KÜTÜPHANE

KÜTÜPHANE

 AFRİKA’DA ÇİN-AMERIKAN ENERJİ REKABETİ ( - tarih: 23.10.2005 )
AFRİKA’DA ÇİN-AMERIKAN ENERJİ REKABETİ

Geçtiğimiz haftalarda petrol fiyatları varil başına 70 $’a ulaşarak rekor kırarken enerji tüketimi yüksek olan ülkeler dünya ölçeğinde diğer enerji kaynakları elde etmek için yükselen rekabet içine girdiler. Dünyanın en fazla enerji tüketen ülkeleri başta ABD ve ÇİN bu rekabetin başını çekiyor.

Enerji kaynakları rekabetinde içlerinde Ortadoğu, Orta Asya, Latin Amerika, Doğu ve Güney Çin denizi dahil bir çok bölge öne çıkıyor. Bununla beraber, Çin-Amerikan enerji rekabetinin en değişken bölgelerinden biri olarak daha önceden işletmeye açılmış geniş enerji kaynakları ve yoğun güvenlik krizleri dolayısıyla Afrika kıtası sahneye çıkıyor. (Bkz. Yeni soğuk savaş ortamı : Çin’in enerji güvenliği arayışları)

Petrol üreticisi Nijerya, Libya ve Ekvator Ginesi ile birlikte Afrika bilinen dünya enerji rezervlerinin %8’ini elinde tutuyor. Afrika petrol üretiminin %70’i Batı Afrika’nın Gine körfezinde yoğunlaşmış durumda, bu çizgi Fildişi Sahillerinden Angola’ya kadar genişliyor. Batı Afrika kıtasının düşük sülfür miktarı da gelecek dönemlerde bölgeyi stratejik öneme sahip konuma getiriyor.

Ancak, bölge terörizm ve korsan saldırılara karşı savunmasız ve düzensiz, ülkeler ve kabileler arası çatışmalar, AIDS ve siyasal belirsizlik de mevcut durumlar arasında. Zayıf ve aciz hükümetler, özellikle bölgenin müslüman nüfusu Afrika kıtasını El-Kaide terörist gruplarının mevzilendiği göbek nokta konumuna getirebilir. Sonuç olarak, Afrika’daki petrol zengini ülkeler “Petrolün Laneti”nden kurtulamıyor; enerji yolsuzlukları, çatışmalar ve bölgenin içinde bulunduğu çevre kirliliği de bunlardan bazıları.

Dahası, Nijerya son 25 yılda 300 milyar dolar petrol geliri elde ederken, kişi başına gelir günlük 1 doların altında kalıyor. Nijerya ayrıca etnik çatışma-şiddet, petrol savaşları ve Nijer Deltası gönüllü güçlerinin petrol üretim tesislerine yaptıkları ani saldırılar ile karşı karşıya bulunuyor. Çin-Amerikan enerji rekabeti de eklendiğinde bölgenin zaten karışık olan yapısı gittikte daha fazla karışık hale gelebilir.

AMERİKA-AFRİKA ENERJİ İLİŞKİLERİ

ABD İran körfezinden elde ettiği %22 gelire karşılık Afrika’daki petrol üreten ülkelerden %15 gelir elde ediyor. ABD Ulusal Araştırma Konseyi’nin raporlarına göre gelecek 10 yılda ABD tüm petrol ihtiyacının dörtte birini Afrika’dan sağlamak zorunda kalacak.

Nijerya petrol üretiminin %50’sini ABD’ye ihraç eden ABD’nin en büyük 5nci tedarik kaynağı konumunda. Washington Libya ile diplomatik ve enerji ilişkilerini yeniden yapılandırıyor ki ; bu dönem Libya’nın nükleer silahlanmadan arındığını açıkladığı 2003 Eylül ayını takiben ABD’nin Libya üzerindeki ekonomik yaptırımlarının sona erdirildiği tarihe tekabül ediyor.

Bölgedeki enerji yatırımlarının güvenliğine ilaveten, ABD bölge ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini büyütüyor ve Afrika’nın güvenli bölge olması için siyasal özgürlükler, insan hakları tanımı v.s için de gitgide artan çabalar sarf ediyor.

ABD-Afrika ticaret hacmi ABD’nin ikinci büyük petrol kaynağı olan petrol zengini Nijerya’ya yaptığı yatırımlarla 2004 yılında 44.5 milyar dolara ulaştı.

11 Eylül saldırılarından bu yana Afrika ülkeleri ile güvenlik işbirliğini geliştirdi. ABD kıyı koruma güçleri bölgedeki devriye sayısını artırırken; eğitim, istihbarat paylaşımı, halkla ilişkiler çalışmalarını içlerine Sao Tom ve Principe, Cape Verde, Gana, Benin ve Ekvator Ginesi dahil olan ülkelerle sıkılaştırdı. Bu arada, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Sahra Ötesi Terörist Tespit İnisyatifi Nijer,Mali ve Çad bölgesinde özel birlikler eğitti.

ABD ayrıca kıtadaki anti-terör operasyonlarının koordine edildiği Dibuti’de bulunan bir birliği askeri anlamda destekliyor. (Bkz. El-Kaide’nin Doğu Afrika operasyonları ABD’nin çıkarlarını tehdit ediyor).

Bununla birlikte, Afganistan, Irak ve İran körfezi’nde konumlanan yerleşik ABD askeri güçlerinin Afrika’ya gereken dikkati gösterebilecek hareket kabiliyetinden yoksun olması Çin gibi diğer ülkelerin gelecekte bölgeye hakim olmasına engel olamayabilir.

ÇİN-AFRİKA ENERJİ İLİŞKİLERİ

Çin petrol ithalatının ¼’ünü Cezayir, Angola, Çad ve Sudan kanalıyla Afrika’dan karşılıyor ve Ekvator Ginesi, Gabon ve Nijerya’daki enerji yatırımlarını da hızla arttırıyor. Çin’in Çad’dan elde ettiği kar oranı Çad’ın Taiwan ile diplomatik ilişkilerini sürdürmesinden dolayı belirlenmiş özel kar oranı olarak tespit edilmiş.

Çin’in Sudan ile büyüyen enerji ortaklığı Afrika kıtasında şu anda Çin-ABD enerji yatırımlarının birbirinden ayrıştığı bölgelerden biri olma özelliğini temsil ediyor. Çin Ulusal Petrol Kurumu 1995 yılında Sudan’da petrol araştırmaları yapma hakkını elde etti. Washington’un Sudan ile ilişkilerini kesmesinden 2 yıl sonra Çin Sudan’ı denizaşırı petrol üretim üssü haline getirerek boşluğu doldurdu. Sudan’ın petrol ihracatının yarıdan fazlası Çin’e yapılıyor ve Çin’in toplam petrol ihtiyacının %5’ini karşılıyor.

Çin Ulusal Petrol Kurumu Sudan’da günde 300,000 varil petrol çıkaran Greater Nile Petroleum Operating şirketi’nin %40 hissesini elinde tutuyor. Diğer bir Çin petrol şirketi Sinoper Kızıl Deniz üzerinden Çin Petrol Mühendislik İnşaat Grubu’nun tanker terminali inşa ettiği Sudan Limanı’na 1500 km’lik petrol boru hattı döşüyor.

ABD’nin Afrika ile olan ilişkileri gibi Çin’in de Afrika ile ilişkileri çok boyutlu. Bununla beraber son yıllarda Çin’in kıtayla olan siyasal, ekonomik ve askeri ilişkileri kıtanın öncelikli olarak güvenli enerji kaynaklarına sahip olması projesine ağırlık verilerek bu paralelde insani yardım, silah ve savunma yatırımları yapılıyor. Çin’in Afrika devletlerine gösterdiği iyi niyet yaklaşımının kökleri 1960 yıllarda kıtanın sömürge karşıtı ayaklanmalarına verdiği desteğe dayandırılabilir. Ancak, Çin’in Afrika ilişkileri komünist rejimlere ve Marksist ayaklanmalara olan güçlü ideolojik yatkınlığı muhafaza edilerek pazarın ve enerji kaynaklarının yönetilmesine doğru yön değiştirdi.

Taiwan ile diplomatik ilişkilerini sürdüren Çad’da büyüyen enerji yatırımlarına bakıldığında her ne kadar bir istisnai durum görülüyorsa da bugün Çin-Afrika ilişkilerinin ideolojik en temel unsuru Tek ve Büyük Çin prensibidir. Halihazırda Taiwan ile diplomatik ilişkilerini sürdüren 7 Afrika ülkesi bulunuyor. Afrika ülkeleri demokrasi, yönetim, insan hakları ve insani müdahaleler konuları üzerinde önemle duran müdahaleci Batılı yaklaşımların aksine Çin’in anti-ideolojik ve müdahaleci olmayan yaklaşımlarının çekimine meylediyor.

Çin çeşitli iyi niyet gösterileri aracılığıyla Afrika’yı etkilemeyi başardı. Örneğin, Çin Dış İşleri Bakanlığı her yıl ilk denizaşırı ziyaretini Afrika’ya yapma politikasını benimsedi. On yıllık sürelerle tüm Afrika’da çok sayıda savunmaya yönelik askeri üs projesini desteklediği gibi bölgeye doktor ve hemşire göndererek, Çin üniversitelerinde Afrikalı öğrencilerin eğitim alabilmeleri için burslar vererek, Afrikalı işadamları ve ticaret yetkililerinin eğitim almalarını sağlayarak, Çinli işadamlarını Afrika’ya yatırım yapmaları yönünde cesaretlendirerek ve gerekli fonları finanse etme politikasını benimsedi.

Çin Afrika ile olan ilişkilerini ikili görüşmeler veya çoklu ülke temasları zemininde geliştirmeyi sürdürüyor. Örneğin 2004 Kasım ayında Birleşmiş Milletlerin Gelişim Programına çerçevesinde BM desteğiyle oluşturulan Çin’in Kameron, Gana, Mozambik Nijerya, Güney Afrika ve Tanzanya’daki özel sektör yatırımlarını destekleyen Asya-Afrika Zirvesi ve Çin-Afrika İş Konseyi organizasyonlarını gerçekleştirdi. 2000 yılında Çin 53 Afrika ülkesinden 46 tanesinin katıldığı Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nun öncülüğünü yaptı. Bu başarılı icraatların arasında bir tanesi de 31 Afrika ülkesinin 1.2 milyar Dolar olan borcunun silinmesi oldu. Bunların dışında Çin Güney Afrika Gümrük Birliği ve serbest bölge yaratılması için çalışmalar yapmasının yanı sıra Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi uluslar arası organizasyonlarla Afrika ülkelerinin koordinasyon çalışmalarını üstlendi.

Ekonomik cephede, Çin-Amerikan ticaret hacmi 2002 ve 2003 yıllarında %50 yükseliş göstererek 18.5 milyar dolara ulaştı, 2006 yılı için 30 milyar dolar’a ulaşması bekleniyor. Şu anda 700 Çin şirketi 49 Afrika ülkesinde iş yapıyor ve 8 Afrika ülkesi “Seyahat varış noktası resmen onaylanmış” statüsü ile Çin tarafından işlem yapılmaksızın kabul ediliyor. Çin 2003 Aralık ayında Liberya’nın Taiwan ve kendisi ile diplomatik ilişkiler başlatmasından 2 ay sonra Liberya’ya barışgücü birlikleri göndererek bölgedeki askeri varlığını genişletti. Çin Kongo Cumhuriyetine de barışgücü birliği gönderdi, Mozambik ordusunun üniformalarını yaptırdı, Mali ve Angola’ya helikopter, Namibya ve Sierra Lione’ye silah gönderdi.

Çin’in Afrika’daki birçok ülkeyle diplomatik ilişki girişimi doğrudan ABD ile çıkar çatışmasına girmektir. Örneğin, Pekin 1998-2000 yılları arasındaki savaşları esnasında hem Etiyopya’ya hemde Eritre’ye 1 milyar dolarlık silah sağladı. Gecekondu mahallelerini ve beyaz çiftçileri yerlerinden tahliyeye zorladığı için Batı tarafından dışlanan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe yardım için Çin’e doğru taraf değiştirdi. Çin’in Zimbabve’deki yatırımları 2004 yılında yaklaşık 600 milyon dolar seviyesindeydi. Çin ayrıca Zimbabve’nin taşımacılık araçlarını yeniledi, Mugabe’nin 9 milyon dolarlık sarayının çatısını yeniledi, Çin yapımı Karakoroum askeri manevra jetleri gönderdi, MA60 yolcu uçağı verdi, Harare dışındaki askeri üssün telsiz-donanımını muhaliflerin kaçmalarını önlemek için yeniledi.

Çin aynı zamanda Sudan’ın askeri araç gerecini sağlayan en büyük devlettir. Sudan denizaşırı Çin yatırımlarının en fazla olduğu ülkedir ve 10.000’den fazla Çin vatandaşı burada çalışmaktadır. Sudan hükümeti geçtiğimiz günlerde güneyde faaliyet gösteren Sudan Halkın Özgürlüğü Hareketi ile barış anlaşması yaptı, kuzeyde Darfur bölgesinde ise hala Janjavid gibi milisleri vekaleten kullanarak muhaliflerle çatışmaya devam ediyor. 2004 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Çin’in vetosundan çekindiği için Darfur’daki mezalimi kınamak yerine yumuşak bir çözüm önermek zorunda kaldı. Çin bu oylamada çekimserliği tercih etti. Sudan ve İran petrol ihracatlarının %20’sini Çin’e yapan tedarikçi ülkeler durumundalar, ABD bu rejimleri doğrudan birbirleriyle Çin’in enerji güvenliği politikasına karşı çatışmaya sokarak durumu kontrol altına almaya çalışıyor. (Bkz. Haber özeti = Sudan)

Afrika’daki enerji kaynakları için rekabet eden ülkeler sadece ABD ve Çin değil. Son zamanlarda, Kore Ulusal Petrol Ortaklığı Nijerya kıyı açıklarındaki iki petrol ve gaz bölgesinin %65’nin üretim hakkını alırken, Hindistan Petrol ve Gaz Ortaklığı Videsh %25’lik paya sahip oldu. Güney Kore dünyanın 4ncü Hindistan ise 6ncı en fazla enerji tüketen ülkeleri. Hindistan ve Çin; Sudan’daki Greater Nile Oil Project şirketinin iki ortağı durumunda ve bu ortaklık Sudan’ın petrol sektörüne 700 milyon dolarlık yatırım yapmış bulunuyor. 2004 Ekim ayında Çin Angola kıyılarındaki petrol sahasının açık artırmasında daha fazla fiyat öne sürünce iki ülke Afrika’daki enerji kaynakları için doğrudan rekabete girdiler. (Bkz. Ekonomi özeti : Çin’in enerji alımları)

SONUÇ
ABD’nin Çin’in tekstil ürünlerine kota koyması, Çin’in askeri genişlemesini engellemesi, kur politikaları, yeni buluşların haklarına tecavüz, insan hakları raporları, Çin’in İran, Myanmar, Nepal, Özbekistan ve Venezuela gibi Anti-Amerikan ve diktatoryal rejimlerle yakınlığı Çin-ABD ilişkilerinin soğukluğunun kaynağını oluşturuyor.

ABD Başkanı G. Bush ile Çin Başkanı Hu Jintao arasında Washington’da yapılması öngörülen Katrina Kasırgası için destek görüşmesinin ertelenmesi Pekin nezdinde soğukluğa bir adım daha ekledi. (Bkz. Ekonomi özeti : Tekstil kotası)

Çin-ABD stratejik diyaloglarında son zamanlarda uzlaşma görülmekle beraber; her iki ülkenin Hindistan, Avustralya, Japonya ve Güney Kore ile birlikte kuruyor oldukları Asya Pasifik Gelişim Ortaklığı dünya ölçeğinde güvenli enerji kaynakları rekabeti içindeki iki ülkenin zaten sallantıda olan ilişkilerini daha da körükleyebilir. Son olarak başarıya ulaşmamış olsa da Çin Ulusal Kıyıötesi Petrol Ortaklığı’nın Amerikan enerji şirketi Unocal’ı satın almak için açık arttırmada fiyat yükseltme girişimi de bunun bir kanıtı.

Afrika kıtasının yoksulluktan zayıf hükümetlere ve sivil savaşlara kadar bir dolu krizle yüz yüze olması Çin-ABD enerji rekabetinin devam ettiği en savunmasız bölge olmasını meydana getiriyor. Afrika devletleri müdahaleci ve ideolojik olmayan tavırlar sürdüren Çin ile yakınlaşıyorlar, bununla beraber çatışmaların sürüp gittiği ülkelerde Çin’in insani ve askeri yardım karşılığında enerji kaynaklarını güvenlik altına alma girişimleri bölgedeki karışıklığı daha da tırmandırabilir.

Chietigj Bajpaee