Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşudur.

Kadınlar Katılmadan Devrim Olmaz">

Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşudur.

Kadınlar Katılmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadınlar Kurtulamaz; Kadınlar Özgürleşmeden Özgürlüğe Varılamaz!

Yaşadığımız dünya hala baskı, zulüm ve sömürünün hakim olduğu ve en yıkıcı etkisini kadınlar üzerinde gösteren bir dünya. Bugün kadınlar fabrikalarda, atölyelerde düşük ücretli köleler olarak sömürülüyorlar, evde ise her türlü angaryanın yükü onların sırtına biniyor. Aynı işi yapsalar da erkeklerden düşük ücret alıyorlar, eşit ücret alma mücadelesi verdiklerinde kapıya önce onlar konuluyorlar. Tarih boyunca eve hapsedilmiş bulunanlar, zorla evlendirilenler, aile içinde her türlü şiddete maruz kalıp eve tutsak edilenler; bu baskıdan kendimi biraz olsun kurtarayım diye işe ya da sokağa çıktıklarında tacizle karşı karşıya kalanlar yine onlar. Dünyanın neresin-de olursa olsun, hangi sınıftan olursa olsun, karşılarında neredeyse kim olursa olsun horlanmanın ve fiziksel şiddetin ilk ve en kolay hedefi oluyorlar.

Üstüne üstlük, kadınlardan, tüm bu baskıyı göğüsleyip sabrın, fedakârlığın ve şefkatin timsali olmaları bekleniyor; buna başkaldırdıklarında ise arsızlıkla suçlanıyorlar. İyi bir anne, sadık bir eş, edepli bir genç kız olmaları, böyle olmadıklarında meziyetlerini kaybedecekleri öğütleniyor kadınlara. Tecavüz edildiği zaman bile “mutlaka kuyruk sallamıştır” diye aşağılanan ve hatta tecavüzcüsü ile evlenmek zorunda bırakılan onlar. Bir yandan doğurganlıkları için yüceltilen, evde doğurdukları zaman ise patronları tarafından cezalandırılan onlar. Aşık olduğunda “öldüresiye” sevilen, en çok değer verildiği durumda en fazlasından mülk edinilen, bir ideal peşinde bir ömür geçirmesi yasaklanan da onlar. Burjuvazinin uydurması olan güzellik kalıbına uymadık-larında çirkin denilip alay ediliyor; uyduklarında, aptal, cinsel bir obje olarak algılanıyor, burjuvazinin tüketim toplumunun körüklenmesinde birer reklam aracı olarak kullanılıyorlar.

Bunlar kadının yüzyıllardır karşılaştığı baskı, zulüm ve sömürünün günümüze yansıyan sadece birkaç örneği. Kadınların ezilmesi tarihin en eski ve en uzun süreli olanıdır. Kadınlar üzerindeki baskı, zulüm ve sömürü tarih boyunca farklı şekiller almış, devlet ve toplumsal baskı araçları ile kurumsallaş-mış ancak hiçbir zaman yok olmamıştır.

Sermaye ve devletin egemen olduğu burjuva düzeninde de kadınlar özgürleş-medi, sadece yaşadıkları onca baskı ve sıkıntıya ek olarak bir de ücretli kölelik yapma özgürlüğüne ve şanslılarsa da kendilerini kimin ezip sömüreceğini seçme özgürlüğüne kavuştular. Bugün emekçi kadınlar bir yandan çifte sömürünün altında ezilirken, bir taraftan da erkek egemen sistemi içselleştirmiş burjuva düzeninin önlerine sürdüğü bin bir baskı ve engel ile karşılaşıyorlar. Kadınlar daha çok sömürülüp daha ucuza çalıştırılıyor, kadın oldukları için bir yandan tacize bir yandan da sürekli bir toplumsal denetime maruz kalıyorlar.

Tarihin en eski ve en uzun süreli baskı ve sömürüsü, toplumun en derinlerine kök salmış, bu yüzden de insanlığın kurtuluş mücadelesinde kökü en zor kazınabilecek olanıdır. Kadının özgürleşme mücadelesi devlet ve sermaye düzeni yıkıldığında da bir anda son bulmayacak. Kadınların kurtuluşu için gerekli olan tarihin bu en eski mücadelesi, sınıfsız ve sınırsız sosyalist bir dünya içerisinde de verilmeye devam eden en önemli mücadele olmaya devam edecek. Bu yüzden kadınlar bu zorlu mücadeleleri sonunda nihai olarak özgürleşmeden insanlığın kurtuluşu da gerçekleşemez. Komünistlere göre kadının kurtuluşu insanlık için komünist bir dünyanın müjdecisidir. Engels’in “kadının kurtuluşu insanlığın kurtuluşunun bir ölçüsü ve işareti olacak” demesi bundandır.

Kadının Kurtuluşu İnsanlığın Kurtuluşudur. KOZ