Kadınlar Katılmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadınlar Kurtulamaz

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 8 Mart">

Kadınlar Katılmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadınlar Kurtulamaz

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 8 Mart, uzun bir süredir Birleşmiş Milletlerin kadınlara «armağan» ettiği bir bayram günü olarak hafızalara kazınıyor. Bu günün esas muhatapları atölyelerinde, fabrikalarda, temizliğe gittikleri evlerde, hastanelerde çalışadursunlar, 8 Mart eylemlerini ister sırf kadınların katıldığı, ister kadınlarla erkeklerin el ele gittiği bir eylem olsun, bayram gününe çevirmek isteyenler de az değil!

Elbette kadınların bir gün bile olsa bayram etmeye hakları olduğu tartışmasızdır. Ama kadınların bayram etmeleri için iyi bir sebep olduğunu söylemek henüz doğru değil!

Kadınlar, yalnızca burjuvazinin varolduğu süre boyunca değil, çok daha öncesinden beri sırf cinsiyetlerinden dolayı erkeklerden farklı bir biçimde ezilip aşağılanıyorlar. Ancak bu ortaklık, bütün kadınların bir araya gelmesine, birlikte bayram etmesine, aynı duyguları paylaşıp el ele vermelerine yetmedi, yetmiyor. Bütün kadınların hep birlikte bayram yapmalarına engel olan pekçok neden var. Ulusal, sınıfsal ayrımlar kadar siyasal nedenler de hala kadınların birbirleriyle yan yana gelmelerine engel oluyor. Hatta erkeklerle yan yana gelmelerini önleyen engellerden daha derin uçurumlar kadınları birbirlerinden ayırabiliyor.

Kadınların sırf kadın oldukları için karşı karşıya kaldıkları ortak sorunları olsa bile, kadınlar arasında örülmüş sınıfsal duvarlar, tüm kadınların yan yana mücadele etmelerine, el ele aynı bayramı aynı biçimde kutlamalarına şimdiye kadar izin vermedi, bundan sonra da vermeyecek.

Kendini köleleştiren ev işlerinden bir başka kadını çalıştırarak kurtulan bir kadınla, onun evinde çalışan kadının, sırf kadın oldukları için tacize uğrama, kocasından dayak yeme, düzenin ahlak anlayışı ve gelenekleri nedeniyle baskıya uğrama noktasında ortak sorunlar yaşama olasıklıkları var ve varolacak. Ancak bu durum, bu iki kadının yaşadıkları sorunları çözmeleri noktasında biraraya gelmeleri için yeterli bir zemin sunmuyor. Birisi tacize uğradığında devlete sığınabilir, nafaka davalarında hakkını arayabilir, vs. vs. Ama diğeri aynı tutumu gösterdiğinde, tıpkı yakın zamanda sırf Rus bir kadın olduğu için polislerin tacizi yüzünden karakola sığınan kadın gibi, hem toplum hem de yasalar karşısında aşağılanacak, bu tacizden kurtulmak şöyle dursun, bunun şiddetlenerek artmasıyla karşı karşıya gelecektir. Bu iki kadını birleştiren bir bayram için ezen sınıfın kadınlarıyla, ezilen sınıfın kadınlarının el ele verecekleri bir ortaklık zemini yoktur. Kadınları birbirlerinden ayıran sadece bu maddi, nesnel, sınıfsal engeller de değil.

8 Mart’ta Neden Bayram Edilemez?

8 Mart’ta bayram edilemez çünkü; bu 8 Mart’ta da atölyede, fabrikada çalışmak zorunda olduğu için mitinge katılamayan kadınlar olacak. Hem de bunların çok büyük bir kısmı, kendi tarihlerinden haberdar olmadan bugünü geçirecek. 8 saatlik iş günü için mücadele eden sınıf kardeşlerinden, onların yaptıklarını tarihe kazıyan devrimcilerden yalıtık bir 8 Mart’ı, oniki/ondört saate varan bir işgünü biçiminde yaşayacaklar. Onlar 8 Mart’ta bayram edebilir mi? Ya mitinge katılan devrimciler? En çok ezilen, özgürlüğe en çok ihtiyacı olan emekçi kadınların yanlarında olmadığı, emekçi kadınların arasında basit bir dayanışmanın bile örülemediği bir 8 Mart’ta bayram edebilirler mi?

Çocukları, sevgilileri, anaları, yoldaşları, kardeşleri zindanlarda bulunan kadınların; ölüm orucundan yahut cezaevinden yeni çıktığı halde sakat kalmış olan kadınların; veyahut en çok değer verdiği yakınlarının cenazesini yeni kaldırmış bulunan kadınların bayram kutlamaları mümkün müdür? Ve bu sorunu kendi sorunu gibi görmeyenlerle ortaklaşmaları olası mıdır?

Ya mücadeleci Kürt kadınları? Yıllardır 8 Mart eylemlerine kendi renklerini ve ayrı bir coşkuyu katan Kürt kadınları 8 Mart gününde kendi dillerini özgürce kullanamadıkları sürece bu «bayram» onlar için buruk bir bayram olmaz mı? Sırf bu durum nedeniyle ezen ulustan olmalarına rağmen yahut yakınlarını kaybetmemiş olsalar da henüz haysiyetlerini yitirmemiş olan kadınların mahcubiyetleri bir bayrama engel olmaya yetmez mi?

Besbelli ki, henüz bütün kadınların el ele bayram edebilmeleri için evvela onları birbirinden ayıran sınıfsal, ulusal ve siyasal engellerin ortadan kalkmış olması gerekiyor. Ancak bu ayrımlar ortadan kalktıktan sonra kadınların hep birlikte kutlayabilecekleri bir bayrama ulaşmaları mümkün olacak. Hatta bu durumda, yani kadınlar nihayet asırlardır kendilerini ezen cinsiyetçi baskılardan kurtulmalarını kutlayacakları gün, aynı zamanda insanlığın kurtulduğunun da müjdesi olacaktır. «Kadının kurtuluşu insanlığın kurtuluşunun bir ölçüsü ve işareti olacak» denmesi bundandır. Bu söz, kadınların kurtuluşları için devrimci siyasetin öznesi olmaya başladığı zaman ortaya çıkıp doğrulanmıştır.

Burjuva toplumu kadın erkek eşitsizliğini yaratmamıştır, onu devralmış, pekiştirerek kendi düzenine uydurmuştur. İşte bu yüzden sermaye düzeni yıkılmadan kadının kurtulması ve özgürleşmesi mümkün değildir. Hatta kadınların sırf kadın oldukları için maruz kaldıkları baskı ve eşitsizliklere karşı asıl mücadelesi bu sınıflı toplum yıkıldıktan sonra başlayacak. Ve kadının özgürlük mücadelesinin hedefine ulaşması, tüm insanlığın özgürlüğe ulaşmasının bir ölçüsü olacak.
 

Kadınlar Katılmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadınlar Kurtulamaz