KÜTÜPHANE | SOSYALİZMİN ALFABESİ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

DEĞİŞMEYİ SAVUNANLAR

13. ÜTOPYACI SOSYALİSTLER

Sosyalizm">

KÜTÜPHANE | SOSYALİZMİN ALFABESİ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

DEĞİŞMEYİ SAVUNANLAR

13. ÜTOPYACI SOSYALİSTLER

Sosyalizm, kapitalizmin tersine, üretim araçlarında özel mülkiyetin yerine ortak mülkiyetin, kâr için anarşik üretimin yerine kullanım için planlı üretimin bulunduğu bir sistemdir.

Sosyalizm fikri, yeni değildir. Kapitalist sistem, sanayi devriminin başlaması ve fabrika sisteminin gelişmesi ile daha yeni güçlenmeye başladığı zaman, verimsizliği, israfı, ' akıldışı oluşu ve adaletsizliği, düşünen insanlar için apaçık ortadaydı.

Aşağı yukarı 1800 yılından başlayarak, İngiltere ile Fransa'da kapitalizmin kötülükleri, broşürler, kitaplar ve konuşmalarla halka anlatılmaya başlanmıştı. Böyle eleştiriler daha önceden, 16. yüzyılda ve bunu izleyen yüzyıllarda da vardı. Ne var ki, bu konuyu ilk ele alanlar, hiç bir zaman bir taraftar yaratamamış, yalıtlanmış düşünürlerdi. Artık durum değişmişti. İngiltere'de Robert Owen'a, Fransa'da Charles Fourier ile Comte Henri de Saint-Simon'a bir bakıma öncü sosyalistler denebilir. Çünkü bunların herbirinin çevresinde, önemli ölçüde, bir hareket gelişmiştir. Bunların kitapları geniş ölçüde okunmuş, konuşmaları büyük dinleyici topluluklarını çekmiş ve bunların aracılığı ile sosyalizm fikri, Amerika gibi uzak ülkeler de dahil olmak üzere, başka yerlere de yayılmıştır.

Bunlar, toplumun o günkü durumunu suçlamakla, kötülemekle yetinmiyorlar, daha da ileri giderek, toplumun nasıl olması konusunda herbiri kendine göre, özenle düşünülmüş planlar üzerinde epeyce zaman ve çaba harcıyorlardı.

Herbiri, geleceğin ideal toplumunun, kendilerine göre görüntüsünü canlandıran ve en ufak ayrıntılara kadar inen bir manzarasını çizmiştir. Bunların kendilerine özgü ütopyaları, belirli ayrıntılarda, birbirine hiç benzememek ve farklı olmakla birlikte hepsinde ortak bir temel bulunmaktaydı.

Bunların ütopik tasarılarının hepsinde, en önemli ilk ilke, kapitalizmin ortadan kaldırılmasıydı. Bunlar kapitalist sistemde, yalnız kötülük buluyorlardı. Bu sistem, müsrif, adaletsiz ve plansızdı. Oysa bunlar, verimli ve adaletli olan planlı bir toplum istiyorlardı. Kapitalizmde, çalışmayan bir azınlık, üretim araçlarına sahip olduğu için konfor ve lüks içinde yaşıyordu. Ütopyacılar, üretim araçlarının ortak mülkiyetinde güzel bir hayata giden yolu gördüler. Böylece hayalî toplumlarında, çalışan çoğunluğun üretim araçlarının sahipliği yoluyla konfor ve lüks içinde bir hayat sürmelerini düşündüler.

Bu sosyalizmdi – ve bu, ütopyacılarm düşüydü.

Bu, Ütopyacılar için bir düş olarak kaldı, çünkü bunlar nereye gitmek istediklerini biliyor olmakla birlikte; buraya nasıl gidileceği konusundaki fikirleri pek bulanıktı. İdeal bir toplumun bir planım yapmanın, güçlüleri ya da zenginleri (ya da her ikisini) yeni düzenin doğruluğuna ve güzelliğine inandırarak çekmenin, bu düzenin küçük bir denemesini yapmanın, ve işin bundan ötesini, onu gerçekleştirecek olan bu uysal kimselerin sağduyusuna bırakmanın yeterli olacağına inanıyorlardı.

ı> Ütopyacıların saflıkları şuradaydı ki, planlarını gerçekleştirmek için başvurdukları gruplar, çıkarları, düzeni değiştirmek şöyle dursun, onu olduğu gibi korumakta ya-tan gruplardı. İsçi sınıfının girişeceği politik ve ekonomik hareketleri kabul etmemekle, yeni topluma işçilerin sınıf olarak örgütlenmesi ile değil bütün insanların iyi niyeti ve anlayışlılığı ile ulaşılacağında diretmekle toplumdaki etkin güçler konusunda da aynı yanlış anlayışı gösteriyorlardı.

Hayalî örneklere göre, minyatür toplumsal deneylere girişmekle başarıya ulaşabilecekleri düşüncesi de, aynı derecede gerçek dışıydı.

ı> O sırada bile, önceden görülebileceği gibi, "kapitalist sefaletin bulanık denizi ortasındaki mutluluk adaları" başarısızlığa uğramaya mahkûmdu, kapitalist sistem dünyanın geri kalan kısmı ile ilişkileri kesilmiş, küçük, yalıtılmış topluluklara bölünemezdi.

Ütopyacı sosyalistler, kapitalizmin yarattığı sert ve insafsız çevreye şiddetle tepki göstermiş insanseverlerdi. Kapitalist sisteme karşı geçerli ve yerinde eleştiriler yöneltmişler, daha iyi bir dünyanın kurulması için planlar hazırlamışlardır. Bunlar yeni kutsal kitaplarını yayarlarken, soruna başka bir açıdan yaklaşan iki adam dünyaya geliyordu.

Bu iki kişinin adları Karl Marx ve Friedrich Engels'ti.

KARL MARX VE FREDRICH ENGELS >>>>