KÜTÜPHANE

 FİLİSTİN: DETAYLI YIKIM PLANI

KÜTÜPHANE

 FİLİSTİN: DETAYLI YIKIM PLANI
Remi Kanazi
(kaynak:Poetic Injustice - tarih: 04.12.2005 )
ABD, AB, BM ve Rusya dörtlüsü tarafından İsrail-Filistin çatışmasını çözmek için hazırlanan "yol haritasını" hatırlayanınız var mı? Planın kendisi ve içeriğini hatırlayanlar şu anda üç aşamalı olan planın ikinci aşamasında olmamız gerektiğini çok rahat göreceklerdir: Egemenliğin belirlenmesi ve " geçici sınırlarla" sözde Filistin devletinin yaratılması. Bundan çok daha kötüsü çerçevesi ilk kez 2002 haziranında çizilen yol haritasının giderek çok daha korkunç bir hal almasıdır.

ABD Devlet Başkanı George W. Bush'un söylediklerini hala hatırlıyorum: "İşgal topraklarına İsrail yerleşim politikası durdurulmalı." Ayrıca Bush'un "BM 242 ve 338 nolu çözümlerine istinaden, 1967'de başlayan İsrail işgali taraflar arasındaki yerleşimciler sorununun çözümü ile birlikte bitmiş olacak." sözlerini Beyaz Saray'ın gül bahçesinde söylemesinin üzerinden üç büçük yıla yakın bir süre geçmesine rağmen İsrail'in yerleşim yerlerinin olağanüstü bir artış göstermesi ve İsrail tarafından 2100 Filistinlinin öldürülmesi ile bu süreçte kesintiye uğradı.

İsrail Devlet Başkanı Ariel Sharon'un üst düzey danışmanlarından Dov Weisglass geçen yıl yaptığı bir açıklamada "Gazze Şeridinden çekilmek gerçekte sahte bir geri çekilmedir. Bu geri çekilme Filistinlerle yapılmış olan resmi bir geri çekilme anlaşması olmayacak." demişti. Weisglass'ın küstahça üstüne basarak söyledikleri öyle gereksiz şeyler değildi. Bush'un son beş yıl içinde kayıtlara geçmiş olan sözleri aslında neler olacağı konusunda kanıt özelliği taşımaktadır. Irak bataklığını saplanmış bulunan Bush; İsrail'in Aparteid duvarı olarak bilinen ayrımcılığı meşrulaştıran duvarı inşasını, işgal topraklarındaki askeri faaliyetlerini, hukuk dışı suikastlerini, ve tek taraflı davranışlarını onaylamaktadır. ABD ve İsrail yönetimi tarafından "Barışa engel olduğu söylenen "Filistinli lider Yaser Arafatın ölümünden sonra ortaya çıkan durum devam ediyor. Arafat Ramallah'ta kapatıldığı yerde yavaş yavaş yok olurken Bush kamuoyunun önünde " Görüşmelerin nihai sonucunda 1949 ateşkes hattına dönülmesinin gerçekçi olamadığını" söyleyerek Sharon'un kaygılarını gideren açıklamalar yapmaya devam etti. 1949 ateşkes hattına dönülmesi tarihsel Filistinin yüzde 22'sinin Filistinlilere bırakılması anlamına geliyor ve gelecekte kurulacak olan Filistin devleti asıl olarak bu zemin üzerinde yükselecektir. Bush daha da ileri giderek İsrail'in güvenliği açısından Filistinli grupların silahsızlanmasını dayatmakta ama İsrail'in Gazze şeridi, Batı Şeria ve Kudüste sahip olduğu sorumlulukları yerine getirmemesi üzerine çok az konuşmakta ve İsrai'in güvenliğini sağlamak yönünde çifte standart devam ediyor.

20 Ekim 2005'te Bush ile Filistinli Bakan Mahmut Abbas arasında İsrail- Filistin sorununu n "gidişatı" konuşulduğu tarihi bir toplantı yapıldı. İkiside Bush'un elle tutulur bir girişimde bulunmamasından hoşnut görünüyordu. Bu gelişmelerden sadece sözlerin hükmüne değil prtatik uygulamalara bakanlar hoşnut kalmadı. Bush İsrail sorumluluklarını yerine getirmemesine rağmen " İsrail'in yol haritasında ona yüklenen sorumluluklarını yerine getirdiğini" söyledi. 2002 yılında yaptığı gibi oyun sonrası konuşmalar yapmaya devam ediyor. Bush bu açıklamalrıyla kamuoyunda ortaya çıkan kaygıları engellemeye çalışıyor. Bush İsrail ilgili konuşmaktan ziyade öncelikle Irak yada son Hariri suikastine ilişkin BM kararlarını uygulamasını istediği Suriye'ye ilişkin konuşmayı tercih ediyor. Politik suikastler meşru değilse Ortadoğu'daki hiçbir ülke İsrail'de dahil olmak üzere bu kapsamın dışında olmamalı? Bush üç buçuk yıldır "yüzsüzlük hizmetini" sürdürmektedir. Filistin ekonomisine ilişkin kaygılarım sürdüğü bir anda, Amerikanın işgalin genişlemesini onaylaması ve barış çağrıları yapmasıyla oldukça eğleniyorum. Çoğunluğun oyları Filistinlilerin çoğu seçimlerde verdikleri oylarla gösterdiği gibi İsrail'e yapılan saldırılara karşıdır. Hamas'ın saldırılarını durdurması ve 2006 yılıda yapılacak olan seçimlere katılacağını açıklamasına rağmen İsrail hala barış sürecini askıya almaya ve tek taraflı adım atmayı sürdürüyor. Yaşananlar İsrail'in barış yapmak için bir muhatap aramadığını göstermektedir. Abbas ve Filistin Yönetimi çift taraflı görüşmeler için beklmektedir. Önümüzdeki süreç ya iç çatışmanın derinleştiği yada İsraile karşı mücadelenin sürdüğü bir süreç olacak. Hatırlanacaği gibi Oslo Anlaşmasından sonrada mücadele sürdü. Amerikan, İsrail ve Filistin medyalarında birileri sürekli olarak Abbas'ın çok ılımlı biri olduğunu söyleyemektedir. Abbas'ın ileriye dönük çok daha yatıştırıcı, barışçıl, düzeni sağlayan ve başkanlığa uygun bir gündem oluşturulması için adım atması isteniyor. Filistin halkı sonsuza kadar Abbas'ın elini uzatmasını beklemeyecek. Toprağa İsrail tarafında el konulması öfkeyi artırmaktadır. Filistin halkı; evlerin yıkılmasına, hukuk dışı suikastlere, kitlesel hapse tıkmalara, işkenceye, direniş hareketinin ezilmesi çabalarına, kaynakların yağmanlanmasına uzun bir zaman sessiz kalmayacak ve tekrar ayağa kalkacaktır. ABD; İsrail yada Abbas yönetiminin Filistin halkının diz çökmesini beklemek yerine üçüncü intifadaya hazırlanmaları gerekmez mi?

Yazar : Remi Kanazi, www.PoeticInjustice.net'te Filistinli bir Amerikalı olarak yazı yazan ve New York'ta yaşayan önemli bir yazardır.

Çeviren: Çetin Durukanoğlu
Ülkede Özgür Gündem