KÜTÜPHANE | LENIN  | NISAN TEZLERI

Viladimir İliç Lenin Nisan Tezleri

1917 Nisan'ında yazıldı.
İlk kez 7 Nisan 1917 tarihli Pravda No° 26'da yayınlandı.
 

KUZEY BÖLGESİ SOVYETLERİ KONGRESİNE KATILAN BOLŞEVİK YOLDAŞLARA MEKTUP


      YOLDAŞLAR! Devrimimiz son derece bunalımlı bir dönemden geçiyor. Bu bunalım">

KÜTÜPHANE | LENIN  | NISAN TEZLERI

Viladimir İliç Lenin Nisan Tezleri

1917 Nisan'ında yazıldı.
İlk kez 7 Nisan 1917 tarihli Pravda No° 26'da yayınlandı.
 

KUZEY BÖLGESİ SOVYETLERİ KONGRESİNE KATILAN BOLŞEVİK YOLDAŞLARA MEKTUP


      YOLDAŞLAR! Devrimimiz son derece bunalımlı bir dönemden geçiyor. Bu bunalım, dünya sosyalist devriminin büyüme ve tüm dünya emperyalizminin ona karşı yürüttüğü savaşım büyük bunalımı ile örtüşüyor. Partimizin sorumlu yöneticilerine devsel bir görev düşüyor; eğer bu görevi yerine getirmezlerse, uluslararası proleter hareketi tam bir başarısızlık tehdit ediyor. Zaman, oyalanmanın ölüme gitme demek olduğu zamandır.
      Uluslararası duruma bir göz atın. Dünya devriminin yükselişi söz götürmez bir şey. Çek işçilerinin ayaklanma patlayışı, hükümetin paniğine tanıklık eden inanılmaz bir kan dökücülük ile bastırıldı. İtalya'da da, Torino'da yığınların bir [sayfa 200] patlamasına değin gidildi.[96] Ama en önemli olgu Alman donanmasının ayaklanmasıdır. Devrimin, Almanya gibi bir ülkede, hele güncel koşullar içinde karşılaştığı son derece büyük güçlükleri düşünmek gerek. Hiç kuşkusuz, Alman donanmasının ayaklanması, dünya devriminin büyük büyüme bunalımını gösteriyor. Her ne kadar bizim Almanya'nın yenilgisini öğütleyen şovenlerimiz, Alman işçilerinden hep birden ayaklanmalarını isterlerse de, biz Rus enternasyonalist devrimcileri, 1905 ve 1917 yıllarının deneyimi ile, biz devrimin büyümesinin askerlerin ayaklanmasından daha açık bir belirtisinin düşünülemeyeceğini biliriz.
      Bugün Alman devrimcileri karşısında içinde bulunduğumuz durumu düşünün. Onlar bize şöyle diyebilirler: bizim, açıkça devrime çağıran Liebknecht'ten başka kimsemiz yok. Sesi zindan ile boğuldu. Devrimin zorunluluğunu ortaya koyan bir gazetemiz yok; toplantı özgürlüğümüz, bir tek işçi ya da asker vekilleri sovyetimiz yok. Sesimiz geniş yığınlara büyük bir güçlük ile ulaşıyor. Ve biz, belki de yüzde-bir bir şansla, bir ayaklanma girişiminde bulunduk. Ve siz, Rus enternasyonalist devrimcileri, altı aydır propaganda özgürlüğünüz var, yirmi kadar gazeteniz var, bir sürü işçi ve asker vekilleri sovyetiniz var, her iki başkent sovyetinde de üstün durumdasınız, tüm Baltık donanması ve tüm Finlandiya Rus ordusu sizden yana ve, ayaklanmanızın başarı şansı yüzde-doksandokuz olduğu halde, bizim ayaklanma çağrımıza yanıt vermiyor, kendi emperyalist Kerenski'nizi alaşağı etmiyorsunuz.
      Evet, eğer böyle bir anda, böylesine elverişli koşullar içinde, Alman devrimcilerinin bu çağrısına yalnızca... kararlar ile yanıt verirsek, gerçekten Enternasyonal hainleri oluruz.
      Uluslararası emperyalistlerin Rus devrimine karşı kendi aralarında gitgide daha iyi anlaştıklarını ve ona kötülük hazırladıklarını hepimizin çok iyi bildiğini de ekleyin. Ne pahasına [sayfa 201] olursa olsun onu bastırmak, onu askerî önlemler ve Rusya zararına yapılan bir barış aracıyla boğmak, uluslararası emperyalizmin gitgide yöneldiği erek, işte bu. Dünya sosyalist devrim bunalımını özellikle ağırlaştıran şey, ayaklanmanın her ertelenmesini son derece tehlikeli -bizim bakımımızdan hemen hemen caniyane diyeceğim- bir duruma getiren şey, işte bu.
      Sonra Rusya'nın iç durumunu düşünün. Yığınların Kerenski'ye ve genel olarak emperyalistlere karşı körü körüne güvenini dışa vuran uzlaşmacı küçük-burjuva partilerin başarısızlığı tam olgunluğuna varmıştır. Bu başarısızlık, tamdır. Sovyetler siyasal grubunun, Demokratik Konferansta, koalisyona karşı oy vermesi, köylü vekilleri yerel Sovyetleri çoğunluğunun (Avksentiyevler ile Kerenski'nin öteki dostlarının başında bulundukları kendi merkez sovyetlerine karşın) koalisyona karşı oy vermesi, işçi nüfusun köylülüğe daha yakın olduğu ve oyların %49'dan çoğunun bolşeviklere verildiği (askerler arasında, 17.000 üzerinden 14.000) Moskova'daki seçimler, halk yığınlarının Kerenski ve çıkarlarını Kerenski ve hempaları ile birleştiren kimseler karşısındaki güveninin tam yıkılışına tanıklık etmiyorlar mı? Halk yığınlarının bolşeviklere bu oydan daha açık bir biçimde: "bizi yönetin, sizi izleyeceğiz" diyebilmeleri düşünülebilir mi?
      Ve halk yığınları içinde böylece çoğunluğu kazanmış bulunan biz, her iki başkent sovyetlerini de fethetmiş bulunan biz, bekleyecektik. Neyi bekleyecektik? Rus devriminin adamakıllı bastırılması için hem Buchanan, hem de Guillaume ile, böylece doğrudan doğruya ya da değil, açıkça ya da değil, bir komplo kuran Kerenski ve kornilovcu generallerin, Petrograd'ı Almanlara teslim etmelerini.
      Halk, Moskova seçimlerinde ve Sovyetlerin yenilenmesinde bize güvenini dile getirdi, ama hepsi bu değil. Artan bir duygusuzluk ve ilgisizlik belirtileri de var. Bunu anlamak güç değil. Bu, kadetlerin ve pohpohçularının haykırdıkları [sayfa 202] gibi, devrimin bir sona ermesini değil, ama seçimlere ve kararlara beslenen güvenin bir sona ermesini gösteriyor. Devrimde, yığınlar, yönetici partilerden söz değil, iş; karşılıklı konuşma değil, savaşımda yengi isterler. Halkta bolşeviklerin de ötekilerden daha iyi olmadıkları, çünkü gösterdiğimiz güvenden sonra, onların da harekete geçmesini bilemedikleri kanısının kendisini gösterebileceği an yakındır...
      Tüm ülkede köylü ayaklanması alevleniyor. Kadetler ile uydularının, bu ayaklanmayı her görünüşü ile küçümsedikleri, "pogrom'lara, "anarşi"ye benzettikleri gün gibi ortada. Bu yalan, ayaklanma merkezlerinde toprağın köylülere verilmeye başlanmış bulunması olgusu ile çürütülmüştür: "pogrom"lar ve "anarşi" şimdiye değin böylesine iyi siyasal sonuçlara hiç götürmemişlerdir! Köylü ayaklanmasının engin gücünü tanıtlayan şey, uzlaşıcıların ve Diyelo Naroda'nın sosyalist-devrimcilerinin, ve hatta Breşko-Breşkovskayanın bile, hareketi önlemek için, köylüler büsbütün taşmadan, önce, toprağın köylülere verilmesinden söz etmeye başlamış bulunmalarıdır.
      Ve biz de (şu son günlerde sosyalist-devrimcilerin ta kendileri tarafından kornilovcu olarak maskesi düşürülmüş bulunan) kornilovcu Kerenski'nin Kazak birliklerinin, bu köylü ayaklanmasını bölüm bölüm bastırıp bastırmayacaklarını görmeyi bekleyecektik.
      Partimizin birçok yöneticisi, hepimizin benimsemiş ve durmadan yinelemiş bulunduğumuz sloganın bugün aldığı özel anlamı apaçık olarak anlamamış durumda. Bu slogan: tüm iktidar Sovyetlere, sloganıdır. Bu altı devrim ayı boyunca, bu sloganın ayaklanma anlamına gelmediği dönemler, gelmediği anlar oldu. Belki bu dönemler, bu anlar, yoldaşlardan bir bölümünün gözlerini bağladı ve şimdi, bizim için, bu sloganın hiç değilse eylül ortasından beri bir ayaklanma çağrısı anlamına geldiğini onlara unutturdu.
      Bu bakımdan, en küçük bir kuşkuya yer yok. Diyelo Naroda: [sayfa 203] "Kerenski hiç bir durumda boyun eğmeyecek!" dediği zaman, son günlerde bunu "herkesin anlayabileceği" bir dille açıkladı. Eğmeyecek, ben de o kanıdayım!
      "Tüm iktidar Sovyetlere" sloganı, bir ayaklanma çağrısından başka bir şey değildir. Ve eğer aylardan beri yığınları ayaklanmaya, burjuvazi ile uzlaşmamaya çağıran bizler, yığınlar bize olan güvenlerini dışa vurmuş oldukları halde, devrimin iflasının eşiğinde, bu yığınları ayaklanmaya götürmezsek, kusur hiç itirazsız hepimizin olacaktır.
      Kadetler ve uzlaşmacılar, bizi 3-5 temmuz günleri örneği ile, yüz-karalar[97] propagandasının gelişmesi ile, vb. ürkütmeye çalışıyorlar. Ama eğer biz 3-5 temmuz günlerinde bir yanlışlık yaptı isek, bu, yalnızca iktidarı almamamız oldu; Bunun o zaman bir kusur olmadığını sanıyorum, çünkü henüz çoğunluğumuz yoktu, ama şimdi bu ölümcül bir yanlışlık ve bir yanlışlıktan da kötü bir şey olur. Yüz-karalar propagandasının gelişmesi anlaşılır bir şey, proleter ve köylü devrimi karşısında, aşırıların tepkisidir bu. Ama bunu ayaklanmaya karşı kanıt olarak kullanmak gülünçtür, çünkü kapitalistler tarafından para ile tutulmuş bulunan Yüz-Karaların güçsüzlüğü, kara çetenin savaşımdaki güçsüzlüğü, tanıtlamaya bile değmez. Savaşımda, yalnızca bir sıfırdır bu çete. Savaşımda, Kornilov ile Kerenski, yalnızca "vahşi tümen" ile Kazaklara dayanabilirler. Oysa, moral bozukluğu şimdi Kazakları da sarmış bulunuyor ve, üstelik, kendi Kazak bölgelerinde, köylüler onları bir iç savaş ile tehdit ediyorlar.
      Ben bu satırları 8 ekim pazar günü yazıyorum; siz onları 10 ekimden önce okuyamayacaksınız. Geçen bir yoldaştan, Varşova hattı yolcularının: Kerenski Kazakları Petrograd üzerine götürüyor! dediklerini öğrendim. Bu çok olanaklı; eğer olguyu bütün yönleri ile araştırmaz ve eğer Kornilov'un ikinci dalgayı oluşturan birliklerinin güçlerini ve düzenlenişini irdelemezsek, gerçekten suçlu oluruz.
      Kerenski, iktidarın Sovyetlere geçmesini engellemek için, [sayfa 204] bu iktidarın hemen barış önerisinde bulunmasını engellemek için, toprağın köylülere hemen verilmesini engellemek için, Petrograd'ı Almanlara teslim etmek ve kendisi de Moskova'ya doğru girişi kırmak için, Kornilov birliklerini yeniden Petrograd'a yaklaştırdı! İşte elden gelen en geniş biçimde yayacağımız ve çok büyük bir başarı kazanacak olan ayaklanma sloganı.
      Merkez Yürütme Komitesinin toplantıya çağrılmasını kasıma değin geciktirebileceği Rusya Sovyetler Kongresini beklemek olanaksızdır; savsaklamak ve böylece Kerenski'nin gene Kornilov birlikleri getirmesini sağlamak olanaksızdır. Sovyetler Kongresinde, Petrograd üzerine, Kornilov alaylarına karşı ivedi bir hareketi birlikte gerçekleştirebilecek Finlandiya, donanma ve Reval temsil edilmektedirler - donanma, topçu, makineli tüfekçiler ve iki üç kolordunun, örneğin Viborg'da, Kerenski'nin kendileri ile yeniden kumpas kurduğu Kornilov generallerine karşı öfkelerinin bütün gücünü göstermiş bulundukları hareketi.
      Baltık donanmasının, Petrograd'a gelerek, böylece cepheyi Almanlara açacağı bahanesi ile, Kornilov alaylarına, ikinci saldırı dalgasını hemen bir yenilgiye uğratma olanağından vazgeçmek, yanlışlıkların en büyüğü olur. Kornilovcu karaçalıcılar, genel olarak her türlü yalanı söyledikleri gibi, bunu da söyleyeceklerdir, ama yalan ve kara çalmalardan yılgınlığa kapılmak devrimcilere yaraşmaz. Kerenski Petrograd'ı Almanlara teslim edecek, işte bu şimdi gün gibi, ortada; hiç bir karşı güvence bizim bu konudaki derin inancımızı sarsmayacaktır, çünkü bu inanç olayların tüm akışından ve Kerenski'nin tüm siyasetinden doğuyor.
      Kerenski ve kornilovcular, Petrograd'ı Almanlara teslim edecekler. Ve Petrograd'ı kurtarmanın ta kendisi içindir ki, Kerenski'yi devirmek gerekir, her iki başkent Sovyetlerinin iktidarı almaları gerekir; bu Sovyetler, bütün halklara hemen barış önerecekler ve Alman devrimcileri karşısındaki [sayfa 205] görevlerini yerine getireceklerdir; böylece Rus devrimine karşı caniyane komploların, uluslararası emperyalizm tarafından tezgâhlanan komploların ezilmesine doğru kesin bir adım atmış olacaklardır,
      Rus devrimi ile dünya devrimini, ancak Baltık donanmasının, Finlandiya, Reval ve Kronştad birliklerinin, Petrograd önlerinde bulunan Kornilov birliklerine karşı hemen harekete geçmeleri kurtarabilir. Ve bu hareketin birkaç gün içinde kazak birliklerinin bir bölümünün teslimi, öbür bölümünün tam yenilgisi, Kerenski'nin devrilmesi sonucunu verme şansı yüzde-doksandokuzdur, çünkü her iki başkent işçi ve askerleri de bu hareketi destekleyeceklerdir.
      Uygun zamanı bekleyerek oyalanma, ölüm demektir.
      "Tüm iktidar Sovyetlere" sloganı, bir ayaklanma sloganıdır. Bu sloganı, onun bilincine varmadan, onun üzerinde düşünmeden kullanan biri, kendinden başka kimseye kızmamalıdır. Ama ayaklanmayı bir sanat olarak ele almak gerek, - bu konu üzerinde Demokratik Konferansta durdum ve bugün de duruyorum, çünkü marksizmin öğrettiği şey budur, Rusya'daki ve bütün dünyadaki güncel durumun öğrettiği şey, budur.
      Söz konusu olan oylar değildir, söz konusu olan "sol" sosyalist-devrimcileri çekmek değildir, söz konusu olan ne taşra Sovyetlerinin yardımı, ne de onların kongreleridir. Söz konusu olan, Petrograd, Moskova, Helsingfors, Kronştad, Viborg ve Reval'in kararlaştırabilecekleri ve kararlaştırmaları da gereken ayaklanmadır. Ayaklanma, elden gelen en büyük ciddiyet ile, elden gelen en iyi hazırlık ile, elden gelen en büyük hızlılık ve enerji ile, Petrograd önlerinde ve Petrograd'da kararlaştırılıp gerçekleştirilebilir ve kararlaştırılıp gerçekleştirilmelidir.
      Donanma, Kronştad, Viborg ve Reval, Petrograd üzerine yürüyebilirler ve yürümelidirler, Kornilov alaylarını ezebilirler ve ezmelidirler, her iki başkenti de ayaklandırabilirler [sayfa 206] ve ayaklandırmalıdırlar, yığınlar arasında toprağı hemen köylülere verecek bir iktidar için propaganda yapabilirler ve yapmalıdırlar, Kerenski hükümetini devirebilirler ve devirmelidirler, bu iktidarı kurabilirler ve kurmalıdırlar.
      Uygun zamanı bekleyerek oyalanma, ölüm demektir.


8 Ekim 1917
İlk kez, 7 Kasım
1925'te, Pravda
255'te yayımlandı.
N. LENIN

[sayfa 207]
     
       

RSDİP(B) MERKEZ KOMİTESİNİN 10 (23) EKİM 1917 GÜNLÜ OTURUMU[98]

I
RAPOR
TUTANAK


      Lenin yoldaş, eylül başlarından beri, ayaklanmaya karşı belli bir ilgisizliğin ortaya çıktığını saptıyor. Bununla birlikte, eğer biz, slogan olarak iktidarın Sovyetler tarafından alınmasını ciddî bir biçimde ileri sürüyorsak, bu kabul edilmez bir şeydir. Bundan ötürü, sorunun teknik yönünün uzun zamandan beri düşünülmüş olması gerekirdi. Şimdi, çok zaman geçirilmiş bulunduğu ortaya çıkıyor.
      Bununla birlikte, sorun kendini keskinlikle koyuyor ve karar anı da yakındır.
      Uluslararası durum, girişkenliği ele almamızı gerektirecek gibidir.
      Cephenin Narva'ya değin geri çekilmesi ve Petrograd'ın [sayfa 208] teslimi için çevrilen dolap, bizi kesin eylemlere daha da çok zorluyor.
      Siyasal durum bizi aynı yönde sonuç çıkarmaya götürüyor. 3-5 temmuz günleri, kesin eylemlerimiz başarısızlığa aday olabilirlerdi, çünkü bizi destekleyecek çoğunluk yoktu. O günlerden bu yana, yükselmemiz dev adımı ile sürdü.
      Yığınların uzaklık ve ilgisizliği, onların sözlerden ve kararlardan bıkmış bulunmaları ile açıklanabilirler.
      Çoğunluk bugün bizden yanadır. Siyasal durum, iktidarın alınması için tamamen olgunlaşmıştır.
      Tarımsal hareket de aynı yönde gidiyor, çünkü bu hareketin dizginini kısmak için kahramanca çabaların gerekeceği açıktır. Tüm toprağın köylülere verilmesi sloganı, bütün köylülerin sloganı durumuna gelmiştir. Demek ki, siyasal koşullar gerçekleşmiştir. Sorunun teknik yönünü incelemek gerekiyor. Tüm iş burada. Bununla birlikte, aşırıcılar gibi biz de, ayaklanmanın yöntemli hazırlanışını bir çeşit siyasal günah olarak görmeye eğilimli bulunuyoruz.
      Bizden yana olmayacağı açık olan Kurucu Meclise değin beklemek, düşünülmesi olanaksız bir şeydir, çünkü bu, güçlüklerimizi daha da ağırlaştırmak anlamına gelir.
      Kesin eylemlere geçmek için bölgesel kongreden ve Minsk önerisinde[99] yararlanmak gerekir.

İlk kez 1922'de
Proletarskaya Revolutsiya
10'da yayımlandı.

2 KARAR


      Merkez Komite, Rus devriminin uluslararası durumunun (Almanya'daki, tüm Avrupa'da dünya sosyalist devriminin büyümesinin en son belirtisi olan, donanmanın ayaklanması; ve, öte yandan, emperyalist barışın Rusya'daki devrimi [sayfa 209] bastırdığını görme tehlikesi), - tıpkı askerî durum gibi (Rus burjuvazisi ile Kerenski ve hempalarının Petrograd'ı Almanlara teslim etme yolundaki kuşku götürmez kararları), - tıpkı Sovyetlerdeki çoğunluğun proleter parti tarafından kazanılması gibi, - köylü ayaklanmasına ve partimize güvenini gösteren halkın (Moskova seçimleri) davranışındaki değişikliğe bağlı bulunan bütün bunlar ve en sonu yeni bir Kornilov serüveninin açık hazırlanışı (Petrograd'dan birliklerin çekilmesi, Kazakların Petrograd'a getirilmesi, Minsk'in Kazaklar tarafından kuşatılması, vb.) - bütün bunlar silahlı ayaklanmayı gündeme koyuyor.
      Buna göre, silahlı ayaklanmanın kaçınılmaz ve tamamen olgunlaşmış bulunduğunu göz önünde tutan Merkez Komite, bütün parti örgütlerine tutumlarını bu duruma göre belirlemeyi, bütün pratik sorunları (Kuzey Bölgesi Sovyetleri Kongresi, Petrograd'dan birliklerin çekilmesi, Moskova ve Minsk'de gerçekleştirilecek eylemler, vb.) bu açıdan inceleme ve çözmeyi önerir.
     

İlk kez 1922'de
Proletarskaya Revolutsiya
10'da yayımlandı.

[sayfa 210]