KÜTÜPHANE

KÜTÜPHANE

Ukrayna Devrimci Anti-Emperyalist Cephe'nin Yeni Devrimci Manifestosu

Biz günümüz komünist-devrimcileri, stratejik amacımızı; eşitsizliğin ve sömürünün herhangi bir biçiminin bulunmadığı ve maksimum düzeyde sosyal adaletin ve birey özgürlüğünün sağlandığı komünist toplumun yaratılması olarak belirledik. Komünist toplumun, özel mülkiyeti, aileyi ve devleti ortadan kaldırmadan yaratılamayacağı düşüncesindeyiz. Ancak bu, insanlığın gelişim surecinin önünde gerçek bir engel oluşturan gerici sosyal kurumların ortadan kaldırılmasından sonra, tam özgürlük ve eşitlik amacımıza ulaşmış olacağız. Komünist toplumun yaratılmasının ancak komünist devrimle gerçekleşeceğini ve bunun da kapitalist toplumun ve onun bütün sosyal ilişkilerinin ortadan kaldırılması ile olacağı görüsündeyiz.

Günümüz toplumu doğası gereği baskıcı ve gericidir. Kendi gelişimi için gerekli bütün imkanları kullandıktan sonra, simdi büyük bir krizin içine düşerek kendi sosyal gelişimine engel oluşturmuştur.

Günümüz kapitalizmi açıkça anlaşılabileceği gibi, Marx`ın ve izleyicilerinin 19. yy`ın ikinci yarısında analiz ettiği ve eleştirdiği kapitalizmden farklıdır. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bilim ve teknikteki beklenmedik gelişmelerin yanı sıra jeo-politik durumda da gözle görülür değişiklikler yaşanmıştır. Günümüz kapitalizmi 19. yy kapitalizmine göre çok daha karmaşık ve rasyonel isler hale gelmiştir.

20. yy`in ilk yarısında batili ülkelerdeki burjuva sınıfı hakimiyeti çıplak zor ve kendi durumlarının aciziyetini fark edip devrimci harekete destek veren işçi sınıfıyla karakterize olmuştur. fakat bu durum, özellikle de Bati artık değişmiştir. Kapitalistler öncelikle medyayı kontrolleri altına alarak kitlelerinin bilincini kontrol etmeyi amaçlamışlar ve sonuçta "hepimizin refahı" aldatıcı görüşünü yaratmışlardır. Sınıf hakimiyeti böylelikle çıplak zor çerçevesinden çıkıp, ideolojik ve kültürel bir çerçeveye dönüştürülmüştür. `Gösteri` mekanizmalarının yardımıyla -ki bunlar kitlesel medya ve pop-kültürüdür- GUC, tamamen apolitik bir nüfus yaratmayı amaçlamaktadır. Bugün sosyal devrim, bilinç devrimi olmadan olanaksızdır.

Günümüz kapitalist dünyasının diğer ülkelerden sosyal ve ekonomik açıdan farklı olduğu görüsündeyiz. Günümüz kapitalist dünyası 3 basamaklı hiyerarşik bir piramidi temsil etmektedir: 1. Dünya(çekirdek), 2. Dünya(yarı-çevre), 3.Dünya (çevre)

1.Dünya- ekonomik olarak avantajlı ülkeleri temsil eder: Kuzey Amerika, Bati Avrupa, Japonya, Avustralya. Bu ülkeler, diğer iki alt seviye ile karşılaştırıldığında ekonomik olarak çok belirgin bir farklılık gösterirler. Avantajlı 1. Dünya ülkelerinde kapitalistler, devrime engel olma yolunda, 20. yy`in ortalarındaki işçi hareketlerini yumuşatmak ve sosyal-demokrat talebelere karşı işçi sınıfına bir takım imtiyazlar vermişler ve sahte bir "refah` ortam" yaratmışlardır. Yüksek maaş ve sosyal refah ortamı gibi unsurlar Bati isçilerini 3. Dünya isçilerinden ayran özelliklerdir. Ayni zamanda 1. Dünya isçilerine imtiyazlar vermekle 1. Dünya kapitalistleri, 2. Ve 3. Dünya isçilerinden çok daha fazla kar elde etmeye çalışmaktadırlar. Ayrıcalıklı 1. Dünya ülkelerinin isçileri( işçi aristokrasisi-c.n) kapitalist sistemin son tamamlayıcı gücü olmuşlar ve devrimci açıdan belirleyiciliklerini kaybetmişlerdir. Bu avantajlı ülkelerdeki devrimci güç `dışarıdakiler` haline gelmiş, bunlar üretim ve tüketim ilişkilerinde daha düşük ölçüde tamamlayıcı olan nüfustur. Biz 1. Dünya`da ki `dışarıdakiler`e, göçmen işçilere , devrimci gençliğe- öncelikle öğrencilere, ve alternatif alt-kültür temsilcilerine, ulusal, ırksal ve kültürel azınlıklara sesleniyoruz.

Biz, komünist devrimin ana gücünü 2. ve 3. Dünya ülkelerinin kitlelerinin oluşturacağına inanmaktayız.

2. Dünya, Latin Amerika`nın bazı görece gelişmiş ülkeleri, Asya ve Afrika`dan (Arjantin, Meksika, Güney Afrika, Güney Kore, Türkiye gibi) ve öncelikli eski Sovyet bloğu, ve Doğu Avrupa ülkelerinden oluşur. Bu ülkelerdeki proletarya 1. Dünya ülkeleri proletaryasından çok daha fazla sömürüye maruz kalmış ve sayıca çok olmakla beraber halen devrimci potansiyellerini korumaktadırlar. Fakat yine de bu ülkeler çelişkili ekonomik durumları ve uluslararası-emperyalist (yarı-sömürü, yar-metropol) pozisyonlarından kaynaklı olarak çelişkili bir durumdadırlar.

Son olarak da çalışan nüfusunun çoğunluğunu köylülerin oluşturduğu 3. Dünya ülkeleri `gelişmekte olan ülkeler` diye adlandırılan grubun çoğunluk kısmını oluşturmaktadırlar. Bu ülkeler iki kat sömürü nedeniyle kapitalist sömürüden en çok zarar gören ülkelerdir , birincisi kendi ülkelerindeki kapitalistler ve feodalite tarafından, ikincisi de birincil olarak 1. Dünya kapitalistleri ve kısmen de 2. Dünya kapitalistleri tarafından. Buradaki proletarya henüz sayıca azdır, bu yüzden bu ülkelerdeki devrimci güç , bağımsız bir devrimci güç olarak sınıflandırılabilir.

Sonuç olarak, biz, komünist devrimin öncülüğünü bu 3. Dünya ülkelerindeki çalışan gücün yapacağına inanmaktayız.

4. Biz, Çağdaş sol hareket, gecen yüzyılın ideolojik düzenini körü körüne uygulama düşüncesini reddediyoruz. fikri bütünlüğünü korumak adına yapılan bir dogmatizmi fikri bütünlüğü koruma çabasının pratikteki iflası olarak görmekteyiz. Bu ölü düzenin takipçiliğini yapmak, sadece gecen yüzyılda dünyanın geçirdiği değişiklikleri anlamayanların işi olacaktır! Günümüz şartlarında Ortodoks ve dogmatik Marksist, Leninist, Troçkist, Stalinist, Maoist, Anarşist vs. olmak, devrimci gücü bölmek ve solu yok etmekten başka bir şey değildir. istisnasız geçmişin bütün devrimci akımları ve kavramları baştan aşağı ve radikal bir tarzda yeniden gözden geçirilmelidir. Günümüze uygun yeni devrimci teorinin oluşturulması için geçmiş akımların dikkatlice incelenmesi ve en işlevsel ve etkili fikirlerin alınması gerekmektedir.

Biz, şimdiye kadar dünyada yapılan sosyalizm deneyimlerinin hiçbirinin basarili olduğuna inanmamaktayız. En son sosyalist yapı gecen yüzyılın ilk yarısında SSCB`de ve sonra Mao Ze Dong`un Çin`inde görüldü. Fakat SSCB ve Çin`deki devrimler, Komünist Partilerin yönetiminde devrim karşıtı kişilerin görev almasıyla ihanete uğradı. Bununla beraber Cin Halk Cumhuriyeti'ndeki Kültür Devrimi'ni kesinlikle destekliyor ve bunu ilerici bir adım olarak görüyoruz.

Bunun yanında SSCB`nin tarihinde, Stalin`in ülkenin ve partinin lideri olduğu dönemle ilgili olan düşüncelerimiz net değildir. Stalin`in kolektifleştirme, kamulaştırma ve sanayileşme ile ilgili çalışmalarını ve bu çalışmaların ilerici bir karakter taşıdığı fikrini kabul etmekteyiz. Fakat aynı zamanda şunu belirtmek gerekir ki, kültür, ideoloji ve uluslararası ilişkiler açısından Stalin`in tutumu devrim karşıtı ve gericidir. Stalin yalnızca bunları yapmakla kalmamış, fakat aynı zamanda savaş sonrası yıllarda eğitim sistemine Çarist sistemi sokmuş ve Sovyet ordusuna Çarist sistemin belirleyici özelliklerini taşımıştır. Bunun da ötesinde Stalinist rejimin üstlendiği devrim karşıtlarına karşı mücadele sırasında, Stalin (açıklanamaz bir şekilde) kendine tamamen devrime vakfetmiş binlerce Sovyetler Birliği komünistinin öldürülmesinden sorumludur.

5. Biz silahlı devrim mücadelesini savunmaktayız. Devrim ancak şiddetle ve silahlı güçle olur! Ve devrim yalnızca gelişmiş bir devrimci örgütle olur. Günümüz kapitalizmi kriz durumunda olduğu surece - devrim durumunu beklemenin bir anlamı yoktur- kapitalizm herhangi bir zamanda ezilebilir ve bunun henüz gerçekleşmemesinin tek sebebi devrimci bir örgütün yoksunluğudur!

Sosyal durum ne olursa olsun bir devrimci devrimini yapmalıdır- bu onun görevidir! Kapitalist sisteme karşı yapılacak herhangi yıkıcı bir hareket toplumun dengesini bozacak ve bu da devrim için iyi bir sebep oluşturacaktır. Farklı durumlarda ve farklı ülkelerde silahlı mücadele farklı şekillerde hayata geçirilmelidir! Halk ayaklanması, gizli örgütlenme ve uzun sureli gerilla savaşı eşit ölçüde devrim güçlerini harekete geçirecektir. Biz, 3. Dünya ülkelerinde, devrimci mücadelede, en önemli rolün, ana prensiplerini Mao Ze Dung, Ernesto Che Guevara ve Regais Debray`ın hazırladığı, Halk Savaşı çizgisi olduğuna inanmaktayız. Büyük şehirlerde-"tastan orman"da- en uygun silahlı mücadele sekli- Kızıl Ordu Fraksiyonunun, Kızıl Tugayların ve 1970`lerde ki diğer devrimci grupların uyguladığı, şehir gerilla çizgisidir.

Biz hiçbir şekilde devrimci mücadeleyi terörle bağdaştırmıyoruz.

Terörizmin tek faydası toplumda gerilimi arttırır - tek başına bir terör hareketi devrimci güçleri tatminkar bir sonuca ulaştırmaz. Fakat terörist hareket tek başına bir unsur değil, merkezileştirilmiş ve planlanmış bir hareket olarak ortaya çıkarsa o zaman o, şehir gerilla hareketi olur. Gelişmiş ülkelerde, büyük şehirler, silahlı mücadelede gerilla hareketi için temel oluşturur. Bir şehir vurulması gereken hedeflerle doludur. Bati ülkelerindeki kırsal kesimler, 3. Dünyanın kırsal kesimlerinden farklı olarak önemli bir rol oynamazlar ve bati ülkelerinin kırsal kesimlerinde bir gerilla hareketi başlatmak olanaksızdır. Bununla beraber, 1. Dünya ülkelerinin kırsal kesimindeki çoğunluğu çiftçiler ve küçük burjuva sınıfına mensup kişiler oluşturur, bu yüzdendir ki buralarda gerilla hareketine destek bulmaz imkansızdır, fakat bunun yanında 1. Dünya ülkelerinde devrimci gerilla hareketi desteğini göçmen işçilerden ve lünpenleşmiş kesimlerden bulacaktır.

6. Biz güçlü bir devrimci örgüt oluşturma isteğindeyiz. Yalnızca güçlü, gizli olarak silahlanmış bir örgüt devrimi hayata geçirebilir. Bizim görüşümüzce; devrimci örgütün yapılandırılmasındaki ihtiyaç duyulacak prensipler Sergey Nechayev`in "Devrimcin El kitabi" de sıralanmıştır. Tabii ki Nechavey`in görüşleri günümüz şartlarına uyarlanmalı ve hatta belli ölçülerde değiştirilmelidir. Devrim yalnızca bir devrimcinin kaderidir! Eğer devrim öyle gerektiriyorsa devrimci bütün sevgi, arkadaşlık, bağlılık duygularını unutabilmelidir. Devrimci devrim yolunda herkesi ve her şeyi kullanabilmelidir- her anlamda kullanmak, rüşvet, yalan ve tehdit.

Devrimci, devrimin düşmanlarına karşı sarsılmaz biçimde acımasız olmalı ve onların yalnızca ölümü hakkettiklerini unutmamalıdır. Tek gerçek arkadaşları ve yoldaşları, devrimci harekette onunla birlikte olan yandaşlarıdır. Bütün pasifist saçmalıklar, bütün Hıristiyan ahlakı, bütün orta-sınıf "ahlak anlayışı" devrimci tarafından tamamen ve sonsuza kadar unutulmalıdır. Eğer sen üstün nitelikli bir insan olduğunu düşünüyorsan, öyleyse sen devrimci değil orta sınıfı temsil eden bir korkaksın.

Biz devrimci örgütün disipline edilmesi taraftarıyız fakat bu işlem kesinlikle bürokrasi ve otorite ile olamaz. Dar kafalılık, hiyerarşi ve diğer otoritenin farklı şekillerinin devrimci harekette yeri yoktur. Güç ve hiyerarşinin muhalifleri olmakla birlikte devrimci örgütün yapılandırılmasının disiplin ve birilerinin diğerlerine itaati olmaksızın sağlanmasının da imkansız olduğunu göz önünde bulundurmaktayız.

Fakat devrimci örgütün liderliği bir kişinin değil, kendini devrime en çok adamış ve ideolojik olarak güvenilir yoldaşlardan oluşan bir grubun (Yürütme Komitesi, Merkez Komite, politik büro vs.) elinde bulunmalıdır.

7. Günümüz devrimcileri olarak biz hafif uyuşturucuların legalleştirilmesinden yanayız. Uyuşturucunun legalleştirilmesinde bir
sakınca görmüyoruz çünkü zaten bağımlı olma potansiyeli taşıyanlar eninde sonunda bağımlı olacaklardır, ihtiyacı olmayanlar bu uyuşturucuları hiçbir zaman kullanmayacaklardır. Uyuşturucuların legalleştirilmesi yeraltı dünyasına da yansıyacaktır: eğer uyuşturucu legalleştirilirse uyuşturucu satıcılarının yeraltı ağı ortadan kalkacaktır.

8. Kapitalist toplumda cevre de kirlenmiş ve yok edilmiştir - ekolojik durum su anda bir yıkımın eşiğindedir. :çevre kirliliğine karşıyız ve yapay insan ihtiyaçlarının kısıtlanması konusunda çağrıda bulunmaktayız. Diğer birçok çevreciden farklı olarak, nükleer enerji ve nükleer güç istasyonlarının tamamen karşısında değiliz - daha önce de açıkladığımız gibi, karin insan sağlığının ve yaşamının önüne geçtiği kapitalist koşullarda nükleer santraller cevre için büyük bir tehlike oluşturmaktadır çünkü kontrolleri gerektiği şekilde sağlanmamaktadır. Biz güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi alternatif olabilecek enerji kaynaklarının kullanılması için çağrı yapıyoruz.

9. Kapitalist toplumlarda kültür ve sanat tam anlamıyla yapılamamaktadır. Para, kültür ve sanat etkinlilerinin önüne engel olarak çıktığından, kültürel bir proje kar getirmediğinde kendiliğinden yok olup gitmektedir. Sosyal devrim, kültürel devrim olmadan gerçekleşmeyecektir - bugün her yerde yeni devrimci kültürün, alternatif müziğin, komünal yerleşmelerin ve yeni sanat çeşitlerinin tanıtımını ve propagandasını görmekteyiz. Bizim kültürümüz reklama dayalı ve baskıcı bir kültür değildir, bizim kültürümüz her bireyin kendini ifade etme özgürlüğüne dayalı kültürdür ve kar amacı taşımaz.



YAŞASIN DÜNYA KOMÜNİST DEVRİMİ!