KÜTÜPHANE | LENIN | IKI TAKTIK

Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği[1]

    ÜÇ
    "DEVRİMİN ÇARLIK ÜZERİNDE KESİN ZAFERİ" NE DEMEKTİR?


          "KONFERANS"IN kararı şu sorunu ele almaktadır:
    "İktidarın ele geçirilmesi ve geçici bir devrim hükümetine katılma".[
    3*] Yukarıda da belirttiğimiz gibi">

    KÜTÜPHANE | LENIN | IKI TAKTIK

    Viladimir İliç Lenin Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği[1]

      ÜÇ
      "DEVRİMİN ÇARLIK ÜZERİNDE KESİN ZAFERİ" NE DEMEKTİR?


            "KONFERANS"IN kararı şu sorunu ele almaktadır:
      "İktidarın ele geçirilmesi ve geçici bir devrim hükümetine katılma".[
      3*] Yukarıda da belirttiğimiz gibi, sorunun bu biçimde konması, kafa karışıklığının bir kanıtıdır. Sorun bir yandan dar bir biçimde konuyor: karar, yalnızca bizim geçici bir hükümete katılmamızı ele alıyor, partinin genel olarak geçici bir devrim hükümetine ilişkin görevlerine değinmiyor. Öte yandan, birbirinden tamamen ayrı iki sorun karıştırılmaktadır: (sayfa 26) demokratik devrimin aşamalarının birine katılmamız sorunu ile sosyalist devrim sorunu. Gerçekten de, sosyal-demokrasi tarafından "iktidarın ele geçirilmesi", sosyalist devrimin ta kendisidir ve bu sözcükler doğru ve alışılan anlamıyla kullanılıyorsa, başka bir şey de olamaz. Yok eğer, bu sözcükler, sosyalist değil de demokratik bir devrim için iktidarın alınması anlamında kullanılıyorsa, o zaman, yalnızca geçici devrim hükümetine katılmanın değil, aynı zamanda genel olarak "iktidarın ele geçirilmesi"nden sözetmenin ne anlamı var? Besbelli ki, bizim "konferansçılar"ın kendileri de hangi konuyu ele alacaklarından pek emin değillerdi: demokratik devrimi mi, yoksa sosyalist devrimi mi? Bu sorun üzerindeki yazını izlemiş olanlar, bu karışıklığın, Martinov yoldaşın o ünlü İki Diktatörlük'ü ile başlatıldığını bilirler; yeni-iskracılar bir kuyrukçuluk örneği olan bu yazıda, bu sorunun ortaya konuş biçimini anımsamaya (9 ocaktan önce bile)[13] pek yanaşmıyorlar. Bununla birlikte, bu yazının konferans üzerinde ideolojik bir etki yarattığından kuşku yoktur.

            Ama biz, kararın başlığını bırakalım. Kararın içeriğinde çok daha derin ve ciddi yanlışlar vardır. Kararın birinci kısmı şöyledir:
            "Devrimin çarlık üzerinde kesin zaferi, ya başarılı halk ayaklanmasından doğacak olan geçici bir hükümetin kurulmasında, ya da halkın doğrudan devrimci baskısı altında, kurucu bir halk meclisinin toplantıya çağrılmasına karar verecek olan, şu ya da bu türden temsili bir kurumun devrimci inisiyatifinde ifadesini bulur."

            Böylece, devrimin çarlık üzerinde kesin zaferinin, başarılı bir ayaklanmada, ya da... temsili bir kurumun kurucu meclis toplama kararında ifadesini bulabileceği bize söylenmektedir! Bu ne demek? Bundan ne (sayfa 27) anlamak gerekir? Kesin zafer, bir kurucu meclis örgütlendirme "karar"ında ifadesini bulabilir?? Ve böyle bir "zafer", "başarılı bir halk ayaklanmasından doğacak" geçici bir hükümetin kurulmasıyla aynı kefeye konulmaktadır!! Konferans, başarılı halk ayaklanmasıyla geçici hükümetin kurulmasının devrimin fiilen zaferi demek olduğunu, kurucu bir meclisin kurulması "kararı"nın ise, devrimin sözde zaferi anlamına geldiğini farketmemiştir. Yeni-İskra menşeviklerinin konferansı, liberallerin, Osvobojdenye grubunun, sürekli olarak düştükleri aynı yanılgıya düşmüştür. Osvobojdenye grubu, iktidar ve yetkenin çarın elinde kaldığı olgusuna utangaçça gözlerini kapatarak ve bir kimsenin bir kurucu meclis "kurabilmesi" için iktidarı elinde tutması gerektiğini unutarak, "kurucu" meclis konusunda gevezelik edip durmaktadır. Konferans, temsilcileri tarafından -bu temsilciler kim olursa olsun- alınan bir "karar" ile, bu kararın gerçekleşmesi arasındaki büyük farkı da unutmuştur. Konferans, iktidar çarın elinde kaldığı sürece, temsilcileri kimler olursa olsun, hangi kararı alırlarsa alsınlar, bu kararların, 1848 Alman Devrimi tarihinin o ünlü Frankfurt Parlamentosunun
      [14] "kararlar"ında olduğu gibi, boş ve zavallı gevezelikler olarak kalacağını da unutmuştur. Devrimci proletaryanın temsilcisi Marx, Neue Rheinische Zeitung'da[15] Osvobojdenye-tipi Frankfurt liberalleriyle, güzel söylevler verdikleri için, her türden demokratik "kararlar" aldıkları için, türlü türlü özgürlükler "kurdukları" için, ama gerçekte iktidarı kralın elinde bırakarak, kralın emrindeki askeri güce karşı silahlı bir savaşımı örgütlemedikleri için, acımasızca alay etmekteydi. Ve Frankfurt-Osvobojdenye liberalleri nutuk atarken, kral zaman kazanıyor, askeri güçlerini pekiştiriyordu, öyle ki gerçek (sayfa 28) güce dayanan karşı-devrim, o güzel "kararları"yla birlikte demokratların kökünü kazıdı.

            Konferans, kesin zafer koşulunun eksik olduğu bir durum ile kesin zaferi aynı kefeye koymaktadır. Partimizin cumhuriyetçi programını kabul eden sosyal-demokratlar, nasıl olup da böyle bir yanılgıya düşmüşlerdir? Bu garip şeyi anlamak için, Üçüncü Kongrenin partiden kopan kesimi konusundaki kararına dönmek gerekiyor.
      [4*] Bu karar, partimizde "ekonomizme yakın" çeşitli eğilimlerin varlığına işaret ediyor. Bizim "konferansçılar" (bunların, Martinov'un ideolojik kılavuzluğu altında olmaları bir raslantı değildir) devrimden, tıpkı ekonomistlerin siyasal savaşımlar, ya da 8 saatlik işgününden söz ettikleri gibi söz etmektedirler. Ekonomistler, birdenbire, ortaya, "aşamalar teorisi"ni atmışlardı: 1° haklar uğruna savaşım; 2° siyasal (sayfa 29) ajitasyon; 3° siyasal savaşım; ya da 1° 10 saatlik işgünü; 2° 9 saatlik işgünü; 3° 8 saatlik işgünü. Bu "süreç-içinde-taktikler"in sonuçları herkesçe yeterince bilinmektedir. Şimdi de biz, bir başlangıç yapıp devrimi şu açık-seçik aşamalara bölmeye çağrılıyoruz: 1° çar, temsili bir meclisi topluyor; 2° bu kurum, "halkın" baskısıyla kurucu bir meclis kurmaya "karar veriyor"; 3°... üçüncü aşama konusunda menşevikler henüz aralarında bir anlaşmaya varamamışlardır; bunlar, halkın devrimci baskısının, çarlığın karşı-devrimci baskısıyla karşılaşacağını ve böylelikle "karar"ın ya havada kalacağını, ya da sorunun, her şeye karşın, bir halk ayaklanmasının zaferi, ya da yenilgisiyle sonuca bağlanacağım unutmuşlardır. Konferans kararı, şu ekonomist düşünme biçimini yinelemektedir: işçilerin kesin zaferi, ya sekiz saatlik işgününün devrimci bir yoldan gerçekleşmesiyle, ya da on saatlik işgününün güvence altına alınıp, buradan dokuz saatlik işgününe geçme yolunda "karar" ile belirlenir... Kusursuz bir yineleme.

            Belki de bu dediklerimize itiraz edilecek, ve kararı kaleme alanların, ayaklanmanın zaferi ile çarın toplantıya çağırdığı temsili bir meclis "kararını" aynı kefeye koymayı düşünmediklerini ve istedikleri tek şeyin, partinin taktiklerinin her iki duruma da hazırlıklı olması gerektiği olduğunu söyleyecekler çıkacaktır. Buna yanıtımız şudur: 1° Karar metni, en küçük kuşkuya yer vermeyecek biçimde, temsili bir kurum kararını açıkça "devrimin çarlık üzerinde kesin zaferi" olarak nitelendiriyor. Belki de bu, sözcük seçmedeki dikkatsizliklerin sonucudur; belki de bu metin, konferans tutanaklarına bakılarak düzeltilebilirdi, ama düzeltilmediği sürece, metnin ancak bir anlamı olabilir, ve bu anlam da Osvobojdenye'nin düşünce çizgisine tıpatıp uygundur. 2° Kararı yazanların varmış oldukları (sayfa 30) Osvobojdenye düşünce çizgisi, yeni-İskra'yı çıkaranların öteki yazılarında da daha büyük bir güçle ifade edilmektedir. Örneğin, (İskra, n° l00'de övülen, Gürcü dilinde yayınlanmış) Tiflis komitesinin organı
      Sosyal-Demokrat
      [16], "Zemski Sobor[5*] ve Bizim Taktiklerimiz" başlıklı bir yazısında, (anımsatalım ki, sözkonusu toplantıya çağrılması konusunda henüz kesin olarak hiçbir şey bilmediğimiz) "Zemski Sobor'u eylemimizin ekseni olarak kabul eden" "taktikler", bizim için, silahlı ayaklanma ve geçici bir devrim hükümetinin kurulması "taktiklerinden daha elverişli taktiklerdir" demeye kadar işi vardırıyor. Bu yazıya ilerde gene değineceğiz. 3° Devrimin zaferi halinde olduğu gibi yenilgisi halinde de, ayaklamanın başarısı halinde olduğu gibi ayaklanmanın ciddi bir güç durumuna gelememesi halinde de, partinin izleyeceği taktikler konusunda bir ön tartışmanın yapılması gerektiğine bir itiraz olamaz. Çar hükümetinin, liberal burjuvaziyle anlaşmak için, bir kurucu meclisi toplantıya çağırmayı başarması mümkündür; Üçüncü Kongre kararı, bu olasılığı gözönünde bulundurarak, "ikiyüzlü siyaset"ten, "sahte-demokrasi"den ve "Zemski Sobor türünden halkın temsilinin karikatürvari biçimleri"nden açıkça sözetmektedir.[6*] Ama (sayfa 31) önemli olan sorun, geçici devrim hükümeti konusundaki kararda bunlardan söz edilmemiş olmasıdır, çünkü bunun, geçici bir devrim hükümetiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu durum, ayaklanma sorununu ve geçici devrim hükümetinin kurulması sorununu erteliyor; bu sorunu değiştiriyor; vb.. Bugün söz konusu olan, bir zaferin ya da yenilginin, doğru yolu ya da dolambaçlı yolu izlemenin mümkün olan çeşitli çözümleri değildir; söz konusu olan, gerçekten devrimci olan yolun hangisi olduğu konusunda işçilerin kafalarını karıştırmanın, Osvobojdenye'nin yaptığı gibi bir zaferin temel koşullarının bulunmadığı bir durumu kesin zafer olarak nitelendirmenin bir sosyal-demokrat için asla hoş görülmeyeceğidir. Belki de sekiz saatlik işgününü bu atılımda elde edemeyeceğiz, belki de buna varmak için uzun ve dolambaçlı bir yoldan geçmemiz gerekecek, ama proletaryayı, savsaklamalara, oyalamalara, pazarlıklara, ihanetlere ve gerici önlemlere karşı koyamayacak duruma getiren bir güçsüzlük ve zaaf durumunu, işçilerin zaferi olarak adlandıran kimse için ne diyeceğiz? Bir zamanlar Vperyod'da[7*] belirtildiği gibi, Rus (sayfa 32) devrimi, belki de "ölü doğmuş bir anayasa" ile sonuçlanacaktır, ama bu, kesin bir savaşımın arifesinde ölü doğan bu çocuğu, "çarlık üzerinde kesin zafer" diye nitelendiren bir sosyal-demokratı haklı çıkarabilir mi? En kötü durumda, yalnızca bir cumhuriyeti gerçekleştirememekle kalmayıp anayasanın bile aldatıcı, "Şipov'vari"[18] bir anayasa olması olasılığı da vardır, ama bir sosyal-demokratın, cumhuriyetçi sloganımızı yumuşatması hoşgörülebilir mi?

            Kuşkusuz, yeni-iskracılar, işi, henüz bu sloganı yumuşatmaya kadar vardırmadılar. Ama devrimci ruhun ne ölçüde onlardan uzaklaşmış olduğu, ölü bilgiçliğin bunları anın militan görevleri konusunda ne ölçüde körleştirdiği, kararlarında, birçok şey arasında, cumhuriyet konusunda tek söz etmeyi bile unutmuş olmaları olgusuyla, en çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bu inanılmayacak bir şey, ama gerçek. Konferansın çeşitli kararlarında sosyal-demokrasinin bütün sloganları onaylanmış, yinelenmiş, açıklanmış ve ayrıntılı olarak sunulmuş hatta işçi temsilcilerinin ve delegelerin işçiler tarafından seçilmesi bile unutulmamış, ama geçici devrim hükümeti ile ilgili kararda cumhuriyeti anmaya fırsat bulamamıştır. Halk ayaklanmasının "zafer"inden ve geçici bir hükümetin kurulmasından sözetmek ve bu "önlemler", bu davranışlar ile cumhuriyetin elde edilmesi arasındaki ilişkiyi belirtmemek, proletaryanın savaşını yönetmek için değil, proleter hareketin kuyruğunda sürüklenmek için kararlar yazmak demektir. (sayfa 33)

            Özetleyelim kararın birinci bölümü, 1° cumhuriyetin kurulması uğruna savaşım yönünden ve gerçekten serbest oyla seçilmiş ve gerçekten kurma yetkisi olan bir kurucu meclisin toplanması uğruna savaşım yönünden, geçici bir devrim hükümetinin önemine ışık tutmamıştır; 2° bu karar, devrimin çarlık üzerinde kesin zaferini, gerçek bir zaferin temel koşulunun eksik olduğu bir durumla aynı kefeye koyarak, proletaryanın demokratik bilincinde bir karışıklık meydana getirmiştir. (sayfa 34)