KÜTÜPHANE | Marks-Engels

Karl Marks 1844 Elyazmaları
Ekonomi Politik ve Felsefe


Manuscrits de 1844 - Économie Politique et Philosophie (Éditions Sociales, Paris 1962)
 
ÜÇÜNCÜ ELYAZMASI[1]
[ÖZEL MÜLKİYET VE EMEK.
MERKANTİLİSTLERİN, FİZYOKRATLARIN, ADAM SMİTH'İN, RİCARDO VE OKULUNUN GÖRÜŞLERİ]

[HEGEL DİYALEKTİĞİNİN VE GENEL OLARAK
HEGEL FELSEFESİNİN ELEŞTİRİSİ]



        6. Açındırılmış bulunan fikirleri açıklamak ve doğrulamak için, genel olarak Hegel diyalektiği ve özel olarak da bunun Görüngübilim ve Mantık'taki açıklaması üzerine, son olarak modern eleştirel hareketin Hegel ile ilişkisi üzerine bazı bilgiler vermenin uygun düşeceği zaman ve yer,
[53] belki burasıdır.
        Modern Alman eleştirisi, eski dünyanın içeriği ile öylesine uğraşmış, konusu içinde kösteklenip kalmış olmasına (sayfa 236) karşın, öylesine bir güç ile olgunlaşmıştır ki, bundan, eleştirel yöntem karşısında tam bir eleştirel davranış yokluğu ve görünüşte biçimsel, ama gerçekte özsel bir soru olan: Hegel diyalektiği ile ilişkimiz nedir? sorusu karşısında tam bir bilinçsizlik sonucu çıktı. Bilinçsizlik —modern eleştirinin genel olarak Hegel felsefesi ve özel olarak diyalektiği ile ilişkileri konusunda— öylesine büyüktür ki, Strauss[54] ve Bruno Bauer gibi eleştiriciler, birincisi büsbütün, ikincisi (Strauss ile karşıtlık durumunda, "soyut doğa"nın tözü yerine, soyut insanın "kendinin bilinci"ni geçirdiği) Sinoptikler'inde[55] ve hatta Örtüsü Kaldırılmış Hıristiyanlık'ta[56] bile, hiç olmazsa gücül olarak, Hegel mantığı içinde kösteklenip kalmışlardır. Böylece, örneğin Örtüsü Kaldırılmış Hıristiyanlık'ta şöyle okuyoruz: "Sanki kendinin bilinci, dünyayı koyarken, ayrımı koyarken, ve ürettiği şey içinde kendi kendini üretirken, çünkü o doğurduğu şey ile kendisi arasındaki ayrımı yeniden ortadan kaldırır, çünkü o sadece doğurma eylemi ve kendi öz hareketi içindedir — sanki bu kendinin bilincinin ereği bu hareket içinde değilmiş gibi, vb.".[57] Ya da: "Onlar (Fransız materyalistleri), Evren hareketinin, ancak kendinin bilincinin hareketi olarak gerçekten kendisi için durumuna gelmiş ve kendinin bilinci aracıyla kendi kendisi ile birliğe erişmiş bulunduğunu henüz kavrayamamışlardır"[58] Bu anlatımlar, hegelci görüşün sözlüğünden bile ayrılmaz, ama tersine onu sözcüğü sözcüğüne yinelerler.
        [XII] Eleştiriye girişirken (Bauer, Sinoptikler), bu kişilerin hegelci diyalektik ile ilişkilerinin ne kadar az bilincinde (sayfa 237) olduklarını, hatta maddi eleştiri eylemi bir kez tamamlandıktan sonra bile, bu bilincin ne kadar az doğmuş bulunduğunu, İyi Özgürlük Davası[59] adlı kitabında, Bay Gruppe'nin: "Peki şimdi Mantık ne olacak?" yolundaki patavatsız sorusunu, geleceğin eleştiricilerine havale ederek bir yana bıraktığı zaman, Bauer gösterir.
        Ama hatta şimdi, Feuerbach —Anekdota'lardaki Tezler'inde[60] olduğu kadar, Geleceğin Felsefesi'nde[61] de ayrıntılı bir biçimde— eski diyalektik ve eski felsefeyi kökünden yıktıktan sonra bile, buna karşı bu işi yapmakta yeteneksiz, ama onun yapıldığını görmüş bulunan o ünlü eleştiri, arı, kesin, mutlak eleştiri ilan edildikten sonra bile, kendi tinselci gururu içinde, bu eleştiri tüm tarih hareketini, kendisi ile, dünyanın —kendisi karşısında "yığın"[62] kategorisi içine giren— geri kalan bölümü arasındaki ilişkiye indirgedikten ve tüm dogmatik karşıtlıkları kendi öz bilgeliği ile dünyanın budalalığı arasındaki, eleştirici İsa ile "yığın" olarak insanlık arasındaki tek dogmatik karşıtlık biçiminde çözdükten sonra bile, yığının kafa yoksulluğunu tanıtlayarak, her gün ve her saat, kendi öz yetkinliğinin kanıtını gösterdikten sonra bile, herbiri kendisine kendi yoksulluk belgesinin verildiğini gören kümeler biçiminde ondan ayrılmış bulunan[63] tüm gerileyici (décadente) insanlığın kendi karşısında toplanacağı (sayfa 238) günün yaklaştığını açıklayarak, sonunda eleştirel son yargı gününü haber verdikten sonra bile, insanal duyguların ve dünyanın üzerindeki, sadece yüce bir yalnızlık içindeki tahtından, üstünde zaman zaman alaycı dudaklarının düzeyinde Olimpos tanrılarının gülüşünü çınlattığı dünyanın üzerindeki yüksekliğini kağıtlara bastırdiktan sonra bile, — eleştiri biçimi altında cançekişen idealizmin ("genç-hegelciler"in) bütün bu eğlendirici el-kol sallamalarından sonra bile, bu eleştiri, kendi anası olan Hegel diyalektiği ile eleştirel bir açıklamaya sahip olma zorunluluğuna en uzak bir anıştırmada bile bulunmamış, hatta Feuerbach diyalektiği karşısındaki eleştirel davranışı üzerine bile [hiç bir] bilgi verememiştir. İşte kendi kendisine karşı eleştiriden büsbütün yoksun bir davranış.
        Feuerbach, hegelci diyalektik karşısında ciddi, eleştirel bir davranışa sahip ve bu alanda gerçek buluşlar yapmış bulunan tek kişidir; kısacası eski felsefenin gerçek yenicisi (vainqueur) odur. Yapmış bulunduğu şeyin büyüklüğü ve bu büyüklüğü dünyaya sunuşundaki ölçülü yalınlık, öbürlerinin tersine davranışları ile şaşırtıcı bir karşıtlık gösterir.
        Feuerbach'ın büyük eylemi şudur: l° felsefenin, fikirler biçimi altına konmuş ve düşünce tarafından açındırılmış dinden başka bir şey olmadığını;[64] insan yabancılaşmasının bir başka biçimi ve bir başka varoluş biçiminden başka bir şey olmadığını; öyleyse bir o kadar kınanabilir olduğunu tanıtlamış bulunmak;
        2° "İnsandan insana" toplumsal ilişkiyi kuramın temel ilkesi durumuna getirerek, gerçek maddecilik ve gerçek bilimi kurmuş bulunmak;[65] (sayfa 239)
        3° [ve bunları -ç.] mutlak olumlu, kendisi üzerine olumlu olarak temellenmiş ve kendisi üzerine dayanan varlık olduğunu ileri süren yadsımanın yadsınmasına karşı çıkarak [yapmak -ç.].[66]
        Feuerbach, HegeI diyalektiğini işte şöyle açıklar —(ve olumludan, duyulur kesinlikten yola çıkılmasını da böyle temellendirir)—:
        Hegel, tözün yabancılaşmasından (Mantık terimleri ile: sonsuzdan, soyut evrenselden), mutlak ve hareketsiz soyutlalamadan — yani halk diliyle söylenirse, dinden ve tanrıbilimden yola çıkar.
        İkinci olarak: Sonsuzu kaldırır; Gerçeği, duyuluru, sonluyu, sonluyu, tikeli koyar (felsefe, din ve tanrıbilimin kaldırılması).
        Üçüncü olarak: sırası gelince olumluyu kaldırır: soyutlamayı, sonsuzu yeniden kurar. Dinin ve tanrıbilimin yeniden kurulması.
        Feuerbach için yadsımanın yadsınması demek ki felsefenin kendi kendisi ile çelişkisinden tanrıbilimi (aşkın, vb.) yadsıdıktan sonra doğrulayan, öyleyse onu kendi kendisi ile karşıtlık durumunda olurlayan felsefeden başka bir şey değildir.[67]
        Olumlu olurlama ya da yadsımanın yadsınmasında (sayfa 240) içerilmiş bulunan kendini olurlama ve doğrulama, henüz kendi kendinden güvenli olmayan, demek ki kendi karşıtının etkisi altında kalmış, kendi kendinden kuşkulu, demek ki kanıt gereksinmesi duyan bir şey olarak, kendi varoluşu ile kendi kendini tanıtlamayan bir şey olarak, kabul edilmemiş bir şey olarak tasarlanmıştır, [XIII] ve duyulur kesinliğin kendi üstüne kurulu olumlu olurlaması öyleyse doğrudan doğruya ve dolayımsız olarak ona karşı çıkar.[67*]
        Ama Hegel, yadsımanın yadsınmasını —tek gerçek olumlu olarak içerdiği olumlu yön altında— tek gerçek eylem olarak ve tüm varlığın kendini belirtme eylemi olarak içerdiği olumsuz yön altında gözönünde tutarak, henüz önceden verilmiş özne olarak insanın gerçek tarihi olmayan, ama sadece insanın doğurma eylemi, doğum tarihi olan tarihin hareketinin soyut, mantıksal, kurgusal dışavurumundan başka bir şey bulmamıştır. — Biz, bu hareketin hem Hegel'deki soyut biçimini hem de ona özgü olan ve onu modern eleştiriye, Feuerbach'ın Hıristiyanlığın Özü'ndeki aynı sürecine karşı çıkaran ayrımını açıklayacak, ya da daha doğrusu bu hareketin Hegel'de henüz eleştirel olmayan eleştirel biçimini açıklayacağız.
        Hegel sistemine bir gözatalım. Hegel felsefesinin gerçek kaynak ve gizemi olan Görüngübilim ile başlamak gerekiyor.