KÜTÜPHANE

 Din ve Şiddet

KÜTÜPHANE

 Din ve Şiddet
Ghali Hassan
(kaynak:Global Research - tarih: 04.12.2005 )
ABD Başkanı George W. Bush'un Irak'ı işgal etmesi için "Tanrıdan emir aldığı" iddiası birkaç kez gündeme gelmiştir. Bunun yanında, Bush'un "Tanrının verdiği özel bir görev için çalışıyorum" dediği de iddia edilmiştir. Tanrı'nın Bush'a Irak'ı işgal etmesi için emir vermesi hala bir sır olarak kalmıştır. Bush, Irak'ın Kitle İmha Silahlarına (WMD) sahip olduğunu iddia ederek bu ülkeyi işgal etnmesine rağmen Irak'ta kitle imha silahı bulunmadığını oda biliyordu. Savaş, ahlaka aykırı bir saldırıydı.

Batılı politikacılar, propagandacılar ve yaygın medya tarafından da desteklenen yeni "Terörle Savaş" anlayışı, "özgürlüğümüzden nefret eden" ve "dünyanın büyük bir kısmına egemen olma" gibi geniş bir stratejiye sahip olan Müslümanlara karşı yapılan bir savaştır. Hıristiyanların İsa'nın tek Tanrı olduğuna inandıkları gibi, müslümanlarda cennete giden tek yolun İslam olduğuna inanırlar. Ama bu müslümanların dünyaya egemen olma gibi bir merakı olduğu anlamına gelmez ve çoğu müsliman da bunu imkansız olduğunu bilir. Tam tersine, Müslüman ulusların çoğu, Batı egemenliği ve emperyalizminden kurtulma çabası içindedirler. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporu, Arap kitlelerin 'yabancı işgalinden kurtulmak ve düşünce, ifade ve hareket özgürlüklerini' talep ettiklerini belgelemiştir.

Savunma Bilim Masası tarafından hazırlanan bir raporda "Müslümanların nefret ettiği şey bizim özgürlüğümüz değil daha çok bizim izlediğimiz politikalardır" denmiştir. Batı'nın; İsrail'in izlediği politikaları tek taraflı olarak desteklemasi ve Mısır, Suudia Arabistan, Ürdün, Pakistan ve Körfez devletlerindeki tiranlıklara desteğini sürdürmesi arap kitlelerin tepkisine neden olmuştur. Batı egemenliği ve emperyalizmine karşı politik direniş hareketlerinin ortaya çıkmamasında, ABD destekli tiranların ve bölgenin petrol kaynaklarının Batılı kuruluşlar tarafından insafsızca sömürülmesinin büyük katkısı olmuştur.

ABD'nin, milliyetçi ve sosyalist hareketleri önlemek için 'dini tutuculuğu' kışkırttığının farkında olmak gerekir. 1980'lerde, ABD ve müttefikleri, Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı 'El Kaide' olarak adlandırılan gruplar oluşturdu ve bu gruplara mali destek sağladı. . Bush, ABD'de savaş makinesini destekleyen ve milliyetçiliği körükleyen, yaklaşık 50 milyon sağcı tutucu Hristiyan tarafından desteklenmektedir. 20 milyon tutucu seçmen, 02 Kasım 2005'te Bush'un makamına dönmesine yardımcı oldu ve Cumhuriyetçilerin mecliteki çoğunluğunun devam etmesini sağladı.

ABD, Irak'ta ilerici ve ulusal hareketleri engellemek için dini gericileri ve fanatikleri geliştiren politikalar izlemektedir. Ulusalcılık ve Pan-Arabism emperyalizm için asıl düşmandır, dini gericilik değil. ABD'nin, tarikat güçlerini ve bölgesel bölünmeyi desteklediği ve güçlendirdiği şimdi gayet açık olarak ortaya çıkmıştır. ABD ve Batılı müttefiklerinin, demokrasi ve hukuk kurallarıyla alakaları olmadığı, onların insan haklarına aldırmaksızın, kendi imparatorluklarını ve Siyonistleri korumak için bir bütün olarak hareket ettiği gerçeği açığa çıkmıştır.

ABD ve Batılı müttefiklerinin "ortak değerler" olarak yaydıkları Hıristiyan öğretilerinin karşıt olarak, ABD ve müttefikleri, yüz binlerce Hıristiyan Müslüman Iraklıyı öldürdüler. İngiliz sağlık dergisi Lancet'in örnek gösterilen tahminlerine göre "Mart 2003 ile Ekim 2004 arasında 100,000 Iraklı öldürüldü. Felluçe, Ramadi, Qaim, Tal Afar, Hillah, Bağdat'taki gaddarlığı ve hergün dökülen kanı hesaba kattığımızda ise bu sayının 200,000'den fazla olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. Kurbanların çoğunluğu çocuk ve kadınlardır. Kim kimden nefret ediyor?

Buna ek olarak, Iraklıların temel insan hakları ve özgürlükleri her gün ihlal edilmektedir. Yüz binlerce Iraklı, suçsuz yere tutuklandı, hapsedildi ve kötü muamele ve işkence gördü. Irak'ı yapılandırmak yerine, ABD Irak'ı yıkmaya devam etmektedir. Taşıma ve iletişim sistemi, sağlık bakım servisi ve eğitim sistemi de dahil olmak üzere, Irak'ın bütün sivil altyapısı yok edilmiştir. Bağımsız bir ulus, planlı bir şiddetle yok edilmiştir. ABD savaşlar açıyor ve Irak gibi uluslara karşı savaş suçları işliyor. Ama ne yazık ki, bir çok Amerikalı bu konuda hemen hemen hiçbir şey bilmiyor.

ABD'nin Irak'a büyük bir ölçüde ölüm ve yıkım getirmiş olduğunu Amerikan halkı bilmelidir. Her seferinde bir köy yada kasaba ABD güçlerinin saldırısına uğramakta ve sivil nüfusuyla birlikte tamamıyla yok edilmektedirler. Bu insanların tek suçu ise ülkelerinin işgaline karşı olmalarıydı. Bu gerçeğin , seçkinler ve onların suç ortağı olan yaygın medya tarafından, Batının zihninden tamamıyla silinmesi ise suçtur. ABD'nin işgale karşı küçük bir kitleye karşı savaştığı propagandası yalandır. Sadece azınlık olan göçmen suçlular ve fanatikler ABD İşgalini desteklemektedirler. Iraklıların İşgale karşı olması, kukla parlementonun 100'den fazla üyesinin Haziran 2005'te "işgali sona erdirmeye" yönelik çağrıda bulunan bir mektup imzalamak zorunda bırakmıştı.

Maalesef, şiddet ve yıkım, ABD seçkinlerinin ve savaşı kışkırtanların bir alışkanlığı haline geldi. 05 Ekim 2005 tarihinde, 'Fox News'in sahibi O'Reily, Suriye Başkanı El-Esad'ı öldürmesi için ABD hükümetine çağrıda bulundu: " Eğer Irak savaşında bize yardım etmezse, onun canını almalıyız." Ne zamandan beri, bir "Süper Güç" yaklaşık 15 yıldan bu yana uluslar arası terörün kurbanı olan savunmasız bir ulusun yardımına ihtiyaç duyuyor? Ünlü bir Suriye televizyon sahibinin kamuoyu önünde, ABD Başkanının suikastını savunabildiğini düşünebiliyor musunuz?

Suriye'ye yapılacak olan saldırı yeni bir saldırı savaşı olacaktır. Alman Federal Anayasa Mahkemesi kararında da gösterdiği gibi, ABD ve müttefikleri tarafından Irak'a yapılan bir saldırı BM Anlaşması 4. fıkra 4. maddesinde de belirtildiği gibi uluslararası hukuku ihlal eden açık bir saldırı savaşıydı. Buna ek olarak, Nuremberg Mahkemesi şunu açıkça belirtmiştir; "Bir saldırı savaşı başlatmak sadece uluslararası bir suç değildir bu suç kendinden önceki bütün savaş suçklarını kapsayan yeni bir savaş suçudur. Uluslar arası ve ABD yasalarını ihlal eden ve toplu katliama sebep olan işgal emrinin verildiğini gösteren açık kanıtlar vardır.

Başkan Bush, dini kullanıyor, çünkü bu onun halkı ustaca idare etmesini sağlıyor. Eğer, Sayın Bush, Tanrının öğretileriyle bu kadar aşina ise , Tanrının "kimseyi öldürmemelisin" dediğnide bilmiş olması gerekiyor. Tanrı, planlanmış bir saldırıyı, "Şok ve Korku terörü" aracılığıyla masum insanlarınj toplu olarak imha edilmesini savunmaz. Irak halkı, uluslar arası terörizme karşı kendilerini ve ailelerini savunmaktadırlar. Irak'ta artmakta olan ölü sayısına bir son vermek için Başkan Bush en insaniyetli kararı vermeli ve Irak halkını, ABD baskısından kurtarmalıdır. Özgürlüğe giden tek yol, ABD askerlerinin ve işbirlikçilerinin bir an önce ve tamamıyla Irak'tan çekilmeleridir.

Yazar: Ghali Hassan
Çeviren: Suna Altun
Kaynak: www.globalresearch.ca
Ülkede Özgür Gündem

aldığı" iddiası birkaç kez gündeme gelmiştir. Bunun yanında, Bush'un
"Tanrının verdiği özel bir görev için çalışıyorum" dediği de iddia
edilmiştir. Tanrı'nın Bush'a Irak'ı işgal etmesi için emir vermesi hala bir sır
olarak kalmıştır. Bush, Irak'ın Kitle İmha Silahlarına (WMD) sahip olduğunu iddia ederek bu ülkeyi işgal etnmesine rağmen Irak'ta kitle imha silahı bulunmadığını oda biliyordu. Savaş, ahlaka aykırı bir saldırıydı.

Batılı politikacılar, propagandacılar ve yaygın medya tarafından da
desteklenen yeni "Terörle Savaş" anlayışı, "özgürlüğümüzden nefret eden"
ve "dünyanın büyük bir kısmına egemen olma" gibi geniş bir stratejiye sahip olan
Müslümanlara karşı yapılan bir savaştır. Hıristiyanların İsa'nın tek Tanrı olduğuna
inandıkları gibi, müslümanlarda cennete giden tek yolun İslam olduğuna
inanırlar. Ama bu müslümanların dünyaya egemen olma gibi bir merakı olduğu anlamına gelmez ve çoğu müsliman da bunu imkansız olduğunu bilir. Tam tersine, Müslüman ulusların çoğu, Batı egemenliği ve emperyalizminden kurtulma çabası içindedirler. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporu, Arap kitlelerin
'yabancı işgalinden kurtulmak ve düşünce, ifade ve hareket özgürlüklerini'
talep ettiklerini belgelemiştir.

Savunma Bilim Masası tarafından hazırlanan bir raporda "Müslümanların nefret ettiği şey bizim özgürlüğümüz değil daha çok bizim izlediğimiz politikalardır" denmiştir. Batı'nın; İsrail'in izlediği politikaları tek taraflı olarak desteklemasi ve Mısır, Suudia Arabistan, Ürdün, Pakistan ve Körfez devletlerindeki tiranlıklara desteğini sürdürmesi arap kitlelerin tepkisine neden olmuştur. Batı egemenliği ve emperyalizmine karşı politik direniş hareketlerinin ortaya çıkmamasında, ABD destekli tiranların ve bölgenin petrol kaynaklarının Batılı kuruluşlar tarafından insafsızca sömürülmesinin büyük katkısı olmuştur.

ABD'nin, milliyetçi ve sosyalist hareketleri önlemek için 'dini tutuculuğu'
kışkırttığının farkında olmak gerekir. 1980'lerde, ABD ve müttefikleri,
Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı 'El Kaide' olarak adlandırılan
gruplar oluşturdu ve bu gruplara mali destek sağladı. . Bush, ABD'de savaş makinesini destekleyen ve milliyetçiliği körükleyen, yaklaşık 50 milyon sağcı tutucu Hristiyan tarafından desteklenmektedir. 20 milyon tutucu seçmen, 02 Kasım 2005'te Bush'un
makamına dönmesine yardımcı oldu ve Cumhuriyetçilerin mecliteki çoğunluğunun
devam etmesini sağladı.

ABD, Irak'ta ilerici ve ulusal hareketleri engellemek için dini gericileri ve fanatikleri geliştiren politikalar izlemektedir. Ulusalcılık ve Pan-Arabism
emperyalizm için asıl düşmandır, dini gericilik değil. ABD'nin, tarikat
güçlerini ve bölgesel bölünmeyi desteklediği ve güçlendirdiği şimdi gayet
açık olarak ortaya çıkmıştır. ABD ve Batılı müttefiklerinin, demokrasi ve hukuk kurallarıyla alakaları olmadığı, onların insan haklarına aldırmaksızın,
kendi imparatorluklarını ve Siyonistleri korumak için bir bütün olarak hareket ettiği gerçeği açığa çıkmıştır.

ABD ve Batılı müttefiklerinin "ortak değerler" olarak yaydıkları Hıristiyan öğretilerinin karşıt olarak, ABD ve müttefikleri, yüz binlerce Hıristiyan Müslüman Iraklıyı öldürdüler. İngiliz sağlık dergisi Lancet'in örnek gösterilen tahminlerine göre "Mart 2003 ile Ekim 2004 arasında 100,000 Iraklı öldürüldü. Felluçe, Ramadi, Qaim, Tal Afar, Hillah, Bağdat'taki gaddarlığı ve hergün dökülen kanı hesaba kattığımızda ise bu sayının
200,000'den fazla olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. Kurbanların çoğunluğu çocuk
ve kadınlardır. Kim kimden nefret ediyor?

Buna ek olarak, Iraklıların temel insan hakları ve özgürlükleri her gün
ihlal edilmektedir. Yüz binlerce Iraklı, suçsuz yere tutuklandı, hapsedildi ve
kötü muamele ve işkence gördü. Irak'ı yapılandırmak yerine, ABD Irak'ı
yıkmaya devam etmektedir. Taşıma ve iletişim sistemi, sağlık bakım servisi
ve eğitim sistemi de dahil olmak üzere, Irak'ın bütün sivil altyapısı
yok edilmiştir. Bağımsız bir ulus, planlı bir şiddetle yok
edilmiştir. ABD savaşlar açıyor ve Irak gibi uluslara karşı savaş suçları
işliyor. Ama ne yazık ki, bir çok Amerikalı bu konuda hemen hemen hiçbir
şey bilmiyor.

ABD'nin Irak'a büyük bir ölçüde ölüm ve yıkım getirmiş olduğunu Amerikan halkı bilmelidir. Her seferinde bir köy yada kasaba ABD güçlerinin saldırısına uğramakta ve sivil nüfusuyla birlikte tamamıyla yok edilmektedirler. Bu insanların tek suçu ise ülkelerinin işgaline karşı olmalarıydı. Bu gerçeğin , seçkinler ve onların suç ortağı olan
yaygın medya tarafından, Batının zihninden tamamıyla silinmesi ise
suçtur. ABD'nin işgale karşı küçük bir kitleye karşı savaştığı propagandası
yalandır. Sadece azınlık olan göçmen suçlular ve fanatikler ABD İşgalini desteklemektedirler. Iraklıların İşgale karşı olması, kukla parlementonun 100'den fazla üyesinin Haziran 2005'te "işgali sona erdirmeye" yönelik çağrıda bulunan bir mektup imzalamak zorunda bırakmıştı.
Maalesef, şiddet ve yıkım, ABD seçkinlerinin ve savaşı kışkırtanların
bir alışkanlığı haline geldi. 05 Ekim 2005 tarihinde, 'Fox News'in sahibi
O'Reily, Suriye Başkanı El-Esad'ı öldürmesi için ABD hükümetine çağrıda
bulundu: " Eğer Irak savaşında bize yardım etmezse, onun canını almalıyız."
Ne zamandan beri, bir "Süper Güç" yaklaşık 15 yıldan bu yana uluslar arası
terörün kurbanı olan savunmasız bir ulusun yardımına ihtiyaç duyuyor? Ünlü
bir Suriye televizyon sahibinin kamuoyu önünde, ABD Başkanının suikastını
savunabildiğini düşünebiliyor musunuz?
Suriye'ye yapılacak olan saldırı yeni bir saldırı savaşı olacaktır.
Alman Federal Anayasa Mahkemesi kararında da gösterdiği gibi, ABD ve
müttefikleri tarafından Irak'a yapılan bir saldırı BM Anlaşması 4. fıkra 4. maddesinde de belirtildiği gibiuluslararsı hukuku ihlal eden açık bir
saldırı savaşıydı. Buna ek olarak, Nuremberg Mahkemesi şunu açıkça
belirtmiştir; "Bir saldırı savaşı başlatmak sadece uluslararası bir suç
değildir bu suç kendinden önceki bütün savaş suçklarını kapsayan yeni bir savaş suçudur. Uluslar arası ve ABD yasalarını ihlal eden ve toplu katliama sebep olan işgal emrinin verildiğini gösteren açık kanıtlar vardır.
Başkan Bush, dini kullanıyor, çünkü bu onun halkı ustaca idare etmesini
sağlıyor. Eğer, Sayın Bush, Tanrının öğretileriyle bu kadar aşina ise , Tanrının
"kimseyi öldürmemelisin" dediğnide bilmiş olması gerekiyor. Tanrı, planlanmış bir saldırıyı, "Şok ve Korku terörü" aracılığıyla masum insanlarınj toplu olarak imha edilmesini savunmaz. Irak halkı, uluslar arası terörizme karşı kendilerini ve
ailelerini savunmaktaırlar.
Irak'ta artmakta olan ölü sayısına bir son vermek için Başkan Bush en
insaniyetli kararı vermeli ve Irak halkını, ABD baskısından
kurtarmalıdır. Özgürlüğe giden tek yol, ABD askerlerinin ve
işbirlikçilerinin bir an önce ve tamamıyla Irak'tan çekilmeleridir.

Yazar: Ghali Hassan
Çeviren: Suna Altun
Kaynak: www.globalresearch.ca
Ülkede Özgür Gündem