KÜTÜPHANE | LENIN  | NISAN TEZLERI

Viladimir İliç Lenin Nisan Tezleri

1917 Nisan'ında yazıldı.
İlk kez 7 Nisan 1917 tarihli Pravda No° 26'da yayınlandı.
 

BUNALIM OLGUNLAŞMIŞTIR[88]

I

      Kuşku yok ki">

KÜTÜPHANE | LENIN  | NISAN TEZLERI

Viladimir İliç Lenin Nisan Tezleri

1917 Nisan'ında yazıldı.
İlk kez 7 Nisan 1917 tarihli Pravda No° 26'da yayınlandı.
 

BUNALIM OLGUNLAŞMIŞTIR[88]

I

      Kuşku yok ki, eylül sonu, bize, Rus devrim tarihinin ve bütün görünüşlere göre, dünya devrim tarihinin en büyük dönüm noktasını getirdi.
      Dünya işçi devrimi, başa çıkılmaz bir cesaret ile, kokuşmuş resmî "sosyalizm"de, ve gerçekte sosyal-şovenizmde namuslu olarak ne kalmışsa onu temsil eden tek tek savaşçıların eylemi ile başladı. Almanya'da Liebknecht, Avusturya'da Adler, İngiltere'de Mac Lean: dünya devriminin habercileri olma ağır görevini üzerlerine almış bulunan bu tek tek kahramanlardan en tanınmış adlar, işte bunlardır.
      Bu devrimin tarihsel hazırlanışındaki ikinci evre, yığınların resmî partiler içinde bölünme, yasa-dışı gizli yayınlar [sayfa 189] ve sokak gösterileri biçimini alan geniş kaynaşması oldu. Savaşa karşı protesto hareketi büyüyor ve hükümet zulmüne uğrayan kurbanların sayısı artıyordu. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere gibi, yasallık ve hatta özgürlük saygıları ile ün yapmış ülkelerin hapishaneleri, onlarca ve yüzlerce enternasyonalist, savaş düşmanı, işçi sınıfı yandaşı ile dolmaya başlıyordu.
      Ve işte bugün devrimin önbelirtisi denebilecek olan üçüncü evre. Özgür İtalya'da parti önderlerinin yığınsal tutuklanmaları ve hele Almanya'da askerî ayaklanmaların[89] başlaması, büyük bir dönüm noktasının söz götürmez belirtileri, dünya ölçüsünde bir devrim öngünü belirtileridirler.
      Kuşku yok ki, Almanya, ordu içinde tecrit olmuş ayaklanma örneklerini daha önce de görmüştür, ama bu örnekler öylesine önemsiz, öylesine dağınık, öylesine güçsüz idiler ki, kolayca bastırılabiliyor, gürültüsüzce örtbas edilebiliyorlardı, ve bu başkaldırma eylemlerinin yığınlara bulaşmasını önlemek için esas olan da bu idi. En sonu, hareket donanmada öyle bir olgunluk derecesine vardı ki, Alman askerî rejiminin eşsiz bir ustalık ile hazırlamış ve inanılmaz bir ustalık ile uygulamış bulunduğu bütün sertliklere karşın, ne bastırma, ne de gürültüsüz patırtısız örtbas etme başarısı gösterebildi.
      Artık kuşkuya yer yok. Dünya proleter devriminin eşiğindeyiz. Ve biz Rus bolşevikleri, biz, dünyanın, engin bir özgürlükten yararlanan yasal bir partiye, yirmi kadar gazeteye sahip bulunan tek proleter enternasyonalistleri olduğumuzdan, devrimci dönemde her iki başkent işçi ve asker vekilleri Sovyetleri ve yığınlar çoğunluğu bizden yana olduğundan, bize şu sözler söylenebilir ve gerçekte söylenmelidir de: "Size çok şey verildi, sizden çok şey istenecek." [sayfa 190]
       

II


      Rusya'da, devrimin büyük dönüm noktasına söz götürmez bir biçimde varılmıştır.
      Bu köylü ülkede, daha dün küçük-burjuva demokrasisi içinde egemen olan sosyalist-devrimci ve menşevik partilerin desteğinden yararlanan devrimci cumhuriyetçi bir hükümet yönetimi altında, bir köylü ayaklanması büyüyor.
      İnanılmaz bir şey bu, ama bir olgu.
      Ve bu olgu, bizi, biz bolşevikleri şaşırtmıyor; biz burjuvazi ile ünlü "koalisyon" hükümetinin, demokrasi ve devrime karşı ihanet hükümeti, emperyalist kıyım hükümeti, kapitalist ve toprak sahiplerini halka karşı koruyan hükümet olduğunu her zaman söyledik.
      Rusya'da, sosyalist-devrimciler ile menşeviklerin ikiyüzlülüğü sayesinde, cumhuriyet yönetimi altında, devrimci dönemde, Sovyetler yanında, bir toprak sahipleri ve kapitalistler hükümeti kalmıştır ve gene de sürüp gitmektedir. Acı ve tehlikeli gerçeklik işte budur. Rusya'da, emperyalist savaşın uzaması ve bunun sonuçları yüzünden halkın katlandığı sayısız yıkımlar karşısında, eğer köylü ayaklanması başlamış ve yayılıyor ise, bunda şaşacak ne var?
      Eğer bolşeviklerin düşmanları olan resmî sosyalist-devrimci partinin, "koalisyon"u desteklemekten beri kalmamış bulunan bu partinin, şu son günlere ya da şu haftalara değin halkın çoğunluğunu ardından sürüklemiş bulunan bu partinin, koalisyon siyasetinin köylülük çıkarlarına ihanet ettiğine inanan "yeni" sosyalist-devrimcileri kınamaya ve onlara eziyet etmeye devam eden bu partinin önderleri - eğer resmî sosyalist-devrimci partinin bu önderleri, kendi resmî organları Diyelo Naroda'nın 29 eylül günlü başyazısında şöyle yazıyorlarsa, bunda şaşacak ne var:
      "... Kırlarda, tastamam Rusya'nın merkezindeki kırlarda hâlâ hüküm süren kölelik rejimine son vermek için şimdiye [sayfa 191] değin hemen hemen hiç bir şey yapılmadı. ... Tarımsal rejimin düzenlenmesi üzerine, uzun zamandan beri Geçici Hükümete sunulmuş ve hatta Adalet Konferansı denilen o araçtan bile geçmiş bulunan yasa, bu yasa kim bilir hangi bürolarda umutsuzcasına saklanmış kalıyor. ... Cumhuriyetçi hükümetimizin, çarlık yönetiminin eski alışkanlıklarından kurtulmaktan henüz uzak olduğunu, Stolipin'in yumruğunun, devrimci bakanların davranışlarında kendini henüz adamakıllı gösterdiğini ileri sürmekte haksız mıyız?"
      Resmî sosyalist-devrimciler düşüncelerini işte böyle açıklıyorlar! Düşünün bir: Koalisyon yandaşları, tarımsal bir ülkede yedi devrim ayından sonra, kendilerini köylülerin toprak sahipleri tarafından baskı altında tutulmalarını ortadan kaldırmak için, köylülerin "köleleştirilmesini ortadan kaldırmak için hemen hiç bir şey yapılmadı"ğını itiraf zorunda görüyorlar! Bu sosyalist-devrimciler, kendilerini, meslektaşları Kerenski ile onun bütün bakanlar çetesini Stolipin'in adı ile niteleme zorunda görüyorlar!
      Düşmanlarımız yönünden, yalnızca koalisyonun başarısızlığa uğradığına değil, yalnızca Kerenski'ye hoşgörü gösteren resmî sosyalist-devrimcilerin, halk düşmanı, köylü düşmanı, devrim düşmanı bir parti durumuna gelmiş bulunduklarına değil, ama tüm Rus devriminin bir dönüm noktasına varmış bulunduğuna da tanıklık eden daha uzdilli bir tanıklık bulunabilir mi?
      Tarımsal ülkemizdeki köylü ayaklanması, sosyalist-devrimci Kerenski hükümetine karşı, menşevik Nikitin ve Gvozdev'e karşı, sermayeyi ve toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil eden öbür bakanlara karşı yönelmiş bulunuyor! Cumhuriyetçi hükümet bu ayaklanmayı silahla bastırmak istiyor.
      Böyle olaylar karşısında, hem iyi niyetle proletaryadan yana kalınabilir, hem de bunalımın olgunlaştığı, devrimin en büyük dönüm noktasında bulunduğu, hükümetin köylü ayaklanması üzerindeki yengisinin şimdi devrimin ölüm çanını [sayfa 192] çalacağı, Kornilov rejiminin yengisi anlamına geleceği yadsınabilir mi?
       

III


      Tarımsal bir ülkede, yedi ay demokratik cumhuriyetten sonra, eğer işler bir köylü ayaklanmasına değin gidebilmiş ise, devrimin tüm ülkedeki başarısızlığı, bunalımın görülmemiş bir keskinlik derecesine eriştiği, karşı-devrimci güçlerin son çabaya doğru gittiği üzerine çürütülmez bir kanıt verilmiş bulunduğu kuşkusuzdur.
      Kuşkusuz olan şey de işte karşımızda. Köylü ayaklanması gibi bir olgu karşısında, bütün öbür siyasal belirtiler, hatta bunalımın tüm ülkedeki olgunluk derecesinin tersini gösterselerdi bile, herhangi bir önemden kesinlikle yoksun kalırlardı.
      Ama bütün belirtiler de, tersine, genel bunalımın olgunlaştığının ta kendisini gösteriyor.
      Tarımsal sorundan sonra, tüm Rus devlet yaşamında, özellikle nüfusun küçük-burjuva yığınları için olağanüstü bir önem taşıyan şey, ulusal sorundur. Ve Bay Çereteli ve hempaları tarafından içine hile karıştırılan "demokratik" Konferansta, koalisyona karşı verilen oyların oranına göre (55 üzerinden 40), yalnızca sendikaların gerisinde kalan ve işçi ve asker vekilleri Sovyetleri siyasal grubunu çok arkada bırakan "ulusal" siyasal grubun, köktenciliği bakımından, ikinci sırayı tuttuğunu görüyoruz. Köylü ayaklanmasını bastırma hükümeti olan Kerenski hükümeti, gerici Fin burjuvazisini güçlendirmek için, devrimci birlikleri Finlandiya'dan geri çağırıyor. Ukrayna'da, hükümet ile genel olarak Ukraynalıların ve özel olarak da Ukraynalı birliklerin çatışmaları, gitgide sıklaşıyor.
      Daha sonra, savaş zamanında, devlet yaşamında olağanüstü önemi olan orduya bakalım. Finlandiya birlikleri ile [sayfa 193] Baltık donanmasının hükümetten adamakıllı koptuğunu gördük. Bütün cephe birlikleri adına, bütün bolşeviklerden daha devrimci bir biçimde, askerlerin artık dövüşmeyeceklerini söyleyen, bolşevik-olmayan subay Dubasov'un tanıklığını görüyoruz.[90] Askerlerin "sinirli"liğinden söz eden, "düzen" konusunda (yani bu askerlerin köylü ayaklanmasının bastırılmasına katılması konusunda) güvence verilemeyeceğini söyleyen hükümet raporlarını görüyoruz. En sonu, onyedi bin askerden ondört bininin bolşeviklere oy verdikleri Moskova seçimlerini görüyoruz.
      Bu Moskova ilçe dumaları oylaması, genel olarak, ulusun düşünüş durumunda gerçekleşen son derece derin bir değişikliğin en göze çarpan belirtilerinden biridir. Moskova'nın Petrograd'dan daha küçük-burjuva bir kent olduğunu herkes bilir. Moskova proletaryasının kır ile son derece daha çok bağı, köylülere karşı daha büyük bir yakınlığı, köylülerinkine daha yakın bir anlayışı olduğu, birçok kez doğrulanmış bir olgu, söz götürmez bir olgudur.
      Ve işte Moskova'da sosyalist-devrimciler ile menşevikler tarafından toplanmış bulunan oylar, haziranda %70 iken, şimdi %18'e' düşüyor. Küçük-burjuvazi koalisyona sırt çevirdi, halk ondan uzaklaştı, bunda hiç kuşku yok. Kadetler %17'den %30'a çıktılar, ama bir azınlık olarak, "sağ" sosyalist-devrimciler ve "sağ" menşeviklerin onlarla yapmış bulundukları açık ittifaka karşın, hiç bir şansı olmayan bir azınlık olarak kalıyorlar. Ve Ruskiye Viyedemosti,[91] kadetler tarafından alınan oyların mutlak sayısının, 67.000'den 62.000'e düşmüş bulunduğunu bildiriyor. Yalnız bolşeviklerden yana olan oylar 34.000'den 82.000'e çıktı. Bolşevikler toplam oyların %47'sini kazandı. Şimdi sol sosyalist-devrimciler ile birlikte hem Sovyetlerde, hem orduda ve hem de ülkede çoğunluğa sahip bulunduğumuzdan en küçük bir kuşku yok.
      Ve yalnızca bir belirli değeri taşımayan, ama gerçek bir [sayfa 194] değer de taşıyan belirtiler arasına, bir de şu belirti ekleniyor: İktisadî, siyasal ve askerî bakımdan çok büyük bir önemleri olan demiryolcular ve postacılar orduları, hatta aşırıcı menşeviklerin bile "kendi" bakanları Nikitin'den hoşnutsuzluk duyacakları, ve resmî sosyalist-devrimcilerin, Kerenski ve hempalarına "Stolipin" gibi davranacakları derecede, hükümet ile hâlâ sert bir çatışma içinde bulunuyorlar.[92] Menşevikler ile sosyalist-devrimcilerin hükümete gösterdikleri bu "destek"in, eğer bir değeri olduğunu varsayarsak, ancak olumsuz bir değeri olduğu açık değil mi?
       

IV
        ........................................

V


      Evet, Merkez Yürütme Komitesi önderleri, burjuvaziyi ve toprak sahiplerini savunma konusunda doğru bir taktik uyguluyorlar. Ve kuşku yok ki, bolşevikler, eğer kendilerini anayasal kuruntular, Sovyetler Kongresine ve Kurucu Meclisin toplantıya çağrılmasına "güven" tuzağına, Sovyetler Kongresini "bekleme" vb. tuzağına kaptırsaydılar - kuşku yok ki bu bolşevikler proletarya davasının hor görülecek hainleri olurlardı.
      Bu davanın hainleri olurlardı, çünkü davranışları ile, donanmada ayaklanmaya başlamış bulunan devrimci Alman işçilerine ihanet ederlerdi. Bu koşullar içinde, Sovyetler Kongresini "beklemek", vb., enternasyonalizme ihanettir, uluslararası sosyalist devrim davasına ihanettir.
      Çünkü enternasyonalizm, sözlere, dayanışma bildirilerine değil, ama eylemlere dayanır.
      Bolşevikler köylülüğe ihanet etmiş olurlardı, çünkü, Diyelo Naroda'nın bile Stolipin hükümeti ile karşılaştırdığı bir hükümetin, köylü ayaklanmasını ezmesini hoşgörü ile karşılamak, [sayfa 195] tüm devrimi yitirmek, onu her zaman ve değişmez bir biçimde yitirmek demektir. Anarşiden ve yığınların artan ilgisizliğinden yakınılıyor: Köylülük ayaklanacak duruma getirilmişken, ve sözde "devrimci demokrasi" bu ayaklanmanın silahlar aracıyla ezilmesine sabırla katlanırken, yığınlar seçimlere karşı nasıl kayıtsız olmayabilirlerdi!!
      Bolşevikler demokrasiye ve özgürlüğe ihanet etmiş olurlardı, çünkü böyle bir anda köylü ayaklanmasının bastırılmasına katlanmak, tıpkı "Demokratik Konferans" ile "Önparlamento" seçimlerinde daha kötü ve daha da kaba bir biçimde yapıldığı gibi, Kurucu Meclis seçimlerinde de hile yapılmasına izin vermek demektir.
      Bunalım olgunlaşmıştır. İşin içinde tüm Rus devriminin geleceği yatıyor. Bolşevik Partinin tüm onurudur söz konusu olan. İşin içinde sosyalizm için uluslararası işçi devriminin tüm geleceği yatıyor.
      Bunalım olgunlaşmıştır...
 

29 Eylül 1917
Buraya değin, metin yayınlanabilir;
gerisi Merkez Komitesi, Moskova Komitesi ve
Sovyetler üyelerine dağıtılmak içindir.
     
       

VI


      Ne yapmalı? Aussprechen was ist, "olanı söylemek", gerçeği, yani bizde, parti Merkez Komitesi ve yönetici çevrelerinde, Sovyetler Kongresini beklemeden yana ve iktidarın hemen alınmasına kargı, hemen ayaklanmaya karşı bir akım ya da bir görüş olduğunu kabul etmek gerek. Bu akım ya da bu görüşü yenmek gerek.[93]
      Yoksa, bolşevikler bir daha kazanmamak üzere onurlarını yitirir ve parti olarak sıfıra düğerler. [sayfa 196]
      Çünkü, şimdiki fırsatı kaçırmak ve Sovyetler Kongresini "beklemek", tam bir alıklık ya da tam bir ihanet olurdu.
      Alman işçilerine karşı tam bir ihanet. Herhalde onların devriminin başlamasını beklemeyeceğiz! O zaman, Liber-Danlar bile o devrimi "destekleme"den yana olacaklar. Ama Kerenski, Kişkin ve hempaları iktidarda oldukları sürece, o devrim başlayamaz.
      Köylülüğe karşı tam ihanet. Her iki başkent Sovyetleri de elimizde iken, köylü ayaklanmasını ezdirmek, köylülerin tüm güvenini yitirmek ve yitirmeye değimli olmak, kendini köylülerin gözünde Liber-Danlar ve öbür itlerle aynı düzeye koymak demektir.
      Sovyetler Kongresini "beklemek" tam bir alıklıktır, çünkü haftaların akıp gitmesine göz yummak demektir bu; oysa, şu anda, her şeyi haftalar ve hatta günler kararlaştırıyor. İktidarı almaktan ödlekçe vazgeçmek demektir bu, çünkü 1 ve 2 kasımda iktidarı almak olanaksız olacaktır (hem siyasal hem de teknik nedenlerden ötürü: Budalaca "saptanmış"[94] ayaklanma günü için Kazakları toplayacaklardır) .
      Sovyetler Kongresini "beklemek" bir alıklıktır, çünkü kongre hiç bir şey veremez!
      "Manevî" anlam ve önemi? Oh ne âlâ!! Sovyetlerin köylülerden yana olduklarını ve köylü ayaklanmasının ezildiğini bildiğimiz halde, Liber-Danlar ile alınan kararların ve yapılan konuşmaların "anlam ve önemi"!! Böylelikle Sovyetleri hor görülecek gevezeler rolüne düşürürdük. Önce Kerenski'yi yenin, sonra kongreyi toplantıya çağırın.
      Ayaklanmanın zaferi, bolşevikler için şimdi güven altındadır: 1) (eğer Sovyetler Kongresini "bekle"mez isek) üç [sayfa 197] noktadan ansızın vurabiliriz:[95] Petrograd'dan, Moskova'dan, Baltık donanmasından; 2) bize yığınların desteğini sağlayan sloganlarımız var: Kahrolsun köylülerin büyük toprak sahiplerine karşı ayaklanmasını ezen hükümet! 3) ülkede çoğunluğa sahibiz; 4) sosyalist-devrimciler ve menşevikler içinde tam bir şaşkınlık var; 5) iktidarı (düşmana beklenmedik bir darbe indirmek için başlayabilecek olan) Moskova'da alma teknik olanağına sahibiz; 6) Petrograd'da, Kışlık Sarayı, Genel Karargâhı, Telefon Santralını ve bütün basımevlerini bir hamlede ele geçirebilecek binlerce silahlı işçi ve askere sahibiz; bizi oradan atamazlar, - ve ordu içinde ajitasyon öyle olacaktır ki, bu barış, köylülere toprak, vb. hükümetine karşı savaşmak olanaksız olacaktır.
      Eğer bir atılımda, ansızın, Petrograd'da, Moskova'da, Baltık donanmasında, üç noktada birden vurursak, 3-5 temmuz günlerinde uğradığımızdan daha az bir yitikle yüzde-doksandokuz kazanma şansımız var, çünkü bir barış hükümetine karşı birlikler yürümeyeceklerdir. Hatta eğer Kerenski, Petrograd'da, daha önceden "kendisine bağlı" bir süvari birliğine vb. sahip bulunsa bile, iki yandan gelen bir saldırı ve ordunun bizim için duyduğu yakınlık karşısında, Kerenski teslim olma zorunda kalacaktır. Eğer bugünkü şanslarımız ile iktidarı almazsak, Sovyetler iktidarı üzerindeki bütün sözler yalandan başka bir şey değildir.
      İktidarı şimdi almamak, Merkez Yürütme Komitesinde gevezelik etmeyi "beklemek", "organ (sovyet) için savaşmak", "kongre için savaşmak" ile yetinmek, devrimin batmasına neden olmak demektir.
      Merkez Komite, Demokratik Konferansın başından beri bu konu üzerinde söylediklerime yanıt bile vermediğinden [sayfa 198] ve merkez organı, önparlamentoya katılma onur kırıcı kararı, sovyet prezidyumunda menşeviklere bir koltuk verilmesi, vb., vb. gibi, bolşeviklerin apaçık yanlışlıkları üzerine makalelerimde verdiğim bilgileri çizdiği için, bunda Merkez Komitenin konuyu tartışmayı bile kabul etmediğine "ince" bir anıştırma, ağzımı kapamaya ve beni istifaya çağrıya ince bir anıştırma görme zorundayım.
      Merkez Komitesinden istifa isteğimi sunma
zorundayım, parti saflarında ve parti kongresinde propaganda yapma hakkımı saklı tutarak, bu işi de yapıyorum.
      Çünkü en derin inancım şu ki, eğer Sovyetler Kongresini "bekler" ve fırsatı da hemen kaçırırsak, devrimin batmasına neden oluruz.

29/IX[1917]
N. LENİN


      P. S. - Tüm bir olgular dizisi, Kazak birliklerinin bile barış hükümetine karşı yürümeyeceklerine tanıklık ediyor! Ama sayıları ne? Nerelerdeler? Ve bütün ordu bizden yana birlikler donatmayacak mı?


I-III ve V. bölümler 7 (20) Ekim 1917'de Raboçi Put
n
° 30'da yayınlandı.
VI. bölüm, ilk kez, 1924'te yayınlandı.
I, II ve III. bölümler, gazetedeki metne uygundur.
[IV. bölüm için 69. açıklayıcı nota bakınız.]
V ve VI. bölümler elyazmasına göre verilmiştir.