KÜTÜPHANE

 ABD'NİN KÜRESEL ÇEKİLMESİ SÜRÜYOR

KÜTÜPHANE

 ABD'NİN KÜRESEL ÇEKİLMESİ SÜRÜYOR

(kaynak:China Daily - tarih: 04.12.2005 )
Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD ekonomisinin gayri safi milli hasılasındaki %30'luk yükselmeye karşılık dünyanın en fazla borcu olan ülkesi olduğu herkes bilmektedir. Federal yönetimin hesaplarını inceleyen konunun en yetkili kişisi, mali denetçi David Walker'a göre ABD Devleti'nin kredi kuruluşlarına, emeklilere, kıdemli askerlere ve yoksullara 43 milyar dolarlık uzun vadeli taahhütü bulunuyor yani her bir ABD vatandaşına 145 bin dolar veya her tam mesai çalışan işçiye 345.000 bin dolar borç düşüyor.

Bu rakamlara kredi kartı veya Mortgage gibi kişisel borçları kapsamıyor. Son 3 yıldır konut kredileri %1 oranında seyrediyor, tasarruflar geçen yıla göre %1.8 oranında azaldı ve geçtiğimiz Ocak ayından bu yana %1 seviyelerine düştü. Son Ekonomik Büro Analizlerine göre %0'a kadar düşeceği tahmin ediliyor. 2000 yılında son 20 yıl içinde ilk defa konut kredilerinden elde edilen gelir %18 oranına yükselerek patlama yaptı. Kredi kartı borcu hane başına yaklaşık 7200 dolar seviyesine ulaştı.

Amerikan yönetimi borç batağını saıl finanse ediyor?
ABD'nin ticaret açığı GSMH'sının %6.5 oranında ve bütçe açığı gün geçtikçe büyüyor. ABD vatandaşları uluslar arası dolar kuru üzerinden gitgide daha fazla ithal ürünlere harcama yapıyor, ABD yönetimi açığı kapatmak için para basıyor. ABD'ye sattıkları ithal mallardan para kazanan diğer ülkeler kendi döviz rezervleri için ABD Hazine Bonoları satın alıyor.

Şu anda Japonya ABD yönetimine en fazla borç veren ülke ve Çin son birkaç yıldır en hararetli ABD Hazine Bonosu alan müşteri durumunda. Keza Hong-Kong'un döviz rezervlerinin büyük bölümü Amerikan doları bazında. ABD yönetimi geçen yıl 412 milyar Dolara ulaşan federal bütçe açığının %90'ını, almış olduğu bu yurtdışı borçlar ile döndürüyor. Federal bütçe açığının günde yaklaşık 2 milyar dolar hızıyla devam edeceği tahmin ediliyor.

Basitleştirmek gerekirse Amerikalılar sahip oldukları gelirin çok ötesinde bir yaşam tarzı sürdürüyorlar. Bush yönetiminin 700 milyar dolara mal olan ve her ay 5.6 milyar dolar artarak devam eden Irak'ta sürdürdüğü savaş yüzünden en az 3 kez vergi kesintisi yapması tüm bunların üstüne tuz biber ekti. ABD ekonomisi Japonya Merkez Bankasının kredilerine, Çin ve diğer ülkelerin ABD Hazine Bonolarına yatırım yapmasına ve faiz oranlarını kendi ülkesinde düşük tutmasına bağımlı durumda bulunuyor. Düşük faiz oranları Amerikan tüketicilerini ithal ürün almaya sevkediyor.

Her aklı başında ekonomist bu durumun kaçınılmaz bir çöküş olduğunu bilir. Geçtiğimiz günlerde iktidara federal bütçe açığı yüzünden git gide yükselen ticaret açığının ve emlak fiyatları patlamasının getireceği olası şoku gidermekte zorlanacakları yönünde uyarılarda bulunan ekonomislrden Alan Greenspan bunlardan biri. Şimdi iki endişesini daha eklemek zorunda kalabilir : Yükselen petrol fiyatları ve kasırga felaketleri

Birleşik Devletler şu anda gerçekten ekonomik, sosyal, siyasal ve uluslar arası anlamda büyük sıkıntılar içinde. Bush yönetimi New Orleans'daki Katrina kasırgası ve Houston'daki daha hafif Rita kasırgası ardından işleri yüzüne gözüne bulaştırdı. bu durum yıllara yayılan iç karışıklığı önüne katarak, halkın hükümete karşı memnuniyetsizliğinden dolayı patlak veren öfkenin zembereğinden boşalmasına neden olabilir. Her durumda uzun vadede düşük olan faiz oranları yükselecek, dünyanın en büyük zenginlik balonunun önümüzdeki 1-2 yıl içinde patlayacağına herkes şahit olacaktır.

İlerlemede geriye doğru sayım başladı, maliyet ve para politikalarında kısa vadeli önlemler alınmadıkça veya vergi politikalarında uzun vadeli reformlar yapılmadıkça hatta federal bütçenin tamamı yeniden programlanmadıkça hiç kimsenin bu kötü gidişatı tersine çevirmek için yapacağı bir şey yok. Bu kaçınılmaz olduğu kadar vahim durum, yeni ve tecrübesiz merkez bankası başkanının yönetimi altında vuku bulacağa benziyor. Felaket tellallığı yapmak istemem ama geleceği çok kötü görüyorum.

Şimdi meseleyi daha da sadeleştirmek için çeşitli ekonomistler tarafından dile getirilen endişeleri irdeleyelim :

Eğer dolar dibe vurursa ne olur? Stoklar bunu karşılayabilir mi? Emekli maaşları nasıl olur? Eğer faiz oranları yükselirse ne olur? Uzun vadelere yayılmış ayarlanabilir borç faizleri ile ev sahibi olanlar ne yapacaklar, Mortgage ödemelerini yapabilecekler mi?

Ödemelerini kredi kartı borçlanmaları ile yapan tüketiciler ne yapacak? Alış-veriş yapmayı mı kesecekler? Tatile çıkmayı mı bırakacaklar? Eğer tamamen iflas ederlerse ne olacak? Bu şekilde borcu olanlar için yeni uygulamaların etkisi bu yılın sonlarına doğru daha sert biçimde hissedilecek.

Ekonomisini güçlü tutmak için vergilere bağımlı olan iktidar verdiği sözleri tutabilecek ve vaatlerini yerine getirebilecek mi?

Ülke sıkıntı içinde olunca iyi haberler vermek gerekir. Halkın dkkatini başka taraflara çekmek için savaşlar başlatmak bile gerekebilir. ABD Çin hakkında ileri geri konuşacak veya kafa tutacak güce sahip olmadığından daha küçük ve daha zayıf ülkeler seçmek gerekir. Mesela İran gibi. Ayrıca bu 2020 yılına kadar çalkantılı dönemlerin içinden geçecek olan ve kişi başına düşen milli geliri 1000 ila 3000 dolar arasında seyreden Çin ile olan ilişkileri daha dostça bir çevreye sokacak ve Çin için "Stratejik fırsatlar dönemi"ni daha iyi kullanmanın önünü açacaktır.

Kısa vadede bütün belirtiler yalnızca ABD değil diğer tüm dünya ülkelerinin SARS'dan (kuş gribi) büyük acılar çekeceğini ve virüsten etkilenmemek için ekstra önlemler almaları gerektiğini gösteriyor.

Çok uzak olmayan bir gelecekte tüm ülkelerin Merkez Bankaları ve kurumsal yatırımcıları dolar fiyatlarını ve ABD Hazine Bonosu fiyatlarını düşüreceği bir gerçektir. Örneğin Asya Merkez Bankalarının aktif varlıklarında 2 milyar dolarlık satılmamış ABD Hazine Bonosu rezervi olan Güney Kore gibi ülkeler dolar fiyatlarını düşürünce ekonomi çökecek. Birden düşen dolar fiyatları ABD'de ani bir enflasyona sebep olacak ve federal yönetimi faiz oranlarını yukarıya çekmeye zorlayacak.

Enflasyondaki dev yükseliş şiddetli bir iktisadi durgunluğa sebep olunca belki de ABD'de buhran çıkmasına neden olacak. Bu ülkelerin ABD'ye olan ihracatları duracak tıpkı bir ateş topu gibi küresel ekonomik altüstler şeklinde yayılacak.

Bu panik sonrasında sadece Çin Merkez Bankası ve Hong-Kong mali otoriteleri değil herkes zarar görecek. Bu ülkeler ABD'nin en büyük kredi kaynağı ve bir numaralı ihracat pazarları durumunda. Çin'in son kur ayarlama zamanlaması çok yerinde oldu ve artık Hong-Kong doları ile ilgili bir şeyler yapmamız gerekiyor. Aynı zamanda Çin'in iç tüketimi arttırmak ve hızla pazarını çeşitlendirmek için büyük ABD balonunun patlamasından önce özel çabalar sarf etmesi gerekiyor.

Kaynak: www.chinadaily.com.cn
Çeviren: İnci Çakır