ANA SAYFA | KÜTÜPHANE | LENIN

Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği

III. DİKTATÖRLÜK KONUSUNDAKİ KABA BURJUVA GÖRÜŞLER İLE MARKSİST GÖRÜŞLER


      Mehring">

 ANA SAYFA | KÜTÜPHANE | LENIN

Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği

III. DİKTATÖRLÜK KONUSUNDAKİ KABA BURJUVA GÖRÜŞLER İLE MARKSİST GÖRÜŞLER


      Mehring,
[
54] 1848'de, Neue Rheinische Zeitung'da yayınladığı Marx'ın makalelerine eklediği notlarda, burjuva basını tarafından bu gazeteye yöneltilen suçlamalardan bir tanesinin bu gazetenin hiçbir şeye dayanmaksızın "demokrasiyi sağlamanın tek aracı olarak diktatörlüğün ivedi olarak kurulması"nı istemek olduğunu söylüyor bize (Marx, Nachlass, c. III, s. 53). Kaba burjuva görüş açısından diktatörlük ve demokrasi terimleri, birbirlerini karşılıklı olarak dıştalarlar. Sınıf savaşımı teorisini anlamadan ve siyasal arenayı çeşitli (sayfa 156) burjuva çevre ve zümrelerinin küçük hır-gürleri olarak görmeye alışmış olan burjuva, diktatörlükten bütün özgürlüklerin ve demokrasinin güvencelerinin ortadan kaldırılmasını, her türlü keyfiliği, diktatörün kişisel çıkarları uğruna iktidarın kötüye kullanılmasını anlar. Aslında, Vperyod ve Proletari'nin diktatörlük sloganından yana çıkışlarını, Lenin'in "talihini deneme tutkusu"na bağlıyarak, yeni-İskra'da. "yeni kampanya"yı hızlandıran bizim Martinov'un yazılarında ortaya çıkan işte bu kaba burjuva görüştür (İskra, n° 103, s. 3, sütun 2). Bu pek hoş açıklama, burjuvazinin Neue Rheinische Zeitung'a karşı ve diktatörlük telkinine karşı yönelttiği suçlamalarla tamamen aynı düzeydedir. Marx da (burjuva liberaller tarafından, sosyal-demokratlar tarafından değil) devrim ve diktatörlük kavramlarında "ayak diretmek"le suçlanmıştır.[38*] Martinov'a, kişisel diktatörlükten farklı olarak, sınıf diktatörlüğünün anlamını ve sosyalist diktatörlükten farklı olarak, demokratik diktatörlüğün görevlerini açıklayabilmek için Neue Rheinische Zeitung'un görüşleri üzerinde durmak yanlış olmayacaktır.

      "Bir devrimden sonra, diye yazıyordu Neue Rheinische Zeitung 14 Eylül 1848'de, devletin her geçici örgütü, bir diktatörlüğü ve etkin bir diktatörlüğü gerektirir. Ta başından beri Camphausen'ı [18 Mart 1848 sonrasında bakanlar kurulu başkanı] diktatörce hareket etmediğinden ötürü, eski kurumların kalıntılarını hemen ezmediği ve yok etmediği için suçladık. (sayfa 157) Herr Camphausen kendisini anayasal düşlerle oyalarken, yenik düşmüş olan [yani gerici parti] bürokrasi ve ordu içindeki durumunu güçlendirmiş ve hatta şurada burada açık savaşıma bile başlamıştı."
[55]

      Mehring'in haklı olarak işaret ettiği gibi, bu sözler birkaç önerme içersinde Neue Rheinische Zeitung'daki Camphausen hükümeti konusundaki uzun makalelerde ayrıntılarıyla işlenmiş olan her şeyi özetlemektedir. Marx'ın bu sözleri bize ne anlatıyor? Geçici bir devrim hükümetinin diktatörce davranmak zorunda olduğunu (diktatörlük sloganına karşı çıktığından ötürü İskra'nın hiç anlayamadığı bir önerme) ve böyle bir diktatörlüğün görevinin, eski kurumların kalıntılarını yok etmek olduğunu (ki tam da bu, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin karşı-devrimle savaşım konusunda Üçüncü Kongre kararında açıkça konmuş ve yukarda da gösterildiği gibi konferans kararında yer almamıştır). Üçüncü ve son olarak, bu sôzlerden, Marx'ın devrim ve açık bir iç savaş döneminde burjuva demokratları "anayasal düşler" ile avundukları için kınadığı sonucu çıkmaktadır. Bu sözlerin anlamı, 6 Haziran 1848 tarihli Neue Rheinische Zeitung'daki makalede özellikle açık-seçik hale gelmektedir. "Ulusal bir kurucu meclis", diye yazıyordu Marx, "her şeyden önce, etkin, devrimci yönden etkin bir meclis olmalıdır. Ama Frankfurt Meclisi, hükümeti başıboş bırakırken, kendisini okul ödevi düzeyinde parlamentoculukla oyalıyordu. Diyelim ki, bu çokbilmiş meclis, derin düşüncelerden sonra, olabilecek en iyi gündemi ve en iyi anayasayı hazırlamış olsun, ama eğer Alman hükümetleri bu arada süngüyü gündeme getirmişse, olabilecek bu en iyi gündemin ve bu en iyi anayasanın yararı ne?"
[56]

      Diktatörlük sloganının anlamı işte budur. Buradan Marx'ın "bir kurucu meclis toplama kararı"nı kesin bir (sayfa 158) zafer sayan, ya da bizi "aşırı muhalefet partisi olarak kalma"ya çağıran kararlara karşı tutumunun ne olacağını kestirebiliriz!
      Ulusların yaşamlarındaki bellibaşlı sorunlar, ancak kuvvet yoluyla çözümlenirler. Şiddete, iç savaşa ilk başvuranlar, çoğu kez gerici sınıfların kendileridir; Rus otokrasisinin sistemli ve şaşmaz bir biçimde 9 ocaktan beri her yerde yaptığı gibi, "süngüyü gündeme getiren", önce kendileri olmaktadırlar. Ve böyle bir durum ortaya çıkmış bulunduğuna göre, süngü, gerçekten siyasal gündemin ana maddesi haline gelmiş bulunduğuna göre, ayaklanma kaçınılmaz ve ivedi hale gelmiş olduğuna göre -anayasal düşler ve okul ödevi düzeyindeki parlamentoculuk, olsa olsa burjuvazinin devrime ihanetinin bir örtüsü, burjuvazinin devrime "yüz çevirmesi" olgusunu gizlemenin bir örtüsü haline gelir. Bu durumda gerçek devrimci sınıfın öne sürmek zorunda olduğu slogan, işte bu diktatörlük sloganıdır.

      Bu diktatörlüğün görevleri sorununda Marx, Neue Rheinische Zeitung'da şunları yazmıştır: "Ulusal Meclis, eskimiş hükümetlerin gerici girişimlerine karşı diktatörce davranmalıydı; böylece bütün süngüleri ve dipçikleri paramparça edecek kamuoyunun gücünü kendinden yana kazanmış olurdu. ... Ama bu meclis, Alman halkını ardından sürükleyeceğine ya da onların ardından sürükleneceğine, halkı bıktırdı."
[57] Marx'ın görüşüne göre Ulusal Meclis, "Almanya'da fiilen varolan rejimden, halkın egemenliği ilkesiyle çelişen her şeyi çıkarıp atmalıydı", ve bunun ardından "devrimle kazanılmış olan halk egemenliğini bütün saldırılara karşı korumak için, dayanmakta olduğu devrimci temeli pekiştirmeliydi".[58]

      Bunun sonucu olarak, Marx'ın, 1848'de, devrimci hükümetin ya da diktatörlüğün önüne koyduğu (sayfa 159) görevler, içerikleri bakımından, ilkin ve her şeyden önce, bir demokratik devrimdi: karşı-devrime karşı savunma ve halkın egemenliği ile çelişen her şeyin fiilen tasfiyesi. Bu da, devrimci diktatörlükten başka bir şey değildir.

      Devam edelim: bu görevi (halkın egemenliği ilkesini gerçekten eksiksiz olarak sağlamayı ve karşı-devrimin saldırılarını altetmeyi) başarabilecek ve başarması gereken sınıflar, Marx'ın görüşüne göre, hangileridir? Marx "halk"tan sözediyor. Ama biz biliyoruz ki, kendisi, "halk"ın birliği ve halk arasında sınıf savaşımının yokluğu konusundaki küçük-burjuva yanılsamalara karşı her zaman amansız bir biçimde savaşmıştır. "Halk" sözcüğünü kullanmakla Marx, sınıf farklılıklarının üstünü örtmüyor, devrimi sonuna dek götürebilecek belirli unsurların birliğini kastediyor.

      18 martta Berlin proletaryasının zaferinden sonra, Neue Rheinische Zeitung, devrimin sonucunun iki yönlü olduğunu yazıyordu: "Bir yandan, halkın silahlanması, örgütlenme hakkı, halk egemenliğinin fiilen gerçekleştirilmesi; öte yandan, monarşinin ve Camphausen-Hansemann hükümetinin, yani büyük burjuvazinin temsilcilerinin hükümetinin muhafaza edilmesi. Böylece devrim, birbirlerinden ayrılmaları kaçınılmaz olan iki sonuçlar dizisi vermişti. Halk, zafere ulaşmıştı; kesinlikle demokratik nitelikte özgürlükler kazanmışlar, ama mevcut iktidar kendi ellerine değil, büyük burjuvazinin eline geçmişti. Kısacası, devrim, tamamlanmamıştı. Halk, büyük burjuvazinin temsilcilerinin hükümet kurmalarına izin vermiş ve büyük burjuvazinin bu temsilcileri, eski Prusya soylularına ve bürokrasisine bir ittifak önererek neyin peşinde olduklarını hemen ortaya koymuşlardı. Amim, Canitz ve Schwerin hükümete katıldılar.

      "Her zaman karşı-devrimci olan büyük burjuvazi, halktan, yani işçilerden ve
demokratik burjuvaziden (sayfa 160) korktuğu için gericilere bir savunma ve saldırı ittifakı kurdu." (İtalikler bize ait.)
[59]

      Böylece, yalnızca "bir kurucu meclis toplama kararı" değil, bu meclisin fiilen toplanması bile devrimin kesin zaferi için yeterli değildir! Silahlı bir savaşımın kısmi zaferinden sonra (Berlin işçilerinin 18 mart 1848'de askeri birlikler üzerinde sağladığı zafer) bile "tamamlanmamış" bir devrim, "sonuna dek götürülmemiş" bir devrim olanaklıdır. Şu halde devrimin tamamlanması neye bağlıdır? Bu, mevcut iktidarın kimin eline geçeceğine, Petrunkeviçlerin, ve Rodiçevlerin, yani Camphausen'lerin ve Hansemann'ların eline mi, yoksa halkın, yani işçilerin ve demokratik burjuvazinin eline mi geçeceğine bağlıdır. Birinci durumda burjuvazi iktidara, proletarya ise "eleştiri özgürlüğü"ne, "aşırı muhalefet partisi olarak kalma" özgürlüğüne sahip olacaktır. Zaferin hemen ardından burjuvazi gericilerle ittifak kuracaktır (örneğin St. Petersburg işçileri askeri birliklerle sokak savaşında yalnızca kısmi bir zafer sağlar ve bunu Petrunkeviç ve onun ortağı beylere bir hükümet kurmaları için, terkederlerse, bu kaçınılmaz olarak Rusya'da da böyle olacaktır). İkinci durumda, devrimci demokratik diktatörlük, yani devrimin kesin zaferi mümkün olacaktır.

      Şimdi geriye, Marx'ın büyük burjuvazinin karşısında bulunan ve işçilerle birlikte halk diye adlandırdığı "demokratik burjuvazi" (demokratische Bürgerschatt) ile gerçekte ne kastettiğini daha kesin bir biçimde tanımlamak kalıyor.

      Bu sorunun açık bir yanıtı, 29 Temmuz 1848 tarihli Neue Rheinische Zeitung'daki bir makaledeki şu pasajda verilmiştir: "... 1848 Alman Devrimi, 1789 Fransız Devriminin beceriksiz bir taklididir ancak,

      "4 Ağustos 1789'da, Bastille fırtınasından üç hafta (sayfa 161) sonra, Fransız halkı, tek bir günde, bütün feodal yükümlülüklerin üstesinden geldi.

      "11 Temmuz 1848'de, Mart barikatlarından dört ay sonra, feodal yükümlülükler Alman halkının üstesinden geldi.
Teste Gierke cum Hansemanno.
[39*]

      "1789'un Fransız burjuvazisi, müttefiklerini, köylüleri bir an olsun zor durumda bırakmadı. Biliyordu ki, egemenliği, kırda feodalizmin yıkılmasına, özgür toprak sahibi (grundbesitzenden) köylü sınıfının yaratılmasına dayanıyordu.
      "1848'in Alman burjuvazisi, hiç vicdanı sızlamaksızın, en doğal müttefikleri olan, eti etinde olan ve onlar olmaksızın aristokrasiye karşı güçsüz olduğu köylülere ihanet ediyor.
      "Feodal hakların sürdürülmesi, (aldatıcı) tazminat maskesi altında feodal hakların pekiştirilmesi - 1848 Alman Devriminin sonucu işte budur. Dağ fare doğurmuştur."
[60]

      Bu, bize, dört önemli önerme getiren çok öğretici bir bölümdür: 1° Tamamlanmamış Alman devrimi, tamamlanmış Fransız devriminden yalnızca Alman burjuvazisinin genel olarak demokrasiye ihaneti ile değil, özel olarak da köylülere ihaneti bakımından da ayrılır. 2° Özgür bir köylüler sınıfının yaratılması, demokratik devrimin kesin sonucuna götürülmesinin temelidir. 3° Böyle bir sınıfın yaratılması, feodal hizmetlerin ortadan (sayfa 162) kaldırılması, feodalizmin yıkılması demektir, ama henüz sosyalist devrim demek değildir. 4° Köylüler, burjuvazinin, yani gericiliğe karşı onlar olmaksızın "güçsüz" kalan demokratik burjuvazinin "en doğal" müttefikleridirler.

      Somut ulusal özellikler akılda tutulduğunda ve feodalizmin yerine serflik konulduğunda, bütün bu önermeler eksiksiz olarak 1905 Rusya'sına uygulanabilirler. Hiç kuşku yok ki, Marx'ın açıklığa kavuşturduğu Alman deneyimini öğrenerek, devrimin kesin zaferi için şu slogandan başka bir slogana ulaşamayız: proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü. Hiç kuşku yok ki, Marx'ın 1848'de direnen gericilerin ve hain burjuvazinin karşısına koyduğu "halk"ın belli-başlı unsurları proletarya ve köylülüktür. Hiç kuşku yok ki, Rusya'da da liberal burjuvazi ve Osvobojdenye Birliğinin bayları, köylülüğe ihanet ediyorlar ve ihanet edeceklerdir, yani sahte bir reformla yetinecekler ve toprak beyleri ile köylüler arasındaki kesin savaşımda toprak beylerinin yanını tutacaklardır. Bu savaşımda köylüleri sonuna dek destekleyebilecek olan yalnızca proletaryadır. Ensonu, hiç kuşku yok ki, Rusya'da da köylü savaşımının başarısı, yani tüm toprakların köylülere devredilmesi, eksiksiz bir demokratik devrimi simgeleyecek ve kesin sonuçlarına götürülen devrimin toplumsal temelini oluşturacak, ama bu hiçbir zaman bir sosyalist devrim, ya da küçük-burjuva ideologlarının, sosyalist-devrimcilerin sözünü ettikleri "toplumsallaştırma" olmayacaktır. Köylü ayaklanmasının başarısı, demokratik devrimin zaferi, demokratik bir cumhuriyet temeli üzerinde sosyalizm uğruna gerçek ve kesin bir savaşımın yollarını açacaktır. Bu savaşımda, toprak sahibi bir sınıf olarak köylülük, burjuvazinin demokrasi uğruna savaşımında şimdi oynamakta (sayfa 163) olduğu tutarsız ve haince rolü oynayacaktır. Bunu unutmak, sosyalizmi unutmaktır, proletaryanın gerçek çıkarları ve görevleri açısından insanın kendisini ve başkalarını aldatmasıdır.,

      1848'de Marx'ın savunduğu görüşlerin ortaya konulmasında herhangi bir eksik yan bırakmamak için, o zamanın Alman sosyal-demokrasisi (o dönemin dilini kullanacak olursak, proletaryanın komünist partisi) ile bugünün Rus sosyal-demokrasisi arasındaki temel bir ayrılığı kaydetmek gerekir. Mehring şöyle diyor:

      "Neue Rheinische Zeitung,
siyasal arenaya, 'demokrasi organı' olarak çıktı. Tüm makalelere egemen olan eğilimin bu olduğundan kuşku yoktur. Ama ilk planda, burjuvazininkiler karşısında proletaryanın çıkarlarını savunmaktan çok, mutlakıyete ve feodalizme karşı burjuva devrimin çıkarlarını savunuyordu. Devrim yılları sırasında, bu gazetenin sütunlarında bağımsız bir işçi sınıfı hareketi konusunda çok az şey yer alıyordu, ama şunu da unutmamak gerekir ki, bu gazeteyle birlikte Moll ve Schapper'in yönetiminde haftada iki kez Köln İşçileri Birliğinin
[61] özel bir organı da çıkmaktaydı. Bununla birlikte, bu gazetenin en yetenekli beyni Stephan Born'un Paris ve Brüksel'de Marx ve Engels'in öğrencisi olmasına ve 1848'de gazetenin Berlin muhabiri bulunmasına karşın, Neue Rheinische Zeitung'un o zamanın Alman işçi sınıfı hareketine çok az eğilmiş olmasına bugünün okuru şaşacaktır. Anılar'ında Born, Marx ve Engels'in işçiler arasında kendisinin yürüttüğü ajitasyonu onaylamadıklarını gösterir tek sözcük olsun etmediklerini söylüyor. Ancak, Engels'in daha sonradan yaptığı açıklamalar, kendilerinin bu ajitasyonun yöntemleri konusunda, hiç değilse, hoşnutsuzluk duymuş olabileceklerini göstermektedir. Born'un, Almanya'nın büyük bir kesimindeki sınıf bilinci henüz tam olarak gelişmemiş (sayfa 164) proletaryaya birçok ödünler, Komünist Manifesto'nun bakış açısından eleştirildiğinde iler-tutar yanı kalmayan ödünler vermek zorunda kalmış olması bakımından, gösterdikleri hoşnutsuzlukta haklıydılar. Born'un ajitasyonunu her şeye karşın oldukça yüksek bir düzeyde tutabilmiş olması bakımından, gösterdikleri hoşnutsuzlukta haksızdır. Kuşku yok ki, Marx ve Engels, işçi sınıfının birincil çıkarının, burjuva devrimi olabildiğince ileriye götürmek olduğu yolundaki düşüncelerinde, tarihsel ve siyasal açıdan haklıydılar. Nisan 1849'da işçilerin özel bir işçi örgütünden yana olduklarını açıklamaları ve özellikle Doğu Elbe [Doğu Prusya] proletaryası tarafından hazırlanmakta olan işçi kongresine katılma yolunda aldıkları karar, işçi sınıfı hareketinin basit içgüdüsünün nasıl en parlak düşünürlerin anlayışlarını bile düzeltebilme yeteneğine sahip bulunduğunu çarpıcı bir biçimde tanıtlamıştır."

      Böylece, ancak Nisan 1849'da, devrimci bir gazetenin çıkmaya başlamasından aşağıyukarı bir yıl sonradır ki (Neue Rheinische Zeitung, yayına, 1 Haziran 1848'de başlamıştır), Marx ve Engels, özel bir işçi sınıfı örgütünden yana olduklarını açıklamışlardır! O zamana dek bir işçi sınıfı partisiyle herhangi bir örgütsel bağı olmayan bir "demokrasi organı" çıkarmakla yetiniyorlardı. Bugün, bize, korkunç ve olanaksız gibi görünen bu olgu, o günlerin Alman Sosyal-Demokrat Partisiyle, bugünün Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisi arasında çok büyük farklar olduğunu açıkça göstermektedir. Bu olgu, Alman demokratik devriminde, hareketin proleter özelliklerinin, proleter akımın, ne denli az olduğunu göstermektedir (1848'de Almanya'nın hem ekonomik ve hem de siyasal geriliği -devlet bütünlüğüne sahip olmayışı- yüzünden). Bu dönemde ve daha sonrasında bağımsız bir proletarya partisinin örgütlendirilmesinin gereği (sayfa 165) konusunda Marx'ın yineleyerek yaptığı açıklamaların değerlendirilmesinde, bu (örneğin Plehanov'un yaptığı gibi)
[40*] unutulmamalıdır. Marx, bu pratik sonuca, demokratik devrim deneyiminin bir sonucu olarak ancak aşağıyukarı bir yıl sonra varmıştır - bu sırada Almanya'da esmekte olan hava o denli darkafalı, o denli küçük-burjuvacaydı ki. Bu sonuç, bizim için, uluslararası sosyal- demokrasinin yarım yüzyıllık deneyiminin çok iyi bilinen ve somut bir kazanımıdır - temeli üzerinde Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisini örgütlemeye başladığımız bir kazanım. Bizim durumumuzda, örneğin proletaryanın sosyal-demokrat partisinin dışında kalan devrimci proleter gazeteleri, ya da bunların bir an için bile salt "demokrasi organları" olarak yayınlanmaları diye bir sorun sözkonusu olamaz.

      Ama Marx ile Stephan Born arasında pek ortaya çıkmamış bulunan çelişki, bizim durumumuzda, devrimimizin demokratik akışı içersinde, kendisini çok daha güçlü bir biçimde ortaya koyan proletarya akımı yüzünden çok daha gelişmiş bir biçimde mevcuttur. Marx ve Engels'in Stephan Born tarafından yürütülen ajitasyon konusundaki olası lıoşnutsuzluklarından sözederken Mehring, çok yumuşak ve kaçamaklı bir dil kullanmıştır. Engels'in Born hakkında 1885'te söyledikleri şunlardır (Enthüllungen über den Kommunistenprozess zu Köln, Zürih 1885 adlı yapıta yazdığı önsözde) :

      Komünist Birlik
[62] üyeleri her yerde en uçtaki demokratik hareketin başında bulunmuşlar ve böylelikle Birliğin kusursuz bir devrimci eylem okulu olduğunu tanıtlamışlardır. "Birliğin etkin bir üyesi olarak Brüksel ve Paris'te çalışmış olan mürettip Stephan Bom, Berlin'de oldukça yaygınlaşan ve 1850'ye dek varlığını (sayfa 166) sürdüren İşçi Kardeşliğini (Arbeiterverbriiderung) kurmuştur. Ancak, siyasal bir kişi olmakta çok acele etmiş, ardına bir kalabalık takabilmek için her türden ayaktakımı (Krethi und Plethi) ile 'kardeşleşmiş' olan bu çok yetenekli Born, hiç de çelişmekte olan eğilimleri birleştirebilecek ve kargaşalığa ışık tutabilecek bir adam değildi. Bunun sonucu, derneğin resmi yayınlarında Komünist Manifesto'nun temsil ettiği görüşler, lonca anıları, lonca hevesleri, Louis Blanc ve Proudhon kırıntıları, himayecilik vb. ile birbirlerine karıştırılarak çorba haline getirilmişti; kısacası herkesi (alle alles sein) hoşnut etmek istemişlerdi. Özellikle, grevler, sendikalar ve üretici kooperatifleri ile uğraşılıyor , ama her şeyden önce, bunun, bu gibi şeylerin kalıcı bir temel üzerinde gerçekleştirilebilecekleri tek şey olan bu alanın, önce siyasal zaferler yoluyla ele geçirilmesi sorun olduğu unutuluyordu [İtalikler benimdir]. Daha sonra, gericiliğin zaferleri, kardeşliğin önderlerini devrimci savaşıma doğrudan katılmanın gerekliliğini kavramaya zorladığında, çevrelerine toplamış oldukları şaşkın yığın tarafından doğal olarak yalnız bırakılmışlardır. Born, Mayıs 1849 Dresden ayaklanmasına katıldı ve şans eseri olarak paçayı kurtardı. Ama proletaryanın büyük siyasal hareketinin tersine, İşçi Kardeşliğinin yalnızca kağıt üzerinde kalan ve gericiliğin 1850'ye kadar, ve bazı şubelerini de daha sonraki yıllara kadar kapatmaya gerek duymadığı ikincil bir rol oynayan salt bir Sonderbund (ayrı bir birlik) olduğu ortaya çıktı. Gerçek adı Buttermilch[41*] olan Born, siyasal bir kişi değil, artık (sayfa 167) Marx'ı lonca diline çevirmeyi bırakıp uysal Renan'ı kendi dalkavuk Almancasına çeviren bir küçük İsviçre profesörü oldu."[64]

      Demokratik devrimde sosyal-demokrasinin iki taktiğini Engels işte böyle değerlendiriyordu!
      Bizim yeni-iskracılar da ekonomizme eğilim duyuyorlar, ve hem de bunu monarşist burjuvaziden "gerçeği gördüler" övgüsünü almak için, akılalmaz bir çaba göstererek yapıyorlar. Bunlar da ekonomistlere yağ çekerek, "inisiyatif", "demokrasi", "özerklik", vb., vb. sloganlarıyla geri yığınları demagojik bir biçimde kendilerine çekerek; kendi çevrelerinde ne idüğü belirsiz bir kalabalık topluyorlar; bunların işçi birlikleri de çoğu kez yeni-İskra'nın Hlestakov tipi
[65] sayfalarında kalmaktadır. Bunların sloganları ve kararları "proletaryanın büyük siyasal hareketi"nin görevlerini kavramada benzer bir başarısızlık ortaya koymaktadır. (sayfa 168)
Dipnotlar

[1*] Burada kastedilen Potemkin zırhlısındaki ayaklanmadır.[2] [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[2*] Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresine (Londra, Mayıs 1905) yalnız bolşevikler, Cenevre "Konferansına" da (aynı dönem) yalnız menşevikler katıldılar; biz konferansa katılanların bu kitapçıkta çoğu kez "yeni-İskra grubu" diye adlandırıyoruz. Çünkü bunlar, İskra'yı yayınlamaya devam ederken, o zamanki siyasal dostları Trotski'nin ağzıyla, eski-İskra ile yeni-İskra arasında bir uçurum kazıldığını ilan ettiler. [Yazarın 1907 baskısına notu]
[3*] Bu kararın tam metni, kitapçığın 400. 403, 407. 431, ve 433. sayfalarındaki aktarmalar birbirine eklenerek elde edilebilir. [1907 baskısına yazarın notu. Bu kitapta, 27, 35-36. 43, 39-90 ve 95. sayfalara bakınız.]
[4*] İşte bu kararın tam metni:
      "Kongre, partinin ekonomizme karşı verdiği savaşımdan bu yana geçen süre içersinde, RSDİP'nin içinde, değişik ölçü ve açıda ekonomizme yakın bazı eğilimlerin varolup gittiklerini ve proleter savaşım içersindeki sınıf bilincine sahip unsurları küçümsemek ve onları kendiliğindenciliğe bağımlı kılmak yolunda ortak bir eğilim gösterdiklerini saptar. Örgütlenme sorununda, bu eğilimlerin temsilcileri, teoride, düzenli bir biçimde yürütülen parti çalışmalarıyla uyuşmayan süreç-içinde-örgütlenme ilkesini öne sürerlerken, pratikte de, birçok durumlarda parti disiplininden sistemli olarak sapmakta ve başka durumlarda da, partinin en geri kesimlerine Rus yaşamının nesnel koşullarını hesaba katmadan, seçim ilkesinin yaygın bir biçimde uygulanması düşüncesini öğütlüyor ve bugünkü durumda, parti bağları için esas olan tek temel şeyi yıkmaya çalışıyorlar. Taktik sorunlarda, bunlar, liberal burjuva partilere karşı partinin tam bağımsız bir taktik izlemesine karşı çıkarak, çarlığa karşı halk ayaklanmasında partimizin örgütlendirici bir rol oynamasının olanağına ve yararına karşı çıkarak, hangi durumda olursa olsun partinin geçici demokratik devrim hükümetine katılmasına karşı çıkarak, parti çalışmalarını sınırlandırıcı bir çaba göstermektedirler.
      "Kongre, bütün parti üyelerini, her yerde, fikir alanında, devrimci sosyal-demokrasinin ilkelerinden kısmen de olsa bu tür sapmalara karşı güçlü bir savaşımı sürdürmeye çağırır, ama aynı zamanda, bu fikirlere kapılmış olan kişilerin, parti kongrelerini, tüzüğünü tanımaları ve kayıtsız-şartsız parti disiplinine tamamen boyun eğmeleri koşuluyla parti örgütlerine girmelerini uygun görür." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[5*] Ulusal Meclis. -ç.
[6*] Devrim arifesinde hükümetin taktiklerine karşı alınacak, tutumumla ilgili kararın metni şudur:
      "Bugünkü devrimci dönemde, hükümetin, kendini koruma amacıyla, daha çok proletaryanın bilinçli unsurlarına karşı yönelmiş alışılagelen baskı önlemlerini artırırken, aynı zamanda, 1° ödünlerle ve reform vaatleriyle işçi sınıfını siyasal bakımdan yozlaştırmaya ve onu, böylelikle, devrimci savaşımdan uzaklaştırmaya çalışmakta; 2° gene bu amaçla, sahte demokratik biçimler içersinde ikiyüzlü ödün siyasetini, işçileri komisyonlara ve konferanslara kendi temsilcilerini seçmeye çağırmaktan, Zemskl Sobor türünden sahte bir halk temsilciliğinin kurulmasına kadar varan bir örtüyle gizlemekte; 3° kara-yüzler
[17] denilenleri örgütlemekte ve halkın genel olarak gerici, bilisiz, ya da ırkçı ya da dinsel düşmanlıklarla gözü dönmüş unsurlarını devrime karşı kışkırtmakta olduğunu gözönünde bulunduran RSDİP Üçüncü Kongresi, partinin bütün örgütlerini:
      "a)
Propaganda ve bilinçlendirme eylemlerinde, bir yandan, hükümet ödünlerinin gerici amaçlarının maskelerini düşürmeye, bu ödünlerin zor karşısında verildiğini belirtmeye, öte yandan da otokrasinin proletaryayı tatmin edecek reformları kabul etmesinin olanaksızlığını belirtmeye:
      "b)
Bu cinsten önlemlerin gerçek amaçları konusunda işçileri aydınlatmak ve eşit, tek dereceli ve gizli, genel oyla seçilmiş bir kurucu meclisin devrimci yoldan toplantıya çağrılmasının proletarya için taşıdığı önemi tanıtlamak için seçim kampanyasından yararlanmaya;
      "c) Sekiz saatlik işgününün devrimci yoldan hemen sağlanması için ve işçi sınıfının öteki ivedi istemlerinin yerine getirilmesi için proletaryayı örgütlendirmeye;
      "d)
Kara-yüzlerin ve genel olarak hükümetin yönettiği bütün gerici unsurlara karşı silahlı direnmeyi örgütlendirmeye çağırır." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[7*] Vperyod gazetesi, Cenevre'de.,Ocak 1905'te. partinin bolşevik kesiminin organı olarak yayınlanmaya başlandı. Ocaktan mayıs ayına kadar 18 sayısı çıktı. Mayıstan sonra, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi kararı gereğince RSDİP Merkez Organı Proletari, Vperyod'un yerini aldı. (Bu kongre, Londra'da, mayıs ayında yapılmıştı; menşevikler katılmamışlar ve Cenevre'de bir "konferans" toplamışlardı.) [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[8*] Geçmiş zaman. -ç.
[9*] Sonsuzluk açısından. -ç.
[10*] "Sosyalist-devrimciler"in eylemlerinin nesnel niteliği, devrimci ve cumhuriyetçi burjuvazinin amaçlarının gerçekleştirilmesi görevine indirgenebilirse de, bu grup böyle bir partinin çekirdeği olmaktan çok, bir terörist aydınlar grubudur.
[11*] Biz burada ayrı kararlarda ele alınmış bulunan özel köylü sloganlarına değinmiyoruz.
[12*] İngilizce metinde: landlord; Fransızca metinde: propriéetaires foncier. -ç.
[13*] İngilizce metinde, serf-owning system. -ç.
[14*] Bkz: Osvobojdenye. n° 7l, s. 337, dipnot 2.
[15*] Sonuncu olarak, ama önemi bakımından sonuncu olarak değil. -ç.
[16*] Starover'in Üçüncü Kongre tarafından reddedilen kararında[28] ve konferansın aynı ölçüde zayıf olan kararında yapılmaya çalışıldığı gibi.
[17*] Peki Zemstvo üyelerinin iradelerine göre davranmalarını nasıl önleyeceksiniz? Yoksa onlar için de özel bir "turnusol kağıdı" mı kullanılacak?
[18*] Hey Tanrım! İşte size "derinleştirilmiş" taktik! Sokaklarda dövüşmeye gücümüz yetmiyor, ama "zora başvurarak milletvekillerini bölebiliriz". Tiflisli yoldaşım, gerekiyorsa yalan söyle, ama bunun da bir sınırı vardır...
[19*] Nikola tarafından mı?
[20*] İskra'da mı?
[21*] İşte "hükümetteki tutucuların tasfiyesi" taktiğinin anlamı budur!
[22*] ...Ama eğer bu doğru ve derin taktiği izleyecek olursak, böyle bir şeye elbette olamaz!
[23*] Hem silaha sarılmış ve hem de "hükümetten uzaklaştırılmış" tutucular?
[24*] "Bay Lenin'in ve arkadaşlarının devrimciliği karşısında. Bebel'in ve hatta Kautsky'nin Batı Avrupa sosyal-demokrasisinin devrimciliği oportünizmdir, ama zaten yumuşatılmış bulunan bu devrimciliğin bile temelleri tarih tarafından çökertilmiş ve izleri silinip süpürülmüştür." Biraz ileri gitmektir bu. Ancak, Bay Struve artık hayatta bulunmayan muhalifine yapabileceği gibi bütün suçu benim sırtıma yükleyebileceğini sanmamalıdır. Böyle bir meydan okumaya hiçbir zaman karşılık vermeyeceğinden emin olsam bile, Bay Slruve'den şu sorulara yanıt vermesini istemem yeterlidir. Ben, ne zaman ve nerede, "Bebel ve Kaulsky'nin devrimciliklerine, oportünizm demişim? Ben, ne zaman ve nerede uluslararası sosyal-demokrasi içinde Bebel ve Kaulsky eğilimi ile aynı olmayan herhangi bir özel eğilim yarattığımı ileri sürmüşüm? Benimle Bebel ve Kautsky arasındaki farklılıklar -Bebel ve Kaulsky arasında, örneğin Breslau'da tarım sorunu üzerinde ortaya çıkmış bulunan farklılıklara ciddiliği yönünden biraz olsun benzeyen farklılıklar[32]- ne zaman ve nerede açığa çıkarılmıştır? Bay Struve bu üç soruyu yanıtlamaya çalışsın bakalım.
      Okurlarımıza ise şunu söylüyoruz: liberal burjuvazi her yerde ve her zaman belirli bir ülkedeki yandaşlarını o ülkenin sosyal-demokratlarının çok mantıksız kişiler olduklarına, oysa bunların komşu ülkelerdeki yoldaşlarının "uslu çocuklar" olduklarına inandıracak yöntemler kullanır. Alman burjuvazisi yüzlerce kez "uslu çocuklar olan" Fransız sosyalistlerini, Bebel'lere ve Kautsky'lere örnek olarak gösteriyor. Fransız burjuvazisi çok kısa bir süre önce "uslu çocuk" Bebel'i Fransız sosyalistlerine örnek olarak göstermişti. Bu, eski bir oyundur Bay Slruve. Böyle bir oltaya ancak çocuklar ve: bilisizler gelebilir. Uluslararası devrimci sosyal-demokrasinin program ve taktiklere ilişkin belli başlı bütün sorunlardaki kesin oybirliği en sugötürmez bir olgudur.
[25*] Osvobojdenye'nin "Ne Yapmamak Gerek?" (İskra, n° 52) başlıklı yazıyı büyük gürültülerle onayladığını ve bunda oportünistlere ödün bakımından "kayda değer bir gelişme" gördüğünü okura anımsatalım. Yeni-İskra düşüncelerinin teme1inde yatan ilkeler, Rus sosyal-demokratları arasındaki bölünmeye ilişkin makalede Osvobojdenye tarafından özellikle övülmüştür. Trotski'nln, Siyasal Görevlerimiz broşüründen sözeden Osvobojdenye, bu yazarın fikirleri ile eskiden Raboçeye Dyelo yazarlarından Kriçevskl, Martinov, Akimov'un söyledikleri ye yazdıkları arasındaki benzerliğe işaret etmiştir. (Vperyod'da yayınlanan "Nazik Bir Liberal" başlıklı bildiriye bakınız.) Osvobojdenye, Martinov'un iki diktatörlük konusundaki broşürünü çok iyi karşılamıştı (bu konuyla ilgili olarak Vperyod, n° 9'a bakınız). Ensonu, Starover'in eski-İskra'nın eski "ilkin bir sınır çizgisi çek, sonra birleş" sloganı konusundaki gecikmiş yakınmaları Osvobojdenye'den özel bir yakınlık görmüştü.
[26*] Tam metin şöyledir:
      "1. Proletaryanın, durumu gereği, en ileri ve biricik tutarlı devrimci sınıf olduğundan, Rusya'daki genel demokratik devrimci harekette başrolü oynaması gerektiğine göre;
      "2. Bu hareket şu anda. daha şimdiden bir silahlı ayaklanmayı zorunlu hale getirmiş olduğuna göre;
      "3. Proletarya, bu ayaklanmada, kaçınılmaz olarak en enerjik rolü oynayacağına ve proletaryanın katılması Rusya'da devrimin yazgısını belirleyeceğine göre;
      "4. Proletarya, ancak onun savaşımını hem ideolojik, hem pratik bakımdan yöneten Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin bayrağı altında tek ve bağımsız bir siyasal güç olarak birleşirse bu devrime önderlik edeceğine göre;
      "5. Bu rolün yerine getirilmesi, proletaryaya burjuva demokratik Rusya'nın mülk sahibi sınıflarına karşı sosyalizm uğruna savaşım için en elverişli koşulları bu rolün yerine getirilmesi sağlayacağına göre;
      "RSDİP Üçüncü Kongresi, proletaryayı silahlı ayaklanma yoluyla otokrasiye karşı doğrudan doğruya savaşım için örgütlendirme görevinin, içinde bulunduğumuz devrimci anda partinin başlıca ve en ivedi görevlerinden biri olduğu görüşündedir.
      "Buna göre, Kongre, bütün parti örgütlerine şu yönergeyi verir:
      "a) Proletaryaya propaganda ve ajitasyon yoluyla önümüzdeki silahlı ayaklanmanın yalnızca siyasal anlamının değil, aynı zamanda bu ayaklanmanın pratik örgütsel yönlerinin de anlatılması.
      "b) Ayaklanmanın başlangıcında ve seyri sırasında büyük önem kazanması mümkün olan yığınsal siyasal grevlerin bu propaganda ve ajitasyon içersindeki rolünün açıklanması, ve
      "c) Proletaryayı silahlandırmak için ve aynı zamanda silahlı ayaklanmanın ve bu ayaklanmanın doğrudan önderliğinin planlanması için en enerjik adımların atılması ve bu amaçla gerektiği anda parti işçilerinden özel gruplar kurulması." [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[27*] Bkz: Proletari, n° 3, "Geçici Devrim Hükümeti Üzerine" ikinci makale, 1905.
[28*] Tefrika. -ç.
[29*] Özgürlük koşullarında daha yaygın ve hızlı olan kapitalizmin gelişmesi, irade birliğine kaçınılmaz olarak kısa zamanda son verecektir, karşı-devrim ve gericilik ne denli erken ezilirse, bu da o denli çabuk olacaktır.
[30*] 4 Haziran 1905'te çıkan Proletari n° 4, "Yeni Bir Devrimci İşçi Derneği" başlığını taşıyan uzun bir makale içeriyordu. Bu makale, "Rus Kurtuluş Birliği" adını almış olan ve bir ayaklanma yoluyla kurucu bir meclis toplamayı kendisine amaç edinmiş bulunan bu birlik tarafından yapılmış çağrıların içeriğini vermekteydi. Makale, ayrıca, sosyal-demokratların bu tür partiden ayrı birliklere karşı olan tutumunu da tanımlamaktadır. Bu birliğin ne ölçüde varolduğu ve devrimde oynadığı rolün ne olduğu bizim için tamamen bir bilinmezdir. [Yazarın 1907 baskısına notu.]
[31*] Kısa bir süre önce Jaurés tarafından L'Humanite'de[46]. ve Bay Struve ve tarafından da Osvobojdenye, n° 72'de yayınlanmış bulunan Bay Struve'nin Jaurés'e açık mektubu bu bakımdan ilginçtir.
[32*] Esas güdü. -ç.
[33*] Başlangıç. -ç.
[34*] Bkz. Prokopoviç, Rusya'daki İşçi Sorunu.
[35*] Saçmalığa indirgeme. -ç.
[36*] Kahkahalarınızı tutunuz dostlar!
[37*] "Şimdi artık hepimiz sosyalistiz". -ç.
[38*] Bu son iki tümce, çeviri için gözönünde bulundurduğumuz çeviriler arasında, bu yapıtın Bureau d'Editions tarafından Duex Tactiques, (Paris 1932) başlığı altında yayınlarıan Fransızca çevirisinde (s.. 151) ve Progress Publishers tarafından yayınlanan Collected Works, vol. 9'da (Moscow 1965. s. 131) yoktur. Yalnız. gene Progress Publishers tarafından yayınlanan V. İ. Lenin, Two Tactics of Social-Demokracy in the Democratic Revolution (Moscow 1970, s. 1791 baskısında vardır. -Sol Yayınları.
[39*] "Gierke ve Hansemann tanıktırlar:" Hansemann, büyük burjuvaziyi temsil eden bir bakandı (Rusya'daki karşılığı: Trubetskoy ya da Rodiçev ve benzerleri); Gierke ise, Hansemann hükümetinde "feodal yükümlülükleri kaldıran" bir plan, "yürekli" bir plan hazırlamış olan tarım bakanıydı. Bu plan, görünürde bu yükümlülükleri "tazminatsız" kaldırmaktaydı, ama aslında bu plan önemli yükümlülükler için tazminatları korurken ya da tazminat getirirken, yalnızca daha küçük ve önemsiz yükümlülükleri kaldırmaktaydı. Herr Gierke, "köylü mülkiyetinin genişlemesini" arzulayan toprak beylerini de gücendirmek istemeyen Rus Kablukovlar, Manllovlar, Hertzenstein'lar ve benzeri mujik dostu burjuva liberaller gibi bir şeydi.
[40*] Parantez içindeki tümcecik, yalnızca Progress Publishers, Moscow 1970 basımında (s. 189) vardır. -Sol Yayınları.
[41*] Engels'i çevirirken, birinci baskıda Buttermilch sözcüğünü özel isim olarak değil de cins isim olarak almakla bir hata yaptım. Bu hata, doğal olarak, menşeviklerde büyük bir sevinç yarattı. Koltsov. 'Engels'ı daha da derinleştirdiğimi" yazdı (makaleler derlemesi olan İki Yıl'da yeni basımı yapılmıştır) ve Plehanov şimdi bile bu hatayı Tovariş'te[63] anımsatıyor -kısacası, bu hata, Almanya'da 1848'in işçi sınıfı hareketi içindeki iki eğilim, Born eğilimini (bizim ekonomistlere yakındır) ve marksist eğilim sorununu geçiştirmek için mükemmel bir bahane yaratmıştır. Born'un adıyla ilgili olsa bile, bir muhalifin hatasından yararlanmaktan daha doğal bir şey olamaz. Ama bir çeviri düzeltmesini iki taktik sorununun özünü geçiştirmek için kullanmak asıl sorundan kaçmak demektir. [Yazarın 1907 baskısına notu.]

Açıklayıcı Notlar

[1] Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği, Lenin tarafından Cenevre'de Haziran-Temmuz 1905'te yazıldı. Kitap 1905 Temmuzunun sonlarına doğru Cenevre'de, RSDİP'nin Merkez Komitesi tarafından yayınlandı. Aynı yıl içinde Rusya'da iki kez daha yayınlandı. Birinci kez, RSDİP Merkez Komitesi tarafından, ikinci kez de partinin Moskova komitesi tarafından. Bu son baskı, 10.000 adetti.
      Kitap, bütün ülkede, özellikle St. Petersburg, Moskova, Kazan, Tillis ve Bakü'da, gizli olarak dağıtıldı. 19 Şubat 1907'de St. Petersburg Basın Dairesi tarafından yasaklandı ve aynı yılın 22 Aralığında St. Petersburg mahkemeleri kitabın imhasına karar verdi. -3.
[2] Potemkin zırh!ısındaki ayak!anma, 14 (27) Haziran 1905'te patlak verdi. Mürettebat, savaş gemisini bir genel grevin gelişmekte bulunduğu Odesa limanına getirdi. Bununla birlikte, Odesa işçileriyle Potemkin tayfalarının birlikte hareket etmeleri için çok elverişli olan olanaklar kullanılamadı. Birbirini izleyen tutuklamalar Odesa bolşevik örgütünü zayıflatmıştı ve bu örgütte birlik yoktu. Menşevikler, silahlı ayaklanmaya karşıydılar ve işçilerle denizcilerin saldırı hareketine geçmelerini önlediler. Çar hükümeti, bütün Karadeniz filosuna Potemkin ayaklanmasını bastırma emrini verdi. Ama mürettebat bu savaş gemisine ateş açmayı reddetti. Subaylar, gemilerini geri çekmek zorunda kaldılar. Karadeniz'de onbir gün seyrettikten sonra Potemkin mürettebatı, yiyecek ve kömür yokluğundan, gemiyi bir Romanya limanına götürmek ve oradaki yetkililere teslim olmak zorunda kaldılar. Denizcilerin çoğunluğu yurtdışında kaldı. Rusya'ya dönenler tutuklandılar ve harp divanında yargılandılar.
      Potemkin ayaklanması başarısız oldu, ama büyük bir savaş gemisinin mürettebatının devrime katılmış olması, otokrasiye karşı savaşımın gelişmesinde önemli bir aşama oldu. Lenin, buna, "Bir devrim ordusunun nüvesini kurma çabası" demiştir. -7.
[3] Proletari ("Proleter"). - İllegal, haftalık bolşevik gazetesinin adı. RSDİP'nin resmi organı. Partinin Üçüncü Kongresinin bir kararına uygun olarak kurulmuştur. Lenin, Parti Merkez Komitesinin 27 Nisan (10 Mayıs) 1905 tarihli genel toplantısında alınan kararla Proletari'nin başına geçirildi.
      Proletari,
Cenevre'de, 14 (27) Mayıs 1905'ten 12 (25) Kasım 1905'e kadar, toplam 26 sayı yayınlandı. Proletari, eski leninist İskra'nın siyasetini sürdürdü ve bolşevik gazetesi Vperyod ile aynı yolu izledi.
      Lenin, Proletari'ye, toplam olarak, 90 makale ve haber yazmıştır. Bu makaleler, yerel bolşevik dergilerde yeniden basılmış ya da broşürler halinde yayınlanmıştır.
      Lenin'in Rusya'ya hareket etmesinden kısa bir süre sonra Proletari'nin yayını durduruldu. Son 25 ve 26'ncı sayılar V. Vorovski yönetiminde yayınlanmıştır. -7.
[4] Sosyalist-Devrimci Partinin programı, 29 Aralık 1906'dan 6 Ocak 1906'ya kadar Finlandiya'da toplanmış olan birinci kongrede onaylanmıştı.
      Sosyalist-Devrimci Parti.
- 1901'in sonunda ve 1902'nin başlarında Rusya'da kurulan bir küçük-burjuva partisidir. Değişik narodnik grupları, Revolutsiyonnaya Rossiya ("Devrimci Rusya", 1900-1905) adlı gazete ile Vestnik Ruskoy Revolutsi ("Rus Devrimi Habercisi", 1901-1905) adlı derginin çabalarıyla biraraya getirilmiş ve bu parti kurulmuştur. Sözkonusu gazete ve dergi, bu partinin organı idi. Sosyalist-devrimcilerin görüşleri, narodizmle revizyonizmin seçmeci bir karmasıydı. Lenin'in dediği gibi, onlar, "narodizmdeki yırtıkları, marksizmin oportünizmi eleştiri parçaları" ile yamamaya çalıştılar. Sosyalist-devrimciler, proletarya ile küçük mülk sahipleri arasında hiçbir sınıf farkı göremediler, köylülük arasındaki sınıfsal tabakalaşmayı ve çelişkileri gizlemeye çalıştılar ve devrimde proletaryanın önderlik rolünü reddettiler. Çarlık istibdadına karşı başlıca savaş yolu olarak gördükleri ve savundukları bireysel terörizm, devrimci harekete büyük zarar verdi.
      Sosyalist-devrimcilerin tarım programı, özel toprak mülkiyetinin kaldırılmasını, toprağın köy topluluklarına, eşit tasarruf hakları çerçevesinde aktarılmasını ve kooperatiflerin geliştirilmesini öngörüyordu. Lenin'in, yalnızca toprakta özel mülkiyetin iptaliyle sermayenin egemenliği ve kitlelerin yoksulluğunun sona erdirilemeyeceğini gösterdiği gibi, "toprağın sosyalizasyonu" adı verilen bu programın sosyalizmle ilişkisi yoktu. Aynı zamanda eşit tasarruf hakkı istemi, niteliği gereği sosyalist olmasa bile, Lenin'in de işaret ettiği gibi, toprakbeyliğine yöneltilmiş olduğu kadarıyla, ilerici, devrimci demokratik bir nitelik taşıyordu.
      Bolşevikler, sosyalist-devrimcilerin kendilerini sosyalist olarak yutturma çabalarının maskesini düşürdüler, köylü üzerinde etkin olabilmek için onlara karşı inatla savaştılar ve onların bireysel terörizm taktiklerinin, işçi sınıfı hareketine ne kadar zararlı olduğunu gösterdiler. Ancak, aynı zamanda çarlığa karşı savaşımda bolşevikler, sosyalist-devrimcilerle geçici anlaşmalar yaptılar. İlk Rus devrimi sırasında, partinin sağ kanadı ayrıldı ve legal Trudovik Halkçı Sosyalist Partisini kurdu. Bu parti, görüşlerinde, kadetlere (liberal-monarşist burjuvazinin partisine) yakındı. Partinin sol kanadı ise yarı-anarşist Maksimalist Birlik şekline girdi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, sosyalist-devrimcilerin çoğu, sosyal-şovenizmin görüşlerini benimsediler.
      1917 Şubatında, burjuva demokratik devrimin zaferinden sonra, karşı-devrimci burjuva-büyük toprak sahipleri geçici hükümetinin başlıca dayanağı, menşeviklerin ve kadetlerin yanısıra sosyalist-devrimcilerdi. Bu karşı-devrimci hükümette, partinin liderleri (Kerenski, Avksentiyev, Çernov) üye olarak bulunuyordu. Partinin sol kanadı, 1917 Kasımının sonunda, köylü yığınları üzerindeki etkisini korumak çabasıyla, bağımsız Sol Sosyalist-Devrimci Partisini meydana getirdi. Sovyet hükümetini resmen tanıdı ve bolşeviklerle bir anlaşmaya girdi, ama pek kısa bir süre sonra, yeniden Sovvet iktidarına karşı savaşıma girişti.
      Dış müdahale ve iç savaş yıllarında sosyalist-devrimciler, karşı-devrimci, bozguncu eylemde bulundular, yabancı orduları ve beyaz generalleri etkin olarak desteklediler. Karşı-devrimci komplolara karıştılar , ve Sovyet devletinin ve Komünist Partisinin liderlerine karşı terörist hareketlere giriştiler. İç savaşın sona ermesinden sonra, sosyalist-devrimciler, düşmanca anti-sovyet eylemlerini, ülke içinde ve Beyaz muhacirler çevrelerinde sürdürdüler. -8.
[5] Narodnizm. - 1860'larda ve 1870'lerde Rus devrim hareketi içersindeki bir küçük-burjuva eğilimi. Narodniklere göre kapitalizm Rusya'da raslansal bir görüngüydü ve bunun sonucu olarak proletarya Rusya'da gelişmeyecekti. Bunlar köylülüğü temel devrimci güç, ve köy komününü de sosyalizmin gelişmesinin temeli olarak görüyorlardı. Narodnik sosyalizmi, bilimsel sosyalizmden çok uzaklardaydı ve nesnel toplumsal gelişmeye dayandırılmamıştı.
      Narodnikler sınıf savaşımı konusunda yanlış görüşlere sahiptiler ve tarihin, müstesna kişiler, "kahramanlar" tarafından yaratıldığı, yığınların, "sürü"nün ise bu kişilerin peşlerinden gittiği görüşündeydiler. Çarlığa karşı savaşta, bunlar, bireysel terörizm taktiklerine başvurdular.
      Seksenlerde ve doksanlarda narodnikler çarlığa karşı uzlaşmacı taktikler güttüler, kulakların çıkarlarını savundular ve marksizme şiddetle saldırdılar. -8.
[6] Osvobojdenye ("Kurtuluş"). - 1902 Haziranından, 1905 Ekimine kadar, P. B. Struve'nin yönetimi altında yurtdışında yayınlanan onbeş günlük gazete. Bu gazete, Rus liberal burjuvazisinin organıydı. 1903'te, gazetenin çevresinde liberal-monarşistler toplandılar ve (Ocak 1904'te) liberal-monarşist Osvobojdenye Birliğini kurdular. Bu birlik, 1905 Ekimine kadar yaşadı. Bu birliğin üyeleri, zemstvo anayasacılarıyla birlikte, Rusya'da başlıca burjuva partisi olan ve 1905'te kurulan Kadet Partisinin çekirdeğini meydana getirdiler. -10.
[7] Ekonomizm. - Yüzyılın dönümünde Rus sosyal-demokrat hareket içersindeki oportünist bir eğilim; uluslararası oportünizmin Rus türü. Ekonomistler işçi sınıfı hareketinin görevlerini, daha yüksek ücretler, daha iyi çalışma koşulları, vb. uğruna girişilen iktisadi savaşım ile sınırlandırıyorlar ve siyasal savaşımın liberal burjuvazinin işi olması gerektiğini savunuyorlardı. İşçi sınıfı partisini olayların salt bir gözlemcisi ve kayıtçısı olmaya mahkum ederek onun önder rolünü reddediyorlardı. Ekonomizm, işçi sınıfını devrimci yoldan ayırma ve onu burjuvazinin bir eklentisi haline getirme tehlikesi yaratıyordu. Lenin'in İskra'sı ekonomizmle savaşımda önemli bir rol oynamıştır; Lenin, ekonomizmin ideolojik olarak altedilmesi işini Ne Yapmalı? adlı kitabıyla tamamlamıştır. -10.
[8] İskra ("Kıvılcım"). - Lenin'in 1900 yılında kurmuş olduğu, bütün Rusya için ilk illegal gazete. Bu gazete, ekonomistlerin yenilmesinde, dağınık haldeki sosyal-demokrat grupların birleştirilmesinde ve Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin İkinci Kongresinin hazırlanmasında kesin ve etkin bir rol oynadı.
      Polis baskısından ötürü, çarlık Rusyası içinde bir devrimci gazetenin yayınlanması olanaksızdı. Daha Sibirya'da sürgündeyken, Lenin, yurtdışında bir gazetenin yayınlanması planını bütün ayrıntılarıyla uygulamaya girişti.
      Lenin'in İskra'sının ilk sayısı 11 (24) Aralık 1900'de Leipzig'de çıktı. Bundan sonra Münih'te, (Temmuz 1902'den sonra) Londra'da ve 1903 ilkyazından başlayarak da Cenevre'de yayınlandı.
      İskra
'nın yazıkurulunda V. İ. Lenin, G. V. Plehanov, Y. O. Martov, P. B. Akselrod, A. N. Potresov ve V. İ. Zasuliç vardı. İlk günlerde sekreteri İ. G. Smdoviç-Leman idi. Daha sonra, 1901 ilkyazında N. K. Krupskaya, yazıkurulu sekreteri oldu; Krupskaya, aynı zamanda İskra'nın Rusya'daki sosyal-demokrat örgütlerle yazışmalarını da yönetiyordu. Lenin, fiilen yazıkurulu başkanı ve İskra'nın bütün eylemlerinin yöneticisiydi. İskra'da yazdığı yazılar, partinin kurulmasıyla, Rus proletaryasının sınıf savaşımıyla ilgili bütün temel sorunları ve uluslararası sahnedeki bellibaşlı olayları ele alır.
      İskra
'nın çizgisini benimseyen RSDİP grupları ve komiteleri, St. Petersburg, Moskova ve Samara da dahil olmak üzere, Rusya'nın birçok kentinde kuruldu. İskra örgütleri, Lenin'in eğittiği profesyonel devrimciler tarafından kuruluyor ve onların yönetimi altında çalışıyordu. (N. E. Bauman, İ. V, Babuşkin, S. T. Gusev, M. İ. Kalinin, G. M. Kırjijanovski bunlar arasındaydı)
      Lenin'in girişimiyle ve onun doğrudan katılmasıyla İskra'nın yazıkurulu, partinin program taslağını hazırladı (n° 21'de yayınlanmıştır) ve 1903 Temmuz-Ağustosunda toplanan RSDİP İkinci Kongresi düzenlendi.
      O zamana kadar Rusya'daki yerel sosyal-demokrat örgütlerin çoğunluğu İskra ile ilişki kurmuşlardı. Onun taktiklerini, programını ve örgütlenme planını benimsiyorlar ve iskra'yı yol gösterici organ olarak kabul ediyorlardı. İkinci Kongre, özel bir kararla, partiyi kurma uğrundaki savaşımında oynamış olduğu önemli rolü belirtti, ve İskra'yı RSDİP'nin merkez organı olarak kabul etti.
      İkinci Kongre, Lenin, Plehanov ve Martov'u, İskra'nın yazıkurulu olarak seçmişti. Eski altı yazıkurulu üyesinin yazıkurulunda kalması gerektiğinde direnen Martov, kongrenin kararlarına karşın, İskra yazıkurulunda çalışmayı kabul etmedi ve gazetenin 46-51'inci sayıları Lenin ile Plehanov tarafından yayınlandı. Bundan sonra Plehanov , menşeviklerden yana bir tutumu benimsedi ve parti kongresinin görevden uzaklaştırmış olduğu bütün eski menşevik yazıkurulu üyelerinin kurula alınmalarını istedi. Lenin, bunu kabul etmedi ve 19 Ekim (1 Kasım) 1903'te yazıkurulu üyeliğinden çekildi; Merkez Komitesine seçildi ve menşevik oportünistlere karşı buradan savaşım verdi, İskra'nın 52'nci sayısını tek başına Plehanov yayınladı 13 (26) Kasım 1903'te kendi başına hareket eden ve kongreye meydan okuyan Plehanov, eski menşevik üyeleri yazıkuruluna aldı. İskra'nın 52'nci sayısından itibaren menşevikler, İskra'yı kendi organları haline getirdiler. Artık bolşevik eski-İskra'nın yerini, menşevik yeni-İskra almıştı. -10.
[9] Buligin Komisyonu. - Adını, bir imparatorluk buyrultusuyla 1905 Şubatında kurulan komisyonun başında bulunan İçişleri Bakanı Buligin'den almaktadır. Komisyon, istişari yetkileri olan Devlet Dumasının kurulmasını öngören bir yasa tasarısını ve Duma seçimleri yönetmeliğini hazırladı. Yasa ve yönetmelik, çarın, 6 (19) Ağustos 1905 bildirisinde ilan edildi. Seçim hakkı yalnızca büyük toprak sahiplerine, kapitalistlere ve az sayıda zengin köylülere tanınmaktaydı. Bolşevikler, Buligin Dumasının aktif olarak boykot edilmesi için kampanya açtılar, ve hükümetin Dumayı toplama çabaları, yükselen devrimin etkisi ile başarısızlığa uğradı. -12.
[10] Anayasacı-Demokratlar (Kadetler). - Anayasacı-Demokrat Partinin, Rusya'daki liberal-monarşist burjuvazinin önde gelen partisinin üyeleri. Kadet Partisi, Ekim 1905'te kuruldu; burjuvazinin, büyük toprak sahiplerinin, burjuva aydınlarının temsilcilerini içeriyordu. Çalışan halkı aldatmak için, kadetler, kendilerine "halkın özgürlüğü partisi" adını verdiler, ama, aslında, bir anayasal monarşi isteminin ötesine geçemediler. Kadetler, devrimci harekete karşı savaşım verdiler, esas amaçları, çar ve feodal toprak beyleri ile iktidarı paylaşmaktı. Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-18), kadetler, çar hükümetinin ilhakçı dış siyasetini etkin bir biçimde desteklediler. Şubat burjuva demokratik devrimi sırasında monarşiyi kurtarmaya çalıştılar. Gerici burjuva hükümetinde kilit noktaları ellerinde tutan kadetler, halka karşı karşı-devrimci bir siyaset izlediler. Ekim sosyalist devriminin zaferinden sonra kadetler, Sovyet iktidarının uzlaşmaz düşmanı oldular ve karşı-devrimcilerin bütün silahlı hareketlerinde ve müdahalecilerin savaşımında etkin bir rol oynadılar. Müdahalecilerin ve beyaz muhafızların bozguna uğratılmalarından sonra kadetler yurtdışına kaçtılar ama anti-sovyet karşı-devrimci eylemlerini bırakmadılar. -13.
[11] Millerandizm. - Adını, 1899'da Fransa'daki gerici burjuva hükümetine ticaret bakanı olarak katılan Fransız sosyalist-reformist Millerand'dan alan oportünist bir akım. Millerand'ın burjuva hükümetine girmesi, oportünist sosyal-demokrat önderlerin izledikleri sınıf işbirliği siyasetinin, bu önderlerin devrimci savaşımı reddedişlerinin ve çalışan halka ihanetlerinin bir örneği olmuştur. - 23.
[12] Paris Komünü. - 18 Mart 1871 'de ayaklanan Paris işçileri tarafından kurulmuştu. Komün, proletarya diktatörlüğünün tarihteki ilk hükümetiydi ve 18 Mart 1871'den 28 Mayıs 1971'e kadar yaşayabildi. Bkz: Marx, Engels, Lenin, Paris Komünü Üzerine, Sol Yayınları, Ankara 1977. -24.
[13] Kanlı 9 (22) Ocak (1905). - İlk Rus devriminin başladığı gün, Papaz Gapon'un örgütlendirdiği ve polisin desteklediği bir legal işçi örgütü, üyesi bulunan 4 işçinin Putliov fabrikalarından kovulması üzerine bir grev hareketi başlattı. Grev hızla yayıldı. Çara sunulmak üzere Gapon tarafından kaleme alınan bir dilekçe, işçi toplantılarında kabul edildi. 9 (22) Ocak sabahı kentin bütün semtlerinden yığın halinde yürüyen Petersburg proleterleri, ellerinde ikonlar ve çarın portreleri olmak üzere Kışlık Saraya doğru ilerlediler. Hükümet çılgına dönmüştü. General Trepov, Kışlık Sarayın pencereleri önünde, köprü başlarında ve mahalle aralarında, dilekçecilere ateş ettirdi. Kazaklar, gösteride bulunan işçilere kılıç hücumuna geçtiler. Bin işçi öldü ve iki binden fazlası yaralandı.
      Silahsız işçilerin bu soğukkanlı katliamı Rusya'nın her yerinde "kahrolsun otokrasi" sloganı altında siyasal yığın grevlerini ve gösterilerini başlattı. 9 Ocak olayları 1905-07 Devriminin başlangıcı oldu. -27.
[14] Frankfurt Parlamentosu. - Mart 1848 Devriminin ardından toplanmış olan tüm-Almanya Ulusal Meclisi. Bu meclis, mutlakıyete ve Almanya'nın parçalanmasına karşı kararlı bir savaşım için yığınları örgütleyeceği yerde, zamanını, imparatorluk anayasasını tartışmakla geçirmiştir. -28.
[15] Neue Rheinische Zeitung. -. 1 Haziran 1848'den 19 Mayıs 1849'a kadar Karl Marx'ın yönetimi altında Köln'de yayınlanan günlük bir gazete. Bu gazete, yığınları karşı-devrimle savaşmaya çağırmış, sağlam, uzlaşmaz bir enternasyonalist siyaset izlemiş ve Prusya hükümetinin ve Köln yetkililerinin maskesini düşürmüştür. Bu, gazetenin feodal-monarşist ve liberal- burjuva basın tarafından ve Prusya hükümeti tarafından baskıya uğramasına yolaçmıştır. Mayıs 1849'da, karşı-devrimci saldırı sırasında Avusturya hükümeti, Marx'ı, Prusya yurttaşlığını elde edemeyince, sınırdışı etmiştir. Marx'ın ardından gazetenin diğer yöneticilerinin sınırdışı edilmesi sonucu, gazete yayınına son vermişti. - 28.
[16] Sosyal-Demokrat. - 1905'te Nisan ve Kasım ayları arasında Tiflis'te yayınlanan Gürcü dilinde illegal menşevik gazete. Burada sözkonusu edilen "Zemski Sobor ve Taktiklerimiz" başlıklı yazı, kafkas menşeviklerinin önderi Noe Jordanya tarafından yazılmıştır. Bu kitabın Yedinci Bölümünde bu yazının ayrıntılı bir eleştirisini bulacaksınız. -31.
[17] Kara-yüzler. - Devrimci harekete karşı savaşmak üzere çar polisi tarafından kurulan monarşist çeteler. Bunlar devrimcileri katlediyorlardı; ilerici aydınlara karşı saldırılar ve Yahudi katliamları düzenliyorlardı. -31.
[18] Şipov'vari Anayasa. - Şipov'un hazırladığı devlet yapısı tasarısına Lenin'in taktığı ad. Devrimin kapsamını daraltma ve ayrıca çarlık hükümetinden zemstvoların yararına bazı ödünler elde etmek çabasıyla Şipov, çara bağlı istişari nitelikte temsili bir organ kurulmasını önerdi. Bu türden bir pazarlıkla, ılımlı liberaller , yığınları aldatmak, monarşiyi korumak ve aynı zamanda da kendileri için bazı siyasal haklar elde etmek istediler.
      D. N. Şipov (1851-1920). - Ilımlı liberal. Sağ kanadını yönettiği zemstvolar kongresinin örgütlendiricisi. 1905'ten itibaren (17 Ekim 1905 imparatorluk Bildirisi sınırları içinde yer alan) Oktobristler Partisinin liderlerinden biri oldu. Bu parti, sıkıyönetim mahkemelerini tasvip edince, partiden ayrıldı. Ekim Devriminden sonra "Ulusal Merkez" adındaki karşı-devrimci örgütün başlarından biri oldu. -33.
[19] Ruskaya Starina. - 1870'ten 1918'e kadar St. Petersburg'da yayınlanan aylık tarih dergisi. -41.
[20] Marx, Engels, Seçme Yapıtlar, 1, Sol Yayınları, Ankara 1977 , s. 14. -42.
[21] Bkz: 6 nolu açıklayıcı not:- 45.
[22] Ruskiye Vedomostic - 1863'ten itibaren Moskova'da yayınlanan bir gazete; ılımlı liberal aydınların görüşlerini yansıtıyordu. 1905'te anayasacı-demokratların sağ kanadının organı oldu. 1918'de öteki karşı-devrimci gazetelerle birlikte yayınına son verdi. -53.
[23] Sin Oteçestva ("Vatanın Evladı"). - 1856'dan 1900'e kadar St. Petersburg'da yayınlanan liberal günlük gazete. Daha sonra 18 Kasım (1 Aralık) 1904'ten itibaren de yayınlandı. Gazetenin yazarları, Osobojdenye eğilimini ve çeşitli narodnik görüşleri temsil ediyorlardı. 15 (28) Kasım 1905'ten sonra sosyalist-devrimcilerin organı oldu. 2 (15) Aralık 1905'te. kapatıldı.- 53.
[24] Atkılı Adam. - Çehov'un aynı adı taşıyan öyküsünün kahramanı, her türlü yeniliğe ya da girişime karşı nefret duyan darkafalı küçük-burjuva tipini temsil eder. -55.
[25] Lenin, Aus dem Literarischen Nachluss von Karl Marx, Friedrich Engels und Ferdinand Lassalle, Herausgegeben von Franz Mehring, Band III, Stuttgart 1902, s. 211 adlı kitaba değinmektedir. -62.
[26] Jirondenler ve Jakobenler. - 18. yüzyılın sonlarındaki burjuva devrimi sırasında Fransız burjuvazisinin iki siyasal grubu. Jirondenler ılımlı burjuvazinin çıkarlarını dile getiriyorlar ve monarşiyle uzlaşmaya çalışarak devrim ile karşı-devrim arasında yalpalıyorlardı. Jakobenler ise mutlakıyete ve feodalizme son vermek isteyen daha kararlı burjuvaziyi ve devrimci demokratları temsil ediyorlardı. Bunlar, jironden yönetimini deviren ve jakoben diktatörlüğünün kurulmasına yolaçmış bulunan 31 Mayıs-2 Haziran 1893 halk ayaklanmasının başını çekmişlerdir.
      Çağdaş Rus sosyal-demokrasinin jirondenleri sözleriyle, Lenin, Rus sosyal-demokrat hareketi içerisindeki oportiinist eğilimi temsil eden menşevikleri kastetmektedir. -62.
[27] Vperyod Y a n d a ş l a r ı, "Kongre" Grubu, Proletari Y a n d a ş l a r ı. - Partinin Üçüncü Kongresini toplamış ve Vperyod ve Proletari gazetelerini çıkarmış olan bolşevikler. -63.
[28] Burada, kastedilen Starover'in (menşevik A. N. Potresov'un takma adı) tezgahlamış olduğu, ve RSDİP İkinci Kongresinin kabul ettiği, liberallere karşı tutumla ilgili karardır. Lenin, bu. kararı, "İşçi Sınıfı ve Burjuva Demokrasisi" başlıklı makalesinde eleştirmiştir. -64.
[29] Burada 14-15 (27-28) Mayıs 1905'te Tsuşima adası yakınında yeralan ve çarlık donanmasının yenilgisiyle sona eren deniz savaşı kastedilmektedir. -67.
[30] Zemstvo. - 1864'te çarlık Rusya'sının merkez eyaletlerinde kurulmuş kendi kendilerini yöneten yerel kırsal organlar. Zemstvolara egemen olanlar soylulardı ve bu organların yetkileri salt yerel iktisadi ve toplumsal konularla sınırlıydı (hastane ve yol yapımı, istatistikler, sigorta vb.). Eyalet valilerinin ve içişleri bakanlığının denetimi altında bulunuyorlardı ve içişleri bakanlığının, hükümetin hoşnut olmayan her türlü kararı veto etme hakkı vardı. -68.
[31] Bu deyim, Lenin tarafından, parlamenter sistemi her şey sayan ve parlamenter faaliyeti biricik, siyasal savaşım biçimi olarak kabul eden oportünistler için kullanılmıştır. -70.
[32] Alman Sosyal-Demokrat Partisinin 6-12 Ekim 1895 Breslau Kongresinde tarım programı tasarısı üzerine tartışmalarda görüş ayrılıkları çıkmıştı. Taslak birtakım çok önemli hatalar içeriyordu; bunlardan biri, proleter partisini, bir. "halk" partisi haline dönüştürme eğilimiydi. Bebel ve Liebknecht taslağı desteklemekle oportünistlere katılırlarken, Kautsky, Clara Zetkin ve öteki sosyal-demokratlar bunu şiddetle eleştiriyorlardı. Kongre büyük bir çoğunlukla (l58'e karşı 63) taslağı reddetti. -74.
[33] Raboçeye Dyelo ("İşçi Davası"). - Yurtdışındaki Rus Sosyal-Demokratlar Birliğinin organı olarak Nisan 1899'dan Şubat 1902'ye kadar Cenevre'de düzensiz aralıklarla çıkan ekonomist bir dergi. Toplam olarak oniki sayısı çıkmıştır. Ekonomistleri ya da Rusya dışındaki Raboçeye Dyelo yandaşlarını biraraya getiren bir merkezdi. Dergi, Bernstein'ın ve Rus sosyal-demokratların taktiksel sorunlarına ve örgütsel görevlerine karşı oportünist bir tutum takınmıştı. Proletaryanın siyasal savaşımını iktisadi savaşıma bağımlı kılmayı öngören oportünist düşünceyi yayıyor, işçi sınıfı hareketinin kendiliğindenliğini fetiş haline getiriyor ve partinin önder rolünü reddediyordu. Raboçeye Dyelo yandaşları 1903'teki İkinci Kongrede partinin aşırı sağ oportünist kanadını temsil etmekteydi. -79.
[34] Burada sözkonusu edilen Nadejdin'in leninist İskra planına karşı basında yaptığı hücumdur. (Nadejdin, Y. O. Zelenski'nin takma adıydı.) Lenin, bu hücumu daha 1902'de Ne Yapmalı? yapıtında eleştirmiştir. -79.
[35] Bernştayncılık. - Uluslararası sosyal-demokraside anti-marksist bir akım. 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı ve Marx'ın devrim teorisini burjuva liberalizmi zihniyeti ile gözden geçirme yolunda çaba harcayan sosyal-demokrat Eduard Bernstein'ın adını taşıdı. Rusya'da bu akımı "legal marksistler", ekonomistler, bundcular ve menşevikler temsil etmişlerdir. -87.
[36] Burada sözü edilen, bolşevik Vperyod n° 13 ve 14'te yayınlanan Lenin'in "Sosyal-Demokrasi ve Geçici Devrim Hükümeti" ile "Proletaryanın ve Köylülüğün Devrimci-Demokratik Diktatörlüğü" başlıklı yazılarıdır. -90.
[37] Lenin, burada, eski Paris Komünü üyeleri olan Londra blankiciler grubunun 1874'te yayınladıkları programı kastetmektedir. (Bkz: F. Engels, "Programm der blanquistischen Kommuneflüchtlinge", Internationales aus dem Volkstaat, Berlin 1957, s. 47-56.)
      Blankiciler, ileri gelen devrimci ve ütopik komünizmin temsilcisi Louis Auguste Blanqui'nin (1805-81) başında bulunduğu Fransız sosyalist hareketindeki akımın yandaşlarıydıları.
      Lenin'in yazdığı gibi, blankiciler , "insanlığın ücret köleliğinden, proletaryanın sınıf savaşıyla değil, küçük bir aydınlar azınlığının bir komplosuyla kurtulabileceğini" umuyorlardı. Blankiciler, bir ayaklanmanın başarıya ulaşması için somut koşulları hesaba katmazlardı, ve devrimci bir parti yerine bir avuç komplocunun eylemini yeğ sayarak yığınlarla bağ kurmayı küçümserlerdi, -93.
[38] Alman Sosyal-Demokrasisinin Erfurt Programı, Ekim 1891'de Erfurt'ta toplanan bir kongrede kabul edildi. Programın temeli kapitalist üretim biçiminin yıkılmaya ve yerini sosyalist üretim biçimine terketmeye mahkum olduğunu söyleyen marksist önermeye dayanmaktaydı. Program siyasal savaşımı işçi sınıfının yürütmesinin gereğini vurguluyor ve proletaryanın rolünü bu savaşıma önderlik etmek olarak tanımlıyordu. Ama oportünizme verilmiş ciddi ödünlerden arınmış değildi. (Bu programın bir eleştirişi için bkz: K. Marx, F. Engels, Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi, Sol Yayınları, Ankara 1976, s. 93-110.) Ancak Alman sosyal-demokrat önderler Engels'in eleştirisini parti tabanından gizlemişler ve programa son biçimini verirlerken bu eleştiriyi görmezden gelmişlerdir. Lenin, proletarya diktatörlüğü ruhunun atlanmış olmasını, programın temel eksikliği olarak görmüş ve bunu, oportünizme verilmiş korkakça bir ödün olarak nitelendirmiştir. - 100.
[39] Temmuz 1905'te Lenin, Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği'nin onuncu bölümüne bir not yazdı. Bu not, kitabın ilk basılışında yayınlanmamıştır. İlk olarak 1926'da Lenin'den Seçmeler'in 5. cildinde çıktı. -101.
[40] Bkz: K. Marx and F. Engels, Selected Correspondence, Moscow 1965, s. 468-472. -101.
[41] Bakuninciler. - Anarşist teorisyen ve marksizmin ve bilimsel sosyalizmin muhalifi Bakunin'in izleyicileri. Bakunin, proletarya diktatörlüğü de dahil olmak üzere her türlü devlet biçimini reddetmiş ve proletaryanın tarihsel misyonunu anlayamamıştır. Bakuninciler "müstesna" kişilerden oluşan gizli bir devrimci birliğin halk ayaklanmalarını örgütleyeceğine ve bunlara önderlik edeceğine inanıyorlardı. Rus köylülerinin derhal bir ayaklanmaya hazır olduğunu söylüyorlardı. Bunların serüvenci komplo, terörizm ve aceleci ayaklanma taktikleri, ayaklanma konusundaki marksist öğretilere düşmandı. Bakunincilik narodizmin ideolojik kaynaklarından biriydi. -111.
[42] Lenin, burada, "Geçici Devrim Hükümeti Üzerine" başlıklı makalesini, ve aynı zamanda F. Engels'in Lenin'in burada sözünü ettiği bakununcilerin kararını eleştirdiği Die Bakunisten an der Arbeit. Denkschrift über den Aufstand in Spanien im Sommer 1873 başlıklı yazısını gözönünde bulundurmaktadır. (Bkz: Der Volksstaat, n° 105, 106, 107, 1873.) -111.
[43] Credo. - 1899'da bir ekonomistler grubunun kaleme aldığı bildiriye verilen addır. (Bu grupta S. Prokopoviç, Y. Kuskova ve başkaları bulunmaktaydı, bunlar, sonradan, anayasacı-demokrat olmuşlardır.) Bu bildiride Rus ekonomizminin oportünistliği en açık biçimde ifade edilmekteydi. Lenin, ekonomist görüşleri suçlayan sert bir protestoyla ("Rus Sosyal-Demokratlarının Bir Protestosu") Credo'ya karşı çıktı. -114.
[44] Raboçaya Mysıl ("İşçi Düşüncesi"). - Ekim 1897'den Aralık 1902'ye kadar yayınlanmıştır. Ekonomistlerin gazetesidir. 3-11'inci sayıları ile 16'ncı sayısı Berlin'de ve ötekiler St. Petersburg'da olmak üzere 16 sayı yayınlanmıştır. Lenin, İskra'da çıkan bazı yazılarında, Raboçaya Mysıl'ın savunduğu fikirleri, uluslararası oportünizmin değişik bir biçimi olarak eleştirir.
      Ayrı Ek.
- Eylül 1899'da Raboçaya Mysıl yöneticileri tarafından yayınlanmış bir broşür. Bu broşür ve özellikle de, R. M. imzasını taşıyan "Gerçeğimiz" makalesi açık oportünist görüşler getiriyordu. -114.
[45] Burada atıfta bulunulan, Marx'ın Zur Kritik der Hegelschen Rechtphilosophie, MEGA, 1. Abt., Bd. 1, s. 614'teki sözleridir. -114.
[46] L'Hummanite. - 1904'te, Jean Jaures tarafından Fransız Sosyalist Partisinin organı olarak kurulan günlük gazete. Birinci Dünya Savaşı sırasında bu gazete, partinin aşırı sağ kanadının sözcülüğünü yapmış ve sosyal-şovenist bir tutum takınmıştır. Aralık 1920'de Sosyalist Partinin Tours Kongresinde bu partinin bölünmesinden ve Fransız Komünist Partisinin kurulmasından az sonra, gazete, Komünist Partisinin organı olarak yayınına devam etti. Şimdi Paris'te Fransız Komünist Partisinin merkeze organı olarak çıkmaktadır. -116.
[47] Varlin, Louis-Eugene (1839-71). - Fransız işçisi ve I. Enternasyonalin lideri, 1871 Paris Komünü ulusal muhafız merkez komitesi üyesi. -128.
[48] Burada sözü edilen, 1905'te menşeviklerin Cenevre Konferansında kabul edilen "örgütlenme kuralları"dır. Bu "kurallar" "Geriye Doğru Bir Üçüncü Adım" adlı makalesinde ve "İşçilerin Partideki Bölünme Konusundaki Tutumu Broşürüne Önsöz"de Lenin tarafından da eleştirilmiştir. -131.
[49] Bkz: Karl Marx, Fransa'da Sınıf Savaşımları, s. 136. -134.
[50] Brentano, Lujo (1844-1931). - Alman iktisatçısı, marksizmin bir burjuva çarpıtması olan burjuva reformist öğretinin yazarı. Brentano, kapitalist toplumda "toplumsal barış" öğütlemiş ve kapitalizmin toplumsal çelişkilerinin sınıf savaşımı olmaksızın çözülmesinin olanaklı olduğunu, işçi sorununun çözülebileceğini, işçilerin ve kapitalistlerin çıkarlarının reformist sendikaların kurulmasıyla ve fabrika yasalarıyla uzlaştırılacağını öne sürmüştür. Marksist sözler ardına gizlenen Brentano ve yandaşları, işçi hareketini burjuvazinin çıkarlarına bağımlı kılmaya çalışmışlardır. -143.
[51] Hirsch-Duncker Sendikaları. - 1868'de burjuva ilericileri Hirsch ve Duncker tarafından Almanya'da kurulmuş reformist sendikalar. Emek ve sermayenin "sınıfsal çıkarlarının uyumluluğu"nu savunmuşlar, sendikaların kapılarını ardına kadar kapitalistlere açmışlar ve grev savaşımının yararını reddetmişlerdir. İşçilerin kapitalist baskıdan kapitalist toplumun çerçevesi içinde devlet yasaları sayesinde ve sendikalar içinde örgütlenmekle kurtulabileceklerini iddia etmişlerdir. Bunlar sendikaların temel işlevini işçiler ile kapitalistler arasında ve fon toplamakta aracılık etmek olarak görmüşlerdir. Sendikalar, salt karşılıklı dayanışma birlikleri ve kültürel ve eğitsel örgütler durumuna indirgenmişlerdi. Hirsch-Duncker Sendikaları Mayıs 1933'e dek varlıklarını sürdürdüler ve burjuvazinin çabalarına ve hükümet desteğine karşın, hiç bir zaman Alman işçi sınıfı hareketinde ciddî bir etmen haline gelemediler. 1933'te Hirsch-Duncker Sendikalarının önderleri faşist "işçi cephesi"ne katıldılar. -143.
[52] Zarya ("Şafak"). - 1901-1902'de İskra yöneticileri tarafından Stuttgart'ta yayınlanmış bilimsel ve siyasal marksist bir dergi. Hepsi birden dört sayı (üç kitap halinde) çıkmıştır. Dergi, uluslararası revizyonizmi ve Rus revizyonistlerini eleştirmiş ve marksizmin teorik temellerini savunmuştur. -150.
[53] Moskovskiye Vedemosti. - 1756'da kurulmuş olan Rusya'nın en eski gazetesi. 19. yüzyılın altmışlarından itibaren toprak beylerinin ve kilisenin en gerici monarşist kesimlerinin görüşlerini dile getirmiştir. 1905'te kara-yüzlerin bellibaşlı organlarından biri haline gelmiştir; 1917 Ekim Devriminden sonra yasaklanmıştır. -153.
[54] Franz-Mehring (1846-1919). - Alman sosyal-demokrasisinin önde gelen sol kanat liderlerinden, tarihçi ve yazar. Devrimci Spartaküs Ligasının kurucularındandı, ve sonra Almanya Komünist Partisine katıldı. -156.
[55] Bkz: K. Marx, F. Engels, Werke, Dietz Verlag, Berlin 1954, Bd. 5, s. 402. -158.
[56] İbid., s. 40. -158.
[57] İbid;, s. 41. -159.
[58] İbid,, s. 14. -159.
[59] İbid., s. 64-65. -160.
[60] İbid,, s. 282-285. -162.
[61] Köln İşçileri Birliği'nin organı. Başlangıçta adı Zeitung des Arbeiter-Vereins zu -Köln idi. Başlık altı Frieihet, Buriderlichkeit, Arbeit ("Özgürlük, Kardeşlik, Emek") idi. 1848'in Nisanı ile Ekimi arasında 40 sayı çıktı, ve Ekim 1848 ile Haziran 1849 arasında da 23 sayı çıktı. İkinci dönemde gazetenin alt başlığı gazetenin asıl adı oldu. -164.
[62] Komünist Birlik. - Devrimci proletaryanın ilk uluslararası örgütü, 1847 yazında devrimci proleter örgütleri delegeleri kongresi tarafından Londra'da kuruldu. Birlik, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından örgütlendi ve yönetildi. Marx ve Engels, Birliğin yönergesi ile örgütün programı, Komünist Parti Manifestosu'nu yazdılar. Birliğin amaçları, burjuvazinin devrilmesi, eski burjuva topluma son verilmesi ve sınıfların ve özel mülkiyetin bulunmadığı yeni bir toplumun kurulmasıydı. Birlik, 1852'ye kadar varlığını sürdürdü. İleri gelen üyeleri daha sonra I. Enternasyonalin kuruluşunda başrolü oynadılar. -166.
[63] Tovariş ("Yoldaş"). - Mart 1906'dan 30 Aralık 1907'ye (12 Ocak 1908'e) kadar St. Petersburg'da yayınlanan günlük gazete. Her ne kadar belli bir partinin organı olmadıysa da, gerçekte sol kanat anayasacı-demokratların sözcülüğünü etti ve menşeviklerin yazılarını yayınladı. -167.
[64] Bkz: K. Marx and F. Engels, Selected Works, Moscow 1970, c. III, s. 185-186. -168.
[65] Hlestakov. - Gogol'ün Müfettiş adlı komedisinin baş kahramanı, palavracı ve yalancı bir tip. -168.