KÜTÜPHANE

 Sivil Toplum Örgütleri Yeni Sömürgeciler mi?

KÜTÜPHANE

 Sivil Toplum Örgütleri Yeni Sömürgeciler mi?
Georgianne Nienaber
 

Bağımsız Kenya STÖleri konseyleri hakkındaki "Afrikada sığır yetiştirilmesi hakkında ünlü leopar gözlemi" değerlendirmesi dehşet verici, açıklayıcı ve daha fazla tartışma gerektiren bir şeydir. Afrika ve başka yerlerin gelişiminde itibar gören yardım örgütleri sayesinde çok yol kattedildiğinden şüphe edilemez. Canlar kurtarılmış, yabani ortam korunmuş ve insan hakları ilerletilmiştir. ABD bile Katrina Felaketi sırasında Kızılhaç ve diğer örgütlerden yararlanmıştır. Fakat hem Afrikada hem de Amerikada yozlaşmış sahte örgütler, dolandırıcılık ve kayıtlara geçmemiş binlerce doların kaybolduğu söylentileri ortalığı kapladı. Munene'nin de söylediği gibi bu oldukça endişe yaratıyor. Önlrm almak için çok fazla karar alınmasına rağmen şimdiye kadar sorunun adını koymak için çok az şey yapıldı.

Bir yandan STÖ cipleri ve sportif araçları, altyapının olmadığı Ruandaya ufak bir ziyaret yapma ve yerli nüfüsu yaşam savaşına zorlamak için anayolları aşındırırken, sadece pazara gitmek için her gün saatlerce yol tepen köylülerin çektiklerini gözler önüne sermek çeliişkileri anlamak için yeter de artar bile. Küçük birkaç yerli lokantasında çalışanlar, bira içip yemeklerini yüksek sesle isteyen bir grup kaba yabancı işçi grubunu memnun etmeye çalışıyor. Köylüler pazardan elektriğin olmadığı evlerine dönerken, yabancı işçiler lojmanlarda televizyon keyfi yapıyor.Kırık dökük karavanlarda yaşayan yerlerinden yurtlarından edilmiş bu işsiz fakirlerin hayat hikayeleri, ABD'nin Luisiana Körfezi hakkında anlatılan hikayelerle birebir örtüşüyor. Açık artırma yapılmadan imzalanan sözleşmelerle, üretim lisanları Louisiana ve Mississippideki üretim maliyetinden iki yada üç kat fazlasına eşya üreten yabancı şirketlere veriliyor. İşler çalınıyor, fakirler daha fakir kılınıyor ve faturalar ABD'li vergi mükeleflerine havale ediliyor.

Rüşvet ve yozlaşma uluslararası sınır tanımıyor; fakat en azından birçok ABD denetim kurumu yolsuzluk söylentilerini medya ve diğer gözetim birimlerinin gündemine taşıyor. Güven duygusunun çok az yada hiç olamadığı Afrika'da aynı şeyi yapmak her zaman mümkün olmuyor. Dünya sahnesindeki yardımseverlerin rolleri, STÖler ve diğer kar amaçlı olmayan kurumların Afrika kıtasında önemli ekonomik roller oynamasına odaklanmış durumdadır. Bunların elinde bulundurduğu etki/güç Afrikalıların ve ciddi şekilde zarar görmüş ekosistemlerinin yararına kullanılabilir. Fakat bazen ABD yardım programları ile de desteklenen bazı yerlerde yolsuzuk dal budak salmış durumda. Afrika yardım programlarından bazıları, ABD'de kar amaçlı olmayan örgütler olarak çalışıyor, çoğunlukla vergi yardımları ve halk bağışlarından besleniyor. Amerika'da özellikle Endonezya'daki tsunami felaketinden sonra ortaya çıkan yolsuzluklarla sonra daha ihtiyatlı davranma söz konusu olamya başlamıştır. Zira, söz konusu felaketin ardından oradaki felaketzedelere gitmesi gereken yüklü miktarda para bu yardımsever kuruluşlarının sahiplerinin cebine gitmişti.

Adını koymak gerekirse, Afrika topraklarındaki batılı STÖlerin varlığı bu ülke hükümetlerinin politikalarının uzantısı olarak görülmelidir. Halka açık çalışıyor olabilirler fakat bazıları kimi zaman olukça tehlikeli olan gizli gündemlerle çalışıyor olabilir. STÖlerin politik olarak istikrarsız ülkelerde güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak için rüşvet verilmesi sorunun parasal boyutlarınııda ortaya koymaktadır. Bu işten karlı çıkanlar genellikle üçüncü dünya ülkelerine kağıt üzerinde bağışta bulunan kurumlardır. Büyük Göl Bölgesinde ve diğer Afrika bölgelerinde yerel ihtiyaçları karşılayabilecek yeterince kaynağın olmaması, yerli toplumların kültürlerinde batılı değer ve inanç sistemlerinin girmesiyle büyük bir delik açıyor. Küçük ev sanayileri üçüncü dünya ülkelerindeki dev yazı ve politika uygulamalarına araç gereç sağlayan kuruluşlar olmaya başlamıştır. ABDdeki hukuk büroları gelir vergisi hazırlamaları ve denetleme çalışmaları süreçlerinde yardımsever örgütleri eğitecek özel hizmetler başlatmışlardır. Munene bunları "evrak çantası teknisyenleri " olarak adlandırıyor.

Bu paraların ne kadarı gerçekten de yoksul insanların yaşamlarını iyileştirmiştir? Yoksa Afrikadaki STÖler yeni sömürgeciler mi olma yolunda? Dünya Bankası rakamlarına göre gelişmekte olan ülkelere yapılan yabancı yardımlarının %12 si 1994 de STÖler aracılığıyla verilmiş ve 1996 da olduğu gibi dünya genelinde toplam miktar 7 milyar dolardı. Fakat bugün Afrikadaki STÖler yaklaşık 3.5 milyar dolar dış yardımı yöneten kesim durumunda.
5 Eylül 2005 tarihli Newsweek'e göre, John Hopkins Üniversitesinin Karşılaştırmalı Kar Amaçlı Olmayan Sektörler Projesi, 37 ülke arasından kar amaçlı olmayan STÖlerin 2002'deki toplam giderlerinin 1.6 trilyon dolar olduğunu ortaya koyuyor. Yine aynı haberde eğer bu kurumların bir devlet olması halinde dünyadaki en büyük beşinci ekonomik güç olacacağı söyleniyor.

Eski bir yönetici ve Oxfamın 20 yıllık emektarı Nicholas Stockton "STÖlerinin yardım çalışmalarını büyük bir ticari pazarı olarak" değerlendiriyordu. Yardım işleri büyük işler olabilir fakat bu gerçekten de bu örgütlerin hzmet etmeye söz verdiği insanların faydasına mı ? Sonuç olarak Munene kimin halk için çalışıp kimin çalışmadığını soruyor . Yoksa bu işlemekte olan başka bir ENRON skandalı mı?
Newsweek'e göre STÖler açık bir şekilde tıpkı hükümet ve şirketler gibi hem politik hem de finansal amaçlarla hareket ediyor. Sürekliliklerini sağlamak için yardım almaya ihtiyaç duyuyorlar. Ama bunların hükümetlerden farkı bunlar seçimle gelen kurumlar değiller. Bu kuruluşlar üzerinde mevcut bir denge ve kontrol ağı oluşturulmuş değil. Pazarlarda ticaret yapmıyorlar ve yetenekjlerini gösteren bültenler dağıtmıyorlar. Aslında, bu örgütlerin yöneticilerine verilmek üzere hazırlanan çekleri basma dışında, hiç bir kabiliyete de ihtiyaçları olmadığı aşikardır.

BM Endüstriyel Gelişme Örgütü (UNIDO), 1997' de STÖlerin hizmet ettikleri toplumlara karşı sorumluluklarını listeleyen bir bildiri yayınladı. Bu sorumlulukların başında STÖlerin otonomiyi/özerkliği desteklemesi geliyordu. Diğer bir deyişle, STÖlerin görevi kendilerini ticaretin dışında tutmaktı fakat gerçekte bunun tam tersi oluyor.
Columbia Universitesinden Prof. Jeffrey D. Sachs yazısında çözümün yoksulluğun bitirilmesi, hastalıkların kontrol edilmesi ve fakir ülkelerin borçlarının azaltılması olduğunu yazmıştı. (Yoksulluğun Sonu: Zamanımız için Ekonomik Olanaklar)


ONE kampanyası Amerikalıların yoksulluğa ve küresel AİDSe karşı başlattığı yeni bir müceadele.. Bu kampanya G8 zirvesinden sonra ortaya çıktı. Oysa imzası bulunun 39 kuruluşa mercek altına alındığında STÖlerin yeni ve büyük bir faaliyenin olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Amerikalılar oldukça cömertler. Gittikçe Afrikayı daha çok tanıyor, fakirlerin yaşamlarının iyileştirilmesi için çaba sarfediyorlar. Fakat bir yandan da verdikleri dolarların gereken yerlere gitmediğini öğrendikçe de daha olumsuz düşünmeye başlıyorlar. Amerikalılar şununda farkına varmalıdırlar ki Leopar Gözetimi üzerinde de denetim olmalıdır.

 Georgianne Nienaber