşısında haftalık bir gazete, Bolşevik Parti için artık yetersiz geliyordu. En geniş işçi katmanlarına mahsus günlük bir siyasi kitle gazetesine ihtiyaç vardı. Ve “Pravda” böyle bir gazete oldu.

Bu dönemde “Pravda” olağanüstü önemli bir rol oynadı. Geniş işçi sınıfı kitlelerini Bolşevizme kazandı. Durmak bilmez polis takibatı, para cezaları, sansürün hoşuna gitmeyen yazı ve mektuplar yayınlamaktan dolayı sayıların toplatılması vb. yüzünden “Pravda” ancak onbinlerce ileri işçinin aktif desteği ile çıkabiliyordu. “Pravda” büyük para cezalarını ancak işçilerin aralarında topladıkları cömertçe bağışlar sayesinde ödeyebiliyordu. Sık sık, “Pravda”nın toplatılan sayılarının büyük kısmı yine de okuyucuların eline geçiyordu, çünkü aktif işçiler daha geceleyin matbaaya gelerek gazete balyalarını kaçırıyorlardı.

Çarlık hükümeti 2,5 yıl içinde “Pravda”yı tam sekiz kez kapattı; ama her defasında işçilerin desteğiyle gazete yeni ama benzer bir adla yeniden çıkarıldı. Örneğin “Za Pravdu” (Pravda İçin), “Put Pravdi” (Pravda'nın Yolu), “Trudovaya Pravda” (Emek Pravda'sı).

“Pravda”nın ortalama tirajı 40 000 iken, Menşeviklerin günlük gazetesi “Luç”un (Işın) tirajı 15-16 000'i geçmiyordu.

İşçiler “Pravda”yı kendi işçi gazeteleri olarak görüyor; ona sonsuz güven duyuyor ve onun söylediklerine kulak kesiliyorlardı. “Pravda”nın her nüshası elden ele dolaşıp, düzinelerce okuyucu tarafından okunuyor, onların sınıf bilincini biçimlendiriyor, onları eğitip örgütlüyor, mücadeleye çağırıyordu.

“Pravda” neler hakkında yazıyordu?

“Pravda”nın her sayısında, işçilerin nasıl yaşadığını, onların kapitalistler tarafından, onların emrindeki fabrika yöneticileri ve ustabaşılar tarafından nasıl amansızca sömürüldüğünü, çeşitli baskı yöntemleriyle nasıl ezildiğini ve nasıl aşağılandığını anlatan çok sayıda işçi mektubu yayınlanıyordu. Bunlar kapitalist şartları sert ve isabetli bir şekilde suçluyordu. “Pravda” sık sık, işsiz ve aç işçilerin, bir daha iş bulamama umutsuzluğu içinde intihara sürüklenişinin haberlerini veriyordu.

“Pravda”, çeşitli fabrikalarda ve sanayi kollarında çalışan işçilerin sıkıntılarını ve taleplerini, işçilerin kendi talepleri için nasıl mücadele ettiklerini yazıyordu. Neredeyse her sayıda, çeşitli fabrikalardaki grevler üzerine yazıyordu. Büyük, uzun süren grevler olduğunda, gazete, diğer fabrikaların ve sanayi kollarının işçilerini grevcilere para toplayarak destek olmak üzere örgütlüyordu. Bazen grev fonları için onbinlerce ruble toplanıyordu -bu, işçilerin çoğunun günde 70-80 kopekten fazla almadığı o günler için muazzam bir miktardı. Bu, işçileri proleter dayanışma ruhuyla ve tüm işçilerin çıkarlarının bir olduğu bilinciyle eğitiyordu.

İşçiler her siyasi olaya, zafere veya yenilgiye, “Pravda”ya mektup, selam, protesto vb. yollayarak tepki gösteriyorlardı. “Pravda”, makalelerinde, işçi sınıf hareketinin görevlerini tutarlı Bolşevik bir bakış açısından aydınlatıyordu. Legal bir gazete, doğrudan Çarlığı devirme çağrısında bulunamazdı. İma yoluyla çalışmak gerekiyordu, sınıf bilinçli işçiler ise bunları çok iyi anlıyor ve kitlelere anlatıyorlardı. Örneğin “Pravda”da, “1905 yılının eksiksiz ve kısıtlanmamış taleplerinden söz edildiğinde, işçiler, Bolşeviklerin devrimci şiarlarının; Çarlığın devrilmesi, demokratik cumhuriyet, çiftlik sahiplerinin topraklarına el konulması ve sekiz saatlik işgünü şiarlarının sözkonusu edildiğini anlıyorlardı.

IV. Duma seçimlerinin arifesinde “Pravda” ileri işçileri örgütledi. Liberal burjuvaziyle anlaşma yanlılarının, “Stolypin İşçi Partisi” yandaşlarının, Menşeviklerin hain konumlarını teşhir etti. “Pravda”, işçileri, “1905 yılının eksiksiz ve kısıtlanmamış talepleri”nin yandaşlarına, yani Bolşeviklere oy vermeye çağırdı. Seçimler çok dereceliydi. İlkönce işçi toplantılarında temsilciler seçiliyor, sonra temsilciler ikinci seçmenleri seçiyor ve ancak bu ikinci seçmenler Duma'daki işçi temsilcilerinin seçimini gerçekleştiriyordu. Seçim günü “Pravda” bir Bolşevik. ikinci seçmenler listesi yayınladı ve işçilere bu listeye oy vermelerini tavsiye etti. Listeyi daha önce yayınlamamak gerekiyordu, çünkü aksi taktirde öngörülen adaylar tutuklanma tehlikesine maruz bırakılmış olacaktı.

“Pravda”, proletaryanın eylemlerini örgütlemeye yardım etti. 1914 baharında Petersburg'daki büyük lokavt sırasında kitle grevi ilan etmek amaca uygun olmadığından, “Pravda” işçilere, başka mücadele biçimlerine başvurmaları, fabrikalarda kitle toplantılarına ve sokak gösterilerine başvurmaları çağrısında bulundu. Bunlar hakkında gazete açıkça yazamıyordu. Fakat sınıf bilinçli işçiler, Lenin'in “İşçi Sınıfı Hareketinin Biçimleri Üzerine;” gibi mütevazi bir başlığı olan makalesini okuduklarında, çağrıyı anladılar. Bu makalede, şu anda grevin yerine işçi sınıf hareketinin daha ileri biçimlerini geçirmek gerektiği söyleniyordu, ki bu, toplantılar ve gösteriler düzenlemek için bir çağrı demekti.

Bolşeviklerin illegal devrimci faaliyetleri ile, işçi kitlelerinin “Pravda” vasıtasıyla legal ajitasyon ve örgütlenmesinin birleştirilmesi bu şekilde gerçekleştiriliyordu.

“Pravda”, sadece işçi yaşamı üzerine, grevler ve gösteriler üzerine yazmıyordu. “Pravda” köylü yaşamını, köylülüğün çektiği açlığı, çiftlik sahipleri, feodal beyler tarafından sömürülmesini de sistematik olarak aydınlatıyor, Stolypin “reformu” sonucunda köylülerin en iyi topraklarının nasıl münferit çiftlik sahibi Kulaklar tarafından talan edildiğini gösteriyordu. “Pravda”, sınıf bilinçli işçilere, köyde ne kadar patlayıcı madde birikmiş olduğunu gösteriyordu. Proletaryaya, 1905 Devriminin görevlerinin çözülmediğini, yeni bir devrimin yaklaşmakta olduğunu öğretiyordu. Proletaryanın bu ikinci devrimde halkın gerçek önderi ve yol göstericisi olarak ortaya çıkması gerektiğini, bu devrimde devrimci köylülük gibi güçlü bir müttefike sahip olacağını öğretiyordu.

Menşevikler, proletaryanın devrim fikrinden vazgeçmesi için bütün güçleriyle yükleniyorlardı. İşçilerin aklına şunu sokmaya çalıştılar: Halkı, köylülerin açlığını, aşırı gerici çiftlik sahiplerinin, feodal beylerin egemenliğini düşünmeyi bırakın, sadece “dernek kurma özgürlüğü” uğruna mücadele edin, bu konuda Çarlık hükümetine “dilekçe” sunun. Bolşevikler işçilere, bu devrimden vazgeçme, köylülükle ittifaktan vazgeçme Menşevik vaazının burjuvazi yararına edilmekte olduğunu, işçilerin, köylüleri müttefik olarak kendi taraflarına kazandıklarında Çarlığı mutlaka yeneceklerini, Menşevikler türünden kötü çobanları devrim düşmanları olarak bir kenara itmek gerektiğini açıkladılar.

“Köylü Yaşamı” başlıklıbölümde “Pravda” neler üzerine yazıyordu?

Örnek olarak 1913 yılına ait bazı mektupları alalım:

Samara'dan “Tarım Meseleleri” başlıklı bir mektup, Bulguma kazasının Novohasbulat köyünde, komünden ayrılan özel topraklı köylülere komün toprağından tahsis edilecek kısımları işaretler neye gelen kadastro memuruna karşı direnmekle suçlanan 45 köylüden önemli bir kısmının ağır hapis cezalarına çarptırıldığını bildiriyordu.

Pskov ilinden gelen kısa bir mektup şunları bildiriyordu: “Zavalye istasyonu yakınlarındaki Psitsa köyü köylüleri kır jandarmasına karşı silahlı direnişe geçti. Yaralananlar oldu. Çatışma nedeni, tarım sorununda anlaşmazlıklar. Psitsa'ya polis güçleri yığıldı; vali yardımcısı ile savcı da köye doğru yola çıktı.”

Ufa ilinden gelen bir mektupta, köylülerin hissesine düşen toprakların durmadan satıldığı, kıtlığın ve köy komünlerinden çekilmeye izin veren yasanın, köylülerin topraktan sürülmesi sürecini güçlendirdiği bildiriliyordu. Borisovka köyünü alalım. Burada 27 hane, toplam 543 desiyatin ekilebilir toprağa sahip. Kıtlık sırasında beş çiftçi tarafından 31 desiyatin toprak, desiyatini 25 ila 33 ruble arasında değişen fiyatlarla temelli satıldı, oysa arazinin değeri bunun 3 veya 4 katı. Aynı köyden yedi başka işletme, toplam 177 desiyatini, altı yıl süreyle yıllık % 12 faizle ipotek ettirerek desiyatin başına 18-20 ruble aldı. Halkın yoksulluğu ve faizin fahişliği gözönünde tutulursa, 177 desiyatinin yarısının tefecinin eline geçeceği kesinlikle söylenebilir, çünkü böyle muazzam bir meblağı borçluların yarısı bile altı yılda ödeyemez.

“Pravda”da yayınlanan “Rusya'da Büyük Toprak Mülkiyeti ve Küçük Köylü Toprak Mülkiyeti” makalesinde Lenin, işçilere ve köylülere kan emici toprak ağalarının elinde ne kadar büyük araziler olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterdi. Sadece 30 000 büyük toprak sahibi, yaklaşık 70 milyon desiyatin toprağa sahipti. 10 milyon köylü hanesi de aynı miktarda toprağa sahipti. Her büyük toprak sahibine ortalama 2 300 desiyatin, Kulaklar da dahil beher köylü hanesine ise Ortalama 7 desiyatin düşüyordu; Üstelik iktisadi bakımdan zayıf 5 milyon köylü ailesine, yani tüm köylülüğün yansına, hane başına ancak 1 ila 2 desiyatin toprak düşüyordu. Bu rakamlar da açıkça gösteriyordu ki, köylülerin yoksulluğunun ve sık sık görülen kıtlığın kökleri, çiftlik sahiplerinin büyük toprak mülkiyetinde, köylülerin ancak işçi sınıfı önderliğinde bir devrimle kurtulabilecekleri serflik kalıntılarında yatmaktadır.

Köyle bağ içinde olan işçiler aracılığıyla “Pravda” kıra girdi ve ileri köylüleri devrimci mücadeleye uyandırdı.

“Pravda”nın kurulduğu dönemde illegal sosyal-demokrat örgütler tamamen Bolşeviklerin elindeydi. Legal örgüt biçimleri ise Duma fraksiyonu, basın, sigorta sandıkları, sendikalar- henüz tümüyle Menşeviklerden koparılmamıştı. Tasfiyecileri işçi sınıfının legal örgütlerinden atmak için Bolşeviklerin kararlı bir mücadele vermesi gerekiyordu. “Pravda” sayesinde bu mücadele zaferle taçlandı.

“Pravda”, Parti ilkesi uğruna mücadelenin, işçi sınıfının devrimci kitle partisinin yeniden tesisi uğruna mücadelenin ta odak noktasındaydı. “Pravda“, legal örgütleri Bolşevik Partinin illegal üsleri etrafında birleştirmeye çalışıyor ve işçi sınıfı hareketini belirli bir hedefe, devrim için hazırlığa yöneltiyordu.

“Pravda”nın çok sayıda işçi muhabiri vardı. Sadece bir yıl içinde, 11,000’in üstünde işçi mektubu yayınladı. Ama işçilerle bağ kurması sadece mektup yoluyla olmuyordu. Fabrikalardan gelen çok sayıda işçi, her gün yazıişleri bürosuna uğruyordu. Partinin örgütsel çalışmasının önemli bir, bölümü “Pravda” yazıişleri bürosunda yoğunlaşmıştı. Burada yerel Parti hücrelerinin temsilcileriyle toplantılar yapılıyor, fabrika ve işletmelerdeki Parti çalışması üzerine bilgiler buraya akıyor, Petersburg Komitesi'nin ve Parti Merkez Komitesi'nin Parti talimatları buradan iletiliyordu.

İşçi sınıfının devrimci kitle partisini yeniden tesis etmek için Tasfiyecilere karşı iki buçuk yıl süren inatlı mücadeleden sonra 1914 yazında Bolşevikler, Rusya'nın siyasi bakımdan aktif işçilerinin beşte dördünün Bolşevik Partiyi, “Pravda” taktiğini izlemesini sağladılar. Örneğin, 1914 yılında işçi gazeteleri için para toplayan toplam 7,000 işçi grubundan 5,6O0'ünün Bolşevik basın, ve sadece 1,400'ünün Menşevik basın için para toplaması bunu gösteriyordu. Buna karşılık, Menşeviklerin liberal burjuvazi ve burjuva aydınlar arasında birçok “zengin dostları” vardı ve bu dostlar Menşevik gazetesinin devam ettirilebilmesi için gerekli miktarın yarısından fazlasını veriyorlardı.

O zamanlar Bolşeviklere “Pravdacılar” denirdi. Devrimci proletaryanın tüm bir kuşağı, daha sonra Ekim Sosyalist Devrimini yapacak olan kuşak, “Pravda” tarafından yetiştirildi. “Pravda”nın ardında, onbinlerce, yüzbinlerce işçi duruyordu. Devrimci hareketin yükselişi yıllarında (1912-1914), Bolşevik kitle partisinin sağlam temelleri atıldı, bunu emperyalist savaş sırasında çarlığın hiçbir takibatı yıkamayacaktı.

“1912 yılının 'Pravda'sı -Bolşevizmin 1917 yılındaki zaferinin temel taşının konmasıydı.” (Stalin.)

Partinin tüm-Rusya çapındaki bir diğer legal organı, IV. Devlet Duması'ndaki Bolşevik fraksiyondu.

1912'de hükümet, IV. Duma için seçim yapılacağını ilan etti. Partimiz seçimlere katılmaya büyük önem verdi. Sosyal-Demokrat Duma Fraksiyonu ve “Pravda”, Bolşevik Partinin kitleler içindeki devrimci çalışmasının tüm-Rusya çapındaki en önemli legal üsleriydi.

Bolşevik Parti, Duma seçimlerinde bağımsız bir şekilde, kendi şiarlarıyla ortaya çıktı ve ayın zamanda hem hükümete hem de liberal burjuvaziye (Kadetlere) ciddi darbeler indirdi. Bolşevikler seçim kampanyasını, demokratik cumhuriyet, sekiz saatlik işgünü ve çiftlik sahiplerinin topraklarına el konulması şiarları altında yürüttüler.

IV. Duma için seçimler 1912 sonbaharında yapıldı. Petersburg'daki seçimlerin gidişinden memnun kalmayan hükümet, Ekim başında bir dizi büyük işletmedeki işçilerin seçim hakkına tecavüze kalktı. Buna cevap olarak -Partimizin Petersburg Komitesi, Stalin yoldaşın önerisi üzerine, büyük işletmelerin işçilerini bir günlük greve çağırdı. Güç duruma düşen hükümet gerilemek zorunda kaldı, ve işçiler toplantılarda, güvendikleri adayları seçme imkanını elde ettiler. İşçilerin muazzam çoğunluğu, Stalin yoldaş tarafından hazırlanan, delegelere ve temsilciye verdiği “seçmen görevi”ni (Nakaz) onayladı. “Petersburg'lu İşçilerin İşçi Temsilcisine Verdikleri Görev”, 1905 yılının çözülmemiş görevlerine dikkat çekiyordu:

“Biz”, diyordu Vekalet, “Rusya'nın belki 1905 hareketinden daha, derin olacak kitle hareketlerinin arifesinde bulunduğunu düşünüyoruz... Bu hareketin öncü savaşçısı, 1905 yılında olduğu gibi, Rus toplumunun en ileri sınıfı Rus proletaryası olacaktır. Onun müttefiki ise ancak, Rusya'nın feodal bağlardan kurtarılmasında yaşamsal çıkarı olan, çok çile çekmiş köylülük olabilir.”

“Seçmen görevi”, halkın gelecekteki eylemlerinin iki cepheli bir mücadele biçimini alacağını açıklıyordu -hem Çarlık hükümetine karşı hem de Çarlıkla uzlaşma arayan liberal burjuvaziye karşı.

Lenin, işçileri devrimci mücadeleye çağıran bu “seçmen görevi”ne büyük önem verdi. Ve işçiler, kararlarıyla bu çağrıya cevap verdiler.

Bolşevikler seçimlerde zafer kazandılar; Petersburg işçileri tarafından Badayev yoldaş Duma'ya seçildi.

Duma seçimlerinde işçiler, halkın diğer kesimlerinden ayrı olarak oy kullandılar (İşçi Kuryesi). İşçi Kuryesi'nin dokuz temsilcisinden altısı Bolşevik Parti üyesiydi: Badayev, Petrovski, Muranov, Samoylov, Şagov ve Malinovski (sonradan, bu sonuncunun ajan-provokatör olduğu ortaya çıktı.) Bolşevik temsilciler, işçi sınıfının en az beşte dördünün yaşadığı en büyük sanayi merkezlerinden seçilmişti. Bazı tasfiyeciler ise işçiler tarafından, yani İşçi Kuryesi içinden seçilmemişti. Bu nedenle Duma'da altı Bolşevike karşılık yedi Tasfiyeci vardı. Önceleri Bolşevikler ve Tasfiyeciler Duma'da ortak bir sosyal demokrat fraksiyon kurdular. Bolşeviklerin devrimci çalışmalarına engel olan Tasfiyecilere karşı inatlı mücadeleden sonra Bolşevik temsilciler, Bolşevik Parti Merkez Komitesi'nin talimatı üzerine Ekim 1913'te birleşik sosyal demokrat fraksiyondan ayrıldılar ve bağımsız bir Bolşevik fraksiyon kurdular.

Bolşevik temsilciler, Duma'da otokrasi sistemini teşhir eden devrimci konuşmalar yaptılar. İşçilere karşı şiddet eylemleri, işçilerin kapitalistler tarafından insanlık dışı bir biçimde sömürülmesi hakkında hükümete gensoru önergeleri verdiler.

Tarım sorununu da Duma'da dile getirdiler: konuşmalarında köylüleri çiftlik sahiplerine, feodal beylere karşı mücadeleye çağırdılar, ve çiftlik sahiplerinin topraklarına el konularak bunların köylülere devredilmesine karşı çıkan Kadet Partisini teşhir ettiler.

Bolşevikler, Devlet Duması'nda, sekiz saatlik işgünün öngören bir yasa önerisi getirdiler; bu öneri Kara Yüzler Duması tarafından elbette kabul edilmedi, ancak ajitasyon bakımından çok değerli oldu.

Bolşevik Duma fraksiyonu, Parti Merkez Komitesi'yle ve Lenin'le sımsıkı bağlara sahipti ve Lenin'den talimat alıyordu. Petersburg'da kaldığı sürece de dolaysız olarak Stalin yoldaş tarafından yönetildi.

Bolşevik temsilciler, sadece Duma içindeki çalışmayla yetinmediler. Duma dışında da büyük bir faaliyet geliştirdiler. Fabrikaları ve işletmeleri gezdiler, ülkenin işçi merkezlerini dolaşarak devrimci konuşmalar yaptılar, partinin kararlarını izah ettikleri gizli toplantılar düzenlediler ve yeni parti örgütleri kurdular: Temsilciler, legal çalışmayı illegal, yeraltı çalışmasıyla ustaca birleştirdiler.

3- LEGAL ÖRGÜTLERDE BOLŞEVİKLERİN ZAFERİ. DEVRİMCİ HAREKETİN DAHA DA YÜKSELİŞİ. EMPERYALIST SAVAŞIN ARİFESİ.

Bu dönemde Bolşevik Partisi, bütün biçim ve tezahürleri ile proleter sınıf mücadelesini yönetmenin mükemmel örneklerini sundu. İllegal örgütler inşa etti. İllegal broşürler yayınladı. Kitleler içinde gizli devrimci çalışma yaptı. Aynı zamanda işçi sınıfının çeşitli legal örgütlerini gittikçe daha çok kendi etkisi altına aldı. Parti, sendikaları, halkevlerini, gece üniversitelerini, kulüpleri ve sigorta sandıklarını fethetmeye çalıştı. Bu legal örgütler uzun zamandan beri Tasfiyecilere sığınaklık yapıyordu. Bolşevikler, legal kuruluşları Partimizin üs noktalarına dönüştürmek için enerjik bir mücadele verdiler. İllegal çalışmayı legal çalışmayla ustaca birleştiren Bolşevikler, iki başkentteki sendika örgütlerinde çoğunluğu kazandılar. Petersburg Metal İşçileri Sendikası'nın 1913 yılında yapılan Yönetim Kurulu seçiminde kazanılan zafer özellikle parlaktı: toplantıya katılan 3,000 metal işçisinden ancak 150'si Tasfiyecilere oy verdi.

Aynı şey, IV. Devlet Duması'ndaki sosyal-demokrat fraksiyon gibi büyük öneme sahip bir legal örgüt için de söylenmelidir. Duma'da Menşeviklerin yedi, Bolşeviklerinse altı temsilcisi olmasına rağmen, esas olarak proleter-olmayan bölgelerden seçilen Menşevik yedili grup, işçi sınıfının ancak beşte birini temsil ediyordu, ülkenin tayin edici sanayi merkezlerinden (Petesburg, Moskova, Ivanovo-Voznessensk, Kostroma,Yekaterinoslav, Harkov) seçilen Bolşevik altılı grup ise ülke işçi sınıfının beşte dördünden fazlasını temsil ediyordu. İşçiler kendi temsilcileri olarak yedili grubu değil, altılı grubu (Badayev, Petrovski ve diğerleri) görüyorlardı.

Bolşevikler, legal örgütleri fethetmeyi başardılar, çünkü Çarlık hükümetinin hunharca zulmüne ve Tasfiyecilerle Troçkistlerin fesatçılığına rağmen; illegal Partiyi ve onun saflarındaki demir disiplini ayakta tutmayı bildiler, işçi sınıfının çıkarlarını içtenlikle savundular, kitlelerle sıkı bağlar kurdular ve işçi sınıfı hareketinin düşmanlarına karşı uzlaşmaz bir mücadele verdiler.

Böylece Bolşevikler legal örgütlerde tüm çizgi boyunca zaferin zafere ilerlediler, Menşevikler ise yenilgiden yenilgiye koştular. Gerek Duma kürsüsünden yürütülen ajitasyon alanında, gerek işçi basını ve diğer legal örgütler alanında Menşevikler geri plana itildiler. Devrimci hareketin kavramış olduğu işçi sınıfı kesinlikle Bolşevikler etrafında toplandı ve Menşevikleri bir kenara itti.

Tüm bunların ötesinde Menşevikler, ulusal sorun alanında da iflas ettiler. Rusya'nın kenar bölgelerindeki devrimci hareket, ulusal sorunda berrak bir program gerektiriyordu. Oysa Menşeviklerin, Bund'un hiç kimseyi tatmin etmeyen “kültürel özerkliği“nden başka bir programı yoktu. Ulusal sorunda sadece Bolşevikler -Stalin yoldaşın “Marksizm ve Milli Mesele” makalesinde ve Lenin'in “Ulusların Kendi Kaderini Tayin hakkı” ile “Milli Mesele Üzerine Eleştirel Notlar” makalelerinde ortaya konulan- Marksist bir programa sahipti.

Menşeviklerin bu yenilgilerinden sonra Ağustos Bloku'nun tüm eklenti yerlerinden çatırdamaya başlaması şaşırtıcı değildir. Ağustos Bloku birbirine benzemez unsurlardan oluştuğu için, Bolşeviklerin şiddetli saldırılarına dayanamadı ve çözülmeye başladı. Bolşevizmle mücadele etmek amacıyla kurulan Ağustos Bloku, Bolşeviklerin darbeleri altında kısa zamanda parçalandı. İlk önce “Vperyod”cular (Bogdanov, Lunaçarski ve diğerleri) bloktan ayrıldı, ardından Letonyalılar, ve bunun üzerine diğerleri de dağıldı.

Bolşeviklerle mücadelede yenilgiye uğrayan Tasfiyeciler, yardım için II. Enternasyonal'e başvurdular. II. Enternasyonal yardımlarına yetişti. Bolşeviklerle Tasfiyecileri “barıştırma”, “Parti içinde barışı” sağlama bahanesiyle II. Enternasyonal, Bolşeviklerden Tasfiyecilerin uzlaşmacı politikasını eleştirmeyi bırakmalarını talep etti. Ancak Bolşevikler uzlaşmaya yanaşmadılar: oportünist II. Enternasyonal'in kararlarına uymayı reddettiler ve hiçbir taviz vermediler.

Bolşeviklerin legal örgütlerdeki zaferi bir tesadüf değildi ve olamazdı da. Bunun bir tesadüf olmamasının nedeni, sadece, Bolşeviklerin doğru bir Marksist teoriye, berrak bir programa ve savaşta çelikleşmiş ve direnç kazanmış devrimci bir proletarya partisine sahip olmaları değil, aynı zamanda Bolşeviklerin zaferinin yükselen devrimci dalgayı da yansıtmasıydı.

İşçilerin devrimci hareketi gittikçe daha çok gelişti. yeni şehirleri ve bölgeleri sardı. 1914'ün başlamasıyla birlikte işçi grevleri, dinmek bir yana, bilakis tam tersine yeni bir hız kazandı. Grevler gittikçe daha inatlı bir karaktere büründüler ve gittikçe daha çok işçiyi kapsadılar. 9 (22) Ocak'ta 250,000 işçi grev yaptı, bunlardan 140,000'i Petersburg'dandı. 1 Mayıs'ta yarım milyonun üstünde işçi grev yaptı, bunlardan 250,000'den fazlası Petersburg'dandı. İşçiler grevlerde olağanüstü metanet gösterdiler. Petersburg'da Obuhov işletmelerindeki grev iki aydan fazla sürdü, Lessner işletmesindeki ise üç ay kadar. Petersburg'daki bir dizi işletmede işçilerin toptan zehirlenmesi, 115,000 işçinin grevine ve ertesinde gösterilere neden oldu. Hareket yayılmaya devam etti. 1914 yılının ilk yarısında (Temmuz başı da dahil olmak üzere) toplam 1,425,000 işçi grev yaptı.

Mayısta Baku'de petrol işçilerinin genel grevi başladı, ve tüm Rus proletaryasının dikkatini üstünde topladı. Grev örgütlü bir şekilde yürüyordu. 20 Haziran'da (3 Temmuz) Baku'de 20 000 işçinin katıldığı bir gösteri oldu. Polis, Baku işçilerine karşı vahşice tedbirler aldı. Moskova'da Baku işçileriyle dayanışma belirtisi olan bir protesto grevi patlak verdi ve diğer bölgelere sıçradı.

3 (16) Temmuz'da Petersburg'daki Putilov İşletmelerinde Baku greviyle ilgili bir miting yapıldı. Polis işçilere ateş açtı. Petersburg proletaryasını bir hiddet dalgası sardı. Petersburg Parti Komitesi'nin çağrısı üzerine 4 (17) Temmuz'da 90,000 işçi protesto grevine başladı, 7

(20) Temmuz'da 130,000, 8 (21) Temmuz'da 150,000, 11 (24) Temmuz'da 200,000 kişi grevdeydi.

Huzursuzluk bütün fabrikalara yayıldı, her yerde mitingler ve gösteriler yapılıyordu. İş o kadar ileri gitti ki, barikat kurma çabalarına girişildi. Baku ve Lodz'da da barikatlar kuruldu. Bir dizi yerde polis işçilere ateş açtı. Hareketi bastırmak üzere hükümet “olağanüstü tedbirler” aldı, başkent sanki ordu kampına dönüştürüldü, “Pravda” kapatıldı.

Fakat bu sırada sahnede, enternasyonal karakterli yeni bir faktör ortaya çıktı. Bu, olayların akışını değiştirecek olan emperyalist savaştı. Tam devrimci Temmuz olayları sırasında, Fransa Cumhurbaşkanı Poincaré, başlamak üzere olan savaş konusunda Çar ile görüşmek üzere Petersburg'a geldi. Birkaç gün sonra Almanya Rusya'ya savaş açtı. Çarlık hükümeti Bolşevik örgütleri paramparça etmek ve işçi sınıfı hareketini ezmek için savaştan yararlandı. Çarlık hükümetinin devrimden kurtulmak için sığındığı dünya savaşı, devrimin ilerlemesini sekteye uğrattı.

KISA ÖZET

Devrimin yeniden yükselişi yıllarında (1912-1914) Bolşevik Partisi işçi sınıfı hareketinin başını çekti ve işçi sınıfını Bolşevik şiarlar altında yeni bir devrime doğru götürdü. Parti, illegal çalışmayla legal çalışmayı ustaca birleştirdi. Tasfiyecilerin ve dostları Troçkistler ve Otzovistlerin direnişini kırdı, legal hareketin tüm biçimlerinde ustalaştı ve legal örgütleri devrimci çalışmanın üssü haline getirdi.

İşçi sınıfı düşmanlarına ve onların işçi sınıfı hareketi içindeki ajanlarına karşı mücadele içinde Parti, kendi saflarını sağlamlaştırdı ve işçi sınıfıyla bağlarını genişletti. Duma'yı devrimci ajitasyon için bir kürsü olarak yaygın bir şekilde kullanarak ve mükemmel bir proleter kitle gazetesi olan “Pravda”yı kurarak Parti, “Pravdacılar” denilen yeni bir devrimci işçi kuşağı yetiştirdi. Emperyalist savaş süresince bu işçi kitlesi enternasyonalizm bayrağına ve proleter devrime sadık kaldı. daha sonra, 1917 Ekim Devrimi günlerinde Bolşevik Partinin esasını oluşturan da bu kitle oldu.

Emperyalist savaşın arifesinde Parti, işçi sınıfının devrimci eylemlerini yönetti. Bunlar, emperyalist savaş tarafından sekteye uğratılan, fakat üç yıl sonra, Çarlığı devirmek üzere yeniden başlatılacak olan öncü müfreze çarpışmalarıydı. Bolşevik Partisi, çetin emperyalist savaş dönemine proleter enternasyonalizminin bayrağını açarak girdi.