KÜTÜPHANE

Emperyalist kapitalizm eşitler...

Avrupa ülkeleri deyince hala zihninizde “refah” görüntüleri canlanıyorsa buyrun: Almanya’da 2,5 milyon çocuk yoksul!

Almanya’da Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından hazırlanan raporda 2,5 milyon çocuğun yoksul olduğu belirtiliyor. Raporda şu ifade yer alıyor: “Çocuklar, aileleri yoksullaştırmıyor, çocuklar yoksulluk içinde yaşıyor, çünkü ebeveynlerinin işi yok.”

Almanya Federal İstihdam Dairesi'nin düzenli yayınladığı rapora göre de Almanya’da 18 yaşın altındaki 2 milyon 200 bin çocuk, ortalama gelirin yarısından daha azına sahip ailelerde yaşıyor. Bu gruba, işsizler arasında değerlendirilmeyen ve “1 Euroluk işler”de çalışanlarla iltica yardımı alan ailelerin 350 bin çocuğu da eklenince 2,5 milyon rakamına ulaşılıyor.

Alman Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Başkanı Heinz Hilgers, zengin ve yoksul ailelerin çocukları arasındaki makasın giderek açıldığına dikkat çekerek, ailelerin geliri ne olursa olsun, çocuklara gelecek fırsatı sunulması gerektiğini söyledi.

Dünya genelinde yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısının 600 milyonu aştığı tahmin ediliyor.



Kapitalizm sistematik olarak artı emek ordusu yaratır. Ve artı emek ordusuna eklenen her birey ya da aile açlık ordusunun da büyümesi anlamına gelir. Çocuk yoksulluğunun görünürdeki sebebi olarak işsizlik göze çarpsa da her ikisi de kapitalizmin öz evlatlarıdır.

Yoksulluk, çocuk haklarının yaygın bir biçimde ihlaline neden oluyor. Beslenme yetersizliği ve açlık, yoksulluğun çocuklar üzerinde en sık gözlenen etkileri arasında yer alıyor.

Yoksulluk, eve giren besinlerin yetersizliğine, ev içi stres ve annenin kronik yorgunluğu nedeniyle anne sütünün erken kesilmesine, annenin beslenme yetersizliği dolayısıyla bebeklerin düşük ağırlıklı doğmasına neden oluyor. Bebek ölümlerini artıran yoksulluk, çocukları eğitim imkanından yoksun bırakırken, hastalanmasına veya “çocuk işçi” olarak sömürülmesine neden oluyor. Özellikle Güneydoğu Asya ve Latin Amerika başta olmak üzere bağımlı ülke halklarının geleceği olan çocukları hem buralarda hem de Avrupa, Amerika ve diğer gelişmiş kapitalist ülke metropollerinde burjuvazinin yataklarına çocuk fuhuşu ve çocuk pornosu olarak servis ediliyor.

Birleşmiş Milletler Gelişim Programı İnsani Gelişim Raporu'na göre Türkiye’de nüfusun yüzde 2.4'ü günde 1 dolardan, yüzde 18'i de günde 2 dolardan az gelire sahip. Bu rakamlara göre Türkiye’de çocukların en az yüzde 20'sinin yoksul olduğu tahmin ediliyor.

Evet, emperyalist kapitalizm eşitlik getiriyor!.. İnsanlar ırkına, ulusuna, dinine bakılmaksızın sefalette ve çürümede eşitleniyor. İster siyah, ister kızıl, ister beyaz tenli olsun fark etmiyor, burjuvazinin aşağılık yaşamında hepsi aynı hiçliğin mezeleri olarak makbul tüketim nesneleri.

Bu elbette doğru ama eksik bir durum tesbiti. Bu çocuklar, bizim çocuklarımız. Irkı milliyeti, dili, kültürü ne olursa olsun proletarya ve emekçilerin çocukları ve onların bu boyutta aşağılanmaları yalnızca aşağılayanların değil buna izin verenlerin suçu. İşçiler emekçiler burjuvazinin ne mal olduğunu kendi yaşamlarından biliyorlar. Her gün 12-16 saat onlar için çalışıp üretmek yetmiyor, yanıbaşımızdaki sınıf kardeşlerimizi de işsiz bırakıp hiçliğin ortasına atıyoruz. Bu böyle sürüp gidiyor dağdan yuvarlanan çığ misali açlar, işsizler, yoksullar büyürken onların çocukları, derken bizim çocuklarımız, geleceğimiz, yeni kurbanlar olarak burjuvazinin av sahasında birikiyor.

www.alinteri.org