KÜTÜPHANE

 İsrail seçimleri
 

KÜTÜPHANE

 İsrail seçimleri
 ( - tarih: 20.02.2006 01:50 )
İsrail seçimleri: İsrail'deki Arap nüfusu ve mültecilerin geri dönüş sorunu

Pazartesi günü Haaretz gazetesine verilen bir seçim ilanında " İsrail'deki Arap nüfusu yüzde 40'a ulaşırsa Yahudi Devleti hükmünü yitirecek." deniliyor. Seçim yaklaşırken İsrail'deki partiler Filistin meselesi konusunda tavırlarınıda bir kez daha ortaya koyuyorlar. Peretz Filistin devletini hemen tanıyarak iki devlet çözümünü benimserken, Şaron'un Batı Şeria'yı ve Doğu Kudus'ü ilhak ederek iki devlet çözümünü benimsiyor. Likud ise İsrail içinde artan Arap nüfusu sorununu gündeme taşıyarak yahudi devletinin var olup olmama sorunu ile karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Bu tavırlar asıl olarak Filistin meselesinin 'Filistinin işgal edilmiş bir ülke' olması ve toplam 9 milyonu bulan Filistin nüfusunun yaklaşık olarak 4 milyonunun mülteci olarak değişik Arap ülkelerinde yaşıyor olmasından kaynaklanmaktadır. İsrail Devletinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğinin bilinmemesi İsrail'in işgalci yapısından kaynaklanmaktadır. Şaron'un ırkçı duvarı inşa etmesi ve Filistinlilerle yapılacak olan bir anlaşmada mültecilerin geri dönüş hakkından vazgeçilmesi konusundaki İsrail devletinin ısrarı asıl olarak bu korkudan kaynaklanmaktadır. Sorun Batı Şeria ve Gazze Şeridi değildir. Asıl olarak BM belgelerindede işgal altındaki topraklar olarak tanınan bu toprakların dışında kalan İsrail'de yaşayan İsrail vatandaşı olan Araplarla birlikte tüm Filistin nüfusu sorunudur.

Sorun nerede başladı. Unutulan tarih üzerine kısa bir hatırlatma

Filistin topraklarına yerleştirilen yahudilerin % 78'i, bu topraklar üzerine işgalcilerin kurduğu şehirlerde ikamet ediyor. Bu şehirlerin yerleşim alanları ise Filistin topraklarının tümünün % 15'ine tekabül etmektedir. Kalan % 22'lik nüfus ise Filistin topraklarının % 85'ine tekabül eden bölgelerine yayılmışlardır. Bunların yayıldıkları arazilerin toplamı ise 17 milyon 325 bin dönümdür. Onların kullandıkları araziler kesinlikle satın alma yoluyla değil, sahiplerinin zorla göçe zorlanması sebebiyle işgalcilerin eline geçmiştir. İşgal güçleri 1948 savaşında birtakım hainlerle de işbirliği yaparak Filistinlileri göçe zorladılar. Sonra sahipsiz arazilerle ilgili bir kanun çıkardı, göçe zorlananların arazilerini bu kanun vasıtasıyla göçmen yahudilere dağıttılar. Netice itibariyle bugün mülteci kamplarında yaşayan 4 milyon Filistinliye ait arazi 154 bin yahudiye dağıtıldı.

1948 Arap-İsrail Savaşı Filistinli mülteciler sorununun başlangıcıdır. Birleşmiş Milletler raporlarına göre bu savaş neticesinde 940.000 Filistinli, mülteci durumuna düşmüştür. Bu rakam 1968 harbinden sonra bir hayli yükseldi. Tüm çabalara rağmen mülteciler bir daha yerlerine geri dönemediler. Arap ülkeleri ve diğer ülkelerin çabaları da sonuç vermediği gibi Birleşmiş Milletlerin 11.12.1948 Tarih ve 194 sayılı kararı da mültecilerin yerlerine dönmelerinde etkili olamadı. Göçmenler muhtelif Arap ülkelerine dağılmakla birlikte yoğun olarak Ürdün, Lübnan ve Suriye'de yaşamaktadırlar. Yine Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre 2000 yılı itibarı ile Filistinli göçmenlerin dağılımı: Ürdün: 1.500.000, Suriye: 378.000, Lübnan: 370.000 Irak:40.000, Batı Şeria: 578.000 ve Gazzede ise 808.000'dir Uluslararası kaynaklara göre Filistinli göçmenlerin tamamı 4.000.000' dur. Halen göçmen kamplarında yaşayanların sayısı ise 1.194.512'dir. Ancak başta Ürdün olmak üzere bazı ülkelerde bulunanların büyük çoğunluğunun bulundukları ülkelerin halkı ile entegre oldukları söylenebilir, buna daimi hale gelen (şehirleşen) bir kısım kamplarda dahildir.

İşgal devleti bu mültecilerin yurtlarına dönmelerini engellemek için var gücüyle çalışıyor ve herhangi bir "barış (!)" anlaşması imzalanabilmesi için göçe zorlanan bu dört milyon Filistinlinin yurtlarına dönüş haklarından kesinlikle vazgeçmelerini şart koşuyor. Bu şartını her fırsatta gündeme getiriyor. Son "Yol Haritası" planını da ancak bu şartla kabul edebileceğini vurguladı.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Batı basını İsrailin çölde gerçekleştirdiği üretim mucizelerini, tarım faaliyetlerini ve Ortadoğu'nun tek demokrasinin 'İsrail demokrasisi' olduğu haberlerini yaparak dünya kamuoyunda İsrailin varlığını ve uygulamalarını haklı çıkarmaya çalışıyor. uçsuz buöaşksız ıssız çöllerde gerşekleştirilen bu "mucizeler" İsrail'in boş toprakları "cennete" çevirdiği yanılsamasını yaratarak işgali gizliyor. Ayrıca Batı basını İsrail'in çölde sadece üretim yapmadığı, 400'e yakın nükleer başlığın bulunduğu Dimona Nükleer tesislerinin de çölde olduğunu her zaman görmezlikten geliyor.