KÜTÜPHANE | LENIN  | NISAN TEZLERI

Viladimir İliç Lenin Nisan Tezleri

1917 Nisan'ında yazıldı.
İlk kez 7 Nisan 1917 tarihli Pravda No° 26'da yayınlandı.
      BİLİMSEL BAKIMDAN DOĞRU OLMAK VE PROLETARYANIN   SİYASAL BİLİNCİNİ AYDINLATMAK İÇİN PARTİMİZİN   ADI NE OLMALI?
     
      19. Şimdi son soruna, partimizin adı sorununa geliyorum. Marx ve Engels'in yapmış bulundukları gibi, kendimizi Komünist Partisi olarak adlandırmalıyız.

      Marksist olduğumuzu ve temel olarak Komünist Manifesto'yu aldığımızı bir kez daha ilân etmeliyiz. Komünist Manifesto, sosyal-demokrasi tarafından başlıca iki noktada bozulmuş ve ihanete uğramıştır: 1. İşçilerin yurdu yoktur: emperyalist savaşta "yurdu savunmak" demek, sosyalizme ihanet etmek demektir; 2. marksist devlet teorisi, II. enternasyonal tarafından çarpıtılmıştır.

      "Sosyal-demokrasi" adlandırması, Marx'ın birçok kez, özellikle 1875'te Gotha Programının Eleştirisi'nde göstermiş olduğu, ve Engels'in de 1894'te daha popüler bir açıklamasında[51] yinelemiş bulunduğu gibi, bilimsel bakımdan doğru değildir. İnsanlık, kapitalizmden, doğrudan doğruya ancak sosyalizme, yani üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyeti ile ürünlerin herkesin emeğine göre bölüşümüne geçebilir. Bizim partimiz daha uzağı görüyor: sosyalizm, kaçınılmaz olarak, yavaş yavaş, bayrağı üzerinde: "Herkesten yeteneklerine göre, herkese gereksinmelerine göre" yazan komünizme dönüşecektir.

      Birinci kanıtım, bu.
      Ve işte ikincisi: adımızın ikinci bölümü de (sosyal-demokrat), bilimsel bakımdan doğru değildir. Demokrasi, devlet biçimlerinden biridir. Oysa, biz marksistler, biz her türlü devlete karşıyız.
      İkinci Enternasyonal (1889-1914) önderleri, B. Plehanov, Kautsky ve benzerleri, marksizmi alçalttılar ve bozdular.

      Marksizm, anarşizmden sosyalizme geçmek için bir devletin zorunluluğunu kabul etmesi ile ayrılır, ama (ve onu Kautsky ve hempalarından işte bu ayırır) 1871 Paris Komünü gibi, 1905 ve 1917 işçi vekilleri Sovyetleri gibi bir devlet, yoksa alışılmış tipteki burjuva demokratik cumhuriyet gibi bir devlet değil.

      Üçüncü kanıtım: yaşam, devrim, terimin gerçek anlamında bir devlet olmayan bu yeni "devlet"in ta kendisini, [sayfa 68] henüz kararsız bir biçim altında da olsa, gerçekte ülkemizde daha önce yaratmış bulunmaktadır.

      Bu daha şimdiden yalnızca bir önderler teorisi değil, yığınların pratik etkinliğine bağlı bir sorundur.

      Devlet, sözcüğün tam anlamıyla, halktan ayrı, silahlı insan müfrezeleri tarafından yığınlar üzerinde uygulanan buyurganlık demektir.

      Bizim doğmakta olan yeni devletimiz de bir devlettir, çünkü bize silahlı insan müfrezeleri gerek, bize sıkı bir düzen gerek, bize, çarcı olduğu kadar guçkovcu tüm karşıdevrim girişimlerini acımasızca bastırmak için zor kullanmak gerek.

      Ama bizim doğmakta olan yeni devletimiz, sözcüğün tam anlamıyla daha şimdiden artık bir devlet değildir, çünkü Rusya'nın birçok yerinde bu silahlı insan müfrezeleri, yığının kendisidir, tüm halktır, yoksa halkın üstünde, ondan ayrı, ayrıcalıklı, pratik olarak görevden geri alınamaz biri değil.

      Geriye, eski kralcı yönetim örgenlikleri, polis, ordu, bir memurlar kastı aracıyla burjuvazinin egemenliğini pekiştirmeye çalışan alışılmış burjuva tipteki demokrasiye doğru değil, ileriye bakmak gerek.

      İleriye, doğmakta olan, daha şimdiden bir demokrasi olmaktan çıkan, -çünkü demokrasi, halk egemenliği demektir, ve silahlı halk kendi kendisi üzerinde egemenlik uygulayamaz- yeni demokrasiye doğru bakmak gerek.

      Demokrasi terimi, komünist partiye uygulandığı zaman, yalnızca bilimsel açıdan doğru olmamakla kalmaz. Bugün, 1917 martından sonra, bu terim, devrimci halkın gözlerine takılmış, onu yeniyi özgürce, çekinmeden ve kendi öz girişkenliği ile yapmaktan, yani "devlet" içinde tek iktidar olarak, her türlü devletin "solmasının" habercileri olarak işçi, köylü ve başkalarının vekilleri sovyetlerini örgütlemekten engelleyen bir gözbağı demektir.

      Dördüncü kanıtım: sosyalizmin tüm dünyadaki nesnel durumunu hesaba katmak gerek.

      Bu durum artık 1871-1914'teki, Marx ve Engels'in, doğru olmayan, oportünist "sosyal-demokrasi" terimine bile bile boyun eğdikleri dönemdeki durum değil. Çünkü, o dönemde, Paris Komününün yenilgisinden sonra, tarih, gündeme yavaş örgütlenme ve eğitim çalışmasını koymuştu. Gündemde başka bir madde yoktu. Anarşistler, teorik açıdan olduğu kadar iktisat ve siyaset konusunda da adamakıllı haksızdılar (ve gene de haksızdırlar). Dönem üzerine yanlış bir fikir besliyor, uluslararası durumu anlayamıyorlardı: oysa, İngiliz işçisi emperyalist kârlar yüzünden bozulmuş, Paris Komünü ezilmiş, burjuva ulusal hareket Almanya da daha yeni zafer kazanmış (1871), yarı-feodal Rusya yüzyıllık uykusunu uyumakta bulunuyordu.

      Marx ve Engels, bu dönemin doğru bir değerlendirmesini verdiler; o zamanki uluslararası durumu, toplumsal devrimin yavaş bir hazırlık zorunluluğunu anladılar.

      Biz de, yeni dönemin görev ve özelliklerini anlamasını bilelim. Marx'ın kendileri için: "Ejderha ektim, pire biçtim"[52] dediği o sözde-marksistlere öykünmeyelim.

      Emperyalizm durumuna gelmiş kapitalizmin nesnel zorunluluğu, emperyalist savaşı doğurdu. Savaş, tüm insanlığı, uçurumun, tüm uygarlığın yıkıma uğramasının, barbarlığın kıyısına getirdi; milyonlarca yeni insanı ölüme sürüklemekle tehdit ediyor.

      Proleter devrimden başka çıkış yolu yoktur.
      Ve bu devrim başladığı, çekingen, güvensiz ilk adımlarını attığı, burjuvaziye karşı henüz bilinçsiz ve çok kanağan olduğu anda, "sosyal-demokrat" önderlerin, "sosyal-demokrat" parlamenterlerin, "sosyal-demokrat" gazetelerin -çünkü yığınlar üzerindeki etki araçları işte bunlardır- çoğu (doğrusu bu, bu bir olgu) sosyalizmi bıraktı, sosyalizmden döndü, "kendi" ulusal burjuvazilerinin saflarına geçti.

      Yığınlar bu önderler tarafından şaşırtılmış, saptırılmış, aldatılmışlardır.
      Ve biz, II. Enternasyonalin kendisi kadar çürümüş bulunan günü geçmiş eski adlandırmayı korumakla, bu yutturmacayı yüreklendirmiş, onu kolaylaştırmış oluruz!
      "Birçok" işçi, sosyal-demokrasiyi istediği kadar iyi anlamda anlasın! Ama öznel ile nesnel arasında ayrım yapmayı öğrenmenin zamanıdır.

      Öznel olarak, bu sosyal-demokrat işçiler, proleter yığınların candan yürekten bağlı yol göstericileridirler.

      Ama dünyadaki nesnel durum öyledir ki, partimizin eski adı yığınların aldatılmasını kolaylaştırır, ileriye doğru hareketi engeller. Çünkü, yığın her adımda, her gazetede, her parlamenter bölüntüde, önderleri, yani sözü en iyi dinlenen, davranışı çok uzaktan görülen adamları görür; ve onların hepsi "kendileri de sosyal-demokrat"tırlar, hepsi sosyalizm dönekleri sosyal-şovenler ile "birlikten yana"dırlar; hepsi "sosyal-demokrasi" tarafından eskiden çekilmiş poliçeleri ödetmeye çalışırlar...

      Ya karşı kanıtlar?... "Bizi anarşist komünistler ile karıştıracaklar"...
      Peki, Fransız Cumhuriyetinin bütün burjuva partileri içinde, yığınları burjuvazi yararına aldatma sanatında en ileri gitmiş ve en uzmanlaşmış olan ulusal sosyalistler, liberal sosyalistler ya da radikal-sosyalistler ile karıştırılmaktan neden korkmuyoruz?... "Yığınlar kendi sosyal-demokrat partilerine alışmışlardır, işçiler bu partiye 'bağlıdırlar"...

      İşte tek kanıt, bu. Evet, ama, bu kanıt ne marksist bilimi hesaba katıyor, ne yarın devrimin karşısına çıkacak görevleri, ne sosyalizmin bütün dünyadaki nesnel durumunu, ne II. Enternasyonalin yüz kızartıcı iflasını, ne de proleterleri çevreleyen "kendileri de sosyal-demokrat" sürüler tarafından davaya pratik olarak verilen zararı.

      Göreneğin kanıtı, aşırı uyuşukluğun kanıtı, durgunluğun kanıtı bu.

      Oysa biz dünyayı yeniden kurmak istiyoruz. Yüz milyonlarca insanın sürüklendiği, yüzlerce ve yüzlerce milyonlarla ölçülen sermaye çıkarlarının karıştığı emperyalist dünya savaşına, insanlık tarihinin şimdiye değin gördüğü devrimlerin en büyüğü olan proleter devrim gerçekleştirilmedikçe, gerçekten demokratik bir barış ile bitirilmesi olanaksız olan savaşa son vermek istiyoruz biz.

      Ve biz kendi kendimizden korkuyoruz. "Sevdiğimiz", "alıştığımız" kirli gömleğimizden ayrılamıyoruz!...
      Kirli gömleği atmanın zamanıdır, temiz çamaşır giymenin zamanıdır.
     

Petrograd, 10 Nisan 1917.
     

SONSÖZ


      Broşürüm, iktisadî bozukluk ve Petersburg basımevlerinin kötü çalışması sonucu eskidi. 10 Nisan 1917'de yazılmış olduğu halde, bugün, 28 mayıs, hâlâ yayımlanmadı!
      Bu broşür, partimizin, Rusya Sosyal-Demokrat Bolşevik işçi Partisinin Konferansı öngününde, fikirlerimin propagandası için platform taslağı olarak yazılmıştı. Daktiloda yazılmış ve konferans öncesinde ve konferans sırasında parti üyelerine dağıtılmış bulunan bir broşür, her şeye karşın rolünü kısmen oynamıştır. Ama o zamandan beri, 24-29 Nisan 1917 günlerinde konferans toplandı,[
53] kararları uzun zaman önce yayımlandı (Soldatskaya Pravda'nın[54] 13. sayısı ekine bakınız), ve dikkatli okur broşürümün çoğu kez bu kararların ilk taslağı olduğunu saptamakta hiç bir güçlük çekmeyecektir.
      Artık bana, bu broşürün, bu kararlar ile ilişkili olarak, açıklama niteliğiyle gene de yararlı olacağı umudunu dile [sayfa 72] getirmek, ve sonra iki nokta üzerinde durmaktan başka bir şey kalmıyor.
      Broşürün 27. sayfasında,[55] Zimmerwald'de ancak gözlemci olarak kalmayı öneriyorum. Konferans bu nokta üzerinde beni izlemedi, ve ben de enternasyonale ilişkin karara karşı oy verme zorunda kaldım. Bundan böyle konferansın bir yanlışlık yaptığı, ve bu yanlışlığın olayların gidişi tarafından çok geçmeden düzeltileceği açıktır. Zimmerwald'de kalarak, III. Enternasyonalin kuruluşunu geciktirmeye (istemeyerek de olsa) katkıda bulunuyoruz; artık ideolojik ve siyasal bakımdan ölmüş bulunan Zimmerwald'in temsil ettiği bu prangaya bağlı kalarak III. Enternasyonali dolaylı biçimde engelliyoruz.
      Partimizin, tüm dünyanın bütün işçi partileri karşısındaki durumu bugün öyledir ki, III. Enternasyonali hemen kurma zorunda bulunuyoruz. Bu işi bugün bizden başka kimse yapamaz, ve her türlü savsaklama da zararlıdır. Eğer biz Zimmerwald'de yalnızca gözlemci olarak kalmış olsaydık, III. Enternasyonali kurmak için ellerimiz hemen özgür kalırdı (bir yandan da, koşullar uygun olduğu ölçüde, Zimmerwald'den yararlanacak durumda olurduk).
      Oysa şimdi, konferans tarafından yapılan yanlışlık yüzünden, hiç değilse 5 Temmuz 1917'ye değin (Zimmerwald Konferansının toplanmaya çağrıldığı tarih; eğer yeniden ertelenmezse ne mutlu! Daha önce bir kez ertelenmişti...) eli kolu bağlı bekleme zorundayız.
      Ama konferanstan sonra Partimiz Merkez Komitesi tarafından oybirliği ile alınmış, ve 12 mayıs günlü Pravda'nın 55. sayısında yayımlanmış bulunan karar, bu yanlışlığı yarı yarıya düzeltti: eğer bakanlarla görüşürse, Zimmerwald'den ayrılacağımız kararlaştırıldı. Uluslararası birinci "sollar" ("üçüncü eğilim", "gerçek enternasyonalistler", yukarda s. [sayfa 73] 23-25’e 23-25'e bakınız[56]) konferansını toplantıya çağırdığımızda, yanlışlığın öbür yarısının da çok yakında düzeleceği umudunu dışa vurmakta bir sakınca görmüyorum.
      Üzerinde durulması gereken ikinci nokta, 6 Mayıs 1917 günü bir "koalisyon hükümeti"nin kurulmasıdır. İnsana broşür en çok, işte tam da bu noktada eskimiş gibi gelebilir.
      Gerçeklikte, işte tam da bu noktada hiç mi hiç eskimemiştir. Broşür, her şeyi, on kapitalist bakana tutak (rehine) olarak altı bakan vermiş bulunan menşevikler ile narodniklerin ateşten korkar gibi korktukları bir sınıf tahlili üzerine oturtuyor. Ve her şeyi bir sınıf tahlili üzerine oturttuğu içindir ki, eskimemiştir, çünkü Çereteli, Çernov ve hempalarının hükümete girmesi, Petrograd Sovyeti tarafından kapitalistler hükümeti ile yapılan anlaşmanın yalnızca biçimini, o da çok küçük bir derecede değiştirmekten başka bir sonuç vermemiştir; oysa ben, broşürümde, 8. sayfada, "biçimsel bir anlaşmadan çok, fiilî bir desteğin söz konusu olduğunu"[57] özellikle belirtmiştim.
      Çereteli, Çernov ve hempalarının, kapitalistlerin tutaklarından başka bir şey olmadıkları; "yenilenmiş" hükümetin, ne dış siyaset, ne de iç siyasette, tumturaklı sözlerden hiçbirini ne tutmak istediği, ne de tutabileceği her gün biraz daha açık bir duruma geliyor. Çernov, Çereteli ve hempaları siyasal bakımdan kendi kendilerini öldürmüşlerdir; kapitalistlerin yardımcıları olarak ortaya çıkmışlardır ve gerçekte devrimi engellemektedirler: Kerenski, yığınlara karşı zor kullanacak kadar ileri gitmiştir (broşürümün 9. sayfasına bakınız. "Guçkov henüz yığınlara karşı zora başvurma tehdidinden başka bir şey yapmıyor";[58] Kerenski ise bu tehditleri uygulamaya sürüklendi ...). Çernov, Çereteli ve hempaları, siyasal olarak, kendi ölüm kararları [sayfa 74] ile partilerinin, menşevik ve sosyalist-devrimci partilerin ölüm kararını imzalamış bulunuyorlar. Halk her gün bunu daha iyi anlayacak.
      Koalisyon hükümeti, broşürümde kısaca tahlil edilmiş bulunan devrimimizin başlıca sınıf çelişkilerinin gelişmesinde bir evreden başka bir şey değildir. Böyle bir durum uzun zaman süremez. Ya geriye, tüm cephe üzerinde karşı-devrime doğru dönmek, ya ileriye, iktidarın başka sınıfların ellerine geçmesine doğru gitmek gerekecektir. Emperyalist savaş tüm dünyada kudurmuşçasına sürerken, devrim döneminde olduğu yerde kalmak olanaksızdır.
     

Petersburg, 28 Mayıs 1917.
İlk kez, 1917 eylülünde
"Priboy" yayınlarında broşür
olarak yayımlanmıştır.

İmza: N. Lenin.