KÜTÜPHANE | LENIN | Bir Adım İleri, İki Adım Geri

Dipnotlar
[1*] Bkz: Collected Works, Vol. 4, s. 351-356. -Ed.
[2*] Bkz: İkinci Kongre Tutanakları, s. 20. -Ed.
[3*] Bkz: "Hazırlık Komitesi'nin Kurulduğuna Dair Açıklama" (Collected Works, Vol. 6, s. 307). -Ed.
[4*] Bkz: İkinci KOngre Tutanakları, s. 22-23 ve 380.
[5*] Bu toplantıyla ilgili olarak, hazırlık komitesi üyesi olan ve kongreden önce, yazıkurulunun güvenilir temsilcisi, yedinci üyesi olarak oybirliği ile seçilen Pavloviç,'in "Mektup"una[10] bakınız (Birlik tutanakları, s. 44).
[6*] Bugün partimizde bu sözü işitince dehşete kapılan ve yoldaşça olmayan tartışma yöntemleri kullanılıyor feryadını basan kişiler var. Resmiyet anlayışının yanlış anlaşılmasından ileri gelen garip bir duyarlılık!.. Bir iç savaşımla karşı karşıya bulunan, hemen hemen hiç bir siyasal parti yoktur ki, o partide, kararsız öğeler, çekişen taraflar arasında bir o yana, bir bu yana yalpalayan öğeler bu sözlerle nitelenmemiş olsun. İç savaşımlarını gerçekten belli sınırlar içinde tutmayı bilen Almanlar bile versumpft [batağa gömülmüş -ç.] sözcüğünden gocunmamışlar, dehşete kapılmamışlar ve gülünç, resmi bir erdemlilik oyunu oynamamışlardır.
[7*] Martov ekledi: "Bu noktada Plehanov'un katırlarla ilgili nüktesi çok zarar vemiştir." (Dil özgürlüğü sorunu tartışılırken, sanıyorum bir bundcu, başka yerler arasında, haraları da anmıştı. Bunun üzerine Plehanov, başkalarının da duyabileceği bir tonla: "Atlar konuşmaz ama katırlar bazan, konuşur" demişti.) Bu nüktede ben itidâl, incelik ve yumuşaklık görmüyorum kuşkusuz. Ama tartışmanın bir ilke sorunu haline geldiğini kabul etmesine karşın Martov'un, bu ilkenin ne olduğunu ve hangi düşünce eğilimlerinin ifade olanağı bulduğunu tahlile girişmemesini, yalnızca nüktelerin "zararı" hakkında konuşmakla yetinmesini de garip buluyorum. Bu, gerçekten biçimsel ve bürokratça bir tutumdur. Kongrede yalnızca bundculara değil, ama onların destekledigi ve hatta bazan yenilgiden kurtardığı kişilere yönelmiş kırıcı nüktelerin "çok zarar verdiği" doğrudur. Ne var ki, bir kez, işin içinde ilke sorunu olduğunu söylediniz mi, artik şu ya da bu nüktenin "caiz olmayışı" hakkında konuşmakla (Birlik tutanakları, s. 58) yetinemezsiniz.
[8*] Bkz: Collected Works, Vol. 4, s. 420-428. -Ed.
[9*] Karş: Gorin'in konuşması, s. 213.
[10*] Başka bir vesileyle, Akselrod'un, sosyalist-devrimcilere ilişkin önergesi nedeniyle muhalefet eğilimlerinin desteklenmesi üzerinde, aynı grubun, "merkez"in önderlerinden bir başkası, yoldaş Egorov da durmuştu (tutanaklar, s. 359). Yoldaş Egorov, her muhalefet hareketiyle devrimci hareketin desteklenmesine ilişkin istemle, sosyalist devrimcilere ve liberallere karşı takınılan çatışmacı tutum arasında bir "çelişki" bulduğunu söylemişti. Yoldaş Egotov bir başka biçimde ve soruna bir ölçüde değişik bir tutumla yaklaşarak, burada da aynı dar marksizm anlayışını, (kabul ettiği) İskra tutumuna karşı aynı kararsız ve yarı-düşman tutumu ortaya koydu. Mahov, Lieber ve Martinov yoldaşların yaptığı gibi.
[11*] İskra'nın merkez yayın organı olarak kabulü konusunda yaptığı konuşmada yoldaş, Popov, inter alia, şöyle dedi: "İskra'nın n° 3 ya da n° 4'teki 'Nereden Baş1amalı' başlıklı yazıyı anımsıyorum. Rusya'da faaliyet gösteren yoldaşların çoğu o yazıyı incelikten uzak buldular; başkaları aynı yazının hayalci olduğunu düşündü ve çoğunluk [? - herhalde Popov'un çevresindeki çoğunluk] yazıyı tutkuya yordu" (tutanaklar, s. 140). Okurların gördüğü gibi, benim siyasal görüş1erimin tutkuya yorulması yeni bir şey değil - şimdi aynı görüşleri yoldaş Akselrod'la, yoldaş Martov'un yeniden pişirip ortaya koymalarını, bu gayet iyi açıklıyor.
[12*] Yeri gelmişken, bu vesileyle. -ç.
[13*] Bu arada belirtelim, tutanak komisyonu, Ek XI'de "Lenin tarafından kongreye sunulan" tüzük taslağını yayınladı (tutanaklar, s. 393)
      Tutanak komisyonu da işleri biraz karıştırmış. Komisyon, bütün temsilcilere (ve çoğuna kongreden önce) gösterdiğim benim ilk tasarımla kongrede önerilen tasarıyı karıştırmış ve birinci tasarıyı, ikinci tasarıymış gibi yayınlamıştır. Kuşkusuz. bütün hazırlık aşamalarında bile olsa, benim tasarılarımın yayınlanmasına hiç bir itirazım yoktur; ama karışıklık yaratmanın gereği yoktu. Oysa böyle bir karışıklık yaratılmıştır. Gerçekten de Popov'la Martov, benim aslında kongreye sunduğum tasarının, tutanaklar komisyonunca yayınlanan tasarıda yer almayan bazı maddelerini (Karş: s. 394, madde 7 ve 11) eleştirmişlerdir (tutanaklar, s. 154 ve 157). Birazcık daha dikkat gösterilseydi, sözünü ettiğim sayfalar karşılaştırılarak, hata kolayca yakalanabilirdi.
[14*] Yoldaş Martov'un tasarısının ilk şeklini. ne yazık ki, bulamadığımı söylemeliyim. O tasarı 48 maddelikti; değersiz bir biçimsellik yönünden daha da "şişkin"di.
[15*] Bu sözcüğe yoldaş Akselrod'un dikkatini çekeriz. Ne müthiş! Bu sözcükte, bir yazıkurulunun kuruluşunu değiştirmeye kadar varabilecek bir "Jakobenciliğin" kökleri var.
[16*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 501. -Ed.
[17*] Sorun açık değil, -ç.
[18*]"Örgüt" sözcüğü, geniş ve dar olmak üzere, genellikle iki anlamda kullanılır. Dar anlamda bu sözcük, hiç değilse en asgari ölçüde bir uyuşuma sahip bir insan topluluğunun kurduğu çekirdeği ifade ediyor. Geniş anlamda ise, sözcük, bu tür çekirdeklerin bir bütün içinde birleşmiş toplamını kastediyor. Örneğin donanma, ordu ya da devlet hem bir yandan (sözcüğün dar anlamında) örgütler toplamıdır, hem de (sözcüğün geniş anlamında) toplumsal örgüt çeşitleridir. Eğitim bakanlığı (sözcüğün geniş anlamında) bir örgüttür ve (sözcüğün dar anlamında) bir dizi örgütü içerir. Bunun gibi, parti bir örgüttür, (sözcüğün geniş anlamında) bir örgüt olması gerekir, ama aynı zamanda parti, (sözcüğün dar anlamında) bir dizi çeşitli örgütten oluşmak durumundadır. Bu nedenledir ki, parti ve örgüt kavramlarını birbirinden ayırmaktan söz ettiği zaman, yoldaş, Akselrod, her şeyden önce "örgüt" sözcüğünün geniş ve dar anlamları arasındaki farkı dikkate almamıştır, ikincisi de, örgütlü ve örgütsüz öğeleri birbirine karıştıranın kendisi olduğunu farketmemiştir.
[19*] Bkz: V. İ. Lenin, Ne Yapmalı?, Sol Yayınları, Ankara 1977, s. 149. -Ed.
[20*] Kendiliğinden, otomatik olarak. -ç.
[21*] Bağlantısız örgütlere.-ç.
[22*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 500. -Ed.
[23*] Bkz: V. İ. Lenin, Ne Yapmalı?, s. 133. -Ed.
[24*] Bkz: Ne Yapmalı?, s. 141. -Ed.
[25*] Bkz: Ne Yapmalı?, s. 55-56. -Ed.
[26*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 243, 245, 246. -Ed.
[27*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 247. -Ed.
[28*] Martinov yoldaşın Akimov yoldaştan farklı olmak istediği doğrudur. Yoldaş Martinov, gizli-eylemciliğin (conspiratorial), gizlilik (secret) anlamına gelmeyeceğini, bu iki sözcüğün gerisinde farklı iki kavram bulunduğunu göstermek istemiştir. Ne yoldaş Martinov, ne de şimdi onun izinden giden yoldaş Akselrod, aradaki farkın ne olduğunu hiç bir zaman açıklamış değildirler. Yoldaş Martinov, sanki ben -örneğin Ne Yapmalı?'da ve onun yanı sıra Görevler'de [Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 2, s. 325-351. -Ed.].- "siyasal savaşımın yalnızca gizli-eylemcilikle sınırlanması"na kesinlikle karşı durmamışım gibi "davranmıştır". Yoldaş Martinov, benim savaştığım kişilerin (şimdi yoldaş Akimov'un yaptığı gibi) bir devrimciler örgütünün gerekli olduğunu görmemiş olduklarını, kendisini dinleyenlerin unutmasını istiyordu.
[29*] Bakınız. -ç.
[30*] Birlik kongresinde yoldaş Martov, kendi metnini desteklemek üzere bir kanıt daha, gülünesi bir kanıt daha gösterdi. "Lenin'in metnini harfi harfine alırsak" dedi Martov, "bu metnin, Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerini; partinin dışında tuttuğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu temsilciler bir örgüt meydana getirmiyorlar." (Tutanaklar, s. 59.) Tutanaklarda görüldüğü gibi, birlik kongresinde bile bu sava kahkahalarla gülündü. Martov Yoldaş, sözünü ettiği "güçlüğün", Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerinin, "Merkez Yönetim Kurulu örgütü"ne alınmalarıyla çözümlenebileceğini düşünüyor. Oysa sorun bu değil. Asıl sorun şu: verdiği örnek açıkça gösteriyor ki, yoldaş Martov, birinci maddedeki fikri hiç bir biçimde anlayamamıştır. Bu, gerçekten gülünesi, bilgiççe bir eleştirinin çarpıcı bir örneğidir. Resmi bakımdan gereken şey, "Merkez Yönetim Kurulu temsilcileri örgütü"nü kurmaktı, bu örgütü partinin kapsamına alacak bir önergeyi kabul etmekti; o zaman, yoldaş Martov'un kafasını bunca yormuş olan "güçlük" bir anda çözülüverirdi. Benim hazırladınım şekliyle birinci maddedeki düşünce, örgütlenme dürtüsünü içeriyor: gerçek bir denetimi ve yönlendirmeyi güvence altına alıyor. İşin aslında, Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerinin partiye bağlı olup olmayacakları sorusunun kendisi gülünçtür. Bu kişilerin atanmış temsilciler oldukları ve temsilci olarak tutulmaları gerçeği, onlar üzerindeki fiili denetimin tam ve kesin güvencesidir. Bu nedenledir ki, burada, örgütlüyle örgütsüzün (ki bu, yoldaş Martov'un metninin kökündeki hatadır) birbirine karıştırılması diye bir şey sözkonusu olamaz. Yoldaş Martov'un metni, herhangi bir kişinin, herhangi bir oportünistin, herhangi bir gevezenin, herhangi bir "profesör"ün, herhangi bir "lise öğrencisi"nin, kendisini parti üyesi ilân etmesi hakkına izin verdiği için iyi değildir. İnsanların, kendilerini gelişigüzel üye ilan etmeleriyle hiç bir ilişiği olmayan örnekler vererek Martov'un, kendi metnindeki Aşil topuğunu [efsaneye göre, Aşil'in topuğu yaralanabilirdi, -ç.] örtmeye kalkışması boşunadır.
[31*] Martov'un metnini haklı gösterme çabalarına girişildiği zaman ister-istemez ortaya çıkan bu çabalar arasında yoldaş Trotski'nin bir ifadesi de (tutanaklar, s. 248 ve 346) vardır. Trotski şöyle demişti: "Oportünizmi ortaya çıkaran nedenler, tüzüğün şu ya da bu maddesinden daha karmaşık nedenlerdir [ya da daha derin nedenler tarafından belirlenir]; oportünizmi ortaya çıkaran şey burjuva demokrasisiyle proletaryanın gelişmesinin nispi düzeyidir..." Sorun, tüzükteki maddelerin oportünizm üreteceği sorunu değil, ama o maddelerin yardımıyla oportünizme karşı azçok keskin bir silah yapılabilmesi sorunudur. Oportünizmin nedenleri derine gittikçe, bu silahın daha keskin olması gerekir. Bu nedenledir ki, oportünizmin daha "derin nedenler"e dayandığını öne sürerek" oportünizme kapıyı açık bırakan bir metni haklı göstermek en âlâsından kuyrukçuluktur. Yoldaş Trotski, yoldaş Lieber'e karşı çıktağı sıralarda, tüzüğün, bütünün parçaya, öncünün geri topluluğa karşı "örgütlü güvenmezliği" demek olduğunu kabul ediyordu; ama yoldaş Trotski, yoldaş Lieber'in yanında yer aldığı zaman bunu unutuverdi ve hatta, "karmaşık nedenler"den, "proletaryanın gelişme düzeyi"nden falan söz ederek, bu güvenmezliğin (oportünizmin duyduğu güvenmezliğin) bizim örgütümüzü haklı olarak zayıflattığını ve kararsız hale getirdiğini öne sürmeye başladı. Yoldaş Trotski'nin bir başka savı daha: "Şu ya da bu biçimde örgütlenmiş aydın gençliğin partiye kendilerini üye yapmaları [italikler benim] çok daha kolaydır." Aynen böyle. Kişilerin "kendilerini üye yapmaları"nı önleyen benim metnimin değil, örgütsüz öğelerin bile kendilerini parti üyesi olarak ilân etmelerine olanak veren metnin, aydınca belirsizlikle malül olması işte bundan ötürüdür. Yoldaş Trotski, eğer Merkez Yönetim Kurulu, oportünistlerin herhangi bir örgütünü "tanımayı reddederse", bunun, bazı bireylerin karakterinden ötürü böyle olacağını, bu kişiler siyasal şahsiyetler olarak bilindiklerine göre, tehlikeli olamayacaklarını ve genel bir parti boykotuyla defedilebileceklerini söyledi. Bu, ancak bazı kişilerin partiden çıkarılmaları durumunda doğrudur (ve yalnızca yarı-yarıya doğrudur, çünkü örgütlü bir parti, bazı kişilerin çıkarılmasına boykotla değil oyla karar verir). Gerek duyulan şeyin yalnızca denetim olduğu, çıkarmanın saçma olduğu daha yaygın durumlar içinse kesinlikle yanlıştır. Merkez Yönetim Kurulu, belli bazı koşullarda, tam güvenilir olmayan ama çalışabilme gücünde olan bazı örgütleri, denetim sağlamak amacıyla, bile-bile partiye alabilir; bunu, o örgütü denemek için yapabilir, o örgütü doğru yola yöneltebilmeyi denemek için yapabilir, kendi rehberliği altında o örgütün , kısmi hatalarını düzeltebilmek için yapabilir, vb.. Eğer partiye "kendi kendine girme"ye izin verilmezse, bu, tehlikeli olmaz. Yanlış görüşlerin ve yanlış taktiklerin, sınır tanıyan, açık sorumluluk duygusuna sahip biçimde ifade edilmesi (ve görüşülmesi) çoğu zaman yararlıdır. "Ama tüzel tanımlamalar gerçek ilişkilere uygun düşecekse, yoldaş Lenin'in metni reddedilmelidir" dedi yoldaş Trotski ve bir kez daha bir oportünist gibi konuştu. Gerçek ilişkiler ölü şeyler değildir, canlıdırlar ve gelişirler. Tüzel tanımlamalar, bu ilişkilerin ileriye dönük gelişimine uyabilirler, ama o tanımlamalar (eğer kötü iseler) gerilemeye ve durgunluğa da "uyabilirler". Bu ikincisi yoldaş Martov'un "durumu"dur.
[32*] Yirmi sekiz oy lehte, yirmi iki oy aleyhteydi. İskracılara-karşı olan sekiz kişiden yedisi Martov'un metni, biri benim metnim lehine oy vermişti. Oportünistlerin yardımı olmaksızın, Martov yoldaş, oportünist metninin kabulünü sağlayamazdı. (Birlik kongresinde yoldaş Martov, bu apaçık gerçeği çürütmeye boş yere uğraştı durdu; bazı nedenlerle, yalnızca bundcuların oyunu andı, yoldaş Akimov'la dostlarını unuttu - ya da bu kişileri, yalnızca kendi işine geldiği, yani bana karşı kendine yarar sağlayabileceği zaman, örneğin yoldaş Bruker'in benimle görüş birliğinde oluşu gibi durumlarda anımsadı.)
[33*] Bu özel toplantılarda olup-bitenleri, anlamsız tartışmalardan sakınabilmek için hep apaçık gerçeklere dayanarak, daha önce Birlik Kongresinde anlatmaya çalışmıştım. Başlıca gerçekleri, "İskra" Yazıkuruluna Mektup'umda da (s. 4) ortaya koydum. Yoldaş Martov Yanıt'ında o gerçeklere karşı çıkmadı.
[34*] Şu "ahlaki görüntü"yü düşünün: İskra örgütünün temsilcisi, kongrede yalnızca o örgütle görüşüyor ve hazırlık komitesine danışılmasına anıştırmada bile bulunmuyor. Ama gerek örgütte, gerek kongrede yenilgiye uğradıktan sonra, o temsilci, hazırlık komitesinin onaylanmayışından esef etmeye, o komiteyi övmeye ve kendisine yetki vermiş olan örgütü, tepeden bakarak görmezlikten gelmeye başlıyor! Gerçek bir sosyal-demokrat partinin, gerçek bir işçi sınıfı partisinin tarihinde buna benzer bir başka olay bulunmadığına yemin edilse yanlış olmaz.
[35*] Yoldaş Martov, Birlikte, kendi yakınmalarının kendisine karşı bir kanıt haline dönüştüğünü görmeksizin, benim onaylamayışımın şiddetinden dert yandı. Lenin -onun deyimiyle söyleyeyim- çılgınca davrandı (Birlik tutanakları, s. 63). Evet öyle. Kapıyı yumrukladı. Doğru, (İskra örgütünün ikinci ya da üçüncü toplantısında) Lenin'in tutumu, toplantıda kalan üyelerin öfkesine yolaçtı. Evet açtı. Ya ondan sonrası? Ondan sonrası? Tartışılan sorunların özü üzerinde yalnızca benim kanıtlarım inandırıcıydı ve kongredeki gelişmeler o kanıtların doğruluğunu ortaya koydu. Eğer sonunda İskra örgütünün 16 üyesinden 9'u benim yanımda yer aldıysa, bu, benim hiddetime bakılmaksızın ve ona karşın olmuştu. O halde ben "hiddet" göstermeseydim, belki de 9'dan daha fazla kişi benim yanımda yer alacaktı. Benim kanıtlarımın ve gerçeklerin üstesinden gelmek zorunda olduğu "hiddet" arttığı, ölçüde, o kanıtlar daha inandırıcı olmak zorundaydı.
[36*] Ben de Martov gibi, İskra örgütü içinde, Merkez Yönetim Kurulu için bir aday gösterdim, ama kabul ettiremedim. Ben de pekala bu adayın, gözönündeki gerçeklerin doğruladığı üzere, kongreden önce ve kongrenin başında sahip olduğu parlak ününden söz edebilirdim. Ama bunu hiç bir zaman aklıma getirmedim. Bu yoldaşın, kongreden sonra, hiç kimsenin kendisini aday olarak öne sürmesine, siyasal ölülerden, yıkılmış ünlerden yakınmasına izin vermeyecek kadar kendisine saygısı vardır.
[37*] Bkz: Lenin, "İskra Yazıkurulundan Çekilişimin Nedeni", Collected Works, Vol. 7, s. 120-121. -Ed.
[38*] Benim hesabımca, mektupta sözü edilen gün, salı günüydü. Toplantı, salı akşamı, yani kongrenin 28'inci oturumundan sonra yapıldı. Bu tarih çok önemli. Martov yoldaşın, merkez kurullarının kimlerden kurulacağı konusunda değil de nasıl birer örgüt olacağı konusunda bölündüğümüz yolundaki görüşünü, bu nokta, belgesel olarak çürütmeye yeter. Bu, benim konu üzerinde, Birlik Kongresinde ve Yazıkuruluna Mektup'ta yaptığım açıklamanın doğruluğunun da belgesel kanıtıdır. Kongrenin 28'inci oturumundan sonra Martov ve Starover yoldaşlar bol bol haksız oportünizm suçlamasından söz etmişler, ama konseyin kimlerden kurulacağı ya da merkez kurullarına üye çağırma konusundaki görüş ayrılıkları üzerinde (ki bunları 25'inci, 26'nci ve 27'nci oturumlarda tartıştık) tek sözcük bile söylememişlerdir.
[39*] Yoldaş Gusev ve yoldaş Deutch olayını haber aldığımız zaman ben bu satırları yazmıştım. Bu olayı kitabın sonundaki ekte ayrıca ele alacağım.
[40*] Bkz: Lenin, "Parti Tüzüğüne İlişkin Tartışmalarda İkinci Konuşma. 2 (15) Ağustos", Collected Works, Vol. 6, s. 501-502. -Ed.
[41*] İşte hepsi bu. -ç.
[42*] Anlaşıldığına göre Starover yoldaş da Panin Yoldaşın görüşüne eğilim göstermekteydi. Arada bir fark vardı: Panin yoldaş ne istediğini gayet iyi bilmekteydi, tutarlı bir tutumla, konseyi bir hakem kuruluna ya da bir uzlaştırma kuruluna dönüştürmeyi amaçlayan önergeler veriyordu. Oysa Starover yoldaş, tasarıya göre, konseyin "ancak tarafların isteği üzerine" toplanabileceğini söylediği zaman, ne istediğini bilmediğini ortaya koydu (tutanaklar, s. 266). Halbuki dediği doğru değildi.
[43*] Ne Yoldaş Popov, ne yoldaş Martov yoldaş Akimov'a oportünist demekten çekinmiş değillerdir; ancak "dillerin eşitliği"yle ya da birinci maddeyle ilgili olarak, oportünist unvanı kendilerine karşı da kullanılmaya başlayınca, kızmaya ve itiraz etmeye koyulmuşlardır. Bununla birlikte, yoldaş Akimov -ki yoldaş Martov onun izinden gitmiştir- parti kongresinde, Martov'la şürekasının Birlik Kongresinde davrandığından çok daha gururlu, çok daha erkekçe davranmıştır. Akimov yoldaş parti kongresinde şöyle demiştir: "Bana burada oportünist dendi. Bunu tahkir edici, saldırgan bir terim olarak kabul ediyorum. Bunu hak edecek bir şey yaptığıma inanmıyorum. Ama protesto da etmiyorum." (s. 296.) Acaba Martov ve Starover yoldaşlar, haksız oportünizm suçlamalarına karşı yönelttikleri kendi protestolarına katılmaya yoldaş Akimov'u da çağırdılar da katılmadı mı dersiniz?
[44*] Bkz: Lenin, Collected Works, vol. 6, s. 411. Ed.
[45*] Benim ilk kongre Tagesordnung (gündem -Ed.) tasarıma ve ona ilişkin olarak, bütün temsilcilerin bildiği yorumuna atıfta bulunuluyor. Bu tasarının 22'nci maddesi -merkez yayın organıyla Merkez Yönetim Kuruluna- iki üçlü seçilmesini, bu altı kişinin üçte-iki oy çoğunluğuyla "iki taraflı olarak" üye çağırmasını, bu iki taraflı üye çağırma işlemlerinin kongre tarafından onaylanmasını, daha sonraki üye çağırma işlemlerinin merkez yayın organıyla Merkez Yönetim Kurulu tarafından ayrı ayrı yürütülmesini öngörüyordu.
[46*] Ayraç içindeki M ve L harfleri, benim (L) ve Martov'un (M) bulunduğu tarafı gösteriyor.
[47*] Benim "İskra" Yazıkuruluna Mektup'uma, s. 5 ve Birlik tutanakları s. 53'e bakınız.
[48*] Bkz: Tutanaklar, s. 140, Akimov'un konuşması: "... Bana. merkez yayın organı seçimini, sonunda tartışacağımız söylendi"; Muravyov'un, "merkez yayın organının gelecekteki yazıkurulu sorunundan çok fazla etkilenen" Akimov'a karşı yaptığı konuşma (s. 141); Pavloviç'in, merkez yayın organını atamak suretiyle, "Akimov'un böylesine fazla ilgilendiği işlemleri üzerinde yürüteceğimiz somut malzemeyi" elde ettiğimize ve İskra'nın, "parti kararları"nı kabul edeceğinden en ufak bir şekilde kuşku duyulamayacağına ilişkin konuşması (s. 142); Trotski'nin konuşması: "Yazıkurulunu onaylıyor olmadığımıza göre, İskra'da onayladığımız şey nedir? ... Ad değil, eğilim ... ad değil, bayrak" (s. 142); Martinov'un konuşması: "... Birçok yoldaş gibi ben de İskra'nın, belli eğilimde bir gazete olarak, merkez yayın organımız olarak kabulünü tartışırken, bu noktada gazetenin yazıkurulunu onaylama ya da seçme yöntemini görüşmememiz gerektiği kanısındayım; bunu daha sonra, gündemdeki yeri geldiği zaman tartışacağız..." (s. 143).
[49*] Posadovski yoldaşın kafasındaki "uyumsuzluklar"ın ne olduğunu kongre hiç bir zaman öğrenemedi. Yoldaş Muravyov ise aynı oturumda, (tutanaklar, s. 322) onun kastettiği anlamın yanlış yorumlandığını ifade etti; tutanaklar onaylanırken yaptığı konuşmada da "kongrede çeşitli noktalar üzerindeki tartışmalarda ortaya çıkan uyumsuzluklardan, maalesef, varlığını hiç kimsenin reddedemeyeceği, ilkelere ilişkiri uyumsuzluklardan söz ettiğini" açıkladı (tutanaklar, s. 353).
[50*] Posadovski yoldaşın şu konuşmasıyla karşılaştırınız: "... Eski yazıkurulunun altı üyesinden üçünü seçerek, geri kalan üç kişinin gereksiz ve fazla olduğunu söylemiş olursunuz. Böyle yapmaya ne hakkınız, ne de herhangi bir neden vardır."
[51*] Martov yoldaş, Sıkıyönetim'inde, bu sorunu da, değindiği bütün öteki sorunları ele aldığı biçimde değerlendiriyor. Martov, tartışmayı tam olarak ortaya koyma zahmetine katlanmıyor; bu tartışmada ortaya çıkan tek ilke sorununu çok alçakgönüllü bir tutumla atlıyor. O ilke sorunu şudur: darkafalı duygusallık mı, yoksa görevlilerin seçimi mi? Parti anlayışı mı yoksa İvan İvanoviç'lerin yaralanmış duyguları mı? Yoldaş Martov burada da, olup bitenleri parça bölük aktarmakla yetiniyor ve benim hesabıma, sövgünün her türlüsünü ekliyor. Bu yetmez Martov yoldaş!
      Martov yoldaş, beni, özellikle Akselrod, Zasuliç ve Starover yoldaşların kongrede neden seçilmedikleri sorusuyla sıkıştırıyor. Takındığı darkafalı tutum, bu sorunun ne kadar yersiz olduğunu görmekten onu alakoymaktadır (neden yazıkurulundaki arkadaşı yoldaş Plehanov'a sormuyor?). Azınlığın kongrede altı kişilik bir yazıkurulu sorunundaki davranışını "taktikten yoksun" sayışımla, konunun bütün parti tarafından bilinmesini isteyişim arasında Martov yoldaş bir çelişki olduğu kanısında. Yoldaş Martov, tüm sorunu, parça bölük değil de her yönüyle ele alma zahmetine katlansaydı, burada bir çelişki olmadığını o da kolayca görebilirdi. Sorunu darkafalı bir grup anlayışıyla ele almak ve yaralanmış duygulardan söz etmek, acındırmaya çalışmak taktikten yoksundu; konunun bütün parti tarafından bilinmesine gelince, üç kişilik bir Yazıkuruluna bakışla altı kişilik bir yazıkurulunun yararlı olup olmadığının, o kurula seçilecek kişilerin ve çeşitli görüşlerin, gerçeklere dayalı bir değerlendirmeden geçirilmesi parti çıkarlarının gereğiydi. Azınlık bu noktalardan hiç biri üzerinde kongrede en ufak bir imada dahi bulunmadı.
      Yoldaş Martov, tutanakları dikkatlice inceleseydi, temsilcilerin konuşmalarında, altı kişilik bir yazıkuruluna karşı bir dizi kanıt bulabilirdi. İşte bu konuşmalardan bir seçme: Birincisi, değişik ilke anlayışları anlamında uyumsuzluklar, altı kişilik eski kurulda açık-seçik görülüyordu. İkincisi, yazıişleri çalışmalarının teknik yönden sadeleştirilmesi arzulanan bir şeydi. Üçüncüsü, çalışmanın selameti, darkafalı duygusallıktan önce gelmekteydi, seçilen kişilerin o yere uygunluğu ancak seçimle sağlanabilirdi. Dördüncüsü, kongrenin seçme hakkı sınırlanamazdı. Beşincisi, partinin, merkez yayın organında artık, salt bir yazarlar grubu olmaktan öteye geçen bir gruba gereksinmesi vardı, merkez yayın organının gerek duyduğu şey yalnızca yazarlar değil, ama yöneticilerdi. Altıncısı, merkez yayın organında belli kişiler, kongre tarafından bilinen kişiler bulunmalıydı. Yedincisi, altı kişilik bir yazıkurulu çoğu zaman etkin olamıyordu, kurul görevlerini yerine getirebilmişse, bu anormal yapısı nedeniyle değil, ona karşın olabilmişti. Sekizincisi bir gazetenin yönetimi (bir grubun değil) partinin işiydi, vb.. Eğer Martov yoldaş, bu kişilerin seçilmeyiş nedenleriyle çok ilgileniyorsa, bütün bu düşüncelerin herbirinin anlamına nüfuz etsin ve bir tekini olsun yalanlayabilsin.
[52*] Yoldaş Sorokin, bu aynı oturumda, yoldaş Deutsch'un sözlerini böyle anladı (tutanaklar, s. 324'le karşılaştırınız - "Orlov'la şiddetli bir atışma"). Yoldaş Deutsch, "böyle bir şey" söylemediğini açıkladı (tutanaklar,'s. 351), ama hemen hemen aynı anda, "buna" çok yakın bir şey söylediğini itiraf etti. "Ben 'kim cüret eder' demedim" diye açıkladı yoldaş Deutsch, "Söylediğim şudur: "Üçlü bir yazıkurulu seçmek gibi caniyane [aynen böyle!] bir önergeyi desteklemeye cüret edebilecek [aynen böyle! - Yoldaş Deutsch kızartma tavasından ateşe düştü!] kişjleri görmeyi çok isterdim'." (Tutanaklar, s. 351.) Yoldaş Deutsch, Sorokin yoldaşın sözlerini çürütmedi, doğruladı; "Burada her şey birbirine karıştılıyor" (yani azınlığın altı kişilik bir yazıkurulundan yana savlarında) diyen Yoldaş Sorokin'in sitemindeki gerçeği doğruladı. Yoldaş Deutsch, yoldaş Sorokin'in, "bizler parti üyesiyiz, bize özellikle siyasal düşünceler rehberlik etmelidir" şeklindeki temel bir gerçeği dile getiren uyarısının ne kadar yerinde olduğunu doğruladı. Seçimlerin caniyane olduğu yaygarasını koparmak, yalnızca darkafalılığa saplanmak değildir, ama aynı zamanda skandal türünden yollara girmektir.
[53*] Bu kitabın 141-142. sayfalarına bakınız.-ç.
[54*] Martov yoldaş, herhalde, bu ifadeyle Posadovski yoldaşın "uyumsuzluklar" sözünü ima ediyordu. Bir kez daha belirtiyorum, yoldaş Posadovski bu sözle neyi kastettiğini kongreye hiç bir zaman anlatmadı; buna karşılık, aynı sözü kullanmış olan yoldaş Muravyov, kongre görüşmelerinin ortaya çıkardığı ilke uyuşmazlıklarını kastettiğini söyledi. Okurlar anımsayacaklardır, yazıkurulunun dört üyesinin (Plehanov, Martov, Akselrod ve ben) katıldığı tek gerçek ilke tartışması tüzüğün birinci Maddesiyle ilgiliydi; ve Martov ve Starover yoldaşlar, yazıkurulunu "değiştirilmesi"ni savunan savlardan birinin "haksız oportünizm suçlaması" olduğundan, yazılı olarak yakınmışlardı. Bu mektupta yoldaş Martov yazıkurulunun değiştirilmesiyle "oportünizm" arasında açık bir bağlantı keşfetmişti; ancak kongrede, yalnızca "bir tür sürtüşme" imasında, o da çok kapalı olarak değinmekle yetindi. "Haksız oportünizm suçlaması" çoktan unutulmuştu!
[55*] Yoldaş Martov ayrıca şunu ekledi: "Riyazanov böyle bir rolü kabul edebilir, ama, sanırım, çalışmalarından bildiğiniz Martov, bunu kabul edemez." Bu, Riyazanov'a kişisel bir saldırı olduğu ölçüde, Martov sözünü geri aldı. Bu saldırı, Riyazanov'un kişisel niteliklerinden (bu niteliklere burada değinmenin yeri yok) ötürü değil, Borba grubunun siyasal görünüşünden, siyasal yanılgılarından ötürüydü. Yoldaş Martov, gerçek ya da varsayılan kişisel hakaretleri geri almakta ustadır, ama bu, partiye ders olması gereken siyasal yanılgıları unutmamıza yol açmamalıdır. Borba grubu, kongremizde, "örgüt kaosu"na, "herhangi bir ilke düşüncesinin haklı gösteremeyeceği dağınıklığa" (Yoldaş Martov'un konuşması, tutanaklar, s. 38) neden olmakla suçlanmıştı. Böylesi siyasal bir davranış, yalnızca parti kongresinden önce, genel kaos döneminde, küçük bir grup içinde görüldüğü zaman değil, ama aynı zamanda, parti kongresinden sonra, kaosun ortadan kaldırıldığı bir dönemde, "İskra yazıkurulunun çoğunluğunun ve Emeğin Kurtuluşu Grubunun" saplandığı bir şey olduğu zaman da gerçekten kınanmayı hakeder.
[56*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 505-506. -Ed.
[57*] En sonunda.- ç.
[58*] Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 507-508. -Ed.
[59*] İskracı azınlığın yalpalayışı, istikrarsızlığı ve muğlaklığı kongrede nasıl ifade edilmişti? Birincisi, tüzüğün birinci maddesi üzerindeki oportünist laf cambazlıklarıyla; ikincisi, Akimov ve Lieber yoldaşla kurdukları, kongrenin ikinci yarısında daha da belirginleşen koalisyonla: üçüncüsü merkez yayın organına üye seçme sorununu, darkafalı bir hizip anlayışına, sefil sözlere, hatta kişilerle uğraşma düzeyine indirgemeye hazır olmalarıyla, Kongreden sonra bütün bunlar birer tomurcuk olmaktan çıktı, çiçeğe dönüştü meyve verdi.
[60*] Aydın ve aydınlar tabakası (intellectual and intelligentsia) sözcüklerini, Almanca'daki Literal ve Literatentum karşılığı kullanıyorum. Bu sözcükler, yalnızca yazarları değil, ama genel olarak eğitim görmüş herkesi, serbest meslek sahiplerini, İngilizlerin kol işçisinden ayırmak için kullandıkları bir deyime kafa işçilerini kapsar.
[61*] Bizim martovcuların, Akimov'a ve yanlış yere oturtulmuş bir demokrasiye kayarken, bir yandan da aynı zamanda yazıkurulunun demokratik yoldan seçmine, herkes tarafından daha önceden planlandığı biçimde kongrede seçilmesine öfkelenmeleri, örgiltlenme sorunlarının her türlüsüne bulaştırdıkları kargaşanın aşırı ölçüde karakteristik örneğidir. Sizin prensibiniz bu mu baylar?
[62*] Karl Kautsky, "Franz Mehring", Neue Zeit, XXII, I, s. 101-103, 1903, n° 4.
[63*] Bkz: Kongre tutanakları, s. 337, 338, 340, 352, vb..
[64*] s. 342. Konseyin beşinci üyesinin seçimi kastediliyor. (Toplam 44 oydan) 24 oy kullanılmıştı, ikisi boştu.
[65*] Birlik Kongresinde yoldaş Martov, Plehanov yoldaşın önergesine karşı şu savı da öne sürdü: "Bu önergeye başlıca itiraz, bu önergenin başlıca kusuru şudur: bu önerge, otokrasiyle savaşımda, liberal-demokrat öğelerle ittifaktan kaçınmamanın, bizim görevimiz olduğu gerçeğini tümden unutuyor. Yoldaş Lenin, bunu bir Martinov eğilimi olarak adlandırabilir. Bu eğilim yeni İskra'da çoktan ortaya konmuştur." (Tutanaklar. s. 88.)
      Taşıdığı "cevherler"in zenginliği bakımından bu sözler gerçekten çok az bulunur. 1) Liberallerle ittifaktan sözeden tümce tam bir kargaşadır. Yoldaş Martov, hiç kimse ittifaktan söz etmemiştir, yalnızca geçici ya da kısmi anlaşmalardan söz edilmiştir. Bu, tamamen ayrı bir şeydir. 2) Eğer Plehanov'un önergesi inanılmaz bir "ittifak"ı unutuyor ve yalnızca genel olarak bir "destek"ten söz ediyorsa, bu onun kusuru değil, değeridir. 3) Belki de Yoldaş Martov "'Martinov eğilimleri"ni genel olarak belirleyen şeyin ne olduğunu açıklama zahmetine katlanır? Belki de bize bu eğilimlerle oportünizm arasındaki ilişkinin ne olduğunu söyler? Belki de bu ilişkiyi, tüzüğün birinci maddesine kadar geriye doğru izler? 4) "Martinov eğilimleri"nin "yeni" İskra'da nasıl ifadesini bulduğunu yoldaş Martov'dan dinlemek için sabırsızlanıyorum. Lütfen Martov yoldaş, beni böyle boşlukta kalmanın azabından kurtarın!


Açıklayıcı Notlar
[1] V. İ. Lenin, Bir Adım İleri, İki Adım Geri (Partimizdeki Bunalım)'ı yazmak için aylarca çalışmış, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin (RSDİP'nin) İkinci Kongre tutanaklarını ve kararlarını, her temsilcinin yaptığı konuşmaları, kongrede ortaya çıkan siyasal grupları, Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Konseyi belgelerini baştan sona, özenle incelemiştir. Örgütlenme sorunlarını ele aldığı bu çalışmada Lenin, menşevik oportünizme ezici bir darbe indirdi. Kitabın tarihsel önemi, Lenin'in bu kitapta parti üzerine marksist öğretiyi geliştirmesinde, proleter devrimci partinin örgütlenme ilkelerini ayrıntılı bir biçimde incelemesinde ve marksizm tarihinde ilk kez işçi sınıfı hareketi için örgütün önemini küçümsemenin ne denli tehlikeli olacağını göstererek, örgütlenme konusundaki oportünizmin ayrıntılı bir eleştirisini yapmasındadır.
      Kitap, menşeviklerin şiddetli saldırısına yolaçtı. Plehanov, Merkez (sayfa: 295) Yönetim Kurulunun, kitapla hiç bir ilişkisi olmadığını açıklamasını istedi. Merkez Yönetim Kurulundaki arabulucular, kitabın yayınlanmasını ve dağıtılmasını önlemeye çalıştılar.
      Oportünistlerin çabalarına karşın Bir Adım İleri, İki Adım Geri, Rusya'daki ileri işçiler arasında geniş ölçüde yayıldı. Polis kayıtlarına göre, Moskova, Petersburg, Kiev, Riga, Saratov, Tula, Orel, Ufa, Perm, Kostroma, Sçigri, Şavli (Kovno Guberniyası) ve başka yerlerdeki tutuklamalar ve evlerin aranması sırasında kitabın nüshaları bulundu.
      Bir Adım İleri İki Adım Geri, Lenin tarafından 1907'de (kitabın başlık sayfasında 1908 yazılıydı) Oniki Yıl derlemesinde yeniden yayınlandı. Bu baskı, 1904 orijinal baskısının Lenin'in el yazısıyla karşılaştırılan tam metnini ve yazarın 1907'de yaptığı bütün ekleri içermektedir. - 3.
[2] İskra ("Kıvılcım") - Lenin'in 1900 yılı Aralık ayında yurtdışında kurduğu, tüm Rusya'da dağıtılan ilk yasa-dışı gazete. Bu gazete, ekonomistlerin yenilmesinde, dağınık sosyal-demokrat grupların birleştirilmesinde ve Rus Sosyal-Demokrat işçi Partisi İkinci Kongresinin hazırlanmasında kesin ve etkin bir rol oynadı. Gazete, Rusya'ya gizlice sokuluyordu. Polis baskısından ötürü çarlık Rusyası içinde devrimci bir gazete yayınlanması olanaksızdı. Daha Sibirya'da särgündeyken, Lenin, yurtdışında bir gazete yayınlama planını, bütün ayrıntılarıyla uygulamaya girişmişti. Lenin, İskra'nın ilk sayısını 11 (24) Aralık 1900'de Leipzig'de çıkardı. Bundan sonra Münih'de, Temmuz 1902'den sonra Londra'da ve 1903 ilkyazından başlayarak da Cenevre'de yayınladı.
      İskra yazıkurulunda V. i. Lenin, G. V. Plehanov, Y. O. Martov, P. B. Akselrod, A. N. Potresov ve Z. İ. Zasuliç vardı. Gazetenin ilk günlerde sekreteri İ. G. Smdoviç-Leman'dı. Daha sonra, 1901 ilkyazında N. K. Krupskaya yazıkurulu sekreteri oldu. Krupskaya: aynı zamanda, İskra'nın Rusya'daki sosyal-demokrat örgütlerle yazışmalarını da yönetiyordu. Lenin, yazıkurulunun fiili başkanı ve İskra'nın her türlü girişiminin yöneticisiydi. İskra'da yazdığı yazılar, partinin kurulmasıyla, Rus proletaryasının sınıf savaşımıyla ilgili bütün temel sorunları ve uluslararası sahnedeki belli-başlı olayları ele alır.
      İskra'nın çizgisini benimseyen RSDİP grupları ve yönetim kurulları, St. Petersburg, Moskova ve Samara dahil, Rusya'nın birçok kentinde kurulmuştu. İskra örgütleri, Lenin'in eğittiği profesyonel devrimciler tarafından kuruluyor ve onların yönetimi altında çalışıyordu. (sayfa: 296)
      İskra yazıkurulu, Lenin'in girişimiyle ve doğrudan katılmasıyla partinin program taslağını hazırladı (gazetenin 21'inci sayısında yayınlanmıştır) ve 1903 yılı Temmuz-Ağustos ayında toplanan RSDİP İkinci Kongresini düzenledi.
      O zamana kadar Rusya'daki yerel sosyal-demokrat örgütlerin çoğu İskra ile ilişki kurmuşIardı. Onun taktiklerini, programını ve örgütlenme planını benimsiyorlar, İskra'yı önder organ kabul ediyorlardı. İkinci Kongre, özel bir kararla, partiyi kurma uğrundaki savaşımda oynamış olduğu önemli rolü belirterek, İskra'yı, RSDİP'nin merkez yayın organı kabul etti.
      İkinci Kongre İskra'nın yazıkuruluna, Lenin, Plehanov ve Martov'u, seçmişti. Eski altı yazıkurulu üyesinin kurulda kalmasında direncin Martov, kongrenin kararına karşın, yazıkurulunda çalışmayı kabul etmedi ve gazetenin 46-51'inci sayıları Lenin'le Plehanov tarafından yayınlandı. Bundan sonra Plehanov, menşeviklerden yana bir tutum takındı ve parti kongresinin seçmeyerek görevden uzaklaştırdığı bütün eski menşevik yazıkurulu üyelerini kurula çağırılmasını istedi. Lenin buna razı olmadı ve 19 Ekim (1 Kasım) 1903'te yazıkurulundan çekildi; Merkez Yönetim Kuruluna seçildi ve menşevik oportünistlere karşı savaşımını buradan yürüttü. İskra'nın 52'nci sayısını tek başına Plehanov yayınladı. 13 (26) Kasım 1903'te kendi başına hareket eden ve kongreye meydan okuyan Plehanov, eski menşevik üyeleri yazıkuruluna aldı. İskra'nın 52'nci sayısından itibaren menşevikler, İskra'yı kendi organları haline getirdiler. Artık bolşevik eski İskra'nın yerini, menşevik yeni İskra almıştı. - 8.
[3] "Pratik İşçi" adıyla da bilinen menşevik M. S. Makadziyub'un takma adı. - 12.
[4] 1902 konferansı, RSDİP yönetim kurulları ve örgütleri temsilcilerinin toplantısıydı; 23-28 Mart (5-10 Nisan) tarihleri arasında Belostok'ta yapılmıştı. Ekonomistler ve onları destekleyen bundcular, konferansı RSDİP'nin ikinci kongresi haline çevirmeye niyet etmişlerdi. Böylece, Rus sosyal-demokrasisi içinde kendi durumlarını güçlendirmeyi, İskra'nın artan etkisini kırmayı umuyorlardı. Bu girişim, gerek konferansın bir bakıma sınırlı bir yapıya sahip olması (Rusya'da faaliyet gösteren örgütlerden yalnızca dört RSDİP örgütü konferansta temsil edilmekteydi), gerek ortaya çıkan derin görüş ayrılıkları nedeniyle başarıya ulaşamadı. Özellikle bir İskra temsilcisi, böyle bir konferansın parti kongresinde dönüştürülmesine şiddetle karşı çıktı, bunun için yetkili ve hazırlıklı olunmadığını göstermeye çalıştı. Konferans, partinin ikinci kongresini (sayfa: 297) toplamak üzere bir hazırlık komitesi seçti. Ama konferanstan kısa süre sonra, katılanların çoğu ve hazırlık komitesi üyelerinden ikisi polis tarafından tutuklandı. Bunun üzerine, Kasım 1902'de, RSDİP Petersburg Yönetim Kurulu, Rusya'daki İskra örgütü ve Yujni Raboçi grubunun temsilcileri Pskov'da biraraya geldiler, ikinci parti kongresini toplama çalışmalarını yapması için yeni bir hazırlık komitesi seçtiler. - 13.
[5] Bund ("Litvanya, Polonya ve Rusya Genel Yahudi İşçiler Birliği") -1897'de Vilna'da Yahudi sosyal-demokrat gruplarının yaptığı bir kongrede kuruldu; daha çok batı Rusya bölgesindeki yarı-proleter Yahudi zanaatkarların birliğiydi. Bund, RSDİP'nin Birinci Kongresinde (Mart 1898), özellikle Yahudi proleterleri ilgilendiren sorunlarda bağımsız, özerk bir örgüt olarak partiye katıldı.
      Bund, Rus sınıfı hareketine milliyetçi ve ayrılıkçı eğilimleri taşıdı. RSDİP'nin ikinci Kongresi, Bund'un, Yahudi proletaryanın tek temsilcisi olarak kabul edilme isteğini reddettikten sonra, Bund, partiden çekildi. 1906'da, Dördüncü (Birlik) Parti Kongresinin kararı üzerine, Bund yeniden partiye katıldı. Parti içinde bundcular her zaman oportünist kanadı (ekonomistleri, menşevikleri ve tasfiyecileri) desteklediler, bolşeviklere karşı savaştılar. -16.
[6] Raboçeye Dyelo ("İşçi Davası") -Nisan 1899'dan Şubat 1902'ye kadar ekonomistlerin Cenevre'de düzensiz aralıklarla yayınladıkları bir dergi. Dergi, Yurtdışındaki Rus Sosyal-Demokratlar Birliğinin yayın organıydı. Üçü çift olmak üzere 12 sayı yayınlanmıştır. Raboçeye Dyelo, bernştayncı "eleştiri özgürlüğü" sloganını benimsedi, Rus sosyal-demokrasi hareketinin taktik ve örgütlenme sorunlarında oportünist bir tutum takındı, köylülerin devrimci potansiyelini yadsıdı. Raboçeye Dyelo grubu, işçi sınıfının siyasal savaşımını iktisadi savaşımına bağımlı kılmak şeklindeki oportünist düşüncenin propagandasını, yaptı, işçi hareketinin kendiliğindenliğine tapınma ölçüsünde bağlandı ve işçi sınıfı partisinin önder rolünü yadsıdı. RSDİP'nin ikinci Kongresinde, Raboçeye Dyelo, partinin aşırı sağ, oportünist kanadını temsil etti. -16.
[7] Yujni Raboçi ("Güneyli İşçi") - Rusya'nın güneyinde 1900 güzünde, aynı adı taşıyan yasa-dışı bir gazetenin çevresinde oluşan sosyal-demokrat bir gruptu.
      Ekonomistlerin tersine, Yujni Raboçi grubu, proletaryanın siyasal savaşımını ve otokrasinin devrilmesini başlıca ödev sayıyordu. Tethişçiliğe karşıydılar, devrimci bir yığın hareketini geliştirme gereğini savundular ve Rusya'nın güneyinde geniş bir devrimci (sayfa: 298) eyleme giriştiler. Aynı zamanda, liberal burjuvazinin rolünü aşırı abartıyorlar, köylü hareketinin önemini ise görmezlikten geliyorlardı. Bütün devrimci sosyal-demokratları İskra çevresinde birleştirerek merkezi marksist bir parti kurmaya dönük İskra planına karşılık Yujni Raboçi grubu, partiyi, bölgesel sosyal-demokrat birlikler kurarak ortaya çıkarma planını önerdi. Grup, bu planı uygulamak üzere, Aralık 1901'de Güney Rusya'daki parti yönetim kurullarını ve örgütlerini bir konferansta biraraya getirdi. Bu konferansta RSDİP'nin Güney Yönetim Kurulları ve Örgütleri Birliği kuruldu, Yujni Raboçi de bu birliğin yayın organı olarak kabul edildi. Ancak (grubun tüm örgüt planı gibi) bu girişimin de pratik olmadığı ortaya çıktı ve 1902'de girişilen toptan tutuklama hareketi üzerine Birlik çöktü. Ağustos 1902'de, Yujni Raboçi grubunun tutuklanmamış üyeleri, Rus sosyal-demokrasisinde birliği yeniden kurmak üzere ortak çaba harcanması amacıyla, İskra yazıkuruluyla görüşmelere başladılar. Rus sosyal-demokrasisinin gücünü pekiştirmesinde, grubun İskra'yla dayanışma içinde olduğunu bildiren açıklaması çok yararlı oldu. Kasım 1902'de Yujni Raboçi grubu, ikinci parti kongresinin toplanması hazırlıklarını düzenlemek üzere Rusya'daki İskra örgütüyle, St. Petersburg Yönetim Kuruluyla ve RSDİP Kuzey Birliğiyle işbirliği yaptı ve hazırlık komitesine katıldı. Ancak o dönemde bile Yujni Raboçi grubu tutarlı bir devrimci tutum takınamadı.
      RSDİP'nin İkinci Kongresi, öteki bütün gruplar, bağımsız sosyal-demokrat gruplar ve örgütler gibi Yujni Raboçi grubunun da dağıtılmasına karar verdi. -16.
[8] Yurtdışı Rus Devrimci Sosyal-Demokrat Birliği - Ekim 1901'de Lenin'in girişimiyle kuruldu. Görevi, devrimci sosyal-demokrasi fikirlerini yaymak, cenkçi bir sosyal-demokrat örgüt kurulmasına yardımcı olmaktı. Tüzüğüne göre, Birlik, İskra'nın yurtdışı bölümüydü. Birlik, dışarda yaşayan Rus sosyal-demokratları arasında İskra'ya taraftar kazandı, gazeteye maddi yardımda bulundu, Rusya'ya sokulmasını düzenledi ve popüler marksist yapıtları yayınladı. İkinci Parti Kongresi, Birliği, yurtdışındaki tek parti örgütü olarak onayladı ve ona Parti Yönetim Kurulu statüsünü verdi, Birliğin, Merkez Yönetim Kurulunun kılavuzluğu ve denetimi altında çalışmasını kararlaştırdı.
      İkinci Parti Kongresinden sonra, menşevikler, Birlik içinde sağlamca yerleştiler, Lenin'e ve bolşeviklere karşı savaşa giriştiler. Ekim 1903'te yapılan İkinci Birlik Kongresinde menşevikler, RSDİP'nin İkinci Kongresinde kabul edilen parti tüzüğüyle ters düşen bir (sayfa: 299) birlik tüzüğünü onayladılar. O tarihten itibaren Birlik, menşeviklerin kalesi haline geldi; 1905'e kadar varlığını sürdürdü. -16.
[9] Borba (Savaşım) Grubu - 1900 yazında Paris'te doğdu. Gruba, D. B. Riyazanov, Y. M. Steklov ve E. L. Gureviç önderlik ediyordu. Grup, Borba adını 1901'de aldı. Grup, marksist devrimci teoriyi, doktriner ve skolastik bir yönde yorumlayarak çarpıttı ve Lenin'in partinin kuruluşuna ilişkin örgütlenme ilkelerine karşı düşmanca bir tutum takındı. Grup, sosyal-demokrat görüş ve taktiklerden uzaklaştığı, partiyi dağıtıcı nitelikte eylemlere giriştiği, Rusya'daki sosyal-demokrat örgütlerle hiç bir teması olmadığı için, İkinci Kongreye çağırılmadı. İkinci Kongrenin kararıyla grup dağıtıldı. - 23.
[10] Pavloviç, RSDİP'nin İkinci Kongresi Hakkında YoldaşIara Mektup, Cenevre, 1904. - 24.
[11] Raboçaya Mıysl ("İşçilerin Düşüncesi") - Bir ekonomistler grubuydu, aynı ad altında bir de gazete yayınladı. Gazete Ekim 1897'den Aralık 1902'ye kadar, 16 sayı çıktı.
      Raboçaya Mıysl, oportünist görüşleri gayet içtenlikle savundu: işçi sınıfı hareketinin siyasal savaşımına karşı çıktı, tek tek önemsiz reformlar ve daha çok ekonomik reformlarda ısrar ederek, işçi sınıfı hareketinin amaçlarını sınırladı. Hareketin "kendiliğindenliği"ni savunarak, bağımsız bir proletarya partisi kurulmasına karşı durdu, devrimci teori ve bilincin önemini küçümsedi, sosyalist ideolojinin, kendiliğinden gelişeceğini öne sürdü. -33.
[12] 15 Ocak 1904 tarihli İskra'nın 52'nci sayısının Ek'inde, menşevik yazıkurulu, eski ekonomistlerden A. Martinov'un bolşeviklerin örgütlenme ilkelerine karşı çıkan ve Lenin'e saldıran bir yazısını yayınladı. Martinov'un yazısına düşülen bir notta, İskra yazıkurulu, yazarın bazı düşüncelerine resmen katılmamasına karşın, yazının tümüne katıldığını ve Martinov'un temel önermeleriyle görüş birliğinde olduğunu belirtmiştir. -37
[13] Ekonomizm - Yüzyılın dönümünde Rus sosyal-demokrasi hareketi içinde görülen oportünist bir eğilim. Ekonomistler, çarlığa karşı siyasal savaşımı esas olarak liberal burjuvazi tarafından yürütülmesi gerektiği kanısındaydılar. İşçilerinse, daha iyi çalışma koşulları, daha yüksek ücretler, vb. için yalnızca iktisadi savaşım vermekle yetinmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Partinin önder rolünü ve işçi sınıfı hareketi içindeki devrimci teorinin anlam ve önemini yadsıyan ekonomistler, işçi sınıfı hareketinin, kendiliğinden gelişmesinin zorunlu olduğunu iddia ederlerdi. Lenin Ne Yapmalı? adlı yapıtında ekonomizmi yerden yere vurur. (Bkz: V. Lenin, Ne Yapmalı?, Sol Yayınları, Ankara, 1977.) -48.(sayfa: 300)
[14] Otrezki -1861'de Rusya'da serfliğin kaldırılması üzerine, toprak sahiplerinin köylülerden aldığı toprak parçaları. -48.
[15] Bu, bütün toprağın genel yeniden dağıtımını (çorni peredel) ifade eden ve çarlık Rusyasında köylüler arasında çok yaygın olan sloganlardan biri. - 49.
[16] Jorecilik - Fransız Sosyalist Partisinde sağ reformcu kanada önderlik eden Fransız sosyalist Jean Jaurés'nin adından gelen siyasal eğilim. Joreciler, "eleştiri özgürlüğü" isteme görünümü içinde, temel marksist önermeleri değiştirmeye kalkıştılar ve burjuvaziyle işbirliğini savundular. -73.
[17] Zemliya i Volya (Toprak ve Özgürlük) - 1876 güzünde St. Petersburg'da devrimci narodnikler tarafından kurulan bir örgüt. Üyeleri arasında Mark ve Olga Natanson, G. V. Plehanov, O. V. Aptekman, S. M. Karavçinski, S. L. Perovskaya, A. D. ve A. F. Mihaylov da vardı. Zemliya i Volya grubu, Rusya'daki köylüleri başlıca devrimci güç olarak görüyor ve köylüleri çarlığa karşı isyan ettirmeye çalışıyordu. Bu örgütün mensupları, birçok Rus guberniyasında (illerde), Tambov'da, Voronej'de ve başka yerlerde, devrimci bir eylem yürüttüler.
      Köylüler arasında ajitasyon çalışmaları yapmak amacıyla örgütün üyeleri, başta Volga boyu ve Rusya'nın verimli orta bölgeleri olmak üzere tarımsal alanlarda kırsal "merkezler" kurdular. İşçiler ve öğrenciler arasında da çalıştılar. Bazı işçi çevreleriyle bağ kurmalarına karşın, Zemliya i Volya, tıpkı öteki narodnik grupçuklar gibi, işçi sınıfının öncü rolünü yadsıdığı için, işçi sınıfı hareketine önderlik edemedi. Ayrıca siyasal savaşımın, olsa olsa devrimcilerin enerjisini gerçek yolundan saptıracağı ve halkla olan bağlarını zayıflatabileceği görüşünde oldukları için, siyasal savaşımın önemini anlayamadılar.
      Köylüler arasındaki devrimci çalışmaların başarısızlığa uğraması ve hükümetin gittikçe artan baskısı karşısında, üyelerinin çoğunluğu, amaçlarına ulaşmak için başlıca yol olarak siyasal tethişe dönmeye başladı. Bu konuda keskin anlaşmazlıklar çıktı ve 1879 Haziranında Zemliya i Volya ikiye bölündü: Eski taktikleri destekleyenler (başı Plehanov çekiyordu) Çorni Peredel (Genel Yeniden Dağıtım) adı verilen bir örgütü oluştururken, tethişi savunanlar da (A. İ. Zelyabov ve ötekiler) Narodnaya Volya'yı kurdular. - 75.
[18] Narodnaya Volya (Halkın İradesi) - Bu grup, Zemliya i Volya'nın bölünmesi üzerine, 1879 Ağustosunda narodnik tethişçilerin gizli siyasal örgütü olarak kuruldu. A. İ. Zelyabov, A. D. Mihaylov, (sayfa: 301) M. F. Frolenko, N. A. Morozov, Vera Figner, Sofya Perovskaya, A. A. Kıviyatkovski ve daha başka kişileri kapsayan yüksek bir kurulun yönetimindeydi.
      Narodnaya Volya, bir yandan narodnik ütopik sosyalist fikirlere inanırken, temel amaç olarak mutlakiyetin yıkılması ve siyasal özgürlüğün elde edilmesi için siyasal savaşımın gereğine inanıyordu. Lenin şöyle yazmıştı: "Narodnaya Volya üyeleri, siyasal savaşıma girerek ileriye doğru bir adım atmışlardır, ama bu savaşımı sosyalizmle birleştirmeyi başaramamışlardır." (Lenin, Selected Works, Vol. 8, s. 72).
      Narodnaya Volya, çarlık mutlakiyetine karşı kahramanca bir savaş verdi. Ama "aktif" kahramanlar, "pasif" halk yığınları yanlış teorisini izleyerek, toplumu yeniden kurmayı, halkın katkısı olmaksızın, sırf kendi çabasıyla ve bireyci tethişle gerçekleştirmeyi umdu. Aleksandır Il'nin 1 Mart 1881'de katledilmesinden sonra, vahşiyane misillemelerle ve ölüm cezalarıyla hükümet, bu grubun varlığına son verdi. 1880'ler boyunca örgütü yeniden canlandırma girişimleri başarısızlığa uğradı.
      Narodnaya Volya'nın yanılgılarını, ütopik programını eleştirirken Lenin, bu grubun üyelerinin çarlığa karşı kişisel çıkar gütmeyen çabalarını, tekniklerini ve gayet sağlam biçimde merkezileştirilmiş örgütlerini saygıyla anar. - 75.
[19] Manilovizm - Gogol'ün Ölü Canlar'ındaki Manilov'un adından gelir. Kendini beğenmişlik içinde gönül rahatlığı, boş duygusal düşler, ilkesiz darkafalılık demektir. - 78.
[20] Burada, 1900'deki Hamburg duvarcılar grevi sırasında, Özgür Duvarcılar İşçi Birliği üyelerinden 122'sinin, işçi birliği merkezinin buyrultusunu çiğneyerek parça başına iş yapmaları olayına değiniliyor. Hamburg Duvarcıları İşçi Birliği, sosyal-demokrat üyelerin grev kırıcı davranışları hakkında, bölge sosyal-demokrat parti şubesine şikayette bulunmuş ve Alman Sosyal-Demokrat Partisinin bu konuda karar almasını istemişti. Alman Sosyal-Demokrat Partisi Merkez Yürütme Kurulu tarafından kurulan bir onur kurulu, bu sosyal-demokratların davranışına yermiş, ama partiden çıkarılmaları önerisini geri çevirmiştir. - 82.
[21] S. Zborovski (Kostiç) tarafından kaleme alınan ve kongre tarafından ve kongrece geri çevrilen parti tüzüğünün birinci maddesiyle ilgili önerge şöyleydi: "Parti programını kabul eden, herhangi bir parti örgütünün kılavuzluğu altında partiye yardım eden ve mali katkıda bulunan kişi, parti üyesi sayılır." - 87.
[22] RSDİP'nin ikinci kongresinde İskra örgütünün 16 üyesi vardı; (sayfa: 302) Lenin'in önderliğindeki 9 bolşevik, Martov'un önderliğindeki 7 menşevik. - 100.
[23] İvan İvanoviç ve İvan Nikiforoviç - N. Gogol'ün İvap İvanoviç, İvan Nikiforoviç'le Nasıl Tartıştı öyküsündeki kahramanlar. - 102.
[24] Augen Ahırları - Ahlaksızlığın ve pisliklerin yıgıldığı yer anlamına kullanılır. Yunan mitolojisine göre, Augean'in ahırı 30 yıl temizlenmeden bırakılmış ve Heraklis tarafından bir günde temizlenmiştir. - 103.
[25] Alman Sosyal-Demokrat Partisinin kongresi 6-12 Ekim 1895 tarihleri arasında Breslau'da toplandı. Kongrenin dikkati 1894 Frankfurt kongresinin kararına uygun olarak kurulan tarım komisyonunun önerdiği tarım programı taslağı üzerinde toplanmıştı. Tarım programı taslağı, önemli yanılgıları içeriyordu; özellikle proletarya partisini "tüm halk"ın partisi haline dönüştürme eğilimini yansıtıyordu. Programı, yalnızca oportünistler değil, August Bebel ve Karl Liebknecht de savunmuş ve 1895 kongresinde bu yüzden partili yoldaşlar tarafından kınanmıştı. Tarım programı kongrede Karl Kautsky, Clara Zetkin ve birçok başka sosyal-demokrat tarafından eleştirildi. Komisyon tarafından öne sürülen program, büyük bir çoğunlukla (63'e karşı 158 oyla) geri çevrildi. - 108.
[26] Bunlar Goethe'nin Faust'unda Margareta'nin sözleridir (Margareta, Faust'u, Mephistopheles'le arkadaşlığından ötürü kınamaktadır.) Clara Zetkin bu sözleri Alman sosyal-demokrat kongresinde, belleğinden aktarmıştı. - 109.
[27] Arakçeyev, A. A. - 18. yüzyılın sonuyla, 19. yüzyılın başlarında yaşamış gerici bir Rus devlet adamı. Arakçeyev adı, azgın bir polis zulmü ve kaba kuvvet dönemini simgeler. - 117.
[28] Osvobojdeniye ("Kurtuluş") - 1902 Haziranindan 1905 Ekimine kadar, P. B. Struve'nin yönetimi altında, yurtdışında yayınlanan onbeş günlük gazete. Bu gazete, Rus liberal-monarşist burjuvazisinin organıydı. 1903'de, gazetenin çevresinde liberal-monarşistler toplandılar ve (1904 Ocak ayında) liberal-monarşist Osvovobjdeniye Birliği'ni kurdular. Bu Birlik 1905 Ekimine kadar yaşadı. Birliğin üyeleri Zemstvo anayasacılarıyla birlikte, Rusya'daki başlıca burjuva partisi olan ve 1905'te kurulan Kadet Partisinin çekirdeğini oluşturdular. - 164.
[29] Lenin burada, ekonomist Akimov'un, RSDİP ikinci kongresinde program üzerindeki görüşmelerde yaptığı iki konuşmaya değiniyor. İskra'nın program taslağına karşı Akimov'un öne sürdüğü itirazlardan biri, programın "proletarya" sözcüğünü yalın (sayfa: 303) (nominative) halde değil, ismin (genitive) halinde (örneğin proletaryanın partisi) kullanmasıydı. Akimov, bunun, partiyi proletaryanın üstüne yükseltmek demek olduğunu iddia ediyordu. - 168.