KÜTÜPHANE

 İsyancı Halkın Devrimci Ordusu (ERPI)

KÜTÜPHANE

 İsyancı Halkın Devrimci Ordusu (ERPI)

(kaynak:ERPI - tarih: 22.01.2004 )
İsyancı Halkın Devrimci Ordusu (ERPI):
Biz Kimiz, Amaçlarımız, İlkelerimiz ve Yöntemlerimiz

Çev: H. Kumru

Kaynak: http://burn.ucsd.edu/erpi/


ERPI Meksika’da kapsamlı toplumsal değişim ve gerçek bir demokrasi için mücadele eden devrimci bir örgüttür. Meksika halkının toplumsal değişim mücadelesinin ve ilerlemesinin korunabilmesi ve kendilerini savunmaları için duyduğu ihtiyaç, varlığımızın temelidir. Açlık tehlikesinden, artan yoksulluktan kurtulmak için, emeği, köylü üretimini ve kooperatifleri, ortak üretim biçimlerini korumak gereklidir. Bankaların doymak bilmezliğinden, iflaslardan kurtulmak, ülke ekonomisini bağımlılıktan kurtarmak ve çok uluslu talana karşı ülkemizi savunmak, asalak hükümetlerin hırsızlık ve yolsuzluklarını engellemek gereklidir. Toplumsal savunma, karar alma ve kalkınma mekanizmalarından dışlanan yerli halkların, yoksul köylülerin, yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca Meksikalı, kadın, genç, eşcinsel ve lezbiyenlerin, sokak çocukları, emekliler, engelliler, çocuklar ve yaşlıların bugünlerine ve geleceklerine sahip çıkabilmeleri için gereklidir. Eğer daha iyi bir dünya kurmayı beceremezsek, gelecek kuşakların sadece bir kısmının tamamıyla yaşama imkanı bulacağı çürüme koşullarını miras bırakacağımızdan, geleceğimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi savunmak zorundayız. Politik savunma, elde ettiğimiz hakları korumayı, işkence görmeme ve tutsak düşmeme haklarını; bağımsız kitle örgütlerindeki politik kurumları ve belediyeler gibi özerk örgütleri korumayı gerektirir. Düşünceleri hiçbir zaman dikkate alınmayan halkın seçimler yoluyla ifade ettiği isteklerine saygı gösterilmesi ve böylece halkın oluşturduğu gücün korunabilmesi için politik savunma gereklidir. Silahlı savunma, katliamlardan ve cinayetlerden korunmak ve devlet baskısına karşı halkın kazanımlarını savunmak için gereklidir. Halkın halk tarafından savunulmasının tüm bu biçimleri öz-savunma pratikleridir. Toplumsal değişim mücadelesinin bir çok biçimini koruyup geliştiren öz-savunma, mevcut koşulların ötesinde dönüştürücü bir potansiyele sahiptir.
Bütün bunlar sadece pratik kendini savunma anlamına gelmemektedir. Öz-savunmanın yokluğu, halkın özgürlüklerini daha fazla yitirmesi, haklarının elinden alınması, yaşam koşullarının kötüleşmesi anlamına gelir. Ayrıca bu, geri kalmışlığın ve yoksul halkın sömürülmesinin, ezilmesinin bir kader olarak kabul edilmesi anlamına gelir.

ERPI’nin Kökleri
EPRI uzun bir süreç içinde olgunlaşan ve son olarak 8 Ocak 1998’de cisimleşmiş bir dönemin ürünüdür ve EPR’den ayrılarak şekillenmiştir. Aslında durumun netleşmesine kadar kamuoyunu bu konuda bilgilendirmeye niyetli değildik. Sonunda Guerrero belediyesinin bulunduğu Ayutla’daki El Charco katliamı üzerine oluşumumuz kamuoyuna açıklandı. Komutan Jose’nin ölümünden sonra ordu bir sırt çantası içersinde ayrılığın nedenlerini ortaya koyan bir dizi doküman ve mektup buldu ve bunlardan bazıları basında yayınlandı.
1970 ve 80’lerin halk mücadelelerinde ve bu yıllardaki silahlı örgütlenmelerin bazılarında yer almış yoldaşlar ve son dönemde mücadeleye katılmış yoldaşlar birlikte ERPI’yi oluşturdular.
EPR’den ayrılmamızın sebepleri neydi? Nedenler politikti. Başlangıçtaki farklılıklar aslında yönteme ilişkindi. Bunlar, daha sonra doğal olarak farklı kavram ve görüşleri içeren taktik ve stratejilere dönüştüler. Halkla kurmak istediğimiz ilişki, oluşturmak istediğimiz halk egemenliği kavramı ve toplumun biçimi, örgütümüzün iç ilişkileri, devrimci ahlak ve izlenecek strateji başlıca sorunları oluşturuyordu. EPR yapısındaki daralma, malum merkezileşme, bürokratizm ve insani olmayan yöntemler ilgi alanımıza giriyordu. Sonuç olarak farklı yollardan yürümenin gerekliliğine karar verdik.
Kendi öz deneyimlerimizden, genel devrimci hareket içinde yaşadıklarımızdan ve diğer süreçlerin deneyimlerinden yola çıkarak bugünkü kesin ve acil temel ilkelerimize başka bir ahlaki talebi ekledik: Devrim insancıllaştırılmalı.

İlkelerimiz Nedir?
Temel ilkelerimiz, halka bağlılık, halk egemenliği, demokrasi, esneklik ve hümanizmdir.
Yeni bir örgüt olarak ortaya çıkarken ilkemizin halka bağlılık olduğunu ve bu bağlılığın grup ve partilere bağlılıktan daha önemli olduğunu kabul ettik.
Biz halk egemenliğine ve demokrasiye inanıyoruz; çünkü bunlar örgütümüzün temel politik amaçlarıdır ve insan ilişkilerimizde de bu ilkeler temeldir.
Esnekliğe inanıyoruz; çünkü esneklik, çalışma tarzımızı ve ilişki biçimlerimizi karakterize etmektedir. Bu, bize üzerinde uzlaşılamaz ilke ve zeminlerin dışında değiştirilebilir ve değiştirilmesi gereken şeylerin de olduğunu anlamamıza yardımcı oldu.
Biz, devrimin halkın tarihsel çıkarlarını temsil eden seçilmiş bir öncü gruba gereksindiğini söyleyen öncülük anlayışını bir bütün olarak terk ettik.
Yukardan aşağıya işleyen merkeziyetçi modelleri terk ettik ve daha demokratik, tabanın katılımcı olduğu örgütsel biçimleri benimsedik. Demokrasi ile zorunlu güvenlik kurallarını birleştirmeye çalıştık.
Ayrıca, devlet iktidarını almak ve halkın lehine kullanmak için mücadele eden bir örgütlenme modelinden de vazgeçtik. Biz, halk iktidarı inşasını her zaman ve her yerde, hiçbir sınır koymaksızın yukarıdan aşağıya geliştiren bir örgütüz. Örgütlenme biçimimiz, devrimin zaferini beklemeksizin, mücadele içersinde değişimin başlatılmasına uygundur.
Herkesin aynı şekilde düşündüğü ve davrandığı bir modeli terk ettik. Düşünce farklılıklarını kabul ettik. Birlikteyken farklıyız. Her bireyin diğerlerinden farklı karakteristik özelliklere sahip olabileceğini kabul ettik. Kısacası, kolektif yapı içinde bireyselliğe değer verdik.
Devrimci hareket içersindeki cinayet ve yalanların devrim ya da parti adına istismar edilmesini ve amaçların araçları haklı kıldığı düşüncesini reddediyoruz. Bize göre insanların yararına olan, insancıl ve dürüst amaçların gözetildiği yöntemlerin oluşturulması gereklidir.
Bürokratizm ve sekterliği reddederek, bunların yerine esnekliği, dinamizmi ve tabanın-halkın ihtiyaçlarını ve önerilerini koyuyoruz. Her tür dogmatizmi, örgüte “ideolojik netlik” atfeden modelleri ve diğer insanların uyduğu soyut gerçeklikleri terk ediyoruz.

İdeolojimiz Nedir?
Birileri ERPI’nin Marksist, Maoist, Leninist, Troçkist, Lüksemburgcu, Gueveracı, Gramscici ve hatta Althusserci olduğunu iddia edebilir ya da başkaları bizi eklektik bulabilir; ancak biz ülkemizin tarihsel deneyimlerinden ve temel gerçekliklerinden yola çıkmaya özel bir önem veriyoruz. Eğer bu gerçekliğe uygun olduğunu düşünürsek tüm bu düşünürlerin kavram ve düşüncelerini ele alabiliriz; fakat bu, bir düşünürün fikirlerini kabul ettiğimizde söz konusu kişinin tüm söylediklerini benimsediğimiz anlamına gelmez. Bu yüzden düşüncelerimiz, dünyadaki ve ülkemizdeki birçok devrimciden etkilenmiştir. Kendimizi Villacı, Zapatist ve Juarist olarak adlandırmamızın nedeni budur.
Dünyada ve ülkemizde bizden daha önce değişim mücadelesi vermiş düşünürlerin ideolojik zenginliğinden vazgeçmeyeceğiz. Tek doğru düşünce çizgisine sahip olduğumuz fikrini ve dogmatizmini terk ediyoruz.

İç Yöntemlerimiz
Halk kitleleri arasındaki çalışmamıza değer verdiğimiz için demokratik yollarla alınmış tüm kararlara saygı duyuyoruz. Tabanımız ve savaşçılarımız, eylemlerinde bizim de savunduğumuz ve destek olduğumuz görece bir özerkliği hayata geçirirler. Gerçekten de, dayatmadan çok yönlendirmeye dayanan görüşlerimiz uyarınca, karar alma süreçlerimizde tabanın fikirleri de dikkate alınarak benimsenir. Ülke içinde çalışma yaptığımız alanlarda halk iktidarını ilerletmeye çalışan tabanla ilişkimizin bu biçimde tasarlanması stratejimizin önemli bir noktasını oluşturur. Bu EZLN’nin “tabanı dinleyerek önderlik etme” ilkesini izlediğimiz anlamına gelmektedir.
Örgütün yapısı kadro çalışmaları doğrultusunda demokratikleştirilmiştir (her zaman sınırlar getirilmesini gerektiren güvenlik ve savaş koşulları gözönüne alınarak). Kararlarımız merkezi bir bağlamda değil katılımcı demokrasi atmosferinde alınıyor. Bütün fikir ve öneriler mantıklı olduğu sürece ayrı görüşte olma hakkına saygı duyarız; hiçbir elit kendi düşüncelerini dayatamaz. Kadrolara insancıl olmayan ve kör disipline dayalı görevler dayatılamaz. Görevler, nitelik, eğilim ve karakterler göz önünde bulundurularak verilir. Kadroların farklı koşul ve ritimlerde geliştiklerinin farkındayız. Özerk katılım ve gelişim için temel olan yaratıcı inisiyatif ve sorumlulukları destekliyoruz.

Diğer örgütlerle ilişkilerimiz
Devrimci yöntemin biçimleri konusunda dayatmacı ya da yönlendirici bir öncülük anlayışına sahip değiliz. Değişim hareketinin içinde tüm ilerici gruplara yer olduğunu düşünüyoruz. Tek doğru görüş olduğuna inanmıyoruz. Tersine eşit ölçülerde akla yatkın birçok görüş vardır. Bununla beraber farklı örgüt ve çabaların ayırt edici çeşitliliğine saygı duyuyoruz. Kendi gücümüzü arttırmak için diğerlerinin çalışmalarını ne baltalamak ne de yıkmak niyetindeyiz.

Amaçlarımız nedir?
Örgütümüz her şeyden önce halk egemenliğini uygulamaya izin veren halk iktidarını inşa etmeyi ve halkın kendi kendini yönettiği demokratik iktidarı kurmayı amaçlıyor. Başka bir deyişle, toplumun devrimci dönüşümü için mücadele ediyoruz. Amacımız tüm karar alma aşamaları ve alanlarında halkın bilinçli ve özgür katılımına izin verecek kurum, mekanizma, uygulama ve değerlerin geliştirilerek iktidarın toplumsallaştırılmasıdır. Tüm bu değişimlerle ülkenin toplumsal ve ekonomik sistemini demokratikleştirmeyi amaçlıyoruz.
İnsanlık dışı neoliberal sisteme bir son vermeyi ve halkın kendi kendini yönetmesini, sosyal gereksinimlerin tamamını karşılamayı garanti eden bir ekonomiyi ulusal temelde yeniden inşa etmeyi amaçlıyoruz. Kısacası ekonomi halka hizmet etmelidir, başkalarına değil.
Yeni toplumun ekonomik ve politik modeli hiç kimsenin özel egemenliğinde olamaz; tam tersine bu model, kendi sistemli gelişmesine, halkın bağımsız kararlarına ve değişim için mücadele veren güçlerin öneri paketlerine dayanmalıdır. Kurmak istediğimiz toplum insancıl, demokratik, özgür, eşitlikçi ve bağımsız olmalı; sömürü ve çürümenin olmadığı, insanların ekonomik refahını gözeten bir sistem olmalıdır. İnsan haklarına tamamen saygılı, yaşam ve çevreye öncelik veren, kalkınmanın çevre imhası anlamına gelmediği bir toplum olmalıdır.
Ne halkın çıkarları adına hareket eden bir örgüt ne ayrıcalıklı bir grup ne de kendimiz için iktidarı almayı istiyoruz. Tek bir toplumsal sınıf için iktidarı almaya da çalışmıyoruz. Halkın iktidarı için savaşıyoruz. İzlenecek yolun takipçisi olduğu kadar yönetim biçimi ve modeline karar verecek olan da halkın kendisidir. Zapatistaların “Her şey herkes için, hiçbir şey bizim için değil” özdeyişi bu görüşleri açıkça dile getirir. Yeni demokrasinin temeli olan halk iktidarını sadece zaferden sonra gerçekleşecek bir şey olarak değil adım adım kendini oluşturacak, güçlendirecek ve genişletecek bir süreç olarak ortaya koyuyoruz. Demokratik halk oluşumlarının yarattığı deneyim belli ölçülerde demokratik halk devletinin kuruluşu için bir başlangıç olacaktır.

Meksika’da Değişimi Kim Sağlayacak?
Hükümet tarafından gerçekleştirilen reformlar yeterli değildir; çünkü bu reformlar sadece güçlü grupların çıkarları doğrultusundaki kısmi değişimleri yerine getirmektedir. Alttan başlayan bir değişim eski yapıyı parçalayıp yerine yeniyi inşa edecektir. Bu tür bir değişim çok yönlü çabaları gerektirir.
Sivil toplum ve sivil toplum örgütleri gereklidir, ama yeterli değildir; yasal politik partilerin çabaları gereklidir, ama yeterli değildir; silahlı devrimci örgütlerin çabaları gereklidir, ama yeterli değildir. Bu yığınsal girişim tüm bu biçimlerin birleştirilmesine gereksinim duymaktadır.
Değişim sürecine hepimiz katılabiliriz; hepimiz farklı mücadele yollarına sahibiz. Bazıları adaletsizlik ve suçla işbirliği yapmayı reddederek gerçeklerin yayılmasına yardım edecek; başkaları dayanışma ve seferberlik çağrısı yapacak, taleplerde bulunacak, haklarımız için mücadele etmeyi sürdürecek; politik örgütlenmelere katılacak ve mitinglerde bulunacaktır. Başka birileri üretken projeler ve kendi kendini yönetim gibi sorunların çözümlerini önerip inşa ederken; başka birileri de halk oylamalarını örgütleyip katılarak kendi seçmenlerini destekleyecektir. Birileri gerektiğinde halkı savunmak için silahlanmayı seçerken birileri de çocuklarımızı ve gençleri eğitmeyi, şarkı söylemeyi ya da şiir yazmayı seçecektir. Bir başkaları da mali açıdan katkıda bulunacak ya da cezaevlerinden direnişe katılacaktır. Kısacası, herkes kendi yetenekleri ve imkanları doğrultusunda değişim için mücadeleye katılabilir.

Değişim Nasıl Gerçekleştirilecek?
Her türlü mücadele biçimini etkili bir şekilde geliştirmeye hazır olmalıyız. Parlamento ve seçim mücadeleleri için legal politik partiler gereklidir. Politik ve toplumsal mücadelenin geliştirilebilmesi için boykot, genel grev, barışçıl direniş ve sivil itaatsizlik, geniş ve güçlü bir toplumsal politik hareket, çoğalan kurumlarla sivil toplumun güçlendirilmesi ve bu kurumların aktif katılımı en önemli gereksinimlerdir. Ayrıca harekete geçirici bir önderlik, halk kimliği ve kitlelerin kendi güçlerinin farkında olduğu bir bilinç gereklidir. Silahlı mücadeleyi ve halk ordusunu geliştirmek, halkın belli bir anda ayaklanabilmesi için silahlanmak gereklidir. Yol gösterici bir ideolojinin yaratılması ve yaygınlaştırılabilmesi için egemen devlet ideolojisini parçalayabilecek demokrat entelektüellere, halkçı ve demokratik medyaya ihtiyaç vardır.
Düşmanı fiziksel olarak imha etmekten bahsetmiyoruz. Bunun yerine egemen blok ve kültürün yerini alacak yeni bir tarihsel blok ve yeni bir kültürü oluşturmaktan söz ediyoruz. Demokrasi ve mutlu bir yaşam için Meksika halkının mücadelesi küresel mücadele ile birleştirilmelidir.

Dört temel bileşen stratejimizi özetleyebilir: Halkın kendi mücadelesini ve örgütlerini yönetebilmesi ve böylece kendi politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel kararlarına sahip çıkabilecekleri halk iktidarının oluşturulması; halkın bağımsızlık girişimlerini koruyabilmek için öz savunma mücadelesi; mücadelenin ana perspektiflerini ve kaçınılmaz halk ayaklanmalarını bir araya getiren silahlı mücadele; küresel ölçekte demokratik bir toplumsal değişim için birlik içinde bir mücadelenin geliştirilmesi.
Böyle bir strateji, halk iktidarının kurulmasını, mücadele sürecinin içinden başlayarak tüm aşamalara yayılmasına olanak sağlar. Bu yolla halk kendi kaderinin efendisi olacaktır.

Bugün, her ulusal mücadele küresel değişimin geniş eylemlilik ağı içindeki bir mücadeledir. Bu strateji halkların kaynaklarını en üst seviyede seferber etmelerine imkan verir. İnsanlar başkaları için değil, kendi çıkarları için savaşacaklardır. Ayrıca halkın kaynaklarının mücadele adına başkaları tarafından kullanılması söz konusu olamaz. Halk bu kaynakların kullanımına tümüyle egemen olacaktır. Ve nihayet bu mücadele, halkın sadece emirlere uyacağı bir mücadele değildir; halktan başka hiç kimse emir verme yetkisine sahip değildir.