KÜTÜPHANE

 İngiliz Emperyalizmi milyonlarca insanı öldürdü
 

KÜTÜPHANE

 İngiliz Emperyalizmi milyonlarca insanı öldürdü
 ( - tarih: 20.02.2006 01:40 )
İmparatorluğumuzun yönetimi altında milyonlarca insanın öldürüldüğünü tartışmak yasadışı bir şey değildir. Neden geçmişte yapılanları insanların bilmemesi gerekiyor?
Orhan Pamuk'un mahkemesine ilişkin bir çok haber okudum. Size iki şey söyleyebilirim. Birincisi ülke hukukunun vahşiliğidir. Pamuk diğer yazarlar gibi "türklüğe hakaretten" yargılanıyor. Bunun anlamı Türklerin birinci dünya savaşı döneminde Ermeni soykırımı yaptığı ve son yıllardaki çatışma ortamında Kürtleri öldürdüğünü söylemesidir.
İkincisi, ülkenin en tanınan yazarlarından biri olan Pamuk'un yargılanması geçmişte yaşanmış olan katliamlar konusunu hayati bir gündeme dönüşmesini sağlayabilir.

AB'ye girmeye hazırlanan Türk hükümeti AB üyeleri içinde çok daha etkili baskı süreçleri yapan üyelerin varolduğunu keşfetti. Yasal bir zorlama olmaksızın, yazarları ülkelerinden ayrılmaya zorlamaksızın kendi canavarlııklarımızı unutmayacak bir kapasite geliştirmeliyiz.

Canavarlık mı? Hangi canavarlık? Türk yazar canavarlık üzerine konuştuğu zaman söylediklerini reddedenler dahil olmak üzere Türkiye'de herkes onun ne üzerine konuştuğunu bilir. Fakat bu meseleyi İngiltere'de konuştuğun zaman bir çok İngiliz boş gözlerle sana bakacaklardır.

Mike Davis'in 2001 yılında basılan 'Geç Viktoryan Soykırımları' kitabı Hindistan'da kuraklıktan 12 ile 29 milyon insanın öldüğünü bize söylüyor. Davis bu insanların İngiliz eyalet yönetiminin politikaları sonucu öldüğünü bize çok net olarak gösteriyor.

1876 El Nino kuarklığının çiftçileri başkalarına muhtaç hale getirdiği Hindistan'da ki Deccan platosunda İngiliz yönetiminin elinde çok fazla pirinç ve buğday vardı. Fakat Genel vali Lord Lytton İngiltereye ihraç edileceği gerekçesi ile bu ürün fazlasının çiftçilere dağıtılmasını reddetti. 1877 ve 1878 yılarındaki kuraklık dönemlerinde köylüler açlıktan ölürken İngiliz yetkililer buğdayı ihraç ettiler ve her türlü kurtarma çalışmalarını reddettiler. 1877'nin Yardım Kuruluşları Yasası "pazar fiyatlarının kargaşaya yol açacak olan yardım çalışmalarını" yasaklıyordu.

Çok fazla emek gücünün olduğu çok daha gelişmiş eyaletlerde kurtarma çalışmalarına azda olsa izin verildi. Çalışma kamplarında Buchenwald cezaevinde hükümlülere verilen yemekten çok daha azını veriyorlardı. 1877'de kamplardaki aylık ölüm oranı yüzde 94 oranına ulaşmıştı.

Emperyal yönetimin kuraklık boyunca vergi toplamak için askeri bir kampanyaya başladığı zaman milyonlarca insan öldü. Kuraklığın ülkeyi enkaza çevirdiği bir anda vergi gelirlerinden elde edilen paralar Afganistan savaşında kulanıldı.

Elinde ürün fazlası olmasına rağmen hükümetin ihracat politikası bölgede açlığa neden olması sonucu kuzey batı eyaletlerinde en az 1.25 milyon insan öldü. Son yıllarda yayınlan üç kitap İngiliz sömürgeciler ve askerlerinin 1950'lerde Kenya'da Mau Mau isyanını nasıl bastırdıklarını bize göstermektedir. En iyi toprakları ellerinden alınan ve politik haklardan mahrum bırakılan Kikuyu'lar sömürgeci yönetime karşı örgütlenmeye başladılar. İngiliz sömürge yönetimi bunların 320.000'ni toplama kamplarına doldurdu, geri kalan bir milyondan fazla insan etrafı çevrilmiş köylerde tutuldu. Tutsaklar kulakları sağır eden gürültüler, ölümüne kırbaçlanma, kulak zarlarının sigarayla yakılması vs. gibi işkence yöntemleriyle sorgulandılar.

İngiliz askerleri tutukluların parmaklarını ve testislerini kesmek için metal kasaturalar kullandılar. Askerlerden biri " Bazen testislerini kestim. Birisinin kulakları ve gözleri yoktu." dedi. "Askerler siyah olduklarını gördükleri herkesi vurduklarını" söylediler. Yüz binden fazla Kikuyu, ya askerler tarafından öldürüldü yada açlıktan kamplarda öldüler.

İngilizler Fransızların Cezayir'de infaz ettikleri tutukludan çok daha fazlasını infaz ettiler.
İngiliz yönetimi ve İngiliz sömürgecileri tarafında işlenmiş bu türden en az 20 canavarlık var. Tasmanya soykırımı, Malaya'da toplu cezalandırma, Uman köylerinin bombalanması, Kuzey Yemendeki kirli savaş ve Diego Garcia'nın boşaltılması bunlardan sadece bir kaçıdır.

Bu söylediklerimi belki bir kaç kişi hatırlaycak ama çoğunluk ne demek istediğimi merak edecek. Ama hiç olmazsa biz gerçekte neler olduğunu biliyoruz.

Tarihçi Andrew Robert yirminci yüzyılın ikinci yarısında İngiliz imparatorluğunun çok iyi şeyler yaptığını düşünüyor. Herkes İngilizlerin imparatorluğu kansız biçimde bıraktıklarını düşünüyor. Sunday Telegraph "İngiliz İmparatorluğu o ülkelerde hayret verici büyüme oranları yarattığı konusunda ısrar ediyor. " Ama Davis 1757 ile 1947 arasındaki dönemde Hindistan'ın kişi başına gelirinde herhangi bir artış olmadığını kanıtlıyor.


Daily Telegraph'ta John Keegan "İmparatorluğun geçmiş yıllarda çok yardımsever olduğu ve ahlaki bir tutum takındığını" ileri sürdü. Victoryanlar sömürgelerine 'iyi yönetimler ve uygarlık' götürmüşlerdi. Bunun için orada yaşayanlar uzun bir zaman sömürgecilerden memnun kalmışlardı. Bir ülke harita üzerine bir kez kırmızı olarak işaretlendiği zaman mutlaka "çözüm" bulunuyordu.

Avrupalıların tarihinde sadece bir katliam, yahudi katliamı var. Diğerleri inkar ediliyor, görmezlikten geliniyor ve küçümseniyor.
Mark Curtis "İngiltere'deki egemen düşünce sisteminin İngilterenin asıl olarak yardımsever olduğu üzerine kurulu olmasının kilit bir anlayış olduğunu" işaret etmektedir. Herkesin dış politkayı eleştirmesi normal karşılanır ama bu eleştirilerin belirli sınırları vardır. Ortaya çıkan "sorunlar" yardımsever İngiliz yönetiminin "hataları" yada "istasnalar" olarak görülür. Korkarım ki bu düşünce, yani "İngiliz kültürel kimlik" zekası düşüncesinin doğruluk payı vardır. Yargıçlar yada sansürcüler bu konuların gündeme gelmesini istemiyorlar.

Türkiye'nin Avrupa Birliğine girişi şimdi Orhan Pamuk davası ile tehlikeye girmiş görünüyor. Türk hükümeti Ermeni soykırımını unutmak istiyorsa sansür perdesini kaldırmalı, insanlara ne düşündüklerini ve ne yapmak istediklerini sormalıdır.
Türk hükümeti sadece Richard Desmond ve Barclay kardeşlere ülkenin gazetelerini satın almalarına izin verme gereksinimi duyarsa geçmiş daha berbat biçimde tekrarlanacaktır.

Yazar : George Monbiot
Çeviren : Çetin Durukanoğlu