2

ocuktan Soylu - Vahşiye


 

2

ocuktan Soylu - Vahşiye


 

Gu!

İğren, tiksinti verici Kar-adam.

Disney'in dayanak noktası, yarattığı dnyanın doğal, olağan olduğu ve ocuğun doğasını yansıttığı dşncesidir. Kadın ve ocukları betimlemesi, bu szmona nesnelliğe dayanır. Oysa grdğmz gibi, eline dşen her canlının doğasını amansızca arpıtır.
 

Disney dnyasının hayvanlarla dolu olması bir rastlantı değildir. Hayvansal zellikler karakterlere bir masumiyet kazandırırken doğa da karmaşık toplumsal ilişkileri tmyle kaplar ve belirler. ocuğun, nceleri hayvanların sezgisel ve oyun dolu yanlarını algılamaya ve benimsemeye yatkın olduğu doğrudur. Bydke, olgun hayvanlarda kendi evrimindeki bazı zellikleri kavramaya başlar. Bu hayvanlar gjbi kendisi de başlangıta rneğin konuşamamakta, drt ayak stnde emeklemektedir. Bylece hayvanlar evrende ocuktan aşağı, ocuğun ovucunun iine alabileceği ve istediği gibi oynatabileceği tek canlı tr olarak grlmektedlr. (*) Hayvanların dnyası, ocuğun yaratıcı hayal gcnn rahata hareket edebileceği alanlardan biridir. Bu bakımdan birok hayvan filmlerinin byk pedagojik değeri olduğu, ocuğun duyarlığını ve duygularını geliştirdiği su gtrmez.
 

Hayvanların kullanımı kendi başına iyi veya kt değildir; nemli olan bu işin nasıl yapıldığıdır. zerinde durulması gereken, hayvanların temsil ettikleri varlığın niteliğidir. Disney hayvanlardan, ocukları zgrlğe kavuşturmak iin değil, tuzağa dşrmek iin yararlanır. Kullandığı dil hilelidir. ocukları, hareket ve yaratma zgrlğne sahip grnen bir dnyaya davet eder; ocuklar bu dnyaya korkusuzca dalarlar ve istedikleri gibi oynayabilecekleri, kendileri kadar sevgi dolu, gvenli, sorumsuz ve hi bir şekilde ihanet etmeleri sz konusu olmayan varlıklarla karşılaşırlar. Fakat izgi-hikyenin etkisi ile iyice sarhoş olduktan sonra, arkalarındaki kapı kapanıverir. Ve bu yaratıklar aynı hayvansal biimleri ve aynı glmseyen maskeleriyle birden, korkun canavar insan tiplerine dnşrler.
 

Fakat iş, hayvanların gerek doğasının saptırılmasıyla ve fizik grnmlerinden yapay bir şekilde yararlanılmasıyla (ki bu yola kadın ve ocuk doğasının arpıtılması amacı ile de baş vurulur) bitmiyor. Disney'in doğaya sarılması, kknden ahlksız ve sulu olarak algıladığı dnyanın ahlklılığını ve susuzluğunu kanıtlamaya abalaması onu garip abartmalara srkler.
 

Btn karakterleri doğaya dnmenin zlemi iindedirler. Bir blm kırlarda ve ormanlarda (Vakvak Nine, Sincaplar, Kk Kurt'lar), fakat oğunluğu, tkenmeyen bir doğa isterisi iinde kentlerde yaşamaktadır. Olayların nemli bir blmnn kentte ya da kapalı ortamlarda gemesi aslında, kent yaşamının anlamsız ve korkun niteliğini vurgulamaya yneliktir. Hava kirliliği, trafik sıkışıklığı, grlt, toplumsal gerilimler (ki bunlara komşu kavgaları da dahildir) olduğu kadar kendini her an hissettiren brokrasi ve polis gibi olguları konu alan hikyeler boldur. Kent, insanın kişisel yaşamını denetleyemediği bir cehennem şeklinde izilir. Servenden servene karakterler nesnelere bulaşmış, nesneler iinde boğulmuş hale gelirler. Bir kez Vakvak alışveriş sırasında bir patene takılır ve kent boyunca arpma, arpışma, dşme, havalanma trnden delicesine bir akrobasi faciası yaşar; bu arada ağdaş kent yaşamının btn sefaletine tanık olur: p bidonları, arap saına dnmş caddeler, yol tamiratları, başıboş kpekler, hayatı kaymış postacılar, insan plğne dnmş parklar, polis, trafik kontrolleri, engelin her trls, arpışan arabalar, insanların paasına yapışan tezghtarlar, nakliyat kamyonları ve lağımlar!: her yerde sefalet.

(*) Disney ocukların onaylayıcı tutumlarından yararlanarak, hayvan dn yasını askcrleştirerek ve sınıflandırarak bu biyolojik stnlk ilişkisini smrme fırsatını kaırmaz.

 

Bu istisnai bir olay dizisi değil. Kentin bu felket piyangosundan başka şeyler de ıkabilir: şekerler, kayıp bir bilet, yahut başka harika bir alet. Macera dolu bu srnmenin bir yerinde yaratıcısının elinden kaan efsanev robot Frankeştayn irkin başını ıkarıverir. Vakvak, ağır trafiğin homurtusundan, acı fren ve korna seslerinden kurtulmak ve uyumak iin tek are olarak evinin nndeki yolu kapadığında, kent denen canavar sinirleri trplemenin son haddine varmıştır. Bu kez polis ceza keser. Vakvak karşı koyar: Yolu kapamak iin yazılı bir yetkim yok biliyorum ama, rahat bir uykuya hakkım var sanırım. Yanılıyorsun diye szn keser polis. Bunun zerine Vakvak gerekli yetkiyi bulmak zere delicesine bir ava ıkar: nce karakoldan polis şefinin evine gider, sonra da, ancak kent meclisinin onayladığı emirleri imzalayabilen belediye başkanına (yasak ve sınırlamalarla dolu olan brokratik dnyanın katılığı dikkat ekicidir). Vakvak, kendi sokağında, oturanların tekmil imzaladığı bir dilekeyi meclise getirmek zorundadır. Bylece btn mahalleyi keşfe koyulur. Barış yolundaki mcadelesinin tm mahallenin ıkarına olduğunu kimseye anlatamaz, kendisini dinleyecek, destekleyecek tek bir kul bulamayıp sopa, yumruk ve kurşunlarla kovulur: bir arabayı izmiştir; elli dolar ceza demek zorundadır; tek bir imza iin Miami'ye gidecektir. Uzun uzun aradığı komşusunun eve dndğn duyunca bayılır, fakat anında otelci tarafından ayıltılır: Beyfendi, halı zerinde bir geceliğine uyumanın otuz dolar olduğunu bilgilerinize sunarım. Başka bir komşu ise avukatına danışmadan imzalamayacaktır dilekeyi. (Bir yirmi dolar daha Vakvak'ın cebinden). Muhterem bir yaşlı hanım imzalarken bu kez de bir kpek tarafından ısırılır Vakvak Amcamız. İmzalayacak olan bir başka kişiye de gzlk olmak zorundadır ( yz dolar, nk adam gzlklerden altın erevelisini beğenmiştir). Ve nihayet gzlkly bir şeleye kadar kovalaması ve malm akrobasi faciasına girmesi gerekir suya dşer, dllekeslnln zerindeki mrekkep silinir. Llsteyi yeniden hazırlar (geceleyin azıcık bir uyku btn bu  ektiklerine değer), ancak kent meclisinin bu konuya ilişkin yirmi yıl aıklama yapamayacağını ğrenir. Yıkılmış bir vaziyette, yeni bir ev alır fakat burada da şansı yaver gitmez: meclis, talebini dikkate alarak, trafiği eski sokağından, şimdikine kaydırmaya karar vermiştir Kıssadan hisse: hi bir şeyi değiştirmeye kalkışmayın. Neyiniz varsa onunla yetinin, nk... beterin beteri var...!!!

 

Kadere karşı ıkmanın yararsızlığını gsteren bu izgi-hik-ye trne ve Disney tarzı toplum eleştirisine ileride yeniden dneceğiz. Ancak burada kentin kbusane ve rmş niteliğinin altını izmek gerekliydi. nk bu, bir bakıma, doğaya dnş dşncesini kamılamaktadır. Byk kent mekanik bir yatakhane ya da bir para kasası şeklinde dşnlmektedir. Kent, dışına kaılması gereken, faaliyetlerin, uygulamaların srp gittiği bir str. Denetlenmesi olanaksız, varlığı anlamsız bir teknoloji faciasıdır kent.

 

te yandan, kırda yle bir barış ve sessizlik hkm srmektedir ki ancak istenildiği zaman bozulabilir. rneğin, Gus Goose, kırların saf Vakvak Nine'sini kentte birka gn geirmeyi ikna etmek amacı ile, evreye zel olarak sivrisinek, arı ve fare srleri salar, yangın ıkarır, baheye debelenen bir inek salar. Nine btn bunlardan memnun olur. nk bylelikle modern kent yaşamının uygunsuzluklarına tahamml etmeye alışmıştır.

 

Kent insanı, ancak teknolojinin tm pisliklerinden arındıktan sonra kırlara ulaşabilir: vapurlar paralanır, uaklar paralanır, roketler alınır. Cennet'e gitmek iin Sırat Kprs'nden gemek gerekir. Kır yaşamına sokulacak herhangi bir ağdaş alet, insanın başına bel olmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Cehennemi Kova (ismin din havası dikkate değer) adlı bir hikyede Vakvak'ın btn tatili bu basit ara yznden berbat olur. Bir başka hikyede de, minik rdek izciler Alim Mucit'ten yağmur fırtınasını durduracak bir şey icat etmesini istedikleri zaman, ormanın kuru kalmış kk bir aıklığı birden kalabalıklasın kente zg tm gerilimleri ieren bir kent msveddesi haline gelir. Biri insan doğayı pek zorlamamalı galiba der. Bir başkası ekler: evet, sonunda fazlasıyla detiyor insana..

 

stn kr bir tahlil, bizi bu hikyelerin sadece basit bir kaış mekanizması oldukları sonucuna gtrr ki bu, akl ve fizik sağlığını korumak iin eğlence ve fanteziye ihtiya duyan bir toplumun kitle kltrnn gvenlik subapı işlevini grr-. Pazar ğleden sonraları parkta gezinti, dağda bir hafta sonu tatili ve geen yıllık tatilin zlemi trnden bir kaış. ocuğun srekli bir tatil iinde olduğunu dşnenlerin bu tasasız yaşama uygun bir yer olarak kırları bulmaları şaşırtıcı değildir.
 

Eğer btn bu hikyelerin kahramanları tamamıyle boş ve meskn olmayan yerlerde dolaşsalardı belki o zaman bu kaış tezi her şeyi anlatmaya kfi gelirdi. Eğer maceralar tertemiz, pisliğe bulaşmamış bir doğada geseydi, ilişkilerin sadece insan ile cansız madde arasında kaldığı varsayılabilirdi. Yerliler olmasaydı, nceki blmde incelediğimiz insan ilişkilerinin dışına da ıkılmamış olunacaktı. Ama durum hi de yle değil. Basit bir istatistik verelim: İncelediğimiz yz dergiden aşağı yukarı yarısı (% 47'si) başka kıtalardan gelme, başka ırklardan varlıklarla karşılaşan kahramanlarla dolu. Başka gezegenlerden gelenleri kapsayan hikyeleri de hesaba katarsak, yukardaki oran yzde elliyi bir hayli aşar. Verdiğimiz rneklere yeryznn en cra kşelerini ieren hikyeler de dahildir.
 

Yeryznn bu cra kşelerinde, rdekkent'ten uzak, can sıkıntısından kurtulmak isteyenleri, hazine ve heyecanlı dakikalar peşinde koşan maceraperestleri akla hayale sığmaz, acayip yaratıklar beklemektedir.
 

Fakat dnyayı karış karış dolaşan bu maceraperestlerin zararsız macera ve gezip-grme arzusu altında bilinmeyen uzak diyarlara gitmek ve dnerken de yanlarında, yaşayan gerek bir vahşiyi getirmek heyecanı alev alev yanmaktadır. Ve işte şimdi size bu agzl gezginlerin seyahat el kitabından bazı alıntılar. (*)
 

1.         KİMLİK: İlkel. Bunları iki gruba ayırabiliriz: birincisi tamamen barbar, (hl taş devrindeler) Bunlar Afrika, Polenezya, Brezilya'nın Ekvator'un veya ABD'nin cra kesimlerinde yaşarlar; teki grup ok daha gelişmiş ama bozulma hatta yok olma yolundadır. Bazen bu ikinci grup eski bir uygarlığın mirascısıdır ve onun btn izlerini taşır. Gruplardan hi biri teknoloji ağına ulaşmış değil.

2.         YERLEŞME YERLERİ: Birinci grubun kent merkezleri yoktur. Yerleşme merkezleri topu topu beş on kerpi kulbeden ibarettir. İkinci grubun yerleşme merkezleri kasabalardır. Ancak bunların da her tarafı yıkık dkktr. Yanınıza bol miktarda film almanızı tavsiye ederiz, zira her şeyden ama her şeyden folklor ve fantezi fışkırıyor.

3.         IRK: Beyaz'ın dışında diğer btn ırkları bulabilirsiniz. Renkli film almanız şart zira yerliler bir renk tablosu halindeler. Aralarında en koyu siyahtan sarıya, stl kahveye, kırmızımtrak kahverengiye ve o Kızılderililere has, gzelim aık portakal rengine kadar her trl tonları bulabilirsiniz.

4.         BOY-POS: Tele ve geniş-aı objektiflerini sakın unutmayın. İkisi de size lazım olacak. Muazzam birer kas yığını halinde dev csseli kaba saba yerlilerin yanı sıra bir karış boyunda cceler de vardır. Ltfen stlerine basmayın; zararsızdırlar.

5.         GİYİM-KUŞAM: Eğer soylu atalarının asıl kıyafetlerini giymiyorlarsa sıradan bir bez parasını elbise diye kullanmaktadırlar. (Yaşayan ln yaratıcısı Disney dostumuz bu durumu dile getirmek iin Yaşayan Mze deyimini yakıştırmakta sanırız zorluk ekmezdi.)

6.         CİNSEL TRELER: Doğanın garip bir cilvesiyle bu lkelerde sadece erkekler mevcuttur. Dişinin izine rastlamanız mmkn değil.

(*) Alıntılarda National Geographic'te ve de Reader's Digest'te (Trkiye de Btn Dnya adıyla yayınlanmaktadır, .n.) yayınlanan Seyahat Et menin ve Zengin Olmanın Yolları adlı yazıdan yararlanılmıştır.

 

Polenezya'da nl kadınlar dansı bile erkek cinsine kalmıştır. Ancak Franestan'da bir prensesin varlığını keşfettik ancak onu grmemiz nasip olmamıştır. Zira hi bir erkek ona yaklaştırılmıyordu. Bu vahşilerin nasıl redikleri henz ye-terince aıklanmış değildir. Fakat gelecek sayımızda bu soruya bir cevap bulabileceğimizi umuyoruz nk Uluslararası Para Fonu, bu dişi cinsin remesini engelleyen son derece etkili doğum kontrol aracının anlaşılması iin nc Dnya'daki nfus patlaması incelemelerini finanse etmektedir.

7. MANEVİ NİTELİKLER: Hepsi ocuk ruhludur. İlkeller arkadaş meraklısı, rahat, saf, mutlu ve gven dolu kişilerdir. Ama kızdıkları zaman hemencecik sinir krizleri geirebilirler. Buna rağmen onları yatıştırmak hatta hatta kandırarak olayı tmyle unutturmak ok kolaydır. Yanına birka oyuncak alan akıllı bir turist byk bir rahatlıkla onları birka elmas parasıyla takas edebilecektir. Vahşiler olağanst derecede dışa aıktır. Her trl hediyeyi kabul ederler, ister sanat eseri olsun, ister para, ister başka herhangi bir şey; yeter ki hediye paketi iinde verilsin. Byle sunulduka kabul etmeyecekleri şey yoktur. Kendi hazinelerine karşı ilgisiz ve cmerttirler. Şımarık ve din ahlk yoldan uzaklaşmış genlerle uğraşmaktan bıkmış usanmış kilise zevatı Hıristiyanlığın henz el değmediği bu vahşileri doğru yola getirerek eski tatlı misyonerlik gnlerinin tadını ıkarabilir. Vahşiler her trl maddi şeyden arınmak isterler HER ŞEYDEN, HER ŞEYDEN. Onlar bitmez tkenmez zenginlik kaynağıdırlar ama bundan yararlanamıyorlar. Batıl inanları oktur, hayalleri gldr. Ukallık olmadan şunu rahatlıkla syleyebiliriz ki bunlar, Kristof Kolombo'un, J. J. Rous-seau'nun, Marko Polo'nun, Richard Nixon'ın, William Shakes-peare'in ve Kralie Victoria'nın sık sık szn ettikleri tipik soylu vahşi'lerdir.

8.         EĞLENCELER: İlkeller şarkı syler, dans ederler; bazen de değişiklik olsun diye devrim yaparlar. Beraberinizde getirdiğiniz herhangi bir mekanik aracı (telefon, saat, silah) bir oyuncak gibi kullanmaya yatkındırlar.

9.         DİL: Yoruma gerek yok. Hemen hepsi iyi rdeke konuşur. Eğer yanınızda kk bir ocuk varsa hi bir endişeniz olmasın, gırtlaktan ve ocuk gibi konuşan yerlilerle ok iyi ahbaplık edecektir.

10.   EKONOMİK TEMEL: Ancak gnlk ihtiyalarını karşılayacak trden dar bir ekonomik dzenleri vardır. rnleri, koyun, balık ve meyvedir. Bazen bu rnleri satarlar. Fırsat bulduka Turistlere satmak iin eşyalar retirler. Sakın satın almayın, nk kk bir hileyle onları bedavadan elde edebilirsiniz. Vahşiler son derece toprağa bağlıdırlar. Bolluk her yerde hkm srmektedir. retmeye ihtiyaları yoktur. Aslında bunlar birer rnek tketicidirler. Mutluluklarının kaynağı da herhalde alışmıyor olmalarıdır.

 

11.         SİYASAL YAPI: İşte turistin en hoşuna gidecek taraf budur: Barbarlarda doğal demokrasi vardır. Herkesten daha eşit olan kral dışında herkes eşittir. Bu durum insan haklarını anlamsız kılmaktadır. Yrtme, yasama ve yargı yetkileri hepsi bir arada bir kişide topludur. Oylama ya da gazete gibi şeylere de gerek yoktur. Kıyaslamamıza izin verilirse her şey tıpkı Dis-neyland'daki gibi paylaşılmaktadır ve bir kral unvanı dışında (Disneyland'da bir general neyse ilkellerde de kral odur) bir hak ya da otorite yoktur. İşte barbar ilkelleri, kltr eski ve bozulmuş olan, sınırsız yetkiye sahip ama her an devrilebilme korkusu iinde yaşayan bir kralları olan ikinci gruptan ayıran bu demokrasidir. Allahtan kralın, kulları ilgin bir zaaf gstermektedir-, monarşiyi  srekli olarak yeniden kurmak isterler.

12.         DİN: Yoktur, zira bir Kayıp Cennet'te ya da kıyamet ncesi bir Cennet Bahesinde yaşamaktadırlar.

13.         ULUSAL AMBLEM: Pelte vcutlu hayvanlar familyasından bir yaratığın resmi.

 

14.          ULUSAL RENK: Lekesiz, saf beyaz.

15.          ULUSAL HAYVAN: Siyah olmayan koyun, tabi kaybolmadıkları srece.

16.          BYSEL ZELLİKLER: Orada bulunma şansını hi bir zaman ele geirememiş olanlar iin bu, herhalde meselenin en nemli ve en zor yndr. nk by soylu vahşinin zn temsil eder ve niin geri kalmış bir ortam iine yerleştirildiğini ve ağdaş toplumun mcadelelerinden kopuk tutulduğunu gsterir


 

Madem bu dnyada  Kızılderililer ve el değmemiş, ayak basmamış blgeler vardır, aynı şekilde maneviyatın ve masumluğun dokunulmamış blgeleri neden olmasın? Bu maneviyat ve masumluk ise sanayileşmiş toplumları değiştirmeden    insanlığı koruyacaktır.  Dirilişin, kişiliğini bulmanın ta kendisidirler. 17. CENAZE MERASİMLERİ: Asla lmezler. Dikkatli  bir okuyucu, soylu vahşi ile ocuk denilen teki vahşi arasındaki benzerlikleri  hemen fark edecektir.    Nihayet Disney'in evreninde masum barbar kılığına brnmş gerek ocuğa  rastlıyoruz. Az  gelişmiş  blgelerin  cehalet  bataklığında debelenen, toplumsal aıdan gelişmemiş insanlar ile yaşından tr gelişmemiş olan ocuklar arasında bir paralellik yok mudur acaba? Bu iki grup, byye yatkınlık, masumluk, saflık gibi zellikleri paylaşmazlar mı? Her iki grup da yetişkinlerin gc ve hilekrlığı karşısında aynı derecede savunmasız değil mi?

 

Kendine hayran ana-baba tipi tarafından ve onun iin hazırlanmış izgi-hikyelerde ocuk okuyuculara ynelik bakış aısı ile gelişmemiş nc Dnya yetişkinine ynelik bakış aısının aynı olduğu grlr. Ancak soylu vahşimiz teki ocuklardan bir bakımdan farklıdır: yetişkin değerlerinin kk bir kopyası değildir. Kk kent zevatının (Sincaplar, Kk Kurt, Bongo ve rdekkent'in teki vatandaşları) sahip olduğu zek, beceri, disiplin, ansiklopedik bilgi ve teknolojik hnerlerden yoksun olan ilkel, yetişkinler dnyasına giden yolu bulmaksızın, izgi-hikyelerde ele alındığı şekliyle ocukluk zelliklerini (masumluk, cehalet, vs.) kazanır.

 

İşte burada işler etrefilleşir, sis basar evreyi. Kim kimdir, ocuk nerede ve ne zaman yetişkin, yetişkin nerede ve ne zaman ocuktur, anlaşılmaz.

 

Eğer vahşinin gerek bir ocuk olduğunu kabul edersek, rdekkent'in kk sakinleri neyi temsil etmektedirler? Arala-I rındaki farklılık ve benzerlikler nedir?

 

Kent ocukları sadece grnrde ocukturlar. Bunlar bir ocuğun şekli-şemaline. başlangıtaki bağımlılığına, szmona saflığına, okul sorumluluklarına ve bazen oyuncaklarına sahiptirler. Fakat grdğmz gibi aslında, yetişkinlerin hatalarını yetişkinlerin mantığı ile yargılayan ve dzelten bir gc temsil ederler. Vakvak'ın yeğenleriyle didiştiği kırk iki hikyeden otuz sekizinde haklı olan taraf, yeğenlerdir. Sadece drt hikyede (rneğin, Dolandırıcılar Dolandırılıyorda) kkler yetişkinv-ri tutumlarının dışına taştıkları ve ocuk gibi hareket ettikleri iin

gereğince cezalandırılırlar. Otuz yknn hi birinde ise iri. kt, kara ve irkin bir babası olan Kk Kurt'un hata yapması mmkn değildir; o babasının ğretmenidir. Babası zaaflarına kapılıp da su işlemeye yneldiği anda hemen Kk Kurt ona engel olu-verir.   Bu  lzgi-hikyelerde gzken tek gerek baba tezimizi bir daha doğruluyor: Disney'in yetişkin değerlerince meşru sayılmayan bu serseri her zaman iin alay konusu olacaktır. Aynı derecede ilgin olan, Haylaz'ın doğal babasının ismidir: Serseri. Fakat Haylaz'ın gerek babası, ona sahip olandır. Yirmi servenden  on sekizinde  Sincaplar yetişkinlerin  (Vakvak,    Byk Hain Kurt, Ayı Ağabey, Tilki Ağabey, Eşek Ağabey) yanlış ve namussuzluklarını alaya  alırlar. teki   iki  hikyede  de  yanlış davrandıkları  iin  bir araba sopa yerler. Gus ve Jak,  Bongo, Peter Pan her zaman haklıdırlar. Gufi, ocuk ağzından ıkan yetişkin kızgınlıklarına ve ğtlerine hedef olan en belirgin rnektir: her zaman yanlışlar iindedir, zira yetişkinlerin zihinsel olgunluğuna sahip değildir.  Fakat kişiliğinde hem ocuk hem yetişkin zelliklerinin  en iyi  şekilde bir araya geldiği  yaratık, Disney'in ilk rn ve baş oyuncusu Miki Fare'dir. İşte bu minyatr yetişkin, bu ocuk hafiye, yargılarında dzenli, kişisel alışkanlıklarında dzensiz şvalye Disney'in okuyucularına iletmek istediklerinin en başarılı sentezi ve simgesidir.

 

Ancak teki karakterler devreye girince sz konusu sentez bozulur: ocuğun yetişkinin yerini aldığı dngsel bir yapı ortaya ıkar.

Bu yapıyı keşfeden Disney değildir. Araştırmacılar baba ile oğul arasında devresel bir simetrinin geleneksel halk masal ve efsaneler yapısında var olduğunu saptamışlardı. Masalların temel ğelerinden biri kk oğul,  kk zeki   kardeş, yaratıcı beyinle baba otoritesini kırabilen ailenin en kk oğlu vb. ol-puğunu hatırlatalım.

ocuğun brndğ yetişkin roln saptadığımıza gre artık vahşilerin bu dnyadaki yerlerini daha iyi kavrayabilecek duruma geldik demektir.

 

Vahşilerin değişmez rolleri, ocuk biimine girmiş yaratıkların bıraktıkları boşluğu doldurmaktır. Tıpkı bu ocuk grnml yaratıkların yetişkin kılığına girmiş mahlkların sorumsuz hareket ettiklerinde ortaya ıkan  boşluğu doldurmaları gibi.

 

Şu halde iki tr ocukla karşı karşıyayız: Kent'te yaşayan zeki, hesaplı, becerikli ve stn yaratıklarla, nc Dnya'nın samimi, saf, aptal, mantıksız ve dzensiz mahlkatları. (Aralarındaki fark tıpkı Kovboylar ile Kızılderililer arasındaki farka benzer). Birinciler ruhtur, candır, beyindir, dşnce ve yaratma alanı iindedirler; ikinciler ise beden, et-kas ve yağ yığınıdırlar, hi bir anlamı olmayan maddedirler. Birinciler, geleceği ikincilerse gemişi temsil ederler. Şimdi kent ocuklarının, ocuka davranan yetişkinleri srekli olarak neden devirdiklerini kolaylıkla anlayabiliriz. Aslında bir değişmeden ya da daha doğrusu bir yer değiştirmeden ibaret olan bu devrilme gerek değişmeyi nlediğinden meşru ve gereklidir. İşte bu yoldan her şeyin eskisi gibi devam etmesi sağlanmış olur. Kurallar değişmeden devam ettiği srece bir kısmının yanlış olmasında pek byk bir sakınca yoktur.

 

Uygarlığın idealleri konusunda kent insanlarının, ister ocuk olsun ister yetişkin, elikten birliği ve doğa ile mcadele ederken gsterdikleri olgunluk ve teknik hner rdekkent'te yetişkinlerin değer sisteminin egemen olduğunu kanıtlar. o-cuk-vahşilerin eleştirme olanakları yoktur; bunun iin de kentin hantal, hi bir esnekliğe sahip olmayan yabancılar yığınlarını meydana getirirler. Yrenin eski sakini (yerli) sonradan gelenin (istilcı) stnlğn kabul etmekten ve topraklarıyla tm zenginliğini ona bırakmaktan başka ıkar yola sahip değil. Bu insanlık ncesi yaratıklar drt yanı tecrit edilmiş meknlarda yaşamaya mahkmdurlar. Vahşiler aslında yetişkin değer sisteminin ne ıkması iin bir bahane olan rdek yeğenlerinkine hi mi hi benzemeyen bir ocukluk iindedirler. Daha doğrusu buna ebedi bir bebeklik durumu diyebiliriz. Bu yaratıkların doğal erdemi, tek biimli ve değişmezdir, zamanın başlangıcıyla sonunu, kıyamet-ncesi ve mahşer-sonrası Cenneti, iyiliği, bir-lik-eraberliği, sabrı, neşe ve masumiyeti temsil ederler. Soylu vahşinin varlığı, ocuk yeğenler byynce boşalacak olan yerleri dolduracak yaratıkların bulunmasının bir garantisidir.

 

Kent genleri stn değerlerle yoğrulduka, yetişkinlerin ocukta takdir ettikleri zelliklerin oğunu kaybederler. Zek ve kurnazlık, yetişkinlerin karabasanlarını saf ve ssl dşlere dnştren geleneksel temiz ocuk imgesini tehdit eder. ocukların kk hileleri, oyun olarak kabul edildiği halde gene de seks ve paranın tesindeki mkemmel dnya (kurtuluş dnyası) imgesini karartır. Baba, ocuğunun kendisinin bir yansıması, bir imgesi olmasını arzular; kendisi ile elişmeyen bir ocuk aracılığıyla     lmszleşmeye abalar (ve  tıpkı Disney'in karton kahramanlarına yaptığı gibi ocuğunu tekeline alır. ) o_ cuğunuj kendi kafasındaki uysal ve itaatkr ocuk tipine uymasına zorlar. İsteği ocuğunu belleğindeki fotoğrafta tıpatıp ben zetmek ve o fotoğraf gibi hareketsiz kılmayı, dondurmayı becermektir. Tok arzusu ocuğu bydğ zaman sonunu istenilen şekilde devam ettirsin ve gemişe sımsıkı bağlı kalsın.
 

Bylece ocuk okuyucunun nnde iki seenek vardır: ya yetişkinlere zg kurnazlığı benimseyip dzenbazların, maska-ra!arın, şarlatanların yolundan gitmek, dl peşinden koşmak ve yukarılara tırmanmaya abalamak ya da olduğu yerde sayan ve hi bir şey kazanamayan soylu vahşinin izinden yrmek. ocukluktan ıkmanın tek yolu, daha nce yetişkinler tarafından saptanmış ve masumiyetle sezgisel zelliklerin donattığı yolu izlemektir. Evet tek yol budur evldım.

 

Bu ayırım mistisizm ve metafizikle yoğrulmuş değildir. Saflık  arzusu dini sayılabilecek  bir selmet ihtiyacından doğmaz. Sanki baba kendi ve varisi zerindeki egemenliğini srdrmek istemiyor gibidir. Oğlunun kendinden başkası olmadığını sezen baba isel baskının aığa ıktığı anda kendini bu baskının hem znesi hem nesnesi durumunda hisseder. Bu durumda kendinden kamak, iinde bulunduğu cehennemi emberi kırmak iin dşnce ve duygu alışverişinde sulu hissetmeyeceği ve dolayısıyla rahata .kutuplaşabileceği birini arar. Bu tr bir ilişkide ise  kimin ezen kimin ezilen olduğu da aıka ortaya ıkar ki asıl anlamak istediği de budur. Oğul gven iinde byr ve babasının değerlerini benimserken asla değişmeyen ve karşı koymayı bilmeyen teki ocuğu yani soylu vahşiyi ezmeye devam eder. Kendisiyle ve oğluyla olan marazi atışmadan kamak iin teki zararsızmasumsoylu vahşi ile sadiste bir ilişki kurar.   İşte  bylece  baba     oğluna    değişmezliği    alabildiğine memnun edici bir dnya   bahşetmektedir:    Sadece ve sadece kendi değerlerinin geerli olduğu ve de şikyet etmeden, yakınmadan  her şeyi kabullenen iyi huylu  vahşilerin bulunduğu bir

dnya.

Fakat artık, zmlememizin kısır bir tartışmaya dnşmesini istemiyorsak aile yapısının sınırları dışına ıkmamızın zamanı gelmiş demektir. Bu baba-soylu vahşi ilişkisinin ardında gizlenen başka bir şey yok mudur acaba?


 

Soylu-Vahşiden nc Dnya'ya >>>