ZIMBABVE TOPRAK REFORMU TANITIMI Tom Lembert
1.Giriş: Güney Afrika’ya ait bölgelerde
toprak sorunu geçtiğimiz iki yıl estirilen
fırtınalarla gündeme yerleştirip ele
alınmaya başlandı. Zimbabwe toprak reformu
girişimine çok çok teşekkürler. Özellikle
bölgesel ve uluslararası medya bu
gelişmelerden söz ederek ortalığı kaplamış
olumsuz yadsımaları mandalladı. Bu
yadsımacılık gerçek durumu büyük ölçüde
gölgede bıraktı. Şöyle ki, ülkenin yapısal
temelinde varolan çözülememiş toprak
adaletsizliği sorunu ile ilgili meşru ve
önemli şikayetleri, genel bölge gerçeği yanı
sıra, çarpıttı.Bu yazı çalışması Zimbabwe
toprak sorunu sorusu esrarını dışa vurmak
üzere tasarlanmıştır. Çalışma bağımsızlık
öncesi donemde olan toprak reformu
yöntemlerine girmeden önce sömürgeleştirme
tarihi ile ilgili giriş ile
baslar.(1980-öncesi) Yazı çalışması aslında
tanımlayıcı ana hatlara yaklaşmada
kullanılmış olmakla beraber piyasaya yardim
etmeyle ilgili sorun ve analizlerini ve
bunların geçmiş yirmi yilbik surede olağan
toprak politikasına nakil şekillerde etkide
bulunduğunu anlamayı sağlıyor. Çalışma
toprak entrikacılığının ZANU-PF’nin olağan
ideolojisinde olup olmadığı yada kendisini
bir yerlerde gizleme peşinde olduğu
üzerindeki tartışmalara girmiyor. Bunun
yapılabilmesi için o alanlardaki
faaliyetleri izleyen daha detaylı
çalışmalara gereksinim vardır. Son olarak bu
yazı çalışması orada varolan eksikliklerin
ve ihmallerin tükendiği anlamına gelmiyor.
Yaptığı sadece mevcut durum ve sorunun
karmaşık yüzeyini inceden kazımaktır. Bu
arada da Zimbabwe toprak reformlarının bazı
önemli noktalarına dikkatleri çekiyor.
2. Zimbabwe’de Toprak Sorununun Arka Planı
2.1. Sömürgeleşme: Britanya Güney Afrika
Şirketi
Güney Afrika ve Zimbabwe toprak
tarihleri arasında birçok benzerlikler var
ise de altında bulundukları koşullar çok
ayrıdır. Güney Afrika’dan farklı olarak
Zimbabwe’nin sömürgeleşmesi 1890’li yıllarda
John Cecil Rhodes’e ait “öncü kol”un
kuzeyden Limpopo’ya geçmesi ile başlar.
Güney Afrika’nın, şimdiki adıyla
Johannesburg, Rand Şehrine Kuzey Avrupa’dan
gelip yerleşmiş kişilerin büyük çapta altın
bulmaları akıma teşvik etmiştir. “Altın
Açlığı” sermayenin zengin altın yatakları
madenleri araştırmalarına yönelmesini
sağlar. Keşif incelemeleri ülkenin iç
kısımlarına hatta Zimbabwe yüksek
bölgelerine değin nüfus eder ve oralarda da
altın gerçekten bulunmuştur. Britanya Güney
Afrika Şirketi (BSA-ticari bir şirket)
Britanya hükümdarlığından uzaktaki
bölgelerdeki madensel minarelilerin kendi
hizmetlerine geçirilmesi için “kabul”
almıştır. Şirket Avrupalıları, şimdiki adi
Harare, Fort Salisbury şehrine yerleştirmeye
sponsor olmuştur. Burada işaret edilmesi
gereken konu; BSA bölgeye hükmetmek veya
idaresi altına almak üzere oraya
kurulmamıştı. Yegane amacı oralarda
keşfedilmiş doğal kaynaklardan arayıp bulmak
ve onlardan kar sağlamaktı. Ne yazık ki,
Zimbabwe’de altın bulunduğundan beri karlı
olmak olunamamış, resiflerde konsantrasyon
sağlanamamış daha doğrusu kazançlı
çıkabilmek imkansız bir hal al misti hatta
şirket otuz yıllık surede hiçbir kazanç
meydana getirememiştir. Altın sömürüsünden
kar edilemez hale gelmenin sonucunda BSA
bölgeye yerleştirilmiş beyazları çiftlik
amaçlarına teşvik etti. Bu şirket için gelir
sağlama anlamında bir alternatif olarak
görülmüştü. Fakat bu politikanın sonucunda
yerli halkların topraklarına daha fazla el
koymak ve onları zor kullanarak bölgeye
yerleştirilmiş çiftlilerinde çalıştırmada
gereksinimleri olmuştu.
Zimbabwe
bölgelerine yerleştirilmiş Avrupalıların ilk
on yılları içerisinde Afrikalı halk kendi
topraklarından zorla uzaklaştırılmalarına
karşı isyan ettiler. İlkin 1896 yılında
“Chimurenga” patlak verir. Yöresel halk
bölgeye yerleşmiş yabancıları dışarı sürmek
ve kendilerine ait toprakların tekrar iadesi
amacıyla silahlı mücadele girişiminde
bulunurlar. Bu isyan 1897’lerde devam eder,
ama en sonunda kuvveti kesilir ayni
Afrikalıların Avrupalı silahlarca bozguna
uğraması gibi. Fakat Güney Afrika yüksek
ovalarına benzeyen Zimbabwe dağlık alanları
özellikle bereketli değildir ve o donemde
çiftçilik hiçte kolay ve karlı bir teşebbüs
değildir. Neticede bölgeye yerleşen
çiftçilerin 20.yüzyılın ilk on yıllarına
değin çabaları gerekti.
2.2.
Bölgedekileri Takviyelime: Uygun bir
Britanya Kolonisi Aciliyeti
Gecen otuz
yıl zarfında ulaşılması zor karlar geride
kalmıştır. 1923 yakınlarında BSA şirketi
bölgede kalmayı daha fazla istemiz ve
sonuçta yerleşmiş beyazlar için bölgenin
kaderini tayin edecek bir secim/referandum
hazırlanır. Kullanacakları oylarını üç
seçenekten birinde kullanmaları istenmişti.
Bunlar,
-Güney Afrika Sendikasının bir
parçası olmak -Tamamıyla bir Britanya
Kolonisi haline gelmek -Kendi yönetimi
için ayrılmak(Britanya Kolonisine ait
özerklik) Yerleşimciler kararlarını kendi
yönetimi icin ayrılmada kıldılar.
Secim/referandumdan hemen sonar 1925’de
Morris Carter Komisyonu beyaz bir koloninin
ayakta durabilmesini, Rhodesi için
hazırlanmış plan iskeletini temin etmek
üzere kuruldu. Komisyon yerleşimci ekonomiyi
ayakları üzerine oturtacak kira ile arazi
tutma modeli önerisinde bulundu. Bunu da
bölgeyi nitelik ve nicelik açısından ırksal
çizgiden ayıracak Toprak Tayin Kanunu takip
etmiştir. Irklara diğer bir ırki işaret eden
alanlarda toprak elde etmelerine izin
verilmemiştir. Bu toprak düzenlemesi
bağımsızlık sonrası doneme kadar uzunca
taşınmıştır. Toprak Tayin Kanununca
dağlık arazilerdeki ekilip biçilebilir
toprakların %50.8 beyaz yerleşimcilere
tahsis edilmişti. Nüfusun büyük çoğunluğunu
oluşturan Afrika yerlilerine %30 alan
ayrılmıştı. Tabii bu %30 ise Zimbabwe
vadilerinin aşağı platolarını ve dağlık
bölgelerini kapsıyordu. Ayrıca buralar,
şimdilerde komünal alanlar olarak bilinen,
Afrikalılara ayrılmış bölgeleri
göstermekteydi. Geriye kalan %20 alan ticari
şirketler veya koloniye ait yönetimce
sahiplenildi veyahut korumaya
alindi.(Hükümdarlık toprakları) Çok küçük
bir alanda (%0.05) varlıklı Afrikalılara
veya küçük Afrikalı guruplara arsa elde
edinmeleri, satın almaları izin verildi. Bu
arada Afrikalıların elde edebilecekleri
toprak büyüklüğünün 1930 ile 1980 arasında
çok daha fazla genişlediğine işaret etmek
gereksiz. Zimbabwe bağımsızlığı ile ırksal
bölünmedeki toprak mülkiyeti/yararlanma
hakları hemen hemen her grup için %40’lara
yükselmişti. Beyazların ellerindekiler
%51’lerden %40’lara düşmüş ve siyahlarınki
%30’dan %40’lara çıkmıştı. Fakat beyazlar
ile Afrikalı nüfus yoğunlukları arası çok
farklıdır. Afrikalı alanlarda yasayan
halkların sayısı daha fazladır ve bugünkü
durumda bile ustun gelebilirler. Bu arada
dikkatle işaret edilmesi gereken, yerleşmiş
beyazlar ülkenin en iyi ekolojik bölgeleri
kapmalarının yanı sıra birde çiftlik
ekonomisinin geliştirilmesine çok büyük
destek vermişlerdir. Böylece Koloniye ait
eyalet çiftlik alanlarında kapsamlı iletişim
ve alış-veriş altyapısı hazırlandı ve beyaz
çiftçileri teşvikle desteklemek ve faizli
kredi alabilme olanakları yaratıldı.
O
donemler Güney Afrika’da sermaye gelişim
düzeyinden ayrı belirli bir ücret
hiyerarşisi vardı. Bu hiyerarşi içinde
göçmen isçiler için ücretler Güney
Afrika’da, sonraları Zimbabwe ve Malavi
izledi, en yüksek durumdaydı. Neticede işçi
göçünde güneye doğru bir eğilim yaşandı. Bu
ortaya Zimbabwe’deki beyaz koloninin işçi
bulma sorunu anlamına gelen bir durum
yarattı. Tamda bu sıralar beyazların
ekonomisi büyümüş ve büyük çaptaki yerel
Afrikalı işçileri tutmaya ihtiyaç varken.
Zaman harcanarak çeşitli tedbirlere
konumlanıldı, bunlar; Güney Afrikalı
şirketlerin yeni uy girişlerinin
sınırlandırılması, göçmen işçi kullanımının
Malavi’ye kaydırılması ve Zimbabwelilere
bazı kısıtlı ortamlarda koloniyi terk
etmelerine müsaade edilmesi.
Komünal
alanlarda nüfus yoğunluğunun artışının
sosyal ve ekonomik diğer bir önemi göçmen
isçilerle ilişkilerde bulunulmasıdır. Savaş
sonrası döneme kadar çevresel şekillenme ve
üretim gelişiminde de krizler yaşanıyordu. O
donem beyazlarca parsellenmiş olan
arazilerden çok büyük bir miktarda Afrikalı
işçinin tahliyesi öngörülmüştü. (ticari
tarım makineleştirilmesinin tepkisi)
Neticede Yerli Toprak İdaresi Kanunu 1951
yılında hayata geçirildi. Yapılan bu kanunun
merkezinde stok sayılarının
sınırlandırılması, sulama ve kirlenme ile
ilgili teknolojinin ve yöntemlerin Afrika’da
diğer Britanya kolonileri beraberinde
tanıştırılması yer alıyordu. (mesela tarla
teraslaması) 1930’larda Güney Afrika
rezervasyonlarındaki durmadan ilerleyen daha
ustun projeler çevresel ve üretimsel
krizlere karşılık benzer şekillerdeydi. Bu
kurum haline getirilmiş ayrımların ve yerli
halkların fark gözeterek
yerleştirilmelerinin sonucu 1960 yılları
verilerine yansımıştır; nüfus yoğunlukları,
ortalama ücretler, ırkça eğitim harcamaları
karşılamaları.
Tablo1: Irksal
Eşitsizlikler, Rhodesia,1960’lar
AVRUPALI AFRIKALI Nüfus Yoğunluğu : 1
mil-kare 46 mil-kare Ortalama Ücret : £1200
(ay) £110 (ay) Eğitim Harcamaları: £340
(1-çocuk) £ 30 (1-çocuk) (Kaynak: Mayo 2001,
Mbaya) Öyleyse toprak tahsisatındaki
eşitsizlik ve adaletsizlik hiçte enteresan
değildir. Yönetim desteği beyaz tarımda uzun
bir donemin tartışmalı ve kavgalı olduğunu
akla getiriyor. Daha önce işaret ettiğimiz
üzere yerli halkların ilk isyanı bu
durumlardan kaynaklanan şikayetler sebebiyle
başlamıştı. 1960 ortalarında ikinci
Chimurenga ZANU ve ZAPU önderliğinde patlak
verir. Bu iki özgürlük hareketi iktidara
gelmeleriyle daha radikal reformlar yapmaya
söz vermişlerdi. Afrikalıların tahliye
edilmeleri hala hafızalarda yasıyor ve ilk
Chimurenga’ yi yaşamış yaşlı insanlar
anılarını anımsıyorlardı. ZANU ve ZAPU’nun
çok fazla koylu desteği edinmesi kırsal
alanlarda savaş ile sonuçlanır. İşçi
sendikaları ve sivil kurumlar gerçekten
karışmazlar. Gerilla savaşçıları ve köylüler
beyaz rejimin modern ordusuyla boy
ölçüşürler. Bu toprak üzerinde toprak için
yapılan bir mücadeledir. İç savaş 1970
yılları sonrası yerleşme görüşmelerinin
başlaması sonralarına değin devem eder. O
donemde eşitsizlikler Zimbabwe’de tüm
çıplaklığı ile ortadadır. Komünal
alanlardaki nüfus yoğunluğu ticari çiftlik
alanlarındakinin 3 misli fazladır. Orada
hala görülebilir ırksal bir bölünme var.
Yaklaşık 6000 beyaz çiftçi %42 oranında
alana sahip. 2.3. Bağımsızlık: Lancaster
Sarayı Anlaşması
O donem Zimbabwe’deki
krize çözüm arama çabalarında Kenya’nın
toprak reformu deneyimi etkili oldu.
Kenya’nın da Zimbabwe ile
karsılaştırılabilir toprak sorunu ve bundan
kaynaklanan gerilla savaşı olmuştu. Kenya
davasında Britanya beyaz çiftçilerin tüm
hisselerini satın alarak durumu düzeltmişti.
Buna benzer bir çözümün Zimbabwe içinde
olabileceği umut edildi. Britanya toprak
elde edebilmek ve yerleşimlere destek
amaçlarıyla Kenya’ya 500 milyon sterlin
yardımı mevcut hale getirdi. Böylece
1970’lerin sahne arkalarında Anglo-Amerika
Kalkındırma Fonu görüşmeleri Zimbabwe için
ilerleme kaydederek ZANU/ZAPU Yurtsever
Cephesini de kapsayan geniş destek buldu.
Britanyalıların 75 milyon sterlin ödemeye
razı oldukları bu fon beyaz çiftçilerin
hisselerini almada kullanılmış olabilirdi.
A.B.D. bazı bildirimlerde bulunarak fona
ileriki bir 200 milyon Amerikan doları katkı
yapabileceğini ifade etti. Ama aşağıda
tartışıldığı gibi bu Fonun gerçekleşmesi
yapılamadı.
1979 yıllarında Lancaster
Sarayı görüşmeleri başladı. Bu donemde
Birleşik Krallık(U.K)hükümetinde değişimler
olmuştu. Lancaster suresince Kalkındırma
Fonu evvelki tartışmalı görüşmeleri “yem”
gibi kullanarak özgürlük hareketlerinin
Rhodezya’lı yetkililerle anlaşmaya varmaları
istiyordu. Ama sonunda Fon teklifi geri
çekildi ve Birleşik Krallık(U.K)hükümeti
uzlaşma çözümü sundu. Yeni Zimbabwe’de
mevcut mülkiyet hakları değiştirilmesi
garanti olursa yerleştirme bedelinin yarısı
Birleşik Krallık(U.K)vasıtası ile
üstlenilecekti. Zimbabwe yönetimi program
tazminatlarını sağlanan bu paralarla
ödeyecekti. 1980 yılında Birleşik
Krallık(U.K) 20 milyon sterlin miktarı temin
etti.
Böylece toprak gönüllü
alıcı/gönüllü satıcı halinde bir mekanizmaya
oturtuldu. Serbest halen gelen çiftçilik
beyaz çiftçilerde dahil herkesçe devam
edinebilirdi. Koloniye ait hükümetçe kile
kamusallaştırmalar yapılmadı. Yönetim kamu
için istimlak ve yerleşim amaçlı hakları
alıkoydu. Bu arada, birçok davada
tazminatlar yabancı arabirimi üzerinden
ödenecekti. Sonunda cephe hattındaki
devletlerin baskılarıyla ZANU/ZAPU bölgeye
yerleşmeyi kabullendi. Orada on sene
kalınması Lancaster tarafından empoze
edildi. Bu kapitülasyonun can alici bir
sonucu Zimbabwe yönetimi etkili dönüşümlere
bağlandı.Kısıtlamalardaki gerçekler kolu
üretiminin çökmesi, Yerlerinden edilmiş
kitlelere hitap edilmesi ve acilen tekrar
yapılanmaya ihtiyaç duyulmasıdır. Ayrıca
kolu üretiminin çökmesi ülke piyasası
yiyecek urunu ihtiyaçlarının %90’nini beyaz
çiftçilere kaydırdı. Bu ise beyaz
çiftçilerin ekonomik ve politik durumlarını
daha güçlü bir konuma getirdi. Lancaster
empoze edilmiş kısıtlamalar Zimbabwe
bağımsızlığını izleyen ilk on sene
içerisinde de sabit bir temeldeydi.
3.
Zimbabwe Toprak Reformu Zimbabwe’de
bağımsızlık sonrası toprak reformlarının
amacı önceden kaybedilen yerleri telafi
etmek, ve nüfus çoğunluğunun toprak
üzerindeki haklarını ilerletmekti. Programın
amaçları şunlardı;
Siyasal istikrar ve
kabullenilebilir bir mülkiyet hakları rejimi
yaratmak Öz sermaye büyümesi aracılığıyla
ekonomik gelişmenin ve toprak yeniden
dağılımında hızlı ve verimli çalışmalar elde
etmek.
Ulusal yiyecek güvenliği, kendine
yeterlilik, küçük çiftçi emeği ürünleri
yoğunlaşmasından talim kalkınması, toprak
verimliliğinin arttırılması ve harcanan
sermayenin dönüşümü
Toprak reformu
programı Topraksızları, savaş gazilerini
yoksulları ve ticari çiftlik çalışanlarını
hedef olmuştu. Bölgede yeniden yerleşim
hedefine ulaşılıncaya kadar bağımsızlığın
ilk yirmi yılında yönetim bir kaç sefer
değişti. 1980 yılında evlere ait hedef
sayısı beş yılda18 000 idi. Bu önce 1981
yılında 54 000’e dönüştü. 1984 yılına kadar
oturtmak mümkün olsaydı hedef 1982 yılında
162 000 olabilecekti. Bu en son hedef
saplandı ve devletin boğazında bir
değirmentaşı olduğunu ispat etti. Toprak
elde edinme beyaz çiftçilerce tutulan 16
milyon hektar tarım toprağının
düşürülmesine, yaklaşık %50, doğruldu. Hedef
kazanmaya kuruldu ve 8 milyon hektarı ufak
siyah kiracılara nakletmek üzere tayin
edildi. Geriye kalan beyaz çiftlik yerleri
siyahların sektör içerisine girmeleri ve
ilerletmeleri için kullanılacaktı. Zimbabwe
hükümetinin Toprak Reformu ve Yeniden
Planlama Programının iki evreyi kapsadığı
görülebilir, ilk evre 1980 ile 1996 doneni
ve ikincisi resmi gazetenin
1471,çiftliklerin zorunlu alımlarına 1997
senesinde başlanmasıdır.
3.1.Yönetim-Merkezli/Piyasaya-Dayalı-Toprak
Reformu:1980-1996 *Yonetim-Merkezli Toprak
Reformu:
1981-1996 donemi yeniden dağıtım
için toprak kazanımına egemen yaklaşım
tarzları yönetim-merkezli piyasaya-dayalı
biçimlerinde nitelendirilebilir. Toprak
devlet tarafından rıza göstermiş
satıcılardan alınmış ve mirasçılara yeniden
dağıtılmıştı. Özel sektör toprak kimliği
saptamasına önderlik etti ve denetlenen yeni
yerleşim ihtiyaçları karşılanmasında devlet
tepkisel bir müşteri biçimini aldı. Devlet,
merkezi yönetim memurlarının direk gözetimi
ve denetimi altındaki esasen yerel
görevlilerce seçilmiş insanlara toprağı
mevcut hale getirdi. Bir semere misali,
Zimbabwe toprak reformu 1980 yıllarından
1990 yılı suresine kadar kayda değer
herhangi bir toprak dağıtımı yapamamıştır.
Planı çizilmiş reform hareketleri yerine
yönetimce edinilmiş alanlar üzerine derli
toplu yerleştirilecek mirasçılarla
(aileler,kooperatifler) sınırlandı.
1981-1983 donemi boyunca gönüllü
satıcılardan toprak elde etmek diğerlerine
nazaran daha kolaydı. Savaş suresince
terkedilmiş çiftliklerin doyurucu bir
müşteri bulamaması ve piyasaya sürülen
çiftliklerin satılamamasıyla beyaz
yerleşimciler bağımsızlıktan sonra bölgeyi
bıraktılar. Bu 1986 Toprak Alma Kanunu
arkasında çok iyi bir motivasyon olduğunu
gösterir. Kanun birde terkedilmiş yada
kullanım altındaki yerler için zorunlu alimi
sağladı.Bu yaklaşım tarzı Zimbabwe toprak
reformunun ilk evresi esnasında başarıyla
takip edilemedi. Mirasçı yerleşimcilerin
Alana yerleşmeleri dört modelden birinde yer
aldı.
MODEL A: Yoğun yerleşimlerde bir
temel bireysel aile Bu modelde mirasçılar
kesilip kısaltılmış toprakları almaları yanı
sıra komünal alanlarda hayvanlarını otlatma
hakkini edindiler. Devlet tarafından elde
edilen yerler ve arsalar genellikle büyük
ticari malikane seklinde mirasçılara
dağıtılmaya başlanmıştı. Mirasçılar
bölümünde mülkiyet üç sekildi; biri yerleşim
için, biri ekip-biçmek için, bir diğeri de
hayvanları otlatmak için. En son nokta ise
bölgeye yerleşenler (mirasçılar) toprakları
üzerindeki haklardan vazgeçip geldikleri yer
olan komünal alanlara dönmeliydiler. 1980 ve
1990 yılları toprak reformları hacmi bu
model üzerinde yer aldılar. (%80 fazlası)
MODEL B: Ortak Çiftçilik ile koy yerleşimi
Bu model varolan bütün büyük çiftlikleri ve
yönetimlerini ele almak ve karar almaların
komite üzerinden ortaklasa düzenlenmesi için
tasarımlandı. Kredi ortak çalışanlardan
sağlanabilir ve kamulaştırılmış kazanç ya
bireysel ailelere ya da çiftlik kalkınmasına
ayrılacaktı. Bu modelin yaklaşık 50 adeti
hayata geçti ve sonraları katlandı.
MODEL C: Eyalet Çiftlikleri ve beraberinde
yetiştiriciler Bu model mirasçıların bir
malikane çevresinde yerleşmelerini
gerektiriyordu. Malikane yerleşimcilere
kesin hizmetler sunmuştu ve isler onlara
sıraları ile verilecekti. Toprak kırkması
cinde bu tasarı bireysel bir ana ilkeye
dayanması ile beraber yerleşimcilere beraber
yönetilen alanlarda hayvanlarını otlatma
hakki kazandırıyordu. Esas malikane
profesyonel bir çiftçi yöneticisince idare
ediliyordu. Bu model kapsamlıca
uygulanamadı. MODEL D: Halka A it
alanlarda ticari otlatmacılık Bu model
altında halka a it alanlara en yarin
cifelikler alındı. (Zimbabwe güneyinde
iklimi kuru belgelerde uygulandı) Bunlara
komşu yerlerden çiftlik hayvanları alindi.
Büyük çiftliklerde satılmaya başlamadan onca
şişmanlamalarına müsaade ediliyordu. Bunda
düşünülen toplumsal çiftçilere halka ait
alanlarda yapılan baskıdan sıyırmalarına
imkan vermekti. Bu model kapsamlıca
uygulanamadı.
Zimbabwe toprak reformu
programı diğer Afrika ülkeleri ile
karsılaştırılırsa, mesela Kenya gibi, toprak
tahsisatı daha cömert olmuştur. Bu taraftaki
eksisi şu; çok az insana toprak dağıtımından
yararlanabildi, fakat potansiyel mirasçı
sayısı düştü. Temmuz 1989 yılına kadar
yaklaşık 52 000 aile veya 416 000 insan
bölgeye yeniden yerleştirildi. Hemen hemen
2.8 milyon hektar toprak yeniden
yerleştirilmek üzere devlet tarafından
alındı. Bu yaklaşık %16 oranında ticari
çiftlik alanının bağımsızlıkla alındığını
betimlemektedir. 1989 yılında toprağın
yaklaşık %29 oranını işgal eden 4319 siyah
ve beyaz ticari çiftçi vardı. 2000 yılına
kadar dağılmış arsa miktarı neredeyse 3.5
milyon hektara yükseldi. Devletin 400 000
hektar arsası 400 Afrikalı ticari çiftçilere
kira sözleşmesi ile kiralandı ve 350 çiftlik
açık piyasadan Afrikalılarca satın alindi.
Su enteresan konuya dikkat edilmeli, toprak
sahalarındaki indirime rağmen bağımsızlık
sonrası ticari çiftlik sektöründe verimlilik
kapsamlı biçimde yükseldi. Gelişim aşağıdaki
tabloda verildiği gibi inişli çıkışlı
olmuştur. Tablo 2: Tekrar yerleşimde
satın alınan yer 1980-1981 / 1987-1988 Emlak
Bütçe Yivi 1980-1981 223 196 1981-1982
900 196 1982-1983 939 925 1983-1984
159 866 1984-1985 75 058 1985-1986 85
167 1986-1987 133 515 1987-1988 20 319
Toplam(1998): 2 538 262 Toplam(1989): 2
713 725 Toplam(2000): 3 500 000
(Kaynak: Palmer, 1990) Verilerden de
belli bu pürüzlü ilerlemeye ilaveten program
gelişiminde de genel bir yavaşlama var.
Aşağıdaki Figur1’ de örneklendirildi.
Figure1: Elde Edilen Yer 1980-2000 0
500 1000 1500 2000 2500
1980-1984 1986-1990 1991-1995 1996-2000
Alan Donem 0 200 400 600 800
1000 1200 Çiftlik Sayısı (Kaynak:
Mayo,2001) (i) 1980-1981 den 1982-1983
Savaş esnasında veya bağımsızlık öncesi yada
sonrası surede büyük ölçüde terkedilmiş
cifeliklerin tekrar dağıtımının atilimi
yapıldı (ii) 1983 sonrası çok az tamam
çiftlikler piyasaya satışa çıktı. Üstelik
çiftçiler esas verimli arsalarını tutarak
kenarda duran kira ile tutulmuş arazilerini
sattılar. Bu durum özellikle toprak
fiyatlarının savaş sonrası siyasal
istikrarın sağlanmasıyla artışını başlattı.
(iii)Beyaz çiftçiler yerlerini satmak
istediklerinde yasal olarak ilk devlete
sunmaları gerekiyordu. Eğer devlet almak
istememiş ise satıcıya özel piyasada
mülkiyetini elden çıkarabilmesi için bir yıl
geçerli “Mevduatsız Mevcut” sertifikası
sağlanırdı. Palmer’a göre (1990) 1980’ler
boyunca tutarlı yer fazlalığı mevcuttu. Yeni
siyah seçkinler ve yönetimin en üst
üyelerinden birçoğu devletin mevduatsız
mevcut bildirgesinden istifade ederek
çiftlikleri satın aldılar. Yine Palme’e göre
(1990)çiftlik arsalarının toplamının 1
milyondan fazlası bu yolla elden ele
nakledildi. (iv) Ticari Çiftçiler
Sendikasının (CFU) rolü toprak reformunun
gidiş hızını görmezlikten gelmek olamazdı.
CFU Zimbabwe toprak sorunuyla ilgili göze
çarpan bir oyuncu olmuştu ve hızlı toprak
reformunun beyaz itimada ve ihracat ürünleri
kazançlarına ve çalışmalarına yavaş yavaş
zarar vereceğini sürekli olarak
tartışıyordu. 1989 yıllarında en az on bakan
ve 500 üzerinde siyah üyeyi pozisyonlarının
yastıkla beslenmesi kuskusu olmadan
edinmişti. Sendikanın büyük ölçüde
sorumluluğu ticari çiftçilerin durumunun
güvenle durmasını temin etmekti. ( en az
1990 yıllarına kadar) Talim ve Toprak
Bakanlığından edindiği duyumlarla tekrar
yerleşim projesinin yavaş yavaş
ilerleyebilmesini başarıyla
yürütebilmekteydi. (v) 1983 yıllarına
kadar Zimbabwe bütçesine halen yurtiçinden
yükselen baskılar vardı. Zimbabwe hükümeti
Dünya Bankası ve IMF’den yükselen
beraberinde bağışçı batili devletler
altındaki baskılara karşı kemerleri sıkmayı
üstlendi. Fakat yakın zamanlarda kurulmuş
okullara ve kliniklere yardımlarına devam
etti. (vi) 1980 yılları sonrası
Zimbabwe’yi özellikle ağır yaralayan
şiddetli kuraklık yaşandı. Neticede yeni
yerleşenlerde çoğu daha elverişli koşullar
bulmak üzere komünal alanlara döndü.
Zimbabwe hükümeti bile iç ferahlaması
üzerine kapsamlı kaynaklar kullandı. *
Halk-Sürümlü toprak reformu 1980-1996
donemi torak reformu yönetim-merkezli ve
piyasaya-dayalı olarak nitelendirildiği gibi
birde halk-sürümlü edinmeleri görmüştür. (
kamu işgali arazi yaklaşımı, Mayıs,2001) Bu
uluslar hareketi ilk dört yıl içerisinde
özellikle devlet programını kendisine
bağladı. (yeniden yerleştirme programını
hızlandırmayı teşkil eder.) Bu yaklaşım
tarzı altında toplumlar işgal edilerek
bırakılmış ve devlet gözetimiyle kullanım
altında olan yerlerin kimliklerini yürüttü
ve piyasa değerinden bu toprakların çoğu
satın alındı. Bu tavır içinde doğuya ait
dağlık yerlerin kurtuluş savaşı bölgelerinde
olan bir çok bölgede elde edinildi. Yanı
sıra 1986’ya kadar hükümet bu uygulamalara
son vermek üzere harekete geçti. Simdi işgal
etmeler yasadışı sayılıyor ve işgalciler
polis ve çiftçiler tarafından tahliye
ediliyordu. 1986 sonrası işgaller (ve
genelde toprak dağıtımı da) dramatik şekilde
yavaşladı. İşgal etmeler 1996 çevresinde
kuvvetlice aciliyetine kadar çok
yavaşlamıştır. ( hiçbir zaman tamamıyla
kaybolmamıştır.) * Piyasa-Dayalı toprak
almalarla ilgili kanunlar Piyasaya
dayalı toprak alımları tecrübelerini
1980’ler ve 1990’larda üç anahtar konu
üzerine konumlandırılabilir. (i) miktar,
kalite, konum ve yerin bedeli toprak
kiracısı tarafından kendi hisseleriyle
yürütüldü. (ii) ne hükümet ne de
mirasçılardan hiçbiri kendi ihtiyaçları
anlamında gelişme sürdüremedi. (iii)
devlet konumu ve değeri anlamında
toprakların parametreler aracılığıyla biçimi
bozulmuş piyasada en önemli alicisi haline
geldi. Sonucunda piyasa aracılığıyla
yeniden yerleşim için elde edilen yerlerin
%70 üzeri bir köşede ekoloji çalışmaları
için durmuş ve ülkenin güneyine ait başlıca
iklimsel açıdan dengesiz, kurutucu
bölgelerinden oluşmuştur. Mashonaland’a ait
hacimleri çok önemli olan başlıca üç eyalete
dokunulmamıştır. (merkezi dağlık yerleri
çevreliyor) Devlete sunulan araziler coğrafi
yönden dağınıktı ve toplumsal alanlardan
izole edilmiş çiftliklere hareket eden
yerleşimci küçük gruplar hem pahalı hem de
lojistik yönden istenilen etkiyi
uyandırmıyordu. * Bağışçılar ile
çatışmalar Daha önceden işaret edildiği
gibi Lancasterca empoze edilmiş şartlı
koşullar Zimbabwe’de merkezi bir çekişme
konusu olmuş ve özellikle Zimbabwe hükümeti
ile Birleşik Krallık (U.K) arasındaki
ilişkilerin şekillendirilmesinde önemli
olmuştur. Bu bölüm meseleyi daha ayrıntılı
olarak inceliyor.
1980’ler
Zimbabwe hükümeti ve Birleşik Krallık (U.K)
arasındaki çatışma U.K tarafından toprak
reformu programına finanssal destek için
empoze edilmiş şartlı koşullarda
köklenmiştir. Zimbabwe programına U.K
yerleşim öncesi çizilmiş plan krokilerini
detaylarıyla incelemek gibi kati durumlar
uyguladı. (gönüllü satıcılığın
sınırlandırılması açıkça ilave ediliyor) Bu
kısıtlandırmalar özellikle MODEL B
tasarısına ilişkin kati tavırları empoze
ediyordu. Zimbabwe hükümeti açıkça bunda
huzurlu değildi. Oluşan koşullar altında
marjinal bir kalite ve yüksek bedelli toprak
satın almış olmak ve Zimbabwe devletinin
hazırladığı para yardımlarının
dönüşümlerinde eksilme meydana gelmesi
yatıyordu. İlaveten, 1980’ler sonrası
Zimbabwe devleti U.K fonlarına denk bir
katkı yapabilmekten acizdi. (mali açık
genişlemesi) En sonunda devletin plan
yapabilmek ve gözden geçirebilmeye
bağlantılı durumları karşılayacak
insan-kapasitesi ve diğer kaynakları olmadı.
Programın kapsamlı bedelinin yanı sıra birde
bağımsızlıktan bu yana toprak fiyatlarının
yükselmesinden kaynaklanan bir artış oldu.
Diğer tarafta ise U.K elde edilmiş
çiftliklerin gönüllüce satıştan değil işgal
etmelerden kaynaklandığını iddia etti. Bunun
yanı sıra iddiasına toprak reformu için
kullanılmaya başlanmış belirli kapitalin
reform yerine devlet çiftçiliğine
harcandığını ekledi.(daha sonraları devlet
çiftlikleri siyah elitler üzerine el
değiştirdi) U.K birde sağladığı maliye
karşılamasında Zimbabwe hükümetinin sürekli
yavaş olduğunu tartışmalara katıyordu.
Uyuşmazlık ortasında U.K’ un ODA ‘si 1998
yılı içerisinde MODEL A tasarısı ile ilgili
değerlendirmesini piyasaya çıkardı.
Başlangıçta tekrar dağıtımın kendinin bir
gelişme anlamına geldiği denetlemeciler
tarafından göz önünde tutulmamıştı,
kararlarını sonunda yeniden yerleşim
projelerinin gerçekten etkileyici bir basari
olduğu üzerinde kıldılar. Program en önemli
objelerinde muhteşem aşamalar kaydetti ve bu
anlamda ODA yatırımları başarılı gördü.
Birçok yerleşimci genel kazançtan
desteklendi ve okullara-kliniklere giriş
hakları tanındı ve yönetime kapsamlı
dönüşler görüldü. Bağışçı yatırımları %21
gibi etkileyici oranlardaydı. Program birde
ulusal ekonomiye doğru katkıca yardımcı bir
öğe olduğu anlaşıldı. Sonraki veriler bu
değerlendirmeleri (örneğin Kinsey,2000)
destekliyor. Bu verilere rağmen Zimbabwe ile
U.K arası ilişkiler kötüye gidiyordu. En
önemli mesele piyasaya dayalı kapsamlı
iskeletin U.K tarafından empoze edilmiş
olmasıydı. Lancaster Sarayı Anlaşmasının
Sona Ermesi 1989-1992
suresince Zimbabwe ve U.K yönetimleri
arasında özellikle toprak elde etmeye
sağlanan paralar ve market mekanizmaları
aracılığıyla uygun yerlerin garantilenmesi
konularında uyuşmazlıklar buyuyordu. Piyasa
düşük kalitede, dağınık arsalara olan
önyargıyı kanıtlamıştı. Bu farklılıklar 1990
yılında Zimbabwe hükümetinin zorunlu toprak
alımı (bedel ile) politikasının tanıtımı ile
son haddine vardı. Bu gelişme U.K ve
Zimbabwe arasında 1990 yıllarında toprak
reformu fonları üzerine yapılan görüşmelerin
bozulmasına yol açtı. Bu görüşmeler
esnasında görünen U.K hükümetinin Lancaster
taslağını 1990’lar sonralarda devam ettirmek
isteğiydi. Zimbabwe’nin görüsü açısından bu
makul değildi. Ülke içerisindeki durum
1980’ler öncesine göre çok farklıydı ve
yönetim gönüllü alım-satım anlaşmalarının
yanı sıra diğer bir toprak edinme
mekanizmasının başlangıcına yeterli
olabilecek bir istikrarın sağlandığını
görüldü. Yönetim zorunlu toprak alimi
satışlarında anlaşma sağlanamadığı taktirde
bu yerleri ve ekolojik bölgelerdeki belirli
blokları müsait biçimde satın almak istedi
ve Z $10 milyon ileri surdu. İleriki aşamada
U.K’ un buna uyabilmesi için Z $15 milyon
teslim etmesi umut edildi. Ama U.K programa
yatığı desteğin sürdürülebilmesi için
programın gönüllü satıcı iskeleti altında
olmasında ısrar ediyordu. Bundan başka CFU
tarafından takip edilen yoğun kulis
faaliyetlerinde U.K, mevcut komünal alanlara
bitişik ve çok az işlenilebilir ekolojik
bölgelere yapılan yerleşimlere büyükçe
kısıtlamalar istiyordu. Palmer’in bu
konudaki gözlemi çok yerinde “ toprak
karmaşası içerisinde ustu kapalıca pay almış
ve yeniden yerleşime finanssal destekte
bulunmuş Britanya hükümeti çok kritik…..,
belirerek sunu belirledi,Lancaster Sarayı
ruhunu sürekli kılacak ve şunu garanti
edecek; Sosyalizmin kuvvetsizce yanan alevi
Zimbabwe’de 1990 yılı içlerinde enfiye
edilmiş olacak. O şekilde muhtemelen
köylüler toprak reformunu daha çok
bekleyecekler. Sıradaki gündem Güney Afrika
olacak.”
Çıkmaz Devam Ediyor
Zimbabwe ile U.K arası çıkmaz 1996 ve 2000
yılları suresi boyunca daha kötüye gitmişti.
Piyasa yaklaşımı üzerindeki anlaşmazlıklar
devam etti ama anlaşmazlığın en önemli üç
unsuru tanımlandı. yeniden dağılımda
yapılan yardımlar yoksul ve topraksız
köylüler yerine küçük ve orta dereceli siyah
kapitalistleri kapsamalı yeniden
dağıtımın her yıl 50 000 hektar derece
olmasında U.K ısrarı U.K’ un koşullandığı
toprak sürüş talebi edinilmesi,
merkezileştirilmesi ve sivil toplumun merkez
yönetim rolünü kısıtlayan anayasal
yaklaşımlarla meşgul edilmesi Daha
ileriki münakaşa içerisindeki etmen 1997
yılında U.K hükümetinin değişiklik
yapmasıydı. Muhafazakar Partinin yeri İşçi
Partisi ile yenilendi. İşçi Partisi yeni
başlangıcında Zimbabwe toprak istimlaki
üzerinde herhangi bir tarihsel
yükümlülüklerinin olmadığını beyan etti.
Bunun oluşmasındaki temel şu; İşçi Partisi
toprak yada yerleşim hisselerinin tümüne
sahip değil! Sadece U.K ile olan ilişkiler
değil bağışçılarla olan ilişkileri süzgeçten
geçirildiğinde kuşkulu. Örneğin 1980’lerde
Dünya Bankası piyasaya dayalı toprak
reformunda ısrar etmişti. 1991- 1995
yıllarına kadarki donem içerisinde (ESAP)
yanaşma için gerekli kaynakları seferber
etmeyi beceremedi. Bu şekilde toprak reformu
tamamlamasında ESAP donemi başarısızlığa
uğradı. Öylelikle toprak almada başarısızlık
ve yeni genellesen mevcut toprak
anlaşmazlıkları ağırlaştı. Bir örnek,
yapısal ayarlamaya sağlam bir şekilde
yerleştirilmiş koloniye ait yerlerin kira
ile tutulması örneği çoğu ticari çiftçilerin
yeni intibak edilmiş ihraç mallarıyla
desteklenmesinden bu yana etkisi oldu. Bu
ayni nadir kaynaklar üzerine yarışan siyah
ve beyaz tarım arasındaki anlaşmazlıkların
çalışmasını sağladı ve daha fazla rağbet
yarattı. (yoksulları beraberinde açıkça bir
kenarda tutuyordu) ESAP birde Zimbabwe
topraklarının uluslararasınca paylaşılmasına
hizmet etti ve bununda ilerde çatışmaları
başlatacak hissedar emlak sahipliği
düzenlemesine yansıttı . · Yorum Sonu
Zimbabwe neredeyse yirmi yıllık toprağın
tekrar dağıtımı üzerine biricik mekanizması
gibi piyasayı kullanarak bir toprak reformu
tecrübesini temsil ediyor. Ayrıca buna
verilen uluslararası destek en aşağı durumda
iken. Bu reformlar piyasanın yardim ettiği
girişimler olduğundan dünyanın diğer
bölgelerinkinden farklılık içerisindedir. Bu
davalara örnek için Brezilya, Kolombiya
olabilir. Oralarda dış aracılıklar ve
başlıca kaynakların iç girdisi vardır.
3.2. Zorunlu Devlet-İzinli Toprak Alimi:
Zimbabwe’de 1996 yılından şimdiye
devlet-izinli toprak alimi yaklaşımı yavaş
yavaş gelişmektedir. (yeterli ve yerinde
toprak mevcudiyetinde piyasanın
başarısızlığına karşı) Baştaki düşünce
özellikle konumu yerinde olan ve kaliteli
toprakların devlet tarafından piyasada
mencur hale getirilmesi olmuştu O donemin
önerisi içerisinde devlet tarafından
zorunluca yer alımlarında bedeli hazırda
ödeme oldu. Devletin kısım üzerindeki en
önemli objektifi yeniden yerleşim için
elverişlice konumlanmış yerlerdeki arsaları
hedeflemesidir. Ama gönüllü satıcı tarzında
bir çatlağı her iki iç ve dış direnişlerde
Zimbabwe yönetimi pozisyonunu
sertleştirmiştir. Bu özellikle toprak alma
ile bağlantılı konularda 1990’lar ortası
ilerleyen devletin daha radikal bir rol
benimsediği donemdir. (tüm piyasa tazminatı
çekiliyor ve tarihi düzeltmek için
zorunluluk Birleşik Krallık üzerine
konumlanıyor) 1990’lar ortası kalkınma
devlet ve belirli yerel sosyal güçler
arasında zorla kabul ettirilmiş uluslararası
koşullara karşı sınırlı ırk hisselerinin
savunulması için gerekli bir ittifakı
öneriyordu. Yazının bu bolumu Zimbabwe’de
zorunlu toprak almanın acilen yürürlüğe
konulmasını kısaca tekrar gözden geçirecek.
* Zorunlu Almada yasal arka plan
Lancaster Sarayı Antlaşması anayasası
Zimbabwe hükümetince tekrar gözden
geçirilmiş ve toprak edinmede başlıca bir
engel teşkil ettiği görülmüştü. Yönetim
Lancaster şartları suresi 1990’da dolduğunda
bu engellemeye hiçte şaşırtıcı olmayan
nutuklar atma girişiminde bulundu. Aşağıda
verilen Tablo3 toprak alımına ilişkin ana
hatları ve bunların sure içerisinde nasıl
değiştiğini sunuyor. Tablo3: Toprak
Almaya İlişkin Kanunlar YIL
KANUNLAR KOSULLAR 1979 Toprak Alma
Kanunu,no:21 --Zorunluca mülkiyet alınamaz
--Gönüllü alici/satıcı koşulu tanıtımı
1991-1984 Toprak Alma Kanunu,1985’in ıslahı
--“Mevduatsız Mevcut” sertifikasının t
tanıtımı veya reddetme hakki
Anayasal Değişim Kanun,no:30 --Mahkeme
yetkisini inkar eden anayasaya aykırı
tazminatların ilan edilmesi -Zorunlu toprak
alma için izin verilmesi
1992-1993 Toprak Alma Kanunu(20.kısmın
10.par.ıslah)-- İlk reddetme hakkini
kaldırılması -- Zorunlu alıma ilaveyi mümkün
kılan atama koşulu tanıtımı( Gönüllü
alan/satan) 2000 Anayasal Değişim
Kanunu,no:16 --Değişen Toprak Alma Kanunu
aracılığıyla Başbakanlık Geçici Acil Durum
Yetkililerince ödenen tazminatların
affedilmesi
--İkili atamayı gideme yolu
--Tazminat ödemelerini yılda 3-5 senet
vasıtasıyla yapabilme olanağına imkan
verilmesi
-- Toprak alimini çok pahalı sayarak
devletin satın alimi reddedebilmesi
--Kesinleşmiş alımlarda zaman ertelemesine
izin verilmesi (Kaynak:Mayo,2001)
Hükümetçe alınacak toprak teşebbüslerinin
kolaylaştırılması cin 1990’dan bu yana
izlenilen kanun değişiklikleri tanıtıldı. Bu
değişimler siyasal ve yasal arenalarda
özellikle örgütlenmiş ticari tarım nezdinde
itiraz edilip yanlış olduğu kanıtlanmaya
çalışıldı. Zimbabwe Anayasasının
Değişimi(no:11) Kanun,30-1990 Zimbabwe
Anayasasının Değişimi(no:12) Kanun,4-1993
Evvelki değişimlerde toprak için bedel
devlet tarafından aceleyle yeniden dağıtım
amaçlarına yeterli olacak şekilde toprak
sahiplerinin seçtiği yabancı para birimi
üzerinden istimlak edildi. Neticede zorunlu
toprak alma devlete aşırı derecede pahalıya
mal oldu. Anayasa değişiklikleri yabancı
tedavül içindeki bedel ödemeleri adres
göstererek ortadan kaldırmayı amaçlamıştı.
Yanı sıra değişiklikler makul bir zaman
içinde adilce ödenmiş yeterli ve acele
tazminatlardan yola çıktı. Sonunda
değişiklikler kurallara uymayan yasadışı
bedel sağlayan tazminat gibi görünmüş
kanunları mahkeme yetkisine yapılan inkar
etmeleri ilan etme çabasına girmiştir. 1992
yılı içerisindeki değişiklik, Toprak Alma
Kanunu 20.kısım,10.par. vasıtası ile zorunlu
alımlara ilavelere imkan verebilecek
(gönüllü alıcı iskeleti) atama
hazırlıklarını tanıttı. Mevcut topraklar
için almada ret hakki hükümetçe iptal
edildi. Toprak Alma
konusunda 2000 yılında yapılan değişimler
2000 yılı içlerinde yapılan bu Toprak Alma
Kanun değişimleri üç anahtar üzerinde
olmuştur. İlk olarak, değişim Zimbabwe
hükümetini sürülmemiş topraklar için
herhangi bir tazminat ödeme zorunluluğundan
kurtardı. İlaveten, değişim düzeltme metodu
için belirlemeler yaptı. İkinci olarak,
değişim zorunlu almanın ikili rota çizgi
atamasını eleyinceye dek çabaladı ve direk
almak rotasını alıkoydu. (su an bedel
tanımlaması daha kolay anlaşılabilen tayin
edilmiş bir prosedürü var) Son olarak,
değişim pek çok legal ve yönetimle ilgili
manileri ortadan kaldırdı. Zorunlu Alma
modeli ve olcusu Zorunlu almanın ölçüsü
ve gidiş hızı piyasaya dayalı düzelme ve
arsalar için karıldı. (Tablo4 bak) 1993-1995
donemi içinde 43 622 hektar 26 çiftlik bu
yolla elde edildi. Bu davalarda yönetim
arsalara ve düzeltmelere piyasaya ilişkin
bedellerini ödedi. 1997’de alim için 1471
çiftlik hedef gösterildi. Satışa sunulmuş bu
cifliklerden 109 tanesi hükümet tarafından
alındı. Geriye kalan ciflikler izlenilen
yasal başvuru listesine alındı. Takip eden
Anayasal değişim 2000 ileriki bir alin
üzerine 2159 çiftliği resmi gazetede
yayımladı Tablo4: Zorunlu Toprak Alma
DONEM LISTELENMIS CIFTLIKLER SUNULMUS
CIFTLIKLER ALIS SIPARISI GIRILEN DAVALAR
BASARI ALINANLAR 1993 30 20 10 10 -- 10
1995 100 100 - 100 100 16 1997 1471 624 118
841 841 109 2000 2159 - - - - - TOPLAM 3760
744 128 951 941 135 (Kaynak: Mayo,2001)
Devlet tarafından gönüllü almada
girişimlerde bulunma 1990 öncelerinden
beridir yaygındı. (Figur2’de örneklendi)
Fakat bu girişimlerde basarililik oranı en
asgari düzeydeydi. Figur2: Zorunlu Alma
Girişimleri (Kaynak:Moyo,2001) 0 500
1000 1500 2000 2500 1992 1995
1997 2000 Dönem Çiftlik Sayısı 0
1000 2000 3000 4000 5000 6000
Alan Ciflik Sayısı 2000’de hedeflenmiş
Alan 1992/1993 yıllarından bu yana her yıl
yaklaşık 7000 hektar bu yoldan
kazanılmış.(1990’lar suresinde her yıl 100
000 hektar gönüllü satıcılar aracılığıyla
karşılanmıştır) 3.3. Kamu İşgalleri Alanı
Zimbabwe’deki toprak reformunun ilk
temasındaki tartışmada işaret edildiği gibi
topraksız halkça gerçekleştirilmiş işgal
etme girişimleri başından sonuna kadar
tutarlı olmuştur. (hareketin şiddeti zaman
zaman değiştiği halde) Halk hareketlerinin
güçlü yeniden bir dirilmesi olmuş, Zimbabwe
etkin bir molaya temellenmiştir. (zorunlu
alma modelini kurum haline getirmeyi
başaramamıştır) * İşgal Etmelerin olcusu
1997 Ağustosunda ülke çevresindeki toprak
işgalleri yer almaya başlamıştır. Bu
hareketlerin açık amacı topraksız ve savaş
gazilerine tekrar toprak dağıtımıydı. Bu
işgaller 1997 yılı içerisinde çok az bir
dalgalanmayla geldi fakat 2000’li yıllara
kadar binlercesine ulaşıncaya değin
yükselişteydi. Aşağıdaki Figur3
hızlanmaların 1990’lar sonrası yükselişini
örnekliyor. İşgal etmelerin ölçü ve
şekilleri Zimbabwe, güneye ait Afrikalı
bölgeler ve beraberinde uluslararası savaş
propagandası ve medyanın merkezini
oluşturmuştu. Olcunun gerçek öneminin bir
tahminini çıkartmak gerçekten çok zor. 2000
referandumu öncesi ve sonrası yapılan anket
sonuçları verilerinde tahminler 900 ile 1500
çiftlik arasında ayrılıyor. Gazi
listelerindeki veriler 1000 adet çiftliği
geçmiyor. Moyo’ya (2000) dayanarak,
işgallerin çok azı Matabeland, Manicaland ve
Midlands eyaletlerinde meydana gelmiş.
İşgallerin aldatılması görünüşte Mashonaland
eyaletlerinin üçünde ve Masvingoda olmuştu.
Figur3: Toprak İşgalleri: 1980-2000 (Kaynak:
Moyo,2001) 0 200 400 600 800
1000 1200 1400 1600 1980 1985
1990 1995 2000 İşgal Yılları 4. Sonuç
Toprak reformunun koloniye ait sınıf
oluşumunu sürekli kılan toplumsal yapının
merkezindeki çatıya vurma olasılığı vardı.
Burada reform yöntemlerine karşı konmasına
şaşırılmamalı. Zimbabwe davası çekişmesinde
bölgeye yerleştirilmiş çiftçiler beraberinde
uluslararası topluluklar bütün başarılarda
mevcut yerlerini almışlardır. Toprak
reformunun bir önemi ise, Zimbabwe’de
başlangıcında bir sendeleme yaşamasına
rağmen, yerleşim görüşmelerine kadar
Lancaster anlaşması içerisindeki kapsamalar
gibi sınırlandırılmış ve yabancı fonlar
üzerinden gelmiş ve sonra bağımsız bir
sömürge devleti oluşturmuştur. Anlaşmazlığın
müthiş bir mukavelesi Zimbabwe devleti ve
uluslararası-yerel hisse sahipleri
arasındaki anlaşmazlıkları yönetimin adres
göstermesinde ve bunlara ve değişiklere
hissedarların karşı koymasında olmuştur.
(kendi bireysel mevduatlarının devamını
sürdürmede, statü sorunlarında, v.b.)
Dönemeç noktasındaki bu çatışmalar sadece
devlet ve yerel sosyal oluşumlar arasında
açıkça bir müttefik oluşturulmasının
aciliyetini izlemiştir. (devletin aktif
olarak bir müttefik kovalamasında veya
içerisine zorlamasında derece tabii ki
düşündürücü) Bu ittifak basından sonuna
kadar aynı seviyede sürdürülecek, köylere
ait geçim yollarının
desteklenmesi/yaratılması anlamına gelen,
reformlarda başarılı olduğunu ve radikal
reformları yürürlüğe koyabildiğini Zimbabwe
devletinin yükselen uluslararası
izolasyonuna mal olmasıyla gösteriyor.
Referans Malzemeleri: Bu çalışmanın
derlenmesinde izlenilen referans malzemeleri
Bruce,J.W. 1993, Reform Türleri: Toprak
reformlarının ve toprak mülkiyetlerinin
yeninden gözden geçirilmesi, özellikle
Afrikalı deneyim referanslarında.
Kinsey,B. 2000, Güney Afrika’da toprak
reformları girişimlerinde çalışmalar:
Zimbabwe’de kırsal yapı yenilenmesine uzun
bir perspektif. (Yayımlanmamış el yazısı)
Mbaya,S. 2001, Piyasa ve zorunlu toprak
edinme gelişimlerinin Zimbabwe toprak
reformunda sosyal hareketler ile
birbirlerini etkilemeleri. Çalışma Harare’de
tanıtıldı. (SARIPS of the Sapes Trust Annual
Collquim on Regional Integration)
Palmer,R. 1990, Zimbabwe’de Toprak Reformu.
Afrika sorunları,vol.89 İlave
Edilecekler: Tablo1: Genel Ülke Verileri
Gösterge : 1996 1999 2000 Nüfus Toplamı :
11.2 milyon 11.9 milyon 12.1 milyon Yaklaşık
Alan Yüzeyi: 39 milyon hektar Nüfus
Yükselişi: % 2.1 %1.8 %1.7 Nüfus
Yoğunluğu(ulusal ortalama): 29.1 km-kare
30.8 km-kare 31.3 km-kare Kırsal Nüfus
Yoğunluğu : 239.8 km-kare islenilebilir
toprak Kent Nüfusu : %32.5 %34.6 %35.3 GDP
ABD $ : $8.6 milyar $5.6 milyar $7.4 milyar
BDP Yükselişi: %10.2 %0.1 %-5.1 Tarıma
Eklenmiş Değer (GDP%): %22.1 %20.1 %11.0
Endüstriye Eklenmiş Değer(GDP%): %25.6 %24.6
%14.0 Servislere Eklenmiş Değer(GDP%): %52.3
%55.3 %75.0 İhracat(GDP): %36.1 %45.2 %30.9
İthalat(GDP): %35.9 %45.7 %27.5 (Kaynak:
Dünya Bankası) Kazanılan Toprak
Ortalaması: Anayasal Zorlamalar:
1980-1984 2 147 855 429 571 Toprak Alma
Kanun(1985) 1985-1990 447 791 74 632
Toprak Alma Kanunu(1992) 1992-1997 789 645
157 929
1998-2000 228 839 76 279 Toplam(19 Yıl):
3 614 130 190 217
(Kaynak: Moyo,2001) İlave Edilecekler 2:
Zimbabwe Haritası
|